Temel DEMİRER

GÖÇ(MENLİK) TRAJEDİSİ

Temel DEMİRER
  01-08-2021 10:07:00
 

TEMEL DEMİRER

 

"Dünya bir zamanlar

uçsuz-bucaksız-sınırsızdı,

gerekli tek pasaport ayaklardı."[1]

 

"Küresel ve sınırsız köy olmak" söylencelerinden mülhem yerkürede, Birleşmiş Milletler'e (BM) göre, 2019'da göçmen sayısının 272 milyona ulaştığı[2] bir "kavimler göçü" yaşıyor. İnsan(lık)ın "homo economicus", "homo philosophicus", "homo faber" vb'i tanımlamalarına bir de "homo fugitivus/ kaçan insan"ı da ekletircesine!

Sınır kapılarında çocukların "Bizi öldürme, insanız" ve "Bize yardım edin" pankartları taşıdığı;[3] "umuda yolculuk"un "ölüme yolculuk"a dönüştü(rüldü)ğü; hasılı mülteciliğin insan(lık) dramına eşitlendiği;[4] yani sığınmacıların sığamadığı bir dünyadaki vahşettir bugün!

Oysa hiç kimse keyiften toprağını terk etmez! Olsa olsa güvende olmadığı, hayatından, geleceğinden endişe duyduğu için yollara düşer. Yani savaş koşulları, yoksulluk ve insanlık dışı koşullardan ötürü kaçar. Doğal ya da doğal olmayan nedenlerden dolayı, insanlar bir yerden başka bir yere göçer. Adaletsizlikler dünyasında[5] daha güvenli bir yaşam için doğdukları yeri terk etmek zorunda kalırlar.

İnsan(lar)ın yaşadığı coğrafyadan, topraklardan kopması, genelde başlıca iki nedenle ortaya çıkmıştır. İlki, yaşamakta oldukları yerde, iktisadi-sosyal koşulların yaşanabilir olmaktan çıkması. İkincisi de, zor/ şiddet unsuruyla ilintili, yani baskı aracıyla yer-yurtlarını terke mecbur bırakılmalardır.

Yaşamı altüst olan, varını yoğunu geride bırakanlar, göç yollarında ve sığındıkları yerlerde her türden zorluklarla ve kötü muamelelere maruz bırakılırlarken; sınır(lar), göç(ler), mülteci, göçmen, "umut(suzluk) yolculuğu" vb. kavramlar insan(lık) tarihinde savaşların, felaketlerin yol açtığı yıkımlardan korumak isteyenlerin, yaşama tutunma çabasından başka anlam taşımaz.

Geçerken belirtmemek olamaz: "Göçler savaş sebepli arttı olarak gözükse de sosyal ve ekonomik sebepleri görünen sebepten ayırmak güç. Bu nedenle son aşama göç etme kararı olarak ele aldığımızda, nedenlerinin çok çeşitli ve iç içe geçmiş olduğunu düşünüyorum. Pek çok kez üzerine yazılan eşitsizlik de en başlıca sebep olarak ortaya çıkıyor. Çünkü savaştan kaynaklı bile olsa insanların göç ettiği ülkeleri yine bu eşitsizlikler belirliyor."[6]

Özetle göçmen/ mülteci ve sığınmacıların gündelik hayatları eşitsizliğin her hâlini net biçimde ortaya koyuyorken; yerkürenin dört bir yanında göçmenler hayatta kalma mücadelesi veriyor.

Örneğin peş peşe göçmen trajedileri yaşanırken BM 'Uluslararası Göç Örgütü'nden (IOM) Safa Msehli, Afrika'dan Avrupa'ya geçmeye çalışan göçmenlerin üç lastik botunun batmasıyla Akdeniz'de 172 kişinin hayatını kaybettiğini[7] bildiriyor; Bangladeş'te göçmen kampında çıkan yangında 15 kişi hayatını kaybetti, 400 göçmenden ise haber alınamıyor. Bu arada, ABD ve Meksika sınırında bekleyen sığınmacıların sayısı hızla artmaya devam ediyor.[8]

Bu kadar de değil! 272 milyon göçmen emekçinin 25-30 milyonunun yaşadığı Avrupa'da ırkçılık, ayrımcılık, nefret söylemi, İslâm karşıtlığı ve yabancı düşmanlığı giderek daha da yoğunlaşıyor.

 

I) İNSAN(LIK) NEDEN GÖÇER?

 

Göçmenlik, mültecilik binlerce yıldır en dramatik insan(lık) hâllerindendir.

İnsanlar binlerce yıldır göçüyor. Bu göç ekonomik koşulların itici ve çekici etkisiyle olduğu kadar siyasal nedenlere dayalı olarak da yaşanıyor. Göçmenlik daha şemsiye bir kavram iken, mültecilik siyasal baskı, savaş, soykırım gibi nedenlerle ülkesini terk etmek zorunda kalanları ifade eder.[9]

Aslında hepimiz göçmeniz, hepimiz mülteciyiz. En yerleşik olanımızda bile biraz göçmenlik var. Çünkü on binlerce yıl önce Afrika'da ortaya çıkan Homo sapiens durmaksızın göçtü, göçmeyi sürdürüyor da!

Örneğin "kavimler kapısı" olarak anılan Anadolu tarih boyunca göç aldı, göç verdi. Yakın tarihte istilalar, savaşlar, sürgünler, tehcirlerle milyonlar mülteci oldu; göçtü; göç yollarında öl(dürül)dü.

Binlerce insan 1960'lardan 70'lere Batı'ya göçtü. "Almanya acı vatan" oldu. "El kapıları"nda en alttakiler, horlananlar, itilenler, kakılanlardı onlar...

Ayrıca yerkürede sömürgeci göçler yaşandı. Amerika kıtasında, Avustralya'da! Göçmenler gittikleri yerlerin "efendisi" oldu. Yerlileri katledip, köleleştirdiler! Göçle sömürgecilik de yaygınlaştı. Coğrafyaların etnik, kültürel yapısını değiştirdiler.

Özetle göçmen-mülteci hareketliliği ekolojik, ekonomik ve politik soru(n)larla birlikte ele alınmaz ise, anlaşılamaz.

IOM'un 2018 raporuna göre, "ekonomik refah arayışı, savaş, şiddet ve çatışmalar, çevresel etkenler ve eşitsizlikler" göçü tetikleyen faktörlerin başında geliyor. Ancak bu nedenler madalyonun bir yüzüdür. Madalyonun diğer tarafına bakıldığında çok daha farklı gerçekler söz konusu.

Adam Hanieh'ye göre göçü, sermaye birikiminin doğası, emperyalist savaş, ekonomik-toplumsal krizler ve neo-liberal yeniden yapılanma gibi hiyerarşiler üretmektedir.[10]

Göçmen emeğinin sınıf politikalarından bağımsız ele alınmaması gerektiğini ifade eden Adam Hanieh'ye göre sınıf, devletlerarası dolaşımda bulunan sermayenin yeniden üretimi ile artı değer arasındaki belirli bir ilişkiyi betimleyen basitçe soyut bir kategori değildir. Sınıf, somut bir düzeyde coğrafi uzamları insan akışlarıyla birbirine bağlar. "Bu bakımdan göçler, bir sınıf formasyonu süreci olarak kapitalist devletlerin işgücünü ve nüfusu bir bütün olarak yaratma, hareketlendirme, donatma ve yeniden örgütlemenin bir gücü olarak görülebilir."

BM Mülteciler Yüksel Komiserliği raporlarına göre dünyada zorla yerlerinden edilmiş 71 milyona yakın insan var. Bunların 41 milyonu ülke içinde zorla göç ettirilenlerden oluşurken, 26 milyonu mülteci konumunda. Mültecilerin yüzde 57'si üç ülkeden geliyor. 6.7 milyonu Suriyeli mültecilerden oluşuyor. Türkiye'de ise 3.7 milyonu aşkın mülteci var.

Bu mülteciler şimdi bir insanlık dramı ile yüz yüze, ekonomik ve siyasal pazarlıkların konusu. Oysa mültecilik hiçbir pazarlığın konusu olamayacak kadar acil bir insani sorun. Hiçbir siyasal ve ekonomik pazarlık açlıkla ve soğukla yüz yüze bırakılan o bebelerin dramını örtemez.[11]

"... 'Sığınmacı' demiyorum, 'Mülteci' ya da bozuk Türkçe ile 'İlticacı' hiç demiyorum, çünkü değiller: Bize sığınan Kürtler, Suriyeliler, Afganlar, Pakistanlılar, 'Geçici Koruma Statüsü' altında bulunan, ülkelerinden kaçmış olan Ortadoğululardır... Geçici Koruma: Kitlesel akım durumlarında, uluslararası korumaya ihtiyaç duyduğu kabul edilen insanlara sığınma sağlamak için, en azından başlangıçta, bireysel mülteci statüsünü vermeksizin başvurulan bir araçtır. Geçici koruma altında olan Suriyelilerin tabi olduğu Kanun ve Yönetmelik maddeleri hiçbir koşul altında Türk vatandaşlarına sağlanan hak ve imkânlardan fazla olacak şekilde yorumlanamaz,"[12] tarzındaki şoven yaygaraları bile![13]

BM tanımına göre, mülteci ırkı, dini, milliyeti, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri nedeniyle zulüm göreceği konusunda haklı bir korku taşıyan ve bu yüzden ülkesinden ayrılan ve korkusu nedeniyle geri dönmeyen veya dönmek istemeyen kişiye denir. Sığınmacı ise mülteci olduğu iddiasıyla ülkesini terk eden ama mültecilik statüsü başvurusu sonuçlanmamış kişiye deniyor.

Elbette BM'nin yukarıdaki tanımına iklim, ekonomik şartların zorlaşması gibi sebeplerin de ilave edilmesi gerekiyor, zira insanların yaşam güvenliği sadece bombalardan, kırbaçlanmaktan kaçmakla sınırlandırılmamalı. Dünya üzerindeki insanların çoğunluğunun artık doğdukları yerlerde yaşamadığı gerçeği, bizlere aslında hepimizin bir şekilde mülteci olduğumuzu, en azından başka başka coğrafyalara sığınmaya çalıştığımızı aleni bir şekilde anlatmaya yetiyor.

Daha önceleri de farklı sayılarla yaşanan, savaştan kaçan insan hareketliliği, özellikle Suriye'deki paylaşım savaşı başladıktan sonra sayıları milyonlarca insan can ve gelecek korkusu ile ülkelerinden kaçtı/ kaçıyor. Suriyeli insanlara çoğunlukla baskı ve şiddetten kaçan Afganistan, Pakistan ve İranlı insanların ağırlığını oluşturduğu gruplar da ilave olmaya başladı.

Bilindiği üzere Suriyeli mülteciler için (her ne kadar Türkiye mültecilik hakkı tanımasa da bu insanların mülteci olduğu gerçeğini değiştirmez) farklı kanunlar çıkarılıp geçici ve belirsiz bir tanım olan geçici korunma statüsü verildi. Bu statü sayesinde aslında evrensel haklar olan sağlık, eğitim gibi hizmetlere nispeten de olsa erişim sağlayabiliyorlar veya her fırsatta ırkçılık yapmaktan geri durmayan kamuoyu öyle sanıyor.[14]

 

II) YERKÜREDE GÖÇ

 

Göçmen hareketliliği seviyesi, gerçekliğin niteliği hakkında herkese çarpıcı bilgiler verirken; bu durum 1950'de kurulan BM Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin (UNHCR) sürekli büyüyen bir örgüt olmasına yol açtı. O kadar ki 7.7 milyon dolar bütçesi ile 32.9 milyon kişiyle ilgilenen bir kuruma dönüştü.

UNHCR'nin 'Küresel Eğilimler: Zorla Yerinden Edilme' raporuna göre, 2019 itibarıyla yerkürede göç etmeye zorlanan 79.5 milyon insan vardı. Bunlardan 30-35 milyonunun 18 yaş altında olduğu tahmin edilmekteyken; 16.2 milyon kişisi iltica başvurusu talebinde bulunabilmişti. Bunların da 400 bininin yanında bir ebeveyni ya da koruyanı olmayan çocuklardan oluştuğu ifade edilmekte.

Oysa 2010'da yaşam alanlarından göçe zorlanan kişi sayısı 40 milyon idi. Yani on yılda zorla göç etmek durumunda olan kişi sayısı 2.5 misli artış göstermiş durumdayken;[15] 2020'de en az 2 bin 707 mülteci, daha iyi bir yaşam umuduyla çıktıları yolculuklarda hayatlarını kaybettiler. Bu can kayıplarının 946'sı en ölümcül mülteci rotası olan Akdeniz'de kaydedildi.[16]

Evet sürecin en çarpıcı verisi binlerce göçmenin, göç yollarında hayatlarını kaybetmesidir. UNHCR'nin verilerine göre, sadece Akdeniz'den Yunanistan'a geçmeye çalışırken 2014'de 3 bin 166 kişi, 2015'de 3 bin 794 kişi, 2016'da 4 bin 329 kişi, 2017'de 3 bin 3 kişi, 2018'de 2 bin 117 kişi, 2019'da bin 336 kişi hayatını kaybetti.[17]

Tüm risklere rağmen[18] Avrupa Birliği (AB) sınır koruma ajansı 'Frontex', Doğu Akdeniz'den Avrupa'ya giren göçmenlerin 2019'da, 2018'e göre yüzde 46 oranında arttığını açıklarken; Akdeniz'in doğusundan göçenlerin 2019'da 82 bin 564 kişi olduğu aktarıldı.[19]

Şimdi burada durup; 'Özgür Brüksel Üniversitesi/ Vrije Universiteit Brussel'den Mine Yıldız'ın saptamalarına göz atmak gerekiyor:

"... 'Avrupa İltica Destek Ofisi'nin (EASO), AB'deki sığınmacıların durumuna ilişkin 2020 raporuna göre, AB'ye 2018'e göre yüzde 11'lik artışla 2019'da 612 bin 700 kişi uluslararası koruma başvurusu yaptı. Ocak 2019 itibariyle, AB üyesi olmayan ülke yurttaşlarının sayısı 21.8 milyon (AB nüfusunun yüzde 4.9'ü, Ocak 2019'da 27 AB ülkesinin toplam nüfusu yaklaşık 447 milyon). Sığınma başvurusunda bulunan kişilerin geldikleri ilk beş ülke sırasıyla Suriye, Afganistan ve Venezüella, Kolombiya ve Irak. 2019 sonu itibariyle dünya genelinde 26 milyon mülteci, 45.7 milyon kendi ülkesi içinde yerinden edilmiş kişi var.

Dünya genelindeki tüm mültecilerin yüzde 10'u AB'de yaşıyor. 2019 sonu itibariyle AB üyesi olmayan ülkelerden olup, AB ülkelerinde yaşayan toplam nüfus 20.9 milyon. Bu sayı, AB nüfusunun yaklaşık yüzde 4.7'sine tekabül ediyor. AB, her yıl ortalama 370 bin uluslararası koruma başvurusunu reddediyor. Ancak bu kişilerin yalnızca üçte biri kendi ülkelerine geri dönmüş durumda.

AB ülkeleri 2019 sonu itibariyle 2.6 milyon mülteciye ev sahipliği yapıyor. Bu oran, AB nüfusunda mültecilerin oranı sadece yüzde 0.6'dır.

Avrupa'da konaklama, yemek, restoran vs. hizmetlerinde istihdam edilen göçmenlerin oranı yüzde 13.2 iken, bu sektörde istihdam edilen AB vatandaşlarının oranı yüzde 4.4. Ev temizliği gibi işlerde çalışan göçmen kökenlilerin oranı yüzde 7.5, AB vatandaşlarında bu oran yalnızca yüzde 0.8'dir.

Bu arada bu verilerin kayıtlı çalışanları kapsadığını hatırlatalım. Avrupa ülkelerinde büyük oranda kayıt dışı çalışan mülteci-sığınmacı-göçmen nüfus var. AB 'göçmen istemiyoruz' diyor ancak kimi yerlerde göçmenlerin hem çok daha ucuza, hem de kayıt dışı çalıştırılmasına göz yummaya devam ediyor.

Avrupa'da ırkçı ve yabancı düşmanı sağ siyasetteki ivmenin artışının etkisiyle, toplam nüfusun yalnızca yüzde 0.6'sını oluşturan mülteci ve sığınmacılar AB ye fazla gelmiş olmalı ki, AB kocaman bir duvar örüyor."[20]

 

III) "DUVAR(LAR)IN ARDINDAKİ BATI

 

İşte kara tablo!

i) AB yürütme organı Avrupa Komisyonu'nun 23 Eylül 2020'de açıkladığı Göç Anlaşması tepki gördü. Anlaşmada, üye ülkelerin kabul etmediği göçmenleri ülkelerine geri gönderme olanağı tanınması "insan hakkı" ihlâli olarak nitelendirildi. AI, "Göç Anlaşması yeni bir başlangıç değil yanlış bir başlangıç" tepkisi verdi...[21]

ii) Almanya İçişleri Bakanı Horst Seehofer, Avrupa'ya sığınmacı göçünün son zamanlarda yine artmaya başladığını belirterek, göçün yeniden endişe verici boyutlara ulaşmaması için önlem alınmasını istedi...[22]

iii) BM Mülteciler Yüksek Komiseri Filippo Grandi, AB'nin dış sınırlarında göçmen botlarının geri itildiği olayların soruşturulmasını isteyip, "AB'nin tüm dış sınırları boyunca meydana gelen geri itmeleri durdurmalıyız," dedi...[23]

iv) Çeşme açıklarında Yunanistan askerleri tarafından durdurulan yedi göçmen denize atılarak ölüme terk edildi...[24]

v) Akdeniz'de göçmenler güvensiz yolculuklarında hayatını kaybederken ülkeler bu trajediye seyirci kalıyor. Libya açıklarında 11 Kasım 2020'de bir botun batması sonucu biri bebek altı göçmen hayatını kaybetti. IOM verilerine göre 2020'de Afrika'dan Kanarya Adaları'na gitmeye çalışan göçmenlerden 414'ü yolculuk sırasında teknelerin batması sonucu yaşamını yitirdi. Açıklanan oranlara göre, Afrika'dan Kanarya Adaları'na 2020'nin Ocak-Kasım döneminde 11 bin 409 göçmen gitti, bu 2019'un aynı dönemine oranla yüzde 665 arttı...[25]

vi) İsveç Kızılhaç'ı "refakatsiz sığınmacı çocuklar" olarak sınıflandırılan grubun seks, suç ya da zorla çalıştırma gibi amaçlarla sömürüldüğünü ortaya koydu. Bu konuda 103 kişiyle görüşülürken, neredeyse her beş kişiden biri araştırmaya katıldığı gece dahil olmak üzere dışarıda yattığını belirtti. Araştırmayı yapan gönüllülerden biri, "Genç insanlar daha yaşlı kadın ve erkeklerle cinsel ilişkide bulunmak zorunda kalıyor," dedi...[26]

vii) ABD'nin New Jersey eyaletinde gözaltı merkezinde kötü şartlarda tutulan bazı göçmenler açlık greviyle seslerini duyurmaya çalışıyor. Görevliler eylem yapanlara su vermiyor, temizlik malzemelerine el koyuyor...[27]

viii) Almanya'da sığınmacılara yönelik saldırılar yüksek seviyede seyrediyor.[28] 2020'de sığınmacılara yönelik 1606 saldırı yapıldı ve sığınmacı yurtlarına 84, sığınmacılara yardım eden kuruluşlarla gönüllülere ise 67 saldırı gerçekleşti...[29]

ix) Brüksel'de 9 Ocak 2021'de sokağa çıkma yasağına uymadığı için gözaltına alınan 23 yaşındaki Güney Afrikalı göçmen İbrahima Barrie'nin karakolda öldürüldü...[30]

x) İsveç Kızılhaç'ı tek başlarına sığınma talebinde bulunan çocuklardan 11 bin 800'ünün kalacak yerlerinin olmadığını açıkladı...[31]

xi) Yoksulluk ve açlık nedeniyle 2018 yazında ABD'ye göç etmeye çalışan 95 bin Orta Amerikalı ABD sınırında gaz bombalarıyla karşılanmıştı...[32]

xii) Joe Biden iptal ettiği kararnameyle ABD'deki göçmenlerin 100 gün boyunca sınır dışı edilmesinin önüne geçerken Honduras'tan yola çıkan göçmenlerin ise ABD'ye varmasını engelliyor. ABD, Meksika ve Guatemala, şiddetten kaçan binlerce Honduras'lıyı ülkelerine geri göndermek için ortak hareket etmeye hazırlanıyor...[33]

xiii) 'Fas İnsan Hakları Derneği, İspanya yönetiminden Melilla kentindeki göçmenleri "zorla ve toplu şekilde" sınır dışı etmeye son vermesini istedi...[34]

xiv) İspanya'nın özerk bölgesi Ceuta'da, Fas'tan binlerce kişi tehlikeli yolları kullanarak hayatları pahasına geçiş yaparken; aralarında çocukların da bulunduğu binlerce göçmenden biri boğularak hayatını kaybetti...[35]

xv) 'Uluslararası Af Örgütü/ (Amnesty International' (AI), İsviçre'deki iltica merkezlerinde işkenceye varan düzeyde insan hakları ihlâlleri yaşandığını duyurdu. Çoğunlukla Kuzey Afrika'dan gelen mültecilerin tutulduğu merkezlerde yaşanan hak ihlâlleri raporuna göre, mülteci merkezlerinde fiziki saldırı, cezalandırma ve ırkçılık yapılıyor...[36]

xvi) Yunanistan'daki sağcı hükümet mültecilere karşı acımasız.[37] Sınır kapısına yığılan insanlar yaşlı, çocuk, engelli demeden gaza boğuluyor, üzerlerine ses bombaları atılıyor. Mültecilere açılan savaşın adı "push back". Türkçesi "geri itmek". Yunanistan daha önce Meriç nehri üzerinde sayısız işkence olayı ile gündem oldu...[38]

xvii) Mülteciler için "kapalı mülteci kampları"nın inşa edilmeye çalışıldığı Yunanistan'ın Midilli (Lesvos) ve Sakız (Xios) Adaları'nda, ada halkı ve polis arasında çatışmalar yaşandı. Mülteci konusu insani bir çözüm açısından içinden çıkılmaz bir durum sergilerken, Yunanistan hükümeti adalara özel polis kuvvetleri gönderdi...[39]

xviii) "Samos'taki kampın kapasitesi 650 kişi olmasına rağmen 7 bine yakın mülteciyi barındırıyor. Yunanistan'daki dernekler, hukukçular ve birçok uluslararası örgüt de Midilli Adası'ndaki Moria kampında yaşananların bir insanlık suçu olduğunu söylüyor. Kamp 3 bin 600 kişi kapasiteye sahip ve Yunanistan'ın kendi verileri orada 20 bin kişinin barındığını söylüyor"...[40]

xix) Göç Bakanı Notis Mitarakis; "Türkiye üçüncü bir güvenli ülkedir. Yasadışı göç ve kaçakçıların suç faaliyetleriyle mücadelede önemli bir adım olarak: Somali, Pakistan, Afganistan, Suriye ve Bangladeş'ten Türkiye üzerinden geçiş yapmışlarsa (ki ispatsız hepsi böyle kabul edilecek), iltica başvurusu alınmayacak" yönlü bir açıklama yaptı...[41]

xx) Yunanistan adalarındaki mülteci kamplarında kalan çocukların çoğunun intihara meyilli olduğu belirlendi. Almanya'dan yardım örgütü SOS, kapasitenin çok üstünde mültecinin kaldığı kamplardaki çocukların durumuna dikkat çekerek çocuk ve genç mültecilerin psikolojik rahatsızlıklarının 'dramatik bir hâl' aldığını açıkladı.

SOS'un Yunanistan sorumlusu Yorgo Protopapas, "Panik atak yaşıyorlar ve kâbus görüyorlar. Çoğu depresyonda ve bazıları intihar teşebbüsünde bulunuyor," dedi. Sadece 2020'nin Ocak'ında adalara 3 bin 500 yeni mültecinin geldiğini belirten Protopapas, kampların tıka basa dolu olduğunu söyledi. Adalarda en kötü koşulların Midilli Adası'ndaki Moria mülteci kampında olduğu ifade edildi. Yaklaşık 3 bin kişilik kapasiteye sahip kampta 20 bin kişinin hijyenden uzak koşullarda yaşadıkları belirtilirken çocukların intihara meyilli olduğu ve ağır depresyon geçirdiği ifade edildi. Ayrıca kamplardaki çocukların yüzde 60'ının 12 yaşından küçük olduğu öğrenildi.

"Bu çocuklar için 24 saat tehlikede yaşamak anlamına geliyor. Özellikle de ebeyevnleri olmadan kamplara ulaşan çocuk ve gençler şiddete ve istismara karşı koyamıyor" diyen Protopapas, çocukların kaçış yolculuğu sonrası yeniden travmaya girdiklerini ve psikolojik destek alamadıklarını söyledi.

İsveç'te sığınmacı çocuk ve gençlerin yemek, barınma içeren temel haklar karşılığında suça bulaşma, ucuz iş gücü, para karşılığı seks gibi birçok insanlık dışı koşullara maruz kaldığı ve sömürüldüğü ortaya çıkmıştı. İsveç Kızılhaç'ı "refakatsiz sığınmacı çocuklar"ın kölelik koşulları altında olduğunu ifade etmişti.

ABD'de de göçmen çocukların benzer sorunları yaşadığı açıklanmıştı. 'Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği' (ACLU) raporuna göre, 1556 göçmen çocuğun, ABD'ye yasa dışı girmeye çalışırken Meksika sınırda yakalanan ebeveynlerinden koparıldığı, 2017'den bu yana ai

  Bu yazı 9673 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

☁️
--°

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    # Takım O G B M A Y AV P
    1Galatasaray7511--516
    2Beşiktaş7502--815
    3Amed7421--814
    4Fenerbahçe7412--1313
    5Trabzonspor7412--1113
    6Alanyaspor7331--212
    7Kocaelispor7403--212
    8Çorum FK7313--410
    9Kasımpaşa7241--010
    10Rizespor7313---210
    11Başakşehir7223---18
    12Gaziantep FK7223---38
    13Gençlerbirliği S.K.7223---88
    14Erzurumspor FK7223---88
    15Göztepe7133--06
    16Konyaspor7124---45
    17Samsunspor7115---94
    18Eyüpspor7106---183
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    16 Ekim, CumaÇorum FK20:00Rizespor
    17 Ekim, CumartesiErzurumspor FK13:30Eyüpspor
    17 Ekim, CumartesiGençlerbirliği S.K.16:00Galatasaray
    17 Ekim, CumartesiAmed16:00Konyaspor
    17 Ekim, CumartesiFenerbahçe19:00Alanyaspor
    18 Ekim, PazarKasımpaşa13:30Samsunspor
    18 Ekim, PazarKocaelispor16:00Göztepe
    18 Ekim, PazarBaşakşehir19:00Gaziantep FK
    19 Ekim, PazartesiTrabzonspor20:00Beşiktaş
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Kayserispor10811--1725
    2Iğdır FK10622--620
    3Bursaspor9612--819
    4Batman Petrolspor10613--319
    5Keçiörengücü10451--917
    6Mardin 19699432--515
    7Sarıyer10433---115
    8Antalyaspor10505---215
    9Bandırmaspor10352--914
    10Fatih Karagümrük9342--113
    11Sivasspor10262--112
    12Muğlaspor9261--112
    13Bodrum FK10253--211
    14Pendikspor10244---710
    15Manisa F.K.9234---19
    16Esenler Erokspor9153---58
    17Ümraniyespor9144---37
    18Vanspor FK10235---107
    19İstanbulspor10127---155
    20Boluspor9018---181
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    13 Ekim, SalıBandırmaspor1-1Sivasspor
    13 Ekim, SalıSarıyer1-4Bodrum FK
    13 Ekim, SalıPendikspor1-2Vanspor FK
    DünBatman Petrolspor4-2İstanbulspor
    DünAntalyaspor0-4Kayserispor
    DünKeçiörengücü0-0Iğdır FK
    DünÜmraniyespor0-1Boluspor
    BugünMardin 196917:00Fatih Karagümrük
    BugünManisa F.K.20:00Esenler Erokspor
    BugünMuğlaspor20:00Bursaspor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Muş Sport Klübü6510--916
    2Aliağa FAŞ6501--415
    3Elazığspor6411--1113
    4Güzide Gebzespor6330--412
    5Çorluspor 19476312--510
    6İnegöl Kafkas Gençlik6312--310
    7Isparta 32 Spor6312--110
    8Şanlıurfaspor6231--19
    9Menemen FK6303---19
    10Erbaaspor6213--07
    11Somaspor5212---27
    1268 Aksaray Belediyespor6132--16
    13Ankaraspor6204---46
    14Kastamonuspor6204---103
    15Sebat Gençlikspor5023---42
    16Arnavutköy Belediyespor6006---100
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiElazığspor19:00Arnavutköy Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiMenemen FK19:00Güzide Gebzespor
    17 Ekim, CumartesiŞanlıurfaspor19:00Hatayspor
    18 Ekim, PazarKastamonuspor14:30Isparta 32 Spor
    68 Aksaray BelediyesporErbaaspor14:30Çorluspor 1947
    68 Aksaray Belediyesporİnegöl Kafkas Gençlik15:00Sebat Gençlikspor
    68 Aksaray BelediyesporMuş Sport Klübü19:00Ankaraspor
    68 Aksaray BelediyesporSomaspor19:00Aliağa FAŞ
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Yeşilyurt Belediyespor6600--2318
    2Talasgücü Belediyespor6510--1016
    3Bitlis Özgüzelderespor6501--1215
    4Niğde Belediyesispor6501--1015
    5Karaköprü Belediyespor6501--915
    6Mazıdağı Fosfatspor6420--914
    7Kırşehir Belediyespor6411--1513
    8Ağrı 19706222--08
    9Kırıkkale Büyük Anadolu6213---17
    10Silifke Belediyespor6213---37
    11Adana Adaletgucu6204---36
    12Osmaniyespor6204---56
    13Yeni Mersin Idmanyurdu6204---56
    14Karaman FK6204---96
    15Yozgat Bld Bozokspor6114---154
    16Diyarbekirspor6015---71
    17Yeni Malatyaspor6006---180
    18Adanaspor6006---220
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiYeni Malatyaspor14:00Mazıdağı Fosfatspor
    17 Ekim, CumartesiBitlis Özgüzelderespor14:00Yeşilyurt Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiAdanaspor14:30Yeni Mersin Idmanyurdu
    17 Ekim, CumartesiSilifke Belediyespor14:30Karaköprü Belediyespor
    18 Ekim, PazarAğrı 197014:00Kırıkkale Büyük Anadolu
    18 Ekim, PazarKırşehir Belediyespor14:30Niğde Belediyesispor
    18 Ekim, PazarKaraman FK14:30Adana Adaletgucu
    18 Ekim, PazarOsmaniyespor14:30Diyarbekirspor
    18 Ekim, PazarYozgat Bld Bozokspor19:00Talasgücü Belediyespor
    Son güncelleme: 15.10.2026 11:51:43