Temel DEMİRER
  23-05-2023 14:01:00

PUTİN RUSYA'SI![*]

TEMEL DEMİRER

 

"Herkes onlar gibi görsün,

duysun, düşünsün ve

konuşsun istiyorlar."[1]

 

Reel sosyalist ülkeler topluluğunun likidasyonu -öncesi ve Gorbaçov'lu[2] sonrası- ile devreye giren BDT (Bağımsız Devletler Topluluğu) 8 Aralık 1991'de Rusya, Ukrayna ve Belarus arasında imzalanan anlaşma ile kurulmuştu.

BDT neresinden -bakarsanız bakın- bürokratik deformasyonun ürünü nomenklatura hakikâtiyle ilişkiliydi. Sovyetler Birliği döneminde parti içindeki bürokratik yönetimde yer alan "güvenilir ve donanımlı" kişi, devlet adamı, yöneticilerden oluşan nomenklaturanın[3] günümüzdeki kapitalist yapılanmanın öncülerini oluşturduğu "sır" değildi.

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski'nin, "Zorbalık karşısında duyarsızlaşmış bir toplum, zehirlenmiştir," ifadesindeki üzere milliyetçilikle zehirlenmiş güncel fiiliyat Şair Fyodor Tyutçev'in, "Rusya akılla anlaşılmaz/ Arşınla da ölçülmez/ Rusya'nın hâli bambaşkadır/ Rusya'ya sadece iman edilir" ya da Çar III. Aleksandr'ın, "Rusya'nın iki müttefiki vardır: Biri ordusu, biri donanması"[4] dedirten geç(me)mişiyle ilintiliyken; "Demokrasi yönünde her şeye karşın önemli yol almış görünüyor,"[5] türünden nafile "iyimserlik"ler yerine Rusya'nın geri(ye) dönüşünden söz etmek daha anlamlı olacaktır.

"Nasıl" mı?

Rusya'nın Ukrayna'daki askeri saldırganlığının ve dış politikasının ardındaki mantığı daha iyi anlamak için, biraz geri gidip Rus filozofların Rusya ve Rus kimliği hakkında söylediklerine bakalım. Rus istisnacılığı (Rus milletinin diğer milletlerden üstün olması), Ortodoks inancı ve otokrasi, Rus siyaset felsefesinin temel fikirleridir. Örneğin, Vladimir Solovyov, dini (Hıristiyan evrenselcilik ilkeleri üzerine inşa edilmiş bir Rus liderliğindeki) küresel imparatorluk fikrini savunmuştur. Nikolay Fedorov, Ortodoksluk ve otokrasi yoluyla dünyayı birleştirmenin Rusların "görevi" olduğunu vurgulamıştır. Nikolay Berdyaev, Rus Ortodoksluğu ve siyasi kültürünün tarihsel ve manevi evrimini belirtmiştir. XX. yüzyılın başında bu filozoflar, Rus istisnacılığı, yayılmacılık ve mesihçilik fikirlerini dillendirmişlerdir.

Rusya'nın Ukrayna'daki savaşı, Rus seçkinlerince çok desteklenen bir ideolojiye dayanmaktadır: Avrasyacılık. Bu düşünce, Ruslar için kutsal bir mesih ideolojisidir ve Rusya dışında da tanınan bir isim olan Aleksandr Dugin tarafından yıllardır desteklenmektedir. Dugin, önde gelen bir jeopolitik bilimcidir, Avrasya boyutunda Rus yayılmacılığını doğal, hatta kaçınılmaz görmektedir. Ukrayna'daki savaşın da Rusya ve Ukrayna arasında olmadığını, gerçekte bir medeniyetler savaşı olduğunu belirtmekte, Batı'ya karşı ideolojik ve manevi bir savaş olarak nitelemektedir. Avrupa Birliği'ne karşı Avrasya Birliği, Avrasyacılık düşüncesini savunmaktadır. Avrupa-Atlantik sistemine karşıdır. Dugin'in fikirleri, Rus devlet aygıtında, askeri doktrininde etkilidir. Rusya lideri Putin'in önemsediği bir diğer ideolog da "Putin Doktrini" olarak da bilinen "yapıcı yıkım" kuramının savunucusu Sergei Karaganov'dur. Rusya'nın bu savaşı kaybetmeyi göze alamayacağını çünkü bir varoluş savaşı olduğunu söylemektedir. 

Ancak Dugin ve Karaganov, Avrasyacılık düşüncesinin öncüleri değil, bu düşüncenin ve "Büyük Avrasya" düşüncesinin destekleyicileridir. Avrasyacılığın kuramsal temelleri, Nikolay Trubetskoy ve Piotr Savitsky'nin eserlerinde bulunabilir. Yazılarıyla Rusya'nın dış politikasını etkileyen, Rus yayılmacılığını destekleyen diğer Rus filozoflar, Aleksandr Blok, Yuri Kliuchnikov, Ivan Ilyin, Evgeny Korovin, Egor Kholmogorov ve diğerleridir. Bu filozofların fikirlerinin çoğu, Putin'in Ukrayna'daki "özel askeri harekâtı" haklı çıkarmaya çalıştığı konuşmalarında görülebilir. Michel Eltchaninoff, "Putin'in aklında ne var" kitabında, daha 2014 başlarında, Putin'in, parti üyelerine, bürokratlara, bölge valilerine, felsefe kitapları hediye ettiğini yazmaktadır. Bugün Rusya, jeopolitik nüfuzunu ancak yayılmacılık yoluyla yeniden kazanabileceğini düşünmektedir.[6]

Bunun kanıtlarından birisi Rus şarkıcı Vladimir Slepak'ın 2012'de -başkanlık seçimlerinin hemen öncesinde- yaptığı 'Hadi ileri, Vladimir Putin!/ Davay vpered, Vladimir Putin!' şarkısı sözleridir:

"Ey Rusya sen asla kaçmadın/ En korkunç düşmanla bile kavgadan/ Ey askerler, ey generaller/ Katılın hepiniz anavatan saflarına!/ Dönüm noktasında, ulus, durma yürü,/ Gel artık sabah, kavgamız var!/ İleri, ey Vladimir Putin!

Saldırında yanındayız.../ Ve Rusya, yeniden ayağa kalkıyor,/ Ülkemiz topyekûn yenileniyor.../ Huşu veren güç, büyük kudret/ Herkese gösterilecek/ Ey Vatan, gerçeği özlüyorsun/ Her yerde aklı temsil ediyorsun/ İleri, ey Vladimir Putin!/ Seninle Rus ulusu şahlanıyor."[7]

 

RUSYA'NIN KONUMU

 

"Ruslar 'Bize dokunmayan yılan bin yaşasın' diyor, 'soğuk savaş' değil ama 'soğuk sulh' istiyor. Bu mesajları ilk anlayan mecburen Avrupalılar oldu,"[8] tespitini tekzip eden BDT, emperyal bir odaktır; bu su götürmez bir gerçektir.

Örneğin Rus Deniz Kuvvetleri Amirali Vladimir Visotsky, Karadeniz ve Akdeniz'de güçlerini arttırmak için Yunanistan ya da Türkiye'de deniz askerî üssü kurmaları gerektiğini söylerken;[9] Rusya Savunma Bakanı Anatoli Serdyukov, Rusya donanmasının dünya okyanuslarının taktik olarak önemli bölgelerinde varlığını korumasının önemine dikkat çekti.[10]

Bir zamanlar Server Tanilli'nin, "Uluslararası arenada Moskova'nın büyük bir güç olarak çıkarları açıktır... Dün büyük bir güç olan Rusya, XXI. yüzyılın kutuplarından biri olma davasındadır,"[11] notunu düştüğü hâle dair Rusya'nın 'Ulusal Güvenlik Stratejisi Belgesi'nde, ülkeler arasında enerji alanında ortaya çıkacak anlaşmazlıkların yeni savaşlara yol açabileceğine[12] dikkat çekilirken; Kremlin sitesinden yayımlanan 13 sayfalık belgede, ülke adı zikredilmeden "Rusya ve müttefiklerinin sınırları yakınındaki mevcut güç dengesi ihlâl edilebilir," ifadeleri kullanıldı.

Kremlin'in onaylanması beklenen yeni askeri doktrinine göre, nükleer ve kitle imha silahlarıyla saldırı tehdidinde bulunma iması dahi artık nükleer silah kullanması için yeterli gerekçeyken;[13] NATO'nun Rusya sınırlarına doğru genişlemesi "Kabul edilemez" diye nitelenip, "Avrupa-Atlantik bölgesinde sadece NATO'ya dayalı mevcut küresel ve bölgesel yapıdaki istikrarsızlık, uluslararası güvenliğin garantisi açısından artan oranda tehdit" değerlendirmesi yapıldı.[14]

Özdem Sanberk'in, "Rusya'nın alacağı veya almayacağı kararlar, benimseyeceği veya benimsemeyeceği davranış tarzları, kendisiyle ayni mukadderatı paylaşan, uzak yakın tüm komşularının geleceğini ilgilendirecek ve XXI. yüzyılın şekillendirilmesinde birinci planda rol oynayacak... Bu gelişme karşısında Batı dünyasının takınacağı tutum yeni yüzyılın jeopolitik geleceğinde belirleyici rol oynayacak,"[15] diye formüle ettiği güzergâhta NATO'nun sınırlarına yaklaşmasını birincil tehdit olarak gören Rusya'nın askeri doktrini, nükleer silahların kullanılacağı durumların kapsamını da genişletiyor. Rusya kendini tehdit altında hissederse nükleer saldırı yapabilecekti...[16]

Elbette batı da boş durmadı: 'Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilâtı'nın (AGİT), II. Dünya Savaşı'nın başında Sovyetler Birliği ile Nazi Almanyası'nın rollerini bir tutan karar tasarısını kabul etmesi, Rusya'yı ayağa kaldırdı. AGİT parlamenterler asamblesinde 3 Temmuz 2009'da kabul edilen tasarı, saldırmazlık paktının imzalandığı 23 Ağustos 1939'un yıldönümünün, "Stalinizm[17] ve Nazizm Kurbanlarını Anma Günü" olmasını öngörüyor ve "Bölünmüş Avrupa'nın Yeniden Birleşmesi" başlıklı tasarı, Letonya ve Slovenya tarafından sunulmuştu![18]

Sonrasında... "Savaş örgütü NATO Rusya'yı çevrelemeyi sürdürüyor"ken;[19] soru(n) Ukrayna'da somutlandı ve Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Rusya'daki NATO irtibat bürosunun faaliyetleri ile ittifakın Moskova'daki askeri misyonuna da son verme kararı aldıklarını kaydetti![20]

 

VERİLİ DURUM

 

Rusya, dünyanın en geniş yüzölçümüne sahip ülkesi, 17 milyon kilometrekare. Kazakistan'dan Moğolistan'a, Finlandiya'dan Çin'e toplam 14 ülkeyle komşu. Nüfusu 145 milyona yakın ve yaklaşık yüzde 80'i Rus. Onları yüzde 4'le Tatarlar takip ediyor. Ülkede 200 kadar millet ve etnik grup yaşıyor. Halkın üçte ikisi Hıristiyan Ortodoks, yüzde 15'i Müslüman. Başkanlık sistemiyle yönetilen ülkede 85 federal birim var.

Rusya dev bir ekonomi. 1.6 trilyon dolar büyüklüğünde. Rusya; savunma sanayisinde, nükleer santral yapabilme kabiliyetinde, uçak-uzay teknolojisinde dikkat çekiyor. Ayrıca zengin fosil yakıtlara (petrol, doğalgaz, kömür) sahip. İhracat gelirlerinde bunların payı, yaklaşık üçte iki. İthalat ve ihracatta en büyük ortağı Çin.

Rusya; SSCB'nin 1991'de dağılmasından kısa süre sonra kurulan BDT'den başka, kuruluşuna öncülük ettiği 'Avrasya Ekonomik Birliği' ve 'Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü' gibi örgütler eliyle de yakın çevresinde etkisini, nüfuzunu korumak, geliştirmek istiyor. Ayrıca, Şanghay İşbirliği Örgütü'nün de kurucuları arasında, Çin'le birlikte. Bu örgüte Rusya daha çok güvenlik öncelikleriyle bakarken, Çin daha fazla ekonomiyi ve ticareti önceliyor.

BDT'nin üzerinde yükseldiği Sovyetler Birliği'nin (SSCB) 1991'de dağılması, beraberinde, bugüne kadar süren etnik ve bölgesel çatışmaları getirdi.

SSCB, 15 kurucu cumhuriyetten oluşan bir federasyondu. Bu kurucu cumhuriyetlerin sınırları, Sovyet liderleri tarafından, karmaşık bir şekilde çizilmiş, pek çok etnik grup, bir diğer kurucu cumhuriyetin sınırları içinde kalmıştı. Böyle olunca, Sovyetler Birliği'nin dağılma sürecinde, buralarda kanlı çatışmalar meydana geldi. Bunlardan bazıları, günümüzde hiçbir çözüme kavuşturulmadan "dondurulmuş" olarak bekletilse de bazıları, sıcak çatışma olarak devam ediyor.

Çatışmaların pek çoğunda Rusya doğrudan veya dolaylı olarak taraf oldu. ABD'nin 1990'lardan itibaren eski Sovyet coğrafyasında etkisini artırmaya başlaması, Rusya'nın güvenlik endişelerine neden oldu. (Rusya yönetimine yakın olan strateji uzmanı Aleksandır Dugin'in söylediği üzere, "Rusya, ya bir imparatorluk olarak var olur ya da hiç var olamaz.") Bu çerçevede Rusya, bu bölgelerde kendi etkisini sürdürebilmek veya yeniden kurabilmek için, bu çatışmalarda yer aldı.

ABD'nin öncülüğünde NATO'nun, 1999'da Yugoslavya'nın Sırbistan Cumhuriyeti bünyesindeki Kosova Özerk Bölgesi'nden Sırp askerlerini çıkmaya zorlaması ve 2008 başlarında Kosovalı Arnavutların bağımsızlık kararını tanıması, Rusya'nın tepkisine neden olmuş ve Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Batılı ülkelerin Sırbistan'ın Kosova bölgesi konusunda attığı adımın eski Sovyet coğrafyasındaki çatışma bölgelerinde ciddi yansımalarının olacağını söylemişti. Nitekim, buralarda 1990'ların başında donan çatışmalar, 2008'den itibaren tekrar ısınmaya başladı.

Gürcistan, Azerbaycan-Ermenistan, Ukrayna vd'leri gibi...

Amerikalı araştırmacıların, "Afrika gibi ölümcül bir Avrupa ülkesi" olarak nitelediği BDT Rusyası büyük soru(n)larla karşı karşıya...

Resmi verilere göre, şu anda Rusya'nın nüfusu yaklaşık 146 milyon. Rusya'daki demografik krizin en güçlü sebeplerinden biri, çok yüksek ölüm oranı. SSCB dağıldıktan sonra yaşanan krizler nedeniyle yılda yaklaşık 2 milyon insan ölmekteydi. Bu ölüm oranı doğum oranını aşıyordu. Yüksek işsizlik oranı, aşırı alkol kullanımı, sigara kullanımı, nüfusun genel sağlık durumunun bozulması ve uyuşturucu kullanımı başlıca sebeplerdi.

Resmi uluslararası verilere göre, Rusya Covid-19'dan en çok etkilenen ilk 10 ülkeye girerken yaklaşık 390 bin ölüm kaydedildi. Pandemi ile savaşın yanında Rusya askeri bir savaşı da başlattı. Başlangıçta Rusya Ukrayna'ya yaklaşık 165 bin asker gönderdi. Ardından eylül ayındaki seferberlikle Rusya 300 bin asker daha göndermeye karar verdi. Seferberlik yasal olarak değil, beyanla sona erdi.

Kimi yorumcuların, Rusya Federasyonu'nun er ya da geç SSCB'nin kaderini tekrarlayacağını iddia ettikleri tabloda Rusya'nın, içten içe "yanan" küllenmiş soru(n)ları çaplı patlayıcılar içermekte ve bunun için de despotlaşmaktadır.

Gerçekten de Mihail Gorbaçov'un Putin'in gücü tek elde toplandığına dikkat çekip, politikalarını sert biçimde eleştirdiği[21] düzlemde Rusya giderek daha muhafazakâr, milliyetçi, kaçınılmaz olarak da liberal ya da sosyalist, muhalif akımları daha fazla baskı altına almaya çalışan otoriter bir çizgiye oturdu.

Öncesinde liberallerle bir tür yakınlık içinde olmaya dikkat eden Putin[22] bu yükü sırtından atıp, Ortodoks Kilisesi'yle, aşırı milliyetçi akımlarla bir yakınlaşma içine girdi...

"Liberal mitlere" karşı "Korkunç İvan", Stalin gibi tarihi karakterleri savunan çalışmalarıyla ünlü tarihçi Vladimir Medinski'nin Kültür Bakanı olarak atanması, vatana ihanet yasalarını, neredeyse yabancılarla ilişki kuran herkesi kolaylıkla kapsamına alacak biçimde muğlaklaştırarak genişletmeyi hedefleyen düzenleme, dine hakaret etmeyi yasaklayan yeni yasa, Putin ile Ortodoks Kilisesi ve milliyetçi muhafazakâr kesimler arasında giderek yoğunlaşan ilişkilere örnek gösteriliyor.

Bir kamuoyu yoklamasına göre, yüzde 65'i eşcinsellerle, yüzde 33'ü de yabancılarla komşu olmak istemeyen Rusya halkına gelince, çoğunluğun, Putin'in güçlü, maço lider imajını, milliyetçi muhafazakâr, dindar çizgisini benimsediği, desteklediği anlaşılıyor. Kremlin de, ekonomik koşullar, uluslararası ilişkiler sertleştikçe, tarzını ve politikalarını şekillendirirken, Batı'nın ve liberal entelijensiyanın değil, giderek daha fazla oranda, nüfusun, en muhafazakâr, en az eğitimli, kırsal ve görece yaşlı kesiminin duyarlılıklarını göz önüne alıyor. Ne de olsa halkın yüzde 78'i kendini inançlı Ortodoks olarak tanımlıyor.[23]

Yeni Rusya, Tanrıyı bireye anlatmak için 20 yılda 23 bin kilise yaptırdı. (O para, 5 milyon evsize verilseydi Tanrı adına daha iyi bir sevap olmaz mıydı?)[24]

Rusya çöküşün ardından yeniden inşa sürecine girdi. Putin bu süreçte Batılı güçlerin yoğun olarak kullanmaya çalıştığı dini, jeopolitiğinin bir unsuru olarak gördü. Bu kapsamda Ortodoksluğu kültürünün ayrılmaz bir parçası olarak değerlendiriyor. Fener Rum Patrikliği'nin Rusya'yı sınırlama girişimlerine karşı koymak amacıyla, Rus Ortodoks Kilisesi güçlendiriliyordu.[25]

Bunlara eklenmesi gereken bir diğer şey de bir araştırmaya göre, Rusların kişi başına yılda neredeyse 50 şişe votka tüketilmesiydi![26]

Neresinden bakılırsa bakılsın; hiçbir nostaljiye kapılmadan kapitalist bir coğrafya konusunda söylenecek her söz; Edward Said'in, "Temelde insan adaletini savunmak istiyorsanız bunu sadece kendi tarafınızın, kendi kültürünüzün ve kendi milletinizin onayladıkları için değil, herkes için yapmanız gerekir,"[27] uyarısını "es" geçmemelidir...[28]

 

EKONOMİK VERİLER

 

'The Forbes'un listesine 100 milyarder sokan[29] Rusya bütçesinin yüzde 30'unu ve ihracatının yüzde 75'ini petrol ve doğalgaz oluştururken;[30] resmi verilere göre yoksulluk sınırının altında yaşayan insan sayısı 20 milyonun üzerinde, gerçekte ise 30 milyona yakındı.[31]

Rusya, petrol doğal gaz ve enerji kaynakları üzerinde kıyasıya rekabetin sürdüğü, gelir dağılımındaki adaletsizliğin büyüdüğü, hem milyarderlerin hem de yoksulların arttığı klasik kapitalist bir ülke hâline gelmiş bulunuyorken; Rusya'nın dış borçları 1998'de GSYİH'sının yüzde 70'i kadarken, 2007 sonunda yüzde 35'ine gerilemiş durumda. Toplam kamu borcu ise GSYİH'nın yüzde 8.6'sı kadardı.[32]

SSCB'nin likidasyonu ardından kapitalizme U dönüşünün tüm çıplaklığıyla görüldüğü Rusya'da[33] global markalar, yeme-içme zincirleri, mağazalar Moskova ve Petersburg bulvarlarındaki yerlerini almışlar anında. Bildik bankalar, kredi kartları, bildik cep telefonu, iPad muhabbetleri hepsi tastamam...[34]

Dönüş süreci sınıfsal kutuplaşmayı hızlandırmış ve kısa sürede, özelleştirmelerle birlikte, iri kıyım Rus kapitalistleri çıkmıştı ortaya. 'The Forbes'un dünya zenginleri listesine göre, Rusya, Avrupa'nın milyarderlerinin üçte birine sahipti. Moskova 2012'de 79 oligarkıyla tekrar dünyanın milyarder başkenti olma unvanını ele geçirmesi yanında güçlü yabancı partnerlere de sahipti.[35]

Rusya'da halkın yüzde 25'i açıkça "rüşvet ve yolsuzluk ortamında çıkarı olduğu"nu itiraf ediyorken;[36] Putin'in "Verginizi ülkenizde ödeyin" emrine rağmen en zengin 20 Rus, servetlerini offshore hesaplara aktarıp, Güney Kıbrıs ile Virgin Adaları'ndaki bankalara kaçırıyorlardı.

Rusya'nın en zengin 20 isminin toplam serveti 227 milyar dolarken; Rusya'nın en zengin ismi olan demir üreticisi Alisher Usmanov'un serveti ise 20 milyar dolardı.[37]

Sakhalin Valisi Alexander Horoşavin'in evinden 17 milyon dolar nakit ve 2 milyon dolarlık saat koleksiyonu çıkabilen[38] Rusya'ya ilişkin olarak organize suçla mücadelede uzman üst düzey bir İspanyol savcı Jose Grinda Gonzalez, "Mafya devleti oldu," deyip, Moskova'da hükümet birimlerinin -özellikle de güvenlik birimlerinin- organize suç örgütleriyle yakın bağları olduğuna dikkat çekiyordu.

'The Guardian'ın 3 Aralık 2010 tarihli manşetinde "Putin'in mafya devleti" olarak nitelenen Rusya'nın yolsuzluklara dayalı bir ülke olduğu ifade edildi. Rusya'da yetkililerin, oligark olarak adlandırılan önemli siyasi bağlantılara sahip iş adamlarının ve organize suç örgütlerinin "neredeyse bir mafya devleti" yaratmak için bir arada hareket ettikleri belirtiliyor.[39]

 

DEVLET TERÖRÜ

 

"Medyayı susturan, meclisi zapturapt altına alan, muhalefeti seçime sokmayan ve göstericileri döverek dağıtan Kremlin"in[40] Rusya'sında "Yolsuz liderler koltuklarına yapışmış durumda ve eleştiriye tahammülleri yok"ken[41] tablo giderek ağırlaştı!

i) Rusya, yurtdışındaki vatandaşlarını korumak için askeri müdahale öngören yasa çıkardı...[42]

ii) 'The Daily Telegraph', Rus istihbarat servisi FSB'nin ajanlarına devletin düşmanı olarak görülen kişilerin dünyanın her neresindeyseler tasfiyesi için talimat verildiğini açıkladı...[43]

iii) 25 Ekim 2012'de Rusya'da parlamentonun alt kanadı Duma'nın kararıyla "vatan hainliği ve casusluk" yasasının kapsamı genişletildi. Yeni tasarıya "Rusya'nın dış güvenliğine" maddesine, "Rusya'nın anayasal düzeni, egemenliği ile toprak ve devlet bütünlüğüne karşı yürütülen faaliyetler" de dahil edildi...[44]

iv) Rusya'da muhalif siyasetçi Boris Nemtsov 27 Şubat 2015'de suikasta kurban gitti...[45]

v) Rusya'da savcılıkların sivil toplum örgütlerini inceleme altına aldığı bildiriliyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü, Moskova Savcılığı'nın yurtdışından maddi destek alan bazı sivil toplum örgütlerinin, tüzük, vergi kayıtları ve diğer belgelerinin kopyalarını istedi...[46]

vi) Eski başbakan yardımcısı Boris Nemtsov Moskova'da uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Muhalif PARNAS Partisi'nin eşbaşkanıydı. Putin karşıtı gösterilere verdiği destek ve muhalif tutumlarıyla öne çıkıyordu...[47]

vii) Eski KGB ajanı Aleksander Litvinenko'nun 2006'da İngiltere'de nükleer maddeyle zehirlenmesine Rusya lideri onay verdi...[48]

viii) Rusya'da insan hakları savunucuları öyle sık öldürülüyor: Güvenlik güçlerinin İnguşetya'daki insan hakları ihlâllerine karşı faaliyet yürüten Makşarip Auşev gibi...[49]

ix) Rusya'da cesur habercilik yapan gazeteciler birer birer öldürüldü...[50]

x) Rusya'da iki kişi bile bir araya gelip eylem, gösteri veya yürüyüş yapmaya kalkarsa yerel yetkililerden izin almak zorunda. Amaç, her türlü muhalefeti susturmak. Zira birden fazla kişinin "izinsiz" gösteri düzenlemesinin cezası, 32 bin dolardan başlıyor. Eyleme katılmanın cezası ise en az 9 bin dolar! (üç işi birden yapan bir doktor 650 dolar maaş alıyor)...[51]

xi) Moskova'da yılbaşı akşamı hükümet karşıtı yürüyüş düzenlendi; polis aralarında ülkenin önde gelen insan hakları savunucularından birinin de olduğu onlarca kişiyi gözaltına aldı. Polis en az 50 kişinin gözaltına alındığını duyurdu. Gözaltına alınanlar arasında 82 yaşındaki Sovyet dönemi muhaliflerinden insan hakları savunucusu Lyudmila Alekseyeva da vardı...[52]

xii) U2'nun Moskova konserinde sivil toplum örgütlerinin çadırları yıkıldı, eylemcileri gözaltına alındı...[53]

xiii) Ortodoks katedraline girerek Meryem Ana'ya ülkeyi Putin'den kurtarması için seslenen bir şarkı söyledikleri için dört aydır tutuklu yargılanan punk grubu Pussy Riot'un davasına bakan yargıç grubun üç üyesi Nadezha Tolokonnikova (23), Yeketarina Samutseviç (29) ve Maria Alyokhina'yı (24) "motivasyonunu dini nefretten alan holiganlık"tan suçlu buldu. İkişer yıl hapis cezası verilmesine hükmedildi...[54]

xiv) Duma, Putin'in eşinden ayrıldığı ve dünya şampiyonu bir jimnastikçiyle evleneceği haberlerinden sonra medyaya yeni kısıtlamalar getiren bir yasa tasarısını onayladı...[55]

xv) Rusya, 'İngiltere Konsolosluğu'nun ülkedeki faaliyetlerine son vermesini istedi. Başkent Moskova dışındaki 15 ofisinin kapatılması talebi, özellikle muhalif Aleksandır Litvinenko'nun İngiltere'de zehirlenerek öldürülmesiyle kötüye giden ilişkilere yönelik yeni bir darbe olarak nitelendirildi...[56]

xvi) Putin, parlamento seçimlerini protesto edenlerin ABD tarafından desteklendiğini ve seçimleri etkilemek için Amerikan fonlarından yüz milyonlarca dolar harcandığını öne sürdü...[57]

Özetle Anton Çehov'un, "Şu hayata bir bakınız: Güçlülerin küstahlığı, avareliği, güçsüzlerin cahilliği, yabaniliği, her yerde aklın almayacağı bir yoksulluk, darlık, soysuzlaşma, sarhoşluk, ikiyüzlülük, yalan... Bununla beraber bütün evlerde, sokaklarda sessizlik," sözleriyle yıllar öncesinden işaret ettiği verili durumu en iyi Jean Paul Sartre'ın, "Bir şeyler başlıyor, bitmek için," saptaması betimlemektedir...

 

PUTİN!

 

Tüm bunlar da Stefan Zweig'ın, "Otokrat, bir köle ister ve karşısında bağımsız bir insan bulunca öfkelenir"...[58]

Umberto Eco'nun, "Diktatörlükler, kendilerinden yana olanları bir arada tutmak için her zaman bir dış düşman bulurlar"...[59]

Louis Althusser'in, "Despotizmin mekânı, boşluktan başka bir şey değildir. Bir imparatorluk yönettiğini sanan despot, aslında bir çölde hüküm sürmektedir"...[60]

Hannah Arendt'in, "Totaliter örgütlerin üst yönetiminde herkes şefin yalan söylediğini bilir. Ama şef kaybederse hepsi kaybedeceğinden, susarlar. İlke, şefin yanılmazlığı değil yenilmezliğidir; buna olan inanç biterse totalitarizmin hayal dünyası bir anda çökecek ve gerçek kazanacaktır"...

Ignazio Silone'nin, "Özgürlük; kuşku duyma olanağı, hata yapma imkânı ve nereden gelirse gelsin, otoriteye hayır diyebilme gücüdür"...

Stefan Zweig'ın, "Dünyanın yörüngesini değiştirip, güneşi batırmayı iş edinen zorbalar, bir gün mutlaka, akrep gibi kendi kendilerini sokacaklar. İşte o zaman, barışın çocukları sonsuza kadar özgürlüğün türküsünü söyleyecekler"...

Étienne de La Boétie'ın, "İnsanlar tirana kulluk etmeyi bıraktığında, tiran kendiliğinden yok olup gider"...[61]

François-Marie Arouet Voltaire'in, "Erdem özgürlüğü gerektirir. Baskı yönetimi altında erdem bulunmaz. Beni bir kul hâline getirirsen böylece ben o şey için uygun olmayan biri hâline gelmiş olurum"...

Immanuel Wallerstein'ın, "Devlet otoritelerinin diktatörce davranışı genelde gücün değil zayıflığın işaretidir,"[62] saptamalarıyla müsemma ve Garry Kasparov'un, "Putin, Al Capone gibidir," deyişini özetidir sanki...

Fehim Taştekin'in ifadesiyle "Putin, Türkler gibi gücü kutsayan Rusların hayallerine denk düşen bir lider. Kafkasya'daki cinayetler ya da siyasi suikastlar kimin umurunda. Onların gözünde Putin sarhoş Boris Yeltsin'in dağıttığı evi toparlayan vatansever... Yüzde 90'ları bulan destekte hile payının ötesinde 'zalimin şerrinden emin olmak için onun yanında gözükme' psikolojisi etken,"[63] notunu düştüğü gidişatsın miladı "Duvarın yıkılması"ydı. Neo-liberallerin gurusu Francis Fukuyama, "Tarihin sonu" diyordu olanlara. SSCB patronajındaki "reel sosyalizm", tasfiye olmuştu. Rusya, dağıtıyor ve herkes yoluna gidiyordu.

SSCB'nin dağıldığı yıllarda küresel kapitalizm yükselişteydi. Asya, özellikle Çin ve Hindistan, milyonlarca ucuz, uysal işgüçleriyle hızla sisteme entegre olmuş, çokuluslu sanayi şirketlerinin sanayi üssüne dönüştürülmüşlerdi. Latin Amerika, kısmen Afrika, Ortadoğu hızla küresel meta üretimine dahil oluyorlardı. Şimdi de SSCB ve etkisindeki coğrafyalar kapitalizme açılıyordu.

Rusya'nın petrolü, doğalgazı, madenleri küresel firmaların iştahını kabartıyordu. Hızla özelleştirme, iflasın eşiğindeki 130 milyon nüfuslu ülkenin geniş bir pazara dönüşmesini bekliyorlardı. Pusulasız Yeltsin, Rusya'yı teslim alacakları, tam aradıkları adamdı. Ama ummadıkları bir şey oldu. 1952 Leningrad doğumlu Vladimir Putin adlı bir eski KGB ajanı usul usul yükseldi ve 2000'de devlet başkanlığına kadar tırmandı. Batı kapitalizminin hazırlandığı büyük yağma planı, Putin'in gelişiyle bozuluyor, tekere çomak sokuluyordu. Putin yönetimi ile birlikte Rusya'nın petrol ve doğalgaz kaynakları hemen devlet denetimine alındı. Devlet işletmeleri kısmi özelleştirme ve tasfiye ile reforme edilirken, ağır sanayi, silah sanayi ve madencilik, iş makineleri üreten sektörlerde etkili kamu işletmeciliğine gidildi. 1998 kriziyle dibe vuran Rusya, kısa sürede toparlandı ve 2000'li yıllarda, Türkiye gibi, yıllık yüzde 7 dolayında büyüme oranları yakaladı. Artık Rusya, yeniden uluslararası alanda bir güç hâline geliyor, reel sosyalizmin yerini alan "devlet kapitalizmi" ile hızla güçleniyordu...

Rusya'da kişi başına geliri, istihdamı yükseltmeyi başaran Putin, hızla Rusya halklarının desteğini arkasına aldı...[64]

'The Guardian'a göre, 40 milyar doları aşan servetiyle Avrupa'nın en zengin adamı[65] ve Surgutneftegaz'ın yüzde 37'sini, Gazprom'un yüzde 4.5'ini ve Gunvor'un en az yüzde 75'ini elinde tuttuğu öne sürülen[66] Vladimir Putin[67] fakir bir işçi ailesinin oğlu olarak, Leningrad'da dünyaya geldiğinde takvimler 1952 yılını gösteriyordu. Ailesinin tek çocuğuydu ve o da o yıllarda doğan milyonlarca çocuk gibi, "kommunalka" denilen sosyal konutlarda büyüdü. Bu büyük apartmanlarda aileler bir arada yaşar, aynı banyoyu, aynı tuvaleti ve mutfağı paylaşırlardı. Putin o yıllarda kendi deyimiyle "tam bir yaramaz sokak çocuğuydu".

Çocukluk ve gençlik yılları, yoksulluk içinde geçti. Sessiz, ciddi ve sert görünen babası Putin'e sevgisini pek göstermedi. Okulun yaramaz çocuklarıyla takılan Putin 6. sınıftayken Öğrenci Disiplin Kurulu'ndan, davranışlarının düzeltmez ise "İnternat" denilen özel yatılı okuluna gönderme uyarı cezası aldı. Bu uyarı işe yaradı, öğretmenlerden biri Almanca dersini alması için Putin'i ikna etti.

Edebiyat ve tarih derslerine özel ilgi gösteriyordu. Dil konusunda kabiliyetli olan Putin spora da merak sardı; önce sambo (günümüzde uygulanan Greko-Romen güreşi, serbest stil güreşi) ardından judoya başladı. Sambo hocasına göre ufak tefek, çok özel yetenekleri olmayan ancak çok disiplinli, azimli ve seri hareket eden bir yapıya sahip olmasıyla bu alanda da başarılı oldu.

Putin 16 yaşındayken, İkinci Dünya Savaşı'ndaki Sovyet casuslarının zaferlerini anlatan bir filmden etkilenip, doğruca Leningrad'daki KGB merkezine gitmişti. Casus olmak istiyordu. Oradaki KGB yetkilisi, karşısında duran ve daha bıyıkları yeni terlemeye başlamış sarışın çocuğa bakıp, "Biz öyle her geleni işe almayız. Bizimle çalışacakları biz seçeriz. Hem sen daha küçüksün. Önce bir yüksekokul bitirmelisin" demişti.

Küçük Putin ısrarla sordu: "Hangi okul?" Adam bu küçük çocuğu başından savmak için, "Herhangi bir üniversite olur; mesela hukuk oku" demişti. Bu söz, ana hedefi hâline geldi. Okulu bitirir bitirmez Leningrad Üniversitesi'nde hukuk bölümüne başladı. Son sınıftayken de yıllarca düşlediği KGB'ye kabul edildi. O artık casus olacaktı.

İlk yıllar KGB'yi ve bürokrasiyi öğrenmekle geçti. KGB'ye girişinin sekizinci yılından itibaren hayatı değişmeye başladı. Putin için KGB, Sovyet Devleti'nin baskı aracı değil ayrılmaz bir parçasıydı. Putin, KGB'nin Birinci Daire'sinde yer aldı. 1. Şube; dünyadaki tüm casus şebekelerini ve ajanları kontrol edip toplayıp değerlendirdiği haberleri Komünist Partisi Merkez Komitesi'ne ulaştırıyordu. Bu şube siyasi, ekonomik, askeri, bilimsel ve kültürel çok sayıda bölümden oluşmuştu. Resmi açıklamalara göre, Putin'in görevinin Leningrad'da yaşayan yabancıları izlemek olduğu söyleniyor. Ancak bazı iddialara göre sistem muhaliflerini yok etmekle görevliydi. Putin'in görevine yeterince vâkıf, üstlerine karşı çok iyi bir komünist olduğu söyleniyor.

Sonra hayatına Ludmila girdi. Bu güzel hostesle Leningrad'ın ünlü tiyatrosunda bir arkadaşı vasıtasıyla tanışmıştı. Kısa süre sonra, 1983'te evlendiler. Bu arada Putin'in ne iş yaptığını akrabaları ve karısı da dahil kimse bilmiyordu. Yakınları onu polis zannediyordu.

1984'te KGB'nin istihbarat akademisine giden Putin, ertesi yıl da hayatının ilk ve tek yurtdışı görevine gönderildi. O zamanın Doğu Almanya'sındaki Dresden'e. Genç Rus casusu burada daha çok siyasi istihbarat topladı ve üniversitedeki Rus öğrencilerin faaliyetlerini takip etti. Arkadaşları arasında sistem adamı ve rahatına düşkün biri olarak tanınan Putin, Dresden'de bulunduğu dönemde tam anlamıyla sistemin çöküşüne tanıklık etti. 1989'da Berlin Duvarı yıkılıp Sovyetler Birliği Doğu Avrupa'daki üslerinin kontrolünü kaybedince Dresden halkı da sokağa döküldü ve önce Doğu Alman Gizli Servisi Stasi'yi bastı ve ardından çok yakındaki KGB ofisinin kapısına dayandı. Bu sırada Putin gizli belgeleri imha ediyordu...

Aynı yıl apar topar Moskova'ya dönen Vladimir Putin'in uluslararası casusluk macerası böyle son buldu. Bundan sonra Moskova'da kalacak ve önüne yeni fırsatların gelmesini bekleyecekti.

Leningrad'a döndüğünde çok şey değişmişti, Gorbaçov'un perestroyka reformları, Sovyetler Birliği'ni değiştiren bir harekete dönüşmüştü. KGB toplumdaki etkisini kaybetmiş, bir zamanlar muhalif diye ajanların peşine düştüğü insanlar şimdi meclise girmişti. Daha sonra da malum darbe.[68]

Darbe Putin'in hayatını parçalara ayırdı. O ana kadar Rusya'daki değişimi tam olarak anlamamıştı. Darbe günlerinde KGB tarafından gösterilen tüm idealler, hedefler tamamen yıkılmıştı.

Putin, KGB'den emekli olmaya karar vermek üzereydi ki Leningrad yerel yönetimindeki eski hocalarından hukuk profesörü Anatoly Sobchak ile karşılaştı. Sobchak, 1990'da Rusya'daki demokrasi hareketinin liderlerinden biriydi. Sobchak'ın yanında belediye başkan yardımcısı olarak göreve geldi. Şehri yeniden canlandırmak için yapılan kanal projeleri vitrini hoş gösterse de özünde yozlaşmış bir yerel yönetim işleyişi bulunuyordu.

Devlet eliyle işleyen ekonomi bir anda serbest pazarın her çeşidine açılınca yolsuzluk tüm Rusya'da had safhaya ulaşmıştı. Sobchak, kısa zamanda eski adı Leningrad olan St. Petersburg'un demokratik yollardan seçilmiş ilk belediye başkanı olduğunda Putin de yanındaydı. Belediye başkanlığındaki Dış İlişkiler Komitesi Başkanı da oldu. Ayrıca Leningrad Üniversitesi Dış İlişkiler bölümünün rektör yardımcısı oldu. Leningard borsasına ve Alman firmalara yatırım yapmaları için kolaylıklar sağladı. Dresden Bankası'nın Rusya finans piyasasına girmesi için ön ayak oldu. KGB, Putin'in yeni işinde bir sakınca görmemişti.

1996'da Sobchak seçimleri kaybedince Putin de açıkta kaldı. Sobchak'ın yerine eski adamlarından Yakovlev seçildi. Putin'e birlikte çalışmayı teklif etti ancak "ihanet etmektense asılmayı yeğlerim" diyen Putin bu teklifi reddetti. Sadakat Putin'in hayatında öne çıkan bir kavramdı.

Putin bir süre eski ve yeni dünya düzeni arasında kaldı. Ne artık komünist ne de tam olarak kapitalistti. Fırsatlar ülkesine dönüşen Rusya, kargaşa, rüşvet, mafya ve kanunsuzlukla anılır oldu. Bundan sonra da Putin'in önlenemez yükselişi başladı. Çalışkan, yetenekli ve Yeltsin'e sadık kalan bu adam kısa sürede yetkililerin dikkatini çekti. Özellikle Yeltsin'in kızı, Putin'i çok destekledi. İşte, bundan sonra da her şey çok çabuk olup bitti. Putin, iki seneden de az bir süre içinde, önce KGB'nin yerine kurulan iç istihbarat örgütü FSB'nin başına geçti. 13 ay sonra da, Yeltsin tarafından Başbakan olarak atandı. Bu atamadan 3 ay sonra da, Rusya Federasyonu'nun başkanvekilliğine getirildi. Bir zamanların casusu artık Kremlin'deydi.

KGB'yi çok seven, Komünist Parti'den hiçbir zaman istifa etmemiş, Sovyet döneminin özlemiyle yaşayan ve "güçlü bir devlet olmak Rusya'nın genlerine işlemiştir" diyen bu adam, aslında tam da Rus halkının beklentilerine hitap ediyordu. Halk düzenin ve huzurun yeniden kurulmasını istiyordu. Putin de bunu yapabileceğini Çeçenistan'da gösterdi. Çeçenlere karşı büyük bir savaşa girişti. Bu operasyondaki sert, ödün vermez ve hatta acımasız tavrı 1994-1996 savaşında Çeçenistan'da ağır yenilgiye uğramış Rus ordusunun takdirini kazandı. Bundan sonra da Rus halkının desteğini arkasında buldu.

Bu olayların ardından Putin'in kariyeri yükselişe geçti. Kremlin'de sözü geçen biri hâline geldi ve pozisyonunu kullanarak federal savcılarca sorgulanan eski patronu Sobçak'ın özel uçakla Paris'e kaçmasını sağladı. Kremlin'dekilerin ve Yeltsin'in yakın çevresinin istediği ortak özellik sadakatti. Kendilerini ne pahasına olursa olsun koruyacak ve dişli savcılara haddini bildirecek birini istiyorlardı. Yeltsin, Putin'e başbakanlığı teklif etti ve dört ay sonra yeni bir partinin başkanı olmasını istediğini bildirdi.

Putin'in başkanlığa gelişiyle devlet kademelerinde görevli bürokratları da sağlam adamlarla, devlet düzenine sadık KGB'den meslektaşlarıyla yavaş yavaş değiştirdi. Siloviki denilen ve devlete yakınlıkları ile bilinen gizli servis ajanlarına önemli görevler verdi. Yeltsin döneminde yozlaşan, rü

  Bu yazı 3070 defa okunmuştur.
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
1 Galatasaray 38 33 2 3 92 26 102 +66
2 Fenerbahçe 38 31 1 6 99 31 99 +68
3 Trabzonspor 38 21 13 4 69 50 67 +19
4 Başakşehir FK 38 18 13 7 57 43 61 +14
5 Kasımpaşa 38 16 14 8 62 65 56 -3
6 Beşiktaş 38 16 14 8 52 47 56 +5
7 Sivasspor 38 14 12 12 47 54 54 -7
8 Alanyaspor 38 12 10 16 53 50 52 +3
9 Çaykur Rizespor 38 14 16 8 48 58 50 -10
10 Antalyaspor 38 12 13 13 44 49 49 -5
11 Gaziantep FK 38 12 18 8 50 57 44 -7
12 Adana Demirspor 38 10 14 14 54 61 44 -7
13 Samsunspor 38 11 17 10 42 52 43 -10
14 Kayserispor 38 11 15 12 44 57 42 -13
15 Hatayspor 38 9 15 14 45 52 41 -7
16 Konyaspor 38 9 15 14 40 53 41 -13
17 MKE Ankaragücü 38 8 14 16 46 52 40 -6
18 Fatih Karagümrük 38 10 18 10 49 52 40 -3
19 Pendikspor 38 9 19 10 42 73 37 -31
20 İstanbulspor 38 4 27 7 27 80 16 -53
Takım O G M B A Y P AV
1 Eyüpspor 34 24 7 3 77 31 75 +46
2 Göztepe 34 21 6 7 60 20 70 +40
3 Sakaryaspor 34 17 8 9 50 35 60 +15
4 Bodrumspor 34 15 7 12 43 22 57 +21
5 Çorum FK 34 16 10 8 55 36 56 +19
6 Kocaelispor 34 16 11 7 48 41 55 +7
7 Boluspor 34 15 11 8 33 35 53 -2
8 Gençlerbirliği 34 13 9 12 39 33 51 +6
9 Bandırmaspor 34 13 10 11 49 32 50 +17
10 Erzurumspor FK 34 12 11 11 30 34 44 -4
11 Ümraniyespor 34 12 15 7 40 47 43 -7
12 Manisa FK 34 9 12 13 40 40 40 0
13 Keçiörengücü 34 10 14 10 34 43 40 -9
14 Adanaspor 34 11 17 6 28 45 39 -17
15 Şanlıurfaspor 34 9 14 11 32 37 38 -5
16 Tuzlaspor 34 9 14 11 35 47 38 -12
17 Altay 34 5 25 4 16 76 10 -60
18 Giresunspor 34 2 28 4 16 71 7 -55
Takım O G M B A Y P AV
1 Esenler Erokspor 36 26 5 5 83 29 83 +54
2 Van Spor FK 36 24 6 6 63 37 75 +26
3 Bucaspor 1928 36 21 5 10 54 25 73 +29
4 1461 Trabzon FK 36 21 6 9 71 39 72 +32
5 Ankaraspor 36 15 8 13 45 35 58 +10
6 Yeni Mersin İdman Yurdu 36 16 10 10 50 36 58 +14
7 Beyoğlu Yeniçarşıspor 36 15 14 7 47 38 52 +9
8 Karacabey Belediye Spor 36 13 11 12 43 37 51 +6
9 Ankara Demirspor 36 15 16 5 43 46 50 -3
10 Diyarbekir Spor 36 12 15 9 39 41 45 -2
11 Kırklarelispor 36 11 14 11 33 41 44 -8
12 Altınordu 36 10 13 13 45 39 43 +6
13 Hes İlaç Afyonspor 36 10 14 12 25 38 42 -13
14 Serik Belediyespor 36 10 16 10 29 45 40 -16
15 Nazilli Belediyespor 36 11 16 9 38 57 39 -19
16 Zonguldak Kömürspor 36 11 17 8 41 57 38 -16
17 Kırşehir Futbol SK 36 5 23 8 38 76 23 -38
18 Bursaspor 36 6 22 8 28 64 23 -36
19 Adıyaman FK 36 4 25 7 28 63 19 -35
Takım O G M B A Y P AV
1 Kepezspor FAŞ 28 22 2 4 67 18 70 +49
2 Aliağa Futbol A.Ş. 28 19 0 9 60 18 66 +42
3 Ayvalıkgücü Belediyespor 28 15 6 7 40 25 52 +15
4 52 Orduspor FK 28 14 7 7 40 28 49 +12
5 İnegöl Kafkas GK 28 13 7 8 37 30 47 +7
6 Edirnespor 28 13 10 5 45 28 44 +17
7 Mardin 1969 Spor 28 12 11 5 40 34 41 +6
8 K.Çekmece Sinopspor 28 10 10 8 41 31 38 +10
9 Karabük İdmanyurdu Spor 28 10 13 5 27 44 35 -17
10 Artvin Hopaspor 28 9 12 7 33 29 34 +4
11 Talasgücü Belediyespor 28 10 14 4 34 45 34 -11
12 Kırıkkalegücü FK 28 8 15 5 31 42 29 -11
13 Gümüşhanespor 28 4 14 10 25 49 22 -24
14 Malatya Arguvanspor 28 3 21 4 21 57 13 -36
15 Tarsus İdman Yurdu 28 2 22 4 20 83 10 -63
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 09/08/2024 Alanyaspor vs Eyüpspor
 09/08/2024 Antalyaspor vs Göztepe
 09/08/2024 Bodrum FK vs Gaziantep FK
 09/08/2024 Çaykur Rizespor vs Başakşehir FK
 09/08/2024 Fenerbahçe vs Adana Demirspor
 09/08/2024 Galatasaray vs Hatayspor
 09/08/2024 Kasımpaşa vs Konyaspor
 09/08/2024 Samsunspor vs Beşiktaş
 09/08/2024 Sivasspor vs Trabzonspor
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 11/05/2024 Kocaelispor 0 - 2 Sakaryaspor
 11/05/2024 Erzurumspor FK 0 - 4 Eyüpspor
 11/05/2024 Boluspor 2 - 1 Çorum FK
 11/05/2024 Göztepe 1 - 1 Bodrum FK
 11/05/2024 Adanaspor 1 - 0 Bandırmaspor
 11/05/2024 Tuzlaspor 1 - 1 Gençlerbirliği
 11/05/2024 Şanlıurfaspor 2 - 0 Manisa FK
 10/05/2024 Giresunspor 1 - 2 Ümraniyespor
 10/05/2024 Keçiörengücü 1 - 1 Altay
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 27/04/2024 Malatya Arguvanspor 3 - 4 Talasgücü Belediyespor
 27/04/2024 Gümüşhanespor 2 - 4 Kepezspor FAŞ
 27/04/2024 Artvin Hopaspor 0 - 1 52 Orduspor FK
 27/04/2024 Mardin 1969 Spor 4 - 2 İnegöl Kafkas GK
 27/04/2024 Tarsus İdman Yurdu 1 - 1 Karabük İdmanyurdu Spor
 27/04/2024 Ayvalıkgücü Belediyespor 1 - 0 Edirnespor
 27/04/2024 Aliağa Futbol A.Ş. 6 - 3 Kırıkkalegücü FK
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ
Tüm Anketler
Web sitemize nasıl ulaştınız?
ŞANS OYUNLARI
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI