Alevilik tanınır oldukça Aleviler yolun değerlerine uymaz oldular
Mehmet Ali DEMİRAleviler son yarı yüzyıl öncesine kadar büyük şehirlerde ve toplumsal alanlarda genellikle inançsal boyutunu gizleyen bir inanç toplumuydu. Kendilerini saklamalarının arkasında yatan neden, iktidar sahiplerinin Aleviliği yıllarca sapkın bir inanç olarak görmeleri, hakaret etmeleri ve katletmeleridir.
Aleviler bu sürece kadar kendilerini gizlese de ne yolundan ne de ikrarından vaz geçmedi. Bundan dolayı büyük metropollerden uzak durarak en ücra köşelerde yaşamını sürdürdüler. Dönemsel şartlar, değişen çağ ve ekonomik gereksinmeler bu son yarım yüzyılda Alevilerin kendi yaşam alanlarını tek edip büyük metropollere taşınmalarına neden oldu. Son olarak Sivas Katliamı sonrası Alevi örgütlülüğü görünür olmaya başlayınca kurumsallaşmaya gidildi. Gerek Avrupa’da gerek Türkiye’de dernek adı altında cemevleri kuruldu.
O geçmişteki pir-talip hiyerarşik yapısı bozuldu, cemde kurulan adalet divanından eser kalmadı. İki canın bir olduğu musahiplik sözde kaldı. Sorgu, görgü kalktı, sözde dile getirilse de sadece söylemde kaldı. Cem odalarında talip lokmasıyla kurulan cemler yok oldu. Talibin bir elması kurban sayılırken, devasa cemevlerinde büyük kazanlarda şatafatlı yemekler verilmeye başlandı. Başkanlar Aleviliği gelecekleri için bir basamak olarak kullanmaya başladılar. Dedeler talibin lokmasını beğenmez oldular. Devlet maaşı istenir oldu, talibin o rızalık lokması görünmez oldu. Başkanlar ve dedeler Alevi canlar benim üyem diyerek belediyelerden para istedi, tabii bunun karşılığı canların iradesi oldu. Cem odaları devasa cemevleri oldu. Yönetenler için rant, gelecek ve kariyer kapısı oldu. Yani Alevilik tanınır oldukça yozlaştırıldı, asimile edildi. Pir'in köpeklerinin yemediği sofradan pay kapmak için kavga, dövüşler başladı.
Peki Alevilik bu mu?
Nerede sevgi, saygı? Nerede can, nerede rızalık yolu, nerede insanı kâmil?
Böyle mi olmalıydı?
Oysa Alevilik diğer egemen dinlerdeki baskıcı, aşağılayıcı tavrına karşı, demokratik ve eşitlikçi bir inançtır. Alevilikte sevgi bu inanç içinde yer almanın ilk kuralıdır. İnsan ve doğada yaşayan tüm canlı-cansız varlıklar eşittir, tümünün yaşam hakkına saygı duyan, sevgiyle bakan büyük bir kültürdür. Paylaşmanın, lokmanın, niyazın, cemin, büyüğün, küçüğün er veya dişinin canı eşittir.
Kırklar Cemi Aleviliğin temel taşıdır. Kırkların 17’si kadındır. Diğer tek tanrılı inançların aksine kadın Alevilikte yaratan, doğuran, besleyen, büyüten ana tanrıçadır. Alevilikte hedef, insanı kamil ve Rıza Şehri'dir. Paranın ve sınırların olmadığı kibir ve “ben”likten uzak olunan "biz" toplumu yaratmaktır.
Değerli Canlar, bu saatten sonra önümüzde iki yol var; ya yola hizmet eder, gerçeğin demine "Hü!" der Alevi yoluna hizmet edenlerin yanında oluruz ya da Hızır Paşa sofrasında halkın alın terinden çalan hırsızların. Karar sizin.
Aşk ile…
Mehmet Ali Demir
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası



















