Kadıncık Ana’dan Buyer Ana’ya: Kadın Mirası St. Pölten’de Yeniden Doğuyor
Mehmet Ali DEMİRAlevi inancında “yolun ana yüzü” olarak kabul edilen Kadıncık Ana, sadece tarihsel bir figür değil; aynı zamanda Aleviliğin özündeki eşitlik, sevgi ve adalet anlayışının sembolüdür. Onun adı, yüzyıllar boyunca “yolun nurunu taşıyan kadınlar”ın nefesiyle bugüne ulaştı. Bu kadim miras, şimdi Avrupa’nın kalbinde, St. Pölten Cemevi bahçesinde yeni bir anlamla hayat buluyor.
Kadıncık Ana, Pir Bektaş Veli’yle birlikte Aleviliğin “dişil bilgelik kapısı”nı temsil eder. Üretkenliğin, adaletin ve yaratıcı bilincin sembolüdür. Alevi öğretisinin temeli olan kadın-erkek eşitliği düşüncesi, Kadıncık Ana’nın mirasında vücut bulur.
Bu anlayış, yüzyıllar boyunca Fatmalar, Analar, Sarı Kızlar, Buyer Analar, Haskarlar ve Jeleler gibi yol önderi kadın figürleriyle taşındı. Ancak erkek egemen toplum yapısı, zamanla bu kadın kimliklerini görünmez kılmaya başladı. Kadın olan birçok ziyaretin adı, “baba” sıfatlarıyla değiştirildi.
Alevi inanç coğrafyasında geçmişte “Ana” olarak anılan bazı ziyaretlerin zamanla “Baba” biçiminde kullanılmaya başlanması, toplumsal hafızada derin bir kaymaya işaret ediyor.
Eskiden “Buyer Ana Ziyareti” olarak bilinen krater gölü, kadın can Buyer Ana’ya adanmıştı. Şifacılığıyla bilinen bu mekân, son yıllarda “Buyer Baba” olarak anılmaya başlandı. Bu dilsel değişim, kadın merkezli inanç anlatılarının erilleştirilmesi olarak değerlendiriliyor.
Düzgün Baba’nın kız kardeşlerinden biri olarak anlatılan Haskar, kadın bir figürdü. Günümüzde bazı kaynaklarda “Haskar Baba” ifadesi kullanılmaya başladı. Bu dönüşüm, erkek merkezli yol dilinin genişlemesinin bir örneğidir.
Kadın figür olarak bilinen Jele, artık bazı halk anlatılarında “Jele Baba” şeklinde geçiyor. Bu ad değişimi, sözlü kültürde dahi erkek merkezli yeniden adlandırmaların izini gösteriyor.
Düzgün Baba’nın bir diğer kız kardeşi olarak bilinen Karsniye Ana, yer yer “Karsini Baba” olarak anılmaya başladı. Kadın figürün erkek unvanla yer değiştirmesi, hafıza kaybının açık bir örneğidir.
“Ana Fatma” figürü, Alevilikte doğurganlık ve bereketin simgesiydi. Günümüzde bu figür, bazı bölgelerde “Fatma Bacı” veya “Hatun” gibi sıradanlaştırılmış biçimlerde anılıyor. Kadın kutsallığın “ana”dan “bacı”ya dönüşmesi, toplumun kadın figürüne bakışındaki değişimi yansıtıyor.
Avrupa’da temelden inşa edilen ilk cemevi olma özelliğini taşıyan St. Pölten Cemevi, sadece bir cem meydanı, bir dar mekânı değil; Alevi kimliğinin özgür, eşitlikçi ve kadın merkezli ruhunu yaşatan bir inanç alanıdır.
Her bir taşı, bu yola emek vermiş kadınların nefesini ve Hızır’a yetişen canların duasını taşır.
Cemevimizin darına, Hızır olan canlara ithafen inşa edilen Kadıncık Ana Anıtı, 1260 eşit Turna’dan oluşuyor. Her bir Turna, bu yola hizmet eden bir canı, bir nefesi temsil ediyor.
Bu anıt, Dört Kapı Kırk Makam öğretisinin taşta somutlaşmış hâlidir.
Anıt, St. Pölten Cemevi’nin bahçesine yerleştirilmek üzere yola çıktı. Üzerinde, cemevimizin darına yetişen, yol hizmetinde emeği bulunan canların isimleri yer alacak. Böylece her isim, bu yolun taşlarına kazınmış bir niyaz olarak geleceğe kalacak.
Dersim’in dağlarından St. Pölten’e uzanan bu hat, unutulan kadın inancının yeniden görünür kılınma sürecidir.
Bir zamanlar “Ana” iken “Baba” yapılan kadın figürlerin mirası, Kadıncık Ana Anıtı ile yeniden kadın adıyla, kadın nefesiyle hayat buluyor.
Bu anıt, geçmişin sessizliğini bozan bir çağrı gibidir:
“Kadın, yolun başıdır; ışığın kaynağıdır.”
St. Pölten Cemevi’nin bahçesinde yükselecek olan bu anıt, Buyer Ana’dan Kadıncık Ana’ya, unutturulmak istenen kadın inancının dirilişini simgeliyor.
Her bir Turna, göğe yükselen bir nefes; her bir isim, Hakk’a yürüyen bir canın izidir.
Mehmet Ali Demir
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası
















