Yusuf KÖSE
  11-08-2020 23:46:00

“Alt”, “Üst” Emperyalizm Tartışmaları Bağlamında Emperyalist Türkiye

Son günlerde Türk devletinin ne olduğu üzerine sol kesimde tartışmalar yapılmaktadır. Bu tartışma elbette kendiliğinden ortaya çıkmadı. Türk devletinin askeri, politik ve sermaye olarak saldırganlığının artışı ile paralel yürütülüyor.[1]

Bu konuda birden fazla makale yazmıştım. Bunlardan bazılarının isimlerini vereyim: Birincisi, 11.04.2019 tarihinde yayaınladığım; “Yeni Emperyalist Ülkelerin Oluşumu” başlıklı. İkincisi, S-400’lerin Ekonomik-Politik Yüzü (24.07.2019) ve Üçüncüsü;  19.02.2020 tarihinde yayınlanan “Türk Tekelci Devleti, Paylaşılmış Alanları Yeniden Paylaşmak İstiyor” başlıklıydı. Bu makaleler kendi bloğumda ve www.kaypakkayahaber.com’da yayınlandı.

Burada emperyalizmin oluşması teorik tartışmasına girmeyeceğim. Çünkü bunu, “yeni Emperyalist Ülkelerin Oluşumu” makalemde, “Sorunun Teorik Ortaya Konuluşu” başlığı altında yapmıştım.[2]

Marksist-Leninist ve Maoistler verili koşullardan hareket ederek yaptıkları analizleri salt akademik bir çalışma amacıyla değil, esas olarak sosyalizm mücadelesinde işçi sınıfının strateji ve taktiklerini geliştirmesi ve mücadeleyi daha ileri taşıması için yaparlar.

Marksizm çevrelerinde tekelci Türk devletinin yeni karakterinin tartışılmaması yanlış olurdu. Çünkü, Türk devleti çok açık oynamakta ve her yönüyle emperyalist niteliğini ortaya koymaktadır. Açık askeri işgalleri, başka ülkelerdeki askeri üsleri ve Türk tekellerinin bir ahtapot gibi, bütün kıtalarda  yüzden fazla ülkeyi sarmaları, sermaye aytırımı yapmaları, diğer emperyalist ülkeler ile dişe diş dalaşmaları vb.görmezden gelinemez.

Süriye’nin bir çok bölgesinin açıktan askeri işgali, “PKK’ye operasyon” adı altında, Kuzey Kürdistan’da  bir çok askeri üs kurması,  askeri saldırganlığı ve günlük bombalamaları ve açık işgali; Libya’yı bölme çabaları, Doğu Akdeniz’de birden fazla ülkeyle dalaşma, 1974’den beri işgal altında tuttuğu Kuzey Kıbrıs’ta askeri üslerini genişletmesi, bir çok Afrika ülkesinde askeri üslere sahip olması, Kafkas’larda “bende varım” diyerek Azerbeycan ile ortak askeri tatbikatlara girmesi vb. Türk devletinin tekelci kapitalizm karakterinden, yani onun emperyalist niteliğinden ayrı ele alınamaz.

Sermayenin emperyalist yayılmacılığından ayrı olarak, yayılmacılığı salt “Osmanlı özentisi” olarak ele almak, günümüz gerçekliği ile örtüşmediği gibi, Türk sermaye devletinin niteliğini, yani onun emperyalist yüzünü gizlemek anlamına geldiği çok açıktır. Bu yaklaşım, aynı zamanda, küçük burjuvazinin sosyalşovenist bir sapma içinde olduğunu da gösterir. Türk burjuvazisi, elbette, bir Osamnlı İmparatorluğu gibi büyük bir alanı egemenliği altında tutmak ister. Bu kapitalist sermayenin karakterinde vardır. Bunu salt bir “özenti” olarak göstermek, gerçeklerin üsütünü örtmektir. Sermayenin emperyalist yayılmacı niteliğinin özünü küçük burjuva yaklaşımla sulandırmaktır.

Türk tekelci devlet kapitalizmin derin bir ekonomik kriz içinde olması, herkesten para dilenmesine bakılarak, onun emperyalist niteliğini göz ardı etmek, sosyalizm mücadelesinde işçi sınıfının önünü karartmaktan başka bir anlam taşımaz. Aynı zamanda, bu yaklaşım, emperyalist ekonomilerin “güçlü” olduğu, “kriz içinde olmayacağı” gibi anlayışlara yol açar ki, Mao Zedung’un, “emperyalistler kağıttan kaplandır” gerçekliğininde inkarıdır. Ya da özellikle Korona’nın yayılmaya başlamasından bu yana (ki, emperyalist dünya ekonomik krizi 2018 ortalarında başlamıştır)  bütün emperyalist ülkelerin derin bir ekonomik kriz içinde oluşunun yadsınmasıdır.

Uluslararası kapitalist üretimin geliştiği ve üretimin uluslararasılaştığı bir süreçte, emperyalizmi salt bir kaç ülkeyle sınırlamak, yeni emperyalist ülkelerin ortaya çıkamayacağı gibi anlayışlara varmak; kapitalist-emperyalist sistemin gerçekliği ve eşitsiz gelişme yasasıyla örtüşmemektedir.

Türk devletinin dış saldırganlığı, yeni pazarlar bulma çabaları, başka ülkelerin topraklarını işgal etmesi ve işgal girişimlerinin devam etmesi, ve bir çok ülkeyle sıcak savaş düzeyine gelmesi (örneğin Yunanistan ve Mısır) salt bir “özenti” işi olmayıp, sahip olduğu sermayenin büyüklüğü, saldırganlığı, yayılmacı ve egemenlik kurma karakteri ve bunu askeri olarak desteklemek ve pekiştirmek istemesiyle doğrudan bağlantılıdır.

Askeri saldırganlık sermayenin oranıyla doğrudan bağlantılıdır. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Örgütü’ne (UNCTAD) göre, 2019 yılı sonu itibariyle  Türk devletinin dış yatırım stoku 47 milyar 754 milyon ABD doları kadardır.[3] Türk tekellerinin ikinci ülkelerden üçüncü ülkelere yaptıkları sermaye yatırımlarının tutarı ise, Türk Ticaret bakanlığının 2017 yılı verilerine göre 8 milyar[4] ABD dolarını aşmış durumdadır.

Bu sermaye, yeni pazarlar ve paylaşılmış pazarlardan pay istemektedir. Bu bağlamda, yeni bir emperyalist ülke olan Türk tekelci devleti her geçen gün daha fazla saldırganlaşmakta ve savaş kışkırtıcılığı yapmaktadır.

Türk devletinin saldırganlığını salt “ABD uşaklığı” ile noktalamak, Türk  burjuvazisine yapılan en iyi yardım olsa gerek. Onun niteliğini gizleyip, bütün suçu ABD emperyalistlerine bağlamak, var olan gereçkliğin üstünü örtme, Türk emperyalist devletini daha masum göstermeye yaramaktadır. Niyet bu olmayabilir, ama, yapılan yanlış analizler buna yol açmaktadır.

ABD ile tarihinin en sıkıntılı ilişki sürecini yaşayan Türk devletini her saldırganlığını ve işgallerini, “efendi-uşak” ilişkisine indirgemek, Koç Holding’in neredeyse dünyanın bütün kıtalardaki sermaye yatırımlarını, fabrikalarını yok saymak, burada çalışan işçilerin artı-değerlerine el koyup Türkiye’ye aktarmalarını emperyalist amaçlı görmemek; küçük burjuvazinin kendi ulusal tekellerine karşı sosyal emperyalist bir yaklaşımı olarak öne çıkmaktadır. Türk tekelerinin bir çok Afrika ülkesindeki madenlerinde ölen ve direniş yapan işçilerin sınıf mücadelesini görmezden gelmek olduğu gibi, oralarda maden işleten sermaye kesimlerini, “gittikleri ülkeyi kalkındırmak için buradalar” burjuva sahtekarlığını gerçek gibi göstermektir.

Ya da diğer emperyalist ülkelerin ve tekellerin Türkiye’deki yatırımlarını emperyalist amaçlı görüp, Türk tekellerinin diğer ülkelerdeki sermaye yatırımlarını “emperyalist amaçlı” görmemek, düpe düz emperyalist soygunculuğa ve yağmacılığa mehtiye düzmektir.

Hele bazıları öyle bir yazıyor ki, ABD sermaye veriyor, Türk tekelleri’de onu ABD adına işletiyor. Evet, ABD ya da herhangi bir emperyalist ülke kredi verir. Kendileri de borç tahvilleri çıkarıp, para (sermaye) topluyor. Bu kapitalist ekonominin doğal bir işleyişidir. Ancak, emperyalistler, kendi pazarlarını kendileri elinde tutmak ister. Bunun için özel bir taşerona gerek duymaz. Tekeller arası ilişki çıkarlar üzerine yürür ve birbirini alt etmek için uğraştıkları gibi, birbirbirleriyle ilişki içine girerler. Bu ilişkide güçlü olan tarafa daha ağır basar.

Örneğin Koç Holding, Ford ve Fiat ile başta ilişkiye girdiğinde, payın büyük bölümü diğer iki yabancı ototmobil tekelinindi. Ama, zamanla Koç’un sermayesi büyüyünce, “efendi-uşak”sinin yerini “ortaklar” ilişkisi aldı ve paylar yarı yarıya bölüşülmeye başladı. Türk devleti  50’nin üzerinde uluslararası tekele sahiptir. Koç Holding, dünyanın ilk 500 en büyük tekeli arasında yer alırken, dünyanın ilk en büyük 1000 tekeli arasında ona yakın Türk tekeli vardır. Ayrıca, Erdoğan rejmini en sıkı şekilde destekleyen inşaat firmaları ( aslında bunlara inşaat firmaları olarak adlandırmak eksik kalıyor. Çünkü, inşaatın yanında, enerji, finans ve daha bir çok dalda iş yapıyorlar), dünya sıralamasında ilk sıralarda yer alıyorlar.

ENR’nin en büyük 250 inşaat şirketi listesi içinde 46 Türk kökenli inşaat şirketi var. Birinci sırayı 65 inşaat şirketiyle Çin alırken, Türkiye ikinci, ABD ise üçüncü sırada yer almaktadır. Çin’in bu pazardaki payı % 21.1 iken ABD’nin payı ise % 8.9’dur. Türkiye’nin payı ise %5,6 kadardır. Türkiye’nin bu alanda Ortadoğu’daki payı %9.1, Asya’da % 7, Afrika’da ise % 5.1 kadar.[5]

İngiltere’nin en büyük ulsulararası bankası olan HSBC’nin Türkiye’de varlığı emperyalist amaçlı olurken, Çalık Holding’in Arnavutluk’un ve Kosava’nın ikinci büyük bankası BKT’ı 2006’da yine Arnavutluk telekomu olan Albtelecom’un %76’ını 2007 yılında satın alması[6] ve işletmesi “empeyalist karakter”li neden olmasın ki! Ne de olsa Türk burjuvazisi çok iylik severdir, kötü emeller peşinde olmaz(!) demek mi istiyorlar acaba ... Hadi diyelim ki, Türk tekelci burjuvaları Türk oldukları için “çok iyilik severler”, ancak, kapitalist sermaye, kişilere, ulusal, dinsel aidiyetlere ya da cinsiyete göre  değil, kendi kurt kanununa göre hareket eder.

Türkiye-ABD ilişkisini “efendi uşak” ilişkisine indirgeyenler, nedense daha düne kadar ABD’nin sözünden çıkmayan AB’nin önde gelen emperyalist ülkeleri ile ABD arasındaki ilişkiye değinmiyorlar. AB hala ABD’nin askeri vesayetinden kurtulmak için çaba harcıyor, ama kurtulamıyor. Buradan hareketle, bir Almanya ile ABD arasındaki ilişkiyi “efendi-uşak” ilişkisine indirgenebilir mi? Elbette ki hayır! Buna, güçlü ve daha güçlü ya da zayıf ve güçlü emperyalistler arası ilişki biçimi olarak bakılabilir.

Ayrıca, iliğine kadar  “borç”lu olmak salt Türk devletine özgü bir olay olmayıp, bütün emperyalist devletlere özgüdür. Dünyanın en büyük borçlu ülkesi en büyük emperyalist ülke olan ABD’dir. Sırasıyla Çin, Japonya, Almanya ve diğerleri gelir.

Diğer bir karşıt argüman ise, Türk tekellerinin sermayesini başka emperyalistlere ait olduğunu söylemek. Türk tekellerini salt bir taşeron gibi göstermeye çalışmak, bu tekellerin gerçek niteliğini gizlemeye hizmet etmektedir. Uluslararası niteliğe sahip Türk tekellerinin cirosunun önemli bir bölümü yurtdışı faaliyetlerden gelmektedir. Bunlar tekellerin kendi internet sitelerinde kolayca görülebilir.

Bu tür argümanlarla bir ülkenin emperyalist olmadığına karar verenler, kapitalist-emperyalist ekonomik sistemi anlamadıklarındandır. Bütün emperyalist ekonomiler içiçe geçtiği gibi, ve bunlar kendi ülkelerine dış yardımı çekmek için adeta dört takla atmaktadır. ABD’si, Almanyası, Çin’i, Japonya’sı ve diğerleri, dış sermayeye aynı çağrıyı yapıyorlar. Bunlar,  Mevlana’nın çağrısını dış sermayeler için yaparlar: “Kim olursan olun, yeter ki gel!” ABD’nin esas olarak Çin’le ve kısmen  AB ile ticaret savaşlarının özü ise yine emperyalistler arası egemenlik savaşıyla doğrudan bağlantılıdır.

Türkiye’yi emperyalist olarak değerlendirmeyenlerin bir diğer argümanı ise;   “Emperyalizmin kendine rakip çıkmasına müsade etmeyeceği”   gibi, ekonomi-politik gerçeklikten uzak, Marksizm adına  komplo teorileri ile nesnel gerçekliğin analiz edilmek istenmesi ya da analiz ettiklerine inanmaları...

Bu tür yaklaşımlar, kapitalist-emperyalist sistemin ekonomi politiğini iradeceliğe indirgemektir. Bu idealist bir yaklaşımdır. 

Türkiye’nin ya da bir başka yeni emperyalist ülkenin eski emperyalist ülkelerle kıyaslanması:

 Bu tür kıyaslama yapanlar, sorunun özüne bakmayıp, Almanya’da bulduklarını Türkiye’de de bulmak istiyorlar. Biri yüzyılı aşkın büyük bir emperyalist ülke, diğeri ise yeni emperyalist olmuş bir ülke. Aradaki bu fark görmezden gelinirken, emperyalistler arası eşitsiz gelişme yasası da gözden ırak tutularak, düz bir mantıkla hareket ediliyor. Bu, küçük burjuva düşünce tarzına özgü tipik dogmatik yaklaşım örneğidir. Ama, aynı kıyaslamayı, Finlandiya, Lüxemburg, İsveç vb. gibi küçük emperyalist ülkelerle yapmıyorlar.

Örneğin bir İsviçre emperyalist olduğundan beri kimseye saldırmamış ve de savaşmamıştır. Bir başka ülkeyi askeri olarak işgal etmemiştir. Ama sermaye olarak güçlü bir emperyalist ülkedir.

Uluslararası emperyalist tekeller arasında da bir kıyaslama yapılırsa, dev tekellerin yanında küçük tekellerde vardır. Örneğin aynı işi yapan ABD’nin WALMART’ı ile Almanya’nın METRO GROUP’u kıyaslandığında, ikincisi birincisinin yanında her açıdan cüce kalır. Birincisi 2 milyon 200 bin işçi çalıştırıyor, ikincisi ise 101 bin. Birincisinin yıllık cirosu 524 milyar ABD dolarını aşarken, ikincisinin cirosu 27 milyar Avro kadar. (Rakamlar 2020 yılına ait)

Uluslararası tekel haline gelmiş şirketler tekelci ve emperyalist karakterlidir. Tekelci devlet kapitalizmi haline dönüşen devletler ise emperyalist nitelikli hale gelmiştir. Emperyalist ülkeleri büyüklüklerine ya da küçüklüklerine bakarak nitelikleri belirlenemez. Bu nicelik bir belirlemedir. Nitelik belirleme karakterleriyle doğrudan ilişkilidir.

Kapitalist ekonominin eşitsiz gelişme yasasından dolayı yeni emperyalist ülkelerin ortaya çıkamsı mümkün ve çıkmaktadır ve çıkmaya devam edecektir. Bugün Macaristan, Polonya, Tayland, Malezya vd.  yeni emperyalistleşen ülkeler arasına katılmıştır. Emperyalizm kapitalizmin bir üst aşamasıysa ve emperyalizm tekelcilikse, gelişmiş kapitalist ülkelerin emperyalist aşamaya gelmesi de kapitalist-emperyalist ekonomi politiğinin diyalektik gelişimidir.

Türkiye’nin emperyalist olması, devletin tekelci devlet kapitalizmi haline gelmesi, yani esas olarak tekellerin devleti olmasıdır. Askeri saldırganlığı tek başına onun emperyalist oluşunu belirlemeye yetmez. Ama bu saldırganlık komşusu ile (Peru-Ekvator  arasında vb. yerlerde olduğu gibi) sınır anlaşmazlığı olmayıp, esas olarak egemenlik kurmak ve oraları işgal ederek nüfuzunu genişletmek istiyorsa bu emperyalist bir saldırganlıktır. Türkiye hem sermaye olarak hemde askeri saldırganlık olarak emperyalist bir ülkedir. Bu bağlamda, “alt” ya da “üst” emperyalizm tartışması ya da nitelemeleri Türk devletinin gerçekliği ile uyuşmamaktır. Türkiye emperyalist bir ülkedir.

Sınıf bilinçli proletarya, strateji ve mücadele taktiklerini buna göre belirlemelidir. 10.08.2020

Yusuf KÖSE 


[1] Sendika.org’da, Gaztet Duvar’da ve daha bir çok yayın organında bu konuyla ilgili, tartışmalar yürütülmektedir.

[2] Ayrıca, bu konuda en iyi kaynaklardan biri; Stefan ENGEL, “Yeni Empeyalist Ülkelerin Ortaya Çıkışı Üzerine”, El Yayınları.

[3] Bkz. World Investment Report-2020, sf. 262.  www.unctad.org         

[4] www.ticaret.gov.tr/Yırtdışı Yatırım Anketi-2017 Sonuç Raporu.pdf

[5] ENR The Top 250, www.ENR_2019_International_Contractors1.pdf

[6] Bkz. www.calik.com

  Bu yazı 701 defa okunmuştur.
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
1 Beşiktaş 32 22 6 4 70 33 70 +37
2 Fenerbahçe 33 20 7 6 59 33 66 +26
3 Galatasaray 32 19 8 5 62 31 62 +31
4 Trabzonspor 33 16 7 10 40 31 58 +9
5 Alanyaspor 33 15 11 7 52 36 52 +16
6 Gaziantep FK 32 13 8 11 47 37 50 +10
7 Hatayspor 32 14 11 7 53 40 49 +13
8 Fatih Karagümrük 33 13 10 10 48 39 49 +9
9 Sivasspor 32 11 7 14 44 38 47 +6
10 Göztepe 33 12 11 10 49 44 46 +5
11 Antalyaspor 33 9 9 15 32 41 42 -9
12 Konyaspor 32 10 12 10 39 40 40 -1
13 MKE Ankaragücü 32 10 16 6 39 51 36 -12
14 Çaykur Rizespor 32 8 12 12 36 49 36 -13
15 Kasımpaşa 33 9 15 9 35 48 36 -13
16 Yeni Malatyaspor 32 7 12 13 39 45 34 -6
17 Başakşehir FK 32 8 15 9 35 51 33 -16
18 Kayserispor 32 8 15 9 24 41 33 -17
19 Gençlerbirliği 32 8 17 7 30 55 31 -25
20 BB Erzurumspor 33 6 17 10 32 56 28 -24
21 Denizlispor 32 6 18 8 29 55 26 -26
Takım O G M B A Y P AV
1 Giresunspor 30 19 5 6 49 21 63 +28
2 Adana Demirspor 30 17 6 7 51 26 58 +25
3 Samsunspor 29 16 4 9 45 26 57 +19
4 Altay 29 17 10 2 55 31 53 +24
5 Altınordu 30 15 8 7 49 42 52 +7
6 İstanbulspor 29 15 8 6 51 31 51 +20
7 Ankara Keçiörengücü 30 14 9 7 40 25 49 +15
8 Tuzlaspor 30 13 12 5 42 45 44 -3
9 Ümraniyespor 29 11 10 8 35 37 41 -2
10 Bursaspor 29 12 13 4 47 46 40 +1
11 Bandırmaspor 29 11 12 6 37 37 39 0
12 Boluspor 29 10 14 5 30 32 35 -2
13 Balıkesirspor 29 8 13 8 30 41 32 -11
14 Adanaspor 29 8 14 7 38 43 31 -5
15 Menemenspor 29 6 11 12 32 47 30 -15
16 Akhisarspor 29 7 18 4 31 51 25 -20
17 Ankaraspor 29 5 17 7 24 48 22 -24
18 Eskişehirspor 30 1 21 8 21 78 8 -57
Takım O G M B A Y P AV
1 Eyüpspor 33 24 2 7 71 21 79 +50
2 Kırşehir Belediyespor 33 18 7 8 46 25 62 +21
3 Sakaryaspor 33 16 5 12 57 32 60 +25
4 Kırklarelispor 33 16 5 12 52 28 60 +24
5 Van Spor 33 18 9 6 52 29 60 +23
6 Bodrumspor 33 17 9 7 70 41 58 +29
7 Etimesgut Belediyespor 33 16 10 7 53 27 55 +26
8 Turgutluspor 33 15 14 4 42 50 49 -8
9 Tarsus İdman Yurdu 33 13 11 9 51 43 48 +8
10 Serik Belediyespor 33 12 9 12 45 41 48 +4
11 Karacabey Belediyespor 33 13 12 8 46 37 47 +9
12 Pendikspor 33 12 16 5 50 45 41 +5
13 Pazarspor 33 12 16 5 52 55 41 -3
14 Bayburt Özel İdare Spor 33 12 17 4 42 53 40 -11
15 1922 Konyaspor 33 10 15 8 41 42 38 -1
16 Sivas Belediyespor 33 8 12 13 43 43 37 0
17 Kastamonuspor 33 7 14 12 27 46 33 -19
18 Elazığspor 33 8 20 5 43 74 26 -31
19 Mamak FK 33 6 21 6 28 95 24 -67
20 Kardemir Karabükspor 33 1 30 2 11 95 2 -84
Takım O G M B A Y P AV
1 Diyarbekirspor 26 18 2 6 37 15 60 +22
2 1928 Bucaspor 26 17 2 7 49 16 58 +33
3 Yeşilyurt Belediyespor 26 15 7 4 42 21 49 +21
4 Ofspor 26 12 5 9 38 28 45 +10
5 Arnavutköy Belediye 26 12 7 7 37 27 43 +10
6 Belediye Derincespor 26 10 6 10 36 22 40 +14
7 Artvin Hopaspor 26 9 9 8 35 35 35 0
8 Edirnespor 26 9 9 8 30 30 35 0
9 Fatsa Belediyespor 26 9 9 8 20 23 35 -3
10 Kızılcabölükspor 26 7 10 9 25 29 30 -4
11 1877 Alemdağspor 26 8 13 5 33 43 29 -10
12 Nevşehir Belediyespor 26 7 13 6 25 27 27 -2
13 Çankaya FK 26 7 15 4 20 43 25 -23
14 Payasspor 26 5 13 8 27 43 23 -16
15 Antalya Kemerspor 26 5 15 6 21 43 21 -22
16 Manisaspor 26 1 16 9 18 48 12 -30
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 16/04/2021 Gençlerbirliği vs Sivasspor
 16/04/2021 Konyaspor vs Kayserispor
 16/04/2021 Antalyaspor vs Çaykur Rizespor
 16/04/2021 Beşiktaş vs MKE Ankaragücü
 17/04/2021 Denizlispor vs BB Erzurumspor
 17/04/2021 Trabzonspor vs Hatayspor
 17/04/2021 Yeni Malatyaspor vs Alanyaspor
 17/04/2021 Göztepe vs Galatasaray
 18/04/2021 Gaziantep FK vs Kasımpaşa
 18/04/2021 Başakşehir FK vs Fenerbahçe
 20/04/2021 Kayserispor - Gençlerbirliği Kayserispor ligdeki son 5 maçında hiç kazanamadı  Gençlerbirliği yenilmez
 20/04/2021 Sivasspor - Beşiktaş Sivasspor ligdeki son 11 maçında hiç kaybetmedi  Sivasspor yenilmez
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 14/04/2021 Menemenspor vs Samsunspor
 14/04/2021 Adanaspor vs Akhisarspor
 14/04/2021 Balıkesirspor vs İstanbulspor
 15/04/2021 Boluspor vs Ümraniyespor
 15/04/2021 Ankaraspor vs Altay
 15/04/2021 Bursaspor vs Bandırmaspor
 17/04/2021 Ankara Keçiörengücü vs Tuzlaspor
 17/04/2021 Adana Demirspor vs Giresunspor
 18/04/2021 Eskişehirspor vs Balıkesirspor
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 15/04/2021 Bayburt Özel İdare Spor vs Karacabey Belediyespor
 15/04/2021 1922 Konyaspor vs Eyüpspor
 15/04/2021 Elazığspor vs Bodrumspor
 15/04/2021 Etimesgut Belediyespor vs Kırklarelispor
 15/04/2021 Kardemir Karabükspor vs Pazarspor
 15/04/2021 Kastamonuspor vs Tarsus İdman Yurdu
 15/04/2021 Pendikspor vs Kırşehir Belediyespor
 15/04/2021 Serik Belediyespor vs Sakaryaspor
 15/04/2021 Sivas Belediyespor vs Mamak FK
 15/04/2021 Turgutluspor vs Van Spor
 15/04/2021 Kardemir Karabükspor - Pazarspor Kardemir Karabükspor ligde evindeki son 16 maçında hiç kazanamadı  Pazarspor yenilmez
 15/04/2021 Sivas Belediyespor - Mamak FK Sivas Belediyespor ligdeki son 8 maçında hiç kazanamadı  Mamak FK yenilmez
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 14/04/2021 Fatsa Belediyespor vs Manisaspor
 14/04/2021 Yeşilyurt Belediyespor vs 1877 Alemdağspor
 14/04/2021 Antalya Kemerspor vs Belediye Derincespor
 14/04/2021 Çankaya FK vs 1928 Bucaspor
 14/04/2021 Edirnespor vs Arnavutköy Belediye
 14/04/2021 Kızılcabölükspor vs Artvin Hopaspor
 14/04/2021 Nevşehir Belediyespor vs Payasspor
 14/04/2021 Ofspor vs Diyarbekirspor
 14/04/2021 Kızılcabölükspor - Artvin Hopaspor Kızılcabölükspor ligde evindeki son 11 maçında hiç kazanamadı  Artvin Hopaspor yenilmez
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ
Tüm Anketler
Web sitemize nasıl ulaştınız?
ŞANS OYUNLARI
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI