- Ana Sayfa »
- ÖZEL HABER »
41.YILINDA MARAŞ KATLİAMININ TARİHSEL KÖTÜLÜĞÜ OKUMAK
Tarih: 18-12-2019 21:04:18Katilleri o güne kadar hiçbir sorun yaşamadıkları komşuları, iş ve okul arkadaşları, mahalle bakkalı ve oy verdikleri mahalle muhtarı olmuştur.
Alevilere yönelik tarihsel kötülük, yüzyıllarca adeta toplumun bilinçaltında sessizce yaşamaya devam etmiş uygun zemini bulunca hortlayarak sıradan insanları birer katile dönüştürmüştür.
KERBELA MARAŞ
Maraş Katliamı Alevi tarihinde ancak Kerbela Katliamı ile karşılaştırılabilir. İki acıyı yanyana koyduğumuzda ise Maraş’ta Alevilerin yaşamış olduğu zulmün ölçüsüz olduğu görülecektir.
Elbette acılar karşılaştırılamaz.
Her acının kendi tarihi doğası vardır.
Ama iki olgu olarak gerekçelendirilmesi oluş biçimi kullanılan araçlar karşılıklı güçler mağdurlar ve faillerin nitelik ve özellikleri bize bir takım sonuçlar söyleyebilir.
Bu açıdan bakıldığında:
1.Kerbela’da sayısal ve nitelik olarak dengesiz de olsa karşılıklı iki ayrı güç bulunmaktadır.
Maraş’ta ise katiller ve karşısında mağdurlar yer almaktadır. Yani iki ayrı güç değil yalnızca saldıran bir taraf vardır.
2.Kerbela’da iki taraf karşı karşıya saf tutmuştur. Bu karşılıklı güçler vuruşacaklarını bilmektedir.
Maraş’ta ise bırakın karşılıklı duruşu tamamen sinsice, kahpece insanları sırtından vurulması sözkonusudur.
3.Kerbela’da katledilen bir kadın olmamıştır. Öldürülen kadın yoktur.
Maraş’ta ise ondan fazla kadın katillerin elinde hayatını kaybetmiştir.
4.Kerbela’da yalnızca babası İmam Hüseyin’in kucağında bebek Ali Asker katledilmişti.
Maraş’ta ikisi anne karnında olmak üzere ondan fazla çocuk vahşice öldürülmüştü.
5.Kerbela’da katillerin arasında kadın bulunmamaktaydı.
Maraş’ta ise katillere elebaşlık yapan, tahrik ve teşvik eden ondan fazla katil kadın vardı.
6.Kerbela’da katiller işleri öldürmek olan profesyonel askerlerdi.
Maraş’ta sıradan insanlar katile dönüşmüştü.
7.Kerbela’da ateşte insan yakma, yakarak insan öldürme olmamıştı.
Maraş’ta ateşe atılıp yakılan insanlar olmuştu.
Evet vahşet vahşetle ölçülmezdi.
KATİL KOMŞULAR
Maraş’ta bir çok öldürme, yaralama ve yakma fiilinde failler hep tanıdık insanlardı.
Mağdurlar faiillerini yakından tanıyorlardı.
Çoğunda katilleri karşı komşuları idi.
Yıllardır birlikte yaşadıkları, ateş alıp ateş verdikleri, ekmeklerini paylaştıkları insanlardı.
O güne kadar ne çocuk ne tavuk yüzünden aralarında bir kavga çıkmamış insanlar birdeb eli kanlı katillere dönüşmüştü.
Toplumsal, ekonomik açılardan bakıldığında, kaderleri, yaşadıkları yoksulluk tıpatıp aynıydı. Ama aynı sokağın çamurunu çiğneyen komşu Aleviler denildi mi, acımasız bir katildi.
TARİHSEL ALEVİ DÜŞMANLIĞI
Maraş’ta yaşananları ne sağ/sol çatışmasıyla, ne de iktisadi güçlerini yitiren kesimlerin egemenliği tekrar ele geçirme girişimi olarak açıklamak sözkonusu olamazdı.
Maraş Katliamını Alevilik perspektifinden okumadıkça bu gerekçeler birçok şeyi açıklamakta tümüyle yetersiz kalacaktı.
Nazım’ın dediğine katmamız gerekenler olacaktı. Nazım Bedreddin destanında yenilgiyi anlatırken:
‘Tarihsel, sosyal, ekonomik şartların
zaruri neticesi bu!
deme bilirim!
O dediğin nesnenin önünde kafamla eğilirim.
Ama bu yürek
o, bu dilden anlamaz pek.
O ''hey gidi kanbur felek,
hey gidi kahbe devran hey''
der.
diyerek bir başka izahta bulunuyordu.
Maraş katliamında tarihsel Alevi düşmanlığının izi sürülmedikçe okumalarımız hep eksik kalacaktı.
Yeni Maraşlar olmasın istemi ancak maraşları yaratan zihniyeti ortaya çıkarmak ve ortadan kaldırmakla mümkün olabilecekti.
Katliamcı zihniyet altan alta varlığını sürdürürken Maraşı hatırlamak aslında kaydılardan uzak bir gelecek inşa etmek için bir zorunluluktur.
İNSAN ACILARI KÖTÜLÜKLERİ UNUTMAK İSTER
İnsan ruhu acılarla yaşamaktan yaraları kanatmaktan hoşlanan bir yapıya sahip değildir.
Tersine acıları unutmak, yaraların üstünü kapatmaya eğilimlidir.
Diğer türlü acı çekmekten hoşlanan mazoşist, hastalıklı bir varlık haline gelir.
Peki Alevilerin tarih boyu yaşadıkları acıları hatırlaması, o acıları cemlerinin vazgeçilmez bir ritüeli haline getirmeleri, o an orda oluyormuş gibi gözyaşı dökmeleri hastalıklı bir ruh halinin ürünü müdür?
Dahası hatırlamak mı hastalıklı bir durumdur?
Yoksa acıları unutnak mı?
Eğer bir toğluma aynı gerekçelerle aynı acılar tekrar tekrar yaşatılıyorsa bir daha yaşanacak acının önlenmemesi adın düşünüldüğünün tersine unutmak hastalıklı bir ruh halini ifade edecektir.
Bir toplum çizgisinden, yolundan, duruşundan, erkanından dolayı yeniden yeniden katliam tehditleri altında yaşarken unutmayı, üstünü kapatmayı seçerse kendi geleceğinin bizzat kendisi katili olmaz mı!
RAHATSIZ OLMALIYIZ
RAHATSIZ ETMELİYİZ
Bu kitap bir belgesel anlatıdır. Kullanılan materyalin tamamı orta yerde duran bilgi ve belgelerdir. Bu açıdan özellikle Maraş Davası yargılamalarının ‘Gerekçeli Karar’ı ve İddianamesi çok zengin bir bilgi kaynağı niteliğindedir. Burada yer verilen belgeler ve bilgilerin tamamına yakını bu kaynaklardandır.
Yapmaya çalıştığım 40.yılında Maraş’ı hatırlatma, resmi belgeleri Alevi perspektifinden okuma anlama çabasıdır…
Maraş toplumumuzun kanayan yarasıdır. Şurası çok açıktır ki sistemin sürekli olarak canlı tuttuğu genetik kötülük yalnızca insanların insanca yaşadığı bir eşitlikçi toplumda ortadan kalkabilir.
Kitabın kapağından ben de razı değilim.
Elbette çok rahatsız edici bir resim sözkonusu.
Resim 25 Aralık 1978 günlü Günaydın gazetesinde yayınlanmış ve başbakan Bülent Ecevit tarafından olayın vahametini anlatmak üzere meclisi kürsüdünden milletvekillerine gösterimişti.




























