Temel DEMİRER

SORUMLULUĞUYLA YAZMAK VE "ÖDÜL(LENDİRİLMEK)" MESELESİ[*]

Temel DEMİRER
  08-07-2020 19:53:00

TEMEL DEMİRER

 

"Okumak bir insanı doldurur,

konuşmak onu hazırlar,

yazmak ise olgunlaştır."[1]

 

"Eğer okuduğumuz kitap bizi kafamızın ortasına inen bir yumruk gibi sarsmıyorsa, niye boşuna okuyalım ki?... Bizi mutlu etsin diye mi? Mutlu olmak için kitap okuyorsak hiç kitabımız olmasın daha iyi; bizi mutlu eden o kitapları yeri geldiğinde kendimiz bile yazabiliriz. Bizi yıkıma uğratan ve derin bir kedere boğan kitaplar okumalıyız; öyle ki bir kitap, kendimizden daha çok sevdiğimiz birinin ölümüne tanık olmuş kadar, ormana sürgün edilip herkesten uzaklaşmış kadar, bir intihar kadar etkilemeli bizi. Bir kitap, içimizdeki donmuş denizin ortasına inen bir balta olmalıdır," sözleriyle Franz Kafka hepimize, çoğunluğun unuttuğu yazmanın sorumluluğunu hatırlatır.

Gerçekten de "Unutmamak ve unutturmamak için yazmak lazım"[2] tümcesinin sıkça anımsatılması gereken bugünlerde "Dünyada ve ülkemizde, kimi araştırmacılar, Georg Lukács'ın XIX. yüzyıl eleştirel gerçekçiliğini önemseyen anlayışına karşı, tek seçenek olarak 'modernist' edebiyatı, giderek omurgası kırık post-modernist edebiyatı sunuyorlar."[3]

Meta fetişizminin hemen her şeyi teslim aldığı yabancılaşmanın orta yerinde insan(lık)dan ve toplumsallıktan uzak, tüketimi çoğaltan çok şey gibi edebiyatı da kapitalist çılgınlığa alet eden yıkım egemendir.

Gerçeklerden kopartılan edebiyatın tektipleştirilip, magazinel/ mistik saçmalıklarla değersizleştirilmesi yazmak eyleminin sorumluluğunu yeniden acil gündem maddesi kılmaktadır.

Çünkü edebiyat cephesinde yaşanmakta olan yıkım koordinatlarında "Sistem kendi yazarını, kendi eleştirmenini yaratıyor, aynı çizgiye getiriyor. Asıl olarak yaşam biçiminin her ayrıntısını belirleyen medya, edebiyatı da kanatlarının altına almıştır. Edebiyatçı da onun istediği gibi olursa var olacaktır; düzenin fermanıdır bu..."[4]

* * * * *

Bu "fermanı" yırtıp atarak, Gabriel García Márquez'in, "Yazmayı sürdürmek isteyen ünlü bir yazar şöhrete karşı kendisini sürekli korumalıdır," uyarısı eşliğinde vicdan ve onur için yeniden yazmak gerekiyor.

Evet, Saltikov Şçedrin'in "Vicdan kayboldu" çığlığını yüreğinden aktarmak zorundadır günümüzün yazarı. Yazar suskunsa vay hâline dünyanın. Eksiktir ve eksik olduğu için de yanlıştır.

"Sanatın gücünü bildiğimiz içindir ki, sorumluluğumuz büyük" diyor Anna Seghers. İnsanın bulduğu, gerçeği kavratan güçlü bir makinedir yazarın elindeki. Bu makine paslanmak üzere bir köşeye bırakılabilir, oyuncak hâline de getirilebilir istenirse ama doğrusu, yakışanı, insanın bu makineyi bulma nedenine, işlevine göre kullanmasıdır. Yazar yaşamdaki değişimin nasıl olduğunu açıklamalıdır. Yazarın yapacağı şey kalmadı demek, yaşamı ve insanı yadsımaktır. Durumu saptamak, değişimi anlatmak yazarın, değişimin yasasını anlamak okuyanın gereksinimidir.

Yazara, tüketimin pompalandığı bir düzeni onaylamak ahlâksızlığı yakışmaz. Tüketmek için değil, üretmek, yaratmak için var olmuştur o...

Aziz Nesin'in, "Yazar, başta kendi olmak üzere okurlarını, kendilerini ve koşullarını değiştirmeye özendirmelidir yapıtlarıyla. Kötülüklerden sorumluyuz. Kötü bir şeyi değiştirmek zorundayız. Yazar değiştiremez, ama insanlara değiştirme isteği ve özlemi verir. Ve yazarın sorumluluğu bu,"[5] saptamasındaki üzere...

* * * * *

Yazmak eylemi bir itiraz alanıdır.

Çünkü O; "Memnuniyetsizliklerimizin kayda geçirilmesidir."[6] "İnsanın çaresizliğinden ve sıkışmışlığından doğan bir şeydir."[7]

Ve Marie-Henri Beyle Stendhal'ın, "Sokağa tutulan bir aynadır," notunu düşerken; "Dünya, hastalığın insanla karıştığı belirtiler bütünüdür. Bu durumda, edebiyat bir sağlık girişimi olarak ortaya çıkar,"[8] ifadesiyle Gilles Deleuze'ün resmettiğidir.

İyi de yazmak dünyayı değiştirir mi?

Evet değiştirir. Çünkü nihai kertede dünyayı değiştiren fikirlerdir. Evet kitapların dönüştürücü gücü vardır. Toplumları da kitaplar dönüştürür. Mesela Charles-Louis de Secondat Montesquieu'nün 'Kanunların Ruhu Üzerine'si;[9] Jean-Jacques Rousseau'nun 'Toplum Sözleşmesi';[10] Karl Marx ile V. İ. Lenin'in yapıtları büyük dönüşümlerin işaret fişeği olmamış mıdır?

* * * * *

Bu noktada aslolan devrimci yazın geleneğine, yaşama, insan(lık)a sahip çıkmaktır.

Unutulmamalıdır ki yazmak, yalnızca güzel söz söyleme sanatı değildir. Yazar da sadece güzel yazı yazan kişi değildir. Yazmak eylemi, siyaseti de kapsar ve yazara sorumluluk yükler...

Jean-Paul Sartre, yazarı "Çağının dünyasına sırt çevirmeyen, yaşadığı dönemin gerçeklerinden, çıkmazlarından esinlenerek tavrını ve eylemini belirleyen aydın" olarak görür. Aydının görevini de "Yazarken değiştirmek, yazarken özgürleştirmek" diye tanımlarken haksız değildir.

Çünkü yazmak eyleminin kapitalist düzeni (veya bir varyantını) savunarak kendini yadsıması onun doğasına aykırıdır. Çünkü var olanı savunmak yeni, güzel arayışının son bulmasıdır ki bu da insan(lık)ın, doğasına aykırıdır.

Yazmak eylemi insani olandır; insani olmayan, insanın gelişmesinin önünde duran değildir ve olmamalıdır da!

Yazmak eyleminin konusu insan(lık) ve yaşamdır.

Konu insan olunca, bir yazmak eylemi olarak edebiyatın tarihini de insanlık tarihi ile iç içe ele almak gerekir. Bu da edebiyatın işlevselliğini toplumsal bakış açısından değerlendirilmesini "olmazsa olmaz" kılar.

Edebiyatın hem çok katmanlı hem de çok amaçlı olması doğası gereğidir. Fransız romancısı Paul Bourget'nin deyişiyle: "Edebiyatın hizmeti medeniyetin hizmetinden aşağı kalmaz. O yalnız bir süs değil, medeniyetin ta kendisidir."

Büyük yapıtlar hayatla bağı olan eserlerdir. Sanat-edebiyat, insan gereksinimlerini, duygu ve düşüncelerini, insanları yakından ilgilendirecek ve derinden etkileyecek biçimde sunmaktır. Bu yüzden belli bir toplumsal hayat içindeki düzen değişmesini ve gelişmesini de içerir. Sanatın bir işlevi de hayatın değişebilirliğini, güzelleştirilebilirliğini duyumsatmaktır...[11]

Jean-Paul Sartre; "İnsanın kendisi için yazması diye bir şey yoktur. Böyle bir şey tam bir bozgun olurdu" der ve ekler: "İnsan duygularını kağıt üstüne dökmekle, onlarca cansız bir uzantı sağlayabilir belki. Eğer yazar tek başına yaşasaydı, istediği kadar yazsın, yapıt hiçbir zaman bir nesne gibi ortaya çıkmayacak ve yazarın ya kalemi bırakması ya da umutsuzluğa kapılması gerekecekti. Ama yazma işleminin karşısında bir bağlaşık terim, yani okuma işlemi vardır."

Jorge Luis Borges bu yaklaşımı pekiştirir gibidir: "Adasında yalnız yaşayan Robinson olsaydım yazmazdım" der ve "Niçin yazıyorsunuz" sorusunu; "Ben acil bir soruna, bir iç gerekliliğe cevap vermek için yazarım" diye yanıtlıyor.

Jorge Amado da hemen hemen aynı cümleyle karşılık verir böyle bir soruya ve halk için, ülkesinin gerçekliğini değiştirmeye yardımcı olmak için yazdığını söyler.[12]

* * * * *

Tam da bu nokta yazar için ödül, yığınlara mal olmuş yazmak eyleminin kendisidir.

"Birkaç ödül daha aldıktan sonra ödüle karşı olacağım,"[13] türünden saçmalıkları bir kenara koyarsak; yazmak eylemi, bir "ödüllendirilme"(?) edimi değildir; o, olsa olsa, bir vicdan, bilinç ve taraf olma erdemidir.

Öncelikle ifade edilmelidir ki, "Ödüller karşısındaki tutumum, ödülü veren kuruma göre değişiklik gösterse de şu kural sabit: Önemli olan bir yapıtın aldığı ödül değil, o yapıtın içeriğidir. Aldığı ödül, içeriği değiştirmez çünkü. Ödül uçar, içerik kalır. Nobel uçar, yazı kalır."[14]

Hatırlayın, 1902'de Nobel'e aday gösterilmesine karşın geri çevrilen Lev Nikolayeviç Tolstoy'un açıklaması çok erdemli ve bilgecedir: "Nobel'in bana verilmemesine zerre kadar aldırmıyorum. Üstelik parayla uğraşmak gibi acılı bir zorunluluktan da kurtulmuş oldum. Para genellikle çok gerekli ve yararlı bir şey olarak görülür, ama bence her türlü kötülüğün kaynağıdır..."

Bir de, Nobel ödülünü reddedenler var. Jean-Paul Sartre da Nobel Edebiyat Ödülü'nü geri çeviren yazarlardan. Tüm resmi ödüllere karşı olmasını gerekçe gösteren Sartre, "Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Jean-Paul Sartre olarak değil, yalnızca Jean-Paul Sartre olarak anımsanmak istiyorum," diyecektir.[15]

Evet, Jean-Paul Sartre, 1964'te, hiçbir kurum, dahası devletle özdeşleşmek istemediği için reddedecekti Nobel'i...

Peki, tam olarak neden geri çevirmişti Sartre pek çok yazarın "aklını başından alan"(!) bu ödülü?

Her şeyden önce, Nobel'i geri çevirirken anlık bir tepki göstermediğini, resmi ödülleri kabul etmekten her zaman kaçındığını vurguluyordu Sartre.

1945'te, II. Dünya Savaşı'nın bitiminden hemen sonra, Fransız Cumhuriyeti'nin en yüksek onur nişanı Légion d'honneur'ü de reddetmişti. Sonra, pek çok dostunun ısrarına karşın, devletçe desteklenen yükseköğrenim kurumu Collège de France'ta hocalık yapmaya da yanaşmamıştı.

"Bu tutumum, benim yazarlık anlayışımdan kaynaklanıyor" diyordu. 'Sözcükler'in[16] yazarına göre siyasal, toplumsal ya da edebi bir tutum benimseyen bir yazar, gücünü yalnızca kendi araçlarından, yazılı sözcüklerden almalıydı. "Yazarın alacağı bütün ödüller, okurlarını, hiç de uygun görmediğim bir baskı altına sokacaktır" diye eklemeden de edemiyordu.

"Jean-Paul Sartre" imzasını atması ile "Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Jean- Paul Sartre" imzasını atması aynı şey olmayacaktı...

İsveç Akademisi'nden birilerinin yapıtlarını ödüle değer görmesi Sartre'ı pek ilgilendirmiyordu. O çoktan ödülünü almıştı bile. Onun ödülü, bireyin kökten özgürlüğünü vurgulayan varoluşçuluğun sözcülüğünü yapmış olmanın zevki, romanları ve oyunlarıyla da dünya görüşünü çok geniş bir okur kitlesine aktardığını görmenin keyfiydi.

Gerçek olan bunlardı. Resmi ödüller, hep "Özgürlük Yolları"nı arayan Sartre'ın gözünde gerçek değildi; "onurlandırıcı" ödüllere inanmıyordu. Önemli olan, sistemden özgür, bağımsız kalmaktı.

Sartre'a göre bir yazar, bir kuruma dönüştürülmesine izin vermemeliydi. Böylesi ödüller, yazarın bağımsızlığını kısıtlar, onu kurumsallaştırırdı.

Yaşamı boyunca kuram ve eylem insanı niteliklerini birleştiren Sartre, yazar-aydın kimliğiyle sokak gösterilerine, eylemlere katılmış, solcu yayınlar üstündeki baskıyı protesto etmek için kendisi de bu yayınları satmayı üstlenmişti.

Yazarın bağımsızlığını, özgürlüğünü yitirmemesi uğruna, Légion d'honneur gibi Fransa'nın en büyük devlet nişanını, Nobel Edebiyat Ödülü gibi belki de dünyanın en büyük kurumsal ödülünü geri çevirebilen Sartre'ı düşünüyorum da... Aklıma ister istemez, bizdeki Devlet Ödüllerini, Devlet Sanatçısı unvanlarını almak için yanıp tutuşanlar geliyor... Aklıma, devlet ödülünü huşu içinde alırken, "bireyin ehlileştirilmesinden" dem vuracak kadar iktidar ideolojisiyle bütünleşenler geliyor...

Toplumsal ve bireysel özgürlükleri sonuna kadar savunabilmek için, insan ruhunun en derinlerde yatan gizlerini özgürce düşleyebilmek için, yazarın da, düşünürün de, aydının da gerçek anlamda bağımsız olması gerekmez mi!

Yoksa ne yazar, ne düşünür![17]

Tamamlıyorum: İşte tam da bunlardan ötürü, yazmanın sorumluluğuyla "Her seçiş, bir vazgeçiştir," demişti Jean Paul Sartre...

  Bu yazı 10170 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

☁️
--°

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    # Takım O G B M A Y AV P
    1Galatasaray7511--516
    2Beşiktaş7502--815
    3Amed7421--814
    4Fenerbahçe7412--1313
    5Trabzonspor7412--1113
    6Alanyaspor7331--212
    7Kocaelispor7403--212
    8Çorum FK7313--410
    9Kasımpaşa7241--010
    10Rizespor7313---210
    11Başakşehir7223---18
    12Gaziantep FK7223---38
    13Gençlerbirliği S.K.7223---88
    14Erzurumspor FK7223---88
    15Göztepe7133--06
    16Konyaspor7124---45
    17Samsunspor7115---94
    18Eyüpspor7106---183
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    16 Ekim, CumaÇorum FK20:00Rizespor
    17 Ekim, CumartesiErzurumspor FK13:30Eyüpspor
    17 Ekim, CumartesiGençlerbirliği S.K.16:00Galatasaray
    17 Ekim, CumartesiAmed16:00Konyaspor
    17 Ekim, CumartesiFenerbahçe19:00Alanyaspor
    18 Ekim, PazarKasımpaşa13:30Samsunspor
    18 Ekim, PazarKocaelispor16:00Göztepe
    18 Ekim, PazarBaşakşehir19:00Gaziantep FK
    19 Ekim, PazartesiTrabzonspor20:00Beşiktaş
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Kayserispor10811--1725
    2Iğdır FK10622--620
    3Bursaspor9612--819
    4Batman Petrolspor10613--319
    5Keçiörengücü10451--917
    6Mardin 19699432--515
    7Sarıyer10433---115
    8Antalyaspor10505---215
    9Bandırmaspor10352--914
    10Fatih Karagümrük9342--113
    11Sivasspor10262--112
    12Muğlaspor9261--112
    13Bodrum FK10253--211
    14Pendikspor10244---710
    15Manisa F.K.9234---19
    16Esenler Erokspor9153---58
    17Ümraniyespor9144---37
    18Vanspor FK10235---107
    19İstanbulspor10127---155
    20Boluspor9018---181
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    13 Ekim, SalıBandırmaspor1-1Sivasspor
    13 Ekim, SalıSarıyer1-4Bodrum FK
    13 Ekim, SalıPendikspor1-2Vanspor FK
    DünBatman Petrolspor4-2İstanbulspor
    DünAntalyaspor0-4Kayserispor
    DünKeçiörengücü0-0Iğdır FK
    DünÜmraniyespor0-1Boluspor
    BugünMardin 196917:00Fatih Karagümrük
    BugünManisa F.K.20:00Esenler Erokspor
    BugünMuğlaspor20:00Bursaspor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Muş Sport Klübü6510--916
    2Aliağa FAŞ6501--415
    3Elazığspor6411--1113
    4Güzide Gebzespor6330--412
    5Çorluspor 19476312--510
    6İnegöl Kafkas Gençlik6312--310
    7Isparta 32 Spor6312--110
    8Şanlıurfaspor6231--19
    9Menemen FK6303---19
    10Erbaaspor6213--07
    11Somaspor5212---27
    1268 Aksaray Belediyespor6132--16
    13Ankaraspor6204---46
    14Kastamonuspor6204---103
    15Sebat Gençlikspor5023---42
    16Arnavutköy Belediyespor6006---100
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiElazığspor19:00Arnavutköy Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiMenemen FK19:00Güzide Gebzespor
    17 Ekim, CumartesiŞanlıurfaspor19:00Hatayspor
    18 Ekim, PazarKastamonuspor14:30Isparta 32 Spor
    68 Aksaray BelediyesporErbaaspor14:30Çorluspor 1947
    68 Aksaray Belediyesporİnegöl Kafkas Gençlik15:00Sebat Gençlikspor
    68 Aksaray BelediyesporMuş Sport Klübü19:00Ankaraspor
    68 Aksaray BelediyesporSomaspor19:00Aliağa FAŞ
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Yeşilyurt Belediyespor6600--2318
    2Talasgücü Belediyespor6510--1016
    3Bitlis Özgüzelderespor6501--1215
    4Niğde Belediyesispor6501--1015
    5Karaköprü Belediyespor6501--915
    6Mazıdağı Fosfatspor6420--914
    7Kırşehir Belediyespor6411--1513
    8Ağrı 19706222--08
    9Kırıkkale Büyük Anadolu6213---17
    10Silifke Belediyespor6213---37
    11Adana Adaletgucu6204---36
    12Osmaniyespor6204---56
    13Yeni Mersin Idmanyurdu6204---56
    14Karaman FK6204---96
    15Yozgat Bld Bozokspor6114---154
    16Diyarbekirspor6015---71
    17Yeni Malatyaspor6006---180
    18Adanaspor6006---220
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiYeni Malatyaspor14:00Mazıdağı Fosfatspor
    17 Ekim, CumartesiBitlis Özgüzelderespor14:00Yeşilyurt Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiAdanaspor14:30Yeni Mersin Idmanyurdu
    17 Ekim, CumartesiSilifke Belediyespor14:30Karaköprü Belediyespor
    18 Ekim, PazarAğrı 197014:00Kırıkkale Büyük Anadolu
    18 Ekim, PazarKırşehir Belediyespor14:30Niğde Belediyesispor
    18 Ekim, PazarKaraman FK14:30Adana Adaletgucu
    18 Ekim, PazarOsmaniyespor14:30Diyarbekirspor
    18 Ekim, PazarYozgat Bld Bozokspor19:00Talasgücü Belediyespor
    Son güncelleme: 15.10.2026 11:51:43