|
Dün Türkiye'den gelen dostlarla buluştuk.
"Nasılsınız" sorusuna "Mutsuzuz" diye cevap verdiler. Son birkaç yıldır memleketten gelen kime sorsam, adeta birbirleriyle anlaşmış gibi aynı cevabı veriyorlar: "Mutsuzuz."
Çoğu ya göçmüş ya göçmek için zemin yoklayan gençler... Ülkeden umudu kesmiş, yeni bir yarın arıyorlar.
Sosyoloji Mezunları Derneği'nin son gençlik araştırması, bu mutsuzluğu kayda geçiriyor. Görüşü sorulan gençlerin yüzde 96,3'ü, yani neredeyse tamamı, "Türkiye mutsuz" diyor.
"Seneye düzelir mi?"
"Hayır". 3te 2'si, daha kötü olacağı kanısında.
"Peki, imkânınız olsa neyi değiştirirdiniz"...
Cevap: "Ülkemizi..."
Ne kadar acı değil mi?
Siz, "Gençler bizim geleceğimiz" klişesiyle onlara güzelleme yazadurun, "geleceğiniz" kendine başka bir ülkede gelecek arıyor.
Daha özgür olacağı, kaliteli eğitim alacağı, soruların çalınmayacağı, mezun olunca iş bulacağı, sokaklarında özgürce dolaşacağı adil, müreffeh bir ülke...
Yaşlı siyaset, bu talepler karşısında "Sabredin, sandığı bekleyin" dışında bir şey söyleyemiyor. Bu kaçıncı nesil, sandık bekleyen ve bu kaçıncı sandık, çözüm getirmeyen...
Bıktılar. Artık beklemiyor, gidiyorlar.
Gezi, son bir umuttu; bu topraklar üzerinde kardeşçe, adil, yeni bir düzen kurabilmenin belki de son teşebbüsü... Korumaya çalıştıkları ağaçları kestiniz, kaldıkları çadırları yaktınız, toplandıkları parkı gaza boğdunuz, en ufak taleplerini gaz bombalarıyla cevapladınız. Son ümitlerini de yok ettiniz.
"Gittikleri yerlerde mutlular mı?" Çoğuna soruyorum bunu... Hiç değilse özgürüz" diyor çoğu ve hemen hiçbiri dönmeyi düşünmüyor. Türkiye'nin yakın geleceğinde, ülkesinden ümidi kesip dışarda yetişmiş melez bir nesil görünüyor.
Sımsıkı yapıştıkları koltuklarında, "Gençler bizim geleceğimizdir" diyen yaşlılar... Kendinize yeni bir gelecek aramaya başlasanız iyi olur.
|