Bugün seçim günü
Heybet AKDOĞANDemokrasi kavramı yıllardır bizimle birlikte.
Ülke olarak demokrasiyi yıllarca denedik, uzaklaştık, geri döndük ama yine de yaşayamadık.
Bireysel ve toplumsal özgürlüğümüz normlar dizgesine dönüşmüş.
Temel hak ve hürriyetimiz yıllardır kurallar silsilesinin arasında tıkanmış durumda.
Gelmiş geçmiş bütün düşünürleri göz önüne aldığımızda hemen hemen hepsinin, demokrasinin en makul bir olgu olduğunu vurguladıklarını görüyoruz.
Demokrasinin uygulayabilirliği konusunda kuşkular varlığını sürekli korusa da, toplum her zaman demokrasi isteğini canlı tutmuştur.
Fakat demokrasinin tartışıldığı ortamlarda genel olarak toplum için neyin doğru neyin yanlış olduğu görüşleri, her zaman konuşulagelen ve çoğu zaman dayatılan süreçleri de beraberinde getirdi.
İdeolojiler, yerel ve evrensel fikirler topluma sunulurken(dayatılırken), ileri sürülen görüşlerin toplumsal zemini ve rızası hazır mı ya da oluşabilecek mi?..
Bunlar önceden düşünülmeldiği gibi, sanki her şey mevcutmuş gibi hareket edildi.
Gerek devlet aygıtının gerekse sivil toplum kuruluşlarının aşamadıkları gerçek bu oldu.
Ve hâlâ devam ediyor.
Aynı somut durumu yaşamaya mecbur edilen bizler, seçimin ikinci turu için sandığa gidiyoruz.
Elbette herkes içinde bulunduğu şartlara göre şekillenerek sandığa gidiyor.
Ve her birey evrildiği düşünsel ruh hâliyle oyunu kullanacak.
Lakin sandığa gitmeme konusunda hâlâ ısrarlı ve bir kadar da kararsız seçmen çoğunluğu var.
Bahsini sorun ettiğim sandığa gidip de geçersiz oy kullananlar ve seçim konusunda kararsızlığı devam edenler.
Bu kesimin toplam sayısı 8.5 milyonu aşıyor.
Bazı istatiksel verilere göre 9 milyonun üstünde.
Gerçi 1 milyon olması içimizi rahatlatacak mı?
Ya da demokrasi açısından düşük bir rakam mı olacak?
Her ikisi de değil.
Geçersiz oy kullananlar ve hiç oy kullanmayanlar demokrasi adına ciddi bir sorun arz ediyorlar.
Bu sorunu direkt olarak bireylere yüklemek doğru değil.
Çünkü bunların her birinin sosyolojik, psikolojik ve yönetimsel sorunları var.
Dikkat ettiyseniz seçimin birinci turunda geçersiz sayılan oyların toplamı 1 milyon 37 bin idi.
Az önce de izah ettiğim gibi 8 milyondan fazla insan sandığa gitmemiş.
Sadece Türkiye'nin kalbi olan İstanbul'da, sandığa gitmeyen seçmen sayısı 1 milyon 56 bin.
Geçersiz oy sayısı 140 bin 582.
Dolayısıyla seçmenin motivasyonuna siyasetçilerin gerekli duyarlılığı göstermeleri öncelikli bir sorun.
Peki seçilecek adaylar ve parti organları bu meselede yeterli oldular mı?
Bence hayır!
Türkiye'nin içinde bulunduğu koşullar ve bu koşulların yarattığı atmosfer, olması gereken motivasyonun yaşanılmasına müsade etmedi.
Yıllardır süregelen aynı sorunlar nedeniyle sandığa gitmemeyi bir ilke olarak benimseyenler dahi bulunuyor.
Seçimin ikinci turu kampanya sürecinde en çok gözüme çarpan, partilerin yurt dışı seçmenini öncelikli olarak baz almalarıydı.
Muhalif ve yandaş medyanın önemli bir kısmı da aynı hatayı tekrarladılar.
Bu nedenle içerideki hava ve sokakların nabzını yoklamada zayıf kalındı.
Seçimi boykot eden ve oy kullanmada kararsız olan seçmene hak vermemek elde değil.
Şimdiye kadar demokratlıktan dem vurup hareket eden siyasi yapılanmalar, demokrasi konusunda nihai bütünlüğü yaratamadılar.
Her şeyden önce demokrasi için ideolojik bütünlük ve olgunluk sağlanamadı.
Demokrasiye ayak bağı olan geçmişin kültürel kodları dönüştürelemedi.
Ama her şeye rağmen demokrasiye tıpkı yaşamak gibi ihtiyaç duyuluyor.
Huzurlu bir yaşam için, emeğin karşılığını alması için, ülkenin doğru bir yönde seyir aldığını görmek isteyenler için, seçimin ikinci turu, demokrasinin umudu olma niteliğini taşımaya devam ediyor.
Bugün seçim günü.
Kararsız seçmenler ve geçersiz oy kullananlar ikna edilemese de; demokrasi için sandığa gidenler var.
Heybet AKDOĞAN
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Popülist siyasetin yeni gözdesi İmamoğlu
- Mali oligarşinin vazgeçilmezi Macron
- Söz Netanyahu'dan açılmışken
- Bosna Hersek'in AB süreci
- İran'ın uranyum zenginleştirme hamlesi
- Rusya ve ABD arasındaki hibrit savaşı
- Suriye'nin Arap Birliği'ne geri dönüşü
- Güney Kore ve ABD arasındaki nükleer ilişkileri
- Çin'e çip ambargosu
- Nükleer silahlar ve istenilen anlaşmalar
- Macroncu rejim ve toplumsal öfke
- O artık milletvekili

















