YOL ARKADAŞLIĞI ÖRGÜTLÜ OLMA VE YOLDAŞLIK
Mehmet Ali DEMİRUyumun ve sağlıklı bir duruşun örgüt kimyasındaki olumlu etkilerini çeşitli biçimlerde izlemek mümkündür.
Biri kırk kırkı birlemek izlenilen yol, inanç örgütlü olma gerçekten de nasıl bir gerçeklik? İnandığın yol için eğilip bükülmeden mücadele etmek, yol yürüdüklerinle inanmakla olur.
Sahiplenmek omuz vermek gerek, sadece yoldaş demek yoldaş olmak için yeterli mi? Bir bütün olmak ortak akıl sahiplenme, onun etki sahasında bulunmak, ondan beslenmek, onun söylediklerini tekrarlamak, onunla yoldaş olmaya yeter mi? Dahası bağlıları bu kadar çok olan ve çevresinde bu kadar insanın bulunduğu bu yolun gerçek anlamda ne kadar yoldaşı var? Onunla yoldaş olmak dar anlamda iki kişinin aynı yolu paylaşması mıdır acaba? Çok önemli olan ‘yol arkadaşlığı’ yoldaş olmak isteyenlerin ilişki diyalektiğine ne kadar uygulanabilir? Yoldaş olmak mı, yola girmek mi?
Dedikodu aman bana necilik tarafından beslenen bencillik, bireycilik, vb. olgular insanlar arasında ortak ölçeklerin oluşmasını ve belirli normlar etrafında bir araya gelmeyi güçleştirir. Bu, örgütsüzlüğe, dayanışma ve kardeşleşmede zayıflığa da sebep olur.
Öyle ki, kişinin düşündüğü ve savunduğu birbirine uymaz insanın ruhuna ve bedenine zerk ettiği bencillik zehriyle baş etmek kolay değildir. Böyle bir zehirlenmenin etkileri; o ilişkiler ağının dışına çıkılmış dahi olsa, uzun süre devam eder. İnsanları, boğazına dek çıkar ilişkilerine, samimiyetsizlik ve içten hesap batağına sokar.
Bizler, kimsenin yol düşkünlük tarzını kendimize tartışma konusu yapacak değiliz; en azından kendi olumluluklarımızı, kimi dostlarımızın olumsuzluklarını sergileyerek açıklayacak değiliz. Ancak, bizimle hareket eden aynı yola yoldaş olmuş yolu bir gören insanlarla; yoldaşlığın yolun hakikatin ne olduğunu savrulmanın bitmek olduğunu söylemek ve hatırlatmak zorundayız.
Bilinmelidir ki, örgütlü zeminler; bencilliği, çıkara ve ihtirasa dayalı düşünce ve söylemde kaçınmayanlara yaşamak sansı vermez, toplum ilişkilerini ve bunun alışkanlıklarını bir çırpıda yok edemeyiz ama sağlam zeminde yürümek söylem ve pratiğin uyumlu olmamız Sart.
“Bir şeyleri değiştirmek isteyen insan önce kendinden başlamalıdır” (Sokrates)
Ne yazık ’ki birçok canımızın söylemleri eylemleri pratikte yaptıkları taban tabana zıt. Bu ilişkiler içinde kendimizle çelişiyoruz; toplumda kitlemizde kafa karışıklığından başka işe yaramıyor düşünce denizimiz berrak değil
Bunu görmediğimiz takdirde, alışkanlıklar hareketin normlarına tercih edilirse, gerçeklere karşı direniliyor demektir ve böyle bir direnç, direncin sahibine de harekete de zarar verir.
Bizimle hareket eden yol önderlerimiz pirlerimiz bir an önce hakikatin aynasına bakmalıdır ayna tutum yüzüme Ali göründü gözüme desturunu kendine yol eylemelidir yoksa söylemde EN-EL hakçı; yol yürütürken tanrıya kul peygambere ümmet olur ’ki buda hem onu hem ’de yolu bitirir.
Bu nedenle, hiçbir yöneticimizin yol önderi Pirilerimizin keyfi davranma, sorunları kişiselleştirme, kuralları kendince uygulamama lüksü yoktur olmamalıdır.
Madem ki biz, bu yolla baş koyduk sayımıza ve karşımızdaki gücün miktarına bakmaksızın çekincelerimizi bir kenara bırakıp hakkın hakikatin yolunda bütün bedelleri göze alarak yol ulularımız gibi yürümeliyiz DÖNEN DÖNSÜN BEN DÖNMEZEM YOLUMDAN diyerek.
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası



















