Rıza AYDIN

SANAT ESERİNİN HAYATLA BAĞI

Rıza AYDIN
  02-10-2019 14:56:00

Eski tabirle söylersem hikayeyi meşhurdandır, Mecnun, Leyla’nın aşkıyla dağlara düşmüş, deli divane olup, gezip duruyormuş. Mecnunun bu aşkı, milletin diline düşüp, öyle meşhur olmuş ki, anlatamam, bu kartopu gibi büyüye büyüye tâ sarayda Padişahın kulağına kadar ulaşmış.

Padişah hem merak ettiği için hem de Mecnunun haline üzüldüğü için Mecnunu sarayına çağırtmış.

Padişah, sarayına gelen Mecnunun halini görünce ona dayanamayıp, saraydaki kızlardan kimi beğenirsen al, onu sana vereyim yeterki şu ızdıraptan kurtul demiş. Demiş ama Mecnun yok demiş, bunların hiçbirini gözüm görmez ben Leyla olmadan yapamam demiş.

Bu defa Padişah, emir verip, her neredeyse gidip, Leylayı bulup getirin demiş.

Padişahın adamları Leyla’yı bulup, Padişahın huzuruna getirmişler. Padişah, Leyla’ya bi bakmışki ne görsün, karakuru çelimsiz bir kız.

Padişah, Leyla’yı görünce, Mecnun’a dönüp, “ulan” demiş, “bu muydu öyle yanıp, yakıldığın kız.” Mecnun içini çekip, “ah padişahım ah demiş, sen onu birde benim gözümle görebilseydin eğer, o zaman böyle demezdin” demiş.

İşte bütün edebiyat böyledir. Edebi eserini yaratan sanatçı, bir ayna tutar gibi toplumu yansıtır ama bu yansıtma sanatçının gönül gözüyle görüp, gönlünde yeniden yoğurarak yarattığı farklı bir üründür o. Bu binbir çiçekten aldığı ham maddeyi içinde işleyip, bal diye peteğe yerleştiren arının balına benzer; arı balı çiçeklerden alır, onları işleyerek yep yeni bir ürün yapmıştır ama bal çiçekten farklıdır. Sanatçıda tıpkı bir arı gibi toplumdan aldıklarını, gönül dünyasında işleyerek yeni bir ürün yaratır. Sanatçının sanatıyla toplumu yansıttığı, tıpkı bir ayna tutar gibi yada belgesel çeker gibi bir yansıtma değildir; buradaki farkı fark edemeyen, sanatı yaratan sanatçının dehasını göremeyen kişi sanatın kıymetini bilemez. Ruhi Su, bir türküsünde bunu anlatırken şöyle der: “arılar bal yapar binbir çiçekten marifet arıda balda neler var.”

İşte Alevi Edebiyatıda, tıpkı arının yarattığı bal gibi yaratılan bir üründür, buna bir belgeselcinin baktığı gibi, ruhsuz bir tarih anlatımı ile bakarsan bunun tadını kaçırır, özünüde anlayamazsın.

Mesela Alevi Edebiyatında önemli bir yer kaplayan Kerbelâ edebiyatını, bunu anlatan mersiyeleri ele alalım.

Kerbela Destanı temel olarak “Kumru” ile Fuzuli’nin Kerbela sürecini anlattığı, “Hadikatü’s suade” adlı kitabı anlatır.

Annem Kerbela destanını, sanki bunlardan özetlemiş gibi, özel bir destan olarak anlatırdı, biz bu kitaplardan önce Kerbelayı annemgilin anlattığı destandan öğrenmiştik.

Hem bu kitaplarda hem de annenin anlattığı destana göre Hüseyin’in atı olan Zülcanah nevi şahsına münhasır bir kimliktir, Kerbela destanında onu bir at gibi değil, Zülcanah kimliği ile düşünürsün; onun adı sanı vardır, ona at demez adıyla anarsın.

Destandaki anlatıma göre, Aşurâ günü gelip, çatmıştır, Hüseyin, Zülcanah’a derki, “tamam artık, buraya kadarmış, dur, beni sırtından indir, bu kafirler amacına ulaşsınlar” der. “Hayır” der Zülcanah, “seni bu kafirlere asla bırakmam, kanatlanır, uçar seni alıp götürürüm” der.

“Yok, olmaz” der Hüseyin Zülcanah’a, “artık tanam beni bırak” der.

Zülcanah, “seni sırtımdan indiririm ama bana bir daha bineceğine vaat edip söz verirsen seni bırakırım” der.

Sonra Hüseyin orada Zülcanah, vaat edip, “ vaadim olsun ki sana bir daha bineceğim” der.

Hüseyin’den bu sözü alan Zülcanah durur ön ayaklarını büküp toprağa eğilir, “in” der; bekler ama Hüseyin inmez.

Bu defa Zülcanah, Hüseyin’e dönüp sorar “ne oldu niye inmiyorsun” der. Hüseyin der ki, “nasıl ineyim, önüme anam Fatima geldi onunla da helalleşiyorum” der.

Sonunda Hüseyin, Zülcanah’ın sırtından inip, yerine eşi Şehrü Banu’yu bindirir. Şehri Banu’yu bindirince Zülcanah’a derki, “Sen şimdi al Şehru Banu’yu babasının memleketine götür, onu bu ellerde bırakma” der. Hüseyin, Zülcanah’dan indikten Sonra, Zülcanah asla yakalanmaz.

Annenin anlattığı bu destan çok uzundur, şimdi hepisini anlatmaya kalkışsa söz uzar. Ama bu bahsi kapatmadan şu kadarını söyleyeyim ki, bu destanda bir gerçeklik payı var; biz Irana gittiğimizde, bizi Hoy yakınlarında bir mağaraya götürüp, Zülcanah Şehrü Banu’yu bu mağara ya getirmiş dediler.

Sonra bildiğiniz gibi, bu destanın sonunda Zülcanah, Eba Müslüm Teber çekip, huruç edince, onu altındaki at olarak gelip, Emevi tahtını, tacını yıkar.

Alevilerin gönül gözüyle görüp yarattığı Kerbela destanı böyledir. Alevi dergahlarında, Alevi takkelerinde yetişen bütün aşıklar bu destanı bilerek, dinleyerek olgunlaşıp, kemalete ermişlerdir; işte bu yüzden, bundan dolayı, Alevi tekkelerinde, Alevi Dergahlarında yetişen hiçbir Alevi âşığı bu destana ters gelebilecek hiçbir söz söylemez, söyleyemez.

Ancak burada şu hakikatidir zikretmeliyim; Azeri Lehçesinde, bizim Lehçemizde “in” sözü yerine onlar “düş” diyorlar. Eğer bir Alevi Aşığı, Azerbaycan Lehçesiyle Kerbelayı anlatıyorsa, “Hüseyin attan indi” yerine “Hüseyin attan düştü” demiş olabilir; yoksa Dergahta ya da tekkede yetişen, bu destanı, Kumruyu, Fuzuliyi okuyup, bilen bir aşık, “Hüseyin attan düştü” diye bir söz etmez, edemez. Aleviler Muharrem ayında, Kerbelayı anlatırken belgesel yayını yapan belgeselciler gibi konuyu anlatmazlar, onlar yaşanılan tarihi kendi gönül dünyasında yeniden ürettikleri gibi anlatırlar. Bu hakikati anlamayan, bilimselcilik, belgeselcilik, doğallık, gerçekçilik gibi şu bu sevdasında olanlar, Alevi düşünce dünyasına dalıp, bu destanı anlayamamış demektir.

Hacı Bektaş, “ârif olan hem arıdır, hemde arıtıcıdır” demiş; ben her şeye maydonoz olduğum için değil, bu özüm gereği, aklımın yettiğini dilimin döndüğü kadarıyla bir dafacık söylüyorum, alan alır almayan almaz; bir dahada ısrar etmeyeceğim.

Aşk İle

Rıza Aydın

Kaymak Köyü. Eylül 2019

  Bu yazı 4042 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım