Temel DEMİRER

DÖRT DAĞ İÇİNDEKİ DERSİM’İN HİKÂYESİ:“MA DİYA,SIMA MEVİNE/ BİZ YAŞADIK, SİZ YAŞAMAYIN” EKSİK GELEN METNİN DEVAMI 1

Temel DEMİRER
  07-02-2021 17:13:00
EKSİK GELEN METNİN DEVAMI 1
 

Ortadoğu petrollerine ilişkin bir olay mı... Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı girişilen bir eylem mi?...

Doğrudan bir İngiliz kışkırtması mıydı?... Fransızların da parmağı var mıydı?..."[50] sorularıyla mücehhez ali cengiz manipülasyonlarına gerek yok!

Dersim'de isyanın olmadığını yaşlıların anlatımında çok rahatlıkla görmek mümkündür. 'Süngü ve Yara' başlıklı kitap bu açıklamalarla doludur.[51]

Ayrıca Dersim harekâtında yer alan Albay Hulusi Yahyagil şöyle der: "1938'de bizi Dersim isyanını önlemeye ve bastırmaya memur etmişlerdi. İsyan dedikleri şey de bazı dağ köyleri o yıl vergi vermemişti. Bize verilen emir ise tek kelimeyle; imha. Ama gerçek neden bu değildi. Gerçek neden Dersim'i Türkleştirmekti. Ben kıta komutanıydım. Bize verilen emir; 'Canlı hiçbir şey bırakmayın' şeklindeydi."[52]

Ancak şunu da belirtmeden geçmeyelim: Elbette ezilen her ulusun, her inancın ve ezilen her sınıfın baskıya ve zulme karşı isyan hakkı vardır; baskının ve zulmün olduğu yerde isyan etmek meşrudur. Dolayısıyla söz konusu olan isyan bile olsa, yapılan katliam/soykırım meşru görülemez/gösterilemez!

 

II.3) TUNÇ-ELİ'NİN "5 N 1 K"SI

 

20. §) 1926 ile 1936 yılları arasında Dersim üzerine dokuz resmi rapor yazılmış. Hepsinin başlıca kaygısı, bölgenin "Kürtleşme tehlikesi".

İsmet İnönü şöyle diyor: "Ermeniler tamamen ortadan kalkınca... Dersimlilerin yayılması ile Erzincan'ın Kürt merkezi olması büyük tehlike arz etmektedir çünkü Kürdistan'ın meydana gelmesi ile neticelenebilir."

Mülkiye Müfettişi Hamdi Bey'e göre de Dersim'in en tehlikeli yanı "Kürtlük temayülatı ile bulaşmış" olmasıdır: "Dersim... tehlikeli bir çıbandır. Bu çıbanın kat'i bir ameliyeye tabi tutulması zaruridir." Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak'a göre, "Dersim, bir koloni olarak ele alınmalıdır. Önce, Türk camiası içinde Kürtlük'ün eritilmesi gerekir ve bunun akabinde tedricen Türk hukukuna mazhar kılınabilir."

Bu raporlarda Dersim'in coğrafi vaziyeti, yolları, suları, nüfus yapısı, ırki, iktisadi, zirai, mali, askerlik ve aşiret vaziyetleri net rakamlarla tespit ediliyor. Detaylı haritalar üzerinde her bir aşiretin konumu farklı renklerle bir bir işaretleniyor; imha, ıslah ve iskân planları oluşturuluyor.

Bu "bilimsel tespitler", tıbbi teşhisler ve tedavi reçeteleri ile adeta bir devlet laboratuarı hâline getirilen Dersim, daha sonra "ıslah" edilmek üzere devletin "ameliye" masasına yatırılacak. Bakanlar Kurulu'nun "harekât" kararı özetle şöyle: "Silah kullanma yaşında erkek nüfusu derhâl "etkisiz hâle getirmek", köyleri kâmilen tahrip etmek ve aileleri uzaklaştırmak lüzumlu görülmüştür."

General Abdullah Alpdoğan, "Tayyare Alay Kumandanından yangın ve Milli Müdafaa'dan yakıcı ve boğucu gaz bombaları" isteyerek bölgeye getirttiğini belirtmektedir. İhsan Sabri Çağlayangil ise şunları söyleyecektir: "Mağaralara sığınmışlardı. Ordu zehirli gaz kullandı, bunları fare gibi zehirledi. Yediden yetmişe o Dersim Kürtlerini kestiler."

Dersim işte böyle "Tunç-eli" oldu![53]

Altını ısrarla çizmeden geçmeyelim: Tunceli değil Tunç-eli'dir sözü edilen!

"Nasıl" mı?

1926'da il olarak varlığına son verilen Dersim'in yerine 1935'te Munzur vilayeti kurulması amacıyla Başvekil İsmet İnönü imzalı tasarının Bütçe Encümeni'nde görüşülmesi sırasında, Dahiliye Vekili Şükrü Kaya'nın müdahalesiyle vilayetin adı, 'Tunçeli' olarak değiştirilir ve bu şekilde yasalaşır.

1935'in Dahiliye Vekili CHP'li Şükrü Kaya'nın idareciliğinin geçmişi Osmanlı'ya kadar uzanır, hayli tecrübelidir; İttihatçıların Ermeni kırım politikasının uygulandığı dönemin İskân-ı Aşair ve Muhacirin Umum Müdürü'dür.

Dersim'de kırım otoritesini oluşturan Tunçeli Vilâyetinin İdaresi Hakkında Kanun, Beş Vilâyet Kurulması Hakkında Kanun ile Tunçeli'nde Af ve Nüfusla, Askerlik İşlerine Dair Kanuna göre,[54] ilgili maddelerde bahsedilen vilâyetin adı hep Tunçeli'dir.

Resmi olarak 1930'lardan sonradan yapılan kanunlarla ilgili tüm baskılarda, TBMM'de yasal herhangi bir değişiklik yapılmadan doğrudan "Tunceli" olarak yazılır.

Bu ikircikli tavır niye?

Ankara'daki sistemin gerçek niyetini ortaya koyan "Tunçeli" yerine "Tunceli" denilmesi veya yazılması şeklindeki yanlışlıktan öte bu çarpıtmaya, artık son verilmelidir.

Dersim'i önce yok edip, ardından Tunçeli vilayetini kuran ve bunu "pratikte" Tunceli'ne dönüştüren "yok etme" zihniyeti, ayrıca Osmanlı'nın tarafı olduğu ve yenildiği Birinci Dünya Savaşı sonrasında işgale karşı kurtuluş mücadelesi batıda verildiği hâlde, isimleri değiştirilmediyse de, nedense "kahraman" veya "şanlı" veya "gazi" gibi sıfatları doğudaki vilayetlerin adına ekledi.

Resmi ideolojinin rengini verdiği ırki özünün bir ifadesi olarak "tek"leştirme politikası gereği sadece şehirlerin değil, köylerin ve dağların da kimliği yok edildi; bu, kampanyalar hâlinde hep süregeldi.

Moda tabiriyle "özgürlükçü 1961 Anayasası"nın yürürlükte olduğu yıllarda DP'nin 21 Mayıs 1959'da 7267 no'lu kanunla 5442 no'lu İller Kanunu'nda yaptığı değişiklik sonucunda, Mayıs 1959-Mayıs 1968 döneminde (CHP ve AP'nin iktidar yıllarında) tam 12 bin köy adı değiştirildi. Buna göre 1970 itibariyle yaklaşık 36 bin köyden 12 bin tanesinin adı sadece 9 yılda resmen yok edildi.[55]

 

21. §) Aynı mantık(sızlık) hâlâ gündemde!

31 Mart 2019 yerel seçimlerinden sonra M. Fatih Maçoğlu'nun başkanlığında şekillenen yeni belediye meclisinin ilk kararlarından biri, şehrin adının 'Dersim' olarak tescil edilmesi oldu.

"Kentimizin kültürü, tarihi ve inanç biçimini yaşatmak adına belediyemiz hizmet binasında bulunan tabelada yazılı 'Tunceli' ibaresinin değiştirilerek yerine 'Dersim' ibaresinin yazılması oy çokluğuyla kabul edildi."

Hükümetin ortağı ve siyaset belirleyeni konumundaki Devlet Bahçeli, bu kararı "Komünist şarlatanlık" olarak niteleyip, "Türkiye'de resmi olarak Dersim ismiyle anılan bir vilayet yoktur, olamayacaktır. Komünist ve bölücü komploya göz yummak, alttan almak, sessiz kalmak feci akıbetlere davetiye çıkaracak, beka düzeyinde tehlikelere kapı aralayacaktır. Hiç kimse aldığı oy ve desteğe güvenmemelidir. Hiç kimse Türk milletinin hassasiyetleriyle oynamaya kalkışmamalıdır," demişti![56]

Olup da bitmeyen; "Tek adam rejimi 'Dersim' tabelasını yasakladı ve 'cumhuriyet devrimleri' kurtuldu,"[57] ironik betimlemesi ile Dersim soykırımını yöneten ve halk arasında "Dersim Kasabı" olarak adlandırılan Abdullah Alpdoğan'ın, "Devletin tunç elinin, tunç yumruğunun yöre halkının tepesine ineceği" tarzındaki beyanatıdır![58]

 

III. AYRIM: HAREKÂTIN HİKÂYESİ

 

22. §) Mülkiye müfettişi Hamdi Bey, 2 Şubat 1926 tarihli raporunda, "Dersim gittikçe Kürtleşiyor, mefkureleşiyor, tehlike büyüyor. Dersim, hükümeti Cumhuriyet için bir çıbandır" diyerek, 'gerekenin yapılmasını' istiyordu. İsmet İnönü "Doğu Raporları"nda, "Erzincan beyleri Dersimlileri maraba adıyla çalıştırıyorlar. Bu bir nevi Erzincan beylerinin Kürt himayesine sığınmasıdır" değerlendirmesinde bulunurken, Fevzi Çakmak, "Dersimlileri askere almayın, silah kullanmayı ve savaş taktiklerini öğrenirlerse bize saldırırlar,"[59] diyordu. Ve ardından aynı Fevzi Çakmak, "Dersimlilerin okşanmakla kazanılmayacağını" ifade ederek, askeri harekâtı işaret ediyordu.

Cumhuriyet"in kuruluş yıllarında ve öncesinde de devletin "çıbanbaşı" olarak nitelenen Dersim'e ilişkin 1920'lerin ortalarından itibaren çok sayıda rapor hazırlandı.

1934'te çıkarılan İskân Kanunu ile İsmet Paşa'nın 1935 tarihli "Kürt Raporu" doğrultusunda çıkarılan Tunceli Kanunu'nun, soykırım eksenli bir katliamın açık habercisi niteliğinde olduğuna işaret eden Mehmet Bayrak şunlara dikkat çeker: "Başbakan İsmet Paşa, raporunda; oluşturulacak yeni ilin örgütlenme biçimi ile onun başına getirilecek Korgeneral rütbesindeki "Vali-Paşa"ya kadar her şeyi adeta dizayn etmişti. Bir nüfus sayımı yapılması ile silahların toplatılması, sevkıyat yollarının açılması ve dayanıklı hükümet binaları kurulmasına varıncaya kadar her şey planlanmıştı. İsmet Paşa, Erzincan ve Elazığ bölgeleri bir 'Türklük merkezi' durumuna getirilmezse, 'Kürdistan'ın kaçınılmaz olacağı kanaatindeydi.[60] Bu nedenle plan, son derece gizli ve hızlı biçimde uygulanmalıydı."

İsmet İnönü'nün raporunun yanı sıra Jandarma Genel Komutanlığı'nın da, gizli bir "Dersim" rapor-kitabı hazırladığı ve 100 adet bastırarak ilgililerin kullanımına verdiğini kaydeden Mehmet Bayrak, bastırılan bu kitaba ilişkin de şunları ifade etti: "Dersim'e karşı yürütülecek askeri harekâtın esasları belirlendiği gibi, Dersim vurulduktan sonra, geriye kalan aşiretlerden hangilerinin batıda nerelere sürüleceğine ilişkin, daha 1932'de hazırlandığı anlaşılan bir listeye de yer veriliyordu. Kitabın cebinde yer alan çeşitli askeri harekât planlarından biri de, bizzat Mustafa Kemal tarafından çizilmişti ki, bu plan, hâlen Trabzon'daki Atatürk Köşkü'nde sergilenmektedir."[61]

Nihayet 25 Aralık 1935'te 2884 sayılı Tunceli Vilayeti"nin İdaresi Hakkında Kanun çıkarıldı. 4 Ocak 1936'da Dersim'in ismi Tunçeli oldu. 1937 başlarında askeri hareket için hazırlıklar yapılmaya başlandı. "Medeniyet götüreceğiz" denilen Dersim'e önce yollar, ardından karakollar yapıldı.

'Dini ve etnik azınlıkları Türkleştirme' ve 'otoriteyi sağlamlaştırmak' için çabalarını hızlandıran TBMM'nin, 25 Haziran 1927'te çıkardığı 1164 sayılı Kanun'la daha önce kurulan, 3 Umum Müfettişliğinin yanı sıra Dersim'e yapılacak askeri harekât öncesinde 6 Haziran 1936'da Dersim (Tunceli- Bingöl- Elazığ) Bölgesini kapsayan ve merkezi Elazığ'da bulunan 4. Umum Müfettişliği kurulur. Umum Müfettişliğine de Korgeneral Abdullah Alpdoğan getirilir. Korgeneral Abdullah Alpdoğan, mahkeme kararlarını imzalamaya, düzeni ve güvenliği sağlamak açısından gerekli gördüğü durumlarda ilde yaşayan kişileri ve aileleri, il sınırları içinde bir yerden bir başka yere göndermeye veya il sınırları içinde oturmalarını yasaklamaya da yetkiliydi.

Alpdoğan bu ve benzeri, adeta sınırsız yetkilerle donatılır. 27 Mart 1937'de Dersim -Erzincan yolundaki bir köprünün yakılması ise askeri harekâtın başlamasına vesile yapılır. Ardından Pax'ta bulunan karakola yapılan baskın fitili ateşler.

Dersim coğrafyasının dağlık ve çetin olması nedeniyle Abdullah Alpdoğan'ın düzenlediği ilk askeri harekâttan "başarı" elde edilemez. Bunun üzerine hava harekâtı yapılması kararı alınır. Kararın onaylanmasıyla Atatürk'ün manevi kızı pilot Sabiha Gökçen'in kullandığı uçaktan Dersim'e bomba yağar. Sabiha Gökçen, Hava Kuvvetlerinden 3 uçak filosu ile hava saldırısını başlatır. Fransa yapımı hafif bombardıman uçağı Breguet 19'un önünde Dersim'e atılacak bombayla poz veren Sabiha Gökçen, ilk saldırısını askeri harekâttan kaçan ve Laç Deresi'ne sığınan Dersimlilere yapar.

Gökçen, 1956'da Halit Kıvanç'a verdiği röportajda, "Canlı ne görürseniz ateş edin" emrini almıştık. Asilerin gıdası olan keçileri dahi ateşe tutuyorduk" diyerek, yaşanan katliamı özetliyordu.

Dersim Katliamı'nda resmi rakamlara göre 13 bin 806 kişi yaşamını yitirdi. 12 bin kişi ise sürgün edildi. Yine resmi rakamlara göre katliam harekâtına katılan askerlerden 199'u yaşamını yitirdi. Bunlar devletin rakamları. Gayriresmi rakamlara göre ise katliamda 90 bine yakın insan öldürüldü, binlerce kişi sürgün edildi.[62]

 

III.1) DERSİM'İN İŞGALİ

 

23. §) Emekli Hava Kuvvetleri Komutanı Org Muhsin Batur'un, "Günlerden bir gün emir geldi, tren yoluyla Elazığ'a vardık, oradan ilk durak Pertek olmak üzere harekete geçtik. İki aya yakın Dersim'de görev aldım. Okuyuculardan özür diliyorum ve ya yaşantımın bu bölümünü anlatmaktan kaçınıyorum,"[63] itirafıyla betimlemekten kaçındığı Dersim'in işgalinin önemli bir tarihsel arka planı vardır.

Malum üzere Dersim'de Bizanslılar, Selçuklular, Osmanlılar ve Cumhuriyet dönemlerinde değişik tarihlerde işgal, istila girişimleri, çarpışmalar, karışıklıklar ve başkaldırılar olmuştur.

"Osmanlı, 600 yıl boyunca yaptığı her türlü saldırı, oyun ve hilelere rağmen Dersim'i ele geçirememiş, Dersimliler'in ne yapacağını artık kestiremez olmuştu. Buna rağmen 1915'de bir kez daha barışçıl girişimde bulunarak Dersimliler'i kendi saflarında I. Dünya Savaşı'na sokmak istedi."[64]

İttihat ve Terakki Fırkası yöneticilerinin bazı girişimler olmuşsa da Dersim'i yanlarına çekememişlerdir. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulduğu 1923 ila 1937 arasında Dersimliler'e yönelik olarak:

» Eylül 1926 Koçan Harekâtı'nı,

» Ekim 1930 Pülümür Harekâtı'nı,

» 1934 tarihli, 2510 Sayılı Mecburi İskân Yasası'nın ve

» 1935 tarihli, 2884 Sayılı Tunceli Vilayeti'nin İdaresi Hakkında Yasası'nın çıkarılmasını görürüz.

1937 Dersim Olaylarının, 20/21 Mart 1937'de saat 23:00 sıralarında Pal Bucağı ile Kahmut Bucağı'nı birbirine bağlayan Harçik Deresi üzerindeki tahta köprünün Demenan ve Haydaranlılar'ca yıkılmasıyla başladığı ve hareketin başında da Kamer oğlu Fındık Ağa'nın olduğu genel kabul görmektedir.

"Öte yandan 25 Mart'ta da Kahmurt ve Pah arasındaki telefon hattı kesilir. Batı Dersim'de de Seyit Rıza'nın emri ile Hozat'ın Sin Köyü'ne baskınlar yapılır. (Sin Köyü baskını, Seyit Rıza'nın (Lace Babo) oğlu Bra İbrahim'in Kırgan eşiretince Hozat'tan dönerken öldürülmesi üzerine düzenlenmiştir.)

Seyit Rıza'nın damadı ve Şeyhan aşireti reisi Hasso Seydo da karakoldaki askeri mühimmatı yağma edenler arasında bulunuyordu."[65]

"27 Mart tarihinde Sin Köyü'ne Bahtiyar aşiretinin de takviyesiyle kırk kişilik bir kuvvet yeniden bir takım saldırılarda bulunur."[66]

Bu olaylar olurken, devlet güçleri de birtakım raporlar hazırlar, önlemler alır.

2 Nisan'da Viyalık'ta, 4 Nisan'da Uzuntarla'da Seyit Rıza'nın da katıldığı aşiretler değerlendirme toplantıları düzenlenir.

26 Nisan'da yeni açılan Askasor Karakolu kuşatılır.

"3 Mayıs'ta Hava Kuvvetleri'ne bağlı bir uçak filosu, aşiret reisleri toplantı hâlindeyken, toplantıyı dağıtmak ve aşiretler üzerinde moral kırıcı bir etki sağlamak maksadıyla Keçiseken Köyü'nü bombalar. Böylece Tunceli tedip hareketi fiilen başlamış olur."[67]

"Saldırıların devam etmesi, hükümet kuvvetlerinin de buna karşılık vermesi üzerine Dersim sorunu geniş bir boyuta yayılır. Bunun üzerine Bakanlar Kurulu, Atatürk ve Fevzi Çakmak'ın huzurunda, 4 Mayıs 1937 tarihinde, Tunceli tenkil hareketine dair gayet gizli bir karar alır..."[68]

Bu sırada aşiretlerden bazılarının hareketten çekilmesi, bazılarının da hükümet güçlerine teslim olmalarının başlaması üzerine Halvori'de bir toplantı daha düzenlenir. Toplantı, Seyit Rıza'nın isteği doğrultusunda gelişir ve kararlar alınır. Toplantı sonunda Munzur'un kutsal suyundan töreye göre ant içme anlamında bir avuç su içilir.

Olayların gittikçe genişlemesi üzerine, Seyit Rıza'nın yanındaki bazı aşiretlerin çekilmesi sağlanarak, yalnızlaştırılması çabası ürünlerini vermeye başlar.

"Seyit Rıza'nın etkisiz hâle getirilmesine yönelik olarak yürütülen en önemli faaliyet, 6 Haziran tarihinde Kızıldağ'ın işgal edilerek, evinin Sabiha Gökçen'in kullandığı uçakla bombalanmasıdır"[69]...

Bu kararlar ve önlemler alınırken karşı koyanlar Kutuderesi, Kırmızıdere ve Sultanbaba dağına sığınırlar. Kureyşanlı/ Şeyhanlı Hasso Seydo Haziran ayı ortalarında teslim olur. Diğer teslim olanlarsa kafileler hâlinde Elazığ'a gönderilir. Teslim olanlar arasında Kamer Ağa da vardır. Seyit Rıza ve Şahin, direnişlerini sürdürürler.

"Asilerden Roznaklı Kamer, Danemanlı Cebrail, Yusufanlı Ağdatlı Kamer, Kureyşanlı Şeyhan Reisi Hasso Şeydo ve Bahtiyar'dan Şahin, Elazığ'da muhakemeleri yapılmak üzere tutuklanırlar."[70] (Bahtiyarlı Şahan Ağa konusunda bir yanlışlık vardır. Şahan Ağa 28 Ağustos'ta Pirço'nun oğlu Lilo Hıdır tarafından uykuda iken öldürülür.)

24 Haziran sabahında başlayan tarama çalışmalarında birçok köy yakılır, çatışmalardan ağır kayıplar verdirilir ve çok sayıda büyükbaş hayvan, koyun ve keçi ele geçirilir. Bu harekâtta Seyit Rıza'nın büyük karısı Elif'ten olan oğlu Resik Hüseyin, uçakların bombardımanı sırasında ağır yaralanır.

9 Temmuz 1937'de Alişir ve karısı Zarife, Seyit Rıza'nın kavgalı olduğu yeğeni Rehber tarafından öldürülür.

"17 Ağustos sabahı Titenik-Tokmakbaba-Sarıoğlan üçgeni aranmaya başlandı. Birdo ile Sarıoğlan arasında saklanan Seyit Rıza, Sarpot'ta uçakların bombardımanı sırasında omzundan yaralanır. 28 Ağustos'ta Şahin Ağa uykuda iken hükümetle işbirliği yapan üvey kardeşi Pirço'nun oğlu Lılo Hıdır tarafından başına kurşun sıkılarak öldürülür. (S. Akgül, öldürülüş tarihini Cumhuriyet ve Tan gazetelerine dayanarak 26 Ağustos 1937 olarak yazıyor.)[71]

"Munzur Dağı'na çekilen Seyit Rıza ve kuvvetleri savunma hattına çekilirler. Bu sırada Seyit Rıza'ya Erzincan Valisi tarafından haber gönderilerek, Dersimliler'in isteklerini kabul edecekleri ve bütün orduya ateşkes emri vermiş olduğunu, diğer aşiretler üzerinde herhangi bir harekete artık gerek duymadığını, vuku olan zararların ödenmesi konusunda ise hükümetin hazır olduğunu bildirir. İşte bu nedenle Seyit Rıza tüm bu gelişmeleri değerlendirir. Erzincan Valisi'ne giderken, karakol görevlileri şüphelenirler ve yakalanarak (Seyit Rıza'yı tanıyan erin, Pazarcık Bölükçam köyünden İbo Bali (Balyanlı) olduğu söylenmektedir.) Erzincan merkezine götürülür. Daha sonra tutuklanır. Seyit Rıza, Erzincan Hükümet Konağı'na çıkarken, 'Şerefsizler, bana yalan söylediniz' diye bağırır..."[72]

 

24. §) Seyid Rıza'nın idamı sonrasında da imha harekâtına devam edildi. 1938 yazında yeni bir kararnameyle uygulanan 17 günlük askeri harekâtlarla binlerce Dersimli öldürüldü.

Hükümetin kırım kararnamesini kabulü öncesinde dönemin Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak, Başvekâlete gönderdiği 26 Temmuz 1938 tarihli yazısında, yapılacakları şöyle sıraladı:

1) 3. Ordu, tüm Tunçeli'de tarama yapacak ve halkın silahtan tamamen tecridiyle haydutluk vakalarına son verecektir.

2) 4. Umumi Müfettişlik ve Dâhiliye Vekâleti'nin teklif ettiği hudutları belirlenen 1'inci ve 2'nci yasak bölgelerin tayini ve tespiti kabul edilmiştir.

3) Tarama harekâtıyla ilgili 3. Ordu ve Genelkurmay Başkanlığının direktiflerinde bir değişiklik yapılmamıştır.

4) Bu yasak bölgelerde 5000-7000 kişinin sürgün edilmesi Başvekâletten alınacak direktife göre yapılacaktır.

5) Tutuklanacak kişilerin listesi 4. Umumi Müfettişlik tarafından 3. Ordu'ya bildirilecektir.

Bunun üzerine Başvekil Celâl Bayar'ın, Milli Müdafaa, Dâhiliye, Maliye, İktisat, Sıhhat ve İçtimaî Muavenet vekillerine ve Genelkurmay Başkanlığına gönderdiği 28 Temmuz 1938 tarihli yazısında program taslağı şöyle belirlenmiştir:

1) 2000 kişi olan sürgün listesine 5000 kişi daha eklenecektir. Endüstri merkezlerine 1500 kişi iskân edilecektir.

2) İsyana iştirak edenler tutuklanacak ve mahkemeye sevk edileceklerdir. Bunların isimleri 4. Umumi Müfettişlikçe hazırlanıp 3. Ordu Müfettişliğine verilecektir.

3) Askerliğini yapmayanlar, askere alınacak ve sonra da ait oldukları iskân bölgesine sevk edilecektir.

4) Silah toplamaya devam edilecektir.

5) İskân bakımından ilân edilecek 1'inci ve 2'nci yasak bölgesinin hudutları 4. Umumi Müfettişlikçe belirlenecek ve bildirilecektir.

6) Yasak bölgenin muhafazası için karakol yapılacaktır.

7) Programın icrası için gerekli para sağlanacaktır.

  Bu yazı 11898 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

☁️
--°

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    # Takım O G B M A Y AV P
    1Galatasaray7511--516
    2Beşiktaş7502--815
    3Amed7421--814
    4Fenerbahçe7412--1313
    5Trabzonspor7412--1113
    6Alanyaspor7331--212
    7Kocaelispor7403--212
    8Çorum FK7313--410
    9Kasımpaşa7241--010
    10Rizespor7313---210
    11Başakşehir7223---18
    12Gaziantep FK7223---38
    13Gençlerbirliği S.K.7223---88
    14Erzurumspor FK7223---88
    15Göztepe7133--06
    16Konyaspor7124---45
    17Samsunspor7115---94
    18Eyüpspor7106---183
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    16 Ekim, CumaÇorum FK20:00Rizespor
    17 Ekim, CumartesiErzurumspor FK13:30Eyüpspor
    17 Ekim, CumartesiGençlerbirliği S.K.16:00Galatasaray
    17 Ekim, CumartesiAmed16:00Konyaspor
    17 Ekim, CumartesiFenerbahçe19:00Alanyaspor
    18 Ekim, PazarKasımpaşa13:30Samsunspor
    18 Ekim, PazarKocaelispor16:00Göztepe
    18 Ekim, PazarBaşakşehir19:00Gaziantep FK
    19 Ekim, PazartesiTrabzonspor20:00Beşiktaş
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Kayserispor10811--1725
    2Iğdır FK10622--620
    3Bursaspor9612--819
    4Batman Petrolspor10613--319
    5Keçiörengücü10451--917
    6Mardin 19699432--515
    7Sarıyer10433---115
    8Antalyaspor10505---215
    9Bandırmaspor10352--914
    10Fatih Karagümrük9342--113
    11Sivasspor10262--112
    12Muğlaspor9261--112
    13Bodrum FK10253--211
    14Pendikspor10244---710
    15Manisa F.K.9234---19
    16Esenler Erokspor9153---58
    17Ümraniyespor9144---37
    18Vanspor FK10235---107
    19İstanbulspor10127---155
    20Boluspor9018---181
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    13 Ekim, SalıBandırmaspor1-1Sivasspor
    13 Ekim, SalıSarıyer1-4Bodrum FK
    13 Ekim, SalıPendikspor1-2Vanspor FK
    DünBatman Petrolspor4-2İstanbulspor
    DünAntalyaspor0-4Kayserispor
    DünKeçiörengücü0-0Iğdır FK
    DünÜmraniyespor0-1Boluspor
    BugünMardin 196917:00Fatih Karagümrük
    BugünManisa F.K.20:00Esenler Erokspor
    BugünMuğlaspor20:00Bursaspor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Muş Sport Klübü6510--916
    2Aliağa FAŞ6501--415
    3Elazığspor6411--1113
    4Güzide Gebzespor6330--412
    5Çorluspor 19476312--510
    6İnegöl Kafkas Gençlik6312--310
    7Isparta 32 Spor6312--110
    8Şanlıurfaspor6231--19
    9Menemen FK6303---19
    10Erbaaspor6213--07
    11Somaspor5212---27
    1268 Aksaray Belediyespor6132--16
    13Ankaraspor6204---46
    14Kastamonuspor6204---103
    15Sebat Gençlikspor5023---42
    16Arnavutköy Belediyespor6006---100
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiElazığspor19:00Arnavutköy Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiMenemen FK19:00Güzide Gebzespor
    17 Ekim, CumartesiŞanlıurfaspor19:00Hatayspor
    18 Ekim, PazarKastamonuspor14:30Isparta 32 Spor
    68 Aksaray BelediyesporErbaaspor14:30Çorluspor 1947
    68 Aksaray Belediyesporİnegöl Kafkas Gençlik15:00Sebat Gençlikspor
    68 Aksaray BelediyesporMuş Sport Klübü19:00Ankaraspor
    68 Aksaray BelediyesporSomaspor19:00Aliağa FAŞ
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Yeşilyurt Belediyespor6600--2318
    2Talasgücü Belediyespor6510--1016
    3Bitlis Özgüzelderespor6501--1215
    4Niğde Belediyesispor6501--1015
    5Karaköprü Belediyespor6501--915
    6Mazıdağı Fosfatspor6420--914
    7Kırşehir Belediyespor6411--1513
    8Ağrı 19706222--08
    9Kırıkkale Büyük Anadolu6213---17
    10Silifke Belediyespor6213---37
    11Adana Adaletgucu6204---36
    12Osmaniyespor6204---56
    13Yeni Mersin Idmanyurdu6204---56
    14Karaman FK6204---96
    15Yozgat Bld Bozokspor6114---154
    16Diyarbekirspor6015---71
    17Yeni Malatyaspor6006---180
    18Adanaspor6006---220
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiYeni Malatyaspor14:00Mazıdağı Fosfatspor
    17 Ekim, CumartesiBitlis Özgüzelderespor14:00Yeşilyurt Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiAdanaspor14:30Yeni Mersin Idmanyurdu
    17 Ekim, CumartesiSilifke Belediyespor14:30Karaköprü Belediyespor
    18 Ekim, PazarAğrı 197014:00Kırıkkale Büyük Anadolu
    18 Ekim, PazarKırşehir Belediyespor14:30Niğde Belediyesispor
    18 Ekim, PazarKaraman FK14:30Adana Adaletgucu
    18 Ekim, PazarOsmaniyespor14:30Diyarbekirspor
    18 Ekim, PazarYozgat Bld Bozokspor19:00Talasgücü Belediyespor
    Son güncelleme: 15.10.2026 11:51:43