Erdal YILDIRIM

ABD Emperyalizmi ve 21. Yüzyıl Haydutluğu

Erdal YILDIRIM
  10-01-2026 09:29:00

21.Yüzyılın ilk çeyreği geride kalırken, dünya hala savaşlar, işgaller, darbeler ve zor yoluyla dayatılan rejim değişiklikleriyle şekilleniyor. Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle birlikte “Yeni Dünya Düzeni” vaat eden söylemler, yerini daha açık, daha pervasız ve daha kuralsız bir emperyalist müdahale pratiğine bırakmış durumda.

Bu sürecin en belirleyici aktörlerinin başında gelen ABD emperyalist saldırganlığını Latin Amerika ülkelerinden biri olan Venezuela’ya yöneltmiştir. 3 Ocak 2026 tarihinde Venezuela’nın birçok şehrine yönelik eş zamanlı olarak okyanusta konuşlanan savaş gemilerinden havalanan helikopter ve savaş uçakları tarafından bombardıman başlatıldı. Saatler süren bu saldırılar sonrasında Venezeula devlet başkanı Nicolas Moduro ve eşi Cilia Flores yakalnarak Amerika’ya götürüldü.

ABD’nin bu saldırgan dış politikasını belirleyen ana eksen, dönemsel başkanlık tercihlerinden çok daha derin ve yapısaldır. 1823’te ilan edilen Monroe Doktrini’nden bu yana ABD, Batı Yarımküre’yi kendi nüfuz alanı olarak tanımlamış, 2.Emperyalist Paylaşım Savaşı sonrasında da, sadece Batı Yarımküre’de değil, bu yaklaşımını küresel bir hegemonya stratejisine dönüştürmüştür. 20. yüzyıl boyunca geliştirilen Roosevelt, Truman ve Eisenhower doktrinleri; askeri müdahaleyi, ekonomik bağımlılığı ve siyasal vesayeti kurumsallaştırmıştır.

Soğuk Savaş döneminde “komünizm tehdidi” gerekçesiyle meşrulaştırılan bu müdahaleler, Kore’den Vietnam’a, Latin Amerika’dan Ortadoğu’ya kadar geniş bir coğrafyada milyonlarca insanın yaşamına mal olmuştur. Komünizme karşı çeşitli ülkelerin hükümetleri ile geliştirilen askeri, mali, siyasi işbirlikleri ve iç karışıklıklar, Eisenhover, Marshal Planları, Yeşil Kuşak Projesi, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) ve Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi (GOKAP) ile desteklenmiştir. ABD destekli darbeler, kontrgerilla yapılanmaları ve vekâlet savaşları, yalnızca rejimleri değil, toplumların siyasal ve sosyal dokusunu da tahrip etmiştir. Bu yıllarda Latin Amerika’da, Uzak Asya’da ABD saldırganlığı, ülkelere savaş açılması, hükümetlerin değiştirilmesi, devletlerin uluslararası ambargolarla karşı karşıya bırakılması, hatta devlet başkanlarına yönelik suikast ve yok etme politikalarına dönüşmüştür.

Sovyetler Birliği’nin dağılması, ABD için sınırsız ve pervasız bir hareket alanı yaratmıştır. 1990’lı yıllardan itibaren emperyalist müdahaleler artık “insani yardım”, “demokrasi ihracı” ve “terörle mücadele” söylemleriyle sunulmaya başlanmıştır. Afganistan ve Irak işgalleri, bu yeni dönemin en yıkıcı örnekleridir. Kitle imha silahları yalanı, bir ülkenin yerle bir edilmesi için yeterli görülmüş; milyonlarca sivilin ölümü emperyalist çıkarların “yan etkisi” olarak değerlendirilmiştir.

2011 sonrası Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da yaşanan gelişmeler, emperyalist müdahalenin daha karmaşık ama daha yıkıcı bir biçim aldığını göstermiştir. Arap Baharı süreci, halkların meşru taleplerinden çok, bölgesel dengeleri yeniden dizayn etmenin aracı haline getirilmiştir. Libya’da devlet yapısının çökertilmesi, Suriye’de iç savaşın derinleştirilmesi ve Filistin’de süregelen işgal politikaları, bu stratejinin parçalarıdır. Enerji kaynakları, ulaşım koridorları ve jeopolitik üstünlük, tüm bu müdahalelerin ortak motivasyonudur.

21.Yüzyılda ABD emperyalizmini önceki dönemlerden ayıran temel fark, artık daha az örtük, daha az diplomatik ve daha doğrudan bir güç kullanma eğilimi göstermesidir. “Önce Amerika” yaklaşımıyla sembolleşen bu dönem, uluslararası hukukun, Birleşmiş Milletler kararlarının ve diplomatik teamüllerin açıkça hiçe sayıldığı bir süreci ifade etmektedir. Ekonomik yaptırımlar, finansal baskılar ve askeri tehditler, dış politikanın temel araçları haline gelmiştir.

Latin Amerika’da son yıllarda güç kazanan sol hükümetler ve halkçı hareketler de bu bağlamda hedefe oturtulmuştur. ABD, bölgeyi tarihsel olarak “arka bahçesi” olarak görmeye devam etmekte; siyasal yönelimleri kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirmeyi meşru saymaktadır. Bu yaklaşım, yalnızca Latin Amerika ile sınırlı değildir; Ortadoğu’dan Doğu Akdeniz’e, Kafkasya’dan Asya-Pasifik’e kadar geniş bir alanda benzer refleksler gözlemlenmektedir.

Emperyalist müdahalelerin en çarpıcı sonuçlarından biri, halkların kendi kaderini tayin hakkının sistematik biçimde gasp edilmesidir. ABD’nin demokrasi söylemi, pratikte hükümet devirme operasyonları, kukla yönetimler ve uzun süreli istikrarsızlık üretmiştir. Bugün işgal, iç savaş ya da ekonomik çöküş yaşayan birçok ülkenin ortak paydası, emperyalist müdahalelere maruz kalmış olmalarıdır.

Bu tablo karşısında uluslararası sol ve ilerici hareketlerin zayıflığı dikkat çekicidir. Emperyalizme karşı küresel ölçekte etkili bir karşı denge oluşturulamaması, saldırgan politikaların maliyetini düşürmektedir. Ticari çıkarlar ve jeopolitik hesaplar uğruna sessiz kalan devletler ise bu sürecin pasif ortakları haline gelmektedir.

ABD emperyalizminin 21. yüzyıldaki pratiği, artık “demokrasi” ve “özgürlük” iddialarıyla bile örtülme ihtiyacı duymayan bir haydutluk biçimine evrilmiştir. Bu gerçekliğin açık biçimde teşhir edilmesi, yalnızca ideolojik bir tercih değil; aynı zamanda tarihsel bir zorunluluktur. Emperyalist yayılmacılıktan barış, eşitlik ve adalet çıkarmayı beklemek, geçmiş deneyimlerin açıkça yalanladığı bir yanılsamadır.

Bugün sessiz kalınan her saldırı, yarın daha geniş ve daha yıkıcı müdahalelerin önünü açmaktadır. Halkların iradesine saygıyı esas alan, emperyalist zorbalığa karşı ortak bir mücadele hattı örülmediği sürece, 21. yüzyılın “haydutluk düzeni” kalıcı hale gelme riski taşımaktadır.

Erdal YILDIRIM 

 

  Bu yazı 1103 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım