pir sultan duruşuna sahip olmak
Mehmet Ali DEMİRBazı insanlar vardır, Ulaştığı makamın havasına kapılarak geldiği yeri ve edebi, hayayı öğrendiği kişileri unutur.
Hızır Paşa bunların en önemli örneklerinden biridir. Yıllardır süregelen bir olgudur bu, Kim olursan ol, nereden gelirsen gel insanoğlu makam gördüğü zaman kibir libasını giyer ve başlar küçük dağlarında en büyük bencilik oyununa.
Halk insanı olmak, önder olmak, hiç görmediği tanımadığı insanlar için tereddüt etmeden düşünmeden gerektiğinde canını feda etmektir, onlar kalemleriyle, sazlarıyla, sözleriyle, duruşuyla zalimin karsısında halkının yanında var oldular, bir can varsa feda olsun halkıma dediler.
Pir Sultan fikirlerini korkusuzca söylediği ve korkusuzca söylemekten vazgeçmeyeceği bu vakitlerde, Sivas valisi olan Hızır Paşa tarafından hapse attırılmış ve idam ettirilmiştir, Yaşananın tuhaf tarafı ise Hızır Paşa'nın Pir Sultan'ın yedi yıl müritliğini yapmasıdır, İlimi, edebi ondan öğrenmesi ve onun oluru ile saray kapısı kendisine açılması ve Sivas’a vali olmuştur.
Hızır Sivas'ta yaşayan köylülerden biridir, Hızır yaşadığı Hafik ilçesinin Sofular köyündeki insanların ve yaşamın bozulduğunu düşünerek, Banaz'a yerleşir ve Pir Sultan’a mürit olur.
Hızır'ın Pir sultan Abdal’a hizmeti ve müritliği yedi yıl sürer, Hızır yedi yıl sonunda Pir Sultan Abdal'dan müsaade ister ve ''Pirim bana himmet edin, ruhsat verin büyük adam olayım'' der. Pir Sultan ona ''Hızır ben sana ruhsatta veririm himmette. Ama sen büyük adam olunca kendini kaybedersin, aslını unutursun, gelip beni bile asarsın'' der. Ama hiçbir zaman dualarını eksik etmez. Hızır'ı İstanbul'a yollar. Hızır saraya gider ve tez zamanda ilerler. Paşa unvanı alır ve saray tarafından Sivas valiliğine getirilir.
Hızır vali olunca yani mürit Hızır, Hızır Paşa olunca yüksek makamın hevesatına kapılıp haram yemeye, yoksulu ezmeye başlamıştır. Hak gözetmez, namus bilmez bir vali olmuştur.
Bir gün Sivas'ın müftüsü koca başlı kör müftü Hızır Paşaya bir fetva verir. Şah demenin yasaklandığı ve şah diyenlerin dilinin kesilip, idam edileceğini söyler. bunu duyan Pir Sultan Abdal ise sazı eline alır ve bir deme söylemeye başlar
Fetva vermiş koca başlı kör müftü
Şah diyenin dilin keseyim deyü
Satır yaptırmış Allah’ın laneti
Ali’yi seveni keseyim deyü
Şer kulların örüğünü uzatmış
Müminlerin baharını güz etmiş
On ikiler bir arada söz etmiş
Aşıkların yayın yasayım deyü
Hakkı seven aşık geçmez mi
Korkarım Allah(tan, korkum yok senden
Ferman almış Hızır paşa Sultan’dan
pir sultan Abdal’ı asayım deyü”
Pir sultan Abdal gittiği her yerde şahı öven nefesler ve demeler söyler. Bunun uğrunda ölüme hazır olduğunu candan vaz geçerim Sahtan asla der.
Pir Sultan Abdal'ı sevmeyen, hazzetmeyen kişiler bu durumu Hızır paşaya iletirler, Verilen fermana uymadığını, gittiği her yerde şahı öven şiirler, nefesler söylediğini söylerler.
Hızır Paşa askerlerine haber verir ve Pir sultanı yanına getirtir, İlk başlarda saygıda kusur etmez, bir saygı içerisindedir, Eski piri ne de olsa, Tepsiler dolusu yemekler yaptırır ve ikram eder şeyhine. Lakin Pir Sultan ağzını bile sürmez sarayın hizmet kokan yemeklerine.
Pirinin yemekleri yemediğini görünce Hızır Paşa ''pirim yoldan geldiniz açsınızdır ama yemeklere elinizi bile sürmediniz'' der. Pir Sultan Hızır Paşa'ya şunları söyler. ''sen haram yedin, zina ettin, yoksulların hakkını yedin, onların ahını aldın. Senin bu haram paralarla yaptırdığın yemeklere değil ben köpeklerim bile ağzını sürmez.'' der. Bunun üzerine paşa konağını penceresinden köpeklerini çağırır ve dediği gibi köpekler yemeklere hiç dokunmadan giderler. Hızır paşa ise bunu kendisine yapılmış bir hakaret olarak algılar ve Pir Sultan'ı hapse attırır. Ama bu yaptığından pişman olur.
Hızır Paşa, Pir Sultanı huzuruna getirtir ve ona bir şartta bulunur. ''pirim içinde şah geçmeyen üç deme söyle seni affedeyim.'' der. Bunun üzerine Pir Sultan:
Hızır Paşa bizi Berdan etmeden,
Açılın kapılar Şah'a gidelim,
Siyaset günleri gelip çatmadan,
Açılın kapılar Şah'a gidelim.
Bunda bilmeyeni bildirirler mi
Eli bağlı namaz kıldırırlar mı
Yoksa Şah diyeni öldürürler mi
Açılın kapılar Şah'a gidelim.
Aslımız Muhammet kıyman cellatlar
Üstümüzde bite davacı otlar
Ölüm Allah emri ya eziyetler
Açılın kapılar Şah'a gidelim.
Her nereye baksam yolum dumandır
Pirim bana küfür etse imandır
Zincir boynum sıktı halim yamandır
Açılın kapılar Şah'a gidelim.
Sağlıklı mı ola dostun illeri
Karşıda görünen tozlu yolları
Şah’tan elçi gelmiş dem bülbülleri
Açılın kapılar Şah'a gidelim.
Güzel Şah'ım çıktı mola köşküne
Can dayanmaz gayretine müşkine
Seni beni Yaradan'ın aşkına
Açılın kapılar Şah'a gidelim.
Kapısı yok bacasından bakarım
Gözlerimden hasret yaşı dökerim
Şah'a giden bir bezirgân tutarım
Açılın kapılar Şah'a gidelim.
Pir Sultan Abdal'ım güzel şah canım
Ağlamaktır benim demim devranım
Arşta melek yerde çeşm-i efgânım
Açılın kapılar Şah'a gidelim.
Hızır paşa pirini uyarır Pir Sultan kulak asmadan ikinci demeye geçer:
Kul olayım kalem tutan ellere
Münafıkın her dediği oluyor
Katip ahvalimi Şah’a böyle yaz
Gül benzimiz sararuban soluyor
Şekerler ezerim şirin diline
Gidi Mervan şad oluban gülüyor
Katip ahvalimi Şah’a böyle yaz
Allah’ı seversen kâtip böyle yaz
Pir Sultan Abdal’ım hey Hızır Paşa
Dün ü gün ola Şah’a eylerim niyaz
Gör ki neler gelir sağ olan başa
Umarım yıkılsın şu kanlı Sivas
Hasret koydu bizi kavim kardaşa
Kâtip ahvalimi Şah’a böyle yaz
Sivas illerinde sazım çalınır
Çamlı beller bölük bölük bölünür
Ben dosttan ayrıldım bağrım delinir
Katip ahvalimi Şah’a böyle yaz
Hızır Paşa iyice bozulmuştur. Etrafındakiler Hızır Paşa'ya ''nerde kaldı senin paşalığın bir kızıl baş parçası seni dinlemiyor'' derler. Pir Sultan ise ölüme ve Hızır Paşa'ya kafa tutar gibi meydan okur gibi üçüncü deme ‘ye başlar.
Karşıdan görünen en güzel yayla
Alınmış abdestim aldırırlarsa
Bir dem süremedim giderim böyle
Kılınmış namazım kıldırırlarsa
Ala gözlü Pir’im sen himmet eyle
Siz de şah diyeni öldürürlerse
Ben de bu yayladan Şah’a giderim
Ben de bu yayladan Şah’a giderim
Eğer göğerüben bostan olursam
Pir Sultan Abdal’ım dünya durulmaz
Şu halkın diline destan olursam
Gitti giden ömür geri dönülmez
Kara toprak senden üstün olursam
Gözlerim de şah yolundan ayrılmaz
Ben de bu yayladan Şah’a giderim
Ben de bu yayladan Şah’a giderim.”
Dost elinden dolu içtim deliyim üstü kan köpüklü meşe seliyim
Ben bir yol oğluyum yol sefiliyim
Ben de bu yayladan şah’a giderim
Hızır Paşa artık kendini kaybetmiştir, Pir Sultan Abdal'ı zindana götürürler, Onu asmak için bir darağacı kurulur, Ve bir deme daha söyler ölümün geldiği anlarda.
Hızır Paşa ise bir ferman daha buyurmuştur. ''Herkes Pir Sultanı taşlayacaktır, Taşlamayanlar cezalandırılacaklardır der.
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası















