Temel DEMİRER

FUTBOL FELAKETİ[*]

Temel DEMİRER
  10-06-2021 12:39:00
 

TEMEL DEMİRER

 

"Futbol, tanrıya ne yönüyle benzer?

Hemen söyleyeyim:

Birçok insanın ona inanmasıyla

ve entelektüellerin

ona kuşkuyla yaklaşmasıyla."[1]

 

"Futbol: Güzel Oyun,"[2] derler; inanmayın![3]

"Futbolu Seviyoruz, Metalaşmayı Sevmiyoruz,"[4] maruzatlarına itibar etmeyin!

"Futbolun ne kadar kirli bir iş dünyası olduğunu bilmeme karşın gene de bağımlısıyım,"[5] diyen bölünmüşlüklere aldırmayın!

"Futbol olmasa, dünya çok daha gri, kurşuni ve acımasız olurdu!.. Haydi maça maça!"[6] saçmalıkları ile uğraşmayın!

"Neden" mi?

Bertolt Brecht'in, "Kendi dışında bir amacı olmayan spordan yanayım,"[7] uyarısını asla unutmayın!

"Cinai Şebeke: Spor Endüstrisi"[8] vurgusu eşliğinde Terry Eagleton'ın, "Futbol: Kapitalizmin Candostudur,"[9] notunu "es" geçmeden ve bir an dahi duraksamadan soru(n): "Futbol Kimin?"[10] ve "Ne İçin?"

Yerkürenin de, coğrafyamızın da her daim gündemidir; afyondur; iyi kafa yapar; kitlelerin uyuşturucusudur. Ezilenlerin dev aynasıdır!

Futbol, kötü bir komedidir. Üstünlük taslama ya da aşağılama gibi toplumda pek de hoş karşılanmayan duyguların geçit törenidir. Kimlikler yaratıp, insan(lar)ı gereksiz düşmanlıklara sürükleyen bir virüstür. Öyle bir "oyun"dur ki, bağımlılık yaratır. Bir gruba ait olma duygusunu tatmin eder.

Futbol artık bir eğlence aracı olmaktan öteye gitmiş, kapitalist dinamiklere dayanan bir kültürel kimlik hâline ge(tiri)lmiştir.

Kapitalizm koşullarında futbolu "devrimcileştirme" komikliğine düşenlere "Futbol-Siyaset Odaklı" araştırmadan çıkan sonucu aktarmakla yetinelim: "GS'lilerin yüzde 48'i, FB'lilerin 46'sı BJK'lilerin 42'si, TS'lilerin de 65.5'i AKP'ye oy veriyor. CHP en fazla oyu BJK'lılardan alıyor. MHP de Trabzonspor'lulardan"![11]

Kimse inkâra kalkışmasın! En basit hâliyle "bir oyun" diye sunulsa da kapitalist bir endüstridir; savaş oyunudur. "Modern zamanlar"ın gladyatör dövüşü; futbolcular da bu "oyun"un gladyatörleridir. Gladyatör dövüşleri sizce devrimcileştirilebilir mi?

Tuğrul Akşar, 'Futbolun Ekonomi Politiği' başlıklı yapıtında, ticarileşen futbolun, paylaşım ve gelir dağılımına ilişkin soru(n)larının altını çizerek şöyle der: "Bizler artık sadece futbol izlemiyoruz, aynı zamanda onu tüketiyoruz. Futbol sayesinde hepimiz birer taraftar tüketiciye dönüştük."[12]

Evet, evet "Futbol"...

Büyük bir çoğunluğun hayatındaki, "masum" ve "olağan" bir eğlenceymiş gibi sunulsa da, "sadece futbol" değildir, olması da mümkün değildir...

"İyi de, öyleyse ne" mi?

Nereden yanıtladığınıza bağlı...

Örneğin Celâl Üster gibi, "Futbolun, daha doğrusu 'top oyunu'nun, beş bin yıl önceye giden kökenleri"nden de söz edebilirsiniz; veya Haluk Sunat gibi, "Futbol bir oyundur. Hayat da. Futbol sadece futbol değildir, artanı hayata dahildir. Herkes hayatını ve futbolu kendi meşrebine göre yaşar," da diyebilirsiniz!

Veya hem "sosyalist" ve hem de fanatik bir FB'li, GS'li, BJK'li, TS'li, Ankaragüç'lü, Gençler'li olup, futbola "güzellemeler" de düzebilirsiniz...

Onlar bir yana; kendi hesabıma hâlâ (çok "dinozor" bulunsa da) futbolun kesinlikle masum bir oyun olmadığını düşünüyorum!

Popüler kültür içerisinde yer edinen üç temel alandan (medya-spor-müzik) biri olan spor/futbol, özellikle XX. yüzyıldan itibaren toplumsal yapı üzerindeki belirleyiciliği ile toplumbilimcileri düşündüren bir sorunsal olagelmiştir. Toplum düzenine ilişkin yansımalar alanı olarak görülmesi sporu, özelde ise futbolu kültürel etkinlikler içerisinde ele almayı zorunlu kılmaktadır. Sıradan bir eğlence ve oyun etkinliği çerçevesinde algılanan spora/ futbola aslında siyasi, ekonomik ve sosyal boyutları da içeren daha geniş bir perspektiften bakmak gerekmektedir. Buna göre futbolun, boş vakit aktivitelerinin ve beden-ruh terbiyesinin ötesindeki analizleri ve de tartışmaları zorunlu kılan bir süreci içerdiği söylenebilir.

Diyalektik çözümlemelerin odağında değerlendirildiğinde spor/ futbol; kapitalist yapılanmanın ve sosyal sınıflar arasındaki kaçınılmaz çelişkilerin belirlediği ideolojik, politik ve kültürel mücadeleler alanı içinde yer edinmektedir. Öyle ki, kapitalizmin reklam ve yönlendirme aracı hâline getirilen sporun/ futbolun, endüstriyel alana dönüştürülmesiyle son derece etkili bir sömürü kanalına dönüştürüldüğü görülmektedir. Ayrıca kapitalist hegemonyanın sürekli kılınması bağlamında, toplumu yönlendirmeye dönük mesajlarıyla, ideolojik ve kültürel araç işlevini de yüklenmiş bulunmaktadır.

Bu açıdan birey/ toplum: kapitalizmin yarattığı beğenileri, mutluluk formlarını, dünya görüşünü, dolayısıyla değerler sistemini kabullenmekte ve kendi sosyal gerçekliklerinin dışında yaratılan, yabancılaşmanın hâkim olduğu bir yaşam alanına hapsedilmektedir.[13]

 

SPOR (MU?)

 

Öncelikle şu göz ardı edilip, unutulmamalı: Spor, bilimsel şekilde rekorları zorlayan, bütünsel ve devamlılık isteyen bir endüstridir. Bunun için de para önde geliyor![14]

"Nasıl" mı?

Kapitalizmin spordaki temel meselesi, sporu yapanla izleyen arasında kesin bir ayrım yapmaktır. Çünkü kitlelerle sporcular arasına çizilen sınır, sporu üzerinden para kazanılabilecek bir meta hâline getirir. Zira çit çekmek mülkiyeti, mülkiyet metayı, meta rantı getirir. Mülkiyeti belirlenmemiş bir şeyi satamazsınız. Seyirci, kendisiyle sporcu arasında bir fark görmez, sporu görkemli bir temaşadan ziyade kendisinin de katılabileceği insanca bir uğraşı olarak görürse spor satılabilir bir şey olmaktan çıkar. Bu yüzden kapitalizmin sporunda insanüstülük vazgeçilmez bir temadır. İnsanların onlar gibi olabileceğine kolay kolay kanaat getiremeyeceği devlerin varlığı gerekir. Bu devlerin büyüklüğü, amacı gereği, insani kriterlerle değil, insanüstülükle çizilir. Bu nedenle spor kapitalizmi için saha içindeki insanüstü başarı fetiştir. Sporun egemenleri sıradan insanlara, "olağanüstü"yü satarak para kazanır.[15]

Tam da bunun için "Olimpiyatta Kim Ne Kazanır?"[16] sorusu eşliğinde "Olimpiyat(lar)ın Karanlık Yüzü"ne[17] kafa yorarak, "Olimpiyat Sadece Olimpiyat Değildir"[18] gerçeğini kavramaya gayret edelim.[19]

Bu konuda "Olimpiyat kardeşlik ve barış mı yoksa öldüresiye rekabet ve savaş mı? Olimpiyat aslında siyasete bulaşmış bir zengin sporu aktivitesidir. Sonuçta nüfusu kalabalık, ekonomisi güçlü, kişi başına geliri yüksek, kısacası zengin ve sanayileşmiş ülkeler madalyaları toplarlar, yani savaşı kazanırlar,"[20] belirlemesi gerçeğin özeti olurken; "Spor, yöresel dürtüler içine sıkıştırılıp, ahlâki yozlaşma ile tanımlanırsa şiddet ve kaos kaçınılmaz olarak alan bulur,"[21] saptamasını da eklemeden geçmeyelim!

Bu arada elbette sporun sınıfsal olduğu bir an dahi "es" geçilmemelidir.

Hatırlansın: Dünyayı, iki sınıf arasındaki uzlaşmaz karşıtlığın ışığında okumanın demodeleştirilmediği dönemlerde spor da burjuva ve proletaryaya ait hâlleriyle ikiye ayrılıyordu. Bugünün, spor endüstrisini kontrol eden IOC, FIFA gibi kurumları ve onların organizasyonları XIX. yüzyılın ikinci yarısında atılan temellerle sahneye hızlı bir giriş yaptı. Ancak işçi sınıfı da ondan aşağı kalmadı. İlk işçi kulüpleri, 1800'lerin ikinci yarısında Amerika ve Avrupa'da kuruldu. İşçi sınıfı içindeki örgütlülük durumuna paralel biçimde Avrupa'nın Almanca konuşan halkları kısa süre içerisinde hareketin direksiyonuna geçti. Bu merkezlerin başında Viyana kenti geliyordu.

İlk işçi jimnastik kulübü, 1891'de, 30 sene sonra "Kızıl Viyana" olarak anılmaya başlanacak olan kentte kuruldu. Kulüp, 1894'te 'Genel Jimnastik Kulübü/ Allgemeiner Turnverein' adını aldı ve birçok sporun icra edildiği bir merkeze dönüştü. İlerleyen yıllarda yeni kulüplerin kuruluşuna tanıklık edildi. Bu kulüpler, 1910'da 'Avusturya İşçileri Jimnastik Birliği/ Österreichischer Arbeiter-Turnerbund' adı altında birleşti. Kulüplerin toplam 70 bin üyesi vardı. 1924'e gelindiğinde 'Avusturya İşçileri Spor ve Beden Eğitimi Birliği/ Arbeiterbund für Sport und Körperkultur in Österreich-ASKÖ' adını alan organizasyon bünyesinde jimnastik, bisiklet, yürüyüş, yüzme, kayak, futbol, hentbol, judo ve hatta burjuvaziyle özdeşleşen tenis gibi sporlar dahi yapılıyordu.

1920'lerde faşist hareketlerin güçlenmesiyle sosyalist/komünist partilerin sporu antifaşist mücadeleyle birlikte ele alması aynı döneme denk gelir. Bu, elbette bir tesadüf değil. Paramiliter örgütlenmelerden fazlasıyla beslenen faşistlerle fiziksel karşı karşıya gelişler rutin hâle gelirken her iki taraf da üyelerini bu alanda eğitme ihtiyacı hissediyordu.

Avusturya'da "Wehrsport" yani "Paramiliter spor/ savunma sporu" Julius Deutsch'un öncülüğündeki ASKÖ'nün temel yönelimlerindendir. Wehrsport, kır koşusu, atıcılık sporları ve savunma sanatları gibi temel askeri eğitimle bağlantılı sporları içerir. Aynı zamanda Spor İşçileri Enternasyonali'nin (SWSI) de başkanı olan Deutsch, organizasyonun 1927'deki kongresinde şu önergenin kabul edilmesinde başrolü oynamıştır:

"Kapitalist sınıf, proletaryaya karşı savaşında demokratik ve cumhuriyetçi iktidar biçimlerine karşı faşist saldırı yöntemlerini kullanmaktadır. İşçileri sindirmek için silahlı çeteleri istihdam ediyorlar... İşçi sınıfı kendisini ancak savunma birlikleri kurarak başarıyla savunabilir... Proletaryanın fiziksel gücünün gelişmesine yardımcı olan organizasyonlar olarak tüm ülkelerdeki işçi sporları kurumlarının görevi bu savunma birliklerini mümkün olan her şekilde desteklemektir... Bu tip, birliklerin var olduğu ülkelerde işçi sporları kurumları onlarla iş birliği yapmalıdır. Karşılıklı destek sağlanmalıdır."[22]

ASKÖ, ülke şartları ve dönemin Avusturya Sosyal Demokrat Partisi'nin de desteğiyle kısa sürede geniş kesimlere ulaşan, Viyana merkezli güçlü bir kültürel hegemonya aracına dönüştü. 300 bine yakın üyeye sahip olan organizasyon, nüfusa kıyasla dünya üzerindeki en büyük işçi sporcu örgütüydü.

Julius Deutsch, 1927'de Sosyalist İşçilerin Spor Enternasyonali'nin (SWSI) başkanlığına getirildi. 2 milyona yakın üyeye sahip olan SWSI, büyük bir ideolojik rekabet içerisinde olduğu, SSCB merkezli Kızıl Spor Enternasyonali (RSI) ile birlikte işçi sporlarının iki lokomotif örgütünden biriydi.[23]

1931 Viyana Olimpiyatları, işçi sporları tarihinin zirvesiydi. 2 bin 500 işçi sporcunun katıldığı oyunlar, 4 bin emekçinin, işçi sınıfının tarihini canlandırdığı gösteriyle başlamış, performans kodaman bir kapitalistin dev başının parçalara ayrılmasıyla sona ermişti. Sosyalist Viyana Konseyinin inşa ettiği stadyum, 100 bin kişiye ev sahipliği yapıyordu. Viyana'da oyunların futbol finali, 65 bin kişi tarafından izlenmişti.

2 milyona yakın üyesi olan SWSI'nin düzenlediği ilk işçi olimpiyatı olan 1925 Frankfurt'ta olduğu gibi, proletaryanın şöleninde milliyetçiliğe yer yoktu. Ulusal bayraklar taşınmadı, ulusal marşlar okunmadı.

1931 Viyana İşçi Olimpiyatları da epey politikti. İşçi sınıfının mesajı taşıdıkları "Faşizm Kızıl Viyana'da asla gol atamayacak" pankartında olduğu kadar netti.

Ne yazık ki görkemli kapanış seremonisinde taşınan "Dünyanın tüm proleterleri sporun etrafında birleşin" mesajı, fiiliyatta hayat bulamaz hâldeydi. Burjuvazi, işçi sınıfının üzerine faşizmi salmaya hazırlanırken dünya genelinde işçi sınıfı siyaseti bölünmüştü. Bu bölünme spora da yansıyordu.[24]

 

NEDİR (Mİ)?

 

Buradan bir "spor" olarak "Futbol Nedir?" sorusuna geçersek!

Kapitalist sistemde futbol, 3F formülüne içkindir. Yani Futbol + Fado + Fiesta...

Bu konuda Portekiz'i 40 yıl boyunca 3F ile yönettiğini söyleyen Antonio Salazar'ın itirafını asla unutmayın!

İspanya Diktatörü Francisco Franco da, Barnebau stadı için "150 bin kişilik uyku tulumu" benzetmesini yapmıştı!

1986 Meksika'daki Dünya Kupası'nda stadyumun her tarafına‚ "Gol değil, fasulye istiyoruz" yazan Meksika halkına sorun bir de sorunlarını manipülede futbolun işlevini!

Sonra da 1978'de Arjantin'deki Dünya Kupası ile askeri cunta bağıntılarını![25]

Öncelikle futbol taraftarların, dolayısıyla kitlenin afyonudur! Bir manipülatif illüzyon aracıdır...

Futbol bir rant kurgusuyken; egemen medya da, tüm illüzyonun baş failidir. Tetikçidir...

Statlar/ arenalar bu kurgunun pazarlarıdır.

Kolay mı?

"Stadyumlar birer toplum maketidir. Futbol, içerisinde yapıldığı toplumun bir aynasıdır. Futbol ilk oynandığı andan itibaren ideolojik bir oyundu ve hep öyle kaldı."[26]

İnsanlar mesai saatinden artan zamanlarda bir şeylerle uğraşması gerekir. İnsan zihni meşguliyet ister. Peki insan boş zamanlarını yeme-içme ve uyuma dışına ne ile geçirecektir?

Kapitalist sistem bu boş zaman için yarattığı alternatifler muazzam derece çoktur. Hepsi tüketime dairdir. Bunlardan biri şüphesiz futboldur. Futbolu elbette yalnızca tüketimle değil bir afyon olarak da açıklayabiliriz.

Futbolun ilk çıkışı ile bugüne gelene kadar kazandığı nitelik birbirine zıttır. Futbol artık tamamıyla rekabete dayalı endüstriyel bir hâldedir. Adeta karşı karşıya gelenler futbolcular değil de milyon dolarlık banknotlardır. Profesyonel futbol bu hâldeyken taraftarlar ne hâldedir?

Artık profesyonel futbol, Çarşı gibi taraftar gruplarıyla da meşrulaştırılacak bir zeminde değildir. Sonuçta destekledikleri takım da milyon dolarlık şirket-kulüptür...

Her şeyi metalaştıran kapitalizm, futboldan da çok yüksek kazançlı bir kitle gösterisi yaratmıştır.

Yaşamlarındaki çıkış yolları tıkanmış insanlar, özellikle genç erkekler de statlara doluşarak, ellerinde takım bayraklarıyla, gürültü çıkaran ses araçlarıyla yapay takım kimliklerini haykırarak bu gösterinin bir parçası olmaktadır.

Eski Roma gladyatörlerinin günümüzdeki ardılları olan futbolcular da bu gösterinin hem ilahı hem de kurbanı olarak rollerini oynamaktadırlar. (Siz siz olun, "Bir 'savaş modellemesi' olarak futbol"[27] hakikâtini "es" geçmeyin!)

Her yanı alınır satılır meta olmuş futbol ve piyasası OECD'ye göre kara para aklama alanlarına dönüşürken; suç örgütleri de futbola yatırım yaparak bahis, gayrimenkul gibi sektörlerde hâkimiyet elde ettikleri gibi iktidarla ilişki kuruyorlar.

Yeri gelmişken anımsatalım: Dünyanın en güçlü "mafyası" durumuna dönüşen FIFA'nın söz geçirmediği ülke var mı?

Kirli bir kurum bu FIFA. Dünya Kupası organizasyonunu bu kurum yapıyor. Kirli bir geçmişi var ama asıl bomba 2015'te patlamıştı. FIFA kongresi için İsviçre'de bulunan FIFA yetkililerinden altısı, ABD'nin isteği üzerine tutuklanınca büyük bir skandal ortaya çıkmıştı. 2018 Dünya Kupası'nın Rusya'da, 2022 Dünya Kupası'nın da Katar'da düzenlenmesine karar veren bu altı yönetici kara para aklıyorlarmış meğer. Sadece bu değil tabii. Dünya Kupası'yla ilgili yayın hakları, pazarlama gibi konularda tam 20 yıldır yolsuzluk yapılıyormuş FIFA'da; tutarı 100 milyon dolar bu yolsuzluğun. Suçlamalar arasında tehdit, şantaj, dolandırıcılık da var.

FIFA'nın futboldan başka eğlencesi olmayan yoksul ülkelere, kendi olanaklarını asla sunmamasının nedeni, o ülkelerden rüşvet verecek kimse bulamamaları. O denli yoksul çünkü o ülkeler. Kupa'nın Brezilya'da gerçekleşmesi için aldıkları rüşvetten FIFA'nın Brezilyalı yetkilisi Jose Hawilla'ya da pay verdiklerini bilince insan, Brezilya'lı muhaliflere hak veriyor.

Bu skandal dünyayı sarsarken bir haber de İngiltere'den geldi. Başta HSBC olmak üzere birçok banka FIFA'nın paralarını aklamışlar meğer.

Dibine kadar siyasete de gömülmüş bir kurum bu FIFA. Çok sayıda önemli politikacıya ya da adlarına kurulmuş kurumlara para dağıttığı ortaya çıktı. Bunlar arasında Clinton Vakfı da var.

ABD Adalet Bakanlığı, FIFA'yı bir suç örgütü olarak değerlendiriyor. FIFA'nın 2001-2014 arası toplam 5.7 milyar olan gelirinin yüzde 70'inin Brezilya'da düzenlenen 2014 Dünya Kupası'nın televizyon ve pazarlama haklarından geldiği, burada büyük yolsuzlukların döndüğü belirtiliyor.

FIFA yöneticilerinin 2026 ve 2030 Dünya Kupası'nın yayın haklarını rüşvet karşılığı Globo ve Televisa kanallarına verdiği iddiaları da vardı. Konuyla ilgili açılan davada suçlanan isimler arasında Jorge Delhon adlı biri de bulunuyordu. Buenos Aires'te kendini bir trenin önüne atarak intihar etti.

FIFA yöneticileri rüşvet iddiasını kabul edip savunma yaptıklarında ne dediler biliyor musunuz? "Rüşvet verilen ülkelerde rüşvet bir alışkanlıktır"![28]

Bunlara ek alarak: 'The Black Sea' sitesinde yayımlanan 'Football Leaks' belgeleri, futbolun nasıl yozlaştırıldığını; federasyonların, yetkililerinin, menajerlerin ve yatırımcıların yaptığı gizli anlaşmaları belgeleriyle ortaya çıkarttı. 3.4 terabaytlık 70 milyondan fazla elektronik belgenin aylarca incelenmesinin ardından, başta FIFA Başkanı Gianni Infantino olmak üzere, birçok üst düzey futbol yöneticisinin de dahil hileli işlemleri barındırıyor. Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar'lı sermayedarların sahibi olduğu Paris Saint-Germain FC (PSG) ve Manchester City kulüpleri de finansal doping yoluyla Finansal Fair Pay (FFP) kurallarını ihlâl etme iddialarıyla karşı karşıya kalmış durumda.[29]

Her kim ki "futbol güzellemesi" yaparsa, önceden durup "Endüstriyel futbolun en ileri aşaması: Finansal futbol" gerçeği üzerine düşünmelidir![30]

Futbola "endüstriyel" demek yeterli mi? Hayır! Çünkü Tuğrul Akşar'a göre, "2000'den itibaren UEFA'nın organizatörlüğünde futbol artık finansal bir nitelik kazandı. Futbolda topun şeklinden başka neredeyse her şey değişti."[31]

Evet futbol bir piyasa yatırımına dönüştü. "Forma renkleri" yerini giderek piyasaların çıkar dünyasının parasal renklerine bıraktı; formalar, şortlar, stadyumlar, futbol liglerinin adları bir çırpıda sponsor firmaların ve çokuluslu şirketlerin adları ile anılır oldu. Futbol (ve her spor) işsiz, umutsuz ve dışlanmış kitlelerin tepkilerini dışa vurabileceği kitlesel arenalara dönüştü(rüldü.) Futbolda yükselen şiddet eğilimi bozulan gelir dağılımının bir yansıması olarak ortaya çıktı.

Sosyologlar tribünlerde ırkçılığın ve milliyetçiliğin yaygınlaştırılmasına dikkat çekerken; taraftarlık da sorunlu insan kalabalığından oluşan patolojik bir vakaya dönüştü.[32]

 

İŞLEVİ

 

Yuval Noah Harari'nin, "Milletler ve dinler hormonlu futbol kulüplerine benzer,"[33] saptamasıyla müsemma futbol eğlence, etkinlik ve kapsayıcılık ile birliktelik duygusunu içerir. Ancak sınıfların, yönetimlerin elinde tutsak alınan bir oyundur.

Bilindiği üzere futbol, toplumsal yaşamın sosyoekonomik kaynaklı uyaran-tepki veren sinir uçlarını törpüleyip, duyarsızlaştıran etkili bir afyon/ uyuşturucudur.

Daha çok da ezilen sınıfların kendilerini iyi hissetme ihtiyaçlarından birisi olarak "aidiyet bağı" oluşturma yöntemi ile sınıf çelişkilerinin törpülendiği futbol ile kapitalizm insanları nasıl etkisi altına alabileceğini çok iyi biliyor. Sporu, insanları uyutmak için kullanıyor. Oyuncular, takımlar, yönetimler kendi içerisinde milyarları çevirirken, ezilenleri uyuşturmak için kullanıyor.

Spor yazarı Ali Fikri Işık, "Herkes, işi futbolun imkânlarına dayanmadan masa üstünde kurtarmaya çalışıyor... Stadyumlar paramiliter güçlerin kontrolünde... Statlar hâlâ 'Şehitler ölmez vatan bölünmez' sloganları ile çınlıyor. Dünyanın hiç bir yerinde yok ama Türkiye'deki mahalle maçları bile İstiklal Marşı ile açılıyor. Oysa ulusal marşlar sadece ulusal turnuvalarda okunur. Türkiye'de ise şovenizmi, askeri vesayetin egemenliğini diri tutmak, sürdürmek amacıyla bu yapılıyor,"[34] derken; futbol sadece bir oyun değildir. "Bir Mühendislik"[3

  Bu yazı 9418 defa okunmuştur. Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

☁️
--°

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    # Takım O G B M A Y AV P
    1Galatasaray134245--547
    2Fenerbahçe2342111--240
    3Trabzonspor334209--522
    4Beşiktaş434179--819
    5Başakşehir534169--923
    6Göztepe6341413--710
    7Samsunspor7341312--91
    8Rizespor8341011--13-6
    9Konyaspor9341010--14-7
    10Kocaelispor1034910--15-12
    11Alanyaspor1134716--110
    12Gaziantep FK1234910--15-15
    13Kasımpaşa1334811--15-16
    14Gençlerbirliği S.K.143497--18-11
    15Eyüpspor153489--17-15
    16Antalyaspor163488--18-22
    17Kayserispor1734612--16-35
    18Fatih Karagümrük183486--20-23
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    15 Mayıs, CumaRizespor2-2Beşiktaş
    16 Mayıs, CumartesiFatih Karagümrük2-1Alanyaspor
    16 Mayıs, CumartesiGaziantep FK1-2Başakşehir
    16 Mayıs, CumartesiSamsunspor3-0Göztepe
    17 Mayıs, PazarKayserispor2-1Konyaspor
    17 Mayıs, PazarFenerbahçe3-3Eyüpspor
    17 Mayıs, PazarTrabzonspor0-3Gençlerbirliği S.K.
    17 Mayıs, PazarKasımpaşa1-0Galatasaray
    17 Mayıs, PazarAntalyaspor1-0Kocaelispor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Erzurumspor FK1382312--355
    2Amed2382111--639
    3Esenler Erokspor3382111--646
    4Çorum FK438218--924
    5Bodrum FK5381810--1032
    6Pendikspor6381615--725
    7Keçiörengücü7381612--1030
    8Bandırmaspor8381612--1013
    9Manisa F.K.938167--151
    10Sivasspor10381411--134
    11İstanbulspor11381313--122
    12Sarıyer1238157--160
    13Iğdır FK13381311--14-2
    14Vanspor FK14381310--155
    15Boluspor1538146--184
    16Ümraniyespor1638137--18-4
    17Serik Spor1738116--21-31
    18Sakaryaspor1838810--20-27
    19Hatayspor193828--28-69
    20Adana Demirspor203813--34-147
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    1 Mayıs, CumaHatayspor3-1Vanspor FK
    1 Mayıs, CumaBoluspor3-1Serik Spor
    1 Mayıs, Cumaİstanbulspor8-1Adana Demirspor
    1 Mayıs, CumaManisa F.K.5-0Sakaryaspor
    2 Mayıs, CumartesiÜmraniyespor1-4Keçiörengücü
    2 Mayıs, CumartesiBodrum FK0-1Sarıyer
    2 Mayıs, CumartesiBandırmaspor1-0Sivasspor
    2 Mayıs, CumartesiÇorum FK1-1Erzurumspor FK
    2 Mayıs, CumartesiEsenler Erokspor1-1Pendikspor
    2 Mayıs, CumartesiIğdır FK3-3Amed
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Batman Petrolspor136258--353
    2Muğlaspor236219--632
    3Elazığspor336216--945
    4Adana 01 FK4361910--720
    5Şanlıurfaspor536198--920
    6Ankaragücü636189--911
    7İnegölspor7361612--823
    8İskenderunspor836168--126
    9Beyoğlu Yeni Çarşı9361315--810
    10Ankaraspor10361313--1010
    1124 Erzincanspor1136156--156
    12Kastamonuspor1236119--16-12
    13Karacabey Belediyespor1336118--17-9
    14Altınordu1436811--17-26
    15Erbaaspor1536107--19-21
    16Beykoz Anadolu163686--22-29
    17Kepezspor173658--23-45
    18Karaman FK183649--23-56
    19Bucaspor 1928193648--24-38
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    24 Nisan, CumaKaracabey Belediyespor0-1Bucaspor 1928
    25 Nisan, CumartesiBatman Petrolspor6-0Kepezspor
    25 Nisan, CumartesiAnkaragücü4-1İskenderunspor
    25 Nisan, CumartesiAltınordu2-2İnegölspor
    24 ErzincansporKastamonuspor0-3Muğlaspor
    24 ErzincansporŞanlıurfaspor2-1Ankaraspor
    24 ErzincansporKaraman FK3-2Beykoz Anadolu
    24 ErzincansporBeyoğlu Yeni Çarşı3-1Erbaaspor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Sebat Gençlikspor130207--333
    2Yeni Orduspor230184--838
    3Yozgat Bld Bozokspor330176--731
    4Karadeniz Ereğli BSK430169--515
    5Fatsa Belediyespor530154--118
    6Zonguldak Kömürspor630137--1018
    7Pazarspor7301110--9-2
    8Karabük İdman Yurdu830125--13-15
    9Düzcespor930117--12-6
    10Tokat Bld Plevnespor1030106--14-7
    11Orduspor 1967113097--14-16
    12Amasyaspor 1968123096--15-12
    13Artvin Hopaspor133095--16-12
    141926 Bulancak143085--17-30
    15Çayelispor153059--16-21
    16Giresunspor163049--17-22
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    18 Nisan, CumartesiGiresunspor0-1Karabük İdman Yurdu
    18 Nisan, CumartesiArtvin Hopaspor7-31926 Bulancak
    18 Nisan, CumartesiFatsa Belediyespor5-1Çayelispor
    18 Nisan, CumartesiPazarspor1-0Amasyaspor 1968
    18 Nisan, CumartesiYeni Orduspor3-4Zonguldak Kömürspor
    18 Nisan, CumartesiKaradeniz Ereğli BSK5-3Orduspor 1967
    18 Nisan, CumartesiTokat Bld Plevnespor2-0Düzcespor
    18 Nisan, CumartesiSebat Gençlikspor2-3Yozgat Bld Bozokspor
    Son güncelleme: 25.07.2026 20:00:17