DİN UYDURUR TEOLOJİ ANLAMLANDIRIR FELSEFE SORGULAR BİLİM İSE’ KANITLAR…
Yüksel YÜKSELİ

Bu tabloya baktığımızda biz bu olgunun neresindeyiz anlamak gerekir diye düşünüyorum..
Oysaki biz Alevilik bir inançtır diyoruz, o zaman biraz kendimce kendi fikri anlayışımı belirtmekte yarar var sanırım..
Tabi farklı bakış acısına da saygı duymak insani bir durumdur bu bağlamda fikirlere de elbet açığımdır belki bende aydınlanmış olurum..
Konuyu anlamak açısından insan dediğimiz varlığın bir bütününe, yani büyük tabloya bakarak durumu anlamak gerek..
Aşıkı sadıklarımız şunu demiştir “insan kısım kısımdır” ben bu kavramdan şunu anlıyorum, insan vardır katı kural ile insan var anlam ile insan var bilim ile insan var ceza ile islah edilir..
Hal böyle olunca durum şu olsa gerek’ o zaman din dediğimiz olgu katı kural olmalı’ bu tamamıyla aklı itikatı ermeyen cahil bir insan topluluğu için gerekli bir tasarımdır..
Teoloji ise’ bu katı kuraları ılımlı hali olsa gerek’ çünkü kimi insan cahilde olsa kendi doğruları ile bir müddet sonra soru sorma aşamasına elbet gelecektir..
İşte teoloji burda devreye girip insan aklının sorusuna yanıt vermek için kuralara anlam yükleyerek kişinin sorusuna yanıt verme sanatıdır desek sanırım fena fikir olmaz..
Peki insan dediğimiz varlığa bir bütünü ile bu yeterli gelirmi.?
Elbette hayır çünkü insanın doğasın da sorgulama iç güdüsü de mevcuttur, beli bir evreden sonra olay ve olguları derinlemesine sorgular..
İşte buda felsefe dediğimiz mertebe olsa gerek..
Çünkü aşık “adem aslı asırlara baş imiş” demiş işte bu mertebe kendini bil evresi aşaması devreye giriyorki buda felsefe olur..
O zaman sorgulayan akla delil gerek, bu evreyede bilim desek herhalde abartmış olmayız..
Bilim bu durumda derinlemesine sorgulayan aklı olay ve olugular ile laboratuvar koşullarında durumu deneyimleyerek bir sonuç elde etmek zorundaki aklı mat etsin..
Peki inanç bunun neresinde.?
İşte tam da bu durumda kanımca Alevilik bu durumda devreye girerek’ parçadan bütüne (micro organizmadan macro organizmaya) (inanç) devreye girer..
Neden derseniz.? Hiç bir uygarlık, devlet bir bütünü ile himayesinde barındırdığı insan topluluğunu aydınlatamayacağına göre herkesin akıl mertebesine yanıt bulmak zorunda..
Yoksa kendi hakimiyetini toplum üzerinde kaybeder..
İşte inanç dediğimiz (durum) şey burda devreye girerek dört aşamayı bir arada tutmak süretiyle bir bütüne inanç demiştir..
Çünkü inanç mutlak degildir, aynı zamanda olabilirliliktir, kişilerin ve toplulukların bilinçine, aklı itikatı erdiği kadar dem (bilği) verir..
Öğretide biz bunu nasıl anlatırız.?
Dört kapı kırk makam, yani her mertebe kendi içsel hiyarşi bilinçinde on bilinç evresini aştıktan sonra bir üst mertebeye geçer..
Bir mertebenin on bilinç aşamasına ermeyen bir üst bilinç mertebesine geçemez demektir..
Bu durumu bilgelerimiz söyle izah etmiştir, kişyi alabildiği kadarıyla renk ver, almıyorsa’ rengine bırak denmiştir..
Bu durum bir çok açıdan farklı kavramlar ve tanımlamalar ile sınıflandırılmıştır, o bağlamda benim bakış açımda kesin bir belirginlik arz etmemektedir, bu konuda fikrini paylaşan tüm yarenlere ancak minnettar olabilirim
Umarım herkese dair olmasada bazı canlarımız için bir kapı aralayabilmişimdir..
Hürmetlerimle
Yüksel’i




















