Temel DEMİRER

İKTİDARIN SÖZLERİNDEN ŞÜPHELEN, ÖZGÜRLÜĞÜ SEÇ[*]-TEMEL DEMİRER

Temel DEMİRER
  30-08-2026 10:58:00

TEMEL DEMİRER

 

"Düşünürseniz, acı çekersiniz.

Şüphe ederseniz, delirirsiniz.

Hissederseniz, yalnız kalırsınız."[1]

 

Şüphe etmeyen insan düşün(e)mez...

Azınlık "Düşün", çoğunluk "Diz çök ve iman et!" derken; otoriteye sorular soramıyorsak, bir cinnetle yüz yüzeyiz demektir; sürdürülemez kapitalizmin bugünü tam da böyledir...

Post-modern illüzyonlar ya da "mış gibi" gölge oyunlarının orta yerinde Aristo'nun, "Şüphe, bilgeliğin başlangıcıdır"; William Shakespeare'in, "Alçak gönüllü şüphe, bilginin işaret fişeğidir"; Aldous Huxley'in, "Gerçekler, görmezden gelindikleri için var olmaktan vazgeçmez"; Friedrich Nietzsche'nin, "Yalnızca yürüyerek ulaşılan düşünceler değerlidir"; Diogo Mainardi'nin, "Vatansever olduklarını söyleyenlere şüphelenmek güzel. Demokratik olduklarını söyleyenlere karşı şüphe duymak iyi olduğu gibi. Aslında her şeye karşı dikkatli olun"; Noam Chomsky'nin, "Geleneksel bilgelik olan her şeye karşı şüpheci bir tavır alarak başlayın," uyarılarına kulak vermek, giderek önem kazanıyorlar.

Çünkü gerçeği gerçekten bilmek için şüphe vazgeçilemezdir. Şüphe öğrenmenin başlangıcıdır; gerçeklere ulaşmak için atılan adımdır; toptancı güvenirlikten çok daha işlevseldir.

Düşünmek, sorgulamaktır. Şüpheden başlamak bilgiye ulaştırır. Kesinliklerle başlayan, şüphelerle bitirir. Bilgimiz arttığında şüphemiz de artar. Şüphe ve kararlı olmak korkudan kurtarır.

Şüphe etmek, cehaletten kaçınmayı öğretirken; çok bilmek çok şüpheyi gerektirir.

* * * * *

"Nasıl" mı?

"Artık doktorların sağlığı, üniversitelerin bilgiyi, hükümetlerin özgürlüğü, basının haberleri, dinin ahlâki değerleri ve bankaların ekonomiyi yok ettiği bir toplumda yaşıyoruz," ifadesindeki üzere Chris Hedges'in...

Kolay mı?

İktidar, kendini çepeçevre saran bir imgeler, inançlar sistemi yaratarak, kişilerin iktidar ilişkilerini kendisinin saptadığı yönde algılamasına yol açar; Louis Althusser'in, "Devletin kapitalizmin yeniden üretimini sağlamada iki tür sistemi vardır: İlki, Devletin Baskı Aygıtları; hükümet, ordu, polis, hapishane. İkincisi Devletin İdeolojik Aygıtları; eğitim, din, siyaset, sendika, basın-yayın. Bunlar ideolojik yeniden üretimi devletin işleyişine bağlayan kültürel aygıtlardır," betimlemesindeki üzere.

Dinsel ahlâk da bir iktidar aracıyken; iktidarların "hukuk" dediği şey onların uşağı, tiranlığıdır. Ücretli kölelik sistemi de size itaat etmenizi emreden iktidarı olağanlaştırır; itaat etmezseniz o boyun eğdirmek için şiddete başvuracaktır. İktidar karşısında haklı olmak, itiraz etmek çok "tehlikeli"dir.

Çünkü iktidar itaati dayatırken, tiranlık kölelikle kaimdir. Malum: Koyunların ülkesinde kurtlar hükümdar olabilir. En önemlisi de mutlak iktidar mutlak sondur. Yönetmek istemi, yönetilmeyi, ezilmeyi kaçınılmaz kılar.

Bu bağlamda tiranlar özgürlükten korkarlar; iktidarın olduğu her yerde sansür, baskı vardır.

İktidardaki aptallığın var eden ve süreğenliğini sağlayan, itaattir. Tiranlık da, bir kişinin konuşup diğerlerinin onu dinlediği durumu temsil eder. Öyle ki, sürüleştirilmiş insanların sıradanlığı diktatörlüğün güvencesidir. Yani onlara katlandığınızda size hiçbir zarar vermez. İtiraz bastırıldıkça iktidarın kendine güveni pekişir.

Ama iktidar tehlikeye düştüğünde, şiddet tavan yapar. Zayıflayan iktidar daha baskıcı ve adaletsiz olur.

Yani iktidar düşüncelerin ve eylemlerinin çerçevesini çizerler. İktidarın amacı kendi bekasıdır.

İktidar bizi gözleyip, biçimlendirerek var olurken; korku da tiranlığın en sadık müttefikidir.

Eleştiriye, itiraza aldırmadan hayatı yöneten burjuva iktidar örgütlü şiddetten başka bir şey mi ki?

Louis Althusser'in, "Hükümet egemen sınıfın siyasetini yürütür"...

Georges Politzer'in, "Sömürücü sınıfların iktidar gücü yalana dayanır"...

Leo Huberman'ın, "Hükümetin, politikasını her zaman başat sınıfın çıkarlarına ve amaçlarına uyarlaması eşyanın tabiatı gereğidir"...

Jorge Luis Borges'in, "Diktatörlük rejimleri, baskı, biat ve gaddarlık doğurur. Ama en kötüsü, aptallığı yaygınlaştırmasıdır"...

Emma Goldman'ın, "Din, insan aklının hâkimi; mülkiyet, insan ihtiyaçlarının hâkimi; hükümet de, insan davranışlarının hâkimi olarak, insanın köleliğinin kalesini ve onun getirdiği her tür korkuyu temsil eder"...

V. İ. Lenin'in, "Her devrimin temel sorunu iktidar sorunudur"...

Zygmunt Bauman'ın, "Kısıtlananlar olduğu sürece özgürlük iktidardır," ifadelerindeki üzere.

Özetle iktidara rıza gösterilmezse, o hızla yıkılır. Kulluk edilmezse tiran yok olur. En iyi iktidar, olmayandır. İktidarı her adımda yok etmek tek çözümdür. En iyi iktidar, en az yönetendir; devleti sönümlendiren özgürlüktür.

* * * * *

"Nasıl" mı?

Sözüm ona hepimiz "eşit", bir de üstüne üstlük "özgürüz", öyle değil mi?

Bu kocaman bir yalan olsa da, egemenler böyle diyor ve kalın ciltli kanun kitaplarında da böyle yazıyor.

Aslı ise, sınıflar var oldukça, "eşitlik"in de, "özgürlük"ün de sınıfsal olduğu. Bundan ötürü, ezilenlerin mücadele etmeden özgürlük de, eşitlik de kazanamayacağı.

Sınıflı toplumlarda özgürlük bir hak değil, hayata geçirilmesi gereken görevdir; ne ki, özgürlüğün kurtarıcılığına inanmak iyi, ama yeterli değil. O ancak itirazın cesaretiyle imkân dâhilinde olan sürekli bir mücadeledir.

Özünde nefes almaktan başka bir şey olmayan özgürlüğü düşmanları yüksek sesle yargılayıp, yok etme fiilini hayata acımasızca geçirirlerken; özgürlük her şeye karşın vazgeçmeyen ısrarın gücüdür.

Egemenlere "Hayır" diyebilme gücü ve praksisi olarak özgürlük kimseye sunulmaz; ona sen layık olacak, onu sen kazanacaksın.

Özgürlükten daha önemli bir şey olmadığı bilinciyle, gelecek, umudu olmanın ötesinde, şu "an"ken; şunları da aktarmadan geçmek ol(a)maz:

Karl Marx'ın, "Özgürlüklerin şu ya da bu biçimine karşı olanlar, bütün özgürlüklere karşıdırlar"...

Louis Althusser'in, "Yerçekimi nasıl cisimlerin özü ise, özgürlük de insanların özüdür"...

George Orwell'ın, "Özgürlüklerini savunmayanların ödedikleri bedel ağırdır"...

Bertolt Brecht'in, "Özgürlük neye yarar, yaşarsa bir arada özgürlerle tutsaklar"...

Jean-Jacques Rousseau'nun, "Devlet büyüdükçe, özgürlük de o oranda küçülür"...

Fidel Castro'nun, "Herkes özgürlük ister. Ama ne acıdır ki, özgürlüğü kazanmak için savaşmak zorundasınız"...

Albert Camus'nün, "Hiç kimsenin neyin ak, neyin kara olduğunu söyleyemediği yerde; ışık söner, özgürlük gönüllü bir tutsaklık olur"...

Komutan Yardımcısı Marcos'un, "Özgürlük şafak vakti gibidir. Kimileri gelmesini beklerken uyur, ama kimileri de uyanık kalır ve ona ulaşmak için gecenin içinden yürür!"...

V. İ. Lenin'in, "Paranın egemen olduğu bir toplumda, emekçilerin yoksulluk içinde kıvrandığı, bir avuç zenginin de onların sırtından asalaklık ettiği bir toplumda gerçek özgürlük olamaz"...

Steve Best'in, "Özgürlük hiçbir zaman oy pusulasında olmayacak. Kurtuluş elimizde pankart taşıyarak ya da dilekçe yazarak gelmeyecek"...

Ulrike Meinhof'un, "Özgürlük ancak kurtuluş uğruna mücadele içinde mümkündür"...

Henri Barbusse'ün, "Enternasyonalist olmadan, özgürlükten yana olunamaz"...

"Özgürlük eşitliktir," vurgusuyla bir şeyi daha eklemeden geçmeyelim: Ekonomik olarak esaret altında kaldığınız sürece özgürlük boş bir laftır. Kurtlar için özgürlük, koyunlar için ölüm anlamına gelir.

Özgürlük hiçbir zaman verili değildir, her zaman tehdit altındadır. En önemlisi de özgürlükten yoksun "demokrasi iddiası" despotizmdir ve özgürlük açısından hayalden başka bir şey değildir.

* * * * *

O hâlde özgürlüğün bir mücadele olması, onun aynı zamanda bir seçim olduğu gerçeğinin de altını çizer.

Hem neden hep kötü ile daha kötü arasında seçimlere mahkûmuz?

Bir seçimden söz edildiğinde, seçmemek de bir seçimdir.

Her seçim bir vazgeçiştir. Bilgisiz seçim de olanaksızdır.

Sınıflı-sömürücü toplumlarda seçim(ler) yapmaya mahkûmuz; telafisi mümkün olmayan kayıplara yol açsa da...

Kolay mı?

"Demokrasi", mülk sahibi ol(a)mayan yoksulların iktidarın dışına itildiği bir illüzyondur. Malum Georges Clemenceau, "Yalanlar en çok, seçimlerden önce, savaş esnasında ve avdan sonra söylenir," diye betimlediği şeydir; veya "Sözde çoğunluğun tiranlığı" diye tanımlanması da mümkün olan bir kötülüktür o.

"Demokrasi" dedikleri, hızla tiranlığına dönüşendir. Çünkü ezenlerin "seçim özgürlüğü" yaygaralarına sarıldığı yerde, aslında seçilecek bir şey de yoktur! (İktidar emekçilerin sırtından geçinen büyük yalanı temsil eder.)

"Neden" mi? Yanıt Eduardo Galeano'nun "Politikacılar, konuşur ama hiçbir şey söylemezler. Seçmenler, oy kullanır ama seçemezler," ifadesinde yatıyor...

İktidar beşikten mezara tüm davranışlar(ımız)a "boyun eğ(dir)me" ilkesiyle yön verirken; demokrasilerin "olmazsa olmazı" (?) olduğu iddia edilen oy vermek, sadece bir müsekkindir, o kadar.

Özetle düzen içi "özgürlük" mantı(ksızlı)ğının karşılığı yoktur. Bu -olsa olsa!- iktidar sarmalına eklenen yeni bir esaret halkasıdır.

"Seçim" de, kullanılan "oy" da sözü edilen esarete mündemiçtir.

Friedrich Engels'in, "Siyasal iktidar denen şey, bir sınıfın başka bir sınıfı ezmekte kullandığı örgütlü güçten başka bir şey değildir"...

Gloria Steinem'in, "Seçim sistemi değişimin başladığı yer değildir -genellikle topluluklarda ve aşağıdan yukarıya doğru başlar- fakat değişimin durdurabileceği yerdir"...

Émile Zola'nın, "Seçildikten sonra gidip göbeğini şişiren, yoksulları eski pabucundan bile az düşünen ensesi kalınlara oy vermek kimsenin karnını doyurmuyordu"...

Emma Goldman'ın, "Oy vermek bir şeyleri değiştirecek olsa çoktan yasaklanmış olurdu"...

Elisee Reclus'un, "Oy vermek kendi gücünden vazgeçmektir"...

Ivan Illich'in, "Oylama tartışmanın, seçim sandığının ve sehpanın yerini alıyor. Vatandaş ekranın önünde oturuyor ve sessiz"...

Jean Paul Sartre'ın, "Oy verdiğiniz hükümet ve kardeşlerinizin hizmet ettiği ordu, hiç duraksamadan ve vicdan azabı duymadan soykırım yaparken siz kurban değilseniz, o zaman kesinlikle işkencecisiniz"...

Maurice Duverger'nin, "Çağdaş diktatörlükler, biraz demokratik bir görünüş kazanmak amacıyla, yetkisiz bir kukla meclis bulundururlarsa da ülkeyi meclissiz yönetirler"...

Herbert Hoover'in, "Kanunların tek koruyucusu oy çokluğuyla seçilmiş hükümetlerse, hukukun sonu gelmiş demektir"...

George Carlin'in, "Politikacılar size seçim hakkı tanındığı fikrini sürdürmek için varlar. Hakkınız yok. Seçim hakkınız yok. Sahipleriniz var. Size sahipler. Her şeye sahipler. Bütün önemli topraklara. Kolektif şirketleri denetliyorlar ve sahipleriler"...

Hikmet Kıvılcımlı'nın, "Eskiden padişah emrederdi: Halk onun fermanına boynumuz kıldan ince derdi: Bu gün diyorlar ki: 'Sen bana oyunu verdin. Kendi oyunla, senin emrinle iktidara geldim. Eh ne yapalım, pahalılık oldu ise, kabahatli yine sensin. Getirmeseydin bizi iktidara!'..."

Eugene V. Debs'in, "Cumhuriyetçi ve Demokrat partiler ya da daha doğrusu Cumhuriyetçi-Demokrat parti, sınıf mücadelesinde kapitalist sınıfı temsil eder. Bunlar kapitalist sistemin politik kanatlarıdır ve aralarında ortaya çıkan bu farklılıklar ilkelerle değil, ganimetlerle ilgilidir"...

George Orwell'in, "Rüşvetçi, politikacılar, düzenbazları, hırsızları ve hainleri seçen halk, kurban değil, suç ortağıdır," uyarılarındaki üzere.

Çünkü post-modern "demokrasi"(?), seçilmiş diktatörler dönemidir ve de oyları kimin verdiğinden çok, kimin saydığı önemlidir.

* * * * *

Bir kişinin bir diğerini baskı altına almasının imkânsız hâle gelmesini mi hedefliyorsun? Öyleyse, kimsenin iktidara sahip olmamasını sağlamak, iktidarı iktidarsızlaştırmak için toplumsallaştıracaksın.

İktidarın zulmüne karşı tek güvencenin direnmek olduğunu unutmayacaksın. Tiranlığın uyguladığı terör "yasal" olduğu sürece, onu ya onaylar ve teslim olursunuz ya da reddedersiniz. Özgür olmak itaatsizliktir, itaatsizlik ezenlerin iktidarı karşısında hoşnutsuzluk yaratır.

Diktatör; aslında yönettiklerinden korkandır. Sonları hep hazin olmuştur; ya intihar etmişler, ya kaçmışlar ama sığınacak yer bulamamışlar ya da cezalandırılmışlardır. Diktatörler ölür, ancak insanlar uğruna ölmeyi göze aldıkça özgürlük asla yok olmayacaktır.

Ancak halk hangi bahane ile olursa olsun, tiranlığa boyun eğdi mi, itiraz alışkanlığını, hatta ayaklanma düşüncesini ve özgürlük tutkusunu yitirip, kölelerden oluşan bir güruh hâline gelir.

Tam da bu koordinatlarda insan(lar) örneklerden öğrenirken; tarih mezarlığının yenilmez görünen tiranlarla, katillerle dolu olduğunu unutmayın. Onlar sonunda daima yenilirler. Tiranlar da gelip geçer!

Yeter ki Emiliano Zapata'nın, "Halk için adalet yoksa, hükümet için barış olmamalıdır"...

Che Guevara'nın, "Hayatta öyle seçimler yap ki kazandığın şeyler, kaybettiklerine değsin"...

Arundhati Roy'un, "Bayraklar, hükümetlerin önce insanların aklını daraltmak için, sonra da ölüleri gömmek için tören örtüleri olarak kullandıkları renkli kumaş parçalarıdır"...

Gilles Deleuze'ün, "İktidar hayatı hedef aldığında, hayat iktidara direniş olur"...

John Lennon'ın, "Savaşlar, hükümetler, din, aç gözlülük ve hatta ülkelerin olmadığı barış ve özgürlük kokan yepyeni bir dünya kuralım"...

Behice Boran'ın, "İşçi sınıfı bu bilgileri, mücadele deneyimlerini, iktidar için gerekli yetenekleri ancak politik düzeyde örgütlenerek, partileşerek kazanabilir. Kendi bağımsız partisi aracılığıyla ancak iktidar olabilir ve iktidarda kalıp işleri yürütebilir"...

Karl Marx'ın, "Her devrim eski toplumu dağıtır. Bu nedenle toplumsaldır. Her devrim eski iktidarı devirir. Bu nedenle siyasaldır"...

V. İ. Lenin'in, "İnsanlık henüz gelişmedi, ve biz henüz işçilerin, tarım emekçilerinin, köylülerin, asker temsilcilerinin sovyetlerinden daha üstün ve daha iyi bir hükümet şekli bilmiyoruz." "Hiçbir diktatör iç savaş çıkarmadan gitmez"...

Eduardo Galeano'nun, "İtilmezse hiçbir diktatör düşmez!" uyarılarını "es" geçmeyelim!

Ve unutmayalım:

Soru(n)ları çözmek için kapitalistlerin hükümetlerine, kurumlarına asla güvenmeyin. Toplumsal değişim ezilenlerin devrimci praksisinden kaynaklanır.

Kapitalizm halkın hizmetkârı değildir. Kapitalizm, sadece zenginlerin yasal açgözlülüğünü korumakla ilgilidir. Onun "demokratik"i, "sosyal"i, "adil"i, "özgürlükçü"sü, "barışçı"sı, "eşitlikçi"si vb'leri ol(a)maz!

Hiçbir kapitalist hükümet faşizmi yok etmek üzere savaşmaz. Çünkü burjuvazi, güç; ellerinin arasında kayıp gittiğinde, ayrıcalıklarını tekrar kazanmak için faşizmi diriltecektir.

İnsan aklının dinin hâkimiyetinden; insan bedeninin mülkiyetin hâkimiyetinden kurtarılmasının, hükümetin kısıtlama ve prangalarından komünist ahlâk ve işçi sınıfının iktidar mücadelesi ile kurtulmasındadır çözüm.

 "Komünist ahlâk diye bir şey var mı?" sorusuna da şu yanıtı verir V. İ. Lenin:

 Elbette var, buna hiç şüpheniz olmasın! Kendimize özgü ahlâk anlayışımızın olmadığını söyleyen burjuvazi, biz komünistleri, her türlü ahlâk anlayışını reddetmekle suçlamaktadır. Bu ortalığı karıştırmak, işçi ve köylülerin akıllarını karıştırmak için özenle seçilmiş bir yöntemdir.

Biz hangi anlamda, hangi açıdan ahlâk görüşüne, hangi ahlâk anlayışına karşı çıkıyoruz? Ahlâkı, tanrı buyruğu olarak algılayan ve ruhani nedenlere dayandıran burjuvazinin ahlâk tanımına karşı çıkıyoruz.

Bu noktada, kuşkusuz tanrıya inanmadığımızı, din adamlarının, toprak ağalarının ve burjuvazinin kendi çıkarları yönünden tanrının adından yararlandıklarını bildiğimizi söylüyoruz.

Ahlâk anlayışlarını, ahlâkın olması gereken ilkelerine değil, tanrının buyruklarına, tanrı buyruğuna pek benzeyen idealist veya yarı idealist sözlere dayandırdıklarını söylüyoruz.

İnsan dışı ve sınıf dışı kavramlarla ilişkilendirilen her türlü ahlâk anlayışına karşıyız."

 

4 Temmuz 2026 15:32:18, İstanbul.

 

N O T L A R

[*] Avrupa  Demokrat, Temmuz 2026...

[1] Eduardo Galeano.

  Bu yazı 486 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

☁️
--°

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    # Takım O G B M A Y AV P
    1Galatasaray7511--516
    2Beşiktaş7502--815
    3Amed7421--814
    4Fenerbahçe7412--1313
    5Trabzonspor7412--1113
    6Alanyaspor7331--212
    7Kocaelispor7403--212
    8Çorum FK7313--410
    9Kasımpaşa7241--010
    10Rizespor7313---210
    11Başakşehir7223---18
    12Gaziantep FK7223---38
    13Gençlerbirliği S.K.7223---88
    14Erzurumspor FK7223---88
    15Göztepe7133--06
    16Konyaspor7124---45
    17Samsunspor7115---94
    18Eyüpspor7106---183
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    16 Ekim, CumaÇorum FK20:00Rizespor
    17 Ekim, CumartesiErzurumspor FK13:30Eyüpspor
    17 Ekim, CumartesiGençlerbirliği S.K.16:00Galatasaray
    17 Ekim, CumartesiAmed16:00Konyaspor
    17 Ekim, CumartesiFenerbahçe19:00Alanyaspor
    18 Ekim, PazarKasımpaşa13:30Samsunspor
    18 Ekim, PazarKocaelispor16:00Göztepe
    18 Ekim, PazarBaşakşehir19:00Gaziantep FK
    19 Ekim, PazartesiTrabzonspor20:00Beşiktaş
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Kayserispor10811--1725
    2Iğdır FK10622--620
    3Bursaspor9612--819
    4Batman Petrolspor10613--319
    5Keçiörengücü10451--917
    6Mardin 19699432--515
    7Sarıyer10433---115
    8Antalyaspor10505---215
    9Bandırmaspor10352--914
    10Fatih Karagümrük9342--113
    11Sivasspor10262--112
    12Muğlaspor9261--112
    13Bodrum FK10253--211
    14Pendikspor10244---710
    15Manisa F.K.9234---19
    16Esenler Erokspor9153---58
    17Ümraniyespor9144---37
    18Vanspor FK10235---107
    19İstanbulspor10127---155
    20Boluspor9018---181
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    13 Ekim, SalıBandırmaspor1-1Sivasspor
    13 Ekim, SalıSarıyer1-4Bodrum FK
    13 Ekim, SalıPendikspor1-2Vanspor FK
    DünBatman Petrolspor4-2İstanbulspor
    DünAntalyaspor0-4Kayserispor
    DünKeçiörengücü0-0Iğdır FK
    DünÜmraniyespor0-1Boluspor
    BugünMardin 196917:00Fatih Karagümrük
    BugünManisa F.K.20:00Esenler Erokspor
    BugünMuğlaspor20:00Bursaspor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Muş Sport Klübü6510--916
    2Aliağa FAŞ6501--415
    3Elazığspor6411--1113
    4Güzide Gebzespor6330--412
    5Çorluspor 19476312--510
    6İnegöl Kafkas Gençlik6312--310
    7Isparta 32 Spor6312--110
    8Şanlıurfaspor6231--19
    9Menemen FK6303---19
    10Erbaaspor6213--07
    11Somaspor5212---27
    1268 Aksaray Belediyespor6132--16
    13Ankaraspor6204---46
    14Kastamonuspor6204---103
    15Sebat Gençlikspor5023---42
    16Arnavutköy Belediyespor6006---100
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiElazığspor19:00Arnavutköy Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiMenemen FK19:00Güzide Gebzespor
    17 Ekim, CumartesiŞanlıurfaspor19:00Hatayspor
    18 Ekim, PazarKastamonuspor14:30Isparta 32 Spor
    68 Aksaray BelediyesporErbaaspor14:30Çorluspor 1947
    68 Aksaray Belediyesporİnegöl Kafkas Gençlik15:00Sebat Gençlikspor
    68 Aksaray BelediyesporMuş Sport Klübü19:00Ankaraspor
    68 Aksaray BelediyesporSomaspor19:00Aliağa FAŞ
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Yeşilyurt Belediyespor6600--2318
    2Talasgücü Belediyespor6510--1016
    3Bitlis Özgüzelderespor6501--1215
    4Niğde Belediyesispor6501--1015
    5Karaköprü Belediyespor6501--915
    6Mazıdağı Fosfatspor6420--914
    7Kırşehir Belediyespor6411--1513
    8Ağrı 19706222--08
    9Kırıkkale Büyük Anadolu6213---17
    10Silifke Belediyespor6213---37
    11Adana Adaletgucu6204---36
    12Osmaniyespor6204---56
    13Yeni Mersin Idmanyurdu6204---56
    14Karaman FK6204---96
    15Yozgat Bld Bozokspor6114---154
    16Diyarbekirspor6015---71
    17Yeni Malatyaspor6006---180
    18Adanaspor6006---220
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiYeni Malatyaspor14:00Mazıdağı Fosfatspor
    17 Ekim, CumartesiBitlis Özgüzelderespor14:00Yeşilyurt Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiAdanaspor14:30Yeni Mersin Idmanyurdu
    17 Ekim, CumartesiSilifke Belediyespor14:30Karaköprü Belediyespor
    18 Ekim, PazarAğrı 197014:00Kırıkkale Büyük Anadolu
    18 Ekim, PazarKırşehir Belediyespor14:30Niğde Belediyesispor
    18 Ekim, PazarKaraman FK14:30Adana Adaletgucu
    18 Ekim, PazarOsmaniyespor14:30Diyarbekirspor
    18 Ekim, PazarYozgat Bld Bozokspor19:00Talasgücü Belediyespor
    Son güncelleme: 15.10.2026 11:51:43