Temel DEMİRER

HAYALLERİMİZİ EMZİREN YAZMAK EYLEMİ[*]

Temel DEMİRER
  19-08-2020 17:09:00
 

TEMEL DEMİRER

 

"Derin ıstıraplar güçlü karakterler doğurur...

Karakterlerin heybetine baktığında...

baştan aşağı yara izi doludur..."[1]

 

"Türkiye'yi büyük bir hapishaneye çevirenlerin herkesi herkese ötekileştirdiği bir ülke ki burası, herkes herkesin üveyi olmuş durumda. Bu göz ardı edemeyeceğimiz büyük bir acı gerçek. Ama bir de şu var. Henüz tam kayıp değil vicdan, merhamet, dayanışma,"[2] biçiminde tanımlanması mümkün olan hâl(imiz)de; "Edebiyat iletişimdir. İletişim ise hakkaniyeti gerektirir. Edebiyat, en nihayetinde kavuşulan çocukluğun ta kendisidir," saptamasıyla Jorge Luis Borges'e hak vermemek mümkün mü?

Edebiyat (ya da yazın) bir çocukluk saflığından başka ne olabilir ki?

Bu işin elbette bir yanı; diğer(ler)ine gelince; Onat Kutlar'ın, "Gerçeği görür ve söyleriz. Sözün kılıcı kendi boynumuzu kesse de," diye altını çizdiğidir.

"Sır" falan değil; herkesin malumu: "Bir yazar, bir felsefeci, bir sanatçı, bir bilim insanı niçin vardır? Başka insanların görmediklerini görmek, bilinmeyeni öğretmek ve doğru bildikleri şeyi söylemek için. İnsanların görmediklerini görmek, göstermek, bilinmeyeni öğretmek için gereken şey 'cesaret'tir elbette; her türlü tehlikeyi göze alma cesareti..."[3]

Evet, hakkını vererek yazmak; göze alabilen bir cürettir

Çünkü "Yazdıklarımız, okuduklarımızla düşündüklerimizin, hissettiklerimizle yaşadıklarımızın/ gözlemlediklerimizin bileşkesi"yken;[4] "Anlatı faniliğin bir manevrasıdır. Bir araçtır, yaşama şeklidir."[5]

* * * * *

Sorumluluklarının cüretiyle yazmak konusunda bir "reçete" yok.

Ancak -nasıl olursa olsun- yazarken; "Neden bilgi elde etmek istiyoruz?" sorusunu net biçimde yanıtlamak gerek.

Yazmak kuru bir "merak"ın ürünü olmamalıdır. Amacı her daim "hakikâti bulmak", "sözcüsü olmak" eylemine mündemiç olmakla mükelleftir.

Yazmak, tarafı net olan bir yöntem felsefesi olmalıdır. Yazmak sorunsalına hakikât arayışı penceresinden bakarsak farklılaşma kaçınılmazdır.

Bilgi için akıl, rasyonalizm, deney, sezgi elbette gerekli ama tek başına yetmez. Yöntem olarak tümdengelimden tümevarım ve eleştirel perspektifi gerekli. Bir de "yazmak"ı bir eylem olarak gören duruş.

Bun(lar)a bağlı olarak yazmak eylemi, soru(n) edilen içerikler açısından etkin ve yetkin, derinlikli bir bakışa sahip olmayı gerektirir. Ki bu da hareketi, karşıtların savaşımı olarak açıklayan diyalektik yöntemken; karşıtların birliğinde eskiyle yeniyi, yok olup gidenle gelişeni, değişime direnenle değişimi belirleyeni ayırt etmenin biricik yoludur.[6]

Yazmak bir tarif ve tahlil yöntemidir; onun yenilenme/ ve gelişimindeki sonsuz imkânların da altı çizilmelidir.

Evet, yazmak bilmek, bilincinde olmak ve buna uygun davranmaktır; öğrenerek öğretmektir.

Tam da bunun için yazarak öğrenip/ öğretmenin iki kere düşünmeyi gerektirdiğini unutmadan; Jean Paul Sartre'ın, "Felsefe yapmak, vazgeçmeyi öğrenmektir"; Rene Descartes'ın, "Öğrenmek için ise yararlanabildiğimiz dört nitelik mevcuttur: Zekâ, hayal gücü, duyular ve bellek," uyarılarının kulak vermek gerek...

Ve bir şey daha: Karl Marx, 'Basım Özgürlüğü ve Yayım Üzerine Tartışmalar' (1842) başlıklı yazısında "Yazar, çalışmalarını asla 'araç' olarak görmez," der. Yazınsal çalışmalarda, "öz-amaçtır." Bir başka deyişle, başlı başına amaçtır. Yazar, "kendi varlığını, yapıtlarının 'varlığına' feda eder" ...

O hâlde olmayı ve oluşturmayı öğrenip/ öğreten bir yazın, yargılama yeteneğidir. Çünkü nihai kertede "Edebiyat, yaşamı savunma biçimi"dir.[7]

Bin bir çeşidiyle yazmak eyleminin her adımında Charles Baudelaire'in, "Her zaman bir şair olun, düz yazı yazarken bile," uyarısını kulağına küpe etmek "olmazsa olmaz"ken; bu alanda deneme ile eleştiri, edebiyat dallarından en zor ama en özgür olanıdır.

Yazanı, okuyanı özgürleştirir, düşler kurdurur. Bu nedenle deneme için eleştirinin ikiz kardeşi de denir! Tabii eleştirinin bir üstdil olduğunu unutmadan...

Özetle, edebiyat eleştiriden denemeye ya da tüm farklı disiplinlerine değin, dünyaya bakış açımızı sağlamlaştırırken, yabancılaşmamızı önleyip özgürleştirir.

* * * * *

Bunu yapanlardan birisi, Avrupa'nın önemli kültür ve edebiyat akımlarından Weimar Klasisizminin eserleri üzerinde yükseldiği Johann Wolfgang von Goethe'dir...

"Dehanın ilk ve en büyük şartı gerçeği sevmektir...

"Benim bildiklerimi herkes bilebilir ama yüreğimdir yalnızca bana ait olan...

"Merakı olmayan hiçbir şey öğrenemez...

"Çözümde görev almayanlar problemin bir parçası olurlar," sözleriyle müsemma Onun hakkında, Nicholas Boyle'un, Onu herhangi bir insandan daha fazla tanımaya ihtiyacımız var," demesi boşa değildir.

Romantizm, Klasisizm ve Aydınlanma Devri'nin düşüncelerini alıp sentezleyen bu akım insanlık kavramını, antik kültür anlayışını, iyiliği, hümanizmi ve etik değerleri ön planına alırken Goethe hem Almanya'da hem de Avrupa'da bu akımın temsilcisi olarak kabul edilmişti.

Ölümünden kısa bir süre önce tamamlayabildiği Faust ise Goethe'nin hayatının ve düşüncelerinin bir özeti niteliğindeydi.[8]

* * * * *

"İnsanın karnını doyurması gerek, bu onun en doğal hakkıdır"...

"Yoksul kişilerin baş düşmanı açlıksa, ikincisi hastalıktır"...

"İnsan olmak kolay değildir, hele ki 'insanca' yaşanabilecek bir toplum düzeni yoksa!"

"Mükemmel olmak zorunda değilsiniz, sadece iyi olabilirsiniz"...

"Umut bitmemeli, bu kavga tüm insanlığın, eşit ve özgür yaşayabilmesi için"...

"Kimilerini yenilgi yıkar, kimileriyse zaferle küçülür," uyarılarıyla 'Bir Savaş Vardı' anı kitabının giriş yazısında şöyle derdi John Steinbeck: "Yıllarca korku tarafından sömürüldük biz, sadece ve sadece korku tarafından. Zulüm, yalan, kuşku... Bunlar hep korkunun çocuklarıdır. Havayı nasıl bomba denemeleriyle zehirliyorsak, ruhlarımızı da korkuyla zehirliyoruz."[9]

Sürü insanlarının bir liderin peşine takılmaktan başka bir şey yapamayan paralı askerler olduğunu ve bu yüzden yapılan muharebeler onların lehine sonuçlansa dahi savaşmaktan vazgeçmeyen özgür insanların asıl kazananlar olduğunu söyleyen[10] John Steinbeck'e göre, insan, paranın ve onun olanaklarının çeşitli isimleri altında ezilmeye mahkûm edilirse zenginlerin yakın zaman içinde gerçekleşecek hiçbir şeye şaşırmamaları gerekir. Onun ifadesiyle, "Korkulacak zaman, insanın bir ülkü uğruna acı çekmeyi ve ölmeyi reddettiği zamandır."[11]

Özetin özeti: Tomris Uyar'ın tarifiyle, "Steinbeck, iflasların birbirini izlediği, işsizliğin, parasızlığın, açlığın kol gezdiği, insanoğlunun umudunun, var olma direncinin seyreldiği bir tarih anında olanca görkemiyle gerçek umudun türküsünü söylemiştir. Tozpembe olmayan gerçekçi umudun. Onun güncelliğini yitirmemesinin bir açıklaması da bu olabilir"di.[12]

* * * * *

Büyük dedesi, Osmanlı Padişahı III. Ahmet tarafından 1704 yılında Rus Çarı I. Petro'ya armağan gönderilen Afrikalı esir, zekâsı ve becerisiyle "Büyük Petro'nun zencisi" olarak ünlenen İbrahim Hannibal'di Aleksandr Sergeyeviç Puşkin'in.

İşte bu yüzden, gelmiş geçmiş en büyük Rus ozanı olarak bilinen Puşkin, iri dudaklı, kıvırcık saçlı ve gözleri ateş saçan bir melezdi ve "Yalnız şiir yazarken değil, yaşarken de bir fırtınaydı."[13]

Ve 1837 Ocak'ında "Oyun bitince, şah da piyon da aynı kutuya konur," diyen O, düelloda öldüğünde 37 yaşındaydı ve geride "Halkı özgür görebilecek miyim acaba?" sorusu duruyordu hâlâ...

* * * * *

"Zengine verilir, daha çok zenginleşsin diye. Fakirin ise elindeki bile alınır"...

"İnsanları yargılamaktan değil, anlamaya çalışmaktan zevk alıyorum"...

"Bir fikir, ancak ifade edildiği zaman bir fikirdir"...

"Herkesin bu derece birbirine benzediği bir toplumda, yalnızca anormalliğin bir değeri vardır"...

"Dünyada bir şeyi yarım söylemek ya da yarım bırakmak kadar kötü bir şey yoktur. Her kötülük bu yarım işlerden çıkar," diye Stefan Zweig, 22 Şubat 1942'de -eşi ile beraber- intihar ettiğinde 61 yaşındaydı

İntiharı, Hitler faşizminin Avrupa'yı kaplayıp, Asya'ya, Afrika'ya yayılmaya başlaması ile ilgiliydi...

Avrupa'da barınamayan Stefan Zweig 1943'te Brezilya'ya göçtü. Petropolis kentinde küçük bir eve yerleşti, öz yaşam öyküsünü gözden geçirmeye başladı. Kısa zamanda Avrupa'dan gelen haberler ümitsizliğini pekiştirdi, "Şimdi elim kolum bağlıyken hiçbir şey yapamadan, insanlığın barbarlığa dönüştüğünü izlemek zorundayım," diyordu; ardından -Ona asla yakışmayan!- intihar geldi!

* * * * *

Ve 16 Temmuz 1985'de yitirdiğimiz Heinrich Böll...

İlk kısa öyküsü 'Haberci', sonra ilk romanı 'Ademoğlu Neredeydin?' başlıklı yapıtlarında II. Dünya Savaşı'nı, savaşın yıkıntılarını ve acılarını anlatıp; "Ünlü piyanistlerden Chopin'i ve Schubert'i severim. Mozart'ı ilahi, Beethoven'i muhteşem, Gluck'u emsalsiz ve Bach'ı güçlü kabul eden müzik öğretmenimizi haklı bulurdum,"[14] diye kendini tarif eden Onun; "Bu dünyada şükran borcu ve adalet yok, başka dünyaya da sahip değiliz. Ne yapalım!"[15] "Yaşayanların ölü olduğuna ve ölülerin yaşadığına inanırım,"[16] sözleri belleklerimizdedir hâlâ...

* * * * *

2 Ocak 2017'de kaybettiğimiz John Berger, fazlalıklardan arındırdığı ve eksikliklerini giderdiği cümleler kurardı.[17]

Örneğin "Dünya, ancak onu dönüştürme umudu var olduğu ama bu umudu gerçekleştirme olanağı bulunmadığı zaman katlanılmaz bir hâle gelir"...

"Bu ülkede yoksulluk sorun falan değildir. Hayattır yoksulluk. Zengin olmanın bir yolu varsa yoksul olmanın binlerce yolu vardır"...

"Cehennem para babalarının icadıydı; amacı, yoksulların dikkatini mevcut sefaletlerinden saptırmaktı"...

"Önceleri emperyalizm ucuz ham madde, emek sömürüsü ve denetlenebilir bir dünya pazarı istiyordu. Bugünse hiçbir değeri olmayan bir insanlık istiyor," diyen O; yaşayan, görmeye, anlamaya ve anlamlandırmaya çalışırken; şişkin ve kof cümlelere sığınmamasının yanı sıra, derin bir anlatımın ne olduğunu da ortaya koyuyordu.

* * * * *

"Geride bıraktığı onlarca roman, yüzlerce röportaj, insanı evrensel değerlerinden tutan halk hikâyeleri ve örnek kişiliği onu unutulmayacak bir kahraman hâline getirdi,"[18] diye betimlenen O, "Dünyanın en büyük romancılarından biri"ydi; "Çukurova'nın Koca Yaşar'ı"ydı.[19]

"İnsan isterse her sabah gün doğumuyla birlikte yeniden doğabilir, kirlerinden, açılarından, yaralarından arınarak!

"Bir dil bulacağız her şeye varan. Bir şeyleri anlatabilen. Böyle dilsiz, böyle düşmanca, böyle bölük pörçük, dolaşmayacağız bu dünyada"...

"İnsan umutsuzluktan umut yaratandır"...

"Umutsuzluk tutsaklığın gıdasıdır. Umutsuzluk köleliğin anasıdır. Umutsuzluk yüreğin yıkımıdır," diye haykıran Toroslar'ın İnce Memed'iydi...

* * * * *

Ve "Kürtler, Ermeniler, Rumlar bu ülkedeki tüm halklar özgür olmadıkça, bu ülkeye demokrasi gelmeyecektir," diyen Abdülkadir Pirhasan ya da sanat dünyasındaki adıyla Vedat Türkali'si veya "Kirli çocuklarınla bekle bizi/ Bekle zafer şarkılarıyla caddelerinden geçişimizi/ Bekle dinamiti tarihin/ Bekle yumruklarımız/ Haramilerin saltanatını yıksın/ Bekle o günler gelsin İstanbul bekle/ Sen bize layıksın" dizeleriyle 29 Ağustos 2016'da 97 yaşındayken aramızdan ayrılandı...

O, 2010'da dönemin Başbakanı Erdoğan'ın yazar ve gazetecilerle hükümetin "demokratik açılım" adını verdiği süreci görüştüğü kahvaltılı toplantısına katılmayı reddedip; cevabi mektubunda kendini şöyle tarif edendi:

"Ben 91 yaşında, Marksist-Leninist bir roman yazarıyım; yılların yazı-sinema emekçisiyim. Türkiye'nin en eski proleter devrimci Partisinin, Türkiye Komünist Partisi'nin bugüne kalan birkaç üyesinden biriyim."[20]

Şiirleri, senaryoları, oyun yazıları ve romanlarıyla O; Türkiye Komünist Partisi'nin tarihi niteliğindeki, İkinci Dünya Savaşı döneminin siyasal yapısının sergilendiği 'Güven' başlıklı iki ciltlik romanı ve 'Bitti Bitti Bitmedi' adlı romanıyla Ermeni meselesine eğilen ve "Ben Kürt değilim ama Kürt halkımızın neler çektiğini çok iyi biliyorum," diyen yazardı; Kürt sorunu ile ilgili yazılarını ise 'Özgürlük İçin Kürt Yazıları' başlıklı iki ciltlik kitabında toplamıştı.

Özetle çok önemliydi.

* * * * *

"Düşünceler ki kanatlanmalı... Bugün, sanat yapmaktan çok, sanat üzerine düşünüyoruz"...[21]

"Her gerçek sanat eseri, geleneğe bağlılığı oranında onu yadsıyıcı bir özellik de taşır. Bu nedenledir ki, bir yandan tarihsel bir süreç içinde yer alır, bir yandan da, eşi olmayan, benzersiz, tek bir olgudur,"[22] diyen Bedrettin Cömert, 11 Temmuz 1978'de Ankara'da bir suikast ile katledildi.

30 Mart 1979'da Avrupa Ülkücü Türk Dernekleri Federasyonu'nun eski başkanı Lokman Kondakçı, İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş'e, "Bedrettin Cömert olayında emri, dönemin ÜGD Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun verdiğini, onun üzerinde de Ramiz Ongun'un yer aldığını" söylemişti.

38 yıl süren ömrüne şiir, felsefe, sanat tarihi ve nesnel eleştiri alanında çok değerli görüşler sığdıran Bedrettin Cömert, Roma Üniversitesi Felsefe Enstitüsü'nde 'Son Elli Yılda Türkiye'de Sanat Eleştirisi' konulu tezi ile estetik doktoru oldu. Mitoloji, ikonografi, sanat tarihi- tarihçiliği, plastik sanatlar üzerine dersler verdi; Türk ve İtalyan edebiyatı, estetik, eleştiri, dil ve dil bilimi üzerine çeşitli dergilerde yazıları yayımlandı.

Bedrettin Cömert'e göre "Gerçek toplumcu sanat, insanı, birey-toplum bütünlüğü içinde görüp yansıtabilen sanattır. Toplumculuk bir konu, içerik sorunu değil, yöntem sorunudur, bakış açısıdır, dünya görüşü biçimidir."

Ona göre sanatla, edebiyatla uğraşan bir devrimci ya da iyi bir eleştirmen sanatın sorunlarına en ince ayrıntısına kadar eğilmeli, sanatsallığı saptanmış yapıtı yaratıldığı çağ ve toplumla ilişkisi içinde ele almalı; iddiasız, alçakgönüllü, sevgi ve coşku dolu bir okur olmasını bilmeliydi.[23]

O, akademik alanda elde ettiği birikimi güncel edebiyata da taşıdı. 'Forum', 'Yansıma', 'Gelecek', 'Varlık', 'Soyut', 'Yeni Ufuklar', 'Yeni Ortam' dergilerinde şiirleriyle, yazılarıyla yer aldı. 70'lerden itibaren şiirden uzaklaşarak, tamamen eleştiriye yöneldi. Gözü pek bir eleştiri anlayışını savunuyordu.

"Yarım veya parçacı özgürlük topaldır, kördür; doğru'nun ancak bir yanını gösterir, oranlama olanağını yok eder. Özgürlük tam olmalıdır; her alanda ve herkes için," diye yazan Bedrettin Cömert için "benim umudumdu" diye yazmıştı Özdemir İnce...[24]

* * * * *

"Eleştiri" deyince; hakkında, "Önce eleştirmendi. Onun eleştirmenliği denemeciliğinden önce gelir. Ama aslında eleştirmenliğiyle denemeciliği iç içedir,"[25] denilen Vedat Günyol unutulabilir mi? 

O; Nurullah Ataç, Memet Fuat, Fethi Naci, Asım Bezirci, Füsun Akatlı vd'leriyle Namık Kemal'in "Barika-ı hakikât müsademe-i efkârdan çıkar!" yani "Fikirlerin açık ve net çarpışmasından hakikât güneşi doğacaktır," sözünün takipçilerindendi...

* * * * *

70 yaşında, 11 Ekim 1999'da aramızdan ayrılan O, "Her durum ve adımını attığı her yerde kalemiyle kayıttadır."[26]

"İnsanlık kalktı mı dünyadan?" sorusu; "Karıncalar birleşirse, filleri yutar," çözümü ve "İnsanların düşünceleri öldürülemez," saptamasıyla "Fakir Baykurt bütün sürgünlere, açığa almalara, cezaevlerine tıkmalara karşın çalışkanlığıyla, direnciyle, bilgeliğiyle 'Fakir Baykurt Destanı'nı yazdı. Bir destandır onun yaşamı kahramanı kendi olan. Bir destan bu; Fakir Baykurt'un çok varsıl bir dil şöleniyle anlattığı çağcıl, ülkemize özgü bir destan..."[27]

* * * * *

Çok şeyi; "Okumuşlar gevşemese, namuslu kalsa ve doğru yolda direnişe devam etse, kurtuluşun çok daha kolay olacağını söylüyor Aysel,"[28] diye anlatan ve 1950'de yirmi yaşında yayınlanan 'Bizim Köy'üyle maruf Mahmut Makal...

* * * * *

"1890 yılında ada Türk iken Girit'te doğdum. Babam, Türkiye'nin Atina Sefiri oldu. Falerin'de ilk evi babam yaptırdı. Üç dört yaşındayken, küçük kardeşimle Parthenon'un mermerleri arasında oynardık. Bir gün kayıkta, kayıkçı deniz aynasını denize tuttu. Denizaltı âlemini görünce, tokat yemiş gibi sarsıldım,"[29] satırlarıyla kendini anlatan Cevat Şakir veya Halikarnas Balıkçısı için "Ölüm hayata sığıyor ama hayat ölümü aşıyor. Hayat, doğadır."

1925-1947 Halikarnas Balıkçısı'nın Bodrum yıllarıdır... O yıllar yokluk yoksulluk. Bodrum, yolsuz, ışıksız, el değmemiş, küçücük bir Ege kasabası. Cevat Şakir Kabaağaçlı yazdığı savaş aleyhtarı bir yazı yüzünden Bodrum'a sürgün olarak gönderilir. Toprakla suyun buluşması gibi Bodrum ile bütünleşen Cevat Şakir boyvermiş; yazınsal, düşünsel, yaşamsal bir miras bırakmıştı.

* * * * *

Yaşamını yazarlıkla; denemeye yakın yazılarıyla kazandı Oktay Akbal...

  Bu yazı 10902 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

☁️
--°

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    # Takım O G B M A Y AV P
    1Galatasaray7511--516
    2Beşiktaş7502--815
    3Amed7421--814
    4Fenerbahçe7412--1313
    5Trabzonspor7412--1113
    6Alanyaspor7331--212
    7Kocaelispor7403--212
    8Çorum FK7313--410
    9Kasımpaşa7241--010
    10Rizespor7313---210
    11Başakşehir7223---18
    12Gaziantep FK7223---38
    13Gençlerbirliği S.K.7223---88
    14Erzurumspor FK7223---88
    15Göztepe7133--06
    16Konyaspor7124---45
    17Samsunspor7115---94
    18Eyüpspor7106---183
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    16 Ekim, CumaÇorum FK20:00Rizespor
    17 Ekim, CumartesiErzurumspor FK13:30Eyüpspor
    17 Ekim, CumartesiGençlerbirliği S.K.16:00Galatasaray
    17 Ekim, CumartesiAmed16:00Konyaspor
    17 Ekim, CumartesiFenerbahçe19:00Alanyaspor
    18 Ekim, PazarKasımpaşa13:30Samsunspor
    18 Ekim, PazarKocaelispor16:00Göztepe
    18 Ekim, PazarBaşakşehir19:00Gaziantep FK
    19 Ekim, PazartesiTrabzonspor20:00Beşiktaş
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Kayserispor10811--1725
    2Iğdır FK10622--620
    3Bursaspor9612--819
    4Batman Petrolspor10613--319
    5Keçiörengücü10451--917
    6Mardin 19699432--515
    7Sarıyer10433---115
    8Antalyaspor10505---215
    9Bandırmaspor10352--914
    10Fatih Karagümrük9342--113
    11Sivasspor10262--112
    12Muğlaspor9261--112
    13Bodrum FK10253--211
    14Pendikspor10244---710
    15Manisa F.K.9234---19
    16Esenler Erokspor9153---58
    17Ümraniyespor9144---37
    18Vanspor FK10235---107
    19İstanbulspor10127---155
    20Boluspor9018---181
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    13 Ekim, SalıBandırmaspor1-1Sivasspor
    13 Ekim, SalıSarıyer1-4Bodrum FK
    13 Ekim, SalıPendikspor1-2Vanspor FK
    DünBatman Petrolspor4-2İstanbulspor
    DünAntalyaspor0-4Kayserispor
    DünKeçiörengücü0-0Iğdır FK
    DünÜmraniyespor0-1Boluspor
    BugünMardin 196917:00Fatih Karagümrük
    BugünManisa F.K.20:00Esenler Erokspor
    BugünMuğlaspor20:00Bursaspor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Muş Sport Klübü6510--916
    2Aliağa FAŞ6501--415
    3Elazığspor6411--1113
    4Güzide Gebzespor6330--412
    5Çorluspor 19476312--510
    6İnegöl Kafkas Gençlik6312--310
    7Isparta 32 Spor6312--110
    8Şanlıurfaspor6231--19
    9Menemen FK6303---19
    10Erbaaspor6213--07
    11Somaspor5212---27
    1268 Aksaray Belediyespor6132--16
    13Ankaraspor6204---46
    14Kastamonuspor6204---103
    15Sebat Gençlikspor5023---42
    16Arnavutköy Belediyespor6006---100
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiElazığspor19:00Arnavutköy Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiMenemen FK19:00Güzide Gebzespor
    17 Ekim, CumartesiŞanlıurfaspor19:00Hatayspor
    18 Ekim, PazarKastamonuspor14:30Isparta 32 Spor
    68 Aksaray BelediyesporErbaaspor14:30Çorluspor 1947
    68 Aksaray Belediyesporİnegöl Kafkas Gençlik15:00Sebat Gençlikspor
    68 Aksaray BelediyesporMuş Sport Klübü19:00Ankaraspor
    68 Aksaray BelediyesporSomaspor19:00Aliağa FAŞ
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Yeşilyurt Belediyespor6600--2318
    2Talasgücü Belediyespor6510--1016
    3Bitlis Özgüzelderespor6501--1215
    4Niğde Belediyesispor6501--1015
    5Karaköprü Belediyespor6501--915
    6Mazıdağı Fosfatspor6420--914
    7Kırşehir Belediyespor6411--1513
    8Ağrı 19706222--08
    9Kırıkkale Büyük Anadolu6213---17
    10Silifke Belediyespor6213---37
    11Adana Adaletgucu6204---36
    12Osmaniyespor6204---56
    13Yeni Mersin Idmanyurdu6204---56
    14Karaman FK6204---96
    15Yozgat Bld Bozokspor6114---154
    16Diyarbekirspor6015---71
    17Yeni Malatyaspor6006---180
    18Adanaspor6006---220
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiYeni Malatyaspor14:00Mazıdağı Fosfatspor
    17 Ekim, CumartesiBitlis Özgüzelderespor14:00Yeşilyurt Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiAdanaspor14:30Yeni Mersin Idmanyurdu
    17 Ekim, CumartesiSilifke Belediyespor14:30Karaköprü Belediyespor
    18 Ekim, PazarAğrı 197014:00Kırıkkale Büyük Anadolu
    18 Ekim, PazarKırşehir Belediyespor14:30Niğde Belediyesispor
    18 Ekim, PazarKaraman FK14:30Adana Adaletgucu
    18 Ekim, PazarOsmaniyespor14:30Diyarbekirspor
    18 Ekim, PazarYozgat Bld Bozokspor19:00Talasgücü Belediyespor
    Son güncelleme: 15.10.2026 11:51:43