BABAGAN BEKTAŞİLİK HAKKINDA
Rıza AYDINDeğerli muhabbet ehli Dostlar.
Babagan'lar denilen Bektaşiler le Çelebiler arasındaki ayrılığı "Alevilikte yol ayrılıkları" adlı yazımda yazmıştım; burada tekrar etmeyim.
Babaganlık yani Bektaşilik 1550'de, Sersem Ali Dedebaba diye anılan Kanununin nikahlı ilk eşi olan Mahi Devran'ın abisi Arnavut kökenli Server Ali Paşa'nın gelip dergaha el koymasıyla başlar. Bu bir devlet operasyonudur. Buda yol da, eskiden bu yana gelen gidişatta bir bozulmaya yol açıyor.
Dedebabaları Osmanlı devleti atar. Bu çok açık bir biçimde Cevdet Paşa tarihinde yazar. İsmail Hakkı Uzunçarşılı’da bunu “Kapıkulu Ocakları” adlı kitabında yazar; Babagan Bektaşilere bu anlamsa “Kapı Kulu” der; haksızda değildir.
Brecht "Vahşi fillerin en büyük düşmanı evcilleştirilmiş fillerdir" derya, Babagan'lar Padişahın atadığı adamlar olduğundan evcilleşmiş bir Alevilik yapmaya çalışırlar. Bu tarihten Sonra eskiden beri Dergahta postnişinlik yapan Çelebiler, Dergahtan uzaklaştırılırlar. Dergahı devlet adamlarının yönettiği bir dönem başlar; bu süreci iyi inceleyip farkı fark etmek gerekir.
Daha sonra 1826'da “Vakayi Hayriye” denen dönemde, Bektaşilik denen Babaganlıkta yasaklanır, Dergahlar Nakşi bendi şeyhlerine verilir. 1834'de Dergaha cami yapılır.
Babaganlık denilen Bektaşilik Atatürk'ün kurduğu resmi Komünist partisine tıpa tıp benzer; belkide bu fikir bu devlet aklından alınmıştır. O komünist partisi ne kadar komünistse, Babagan'lar da aynen o kadar Alevidir, ne eksik ne fazla. Atatürk'ün kurduğu komünist partisi, Moskovaya heyet gönderir, Komintern'e üye olmak ister. Tarihi böyle okursan, içi alınacak derslerle doludur ama o bilinç nerde biz nerde.
***
İşte yaşanılan bu tarihsel süreçten dolayı, Cumhuriyet döneminde yani 677 sayılı yasa ile Dergahlar kapatıldığında, bu dergahlar fiilen Alevilerin elinde olan kurumlar değildi; bundan dolayı da Aleviler dergahların kapatılmasına asla ses çıkarmamışlardır. Çünkü bu kurumlar taaa 1550 de Alevilerin elinden alınmıştı. Bilgisizliğin kimseye faydası yok. Her şeyi kendi süreci içinde değerlendirmek gerekir.
1925'de, 677 sayılı yasa ile Dergahlar kapatıldığında, Hacı Bektaş Dergahı’nda, Arnavut kökenli Salih Niyazi Dedebaba ile 39'u Arnavut biri de Türk olan 40 tana Dervişin elindeydi. Dergahın bir yanıda da Nakşibendi şeyhi vardı. Dergahın mülkiyetini 1826’da Nakşibendi tarikatine veriyor Osmanlı Devleti.
Yani şunu bilmeliyiz ki Atatürk dergahları kapattığında bu dergahlar çoktandır Alevilerin elinde değildi, Alevilerin sırtında bir kamburdu.
Alta Hacı Bektaş Dergahına yapılan tekke camisinin üzerinde yapım yılını gösteren resmini göreceksiniz; 1834 yazıyor. Yani Dergah Nakşibendi tarikatının olduğu için onlarda Dergaha cami yapmışlardı; o camı orada hala duruyor. Hacı Bektaş Dergahında caminin olması, Osmanlı Devletinin burayı işgal etmesinin bir sonucudur; bunu Alevilerin bir suçu gibi görmek bilgisizliktir.
***
Birde şu iyice bilinmeli:
Hacı Bektaş dergahının olduğu bölge Dulkadiroğlu beyliğine aitti.
1488 yılında Osmanlı Dulkadiroğlu beyliğine saldırır, Alaüddevle komutasındaki Dulkadiroğlu askerleri Osmanlıyı Yener, bu Ahsenü't Tevarih'in 590. Sayfasında yazıyor, kitap Türk Tarih Kurumu Yayınlarından çıktı.
Alaüddevle, Osmanlı 1514'de Şah İsmille savaşmaya gideceği Zaman, Osmanlı ordusunun topraklarından geçmesine izin vermez.
Balım Sultan'ın asıl adı Hızır Bali; Balım Sultan 1500 yılında Hacı Bektaş Dergahına post nişin olur. O tarihte Şah İsmail ününün doruğundadır, Kalender Çelebi yine öyle orada var, Pir Sultan var. Böyle bir dönemde Osmanlı Hacı Bektaş Dergahının başına bir Sırp'ı atasa bunlar, bunca ulu kişi buna sessiz kalır mı? Akıl var mantık var. Lütfen Balım Sultan ile ilgili yanlış şeyler yazmayalım. Tarihi süreci bilip düşünmeden böyle yazanlar yanlış yapıyor. Biz bildiğimizi söyleyip yanlışa dur diyeceğiz.
Turgut Koca kendisi Babagan geleneğinden gelen bir Babadır. Sersem Ali Babanın, Balım Sultan ölünce Hacı Bektaş Dergahının başına atandığını. Sersem Ali Baba Hacıbektaş köyüne gelince, Kalender Çelebi’nin Padişaha karşı isyan edeceğini görüp, Hacıbektaş köyünü terk ettiğini, Kalender Çelebi isyanı olup, Kalender Çelebi öldürüldükten 23 yıl Sonra Sersem Ali Babanın Dergahın balına ikinci kez atandığını yazar. İkinci kez atandı demesi çok önemlidir.
Şimdi siz düşünün, 1520’de Sersem Ali Babanın Dergaha atanmasına karşı çıkan Kalender Çelebi 1501 yolunda Dergaha Osmanlı Devletinin bir adamı atansa buna sessiz kalır mı? Akıl var mantık var. Kimi arkadaşlar tarihi koşulları düşüp, tahlil etmeden, böyle ilginç şeyler yazıyorlar; Hak onları islah etsin.
Balım Sultan, ölmeden önce 1516 -1517 yılında mezarını yaptırıyor, 1520’de ölünce bu mezara sırlanıp kapısının üzerine bir hitabe yazılıyor. Hitabede Hacı Bektaş Veli'nin torunlarından Balım Sultan diye yazılıyor. Bedri Noyan, Balım Sultan Hakkı'nda bilgi verirken bakın şöyle yazıyor:
"Yazıtta, kendisi, Hacı Bektâş Velî hazretlerinin soyundan gelme ve torunu olarak gösterilmiş ise de, bütün bilimsel kaynakların bunu reddettiği bilinmektedir" der, Bedri Noyan, Bütün yönleriyle Bektaşilik ve Alevilik sayfa 483.
1520'de Balımsultan öldüğünde türbesinin kitabesini yazanları, Dedebaba Bedri Noyan beş asır sonra düzeltmeye kalkıyor, buna inanan Alevi'de oluyor işte. Abdülbaki Gölpınarlı, Balım Sultanın "türbesinin kapısındaki tabela 925 (1519) tarihini taşımaktadır" diyor.
*
Bu yazıyı yazdığımda Rıza Yıldırım’ın Bektaşiliğin Doğuşu kitabı henüz yayımlanmamıştı, şimdi bu kitaptan konuyla ilgili önemli bulduğum şu bilgileri ekleyeceğim:
“16. yüzyıl başında II. Beyazıd’ın desteği ile Pir-evine gelip “tarikat”ı kuran Balım Sultan’ın Kızıldeli Dergahı’nda yetiştiği hemen herkesçe kabul edilmektedir. Hatta aşağıda detaylı bir şekilde ele alacağım gibi Bektaşi geleneği, Balım Sultan’ın Pir-evine gelmezden evvel Kızıldeli Dergahının Postnişini olduğunu iddia etmektedir.
Ancak ne tekenin vakıf kayıtlarında ne de diğer çağdaş kaynaklarda Balım Sultan ya da Hızır Bali rastlanılmamaktadır.” Sayfa 224-225
Balım Sultan’ın türbesinin başında, şöyle yazıyormuş:
“Bu türbe-i şerif, yüce emir Şehsuvaroğlu Ali Bey tarafından, kutsal evliya ve hulâsâtu’l -budala Hızır Bali bin Resul Bâli bin Hacı Bektaş el- Horasani, Allah kabrini nurlandırdın, için 925 (1520) yılında bina edilmiştir.” Sayfa 268.
Balım Sultanın mezar taşında yazlılı olan bilgilerin doğru olduğuna inanıyorum.
Aşk ile
Rıza Aydın. Kaymak Köyü 9 Eylül 2019
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- FARKI FARK ETMEK BİLİNÇTİR ..
- Şah İsmail İle Safevi Devleti Hakkın da Muhabbet
- ŞAH İSMAİL İLE SAFEVİ DEVLETİ KONUSU
- FAŞİZM KONUSUNDA KISA BİR ÖZET
- FAŞİST DİYE KİME DEDİM-2
- FAŞİST DİYE KİME DEDİM
- ÖZELEŞTİRİNİN ÖNEMİ
- ÖZGÜRLÜKLE ZORUNLULUK
- CEM VAKFI HAKKINDA DÜŞÜNCELERİM
- HALK İÇİNDE Kİ DOĞAL SAFLAŞMA
- HAK AŞIKLARI
- SÖZCÜKLERİN DİLİ

















