Heybet AKDOĞAN

MADDE ve TOPLUM

Heybet AKDOĞAN
  20-10-2020 09:56:00

  Dışımızdaki gerçeklikte ve zihnimizin derinlerinde bulunan madde ve yansıması, doğanın ve bizlerin tanımlanması için tek hakikattir. Doğanın ve insanın maddenin kendisi olması, doğa ve insan ikileminde yaşamın ne olduğunu sorgulayan soruların, bilimsel çözümlemesinde asıl gerçekliğin anlaşılması için sonsuz doğrular bütünlüğüdür. İnsanlık tarihmizden günümüze kadar uzanan insanın arayışı, doğa ve kendisi arasındaki çelişkilerin anlaşılması için, düşünen bilincin madde ile hareketini sağlayan ve maddenin değişim gücüyle, bilincin gelişmesini ilerleten madde ve insanın maddi süreci; insanın ve toplumların bütün karakteristik özelliklerini sosyo-ekonomik metodlarla izah eden yaşamın gerçekliğidir. Bu nedenle insanın maddi ölçüsü, insanlık yaşamının tek gücü olan toplumsalllığın maddi birlikteğiyle iç içedir. Hayatın kendisinin maddenin bir ürünü olması aynı zamanda, toplumların maddenin diyalektiğiyle ayrılmaz

bütünlüğünü kanıtlamaktadır. Tarihten günümüze bütün toplumlar tarihi madde ve diyalektiğin yasalarını açıklayan olgulardır. Bununla birlikte madde ve toplum arasındaki ilişki, toplumların ve hayatın nasıl şekillendiğini günümüze kadar bizlere açıklayan ve içinde bulunduğumuz dönemin tarihsel koşullara bağlı olarak şekillendiğini bizlere ispatlayan materyalist kaynaklardır. Madde ve insanın, madde ve toplumun çelişkileri; birey ve toplumun kendilerine nasıl yabancılaştığını ve günümüze kadar gelinmiş sınıflı uygarlıklar sisteminin nedenleri konusunda bizlere tek doğru kaynakları sunan maddi delillerdir.

  Madde ve  toplum  arasındaki yabancılaşmanın büyümesi, toplumların ‘’tefeci-tüccar’’  uygarlığı içinde ve imparatorlukların baskısı altında ‘tek tanrıyı var etmesidir. Toplum kanunlarının sınıflı yapısını izah eden bu durum önemli bir tarihsel süreçtir. Kapitalist modern çağımızda toplumların devletlerin sömürüsü altında ezilmesi, sınıflı uygarlık sürecinin kaçınılmaz

sonuçlarından biridir. Tarihte bu yüzden  medeniyetlerin barbar akınlarıyla yıkılması kaçınılmaz olmuştur. Medeniyetlerin yıkılması bir devrim niteliği taşısada,  yıkılan uygarlıklar yeni sömürge medeniyetlerinin kurulması karşısında kurtuluşa reçete olacak bir devrim özelliği taşımamıştır. Bu yüzden tarihcil devrim ve sosyal devrim ayrımını çok iyi şekilde tahlil etmemiz gerekmektedir.   Tarihcil devrim içerik olarak:  Medeniyet içerisinde yaşayan toplumlar tarafından değil, medeniyet dışında yaşayan, barbar insanların saldırıları sonucu gerçekleşmiştir. Sosyal devrim ise: Aynı toplum içinde bir sosyal sınıfın, ötekini ortadan kaldırması sonucu oluşmuştur. Ezilen sınıfın sosyalist devrim karakterini taşıyan sosyal devrim savaşı, ezilen toplumların kurtuluş umudu ve eşit komünal dünyanın kurulması için gerçekleştirilen asıl devrimdir. Nesnel anlamda medeniyetlerin kuruluşu ve yıkılışı, ezilen toplum tarafından sömürülerek yaşanıldığında, insanüstü dünyanın ilerleyiş kanunları her zaman

sınıf problemini doğurmaya ve yaşatmaya devam etmiştir. Yaşanılmış savaşları tüm boyutlarıyla incelediğimizde Marks’ın şu sözüyle yüzleşmekten kendimizi alıkoyamıyoruz: ‘’Mesele insanların söylediklerinden, hayal ettiklerinden, tasavvur ettiklerinden değil;  gerçek ve faal insandan hareket edip, gerçek hayat süreçlerini temel alarak, bunların ideolojik yansımalarının ve yankılarının gelişimini göstermek suretiyle elle tutlur canlı insana varmaktır.’’  İnsanın toplumsal varoluşu  onun kişiliğini,  toplumsal bütünlükle birlikte kazandığı hayata bakış açısını şekillendirmektedir.  Özümsenen  bu kişiliğin toplumsal üretime göre beden bulacağını;  günlük hayatımızda sergilediğimiz  tavır ve davranışlar  bizlere çok iyi bir şekilde açıklamaktadır.  Maddenin, içinde bulunulan doğal koşullara göre toplumlara yön vermesi ve yaşam içeriklerini belirlemesi; toplumların yaşam biçimleriyle doğrudan alakalıdır. Üretim güçlerinin gelişim seviyesi ve üretim ilişkilerinin hangi sistemle yaşandığı, toplumların konumunu

ve refah seviyesini  olduğu gibi gösterir. Örneğin, Ortaçağda feodal üretim tarzı köleleri kamçılarla çalıştırmıştır. Zamanla üretici güçlerin ilerleyip, özel mülkiyeti biraz daha yaygınlaştırmasıyla, kamçılara başkaldıran köleleri çalıştırmak için, onlara biraz toprak veren feodal yönetim, köleleri topraklı serf’ler (köleler) yapmıştır. Netice itibarıyla kölelik sistemi varlığını üretim süreci içinde kılık değiştirerek  göstermeye devam etmiştir. Maddenin, yaşam koşullarını üretim sürecine girerek belirlemesi ve toplumların madde ile içinde bulundukları coğrafyanın atmosferine ve şartlarına göre kişilik kazanmaları; ‘’İbn-i Haldun’’un  ‘’Mukaddime’’ isimli eserinde çok iyi bir şekilde kaleme alınmıştır. ‘’İbn-i Haldun,’’  Mukaddime’’ adlı eserinde bu  gerçeği bilimsel olarak şöyle ifade etmiştir: "Havanın (iklimin) insan ahlakı üzerindeki tesirini anlatırken, Sudan halkını örnek vermiştir. Sudan halkını tanımlarken sıcak iklimin onları gevşettiğini ve zevklerine çok düşkün olduklarını yazmıştır. Hafifliğin, aceleciliğin, zevk

ve keyfe fazla düşkün olmanın umumiyetle sudanlıların, zencilerin, karakterlerinden ve huylarından olduğunu görmüşüzdür, demektedir. Bunların her nağmeye ve çalgıya göre raks etmeye (dans etmeye) düşkün olduklarını ve her yerde ahmak olmakla nitelendirildiklerini söylemektedir. Yine İbn-i Haldun'un gözlemlerini göre: Hararet, sıcak iklimde yaşayan sudanlıların, zencilerin yapılarına ve oluşumlarının özüne işlemiştir. Nefislerindeki hararet de, beden ve iklimlerindeki hararet oranındadır."  İbn-i Haldun, insanların toplumsal birer varlık olduklarını belirterek, yaşamlarını sürdürebilmeleri için birbirleriyle yardımlaşmak, tehlikelere karşı birbirlerini korumak, kısaca sosyo-ekonomik sorunlarını çözebilmek için bir araya gelmelerinin bir zorunluluk olduğunu ileri sürmüştür." İbn-i Haldun'a göre, insan doğa karşısında yalnızdır. Sırf bu yalnızlığını gidermek için bile olsa insan, insana ihtiyaç duyar. Kendisine durmadan bir hemcins arar. Çünkü insan, diğer varlıklardan çok farklı bir şekilde yaratılmıştır. Kaldı ki,

insanın fizyolojik ihtiyaçları onu bir topluluk oluşturmaya itmektedir. Ayrıca doğanın acımasızlığı da insanı insana bağlanmayı zorunlu kılar. Bütün bunlardan başka, İbn-i Haldun insanın insana karşı olan bir düşmanlığı vardır der. İnsan yalnız başına bu sorunları çözse bile, hiçbir zaman bu düşmanlık sorununu çözemeyecek, bunun için de insanın daima kendisine bir dost arayacağı vurgusunu yapar. Tüm bu açıklamalardan şu sonucu çıkartmak mümkündür: Toplumlar, insanların ekonomik ihtiyaçlarını karşılama ve doğal tehlikelere karşı koyma hususunda, yardımlaşmalarından ötürü doğar. İbn-i Haldun, her göçebe toplumun zamanla gelişme göstererek toprağa yerleşeceğini, bunun nedeninin ise göçebe toplumların güç ve servet kazandıkça, yerleşik bir hayat sürme isteklerinin artması olduğunu söylemektedir. İbn-i Haldun'a göre; "göçebe toplumlar yavaş yavaş kasaba ve şehirlere yerleşirler." Bunun sonucu olarak devlet aşaması ortaya çıkar. Devlet aşamasında otorite, insanları

dış tehlikelere karşı koruduğundan, insanlar askerlikten ve güvensizlik ortamının doğurduğu yaşam tarzından vazgeçerek;  sanat, edebiyat, mimarlık gibi kültürel konularla ilgilenmeye başlarlar. Böylece yerleşik hayatta insanlar kendi zevk ve rahatlarını düşünerek egoist olurlar ve cesaretlerini kaybederler. Ayrıca otoritenin her alanda kendini hissettirmesi insanların bağımsızlık duygularını da yok eder.

  Yerleşik toplumların hukuki yapıları göçebe toplumlardan farklıdır. Her şeyden önce yerleşik toplumlarda asabiyet bağı zayıflamış, onun yerini "din bağı" ve "hükümdara sadakat bağı" almıştır. Dolayısıyla bu toplumlardaki hukuki yapı dini kurallar ve hükümdarın koymuş olduğu kurallardan meydana gelir." İbn Haldun'un toplum kuramı incelendiğinde onun "tarihsel determinizm" anlayışıyla hareket ettiğini görmekteyiz. Tarihi seyir içerisindeki tüm toplumların "bedevi" yaşamdan "medeni" yaşam biçimine geçiş yaptıklarını, bunun kaçınılmaz genel bir kural olduğunu söylemekle determinist

anlayışını İbn-i Haldun ortaya koymuştur.

İbn-I Haldun, Arapları yaşadıkları çöl ortamının atmosferine göre  ve bedevi yaşam tarzlarına göre, Arap insanlarının  karakterlerini şöyle analiz etmiştir: “Hırsız ve talan ruhludurlar, vahşidirler. Kaba ve haşindirler, ayak bastığı her yeri çöle ve harabeye çevirendirler. Hırsız ve yalancıdırlar ve başkalarına ait ne varsa her şeyi çalmak geleneğindedirler. Kanun ve hukuk duygusundan yoksundurlar. Kendi hasis çıkarlarından başka hiçbir düşüncesi olmayan bir yaratıktırlar. Bencildirler, toplum düzeni duygusundan yoksun ve anarşiye eğilimlidirler. Uygarlık düşmanıdırlar ve her gittiği yerde uygarlık söndürendirler. Otoriteye bağlılık ve İktidara itaat alışkanlığından ve isteğinden yoksundurlar ve bundan dolayıdır ki beşer iradesi ürünü olan kanunlarla değil, fakat ancak gökten inme hükümler ve emirlerle, din emirleriyle ve korkutucu eliyle yönetilebilir niteliktedirler ve yine bundan dolayıdır ki akıl temeline oturtulmamış dini en ziyade kolaylıkla kabul eden bir millettirler."

  Tarihimizde yaşamış insanların coğrafi ve doğal şartları göz önüne alındığında, Mukaddime’den paylaşmış olduğum bu kesitler, konumuzla ilgili önemli ipuçları içermektedir. İnsanlık tarihimizi ve bugünümüzü esas itibarı ile ele alan madde ve düşünce konusu, yaşadığımız modern-kapitalist dünyada hâlâ gizemini korumaya devam etmektedir. Kapitalist sistemin; "madde mi düşünceyi biçimlendirir yoksa düşünce mi maddeyi biçimlendirir?" sorusuna yetersiz kalması; kapitalist sistemin doğasından kaynaklanmaktadır. Kapitalist düzen içinde toplumların materyalist mantığa sahip olmaması, toplumların tarihcil kanunları, insan ve madde bütünlüğünden yabancı bir şekilde yaşamasına neden olmaktadır. Bu nedenle toplumların modern kapitalist dünya sisteminde, egemen emperyalist güçlerin hakimiyeti altında ezilmeleri kaçınılmaz olmaktadır. İbn-i Haldun'unda gözlemlediği gibi; tarih, toplum ve maddenin, diyalektik bir bütünlük içinde ayrılmazlığı, toplumların madde ile olan sonsuz

birlikteliğini göstermektedir. İnsanın toplumsal bir varlık olması ve bu toplumsallığı koşullayan yaşamın maddi gerçekliği, doğa ve toplum arasındaki sabit iletişim kaynağıdır. Hayatın ve toplumun oluşmasını ve gelişmesini sağlayan maddenin, insan yaşamında her şeyin yansıması olması, her ne kadar toplum tarafından idealize edilsede, toplum kanunlarının alt ve üst yapılarının kökenleri maddenin; insan ve toplum yaşamındaki kaynağın tek yaratıcısı olduğunu tanıtlamaktadır. Doğanın yaşam süreci içerisinde insanlara sunduğu her maddesel etkiye karşı, insanların yaşamak için takınmak zorunda kaldıkları tüm tepkiler, insan, madde ve materyalizmin hakikatlerini ortaya koyan değişmez gerçekliklerdir.

(HEYBET  AKDOĞAN)

 

  Bu yazı 3321 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

☁️
--°

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    # Takım O G B M A Y AV P
    1Galatasaray134245--547
    2Fenerbahçe2342111--240
    3Trabzonspor334209--522
    4Beşiktaş434179--819
    5Başakşehir534169--923
    6Göztepe6341413--710
    7Samsunspor7341312--91
    8Rizespor8341011--13-6
    9Konyaspor9341010--14-7
    10Kocaelispor1034910--15-12
    11Alanyaspor1134716--110
    12Gaziantep FK1234910--15-15
    13Kasımpaşa1334811--15-16
    14Gençlerbirliği S.K.143497--18-11
    15Eyüpspor153489--17-15
    16Antalyaspor163488--18-22
    17Kayserispor1734612--16-35
    18Fatih Karagümrük183486--20-23
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    15 Mayıs, CumaRizespor2-2Beşiktaş
    16 Mayıs, CumartesiFatih Karagümrük2-1Alanyaspor
    16 Mayıs, CumartesiGaziantep FK1-2Başakşehir
    16 Mayıs, CumartesiSamsunspor3-0Göztepe
    17 Mayıs, PazarKayserispor2-1Konyaspor
    17 Mayıs, PazarFenerbahçe3-3Eyüpspor
    17 Mayıs, PazarTrabzonspor0-3Gençlerbirliği S.K.
    17 Mayıs, PazarKasımpaşa1-0Galatasaray
    17 Mayıs, PazarAntalyaspor1-0Kocaelispor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Erzurumspor FK1382312--355
    2Amed2382111--639
    3Esenler Erokspor3382111--646
    4Çorum FK438218--924
    5Bodrum FK5381810--1032
    6Pendikspor6381615--725
    7Keçiörengücü7381612--1030
    8Bandırmaspor8381612--1013
    9Manisa F.K.938167--151
    10Sivasspor10381411--134
    11İstanbulspor11381313--122
    12Sarıyer1238157--160
    13Iğdır FK13381311--14-2
    14Vanspor FK14381310--155
    15Boluspor1538146--184
    16Ümraniyespor1638137--18-4
    17Serik Spor1738116--21-31
    18Sakaryaspor1838810--20-27
    19Hatayspor193828--28-69
    20Adana Demirspor203813--34-147
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    1 Mayıs, CumaHatayspor3-1Vanspor FK
    1 Mayıs, CumaBoluspor3-1Serik Spor
    1 Mayıs, Cumaİstanbulspor8-1Adana Demirspor
    1 Mayıs, CumaManisa F.K.5-0Sakaryaspor
    2 Mayıs, CumartesiÜmraniyespor1-4Keçiörengücü
    2 Mayıs, CumartesiBodrum FK0-1Sarıyer
    2 Mayıs, CumartesiBandırmaspor1-0Sivasspor
    2 Mayıs, CumartesiÇorum FK1-1Erzurumspor FK
    2 Mayıs, CumartesiEsenler Erokspor1-1Pendikspor
    2 Mayıs, CumartesiIğdır FK3-3Amed
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Batman Petrolspor136258--353
    2Muğlaspor236219--632
    3Elazığspor336216--945
    4Adana 01 FK4361910--720
    5Şanlıurfaspor536198--920
    6Ankaragücü636189--911
    7İnegölspor7361612--823
    8İskenderunspor836168--126
    9Beyoğlu Yeni Çarşı9361315--810
    10Ankaraspor10361313--1010
    1124 Erzincanspor1136156--156
    12Kastamonuspor1236119--16-12
    13Karacabey Belediyespor1336118--17-9
    14Altınordu1436811--17-26
    15Erbaaspor1536107--19-21
    16Beykoz Anadolu163686--22-29
    17Kepezspor173658--23-45
    18Karaman FK183649--23-56
    19Bucaspor 1928193648--24-38
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    24 Nisan, CumaKaracabey Belediyespor0-1Bucaspor 1928
    25 Nisan, CumartesiBatman Petrolspor6-0Kepezspor
    25 Nisan, CumartesiAnkaragücü4-1İskenderunspor
    25 Nisan, CumartesiAltınordu2-2İnegölspor
    24 ErzincansporKastamonuspor0-3Muğlaspor
    24 ErzincansporŞanlıurfaspor2-1Ankaraspor
    24 ErzincansporKaraman FK3-2Beykoz Anadolu
    24 ErzincansporBeyoğlu Yeni Çarşı3-1Erbaaspor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Sebat Gençlikspor130207--333
    2Yeni Orduspor230184--838
    3Yozgat Bld Bozokspor330176--731
    4Karadeniz Ereğli BSK430169--515
    5Fatsa Belediyespor530154--118
    6Zonguldak Kömürspor630137--1018
    7Pazarspor7301110--9-2
    8Karabük İdman Yurdu830125--13-15
    9Düzcespor930117--12-6
    10Tokat Bld Plevnespor1030106--14-7
    11Orduspor 1967113097--14-16
    12Amasyaspor 1968123096--15-12
    13Artvin Hopaspor133095--16-12
    141926 Bulancak143085--17-30
    15Çayelispor153059--16-21
    16Giresunspor163049--17-22
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    18 Nisan, CumartesiGiresunspor0-1Karabük İdman Yurdu
    18 Nisan, CumartesiArtvin Hopaspor7-31926 Bulancak
    18 Nisan, CumartesiFatsa Belediyespor5-1Çayelispor
    18 Nisan, CumartesiPazarspor1-0Amasyaspor 1968
    18 Nisan, CumartesiYeni Orduspor3-4Zonguldak Kömürspor
    18 Nisan, CumartesiKaradeniz Ereğli BSK5-3Orduspor 1967
    18 Nisan, CumartesiTokat Bld Plevnespor2-0Düzcespor
    18 Nisan, CumartesiSebat Gençlikspor2-3Yozgat Bld Bozokspor
    Son güncelleme: 25.07.2026 10:00:18