ÖZGÜRLÜKLE ZORUNLULUK
Rıza AYDIN“Özgürlük zorunluluğun kavranmasıdır” sözünü ilk olarak kim söylemiş bilmiyorum ama kim söylediyse söylesin doğru söylemiş; kişi sözü değil söz kişiyi kıymetlendirir. Bütün canlılar gibi İnsanlar da özgür değil zorunludurlar ama bu zorunluluğu hissedip gönül rızasıyla bunu yaparlarsa buna özgürlük denir. Mesela güz gelip havalar soğumaya başlayınca insanlar bunu hisseder mecburen gider kendine kışlık giysiler alır, bu zorunludur ama kişi bunu alırken özgür olarak davranır.
Vücudumuzun çalışması bize su ihtiyacı, yemek yeme ihtiyacı hissettirir; mecburen gider bu zorunluluğun gereği olarak suyumuzu içer karnımızı doyururuz.
İşte bunlar zorunluluğun kavramasından gelen özgürlüklerdir; “özgürlük zorunluluğun kavranmasıdır” sözü bunu anlatır.
Bu ihtiyacımızın giderilmesinde insan ile hayvan davranışı değişiyor; hayvanlar iç güdüleri ile davranırken, insanlar içgüdülerinin yanına bilinçleri ile kültürlerini de katıyorlar.
Ben bu günlerde dana çobanlığı yapıyorum. Danaları götürürken zaman gelip su ihtiyacı hissedeceğimi düşünerek yanıma termosta yada bir şişede su alıyorum, dana ise susaşınca orada gördüğü su birikintisinden su ihtiyacını gideriyor.
Hayvan bütün bu ihtiyaçlarını iç güdüsü ile yapıyor insan ise iç güdüsüne kültürü ile bilincini de katıyor.
Mesela acıkan çaresiz bir insanın karnını doyurmasının hayvandan farkı olmaz ama olanağı olan insan yemek yemeyi bir sanata dönüştürür.
Mesela ben danaları çayıra sürüp, kendi karnımı doyuracağım zaman, manzarası en güzel olan gölgeliğe oturup, azık torbamdaki nevalemi çıkarıyorum, telefondan yada müzik çalarımdan Ruhu Suyu ya da Neşet Ertaşı açıp, onları dinleyerek nevalemi yiyip karnımı da gönlümü de doyuruyorum. Ben vücudumun zorunluluğu olarak hissettiği açlığımı giderirken bunu kültürümle bilincimle bir ziyafete dönüştürüyorum.
Cinsellikte su imek gibi, nefes alıp yemek yeme gibi fiziki bir ihtiyaç. Hayvanlar bunu iç güdüleri ile yapıyorlar, burada A. Kolantayın su bardağı teorisi geçerli ama insan bu ihtiyacını da kültürü ile bilinci ile birleştirerek gideriyor; işte bütün sorun bu kültürde.
Hiç unutmam cezaevinden çıkıp köye gelince, annemgilin ahbabı olan Sünni köylerden beni davet ettiler; bir hafta solculuk sağcılık, din, Allah var mı yok mu tartıştık durduk.
Sonunda dediler ki seni birde üniversiteye götürelim olur mu dediler olur, siz bilirsiniz dedim. Ben tabi şöyle düşünüyorum, bunlar benimle teorik tartışmada baş edemediler beni üniversiteye götürüp orada ki, sağcı akademisyenlerle tartıştıracaklar beklentim bu.
Üniversiteye ye girmek için yola çıkınca anladım ki, bunlar genel eve üniversite diyorlarmış, beni oraya götürüyorlar. Üniversitenin ne olduğunu anlayınca, yok hayır ben bunu kabul etmiyorum biz her türlü paralı eğitime karşıyız dedim; şaşırdılar.
Yani demem şu, hayvanlarla insanlar bu ihtiyaçlarını karşılarken de farklı davranıyorlar; hayvanlar türün yeniden üretimine yönelik, vücutlarının doğal ihtiyacını karşılıyor, inanlar bahsi böyle değil.
Aşk İle
Rıza Aydın
Kaymak Köyü 22 Temmuz 2020
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- FARKI FARK ETMEK BİLİNÇTİR ..
- Şah İsmail İle Safevi Devleti Hakkın da Muhabbet
- ŞAH İSMAİL İLE SAFEVİ DEVLETİ KONUSU
- FAŞİZM KONUSUNDA KISA BİR ÖZET
- FAŞİST DİYE KİME DEDİM-2
- FAŞİST DİYE KİME DEDİM
- ÖZELEŞTİRİNİN ÖNEMİ
- ÖZGÜRLÜKLE ZORUNLULUK
- CEM VAKFI HAKKINDA DÜŞÜNCELERİM
- HALK İÇİNDE Kİ DOĞAL SAFLAŞMA
- HAK AŞIKLARI
- SÖZCÜKLERİN DİLİ


















