|
Haftasonu Berlin'de "Demokrasi ve Özgürlük Konferansı" toplandı. Yaklaşık 200 kişiydik. Siyasetçiler, aktivistler, sivil toplum kuruluşu yöneticileri, akademisyenler, hak örgütlerinin temsilcileri... Yakınlarını faili meçhul cinayetlere kurban vermiş anneler, kayyum rektöre direnen öğrenciler, ormanını savunan inisiyatifler, İstanbul Sözleşmesi'ni geri isteyen kadınlar, Kürtler, Türkler, Aleviler, Ermeniler, Süryaniler, Ezidiler... Barış akademisyenleri, KHK'lılar, cinsel ayrımcılık mağdurları, sürgünler...
Aslı Erdoğan'ın deyişiyle salondakilerin toplam acısı, tahayyül edilemeyecek kadar büyüktü. Bambaşka görüşlerden, partilerden, inançlardan bir grup insandık. Bizi buluşturan ortak nokta, özgür ve demokratik bir Türkiye'ye inancımız ve onun için verdiğimiz mücadeleydi. İki gün boyunca, 20 yıllık bu baskı rejiminin sonunda nasıl bir enkazla karşı karşıya kaldığımızı, bu karanlıktan nasıl çıkacağımızı ve yerine nasıl bir ülke tahayyül ettiğimizi konuştuk.
Ukrayna krizi, Türkiye'nin yıllardır yaşamakta olduğu baskıcı yönetimin, askeri saldırganlığın nasıl büyük belalara yol açabildiğini tüm dünyaya göstermişti. Tam da barış yanlılarının savaşa karşı ses verdiği, otoriterliğe karşı bayrak açtığı bir dönemde biz de ülkemizdeki baskı ve savaş politikalarının son bulmasını talep ettik. Bu enkazdan sonra acilen yapılması gerekenleri, demokratik anayasayı, bağımsız yargıyı, Meclis'e itibarının iadesini, katılımcı demokrasiyi, yerinden yönetimi, özerk üniversiteyi, özgür basını, kadın-erkek eşitliğini, yoksulluğun yenilmesini, ekmeğin adil bölüşümünü, doğanın korunmasını, tutsakların salınmasını, her inanca saygı duyulmasını, kadına şiddete son verilmesini konuştuk. Dünyanın başka yerlerinde özgürlük mücadelesi verenlerle dayanışmanın önemine dikkat çektik.
Sesimizi çoğaltmak, dünya başkentleriyle ve medyasıyla temas kurmak, bu birliktelik ruhunu geniş toplantılarla kitleselleştirmek üzere komisyonlar kurduk. Konferansın mottosu haline gelen sloganla, geleceğe çağrı yaptık. Seçime doğru giderek artan demokratik ittifak çabalarına Avrupa'dan bir katkı sunmaya çalıştık.
Konferans dağılırken herkes, aynı ideal için yanyana duruyor olmanın mutluluğunu taşıyordu. Bir sonraki konferansı, en kısa zamanda Türkiye'de toplamak üzere dağıldık.
|