|
Eylül ayı başında Rusya Devlet Başkanı Putin'in dış politika danışmanı Yuri Uşakov, Türkiye'nin BRICS'e üyelik için başvuru yaptığını söyledi ve "Bunu değerlendireceğiz" dedi. Bu açıklama, Türkiye'de büyük bir tartışmayı tetikledi. BRICS, Amerikan (ve genelde Batı) hegemonyasına karşı Asya'nın birlik çabası... Adını kurucu üyelerin baş harflerinden alıyor: Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika... Daha sonra bu listeye Mısır, İran, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Etiyopya da eklendi. Ankara'nın üyelik başvurusu kabul edilirse Türkiye, bu gruba dahil olan ilk ve tek NATO ülkesi olacak. Daha da önemlisi, bu, ülkenin 100 yılı aşkın süredir izlediği Batılılaşma politikasında önemli bir kırılma anlamı taşıyacak. Daha önce "Avrasyacılık" diye adlandırılan ve Türkiye'yi Batı'da değil, Doğu'da, Avrupa'da değil, Asya'da konumlandıran akım için bir zafer anlamı taşıyacak. Avrupa Birliği'ne tam üyelik perspektifli bir dış politikayı, Moskova-Pekin eksenine sokacak. Başvuru açıklamasının Ankara'dan önce Moskova'dan yapılması da bir başka ilginç nokta oldu. Putin'in danışmanı başvuruyu açıkladıktan sonra iktidardaki AKP'nin sözcüsü, "Üyelik talebimiz açıktır, süreç devam ediyor" demekle yetindi. Erdoğan ise tam o günlerde yaptığı konuşmada, "Avrupa Birliği ile Şanghay İşbirliği arasında tercih yapmak mecburiyetinde değiliz. Doğu'yla ilişkilerimizi güçlendirirken, Batı'yla köklü iş birliğimizi ilerletmenin yollarını arayacağız" dedi.
Türk hükümetinin BRICS'e üyelik sürecini gizlice yürütmesi ve açıkça savunmaması, radikal bir aks değişikliği konusunda bir kararlılığı olmadığının göstergesi... Çoğu gözlemci, Erdoğan'ın BRICS başvurusunu, Türkiye'yi üyeliğe kabul etmeye bir türlü yanaşmayan Avrupa'ya karşı sembolik bir mesaj olarak görüyor. Brüksel'e dönük, "Siz beni aileye almazsanız, Avrasya beni bekliyor" mesajı olarak yorumlanıyor.
Yine de Ankara'da dünya dengelerinin Asya'dan yana değiştiğini düşünen ve Türkiye'nin yönünü doğuya çevirmesinde yarar görenlerin sayısı hiç de az değil. Sorun şu ki, BRICS türü örgütlenmeler, Avrupa'nın sağladığı savunma şemsiyesini de ekonomik işbirliklerini de henüz sağlayabilecek durumda değil... O yüzden Türkiye'nin bu kozu, Batı'dan daha fazla yatırım çekmek ya da başkentleri savunma ve/ya ekonomik işbirliğine razı etmek için kullanma niyetinde olduğunu tahmin etmek yanıltıcı olmaz.
|