- Ana Sayfa »
- WELG - ÖZEL »
FİRİK DEDE: Bir Asrın Direnişi ve Sessiz Çığlığı
Tarih: 10-07-2025 08:32:48Sabri Karaman yazdı
WELG - ÖZEL | Dersim’in mazlum tarihinde yer etmiş isimsiz kahramanlardan biri olan Firik Dede, bir ömrü sürgün, acı, direnç ve sessizlikle geçirdi. 1926 yılında babasıyla birlikte Erzincan’a, Beyler Köyü’ne taliplerine cem tutmaya gittiğinde, başlayacaktı onun yaşamı boyunca peşini bırakmayacak olan zulüm zinciri.
Cemden Tutuklamaya: Devletle İlk Karşılaşma
Bir ihbar sonucu kaldıkları ev basıldı. Baba oğul gözaltına alındı. Talipleri, “Biz çağırdık, elimizle teslim ettik,” diyerek vicdan azabıyla çalmadık kapı bırakmadılar. Sağır oğlu Mustafa Bey’in kefaletiyle, “bir daha cem tutmamak” şartıyla serbest bırakıldılar.
Ama onlar inançlarından vazgeçmediler. Gizli gizli cem yapmaya devam ettiler.
Xızır Cemi ve Bir Keçi Karşılığında Özgürlük
1933’te Ovacık’ın Çaxperi Köyü’nde Xızır Cemi’ni yaparken yine ihbar edildiler. Sırrı Yüzbaşı’ya kelepçeli şekilde teslim edildiler. Pirlerine sahip çıkan halktan Kurno İbrahim, pazarlık yaptı: 15 kilo bal, bir teneke yağ, bir kısır keçi ve 20 kilo peynir karşılığında Firik Dede ve babasını kurtardı.
İhanet, Tutuklama ve İşkence
1937’de arananlar listesine girdi. Hozat Zankirek muhtarı olan amcası Çıla’dan kendisini teslim etmesi istendi. Çıla reddedince ailesiyle birlikte kurşuna dizildi. Bu ihanetle yıkılan Firik Dede, Zankirek'e koştu ama geriye sadece Çıla’nın kaynı kalmıştı.
Aynı gece bir milisin ihbarıyla yakalandı. Üst aramasında Seyit Rıza’ya ait bir mektup bulundu. İçeriği çözülemeyen mektup yüzünden günlerce işkence gördü ama konuşmadı.
Sürgün Yerine Munzur’un Altında Mahzen
Babası, oğlunu kurtarmak için devreye girdi. O dönem zalimliğiyle bilinen Tacim Yüzbaşı gitmiş, yerine daha ılıman biri olan Şevki Yüzbaşı gelmişti. Onun inisiyatifiyle Firik Dede, sürgün kafilesine dahil edilmek üzere serbest bırakıldı.
Ancak baba-oğul kaçtı, Munzur kenarında gizli bir mahzene saklandılar. Bu mahzenin yerini kimse bilmedi; koruyucuları Mahmut Ağa bile ailesine söylemedi.
38 Bitti Ama Acı Bitmedi
Yıllarca bu mahzende gizli yaşadılar. 1941’de genel af benzeri bir uygulamayla yerlerine dönmeleri mümkün oldu. Ancak Firik Dede artık başka biriydi. Sazı hâlâ elindeydi ama kılamları daha hüzünlüydü:
“Efendim efendim, âşıklar derdine derman efendim…”
“Kendi Gerçeğine Sadık Kalan Dağlar”
Firik Dede’ye göre, Dersim’in tılsımı bozulmuştu:
“Biz sırtımızı döndük o yüce varlığa, sonra yol ve erkânı kaybettik. Harami sofralarındaki kan lokmasını biz hazmettik ama onlar asla hazmetmedi.”
Dersim’in ulu ağaçlarına, dağlarına, yoluna, erkânına olan inancı hiç sarsılmadı. Ama toplumun haramla olan barışı, onu kendi içine döndürdü.
12 Eylül ve Sessizliğe Gömülüş
Otuz sekizin yaraları kabuk bağlamamışken bir başka darbe vurdu: 12 Eylül. Oğlunu 1981 yılında gözleri önünde diri diri yaktılar. Bu son acı Firik Dede’yi tamamen susturdu.
Lal oldu.
Ne cem tuttu, ne konuştu, ne güldü.
Gülmeyen Bir Pirin Ardından
Bir asra yaklaşan ömrünün sonunda kimse onu gülerken görmedi. Yaşadıkları yalnız onun değil, bir halkın suskun tarihiydi. Talipleri, torunları ve yoldaşları onun sessizliğinde kendi geçmişlerini dinlediler.
Firik Dede, bir pirin, bir bilgenin, bir halkın taşıdığı direnişin; ama aynı zamanda da sırtına yüklediği büyük acının adıdır.
@welgmedya.com




























