Temel DEMİRER

İNSAN(LIK)I YAZMAK HÂL(LER)İ[*]

Temel DEMİRER
  15-08-2021 10:17:00

 

"Zamandan daha bilgesi yok,

çünkü her şeyi açığa çıkarır."[1]

 

Aldous Huxley'in belirttiği gibi, "Edebiyat insanın tutkusu, anlatılamayanı anlatmak, sözcüklere daha önce verilmemiş anlamlar yükleyerek konuşmaktır."

Hem de bugünlerde, her zamankinden fazla...

"Nasıl" mı?

Slavoj Zizek'in, "Toplum iğrenç bir barbarlığa doğru sürükleniyor. Umut etmek istiyorsak, eski hayatımızın bittiğini kabul etmeliyiz. Yeni bir normal icat etmeliyiz. Üçüncü dalga bir akıl hastalığı dalgası olacak,"[2] diye tarif ettiği tehditle yüz yüze kalınmış bir insan(lık) sorunu olarak ele almakla mükellefiz.

İnsan(lık)ın insan olmaktan çıkmasına "Dur" demenin araçlarından birisi de Edebiyat iken; mevcut hâl(sizliğ)e ilişkin şu uyarılar not edilmeli:

Jean-Jacques Rousseau'nun, "Çok az insan gerçek anlamda insan olabilir"...

Louis Aragon'un, "Sakın görünüşe aldanma; görünüşte herkes insandır"...

Hannah Arendt'in, "İnsanların sonuçları düşünmeksizin çoğunluk görüşüne itaati insanın basitliğidir"...

Albert Camus'nün, "Çağdaş siyasi toplum, insanları mutsuzluğa düşürme makinesidir." "İnsan insan olmadığı sürece insanlar insan gibi yaşayamaz." "Gece bir yandan da insanların yüreğindeydi"...

Michel Foucault'nun, "Bireyleri normallikleri ölçüsünde dikkate almak çağdaş toplumun en büyük iktidar aygıtlarından biridir. Normal insan, kurgudur"...

Homeros'un, "Kral, buyruğundaki insanlardan beslenir, Çünkü onun için onlar değersiz bir sürüdür"...

Aldous Huxley'in, "Modern hayatta insan, kendi kaderini kabullenmeye şartlandırılır. Böylece patronlar ve politikacılar, kimsenin bir şeyi sorgulamadığı bir dünyada, istedikleri gibi hareket ederler"...

Leo Huberman'ın, "İhtiyaçların pençesinde kıvranan insan, özgür insan değildir"...

Emma Goldman'ın, "Pek çok insan hayata bakar, ama onu yaşamaz. Onların gördükleri hayatın kendisi değil, sadece gölgesidir"...

Soren Kierkegaard'ın, "Kendinin sahibi olmayan bir insanın bir şeylere sahip olması çelişkilidir"...

Robert Frost'un, "Dünyanın yarısı söyleyecek bir şeyi olan ama söyleyemeyen, öteki yarısı da söyleyecek bir şeyi olmayan ama durmadan konuşan insanlardan oluşur"...

Erich Fromm'un, "Modern insanın mutluluğu, vitrinlere bakarak kendinden geçmek ve parasının yettiği her şeyi peşin ödeyerek ya da taksitle satın almaktır"...

Paul Simon'un, "Günümüz insanının, metronun zamanında gelmesini temenni etmekten başka hiç bir beklentisi yoktur"...

Andery Tarkovski'nin, "Günümüzde insan hiçbir şey feda etmeye yanaşmıyor; oysa gerçek bireyselliğe varmanın tek yolu özveriden geçer. Ne yazık ki, bu gerçeği giderek unutuyoruz, dolayısıyla insan olma duygusu da yitip gidiyor"...

George Gurdjieff'in, "İnsanın köleliği giderek artmaktadır. O gönüllü bir köle olmaktadır. Artık zincirlere ihtiyaç duymaz. Köleliğinden hoşlanmaya ve onunla gurur duymaya başlar. Bu, onun başına gelebilecek en berbat şeydir"...

"Yaşanan yabancılaşmanın en büyük ve en tehlikeli sonucu da gündelik hayatın ritminden kopan modern insanın pozisyonsuzluğudur"...[3]

Denilenlerin tümü insan(lık)ın yabancılaş(tırıl)masında ifadesinde bulurken;[4] alet yapan tarihsel bir hayvan olarak insan; her sabah kabullendiği -ya da reddettiği- seçiminin tutsağı olarak uyanır.

Bu bağlamda "İnsan bir süreçtir ve kesin olarak kendi davranışlarının (actes) sürecidir. Üzerinde düşünürsek görürüz ki: 'İnsan nedir?' sorusu, 'soyut' ve 'nesnel' bir soru değildir. Bu soru, kendi üstümüzde ve başkaları üstünde düşünmemizden, düşüncemizle bilmek istediğimizden, gördüğümüzden, ne olduğumuzu, ne olabileceğimizi düşünmemizden, gerçekten bazı sınırlar içinde 'kendi kendimizin', yaşamımızın, kaderimizin yapıcısı olup olmadığımızı araştırmamızdan doğmuştur. Sonra da bunu 'bugün', içinde bulunduğumuz koşullarda, bugünkü yaşamın verdiği koşullarda öğrenmek istiyoruz; herhangi bir yaşamdaki, herhangi bir insandaki koşullarda değil."[5]

Tam da bunun için "... 'Tözsel yaşamın üzerindeki örtüyü çekip almak gerek' demişti Hegel; bu programı gerçekleştirecek olansa Marx'tı. Tözsel yabancılaşma -şeyleşme- yaşayan, canlı insanları hiçe sayar. Ancak insanlar da yabancılaşmayı hiçe sayar. Bilgi ve eylem fetişizmin karanlık bulutlarını dağıtır ve onu yaratan koşulları aşar. Marksizm asla yegâne gerçekliğin ekonomi olduğunu veya mutlak bir ekonomik gereklilik olduğunu savunmaz. Aksine ekonomik kaderin göreli ve geçici olduğunu vurgular; onun kaderi, insanların kendi imkânlarının bilincine varmasıyla birlikte, aşılmaktır; bu aşma eylemi, bu dönemin temel, sonsuz derecede yaratıcı edimi olacaktır."[6]

Çünkü "Zenginlik ve yoksunluk -dini bir bilinç ve kötü bir dünyevi bilinç, soyut kültür ve soyut yoksunluğu, devlet ve fiili baskı- geçmişte ve günümüzde insani gerçekliği parçalayan temel çelişkilerdir."[7]

Edebiyat bunu hiç unutmadan; hep öne çıkartmalıdır.

Kolay mı? Immanuel Kant'ın, "Eğer biri kendini solucana dönüştürmüşse, üzerine basılmasından yakınabilir mi?" sorusunu dillendirdiği kapsamda "Ahlâk ne dünyayı açıklamaya, ne de değiştirmeye yeter"ken;[8] "İnsan kendi tasarısından başka bir şey değildir; kendi yaptığı, gerçekleştirdiği ölçüde vardır; yani hayatından, edimlerinin (fiillerinin) toplamından ibarettir!"[9]

Bu noktada Fernando Pessoa, "İnsan için, günümüzde reddedişten başka çıkar yol kalmamıştır," derken; edebiyatçıların da "Gerçek insan, insanı aşmış olandır"ı[10] anla(t)ması gerekmektedir.

* * * * *

Henri Barbusse'ün, "Edebiyat tüm sanatların üzerinde yer alıyor. Yaratılan başyapıtların miktarı ne kadar çok olursa olsun müziğin armonisi bir kitabın kısık sesinin yerini asla tutamaz," uyarısını "es" geçmeden -ve elbette edebiyatın önemini unutmadan!- Marguerite Duras'nın, "İnsan, içinde bir yabancı barındırır, yazmak, işte o yabancıya ulaşmaktır," satırları not edilmeli.

Mesela Miguel de Cervantes Don Kişot romanında iki zıt karakteri, Sanza Panza ve Don Kişot'un çatışmalarını, kendi iç dünyasındaki çelişkilerle ustaca sergilerken; monologlardan kaçınıp, çoğullaştıran diyalogları kaleme almıştır.

Anımsatmadan geçmeyelim: "Don Kişotluk, öyle ya da böyle paranoyak, kötü niyetli, saldırgan, her an değişebilir, inkârcı bir kişiyi olumlu bir örneğe, hatta yel değirmenleriyle savaşta yiğit bir şövalyeye, hatta gerçek bir kahramana, yani her engeli aşarak, faydacılıktan ve ikiyüzlülükten uzakta, kötülüğün sağladığı refahın ve erdemin yarattığı mutsuzluklarının insanı inkâra ve ahlâkla yapılan küçük anlaşmalara, hatta satılmış yaşamlara davet ettiği bir dünyada yönü hep ideale dönük bir kahramana dönüştüren tuhaf bir simya işletir."[11]

Evet edebiyatın vazgeçilmezi insan(lar)ken; onların anlaşma/ anlatma aracı olarak dil ve dilin yapısı müthiş önemlidir. Çünkü dille yaratılan düşler, düşünceler, bunların kurgusu yazarak paylaşılırken; ya yolunu açar ya da önünüze aşılmaz engeller diker.

Edebiyatçı öğrendikleriyle, duygularıyla, kurduğu düşlerle, kurmacasıyla dünyaya tutulan bir ayna gibi yaşam ve insana ilişkin sorular sorar, bunları açıklamaya çalışırken;[12] özgün dil(in)i yaratır: Öz yaşamsal izlekleri; "düşünsel/kuramsal ağırlıklı" diliyle.

O hâlde yazar: Bir dil yaratarak yaşanır kılan bir anlatıcıdır. Onun yazın coğrafyası, dil evreni yaşam ve adına çok şey söylemektedir.[13]

Bu kıyısız, kıyısız olmayan gerçekçiliktir; hem de "Araya araya, aradığı şeyden de şüphe etmeye kadar varmıştı." "Bir düşte uyanık yürüyoruz; bizler geçmiş zamanların hayaletlerinden başka bir şey değiliz,"[14] deyişindeki üzere Roger Garaudy'nin...

Kolay mı?

Karl Marx'a göre, büyük yazınsal yapıtlar, şiirselliklerini yitirmeksizin, insana ilişkin her şeyi, yaşam koşullarını değiştirme coşkusunu heyecan verici bir tarzda anlatırken; dil, hem yazınsal üretimle gelişir, hem de yazını geliştirir.

Özetle "Dil belirleyen, yazın belirlenen"ken;[15] "Yazıncı özgürdür!"[16]

Ancak yazar, zanaatının ustası olmak zorunda. Ama "edebiyat için" bu zanaatın aşılıp sanatçı olunması gerekir. Bunun için de anadilindeki iletişim diline dayalı kullanımın bırakılıp soyutlayım dönüştürüm temelli bir yazınsal dile dönüş zorunlu...

İyi kötü anlatım yetisine sahip biri, yazmak istediği herhangi konuyu, kullanımlık iletişim diliyle de olsa, roman düzeneği içinde kitaplaştırabilir kuşkusuz. Tahkiye anlamında hikâyeler de nakledebilir. Bu durum, yazılanların "roman gibi", "öykü gibi" anlatılmaya çalışıldığı düşüncesine yol açsa da, sözü edilen metni tek başına "roman" ya da "öykü" yapmaya yetmez hiçbir zaman.

Edebiyat yapıtı da öteki alanlarda görüldüğünce kendine özgü dile, mantığa dayanır ille. Bu, iletişim amaçlı gündelik konuşma diline sığdırılarak edebiyat yapılamaz, anlamına gelir. Homeros için de geçerlidir bu, Yunus Emre, William Shakespeare, Franz Kafka, Yaşar Kemal için de. Oysa bu adların yapıtları, kullanmalık dille çok çok bir iki paragrafta özetlenebilir. Zaten onları büyük kılan da, birkaç satırla özetlenebilecek izlekleri, konuları, sorunsalları özgün bireysel dil, kurgu, biçem hüneriyle büyük yapıtlar hâline getirebilmesinde yatıyor. Edebiyata özgü matematik şunu söylüyor demek: Soyutlayımsız dönüştürümsüz edebiyat olmaz![17]

Ayrıca şunları da eklemeden geçmek olmaz! Karl Marx sanat felsefesini yansıtan şu belirlemeyi yapar: "Bir yazar yapıtlarını bir amacın aracı olarak görmez. Yapıtları öz-amaçtır." Yazarın kendisi de başkaları için o denli az araçtır ki, "Gerektiğinde kendi varlığını onların varlığına feda eder."[18]

Bir şey daha: Jean-Paul Sartre, yazarın sözü iyi kullanması gerektiği vurgusuyla, "Önemli olan konu değil, onun nasıl işlendiğidir," dermiş...[19]

* * * * *

Edebiyatçı için yazılanların kuru/ yavan olmaktan kurtarılarak, karakterlere daha baskın "karakteristik" öğeler kazandırılması her daim vazgeçilemezken; Karl Marx'ın deyişiyle, "Hiçbir sınır tanımayan bir özlemin taşkınlığını"[20] dillendirmek "olmazsa olmaz"dır.

Mesela William Shakespeare'in, 'Hamlet'i[21] ve 'Othello'sundaki[22] gibi...

Nikolay Gogol'ün, 'Bir Delinin Anı Defteri',[23] 'Palto'sundaki[24] üzere...

Franz Kafka'nın, 'Dava'sındaki[25] karelerle...

José Saramago'nun, 'Körlük'ündeki[26] kıvamda...

Gabriel García Márquez'in, 'Yüzyıllık Yalnızlık'[27] ile 'Kırmızı Pazartesi'sindeki[28] büyülü gerçekçilikle...

"Büyülü Gerçekçilik bir ruhun içindeki kristalin güneşte rengârenk parlaması, zekâ oyunları, okurla adeta pinpon oynar gibi karşılıklı alışverişler, okuru o dünyaya katmak"ken;[29] elbette toplumcu gerçekçiliği de "es" geçmek ol(a)maz!

Georg Lukàcs, toplumcu gerçekçiliği gerçekçiliğin en yetkin aşaması olarak görürken;[30] Ernest Fischer de, "Sanat yapıtları, çoğu kez nesnelleştirilmiş ideolojilerdir ama çoğu kez de tam tersi, gerçekliğin ideolojiye karşı zaferidir,"[31] diyerek ideoloji-sanat yapıtı ilişkisinde sanatın görece özerkliğini vurguladı.

O hâlde "Bir fikir, bir şekilde sanatsal olarak -yani, belli bir tarzda- ifade edilmediği sürece etkili olamaz."[32]

"Biçimden ayrı tutulması neredeyse imkânsız olan içerik ("konu") sanat tarihinden de rahatça anlaşılabileceği gibi bariz bir şekilde toplumsal çevre tarafından belirlenmektedir."[33]

"Sanat, ahlâk, felsefe, siyasete 'hizmet eder', yani, siyasete 'içkin'dirler, onun bir unsuruna indirgenebilirler ama tersi olamaz."[34]

"Bir eser, kendisi için belirlediği hedefler paralelinde yargılanmalıdır: Bilimsel yaratım ve yeniden düzenleme veya bilinen olguların ve argümanların belli bir kültürel grup içinde belli bir kültürel seviyede anlatılması vs. Bir anlatım 'tekniği' vardır ve eğer yoksa da yaratılmalıdır. Anlatım, kişinin araçların amaca uygunluğunu tartması gereken tamamen pratik bir eylemdir (en geniş manada teknik)."[35]

"Belinski, 'Fikirsiz sanat ruhsuz bir insan gibidir; yani bir ceset gibi...' demişti."[36]

"Zola ve Jaures'in ölümünün ardından halkla halk hakkında konuşmasını bilen kimse kalmadı ve 'estetikçi edebiyatımız' kendi benmerkezciliği içinde boğulmakta. Edebiyat alanında Zola, siyaset alanında ise Jaures, halkın son temsilcileridir,"[37] uyarıları eşliğinde edebiyatta daha bariz sanatsal politik, insani çizgiler öne çıkarılmalı.

* * * * *

 "Her sanat yapıtı işlenmemiş bir suçtur." "Bugün sanatın görevi düzene kaos getirmektir."[38]

"Sanat ve başkaldırı ancak son insanla birlikte ölecektir."[39]

"Sanatın yalnızca insanların duygularını belirttiği doğru değildir. Hayır, sanat insanların hem duygularını, hem de düşüncelerini belirtir. Üstelik, onları soyut bir yolla değil, imgelerle belirtir."[40]

"Sanat, dünyanın bildiği en yoğun bireysellik şeklidir."[41]

Çünkü Andrey Tarkovski'nin, "Dünya mükemmel olmadığı için sanat vardır"; Federico Fellini'nin, "Sanat otobiyografiktir. İnci, istiridyenin otobiyografisidir"; Paul Gauguin'in, "Sanat ya çalıntıdır ya da devrim," diye betimledikleri sanatın, en başta edebiyat olmak üzere tüm dallarının önemli görevlerinden biri, kişide karşılık bulma zamanı gelmemiş bir istek uyandırmaktır. Çünkü o görmeyi, algılamayı, kavramayı, düşünmeyi, eleştirmeyi, yorumlamayı, değerlendirmeyi öğretir insana. Bu değerler hiyerarşisi içinde insan yalnız kendi kişiliğini değil, içinde yaşadığı toplumun da düzeyini geliştirirken, bütün bunların bir yaşam biçimine dönüştüreceğini kavrar.

O hâlde sanatçının ifade edeceği bir dünya olması için, öncelikle bu dünyada yer almak ve hangi toplumda olursa olsun soru(n)ları bulup çıkarmakla mükelleftir.

Ancak bu yüklülüklerle müsemma sanatı "Çağını yansıtır";[42] "Özgür ortamlarda gelişir";[43] "Ruh sağlığınızı korumak için hiçbir sanat olayını kaçırmayın!"[44] türünden sunma kolaycılığına prim verilmemeli.

Sanatsal etkinlik veya sanat nedir sorusu çok eski dönemlerden beri filozofların temel meselelerinden biriydi. Genel bir söylemle Platon sanatı tanımlarken evrendeki varlıkların yansıması olarak görüyordu. Aristo ise sanatı taklit olarak açıklamıştı.

Daha yakın döneme gelirsek: Georg Lukacs, 'Estetik'te şöyle bir tanımlama yapar: "Bu geniş evrende yüzyıllardır varlığını sürdüren sanat kavramının kendini ortaya koyduğu nesne, sanat yapıtıdır ve sadece beş duyuyla algılanabilecek bir nesne olmaktan çok içinde toplumu, insanlığı, tarihi, ahlâk ve etiği barındıran kısaca insanlığın tüm değerlerini taşıyan özel bir nesnedir."[45]

Sanat, yüksek nitelikli bir çabanın ürünüdür ve bir değer yaratır. Bu değer ise güzellikten, mükemmellikten ve nitelikten başka bir şey değildir.[46]

Ancak o, kopyacılık ol(a)maz. Kopyacılık, yeni şeyler ortaya koyamaz; anlama ve farklı olarak anlamanın önünü keser. Farklılıkların ve farklı olmayanların ayırdına varmanın önünü keser.

O hâlde sanat öğretirken öğrenen, öğrenirken öğreten, ötekilerle iletişime geçerek oluşunu yaratan bir diyalogdur ve "Sanat apolitikleşmedi, yozlaştı,"[47] diye betimlenen kesitte de farklı ol(a)maz...

* * * * *

Dediklerimi William Shakespeare'in, "Kitaplarım bana yetecek kadar büyük bir krallıktır," deyişine Maksim Gorki'nin, "Pek çok değersiz kitap okudum, ama onların bile yararı oldu bana. İnsan, yaşamın güneşli yönlerini olduğu kadar, çirkin yönlerini de bilmelidir. İnsan, olabildiğince çok bilgi edinmelidir. İnsanın deneyimleri ne denli çeşitli olursa, görüş alanı o denli büyük, yapısı o denli sağlam olur," saptamasını ekleyip; son sözü de Aziz Nesin'in, "En güzel yapıtım, henüz yazmadığımdır," ifadesiyle tamamlayayım.

 

N O T L A R

[*] Kaldıraç, No: 234, Ocak 2021...

[1] Thales.

[2] Tomasz Kurianowicz, "Slavoj Zizek: İğrenç Bir Barbarlığa Doğru Sürükleniyoruz", 4 Aralık 2020... https://www.birgun.net/haber/marksist-sosyolog-filozof-ve-kultur-elestirmeni-slavoj-zizek-igrenc-bir-barbarliga-dogru-surukleniyoruz-325363

[3] "Köprüdeki intiharı seyreden otomobil sürücüsü ya da metrobüs yolcusu, camın ardından, televizyon monitörüne bakarcasına, 'Ne kadar yakın, o kadar uzak!' paradoksuna tutsak kalmaya başlar. Bir süre sonra bu tutsaklığı tercih de eder. Çünkü 'pasif tanıklık' hiç bir zaman yormayacaktır kendisini. Televizyon izleyicisinin hantallığı, gündelik hayatın öznesiyken de yapışmıştır bedenine. Böylece köprüdeki intihar, ellerinde patlamış mısır ve colalarla seyredilen bir 'sahne gösterisi'ne dönüşüvermiştir..." (Jean Baudrillard, Siyah Anlar, çev: Ayşegül Sönmezay, Ayrıntı Yay., 1999.)

[4] "Karl Marx boşuna dememiş, 'İnsan olsa olsa zamanın enkazıdır' diye. Vakit nakde çevrildiğinden beri bedenler zaman denilen otoyolda hızlanmak zorunda... Zamanı kapitalizmin elinden kurtarmalı. Yoksa yeryüzünün yıkımında kepçeler, yıkım makineleri, motorlar olmaktan başka seçeneğimiz kalmıyor. Yıktığımız yeryüzüdür, kendi bedenlerimiz ve belleğimiz. Ve kapitalizmin nihai hedefi, sorun çıkaran duygulu, duyumsayan bedenlerden kurtulmak; yeter ki makine tıkır tıkır işlesin... Kapitalizmin saat zamanı içsel zaman deneyimimizi kesintiye uğratmıştır. Makinenin yıkımlarıyla baş edemediğimizde zaman algımız değişiyor ve bedensel/ ruhsal sorunlar yaşıyoruz." (Rahmi Öğdül, "Zamanı Nasıl Deneyimliyorsunuz?", Birgün, 8 Mart 2019, s.15.)

[5] Antonio Gramsci, Hapishane Defterleri, çev: Adnan Cemgil, Belge Yay., 2011, s.34.

[6] Henri Lefebvre, Diyalektik Materyalizm, çev: Barış Yıldırım, Sel Yay, 2006, s.67.

[7] Henri Lefebvre, Diyalektik Materyalizm, çev: Barış Yıldırım, Sel Yay, 2006, s.68.

[8] Georgiy V. Plehanov-Jean Freville, Sosyalist Gözle Sanat ve Toplum, çev: Asım Bezirci, May Yay., 1968, s.24.

[9] Jean Paul Sartre, Varoluşçuluk, çev: Asım Bezirci, Say Yay., 2015, s.55.

[10] Nikos Kazancakis, Allahın Garibi, çev: Ender Gürol, İz Yay., 2003.

[11] Michel Onfray, Gerçekleşmeyen Gerçeklik, çev: Aytekin Karaçoban, Everest Yay., 2017.

[12] Öner Yağcı, "Kadın ve Edebiyat", Cumhuriyet Kitap, No:1601, 22 Ekim 2020, s.3.

[13] Feridun Andaç, "Bilge Karasu ile Yazıda Yaşamak", Cumhuriyet Kitap, No:1606, 27 Kasım 2020, s.6.

[14] Roger Garaudy, Kıyısız Bir Gerçekçilik, çev: Mehmet H. Doğan, Fol Kitap, 2020.

[15] Onur Bilge Kula, "Dil Belirleyen, Yazın Belirlenendir", Cumhuriyet Kitap, No:1605, 19 Kasım 2020, s.6.

[16] "... 'Yazın eleştirmeni, bir yazınsal metnin yazarı ve onun fantezisi hakkında sorgulama ve ona şunu sorma hakkına sahip değildir verilemez' diyen Victor Hugo şu belirlemeleri yapar:

'Yazıncı neden bu malzemeyi seçmiştir, neden bu rengi almıştır, neden bu ağaçtan meyve koparmıştır, bu kaynaktan beslenmiştir? Asıl sorulması gereken soru, 'yapıt iyi midir, kötü müdür?' sorusudur. Eleştirinin egemenlik alanı, bu sorunun ötesine uzanmaz. Eleştiri, uygulanan renkleri ne övmek, ne de yermek zorundadır. Şiirde kötü veya iyi malzeme yoktur; sadece iyi ya da kötü ozanlar vardır. Her şey, sanatın malzemesi, her şey kullandığı alanıdır sanatın. Her şeyin şiirde yurttaşlık hakkı vardır. Öbür malzemeyi değil de bu malzemeyi seçmemize yol açan nedenleri, malzemenin üzücü veya eğlendirici olup olmadığını, tüyler ürpertici veya sevecen, aydınlık veya karanlık, tuhaf veya yalın olup olmadığını tartışmayalım. Nasıl çalıştığınızı araştıralım, ne üzerine ve niçin çalıştığınızı değil.'

Yazıncının her konuda özgür olduğu anlayışını dile getiren bu sözler, yazınsal açıdan önemli olanın, yazıncının seçtiği malzeme ya da izlek değil, bunları sanatsallaştırma yetkinliği olduğunu ortaya koymaktadır.

Hugo'nun şu belirlemeleri, yazınsal yaratımın ve alımlamanın katıksız öznelliğini dile getirmektedir: Okuyucular, 'neden hoşumuza giden veya bizi eğlendiren konuları işlemiyorsunuz? Ne tuhaf bir keyfiniz var öyle?' gibi sorular soruyorlar. Yazıncı, bu tür sorulara kararlı biçimde şu yanıtı vermiştir: Benim keyfim, benim keyfimdir! Sanatın sınırları nerededir; bunu bilmiyorum. Tinin dünyasının kesin bir coğrafyası hakkında hiçbir şey bilmiyorum. Şimdiye değin, olanaklı ve olanaksız olanın sınırlarının kırmızı veya mavi olarak belirtildiği sanatın gezi haritasını da görmedim. Kısacası, bunu yaptığım için, bunu yaptım.'

Görüleceği üzere, neyin, hangi izleğin nasıl yazınsallaştırılması gerektiğini yalnızca yazar karar verir." (Onur Bilge Kula, "Yazıncı Özgürdür!", Cumhuriyet Kitap, No:1607, 3 Aralık 2020, s.14.)

[17] M. Sadık Aslankara, "Edebiyat; Soyutlayım ve Dönüştürüm...", Cumhuriyet Kitap, No:1604, 12 Kasım 2020, s.20.

[18] S. S. Prawer, Karl Marx ve Dünya Edebiyatı, çev: Ezgi Kaya-Selin Dingiloğlu, Yordam Yay., 2017.

[19] Adnan Binyazar, "Yazınsal Deneme", Cumhuriyet Kitap, No:1607, 3 Aralık 2020, s.16.

[20] S. S. Prawer, Karl Marx ve Dünya Edebiyatı, çev: Ezgi Kaya-Selin Dingiloğlu, Yordam Yay., 2017, s.30.

[21] William Shakespeare, Hamlet, çev: Sabahattin Eyüboğlu, Türkiye İş Bankası Kültür Yay., 2008.

[22] William Shakespeare, Othello, çev: Özdemir Nutku, Türkiye İş Bankası Kültür Yay., 2006.

[23] Nikolay Vasilyeviç Gogol, Bir Delinin Anı Defteri, çev: Mazlum Beyhan, Türkiye İş Bankası Kültür Yay., 2010.

[24] Nikolay Vasilyeviç Gogol, Palto, Çevirmen: Serdar Arıkan, İthaki Yay., 2017.

[25] Franz Kafka, Dava, çev: Gülperi Sert, Türkiye İş Bankası Kültür Yay., 2015.

[26] José Saramago,  Körlük, çev: Işık Ergüden, Kırmızı Kedi Kitabevi, 2017.

[27] Gabriel García Márquez, Yüzyıllık Yalnızlık, çev: Seçkin Selvi, Can Yay., 2016.

[28] Gabriel García Márquez,  Kırmızı Pazartesi, çev: İnci Kut, Can Yay., 2000.

[29] Nazlı Eray, "Büyülü Gerçekçilik; Parçalanan Kristal", Cumhuriyet Kitap, 27 Şubat 2020, s.10.

[30] Georg Lukàcs, Çağdaş Gerçekçiliğin Anlamı, çev: Cevdet Çapan, Payel Yay., 1986.

[31] Ernest Fischer, Sanatın Gerekliliği, çev: Cevdet Çapan, Payel Yay., 1995.

[32] Antonio Gramsci, Hapishane Defterleri 2. Cilt, çev: Barış Baysal, Kalkedon Yay., 2014.

[33] Antonio Gramsci, Hapishane Defterleri 4. Cilt, çev: Barış Baysal, Kalkedon Yay., 2014.

[34] Antonio Gramsci, Hapishane Defterleri 2. Cilt, çev: Barış Baysal, Kalkedon Yay., 2014.

[35] Antonio Gramsci, Hapishane Defterleri 2. Cilt, çev: Barış Baysal, Kalkedon Yay., 2014.

[36] Georgiy V. Plehanov-Jean Freville, Sosyalist Gözle Sanat ve Toplum, çev: Asım Bezirci, May Yay., 1968, s.20.

[37] Antonio Gramsci, Hapishane Defterleri 2. Cilt, çev: Barış Baysal, Kalkedon Yay., 2014.

[38] Theodor W. Adorno, Minima Moralia, çev: Ahmet Doğukan-Orhan Koçak, Metis Yay., 2005

[39] Albert Camus, Başkaldıran İnsan, çev: Tahsin Yücel, Can Yay., 2015, s.356.

[40] Georgiy V. Plehanov-Jean Freville, Sosyalist Gözle Sanat ve Toplum, çev: Asım Bezirci, May Yay., 1968, s.20.

[41] Oscar Wilde, Sosyalizm ve İnsan Ruhu, Çev: Fuat Sevimay, Aylak Adam Yay., 2013, s.32.

[42] Evin İlyasoğlu, "Sanat Çağını Yansıtır", Cumhuriyet, 5 Ağustos 2020, s.13.

[43] Adnan Binyazar, "Görkemli Yapılar", Cumhuriyet, 27 Eylül 2019, s.13.

[44] Zeynep Oral, "Ruh Sağlığı İçin Sanat", Cumhuriyet, 1 Eylül 2019, s.13.

[45] Georg Lukacs, Estetik-1, çev: Ahmet Cemal, Payel Yay., 1985.

[46] Patrick Doorly, Sanatta Hakikât Niteliğin Dönüşü, çev:Aydın Çavdar, Ayrıntı Yay., 2019.

[47] Burak Abatay, "Zülfü Livaneli: Sanat Apolitikleşmedi, Yozlaştı", Birgün, 18 Ağustos 2019, s.14.

 

 

  Bu yazı 9642 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

☁️
--°

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    # Takım O G B M A Y AV P
    1Galatasaray7511--516
    2Beşiktaş7502--815
    3Amed7421--814
    4Fenerbahçe7412--1313
    5Trabzonspor7412--1113
    6Alanyaspor7331--212
    7Kocaelispor7403--212
    8Çorum FK7313--410
    9Kasımpaşa7241--010
    10Rizespor7313---210
    11Başakşehir7223---18
    12Gaziantep FK7223---38
    13Gençlerbirliği S.K.7223---88
    14Erzurumspor FK7223---88
    15Göztepe7133--06
    16Konyaspor7124---45
    17Samsunspor7115---94
    18Eyüpspor7106---183
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    16 Ekim, CumaÇorum FK20:00Rizespor
    17 Ekim, CumartesiErzurumspor FK13:30Eyüpspor
    17 Ekim, CumartesiGençlerbirliği S.K.16:00Galatasaray
    17 Ekim, CumartesiAmed16:00Konyaspor
    17 Ekim, CumartesiFenerbahçe19:00Alanyaspor
    18 Ekim, PazarKasımpaşa13:30Samsunspor
    18 Ekim, PazarKocaelispor16:00Göztepe
    18 Ekim, PazarBaşakşehir19:00Gaziantep FK
    19 Ekim, PazartesiTrabzonspor20:00Beşiktaş
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Kayserispor10811--1725
    2Iğdır FK10622--620
    3Bursaspor9612--819
    4Batman Petrolspor10613--319
    5Keçiörengücü10451--917
    6Mardin 19699432--515
    7Sarıyer10433---115
    8Antalyaspor10505---215
    9Bandırmaspor10352--914
    10Fatih Karagümrük9342--113
    11Sivasspor10262--112
    12Muğlaspor9261--112
    13Bodrum FK10253--211
    14Pendikspor10244---710
    15Manisa F.K.9234---19
    16Esenler Erokspor9153---58
    17Ümraniyespor9144---37
    18Vanspor FK10235---107
    19İstanbulspor10127---155
    20Boluspor9018---181
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    13 Ekim, SalıBandırmaspor1-1Sivasspor
    13 Ekim, SalıSarıyer1-4Bodrum FK
    13 Ekim, SalıPendikspor1-2Vanspor FK
    DünBatman Petrolspor4-2İstanbulspor
    DünAntalyaspor0-4Kayserispor
    DünKeçiörengücü0-0Iğdır FK
    DünÜmraniyespor0-1Boluspor
    BugünMardin 196917:00Fatih Karagümrük
    BugünManisa F.K.20:00Esenler Erokspor
    BugünMuğlaspor20:00Bursaspor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Muş Sport Klübü6510--916
    2Aliağa FAŞ6501--415
    3Elazığspor6411--1113
    4Güzide Gebzespor6330--412
    5Çorluspor 19476312--510
    6İnegöl Kafkas Gençlik6312--310
    7Isparta 32 Spor6312--110
    8Şanlıurfaspor6231--19
    9Menemen FK6303---19
    10Erbaaspor6213--07
    11Somaspor5212---27
    1268 Aksaray Belediyespor6132--16
    13Ankaraspor6204---46
    14Kastamonuspor6204---103
    15Sebat Gençlikspor5023---42
    16Arnavutköy Belediyespor6006---100
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiElazığspor19:00Arnavutköy Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiMenemen FK19:00Güzide Gebzespor
    17 Ekim, CumartesiŞanlıurfaspor19:00Hatayspor
    18 Ekim, PazarKastamonuspor14:30Isparta 32 Spor
    68 Aksaray BelediyesporErbaaspor14:30Çorluspor 1947
    68 Aksaray Belediyesporİnegöl Kafkas Gençlik15:00Sebat Gençlikspor
    68 Aksaray BelediyesporMuş Sport Klübü19:00Ankaraspor
    68 Aksaray BelediyesporSomaspor19:00Aliağa FAŞ
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Yeşilyurt Belediyespor6600--2318
    2Talasgücü Belediyespor6510--1016
    3Bitlis Özgüzelderespor6501--1215
    4Niğde Belediyesispor6501--1015
    5Karaköprü Belediyespor6501--915
    6Mazıdağı Fosfatspor6420--914
    7Kırşehir Belediyespor6411--1513
    8Ağrı 19706222--08
    9Kırıkkale Büyük Anadolu6213---17
    10Silifke Belediyespor6213---37
    11Adana Adaletgucu6204---36
    12Osmaniyespor6204---56
    13Yeni Mersin Idmanyurdu6204---56
    14Karaman FK6204---96
    15Yozgat Bld Bozokspor6114---154
    16Diyarbekirspor6015---71
    17Yeni Malatyaspor6006---180
    18Adanaspor6006---220
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiYeni Malatyaspor14:00Mazıdağı Fosfatspor
    17 Ekim, CumartesiBitlis Özgüzelderespor14:00Yeşilyurt Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiAdanaspor14:30Yeni Mersin Idmanyurdu
    17 Ekim, CumartesiSilifke Belediyespor14:30Karaköprü Belediyespor
    18 Ekim, PazarAğrı 197014:00Kırıkkale Büyük Anadolu
    18 Ekim, PazarKırşehir Belediyespor14:30Niğde Belediyesispor
    18 Ekim, PazarKaraman FK14:30Adana Adaletgucu
    18 Ekim, PazarOsmaniyespor14:30Diyarbekirspor
    18 Ekim, PazarYozgat Bld Bozokspor19:00Talasgücü Belediyespor
    Son güncelleme: 15.10.2026 11:51:43