Can DÜNDAR

Neden Diyanet Türkiye’de ayrı, Almanya’da ayrı hutbe okutuyor?

Can DÜNDAR
  25-08-2025 14:33:00

Sevgili dostlar,

TÜRKİYE'YE DAİR

     Diyanet İşleri Başkanlığı, din konusunda toplumu aydınlatmak ve dini kurumları yönetmekle görevli bir devlet kurumu... 100 bine yakın camide, 140 bin personeli yönetiyor. Bütçesi, birçok bakanlığınkinden büyük... Bu gücü elinde tutan Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Ayasofya, cami olarak açılırken elinde kılıçla kürsüye çıkmasıyla hafızalara kazınmıştı; zamanla, laikliğin karşısındaki en büyük tehditlerden birine dönüştü. Her Cuma, camilerde toplanan cemaate okunan hutbeler son zamanlarda radikalleşti. Örneğin 1 Ağustos'ta müminlere, "kısa ve şeffaf giysilerin haram olduğu, buna sessiz kalanların vebal altında kalacağı" anlatıldı. Bu hutbe, "mini etekli kadınlara müdahale çağrısı ve örtünme zorunluluğu uyarısı" diye yorumlandı. Ardından 8 Ağustos'ta "bazı tatil organizasyonları" eleştirildi. İnananlara, "ahlaki sınırlar içinde, helal tatil" tavsiye edildi.
     15 Ağustos'ta hedef, kız çocukların miras hakkıydı. Diyanet, "Çocuklar, eşit mirasçıdır" diyen laik miras hukukunu hiçe sayarak, kadının miras hakkının erkeğin hakkının yarısıyla sınırlayan şeriat hukukunu savundu. Özellikle kadın örgütleri büyük tepki gösterdi.
     Kimilerine göre 8 yıldır görevde olan Erbaş, yeniden atanmasının değerlendirileceği Eylül yaklaştığı için doz artırdı; radikal çıkışlarla iktidarın gözüne girmeyi amaçlıyor. Kimileri ise, Diyanet eliyle, özellikle kadınların toplumsal direnişinin hedef alındığına inanıyor.
     Nedeni her ne olursa olsun, bir cumhuriyet kurumu olan Diyanet'in, Cumhuriyet'in temellerini oyan bir fetva kurumuna dönüşmesi, laiklik için büyük tehlike arzediyor.

BİZE DAİR

     Bu satırları yazarken "Diyanet, Almanya'daki camilerde de aynı hutbeleri okutuyor mu" diye baktım; tamamen başka bir içerikle karşılaştım. Mesela Türkiye'deki camilerden müminlere kısa etek giyen kadınlara müdahale çağrısı yapıldığı gün, Almanya'daki Müslümanlara, çocuklarına iyi bir eğitim vermeleri ve anlayışlı iletişim kurmaları tavsiye edilmiş. Bu, dini tavsiyelerin, coğrafyaya, toplumsal dokuya, diplomatik ilişkilere göre değişebildiğinin bir kanıtı olsa gerek... Acaba Türkiye'deki Müslümanlar için çocuklarına iyi eğitim verme çağrısına gerek olmadığı mı düşünüldü, yoksa Almanya'da kısa eteğe müdahale davetinin ya da "kız çocuklara erkeklerin yarısı miras hakkı" dayatmasının yaratabileceği sonuçlardan mı endişe edildi? Yani diplomatik bir kıvraklık mı sözkonusu, ikiyüzlülük mü?
    Bu vesileyle Almanya'nın, Türkiye'den imam atanmasına kademeli olarak son verme planını hatırlatalım. 2023 sonunda Almanya İçişleri Bakanlığı, imamları Almanya'da yetiştirmek üzere Türkiye ile anlaşmaya varıldığını açıklamıştı. Anlaşmaya göre Almanya'da –tabii yine DİTİB'in (Diyanet İşleri Türk İslam Birliği) dâhil olduğu bir eğitim programı ile- yılda 100 imam yetiştirilecek. Programa göre 2026'dan itibaren bu imamlar, Türkiye'den gelen din görevlilerinin yerini alacak. Bakalım Türkiye'deki resmi dini otoriteler şeriat yolunda ilerlerken, onların Almanya'da eğittiği imamlar, kendi çizgilerini yaratabilecek mi?
     Hepinize iyi haftalar.

Can Dündar

  Bu yazı 7044 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR