Yolu Kirlettiniz
Mehmet Ali DEMİRBir zamanlar "hakikat", "adalet" ve "vicdan" diyerek yürüdüğümüz bu kutsal yol, çıkarlarınız ve iktidar hesaplarınız yüzünden kirletildi. Bu yol artık, ne yazık ki sizin koltuk ve makam arzularınızın arka bahçesi haline getirildi. Yolun ruhu çalındı. İçini boşalttınız. İsimleri yaşatıyormuş gibi göründünüz ama özü yok ettiniz.
Bir zamanlar eleştirdiğiniz düzenin aynısını kurdunuz. Ne diyorduk? “AKP kendinden olmayan herkesi düşman bellemişti.” Peki ya siz ne yaptınız?
Siz de size itaat etmeyenleri ötekileştirdiniz. Farklı düşüneni dışladınız. Eleştirenleri susturdunuz. Soru soranı “hain” ilan ettiniz. Sizi eleştiren her sesi bastırmak için elinizden geleni yaptınız. Yol arkadaşlığı değil, körü körüne biat istediniz. Oysa bu yol, sorgulayan canlarla yürünür; emir alanlarla değil.
Bir yandan "özgürlükten" bahsederken, diğer yandan resmi ideolojinin gölgesinde kaldınız. Devletin baskıcı yapısını kendinize örnek aldınız. Onun hiyerarşisini, onun suskunluğunu, onun iktidar ağını alıp aynısını kendi yapınızda kurdunuz. Sistemle hesaplaşmak yerine sistemle kol kola yürüdünüz. “Emre uymayan dışlanır” anlayışını benimsediniz.
Yolun merkezine hakikati değil, egonuzu koydunuz. Mevki, yetki, etiket... Tüm bunlar sizin için yolun özünden daha değerli hale geldi. Birbirinize uzak olsanız da, kurduğunuz çıkar köprüleriyle koltuklarınızı sağlamlaştırmaya çalıştınız. Kendi iç iktidarlarınızı yaratıp onları korumak için yolun bütün değerlerini hiçe saydınız. Yol, artık sizin için bir amaç değil; sadece bir araç oldu.
Tıpkı AKP’nin muhalifleri FETÖ’cü diye yaftalaması gibi, siz de sizden olmayanı “Ali’siz”, “şucu”, “bucu” diyerek karaladınız. Eleştiriyi tehdit olarak gördünüz. Kendi dışınızdaki her sesi itibarsızlaştırmaya çalıştınız. Yolun çoğulculuğunu yok ettiniz. Sadece size “evet” diyenlere alan açtınız.
Hakkınızda çıkan ciddi iddialara asla açık, dürüst ve net yanıtlar vermediniz. Eleştiriler karşısında suskunluğu tercih ettiniz. Ama unutmayın, susmak ikrardır. Ve ikrar, bu yolda büyük bir sorumluluktur.
Yola ihanet ettiğini söylediğiniz, yolun ruhunu mezhebe indirgeyen, inancı tekçi ve tahakkümcü yapıya hapseden Şiacı anlayışı sahnede sözde eleştirdiniz. Onlara karşı çıktığınızı gösterdiniz, iki etkileyici cümleyle kendinizi “hakikat savunucusu” gibi gösterdiniz. Ama perde arkasında ne yaptınız?
Koltuklarınızı, konumlarınızı, küçük iktidarlarınızı korumak uğruna o eleştirdiğiniz kişilerle ittifaklar kurdunuz. Sahne bittiğinde onlara çiçek uzattınız, gülümsediniz, yan yana fotoğraflar verdiniz. Bu samimi bir barış değildi, bu sahte bir görüntüydü. Gönül almak için değil, göz boyamak için yaptınız. Eleştiriyi bir inanç ilkesi olarak değil, bir sahne dekoru olarak kullandınız.
Oysa bu yol, gösteriş değil içtenlik ister. Gerçek söz, sahnede değil, yaşamın her anında tutarlılıkla savunulan sözdür. Samimiyet olmadan ne yol kalır, ne yoldaşlık, ne de hakikat.
Bu yolda can verenlere, dara duranlara, bedenini hakikat uğruna ateşe verenlere ihanet ettiniz. Pir Sultan’a, Nesimi’ye, Hallac’a… Onların ismini andınız ama onların yürüdüğü yolu terk ettiniz.
Sahnelerde Mahir’leri, Deniz’leri, İbo’ları andınız; ama gerçek devrimcileri cemevlerine sokmadınız. Çünkü siz, o isimleri süs niyetine kullandınız. Onların mücadele mirasını içselleştirmediniz. Çünkü o miras, yalnızca ağızdan çıkan sözle değil, yürekte taşınarak yaşatılır.
Bu yolun üstünü kalın bir ikiyüzlülük örtüsüyle örttünüz. Yolun özünü unuttunuz, şekline takıldınız. Fotoğraflarda, afişlerde, sahnelerde var oldunuz ama sokaklarda, direnişlerde, adaletsizlik karşısında yoktunuz.
Ama sanmayın ki bu yol sahipsiz kaldı.
Unutmayın: Bu yolun özüne sahip çıkacak canlar hâlâ var. Pirlerinin sözlerini yere düşürmeyecek, dara durmaktan korkmayacak, bedel ödemekten geri durmayacak yoldaşlar hâlâ var.
Ey yolun önderleri, pir ana ve pir babalar…
Sizler bir zamanlar hakkın, adaletin ve hakikatin sesi idiniz.
Bugün ise yola kastedenlere, çıkarla yolu kirletenlere, inancı mezhebe çevirenlere karşı sustunuz.
Görüp de susmak, duymayıp işitmemek değil midir ihanete ortak olmak?
Bu yolda zulme karşı dara duranlar vardı, siz ise seyre durdunuz.
Yolun değerlerini ayaklar altına alanlara karşı suskun kaldınız.
Yolun çocukları dağılırken, siz o suskunluğunuzla olanı izlemekle yetindiniz. (Gerçek yol erenleri bu eleştirinin dışında)
Biliniz ki bu sessizlik ne vakarı korur ne yolu.
Sizin sessizliğiniz, kirlenen düzenin zırhı oldu.
Ama yol sahipsiz değil.
Söz yere düşse de, onu yerden kaldıracak canlar hâlâ var.
Onlar ne çıkar için yürür ne alkış bekler. Onlar yolun hatırına susmazlar. Görüp susanlardan değil, görüp haykıranlardandırlar. İşte biz, o canlardanız.
Ve biz, sizin bu kirli düzeninizi ifşa etmeye, halka anlatmaya, gerçekleri açıklamaya devam edeceğiz. Çünkü bu yol sizin değil, halkın yoludur. Hakikatindir. Ve hakikat, eninde sonunda mutlaka kazanır.
Devam edecek...!
Mehmet Ali Demir
Aşk ile…
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası















