İran ve Azerbaycan sürecini tekrar düşünürsek
Heybet AKDOĞANUkrayna savaşı 2022 yılının en önemli olaylarından biri olmakla birlikte, 2023 yılında da ciddiyetini koruyor.
Rusya ile Batı'nın müdahilliği nedeniyle gündemimiz bu savaşa ilişkin gelişmelerle dolu.
Lakin Kosova ve Dağlık Karabağ bölgesinde tırmanan gerginlikler de hala vahametini sürdürüyor.
Irak, Suriye, İran, Lübnan ve Yemen'den sonra, şimdi Kafkas'larda bir yara açılmaya çalışılıyor.
Karabağ sorunu, Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki bir sorun olmaktan çıkıp, Azerbaycan-İran arasındaki bir tehlikeye doğru ilerlemeye devam ediyor.
İran molla yönetimi Azerbaycan Türklerine yönelik politikalarını sertleştirirken, Azerbaycan rejimini doğrudan hedef alıyor.
Yaşanılan bu kriz, en az önümüzdeki beş veya altı yılın Kafkasya sorunu olarak gündemini koruyabilir.
Kafkasya'daki sorunların tarihsel arka planını incelediğimizde; varolan problemin çok fazla geride olmadığı, yakın tarihin 1990 yıllarındaki çözüme kavuşturalamayan meselelerde saklı olduğunu görebiliyoruz.
İran ve Azerbaycan arasında doğal sınır olan Aras Nehri'nin iki yakasında Azerbaycan Türkleri yaşamakta.
Fakat İran bu doğal sınıra karşı endişeli.
Zira molla rejimi, Karabağ savaşında Ermenistan'ın yanında yer aldı.
Bu hadisenin sosyolojik arka planı mutlaka var.
Ancak açık bir dille söylemek gerekirse, İran'ın bu tavrı Azerbaycan Türklerini, Bakü'den uzaklaştırmak içindi.
Bölgedeki gelişmeler Kafkasya sınırlarının olası yeniden çizilmesini düşündürtürken, Tahran'ın kırmızı çizgilerine yaklaşıldığının da göstergesi.
Bu durum ihtimal dahilinde dahi olsa, İran için yeni bir jeopolitik sorun demektir.
Azerbaycan'ın şu anda Türkiye ile karşılıklı savunma birliği içinde olması, İsrail ile askeri anlaşmasının olması ve Körfez ülkeleri tarafından artan desteği; Avrupa'ya ve birçok yakın bölge ülkelerine gaz tedariki sağlayacak Bakü'nün hızlıca tercih listesine girmesini sağlıyor.
Bu ticari ve diplomatik çabalar Azerbaycan'ın uluslararası konumunu güçlendiriyor.
Örneğin Bakü, olası bir savaş durumunda alternatif enerji statüsünden dolayı büyük destekler alabilir.
Azerbaycan, Ermenistan ve İran arasındaki uluslararası konjonktür, tüm bu ülkeler arasındaki radikal kesimlerin göz ardı edilmemesini zorunlu kılıyor.
Çünkü ülkeler arası bütün sorunların iç ve dış etmenlerden bağımsız olmadığı bilinen bir durum.
Sonuç olarak, küresel bir sorunun önemli bir parçası olan Azerbayca-İran mevzusu, küresel aktörlerin kendi çıkarları için mi yoksa insanların çıkarları için mi sergileyeceği politik kararlarda saklı.
Tarihsel boyutuyla İran ve Azerbaycan arasında kültürel ilişkiler her zaman var olacak.
Bu ilişkiler her iki ülkenin toplumsal ve politik ortak bağları.
Önemli olan stratejik çıkar ve ittifaklar bakımından bürokratik önemin ağırlıkta olması.
Heybet AKDOĞAN
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Popülist siyasetin yeni gözdesi İmamoğlu
- Mali oligarşinin vazgeçilmezi Macron
- Söz Netanyahu'dan açılmışken
- Bosna Hersek'in AB süreci
- İran'ın uranyum zenginleştirme hamlesi
- Rusya ve ABD arasındaki hibrit savaşı
- Suriye'nin Arap Birliği'ne geri dönüşü
- Güney Kore ve ABD arasındaki nükleer ilişkileri
- Çin'e çip ambargosu
- Nükleer silahlar ve istenilen anlaşmalar
- Macroncu rejim ve toplumsal öfke
- O artık milletvekili













