Temel DEMİRER

ŞAİRLER GALERİSİ[*]

Temel DEMİRER
  29-11-2020 16:10:00
 

TEMEL DEMİRER

 

"Çünkü bütün şiirler

Çiğnenmiş çiçeklere özlemi anlatır."[1]

 

"Şiirimizin sahipsizliği beni şaşırtıyor,"[2] betimlemesiyle malûl bir zaman diliminde, Eugene Ionesco, "Her umutsuzluk mesajı, herkesin özgürce çıkış yolu araması gereken bir durumun ifadesi"yken; "Şiir birey olma yoludur";[3] "Şiir, ozanın gerçek yaşamıdır";[4] "Şair, sorumlu bir toplumsal öznedir."[5]

Çünkü "Şiir ütopyadır, özgürlük arayışıdır. Hakikâte ulaşma yöntemidir."[6] "Anlamı damıtan"[7] "sınırsızlığın zamanıdır."[8]

Kolay mı?

"Şairin hayatı şiire dâhil" vurgusuyla Cemal Süreya'nın "Şiir, anayasaya aykırıdır; doğanın ahlâkı kovduğu yerdedir; yasadışıdır," notunu düştüğü sarsıcı gerçeklik konusunda Andrei Tarkovsky, "Şiir benim açımdan bir dünya görüşü, gerçekle olan ilişkimin özel bir biçimidir. Bu açıdan bakıldığında, şiir, insanlara hayatı boyunca eşlik eden bir felsefedir"; Alphonse de Lamartine, "Şiir, büyük zekâların rüyalarıdır," derler.

İşte bundan ötürü José Martí'nin, "Kabaran bir dalga gördüğünde sen/ Şiirimi görüyorsun demektir/ Yükselir göğe, fakat bazen/ O hafif ve uykulu bir yelpazedir/.../ Öyle bir hançerdir ki şiirim/ Çiçeklenir elde kabzesi/ Şiirim bir çağlayandır/ Suyu berrak, kristal gibi/.../ O fışkıran bir yeşilliktir/ Pırıl pırıl; ve alev kızıllığında./ Şiirim yaralı bir geyiktir/ Bir sığınak arayan ormanda/... Şiirim kardeştir cesarete/ Yalın, içten ve özlüdür/ O, kendisinden kılıç yapılan/ Çelikle aynı örste dövülmüştür,"[9] dizeleri ya da Vladimir Mayakovski'nin, "Ben şair olarak/ her şeyimi,/ tüm gücümü,/ sana/ ve haklı davana/ adıyorum, işçi sınıfı!" mısraları anlatır şiirin "neden/ niçin"ini...

Evet John Berger'in saptamasıyla, "Şiir kanayan yaraya seslenir"ken; "Şiir sözcüklere kanat takar,"[10] diyen Ahmet Telli ekler: "Şiir dünyayı aşklaştırmaya yarar!

Şiir, içinde yaşamak zorunda bırakıldığımız bu karanlık dünyanın yerine ışıltılı, kardeşçe ve yaşama sevincinin rüzgârıyla dolu bir dünyayı geçirir; bunun olabilirliğini gösterir ve 'hep birlikte'liğe çağrı çıkarır. İnsanların köşeye sıkıştırılmışlıklarına karşı, onların birlikte gösterebilecekleri tükenmez gücü; tek düşürülmüş bireyin horlanmasına ve aşağılanmasına karşı, insan tekilinin el değmemiş zenginliklerini ve yaratıcı coşkularını sezinletir...

Gerçek, yalanla yer değiştirdiğinde o, (Şair) kendi hakikâtini kurar; gerçek diye belletilen yalanların perdesini aralayarak, hakikât olanı gösterir. Bu nedenledir ki, iktidar odaklı hangi güç varsa, şairi ve şiiri sakıncalı bulmuştur. Şiir ise itirazlarını yükseltirken, ölüme karşı yaşamı, karanlığa karşı şavkı, savaşa karşı barışı, sömürüye karşı alın terini, kısıtlamalara ve zulme karşı özgürlüğü savunmaya devam eder; bir yandan da her türlü ötekileştirmeye karşı durur."[11]

Ya şair mi?[12]

Pablo Neruda, "Şair, her şeyden önce yaşadığı toplumun sorunlarına, giderek tüm dünyaya karşı sorumludur," derken; ekler Jorge Luis Borges de: "Şair başına gelen her şeyi kendine verilmiş bir şey olarak görmelidir; bahtsızlığı bile."

* * * * *

Örnek mi? "Zihin fukara olunca, akıl ukala olurmuş...

"Gerçeğin ışığı, fikirlerin çarpışmasından doğar...

"Kendini insan bilenler, halka hizmetten usanmazlar...

"Kimsenin lütfûna olma talip, bedeli cevheri hürriyettir...

"Devlet, halkın ne babasıdır, ne hocasıdır, ne vasisidir, ne lalasıdır," diyen Namık Kemal...

Herkesin, o zamana dek sıkça kullanılmayan hürriyet, gavga-i hürriyet (özgürlük kavgası), didar-ı hürriyet (özgürlüğün güzel yüzü), vicdan, inkılap, ihtilal, zincir-i esaret (tutsaklık zinciri), ümmid-i istikbal (gelecek umudu)" gibi kavramlarla tanıştıran Namık Kemal'i 2 Aralık 1888'de kaybettik.

"Ölürsem görmeden millette ümit ettiğim feyzi/ Yazılsın seng-i kabrimde vatan mahzun ben mahzun," diyen Onun 48 yıllık yaşamı, aynı zamanda özgürlük aşkının, müthiş bir mücadelenin adıdır.

Friedrich Engels'in "Savaş tarihinde buna benzer kahramanca bir direnme örneğinin gerçekten bulunabileceğini sanmıyorum" dediği, görülmemiş bir direniş olan Silistre savunmasını oyunlaştırdığı 'Vatan Yahut Silistre', 8 Nisan 1873'te Gedikpaşa Tiyatrosu'nda ilk kez oynadığında İstanbul'u sarsınca Namık Kemal tutuklanıp Mağusa'ya sürgüne gönderilmişti.

O teslim olmadı, zindanda son anına kadar yazdı: "Dünyada zalimin yardımcısı alçaklardır/ Köpektir insafsız avcıya hizmetten zevk alan... Zalim ne kadar korkusuz da olsa, zulmün temelini biz yine de yıkarız/ Dünyanın dibine atsalar da bizi/ Yerküreyi patlatır çıkarız."[13]

"Vatanım bütün yeryüzü, milletim insanlıktır...

"Din şehit ister, gökyüzü kurban,/ Her zaman, her tarafta kan, kan, kan...

"Yiyin efendiler, yiyin,/ bu doyumsuz sofra sizin./ Doyuncaya, aksırıncaya,/ tıksırıncaya kadar yiyin!

"Şeytan da biziz cin de,/ ne şeytan var ne melek var./ Dünya dönecek cennete/ insanla, inandım...

"Eğilmek, esaret zincirinden ağırdır boynuma./ Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür bir şairim...

"Gerçek bildiğin yolda,/ yalnız da olsan yürüyeceksin," diyerek; "Fikri Hür İrfanı Hür"[14] bir şair olarak anılan Tevfik Fikret de Namık Kemal ile aynı mücadele ekolündendi.

Onun için insanlaşma savaşımının öznesidir gençlikti.[15] Geleceği kurmanın yolunun yaratıcı, aydın gençler yetiştirmekten geçtiğini düşünürken; 'Sabah Olursa' başlıklı dizelerinde "Siz ey yarınki uzayın küçük güneşleri, artık birer birer uyanın!" "Evet, sabah olacaktır, sabah olur, geceler/ Kıyamete kadar sürmez... Umudumuz bu: ölürsek biz, yaşar mutlak/ Yurt sizinle şu zindan karanlığından uzak!" diyerek umudunu yeni bir kuşağa bağlamıştı.

'Ferda' şiirinde ise, "Gençler, bütün yurdun bütün umudu şimdi sizdedir./ Her şey sizin, yurt da sizin, şeref de sizin... Uğraş, didin, düşün, ara, bul, koş, atıl, bağır;/ Durmak zamanı geçti, çalışmak zamanıdır!" diyen Tevfik Fikret, gençlere tutkundu.[16]

Mücadeleci şair, aydınlığa, eşitliğe, özgürlüğe susayanların sesi oldu, insana, insancıllığa büyük önem verdi. Yeniliği, gelişmeyi, bilimi destekledi. "Tarih-i Kadim" şiiriyle edebiyatımızda gerçek bir kavga başlattı.[17]

İnsanlar için eşitlik, özgürlük talep etti; ne ezen ne ezilen olsun, ne tapan ne tapılan olsun istedi. İnsana önem verip; "Toprak vatanım, nev-i beşer milletim... insan,/ insan olur ancak buna izanla inandım!"[18] diyen hürriyet aşığı beynelmilelciydi...

* * * * *

Coğrafyamızda aydın olmak, onurlu yaşamak, hele ki muhalif kalarak bu tavrı sürdürmek geçmişten günümüze her zaman çok zor olageldi. Egemenler her zaman bedel ödettiler. 'Bedava Yaşıyoruz' da "Kelle fiyatına özgürlük," diye haykıran Orhan Veli de onlardandı.

1938'de 28 yıl hapse mahkûm edilip, cezaevinde çile dolduran Nâzım Hikmet, 1949'a gelindiğinde, içerde 12 yılı geride bırakmıştı. Yurt dışında onun özgürlüğü için mücadele edenler vardı. Eylül ayında Tristan Tzara öncülüğünde 'Nâzım Hikmet'i Kurtarma Komitesi' kurulmuştu. Picasso, Aragon, Camus, Sartre, Simon de Beauvoir, Yves Montand bu komitede yer alıyorlardı.

Dışarıda kampanyalar yapılıyorken; Türkiye'de yaprak kımıldamamasına içerleyip, duyarsız kalmayan Orhan Veli sorumlusu olduğu 'Yaprak Dergisi'nde bu sessizliğe karşı (elbette Orhan Veli imzasıyla) bir yazı yayımlayıp; Nâzım Hikmet için imza toplayan aydınların çabalarını anlattıktan sonra bu davranışını gerekçesini de şöyle açıklıyordu: "Aydınlar tarihimizde bir kara leke olarak kalacak bir işin sorumluluğuna ortak olmak istemiyorlar!"

Orhan Veli "Kayıtsız kalanlar bu suça ortaktır" diyerek bildiriyi noktalıyordu.[19]

Ondan bize, hürriyet aşkı ile cesaret kaldı.

Tıpkı Temmuz'ların en karanlığında, Sivas kıyımında yitirdiğimiz Metin Altıok ile Behçet Aysan cesareti gibi...

Behçet Aysan nesnelerin şairiyse, Metin Altıok fiilin şairiydi...

Behçet Aysan şiiri, "dönmeyecek olana şarkı", eflatun bir şarkıydı, Metin Altıok şiiriyse hafif adımlarla gitmekte olanın...[20]

Ve Şükran Kurdakul sevdalı bir yazardı; "Ülkesi ağıdistana dönmüş bir ozan" olarak da 40 kuşağının genç savaşçısıydı... Henüz 19 yaşındayken "komünizm propagandası", yani 142. maddeden tutuklandı.

"Asıl güç"ün "kalem"de, "birlikte çalışma"da, "biz" demede olduğu bilincini edinmişti O. 1947'de arkadaşlarıyla birlikte, Cahit Sıtkı Tarancı'nın "En yavuz evladı bu memleketin/ Nâzım ağabey hapislerde çürür," dediği 'Bir Şey' başlıklı şiirinin son iki dörtlüğünün de çıktığı 'Genç Nesil' dergisini çıkardı. 1950'lerdeki 'Yeryüzü, Beraber'le başlayan dergicilik tutkusunu 'Yelken ve Eylem'le sürdürdü.

1951 TKP tutuklamalarında Şefik Hüsnü, Reşat Fuat Baraner, Mihri Belli, Behice Boran, Sadun Aren, Ahmed Arif, Enver Gökçe, Ruhi Su'nun da olduğu koğuşta nasıl yaşadıklarını anlattı.

1964'te TİP'in Balıkesir İl Başkanı, 1967'de MYK üyesi oldu. 1964'te Türk Edebiyatçılar Birliği Genel Sekreteri, 1976'dan sonra TYS ikinci başkanıydı. PEN Yazarlar Derneği Kurucu Genel Başkanı, Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı yöneticisi oldu.

Şiirini "İzmir'in içinde Amerikan neferi/ Yiğit olan evinde duramaz gayrı... Götürün İzmirlere doğru bizi dünyalar kadar/ Kitabınızın ardından, inancınızın ardından/ Aydın yüzünüzün bilince ulaştığı yerde/ Bütün kitapların eyleme dönüştüğü yerde/ Sesleriniz geliyor özgürlük alanlarından/ Bir bayrak yarışı bu, mutlaka geçeceksiniz/ Güzel başladınız çocuklar, güzel bitireceksiniz," dizeleriyle 1960'larda yükselen toplumsal, siyasal kavgayla buluşturdu.

12 Mart'tan baskılarına da "Biz ki acılar döneminden/ Ellerimizi kirletmeden geçtik/ Direncim senin olsun/ Sevgim senin olsun..." dedi.[21]

Bir mücadele insanıydı; tıpkı Sennur Sezer gibi...

"Kadınım, kadın duyarlığıyla yazıyorum. İşte bu kadar," diye haykıran O da, şairdi, sosyalistti, şiiri de toplumsal gerçekçiydi... Yaşamı boyunca emeği yüceltti. Bireyden topluma şiiriyle köprüler kurdu.

Yeni bir ses arayışı ise hiç dinmedi... Onda hep bir "annelik" vasfı, "ana bakış açısı" vardı: "Evliyim/ İki çocukluyum/ Ozanım/ Düzeltirim/ Çocuklarımdır/Bütün çocukları dünyanın..."

Yanlış anlaşılmasın yalnız kadınların hâllerini yazmadı... Kadın ya da erkek, sesi olmayanların sesi olmak için, umudu olmayanlara umut, gücü olmayanlara güç vermek için yazdı şiirlerini: "Bırakma yaşamayı bırakma umudu/ Daha çok yok sabaha..."[22]

'Sesimi Arıyorum'da, "Don vuran ağaç sürgün verecek,/ Kaya çatlayacak, tohum yeşerecektir," diye sesleniyordu Sennur Sezer, "Şiirin ve Umudun Yorulmaz İğnesi" diye anılırdı...[23]

Vicdanın şairiydi. Onun için şiir çağının yankısıydı. Kadınları ve direnen insanları yazdı. Emekçi insanların yaşamlarına tanıklık etti.

Gerçekçi şiir damarını hiçbir zaman bırakmadı, onu geliştirdi. Hak ederek yaşadı. Sözünü sakınmadı, her şeyin hakkını verdi. Sennur Sezer'in kendisi bir işçiydi. Liseyi bitirmeden Taşkızak Tersanesinde işçiliğe başlamıştı. Dolayısıyla kendi sınıfını şiirini de yazmıştır bir bakıma...

Dilsel, şiirsel, toplumsal, düşünsel, siyasal bütün beslenme kaynaklarını; insanın varlığından, varoluşundan, toplumsal yaşam içindeki çatışmasından almıştı. Ve aldığı ne varsa şiirine sözcüklerle yansıdı.

Her koşulda direnmek, dik durmak onun temel bir özelliğiydi. Sızlanan bir insan hiçbir zaman olmadı. Şiiri emekle kuran, aşkı düşleriyle kuran ve bir kavganın takip edilmesini isteyen önemli bir şairdi O; İsmail Afacan'ın, "Sennur Sezer deyince akla gelen ilk şey dirençtir,"[24] ifadesindeki üzere!

Ve Ataol Behramoğlu'nun, "60 Kuşağının en iyi, en özgür şairiydi" dediği Refik Durbaş.[25]

"Elim sanata düşer usta/ Dilim küfre, yüreğim acıya/ Ölüm hep bana/ Bana mı düşer usta?/ Sevda ne yana düşer usta/ Hicran ne yana/ Yalnızlık hep bana/ Bana mı düşer usta?/ Gurbet ne yana düşer usta/ Sıla ne yana/ Hasret hep bana/ Bana mı düşer usta?" dizelerini kaleme alan Refik Durbaş'ı unutmak mümkün mü?

O, günlük yaşam içinden güç koşullarda yaşayan emekçilerin duygu ve özlemlerini yalın ve çarpıcı bir duyarlıkla ördüğü şiiriyle kuşağının önde gelen şairlerindendi elbette.

Şiir yaşamına İkinci Yeni anlayışıyla başlamış olmasına rağmen İkinci Yeni'nin etkisinden kurtularak şiirlerine zaman içerisinde toplumcu bir eğilim kazandırdı. Hüzün başattır Onun şiirlerinde ama umut her dem duyumsatır kendini:

"Bu bahar erken geldi/ ölümün vakti çiçeği açmamıştı henüz günlerin/ ecel erken geldi, acı da, hüzün de/ ama hiç sönmedi umudun alevi/ ağıyor işte aydınlığın bedeninden su/ ve daha canlı inancın yüreği"

Yazdıklarıyla ve duruşuyla emekten ve insani olandan yana bir profil çizdi. Şiiri gibi arı ve duru... Şiirlerinin konusu genel olarak toplumun içinden sıradan insanlar ve manzaralar oldu. Bazen bir çırak çocuğun acılarını, hüzünlerini dile getirir, bazen öldürülmüş gençlerin ardından ağıt yakar.

"Ölüm ilgilendirmiyor artık seni, işkence ilgilendirmiyor/ ışıklar içinde yüzün yüreğinde tarifsiz bir telaş sabah,/ vardiyadasın bir dokuma tezgâhında öğle,/ bir yürüyüştesin pankartlar afişlerle dalga dalga akşam nöbetini tutuyorsun."

İşçilerden sanayi çıraklarına, otobüs muavinlerinden çay ocaklarına, toplumun emekçi kesimlerinin rüyalarını ve gerçeklerini, büyük bir sevgiyle şiire taşıdı; sokağın diliyle şiirin dilini ustaca birleştirerek kendi şiir dilini oluşturdu.

Şiirlerindeki gibi tevazu sahibi içten ve sevgi doluydu. Sadece iyi bir şair değil, aynı zamanda duruş sahibi bir aydın, iyi bir insan örneğiydi.

10 Ekim 2015 Ankara Katliamı ile ilgili şu dizeleri kaleme alır: "ankara garı'nda ölüler yatıyor/ on dokuz yaşında delikanlılar/ hayalleri çalınmış genç kızlar/ yırtık ayakkabısıyla bir üniversiteli/ bir çocuk, gülümsemesi/ yarım kalmış yüzünde gündüzleri güneşte/ geceleri yıldızların altında/ ölüler yatıyor/ ankara'da, gar'ın önünde ölüler yatıyor barışın ders kitabı bir elinde/ bir elinde emeğin rüyası/ biri dokuz yaşında/ birinin kalbinde sevgi ve sevda/ ölüler yatıyor ankara'da, gar'ın önünde./ ölüler yatıyor/ toprağa damlıyor kanları."[26]

* * * * *

Sonra da Attilâ İlhan...

Ona dair "Büyük bir şair olmanın yanında, bir düşünür ve gerçek bir Türk aydını idi,"[27] saptamasını ikinci bölümünü bir yana bırakırsak; şair Attilâ İlhan'a fena hâlde ihtiyacımız var!

"Memleket bir kurtlar sofrasına döndü mü, isyan haktır" diyen direnişçi Attilâ İlhan'a...

"Kimi sevsem, sensin!" diyerek, sonsuz aşkı ve hep sevmeyi her daim körükleyen Attilâ İlhan'a...[28]

Evet, evet hâlâ ihtiyacımız var; ayrılıklar sevdaya dahilken...

Bir de Salih Bolat'ın satırlarındaki Ahmet Erhan: "Bazı arkadaşlar onu Türk edebiyatının Baudelaire'ine, Rimbaud'suna benzetiyor. Yanlış. Belki de eksik. Çünkü Ahmet Erhan'ın acısı onlarınki gibi bireysel bunalım kaynaklı değildi. Ahmet içinde yaşadığı somut gerçeklikten kaynaklanan bir acı çekiyordu. Örneğin, 12 Eylül faşizmini yaşamıştı. En yakın ortak arkadaşlarımız Behçet Aysan'ın ve Metin Altıok'un Sivas'ta katledilmelerinden sonra, 'Sivas'tan sonra şiir yazılmaz' demişti...

Ahmet'le 'Alacakaranlıktaki Ülke'nin sokaklarında birlikte hüzünlendik, öfkelendik...

Nihayetinde 'Toprağımda bir çığlık olur da büyür/ yaşama sevincim...' derdi Ahmet Erhan..."[29]

Bir de "Eşitlik zayıflık değil bilgeliktir./ İyi olmaktan bu kadar korkmayın...

"İçimde bir çocuk, yalın ayak koşuyor yaşlılığa doğru...

"Ben gidip hayal kuracağım. Siz oturup gerçeğinizi sevin...

"Anlamakla katlanmak arasında tükendim...

"Susmak yalnızlığın ana dilidir...

"Büyüklerin bunca uzun yaşadığı bir ülkede,/ bir onur dersi midir çocukların ölümü?

"Dönmek yenilmektir biraz da,/ yarım kalmasıdır çıkışlarımızın,/ korkaklıktır, alışkanlıkların güvenli/ küflü kabuklarına sığınmaktır...

"Canı cehenneme rahat uyuyanın./ Kapısını örtenin perdesini çekenin./ Yüreği yalnız kendiyle dolu olanın./ Duvarları ancak çarpınca görenin./ Canı cehenneme başkasının yangınıyla/ evini ısıtıp yemeğini pişirenin," dizeleriyle müsemma şiirleriyle hemhâl 40. yılında Şükrü Erbaş hepimizin kulağına şunları fısıldar:

"İyi ki yazmışım diyorum ben de. İyi ki kalbim, dünyanın bütün mazlumlarının kederiyle ve rüyasıyla çarpmış. İyi ki onca güzel türkü ve masal, gönül beşiğim olmuş. İyi ki gaz lambasının duvarlara çizdiği o büyülü resimlerin zamanında büyümüşüm. İyi ki devrim düşüncesi beni insanların hizasına getirmiş. İyi ki Ömür Hanım, o büyük yalnızlık içinde elimden tutmuş. İyi ki elma bahçelerinin, üzüm bağlarının, mısır püsküllerinin rüyasıyla sabahlara çıkmışım. İyi ki..."[30]

Sonra elli yılı aşan şiir birikimiyle, adını ellili ve altmışlı yılların başında ortaya çıkan "İkinci Yeni" akımı içinde duyuran Ülkü Tamer...

Onun için o akımın en önemli temsilcilerinden Cemal Süreya şunları derdi: "Nuh'un gemisi gibiydi Ülkü Tamer'in ilk şiirleri: kalabalık, şenlikli, her türlü imgenin erkeğini ve dişisini barındıran, terzilerle, dülgerlerle, tilkilerle, kirpilerle, sansarlarla ve her şeyle dolu. Hayatın, ölümün ve her şeyin amatörüydü Ülkü Tamer bu şiirlerde... Baştan itibaren İkinci Yeni'nin önemli gelişme halkalarından biri de o oldu... En soyut atılımını bile çok yalın bir dille yapan bir şairdir o... Kısa şiirlerinin çoğu karnaval bileti gibidir, sevinçle doludur; uzunları ise hemen hemen her zaman trajik öğelerle çalışır."[31]

Yazdığı şiirlerin imge zenginliği, ezgisel özellikleri ve anadilinin söz cambazlıklarının sayısız örnekleriyle şiirin ne olduğunun somut örneklerini veren Ülkü Tamer, bu konuyu hâlâ merak edenler için, sanki onların kafalarındaki soruları duymuşçasına Sıragöller kitabında "Şiir İçin Cevaplar" düşünüyor:

  Bu yazı 11258 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

☁️
--°

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    # Takım O G B M A Y AV P
    1Galatasaray7511--516
    2Beşiktaş7502--815
    3Amed7421--814
    4Fenerbahçe7412--1313
    5Trabzonspor7412--1113
    6Alanyaspor7331--212
    7Kocaelispor7403--212
    8Çorum FK7313--410
    9Kasımpaşa7241--010
    10Rizespor7313---210
    11Başakşehir7223---18
    12Gaziantep FK7223---38
    13Gençlerbirliği S.K.7223---88
    14Erzurumspor FK7223---88
    15Göztepe7133--06
    16Konyaspor7124---45
    17Samsunspor7115---94
    18Eyüpspor7106---183
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    16 Ekim, CumaÇorum FK20:00Rizespor
    17 Ekim, CumartesiErzurumspor FK13:30Eyüpspor
    17 Ekim, CumartesiGençlerbirliği S.K.16:00Galatasaray
    17 Ekim, CumartesiAmed16:00Konyaspor
    17 Ekim, CumartesiFenerbahçe19:00Alanyaspor
    18 Ekim, PazarKasımpaşa13:30Samsunspor
    18 Ekim, PazarKocaelispor16:00Göztepe
    18 Ekim, PazarBaşakşehir19:00Gaziantep FK
    19 Ekim, PazartesiTrabzonspor20:00Beşiktaş
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Kayserispor10811--1725
    2Iğdır FK10622--620
    3Bursaspor9612--819
    4Batman Petrolspor10613--319
    5Keçiörengücü10451--917
    6Mardin 19699432--515
    7Sarıyer10433---115
    8Antalyaspor10505---215
    9Bandırmaspor10352--914
    10Fatih Karagümrük9342--113
    11Sivasspor10262--112
    12Muğlaspor9261--112
    13Bodrum FK10253--211
    14Pendikspor10244---710
    15Manisa F.K.9234---19
    16Esenler Erokspor9153---58
    17Ümraniyespor9144---37
    18Vanspor FK10235---107
    19İstanbulspor10127---155
    20Boluspor9018---181
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    13 Ekim, SalıBandırmaspor1-1Sivasspor
    13 Ekim, SalıSarıyer1-4Bodrum FK
    13 Ekim, SalıPendikspor1-2Vanspor FK
    DünBatman Petrolspor4-2İstanbulspor
    DünAntalyaspor0-4Kayserispor
    DünKeçiörengücü0-0Iğdır FK
    DünÜmraniyespor0-1Boluspor
    BugünMardin 196917:00Fatih Karagümrük
    BugünManisa F.K.20:00Esenler Erokspor
    BugünMuğlaspor20:00Bursaspor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Muş Sport Klübü6510--916
    2Aliağa FAŞ6501--415
    3Elazığspor6411--1113
    4Güzide Gebzespor6330--412
    5Çorluspor 19476312--510
    6İnegöl Kafkas Gençlik6312--310
    7Isparta 32 Spor6312--110
    8Şanlıurfaspor6231--19
    9Menemen FK6303---19
    10Erbaaspor6213--07
    11Somaspor5212---27
    1268 Aksaray Belediyespor6132--16
    13Ankaraspor6204---46
    14Kastamonuspor6204---103
    15Sebat Gençlikspor5023---42
    16Arnavutköy Belediyespor6006---100
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiElazığspor19:00Arnavutköy Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiMenemen FK19:00Güzide Gebzespor
    17 Ekim, CumartesiŞanlıurfaspor19:00Hatayspor
    18 Ekim, PazarKastamonuspor14:30Isparta 32 Spor
    68 Aksaray BelediyesporErbaaspor14:30Çorluspor 1947
    68 Aksaray Belediyesporİnegöl Kafkas Gençlik15:00Sebat Gençlikspor
    68 Aksaray BelediyesporMuş Sport Klübü19:00Ankaraspor
    68 Aksaray BelediyesporSomaspor19:00Aliağa FAŞ
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Yeşilyurt Belediyespor6600--2318
    2Talasgücü Belediyespor6510--1016
    3Bitlis Özgüzelderespor6501--1215
    4Niğde Belediyesispor6501--1015
    5Karaköprü Belediyespor6501--915
    6Mazıdağı Fosfatspor6420--914
    7Kırşehir Belediyespor6411--1513
    8Ağrı 19706222--08
    9Kırıkkale Büyük Anadolu6213---17
    10Silifke Belediyespor6213---37
    11Adana Adaletgucu6204---36
    12Osmaniyespor6204---56
    13Yeni Mersin Idmanyurdu6204---56
    14Karaman FK6204---96
    15Yozgat Bld Bozokspor6114---154
    16Diyarbekirspor6015---71
    17Yeni Malatyaspor6006---180
    18Adanaspor6006---220
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiYeni Malatyaspor14:00Mazıdağı Fosfatspor
    17 Ekim, CumartesiBitlis Özgüzelderespor14:00Yeşilyurt Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiAdanaspor14:30Yeni Mersin Idmanyurdu
    17 Ekim, CumartesiSilifke Belediyespor14:30Karaköprü Belediyespor
    18 Ekim, PazarAğrı 197014:00Kırıkkale Büyük Anadolu
    18 Ekim, PazarKırşehir Belediyespor14:30Niğde Belediyesispor
    18 Ekim, PazarKaraman FK14:30Adana Adaletgucu
    18 Ekim, PazarOsmaniyespor14:30Diyarbekirspor
    18 Ekim, PazarYozgat Bld Bozokspor19:00Talasgücü Belediyespor
    Son güncelleme: 15.10.2026 11:51:43