|
Aday listeleri birçok kesimde rahatsızlık yarattı. Getirilen ucube ittifak sistemi, seçmenleri sevmedikleri partilerin, beğenmedikleri adaylarına oy vermek zorunda bırakacak. Onlar da haklı olarak ya karşı çıkıyor ya da "Bu son olsun" diye sineye çekiyorlar.
Ünlü Afrika atasözünü hatırlatmakta yarar var:
"Aslan, ceylan, sırtlan ve zebra yan yana koşuyorsa orman yanıyor demektir."
Türkiye'de karşı karşıya olduğumuz durum tam da bu:
Orman yanıyor ve yıllarca birbirine rakip olmuş partiler, düşman olmuş liderler, birbirinin kuyusunu kazmış kadrolar, şimdi büyük felakete karşı bir arada koşuyor. Yangının dehşeti onları buluşturdu; ormanı kurtarma mecburiyeti eski husumetleri unutturdu.
Ama elbette bugün yangından kaçanlardan bir kısmının zamanında ormanı yakanla işbirliği yaptığı da, halen yanyana olduklarının kuyusunu kazmak için çalıştığı da kolay unutulmuyor. Helalleşmeye "tamam" diyenler bile bir de üstüne oy vermeye yanaşmıyor. Dahası var:
Yangın söndükten, ormana döndükten sonra aslanın ceylana, sırtlanın zebraya yeniden göz dikmeyeceğinin garantisi de yok. Çünkü bir özeleştiri yapılmış değil... "Biz ormanda barış içinde yaşamak varken, kundakçıyla işbirliği yaptık; yanıldık, bugünleri hazırladık" demediler. Şimdi o yangın telaşında, bunca zaman yangına benzin taşımışları da seçtirip yeniden ormana salma hazırlığındalar. Bu kadarı da ayıp! O yüzden tepkiler haksız değil... Kimseden katiline oy vermesini bekleyemezsiniz.
Ancak şu doğru: Önce bu yangın sönmeli... Kundakçı ormandan gönderilmeli. Sonrası için de bugüne kadar ormanda hep kolay av olarak görülenler birleşmeli ve yeniden yangın çıkmaması için, sırtlanlara yem olmamak için kenetlenmeli...
Beni asıl endişelendiren, listelerde aslanlarla ceylanların karışması değil, ceylanlarla zebraların, yani ormanın mazlumlarının bu yangında bile birbirine uzak durması... Ayrı kulvarlarda koşması... İşte bunun anlamı da yok, affı da... Bilmem anlatabildim mi?
|