Temel DEMİRER

"KÖLELİK" ÜSTÜNE NOTLAR[*]

Temel DEMİRER
  01-11-2024 09:48:00

TEMEL DEMİRER

 

"Köleliğin zincire vurduğu kişi azdır;

kendini köleliğe zincirleyense daha çoktur."[1]

 

James Joyce'un, "Başkalarının efendisi de olma, kölesi de," haklı ifadesine bir mim koyalım; ama ücretli köleliğin yeryüzünü kasıp kavurduğu hâl(imiz)de, köleliğin nihayet erdiğinden kim söz edebilir ki?!

"Kölelik kaldırılmadı, sadece bütün renkleri kapsayacak biçimde genişletildi," diyen Charles Bukowski haklı; tıpkı, "Kimse görmese de zincirlerimiz var; bize özgür dense de köleyiz," vurgusundaki gibi Oscar Wilde'ın...

Kölelik gerçeği hâlâ gündem(imiz)de; "Özgürlük; köleler için değil, köle olduğunu bilenler içindir," uyarısındaki üzere Karl Marx'ın... 

Ayrıca kendisini başkalarının kurtarmasını bekleyenler sadece kölelerken; unutmamalıdır ki kölelik dünyasını reddettiğiniz düzlemde aşabilirsiniz. Aksi takdirde yaşamın kölesi olursunuz!

* * * * *

Malum: Baskı, sömürü, cehalet ve karanlık, zalimler için köle sürüleri dışında bir şey doğurmazken; "Cehaletin zincirleri, köleliğin zincirlerinden çok daha ağırdır," diyen Simón Bolívar ekler: "Tek bir adamın tüm gücü elinde tuttuğu ülkeden kaçın. Burası bir köleler ülkesidir."

"İş köle olmamakta, yoksa çalışmak zor değil"se[2] de; kölelik/ ve köleleştirme ile sömürü iktidarı ve (enstrümanı) paranın ilişkisi çok nettir.

Örneğin "Magna servitus est magna fortuna/ Büyük kölelik, büyük servet" olması yanında; servet devasa bir köleleştirme aygıtıdır. "Köle oluruz sonunda kendi yarattığımız yaratıklara,"[3] vurgusu ile Henry David Thoreau'nun, "Peşi kovalanan para, kölelik aletidir"; George Bernard Shaw'ın, "Parayı köleniz yapın, yoksa efendiniz olur"; Friedrich Engels'in, "İnsanın kendi icadı olan paraya köle olması yanlış," sözlerindeki gibi...

Mantık yürütmeyen insan bağnaz, yürütemeyen ahmak, yürütmekten korkan ise köleyken; kölelik/ve köleleştirilme çok boyutlu mesele.

Örneğin alışkanlıkların kölesi olmak bir boyunduruktur ve sömürü iktidarının çıkarları için eğitilen bir insan köle olmayı isteyecek kadar yabancılaştırılabilirken; Jean-Jacques Rousseau'nun, "Aşağılık köleler özgürlük sözüne gülerler,"[4] diye tarif ettiği hâl de ortaya çıkar.

Hani Karl Marx'ın, "Zenci köle nedir? Siyah ırktan bir adam... Zenci, zencidir. Sadece belirli koşullar altında köle olabilir. Pamuk eğirme makinesi pamuk eğirmeye yarayan bir makinedir. Sadece belirli koşullar altında sermaye hâline gelir. Bu koşullardan koparıldığında, altının kendi başına para olması ya da şekerin şeker fiyatı olması kadar küçük bir sermayedir,"[5] notunu düştüğü biçimde; devamla, 'Rheinische Zeitung'da 1842'de yayınlanan 'Odun Hırsızlığı Üzerine' makalesinde, "Özel çıkarların temsili... tüm doğal ve manevi ayrımları ortadan kaldırarak, onların yerine belirli bir maddi nesnenin ve bu nesneye kölece tabi olan belirli bir bilincin ahlâksız, irrasyonel ve ruhsuz soyutlamasını geçirir," diye "ücretli kölelik" babında eklediği üzere...

Aynı konuda Friedrich Engels ise, "Serf; üzerinde doğduğu toprak parçasının kölesiydi, emekçi yaşam gereksinimlerinin ve onları alacağı paranın kölesidir her ikisi de bir şeyin kölesidir. Serf, toplumun her üyesinin, içinde kendi yerini bulduğu feodal düzende, geçim araçları elde etme güvencesine sahipti. Özgür emekçi, hiçbir güvenceye sahip değildir, çünkü ancak burjuvazi kendisinden yararlanabileceği zaman toplum içinde bir yere sahiptir; onun dışındaki her durumda, görmezden gelinir, yok sayılır. Serf, efendisi için kendini savaşta feda ederdi; fabrika işçisi barışta feda ediyor. Serfin lordu bir barbardı, köylüsünü sığırların başı gibi görürdü; işçilerin patronu uygardır ve 'işçinin elleri'ni makine gibi görür. Kısacası ikisinin durumu, eşit olmaktan pek de uzak değil; eğer biri dezavantajlıysa o da özgür emekçidir. Her ikisi de köle; tek farkla ki birinin köleliği gizlenmiyor; açık ve dürüst; ötekininki şeytanca, kurnazca, örtülü, aldatıcı, kendisinden ve herkesten gizli, ikiyüzlü bir kölelik,"[6] satırlarıyla "köle" ile "ücretli köle" meselesine açıklık getirir.

Ayrıca Karl Marx, "Başkasını köleleştiren bir millet, kendi zincirlerini örer," derken; "Din, yüzyıllardır sömürücüler tarafından kitleleri aldatmak ve köleleştirmek için kullanıldı," gerçeğinin de altını çizer.

Özetle: V. İ. Lenin'in, "Din, sermayenin kölelerinin insani görünümlerini ve az buçuk insan onuruna yaraşır bir yaşam taleplerini içinde boğdukları bir tür manevi alkoldür," vurgusundaki üzere, kutsallığın olduğu yerde insan ve akıl yoktur. İnsanın gelişmesi ve özgürleşmesi kutsallık fikri ile bağdaşmaz. Tersine kutsala değgin inançlar köleleştirir; insan(lık)ı egemenlerin pasif kölesine dönüştürür.

* * * * *

Bunun Eunus ya da Spartaküs'den de ötesine uzanan maddi bir tarihi varken; en çarpıcı örneklerden birisi Latin Amerika'dır.[7]

XV. yüzyılda kıtanın fethedilmesinden itibaren XIX. yüzyıla kadar İspanya ve Portekiz egemenliğinde bulunan Latin Amerika, bu süreçte ekonomik bakımdan İngiliz ticaretinin etkisi altında kalmış, XIX. Yüzyıldan başlayarak da ABD'nin yayılmacı politikalarının hedef tahtası hâline gelmiştir. Bu bakımdan, sömürgeciliğin Latin Amerika'da hiç sonlanmadığı, biçim değiştirerek farklı devletlerin hegemonyasında günümüze kadar sürdürüldüğü söylenebilir.

Bölge üzerinde farklı şekillerde uygulanan sömürgeci politikalar göz önünde bulundurulduğunda Latin Amerika siyasetinde en dikkat çeken nokta, fetihten günümüze 500 yılı aşkın bir sürece yayılan tüm sömürgeleştirme çabalarına karşı Latin Amerika halklarının, direnişi bırakmadan bağımsızlık mücadelelerini sürdürmüş olmalarıdır.

Günümüz siyasetinde sömürgeciliğe karşı işaret ettikleri farklı olanakların daha iyi anlaşılabilmesi bakımından Latin Amerika'nın sömürgecilik tarihinde dikkat çeken örneklere kısaca değinmek yerinde olur.

Latin Amerika'nın sömürgeleştirme dönemi, kıtanın XV. yüzyılda İspanya ve Portekiz tarafından ele geçirilmesiyle başlamıştır. Christopher Columbus, Hernan Cortes ve Francisco Pizarro önderliğindeki conquistadorların kıtayı fethetmesinin ardından Portekiz ve İspanya arasında imzalanan Tordesillas Antlaşması'na göre, Güney Amerika topraklarında günümüzde Brezilya'nın bulunduğu bölge Portekiz'e bırakılırken, Brezilya dışında kalan "tüm bilinmeyen keşfedilecek bölgeler" Kastilya Hanedanı'nın hâkimiyeti altına girmiştir.

Latin Amerika'nın XV. yüzyılda başlayan sömürgecilik tarihinde günümüzün sömürgeleştirme politikalarına çok benzer bir sistem uygulamaya konmuştur. Toprakları ele geçirilen, evleri zaptedilen yerlilere Avrupa'dan getirilen misyonerlerin vereceği din eğitimi ve bakım karşılığında, bu insanların emeklerinden bedava yararlanmayı sağlayan, Encomienda adı verilen bu sistemle aslında yapılmak istenen, Hıristiyanlığın öğretilmesi ve bölgeye medeniyet götürülmesi kisvesi, "kutsal bir amaç için karşılıklı yardımlaşma" adı altında sömürgeciliğin meşrulaştırılmasıdır. Bu dönemde milyonlarca yerli çeşitli işkencelerle katledilerek öldürülmüş ve kıtanın fetihten önce 150 milyon civarında olan nüfusu 3.5 milyona düşmüştür.

Ayrıca kıtadaki üç büyük uygarlığın, Maya, Aztek ve İnka uygarlıklarının yerleşim yerleri, tapınakları, tüm kültürel hazinesi yerle bir edilmiştir. Fakat bu yıkım sürecinde Avrupa'nın sömürgeleştirme çabalarına karşı çok sayıda yerli ayaklanması da yaşanmıştır. Bu direnişlerden en önemlileri, XVI. yüzyılda İnka önderi Tupac Amaru'nun başlattığı ayaklanma ile XVIII. yüzyılda çok geniş bir bölgede onbinlerce Quechua yerlisinin başına geçerek mücadele eden José Gabriel Condorcanqui'nin önderliğindeki ayaklanmalardır. Bunlara benzer daha birçok örnek, kıtadaki direnişin yüzyıllar boyunca sürdürülmeye çalışıldığının ve bölge halklarının güçlü bir direniş geleneğine sahip olduğunun bir göstergesidir.[8]

Biraz gerilere gidersek: Kıta 1492'de Christopher Columbus tarafında keşfedildiğinde ABD topraklarında yerliler yaşıyordu. Orta ve güneyde ise Maya, Aztek ve İnka medeniyetleri bulunuyordu. Ancak İspanyol ve Portekizliler istilacılar "çelik ve mikrop"larıyla geldikleri coğrafyayı 25-30 yılda köleleştirip, medeniyetleri ortadan kaldırdı, milyonlarca insanı da katletti. Kıtanın altın, gümüş ve diğer değerli madenlerini Avrupa'ya taşıdılar. Yok ettikleri yerlilerin yerine çalıştırmak için Afrika'dan milyonlarca insanı köle olarak getirdiler.

Christopher Columbus, 13 Ekim 1492 günü öğleden sonra, Bahamalar'daki San Salvador Adası'na ayak bastı. Bu, Amerika kıtasının "keşfi" anlamına geliyordu. Christopher Columbus'un günlüğünde yazdığına göre karaya ayak bastıkları ilk gün de dahil olmak üzere, yamyam bir kabile tarafından saldırıya uğramışlardı. Bu kabilenin adı Caniba idi ve daha sonra İngilizcede "yamyam" demek olan "Cannibal" sözcüğü buradan türeyecekti.

Claude Levi-Strauss, 'Hepimiz Yamyamız' başlıklı yapıtında, "Herkes kendi alışık olmadığı şeye barbarlık der,"[9] notundaki üzere Christopher Columbus yamyamlarla büyük bir savaş verdiğini iddia ediyordu. Yamyamlık onun için oldukça ilkel bir tavırdı ve bu ilkelleri öldürmek en doğru yoldu. Ne var ki hem Kolomb hem de ondan sonraki Avrupalı ardılları Amerika kıtasında çocuk ve yaşlı ayrımı yapmadan yüz milyonlarca insanı katlettiler. Yamyamlığa karşı verildiği iddia edilen savaş, barbarlığa dönüşmüştü. Ancak yüz milyonlarca insanı öldüren beyaz adama göre barbarlık, ilkel yerlilerin yaptığıydı.

* * * * *

Sömürgeci Avrupa'nın "uygarlaştırma"(?!) adına köleleştirme harekâtı da bunlardan farklı değildi...

Mesela İngiltere'nin sekizinci büyük kenti Bristol'un şöhret ile zenginliğinin köle ticaretinden geldiğinin altını çizerek, kentin "hayırsever amca"sı Edward Colston ile başlayalım... Kolay mı? Edward Colston, adı Bristol ile özdeşmiş olan bir köle taciriydi!

1636'da Bristol'de, varlıklı bir tüccar ailesinde doğan Edward Colston, daha sonra ailesiyle birlikte Londra'ya taşındı ve yetişkin yaşlara geldiğinde, İspanya, Portekiz, İtalya ve Kuzey Afrika'da kumaş, yağ, şarap ve meyve gibi malların ticaretine başladı.

Ardından 1680'de o dönem köle ticaretini tekelinde bulunduran Royal African Company'ye (RAC) katıldı. Kral II. Charles'ın teşvikiyle kurulan şirkette dokuz yıl sonra başkan yardımcısı ve büyük yatırımcı olarak hizmette bulundu.

1698-1807 kesitinde yaklaşık 84 bin 500 Afrikalı RAC gemileriyle Amerika'ya taşındı. Lancaster Üniversitesi'nden tarihçi Prof. William Pettigrew'a göre Royal African Company, transatlantik köle ticaretinde Amerika'ya en fazla köle taşıyan şirketti. Afrika'dan getirdiği kölelerin göğsüne "RAC" ya da York Dükü'nü simgeleyen "DY" damgalarını vuruyordu.

Kârı en üst düzeye çıkarmak için, gemi gövdeleri küçük bir tavan boşluğu ile ambarlara ayrıldı, böylece mümkün olduğu kadar köle taşıyabilir hâle getirildi. Yollarda çeşitli hastalıklara yakalanarak ya da işkence nedeniyle yaklaşık 20 bin Afrikalı yaşamını yitirmişti. Cesetler doğrudan denize atılıyordu. Esirlerin 12 binden fazlası 10 yaş altı çocuklardı ve her 4 çocuktan 1'i yolda ölmüştü.

Edward Colston, bütün bu faaliyetin organizasyonundan sorumluydu. Daha sonra şirket değer kaybedince ayrıldı ama yaygın inanışın tersine köle ticaretinden hiç ayrılmadı. Yaşamının son yıllarında bile South Seas Company'nin (SSC) komisyon üyesi ve büyük yatırımcısıydı. Bu süreçte de SSC 15 bin 931 Afrikalı taşıdı ve her 5 kişiden 1'i yolda öldü.

Bu arada Colston, hem yerel hem de ulusal hayır kurumlarına olağanüstü miktarda para verdi. Ancak o zaten dindar bir Anglikan muhafazakâr ve katı bir kraliyetçiydi. Servetinin büyük bir bölümünü, belirli bir dini eğitim tarzını teşvik etmeye ve Bristol kiliselerine harcadı.

Edward Colston efsanesi de zaten bu yardım kuruluşları ve kiliselerden doğdu. Ama düpedüz kirli bir efsaneydi bu. O, insan ticareti ve katliamlarla kazandığı parayla Bristol kentine ticari bir avantaj getirmişti evet ama bu baştan itibaren kana bulanmış rezillikti.

Sonra da Edward Colston'un beş metrelik bronz heykeli, 1895'te Bristol kent merkezine dikilmişti. Heykelin altında "Bu heykel, Bristol halkı tarafından kentlerinin en faziletli, en bilge evlatlarından birinin anısına dikilmiştir" yazıyordu!

Ama sadece heykel değil, Bristol'ün her köşesinde onun adı vardı. Adeta kent onunla özdeşleşmişti. 10'a yakın bina, 6 sokak, 8 anıt ya da rölyef ve gravür, ilkokuldan üniversiteye kadar 6-7 okul, onlarca dernek, spor kulüpleri, publar ve diğer kuruluşlar...[10]

Bir başka örnek!

Hollanda parlamentosunun talebiyle İçişleri Bakanlığınca, Hollanda devletinin kölelik tarihine değgin  araştırmanın neticesinde hazırlanan 'Devlet ve Kölelik' başlıklı yapıtta, Hollanda devletinin, Kraliyet ailesinin, şirketlerin ve toplumun önemli kısmının kolonilerindeki kölelik sürecine "doğrudan", "bilinçli şekilde" ve "büyük ölçüde" müdahil olduğu ve bu kolonilerden önemli gelir elde ettiği belirtildi.

Köleliğin etkilerinin, dünya genelinde ve Hollanda'da hâlâ görülebildiği anlatılan 480 sayfalık kitapta, Hollanda krallarının çeşitli yollarla kolonilerden ve köle ticareti yapan firmalardan gelir elde ettiği aktarıldı.

Ayrıca, Hollanda devletinin selefi olan ve 1588-1795 döneminde hüküm süren Birleşik Hollanda Cumhuriyeti'nin (Republiek der Verenigde Nederlanden) kralları III., IV. ve V. Willem'in kolonilerden gelir elde ettiği, ayrıca 1602'de kurulan 'Hollanda Doğu Hindistan Şirketi'nin, kolonilerden ve köle ticaretinden elde ettiği gelirin yüzde üçüne hissedar olmamalarına rağmen Hollanda krallarına verdiği kaydedildi.

Kraliyet ailesinin, 1675-1770 döneminde, köleliğin yaygın şekilde yapıldığı kolonilerden elde ettiği gelirin bugünkü karşılığının 545 milyon avro olduğu belirtilen kitapta, Hollanda'nın Afrika, Güney Amerika ve Asya kıtasındaki kolonilerinde yaygın şekilde köle ticareti yapıldığı bilgisi paylaşıldı.[11]

Çoğaltılabilir. Lakin burada duralım!

* * * * *

Kölelik/ ve köleleştirme ekonomi-politik bağlamlı -yabancılaş(tırıl)mayı da içeren- bir beşeri meseleyken; nihai kerteden Jacques Derrida'nın, "Yok kurtuluş yeryüzünde cellatlar bağışlanabildiği sürece"; Panait Istrati'nin, "Zorbalara dünyayı avuçlarında tutma gücünü veren şey herhangi bir ahlâki değer ölçüsü değil, ezilenlerin korkaklığıdır," formüllerindeki tutuma/ çözüme mündemiçtir; "Bir ülke, yarı köle yarı özgür insanlardan oluşursa yaşayamaz," vurgusundaki üzere Abraham Lincoln'un...

Tam da burada V. İ. Lenin'in, "Bu büyük mücadelede iki dünya karşı karşıya duruyor; sermayenin dünyasına karşı emeğin dünyası; sömürünün ve köleliğin dünyasına karşı kardeşliğin ve özgürlüğün dünyası" vurgusu eşliğinde aktaralım:

"Bir cumhuriyet nasıl bir maskeye bürünürse bürünsün, ne denli demokratik olursa olsun, eğer o bir burjuva cumhuriyeti ise, eğer o toprak ve fabrikaların özel mülkiyetini koruyorsa ve eğer özel sermaye toplumun tümünü ücret köleliği içinde tutuyorsa, yani eğer bir cumhuriyet, bizim parti programımızda ve Sovyet anayasasında söylenen her şeyi gerçekleştirmiyor ise, o zaman bu devlet, bazı insanların, ötekiler tarafından ezilmesi için bir makinedir.

Öyleyse biz, bu makineyi sermayenin iktidarını alaşağı edecek sınıfın ellerine vereceğiz. Biz, devletin genel eşitlik demek olduğu yolundaki bütün o eski önyargıları reddedeceğiz, çünkü bu, bir göz boyamacadır, sömürü olduğu sürece eşitlik olamaz. Toprak sahibi işçiye eşit olamaz, ya da aç bir insan tok bir insana eşit olamaz. Bu devlet adı verilen makine, önünde insanların, halkın yönetimi yolundaki eski masallara, proletaryanın burjuva yalanları olduğunu söylediği masallara inanarak, boş inanlara kapılarak saygıyla eğildiği bu makineyi proletarya ezecektir."[12]

Kölelik/ ve köleleştirme hangi biçimiyle olursa olsun böyle aşılabilecektir.[13]

Bu uğurda "Olumsuzluklar içinde de mutlu olunabilir,"[14] türünden "ucuz bilgelik"ler yerine Che Guevara'nın, "İnsan köle olmayı bırakmalı ve kendi yolunun mimarı olmalı...

Charlie Chaplin'in, "Kölelik için savaşmayın, özgürlük için savaşın!...

Howard Zinn'in, "Çağımızdaki şiddet itaatten kaynaklanmaktadır." "Bizim problemimiz halkın itaatsizliği değil, bizim problemimiz halkın itaatkârlığı...

Abraham Maslow'un, "Neye uyum göstermek? Kokuşmuş bir kültüre mi? Baskın bir anne babaya mı? Olabildiğine uyumlu çalışan bir köle için ne söylenebilir ki? Ya da uyumlu davranan bir tutsak için"

Jean-Jacques Rousseau'nun, "Devlet bir özgürlük rüyası gibi çıkar ortaya ama insanı köle hâline getirir...

Paulo Coelho'nun, "Hayatın her anı risk taşır. Risk almayan başarısızlığın en büyüğünü kabullenmiş demektir." "Bugüne kadar milyonlarca insan pes etti... Öfkelenmiyorlar! Ağlamıyorlar! Hiçbir şey yapmıyorlar! Yalnızca zamanın geçmesini bekliyorlar... Tepki gösterme becerilerini yitirmiş onlar.. Sen ise üzgünsün... Bu da senin ruhunun hala canlı olduğunu kanıtlar...

Epiktetos'un, "Beni Anisthenes özgür kılmış; ama asla bir köle olmadım," uyarılarına kulak vermenin de ötesine hayata geçirerek; köleliğin her türüne baş kaldırmalı...

 

N O T L A R

[*] Görüş, Ekim 2024...

[1] Lucius Seneca.

[2] Bertolt Brecht, Halkın Ekmeği, çev: Asım Bezirci-A. Kadir, Evrensel Basım Yay., 1997.

[3] Johann Wolfgang Von Goethe, Faust, çev: Nihat Ünler, Öteki Yay., 1992.

[4] Jean-Jacques Rousseau, Toplumsal Sözleşmesi, çev: Vedat Günyol, Adam Yay., 1974.

[5] Karl Marx, Ücretli Emek ve Sermaye-Ücret, Fiyat ve Kâr, çev: İsmail Yarkın, İnter Yay., 1999.

[6] Friedrich Engels, İngiltere'de Emekçi Sınıfların Durumu, çev: Oktay Emre, Sosyalist Yay., 1994.

[7] "Ben hatırlama takıntısı olan bir insanım," diyor Eduardo Galeano, tarihçi olarak anılmasına itiraz ederek. "Her şeyden çok da Amerika'nın, unutkanlıktan mustarip Latin Amerika'nın geçmişini hatırlama takıntım var." (Eduardo Galeano, Aynalar-Neredeyse Evrensel Bir Tarih, çev: Süleyman Doğru, Sel Yay., 2009.)

[8] Ezgi E. Çelik, "Sömürgeciliğe Karşı Bir Başkaldırı Örneği Olarak Latin Amerika", Felsefelogos, Yıl:14, No:39, 2010/2, s.75-83.

[9] Claude Levi-Strauss, Hepimiz Yamyamız, çev: Haldun Bayrı, Metis Yay., 2014.

[10] Arif Mostarlı, "Tarihi Silemez miyiz Gerçekten?", Yeni Yaşam, 15 Haziran 2020, s.12.

[11] "Hollanda Monarşisi Kölelikten Beslendi", Birgün, 17 Haziran 2023, s.11.

[12] V. İ. Lenin, Marx-Engels-Marksizm, çev: Vahap S. Erdoğdu, Sol Yay., 1997, s.479.

[13] "Neden sosyalist olduğumu sana söyleyeyim. Sosyalizm kaçınılmazdır, onun için. Çünkü bugünkü çürümüş ve akıldışı sistem süremez, çünkü senin at sırtındaki adamının günü geçti. Köleler ona katlanmayacaklar. Onlar çok fazlalar ve ister istemez olası bir atlıyı daha atına binmeden alaşağı edecekler." (Jack London.)

[14] Figen Atalay, "İoanna Kuçuradi: Salgının Etkileri, Özgürlük, Haklar, Mutluluk...", Cumhuriyet, 12 Şubat 2021, s.6.

 

  Bu yazı 7864 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

☁️
--°

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    # Takım O G B M A Y AV P
    1Galatasaray7511--516
    2Beşiktaş7502--815
    3Amed7421--814
    4Fenerbahçe7412--1313
    5Trabzonspor7412--1113
    6Alanyaspor7331--212
    7Kocaelispor7403--212
    8Çorum FK7313--410
    9Kasımpaşa7241--010
    10Rizespor7313---210
    11Başakşehir7223---18
    12Gaziantep FK7223---38
    13Gençlerbirliği S.K.7223---88
    14Erzurumspor FK7223---88
    15Göztepe7133--06
    16Konyaspor7124---45
    17Samsunspor7115---94
    18Eyüpspor7106---183
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    16 Ekim, CumaÇorum FK20:00Rizespor
    17 Ekim, CumartesiErzurumspor FK13:30Eyüpspor
    17 Ekim, CumartesiGençlerbirliği S.K.16:00Galatasaray
    17 Ekim, CumartesiAmed16:00Konyaspor
    17 Ekim, CumartesiFenerbahçe19:00Alanyaspor
    18 Ekim, PazarKasımpaşa13:30Samsunspor
    18 Ekim, PazarKocaelispor16:00Göztepe
    18 Ekim, PazarBaşakşehir19:00Gaziantep FK
    19 Ekim, PazartesiTrabzonspor20:00Beşiktaş
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Kayserispor10811--1725
    2Iğdır FK10622--620
    3Bursaspor9612--819
    4Batman Petrolspor10613--319
    5Keçiörengücü10451--917
    6Mardin 19699432--515
    7Sarıyer10433---115
    8Antalyaspor10505---215
    9Bandırmaspor10352--914
    10Fatih Karagümrük9342--113
    11Sivasspor10262--112
    12Muğlaspor9261--112
    13Bodrum FK10253--211
    14Pendikspor10244---710
    15Manisa F.K.9234---19
    16Esenler Erokspor9153---58
    17Ümraniyespor9144---37
    18Vanspor FK10235---107
    19İstanbulspor10127---155
    20Boluspor9018---181
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    13 Ekim, SalıBandırmaspor1-1Sivasspor
    13 Ekim, SalıSarıyer1-4Bodrum FK
    13 Ekim, SalıPendikspor1-2Vanspor FK
    DünBatman Petrolspor4-2İstanbulspor
    DünAntalyaspor0-4Kayserispor
    DünKeçiörengücü0-0Iğdır FK
    DünÜmraniyespor0-1Boluspor
    BugünMardin 196917:00Fatih Karagümrük
    BugünManisa F.K.20:00Esenler Erokspor
    BugünMuğlaspor20:00Bursaspor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Muş Sport Klübü6510--916
    2Aliağa FAŞ6501--415
    3Elazığspor6411--1113
    4Güzide Gebzespor6330--412
    5Çorluspor 19476312--510
    6İnegöl Kafkas Gençlik6312--310
    7Isparta 32 Spor6312--110
    8Şanlıurfaspor6231--19
    9Menemen FK6303---19
    10Erbaaspor6213--07
    11Somaspor5212---27
    1268 Aksaray Belediyespor6132--16
    13Ankaraspor6204---46
    14Kastamonuspor6204---103
    15Sebat Gençlikspor5023---42
    16Arnavutköy Belediyespor6006---100
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiElazığspor19:00Arnavutköy Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiMenemen FK19:00Güzide Gebzespor
    17 Ekim, CumartesiŞanlıurfaspor19:00Hatayspor
    18 Ekim, PazarKastamonuspor14:30Isparta 32 Spor
    68 Aksaray BelediyesporErbaaspor14:30Çorluspor 1947
    68 Aksaray Belediyesporİnegöl Kafkas Gençlik15:00Sebat Gençlikspor
    68 Aksaray BelediyesporMuş Sport Klübü19:00Ankaraspor
    68 Aksaray BelediyesporSomaspor19:00Aliağa FAŞ
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Yeşilyurt Belediyespor6600--2318
    2Talasgücü Belediyespor6510--1016
    3Bitlis Özgüzelderespor6501--1215
    4Niğde Belediyesispor6501--1015
    5Karaköprü Belediyespor6501--915
    6Mazıdağı Fosfatspor6420--914
    7Kırşehir Belediyespor6411--1513
    8Ağrı 19706222--08
    9Kırıkkale Büyük Anadolu6213---17
    10Silifke Belediyespor6213---37
    11Adana Adaletgucu6204---36
    12Osmaniyespor6204---56
    13Yeni Mersin Idmanyurdu6204---56
    14Karaman FK6204---96
    15Yozgat Bld Bozokspor6114---154
    16Diyarbekirspor6015---71
    17Yeni Malatyaspor6006---180
    18Adanaspor6006---220
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiYeni Malatyaspor14:00Mazıdağı Fosfatspor
    17 Ekim, CumartesiBitlis Özgüzelderespor14:00Yeşilyurt Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiAdanaspor14:30Yeni Mersin Idmanyurdu
    17 Ekim, CumartesiSilifke Belediyespor14:30Karaköprü Belediyespor
    18 Ekim, PazarAğrı 197014:00Kırıkkale Büyük Anadolu
    18 Ekim, PazarKırşehir Belediyespor14:30Niğde Belediyesispor
    18 Ekim, PazarKaraman FK14:30Adana Adaletgucu
    18 Ekim, PazarOsmaniyespor14:30Diyarbekirspor
    18 Ekim, PazarYozgat Bld Bozokspor19:00Talasgücü Belediyespor
    Son güncelleme: 15.10.2026 11:51:43