Temel DEMİRER

ŞİİR -ÇOK AMA PEK ÇOK!- ÖNEMLİDİR; ÖZELLİKLE DE KARANLIKLARDA[*]

Temel DEMİRER
  10-04-2019 18:52:00

 

TEMEL DEMİRER

 

“Şairim ben; ama şiiri

Kendisi olarak umursamam bile.

Gece ırmağının taşıdığı yıldız

Çirkinleşir göğe tırmanmak isterse.”[1]

 

Şiirden söz edeceğim: Şiir sanatından, büyüsünden, gerçekliğinden, düşlerinden

 

Yani şiirle başkaldırmaktan, uyanmaktan, solumaktan, yeryüzünü kucaklamaktan, dünyayı kavramaktan, sorgulamaktan, düşünmekten...

 

Bir zamanlar ve hâlâ çok ama pek çok şiir okuyanlardan; karanlık dönemlerde bunu daha da çok yapanlardanım… Şiirleri yeniden yeniden okur, durmadan şairleri keşfederim. Ufkumu genişletip; umut ve ısrarı aşılar onlar bana…

Şiirle çoğaltırım yaşamımı…

* * * * *

Bir zamanlar dilimden düşmeyen dizelerdi: “Sana durlanmış kelimeler getireceğim/ pörsümüş bir dünyayı kahreden kelimeler/ kelimeler, bazısı tüyden bazısı demir/ seni çünkü dik tutacak bilirim/ kabzenin, çekicin ve divitin/ tutulduğu yerden parlayan şiir,” deyip, ‘Yıkılma Sakın’ında şunları söyleyen İsmet Özel’in:

 

“Yaraların kabuğu kolayca kaldırılıyor/ halkın doğurgan dünyasına dalmakla/ onların güneşe çarpan sesini anlamayan/ dört duvarın, tel örgünün, meşhur yasakların sahipleri/ seyir bile edemezken içimizdeki şenliği/ yılgı yanımıza yanaşmazken/ bizi kıvıl kıvıl bekliyorken hayat/ yıkılmak elinde mi?//

 

Köpüren, köpürtücü bir hayatın nadasıdır kardeşim/ bütün devrimcilerin çektikleri/ biliriz dünyadaki yorgunluk habire mızraklanır/ dağlarda gürbüz bir ölümdür bizim arkadaşlarınki/ pusmuş bir şahanız şimdilik, ne kadar şahan olsak/ ama budandıkça fışkıran da bizleriz/ ölüyoruz, demek ki yaşanılacak...”

 

Bugün o şair gitse de, onu tekzip eden dizeleri kaldı; malum “Şair uçar, şiir kalır”![2]

* * * * *

Şiiri sakın suçlamayın; ondan vazgeçmeyin! Çünkü şiir, şafağın aydınlığıdır.

 

İş bu nedenledir ki şiirin düşmanları, her çağda nefret etmiştir ondan!

 

Bunun içindir ki şunları der Pablo Neruda: “Şiir, her zaman için barışın bir parçası olmuştur. Şair, barıştan doğar. Tıpkı ekmeğin undan doğduğu gibi. Kundakçılar, savaşçılar ve kurtlar, onu öldürmek ve parçalamak için şairi arar. Hüzünlü bir parkın ağaçları arasında, bir bıçak, ustası, Puşkin’i yaralayarak ölümüne neden olmuştu. Çılgın atlılar, Petöfi’nin cesedini çiğneyerek geçmişti. İspanya’da faşistler, ülkedeki savaşlarına en ünlü şairlerini öldürerek başlamışlardı. Rafael Alberti, her şeye rağmen yaşamakta olan bir şairdir. Onun için binlerce ölüm planlanmıştı. Bunlardan biri Granada’da olacaktı. Bir başkası Badajoz’daydı. Güneşin ışıdığı Sevilla’da, küçük köyü Cadiz’de ya da Puerto Santa Maria’da aradılar onu, bıçaklamak için, asmak için, şiirini öldürmek için.

 

Fakat kim öldürebilir ki şiiri! Şiir, kedi gibi yedi canlıdır. İşkence ederler, sokaklarda sürüklerler, üstüne tükürürler, alay ederler, etrafını dört duvarla çevirirler, sürgüne yollarlar fakat o, bütün bunları yaşar, sonunda tertemiz bir yüzle ve gülümseyerek yeniden ortaya çıkar.”

 

Hangi diktatörün gücü yeter direnen şiiri yeryüzünden silip süpürmeye. Tahtlar, taçlar devrilir; şiir bir değirmen taşı gibi döner durur bu yeryüzünün ortasında. Asla çürümez iyi şiir. Baskılar, ölümler, kıyımlar şairi şiirden, onun masmavi umudundan alıkoyabilir mi? Öyle olsaydı dünyada şiir mi kalırdı?

 

Şairler öldürülür ama onların şiirleri yine -Neruda’nın deyişiyle- “Yeryüzünde Konaklama”nın hüzünlü tutkusunu taşır bu kunt, kaba yeryüzüne. Şairlerin konuklukları sonsuzdur. Şiirleri onlardan çok yaşar çünkü. Sonsuz yeryüzü savaşçılarıdır onlar.

 

Bunun için de “Savaşçı ve Şair” diyoruz Küba Devrimi’nin ateşleyicisi José Martí’ye. Fidel Castro’ya, Che Guevara’ya devrimin kıvılcımını o vermişti. İspanyollara karşı ülkesinin bağımsızlığı için savaşırken Küba’da Dos Rios düzlüklerinde öldürülmüştü. Che gibi... Martí’nin şiirleriyse yaşıyor.

 

Fransız şair René Char, Yüzbaşı Aleksander adıyla Nazilere karşı savaşmıştı. Yunan Şair Yannis Ritsos, sürgünden gün yüzü görmedi. O sürgünler olmasa “Yunanlıların Destanı”, o soylu şiir, olur muydu? Bizim Nâzım’ınkiler gibi…[3]

 

Karanlık günler, şairlerin dizeleriyle biraz da olsun ışıyabilir, halkın umudu yeniden yeşerebilir. José Martí’nin “Basit Şiirler”indeki ısrarla:

 

“Aynı yalınlıkla ölmek isterim/ Kırda bir çiçek gibi sakin, gösterişsiz./ Mum yerine yıldızlar parlasın üstümde/ Yeryüzü uzansın altımda sessiz./ Ben aydınlık ve özgürlük delisiyim/ Varsın hainler gizlensinler soğuk bir taş altında/ Dürüstçe yaşadım ben; karşılığında/ Yüzüm doğan güneşe dönük öleceğim.”

 

Evet, evet tam da böylesine şiir doğruyu söylerken; kapitalist karabasan ortamında tek umut başkaldıran şiirdedir. Kapitalist yalan bulutları arasından bir ışık parlıyorsa, bilinsin ki başkaldıran o şiirdir.

 

* * * * *

 

Tıpkı 7 Ekim 2015’de yitirdiğimiz, aşkın ve işçilerin elleri imgesindeki emeğin, direncin, özgürlüğün şairi Sennur Sezer’in dizeleri üzere…

 

Ya da 2004’ün Aralık’ında kaybettiğimiz; “Ölümün rengine sözcükler arıyorsa şimdi/ Ülkesi ağıdistana dönüşmüş bir ozan” dizeleriyle müsemma ve “Bunca yıl çok ışık birikti avuçlarımda”; “Gücünüz varsa sizin/ Sözcüğü tutuklayın,” diye haykıran Şükran Kurdakul gibi…

 

Veya Sivas yangınlarından “Açacak yine baharda,/ Dağlarda, koyaklarda.// Adı yok bir çiçektir,// Zulmün kara toprağında,” dizeleriyle bize kalan Metin Altıok’un anısındaki öfkeyle…

 

Sonra “Ahmed Arif bir mücadele güzellemesidir,”[4] notu düşülen O… Yani “Ahmed Arif: Bir kuş tüyü hafifliğinde, ölümsüz bir şiir deryası... Kırmızı, ak ve esmer... Memeleri bereketli ve serin... Nazlı filintası şiirimizin... Söz’de töz, yürekte köz olan mısranın haysiyeti. Bir başına, korkusuz, pazarlıksız, kül elenmemiş... İlan-ı aşk makamında... Su içmez her damardan. Alışık zehrine çaresiz kalmaların. Yine de pamuktan ak, köpükten yumuşak. Su gibi berrak. Pırıl pırıl. Sebil...

 

Halkının ‘mazlum ve gariban’ şairi…

 

Cemal Süreya’nın deyişiyle Ahmed Arif’in şiiri ‘Yaralıyken de arkadaşları için tarih özeti çıkaran, buna felsefe ve inanç katmayı ihmal etmeyen bir gerillanın şiiridir.’ Kalbi dinamit kuyusuydu, 2 Haziran 1991’de patladı. Ama şiiri zulasında sevdasıyla volta atmaktadır namus bildiği yolda.”[5]

 

Bu nedenle büstünü kırıp, saldırsalar da, yasaklar da koysalar Ahmed Arif’in[6] şiir(ler)ini yok edemezler; “33 Kurşun”undaki üzere: “Vurulmuşum/ Düşüm, gecelerden kara/ Bir hayra yoranım çıkmaz/ Canım alırlar ecelsiz/ Sığdıramam kitaplara/ Şifre buyurmuş bir paşa/ Vurulmuşum hiç sorgusuz, yargısız// Vurun ulan,/ Vurun,/ Ben kolay ölmem./ Ocakta küllenmiş közüm,/ Karnımda sözüm var...”

 

Ve başka bir “Arif”: “Yaşamak sadece sevmektir, inan bana./ Sevmeyenler dünyamızda yaşamıyor./ Yaşamak suda, toprakta, insanlarda görünerek;/ bir zeytin ağacı gibi./ Bir zeytin ağacı gibi, ne güzel/ denize yakın olacaksın,/ uzayan dallarında, yapraklarında ışık/ ta derinlerde köklerin./ Bir zeytin ağacı gibi, bin yıl severek/ yaşamak her gün,” dizelerindeki ilimle Arif Damar…

 

Ardından “Tanrı bir ürpertidir çocuğun yüreğinde/ her tanrı biraz baba gibidir/ yiğit ve erkektir çocukları koruyan/ umacılar ve peri masallarının korkulu padişahı/ çünkü tanrıyı yaratan ve öldüren şeyler aynıdır/ vurunca acının ilk gölgesi yaratır kuşkuyu/ acının padişahı elbette zalim olur/ ve bilincin duvarına çarpınca şaşkınlığı/ bir soru önce acıya sonra acıya uzanır/ -hey tanrı/ hani tanrı/ böylece o gün tanrı da ölür,” hesaplaşmasıyla haykıran Arkadaş Z. Özger:

 

“beni umutsuz koma/ tarihle avutma beni/ çünkü aşkla sınanmışım sana/ sana yangınla, suyla, ateşle/ ölümle, yaprakla, şiirle sınanmışım/ ey yaşarken kanayan acı/ şimşekli gök, tufan, kan fırtınası/ uçurum kıyısında hızla büyüyen ot/ yapraksız bir ölümün anısı için/ körpecik kuzuların derisi için/ beni tarihle avutma/ umutsuz koma beni”!

 

* * * * *

 

1 Nisan 2017’de, bir “şaka” gibi 84 yaşında yitirdiğimiz, “Mayakovski çağırıyor bizi/ Savaşma için/ yaşamaya” dizelerindeki içtenlikle, “Yarın ölecekmiş gibi ne yapabilirsen yapmak, hiç ölmeyecekmiş gibi hep doğruyu arayarak yaşamak... Doğduğumuz an ölüme yaklaşıyoruz. Ölünce içimizdeki olumlu, olumsuz tüm enerjiyi yeryüzüne bırakıyoruz. Bunlar yüz yıl sonra bile çoğalmayı sürdürüyor. Bugün her kötülükte, her yalanda, bir kelebek öldürdüğünde dahi yarının güzelliğinden aydınlığından bir şeyler öldürüyorsun... Yani geleceği değiştirmek elimizde,”[7] dizelerindeki haykırışla Yevgeni Yevtuşenko…

 

Şiirleriyle halkının acılarını omuzlayıp, “Eğer benim şiirimden/ Gülü çıkarırlarsa/ Yılımın bir mevsimi ölür,/ Eğer şiirimden sevgiyi çıkarırlarsa/ iki mevsimim ölür,/ Eğer Ekmeği çıkarırlarsa/ Üç mevsimim ölür,/ Eğer Özgürlüğü çıkarırlarsa/ Bütün yılım ölür, ben de ölürüm,”[8] diyerek 4 Ağustos 2014’de aramızdan ayrılan Şêrko Bekês…

 

Ve toplumsal öfkeye bağlanan öfke, direniş, aşk, hüzün anlatısıyla ‘Açlık Çoğunluktadır’ diye haykırdığı gibi, “Ne dağları tanıdım,/ ne denizleri,/ ne öte beriyi daha demin uyanmıştım,/ az önce,/ baktım vakit akşam,” da diyen Turgut Uyar…

 

Bir de “Hayat ile Şiir” konusunda “Nedir bildiğin/ bildiğin nedir?/ Hayat ile şiir arasındaki bakır teli.../ Gördün mü bakır teli?” vurgusuyla, “Şiiri geniş açılı bir şiirdir, bazen bir zamana iliştirirsiniz, bazen bütün zamanların şiiri olarak okursunuz. Şairin yaşadığı mekânı yazması zor iştir, çünkü güncelliğin, sığlığın tuzağına düşebilir. Berfe, bu tehlikelerin üstesinden gelir. Bütün bir dünyayı kuşatır. Şiirle düşünme hissetme kavramları arasında nasıl bir bağlantı kurulabilir. İkisinin de hakkını vererek,”[9] tanımındaki Süreyya Berfe…

 

* * * * *

 

Ayrıca 28 Ağustos 2008’de kaybettiğimiz; “Bir kırlangıç, bir su birikintisi, bir parça gök./ Bir şiirden düşmüş olmalı bunlar./ Böyle diyordu yoldan geçen biri,” dizeleriyle İlhan Berk…[10]

 

Şiirin “uçbeyi” İlhan Berk’in, o “uzun adam”ın, o yazmak cehenneminin fena çocuğunun… adı anılınca ne geliyor aklınıza? Şiirin, imgenin, resmin, şeylerin, evlerin, taşın ve suyun ötesinde bir şeyler mi yoksa ya da ne... “İnsanın kendisi olmanın koşulu, kim olduğunu hiç mi hiç bilmemesidir,” diyordu Nietzsche. İlhan Berk biliyor muydu? İlhan Berk bu, kim bilebilir?

 

“İlhan Berk, 1918, Manisa,/ Boy: 1.70, Göz: kara, Renk:/ buğday. Bir insan. Herkes gibi,” derdi kendi hakkında…

 

Behçet Necatigil, onu “Şiirimizin uç beyi” diye tanımladı ve “Şiirimizin Evliya Çelebi’sidir” diye sürdürdü: “Kıtalar, kentler, insanlar görüyor, ölçüyor, biçiyor; denizcidir, topograftır, tarihçidir. Kısaca, görmüş geçirmiş bir seyyah-ı âlem.”

 

Cemal Süreya’ya göre, “Yazının tutsağıydı”, ama daha da önemlisi “şair eleştirmendi”.

 

Cahit Sıtkı “Her mısrada bir cigara yaktırıyorsun”; Memet Fuat “Elini sürdüğü şeyi şiire çeviriyor” demişti onun için. [11]

 

Belki de en güzelini şair dostu Turgut Uyar söylemişti: “Yeryüzünde şiir diye bir şey olmasaydı, İlhan Berk onu icat ederdi...”[12]

 

* * * * *

 

Nihayet “Attila József; kendisini adadığı halkının acılarını, ezilmişliğini ve onun örtülü isyanlarını dillendirdi hep.”[13]

 

XX. yüzyıl Macar şairlerinin en büyüklerinden ve hiç kuşkusuz sadece kendi ülkesinin değil; bütün dünya şiirini en çok etkilemiş olanlarının başında geldi, 1905-1937 yılları arasında yaşayan Attila József.

 

Onun Macaristan’daki faşist Horti rejimi sırasında, bir trenin tekerlekleri altında intiharla sona eren kısacık yaşamı gerçekten de acılarla doludur... O, oğlunu çamaşıra giderek geçindirmeye çalışan anneciğini “Anne” şiiriyle ölümsüzleştirmiştir...

 

Attila József şiiriyle olduğu kadar yaşamıyla da etkileyicidir... Yoksul çocukluktan Sorbonne öğrenciliğine uzanan bir çalışkanlık... Komünist Partisi üyeliği... Nazizmin ve faşizmin dünyayı yakıp kavurduğu dönemde, ülke dışında demokrasi savaşımını örgütleyen Thomas Mann’la eylem birliği... Marksizm ve Freud’un kuramı arasında bağlantı kurma arayışları... Umutsuz bir aşk... Süregiden yoksulluk, polis baskısı, arkadaş anlayışsızlıkları, şizofreni tanısı ve intiharla sona eren bir yaşam... Ve bütün bu süreçlerde, olağanüstü güzellikte şiirler yaratan üstün bir yetenek...

 

İnsana ilişkin hiçbir duyguyu yadsımayan, büyük, toplumcu, gerçek bir şairdi O...[14]

 

* * * * *

Nihayet “İspanya’nın Kızıl Çiçeği” lakablı Federico García Lorca![15]

 

Bilmem bilir misiniz? Lucius Annaeus Seneca’nın “Yeryüzünde gün ışığına layık olmayan nice kişi var ama güneş her gün doğar,” notunu düştüğü yerkürede Ölümün gölgesi, Lorca’nın şiirlerinden de, oyunlarından da hiç eksik olmadı. Şiddet, acı ve ölüm sanki onun yazgısında vardı. İç Savaş’ın başlarında bir gece Granada’da General Franco’ya bağlı faşistler tarafından yargılanmadan kurşuna dizildi.

 

Hatırlarsınız: 1936’da İspanya iç savaş yaşadı; 500 bin konut yerle bir edildi, 183 kent yıkıldı, bir milyon kişi öldü, 500 bin kişi sürgüne gönderildi... Yani Franco diktası, faşizmin gereklerini yerine getirdi... “Ölürsem/ Açık bırakın balkonu,/ Çocuk portakal yer./ (Balkonumdan görürüm onu.)/ Orakçı ekin biçer./ (Balkonumdan duyarım onu.)/ Ölürsem/ Açık bırakın balkonu,” dizelerini bize vasiyet eden Lorca, 1936’da katledildi…

 

Kolay mı? Onun insanları kışkırtan, aşk, sevgi ve doğa temalı dizeleri, çingene baladları, kara gömlekleri öfke seline boğuyordu... O günlerde, Ağustos ayında Frankist ordular Granada şehrinde hâkimiyeti sağlamıştı. Franco yanlısı Falanjist milisler şehrin caddelerinde cirit atıyordu. Bu milis çetesinin başında Binbaşı Josê Valdês Guzman bulunuyordu. Guzman çetesi, geceleri ev basıyor, direniş yanlılarını kurşuna diziyordu. 19 Ağustos 1936’da kurşuna dizilenler arasında şair Federico García Lorca da vardı.

 

Josê Valdês Guzman ne şairleri, ne de şiiri severdi. Çingeneleri, Arapları, Siyahları ve Yahudileri de sevmezdi. Daha önce Fas’taki Rifen ayaklanmasının kanla bastırılmasında önemli bir rol oynamıştı. Aslında Granada şehrinin alınmasına da o öncülük etmişti. Tamamı özgürlük yanlısı olan şehir, çok kolay teslim olmuştu. Guzman, 20 Temmuz 1936’da bir avuç milis ve askerle şehre girdi. Granada halkını korumakla görevli cumhuriyetçi ordunun komutanı, bir kurşun bile sıkmadan teslim olmuştu.

 

Binbaşı Guzman bir elfeneri ışığında Yerma yazarını gözaltına aldığında kendisiyle gurur duyuyordu. Şiirlerinde Çingenelerden, Siyahlardan, eşitlikten, özgürlükten bahseden dinsiz bir sosyalisti yakalamıştı. Genç şair şafak vaktinde, bir öğretmen ve iki direnişçiyle birlikte kurşuna dizildi, cesedi bilinmeyen bir çukura gömüldü. İnfaz edildiğinde henüz 38 yaşındaydı.[16]

 

 “Lorca’nın Öldürülüşü” başlıklı yapıtında Ian Gibson’ın ifadesiyle, binlerce masum insanın can verdiği “paseo”ya yani ölüm yürüyüşüne çıkarılmıştı O da. Final belliydi; zira tıpkı diğer kurbanlar gibi Lorca da bir şafak vakti kurşuna dizilecekti.

 

Lorca’nın kemikleri, Gibson’un çabaları ve yapılan kazılara rağmen -günümüze kadar- bulunamadı. Fakat Viznar’da yaşanan o infazın peşine düşülmese ve Lorca gibi ünlü birisi bu arayışa vesile olmasaydı eğer; orada kurşuna dizilen 200 masum ve isimsiz insanın yattığı toplu mezar belki de hiç bulunamayacaktı. Mezarcıların ve Viznar tanıklarının anlattıkları korkunçtu: İşin kolayına kaçan kazıcılar/ taşıyıcılar kendilerine balçık bir alan seçmişler; enselerinden vurulmuş hâlde birbirine bağlanmış cesetleri topluca oradaki çukura gömmüşlerdi.

 

Gibson’un, Lorca’nın ölümü konusundaki araştırma onu aynı zamanda Granada ve çevresinde gerçekleştirilen diğer toplu infazlara da götürmüştü. Bilanço en iyimser verilere göre şöyle çıkmıştı: Granada ve civarı: 4500; Guadix, Loja ve Baza’da: 1500; Sahil şehirleri Motril, Saobrena ve diğer kentlerde: 1000; Eyalete bağlı diğer şehir ve köylerde ise: 2000…

 

Bilançonun özeti, eyalet toplamında en az 9 bin kişinin kurşuna dizildiğini söylüyordu. Franco’nun resmi ya da illegal infaz mangaları Madrid, Burgos ve Barselona’da 1943’e kadar sistematik olarak kan döktüler. Barselona, Kordoba, Sevilla ve Malaga gibi rejime direnen kentlerdeki ölüm oranları ise Granada’yı 10’a katlıyordu. Araştırmacılar, İspanya genelinde katledilen kurbanlar için 600 bin ila 1 milyon arasında değişen rakamlar veriyordu.[17]

 

* * * * *

Demiştim ya: Nasıl olursa olsun, şair gitse de; geriye -şafağın aydınlığı- şiir kalıyordu.

Zaten şiiri özellikle karanlıklarda -çok ama pek çok!- önemli kılan da buydu…

 

 

  Bu yazı 2379 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

☁️
--°

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    # Takım O G B M A Y AV P
    1Galatasaray7511--516
    2Beşiktaş7502--815
    3Amed7421--814
    4Fenerbahçe7412--1313
    5Trabzonspor7412--1113
    6Alanyaspor7331--212
    7Kocaelispor7403--212
    8Çorum FK7313--410
    9Kasımpaşa7241--010
    10Rizespor7313---210
    11Başakşehir7223---18
    12Gaziantep FK7223---38
    13Gençlerbirliği S.K.7223---88
    14Erzurumspor FK7223---88
    15Göztepe7133--06
    16Konyaspor7124---45
    17Samsunspor7115---94
    18Eyüpspor7106---183
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    16 Ekim, CumaÇorum FK20:00Rizespor
    17 Ekim, CumartesiErzurumspor FK13:30Eyüpspor
    17 Ekim, CumartesiGençlerbirliği S.K.16:00Galatasaray
    17 Ekim, CumartesiAmed16:00Konyaspor
    17 Ekim, CumartesiFenerbahçe19:00Alanyaspor
    18 Ekim, PazarKasımpaşa13:30Samsunspor
    18 Ekim, PazarKocaelispor16:00Göztepe
    18 Ekim, PazarBaşakşehir19:00Gaziantep FK
    19 Ekim, PazartesiTrabzonspor20:00Beşiktaş
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Kayserispor10811--1725
    2Iğdır FK10622--620
    3Bursaspor9612--819
    4Batman Petrolspor10613--319
    5Keçiörengücü10451--917
    6Mardin 19699432--515
    7Sarıyer10433---115
    8Antalyaspor10505---215
    9Bandırmaspor10352--914
    10Fatih Karagümrük9342--113
    11Sivasspor10262--112
    12Muğlaspor9261--112
    13Bodrum FK10253--211
    14Pendikspor10244---710
    15Manisa F.K.9234---19
    16Esenler Erokspor9153---58
    17Ümraniyespor9144---37
    18Vanspor FK10235---107
    19İstanbulspor10127---155
    20Boluspor9018---181
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    13 Ekim, SalıBandırmaspor1-1Sivasspor
    13 Ekim, SalıSarıyer1-4Bodrum FK
    13 Ekim, SalıPendikspor1-2Vanspor FK
    DünBatman Petrolspor4-2İstanbulspor
    DünAntalyaspor0-4Kayserispor
    DünKeçiörengücü0-0Iğdır FK
    DünÜmraniyespor0-1Boluspor
    BugünMardin 196917:00Fatih Karagümrük
    BugünManisa F.K.20:00Esenler Erokspor
    BugünMuğlaspor20:00Bursaspor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Muş Sport Klübü6510--916
    2Aliağa FAŞ6501--415
    3Elazığspor6411--1113
    4Güzide Gebzespor6330--412
    5Çorluspor 19476312--510
    6İnegöl Kafkas Gençlik6312--310
    7Isparta 32 Spor6312--110
    8Şanlıurfaspor6231--19
    9Menemen FK6303---19
    10Erbaaspor6213--07
    11Somaspor5212---27
    1268 Aksaray Belediyespor6132--16
    13Ankaraspor6204---46
    14Kastamonuspor6204---103
    15Sebat Gençlikspor5023---42
    16Arnavutköy Belediyespor6006---100
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiElazığspor19:00Arnavutköy Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiMenemen FK19:00Güzide Gebzespor
    17 Ekim, CumartesiŞanlıurfaspor19:00Hatayspor
    18 Ekim, PazarKastamonuspor14:30Isparta 32 Spor
    68 Aksaray BelediyesporErbaaspor14:30Çorluspor 1947
    68 Aksaray Belediyesporİnegöl Kafkas Gençlik15:00Sebat Gençlikspor
    68 Aksaray BelediyesporMuş Sport Klübü19:00Ankaraspor
    68 Aksaray BelediyesporSomaspor19:00Aliağa FAŞ
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Yeşilyurt Belediyespor6600--2318
    2Talasgücü Belediyespor6510--1016
    3Bitlis Özgüzelderespor6501--1215
    4Niğde Belediyesispor6501--1015
    5Karaköprü Belediyespor6501--915
    6Mazıdağı Fosfatspor6420--914
    7Kırşehir Belediyespor6411--1513
    8Ağrı 19706222--08
    9Kırıkkale Büyük Anadolu6213---17
    10Silifke Belediyespor6213---37
    11Adana Adaletgucu6204---36
    12Osmaniyespor6204---56
    13Yeni Mersin Idmanyurdu6204---56
    14Karaman FK6204---96
    15Yozgat Bld Bozokspor6114---154
    16Diyarbekirspor6015---71
    17Yeni Malatyaspor6006---180
    18Adanaspor6006---220
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiYeni Malatyaspor14:00Mazıdağı Fosfatspor
    17 Ekim, CumartesiBitlis Özgüzelderespor14:00Yeşilyurt Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiAdanaspor14:30Yeni Mersin Idmanyurdu
    17 Ekim, CumartesiSilifke Belediyespor14:30Karaköprü Belediyespor
    18 Ekim, PazarAğrı 197014:00Kırıkkale Büyük Anadolu
    18 Ekim, PazarKırşehir Belediyespor14:30Niğde Belediyesispor
    18 Ekim, PazarKaraman FK14:30Adana Adaletgucu
    18 Ekim, PazarOsmaniyespor14:30Diyarbekirspor
    18 Ekim, PazarYozgat Bld Bozokspor19:00Talasgücü Belediyespor
    Son güncelleme: 15.10.2026 11:51:43