Temel DEMİRER

"EHLİLEŞTİRİLEMEYEN" TİYATRO(CU)NUN GEREKLİLİĞİ[*]

Temel DEMİRER
  26-07-2021 16:11:00
 

TEMEL DEMİRER

 

"Bize uyandıran

bir tiyatro lazım.

Sinirlerimizi ve yüreğimizi

uyandıran tiyatro."[1]

 

İnsan(lık)a ve hayat(larımız)a dair her şeyin târumâr edildiği tabloda, tiyatro(cu)nun gerekliliği üzerine yazmak da kolay değil elbet.

Ancak 'Deli Sanat Doğaçlama Tiyatro Kumpanyası'nın, "Bir ülkenin koca koca yangınlarına kanal kanal su değil, varil varil sanat taşımak gerek!"[2] haykırışını ve Maksim Gorki'nin, "İnsan için yapılan her şey yararlıdır. Şarkı da söylemeli, dans da etmeli, neşeli yaşamak için kahkaha da atmalı. Fakat tiyatro yalnızca neşelenecek bir yer değildir, başka yararları da vardır. Tiyatroya gidenler meyhaneden ayaklarını keser,"[3] uyarısını kulağımıza küpe etmek "olmazsa olmaz"!

Hem de Anton Pavloviç Çehov'un, "Tiyatro çok şey yitirdi İrina Nikolayevna! Eskiden güçlü meşe ağaçları vardı, şimdi karşımıza çıkanlar ise bildiğimiz kütük,"[4] deyişindeki üzere iken birçok şey bugün(ümüz)de de...

Her şeye karşın tiyatro çok önemlidir. Çünkü sorgulayan ve sorgulatan bir yapıdır o; hayatların düşünsel ve duygusal boyutunu her dönemde besleyen...

Aristophanes, "Söz insan düşüncesinin kanadıdır/ İnsanı sözdür yücelere çıkaran/ Ben de sana akıllıca söz etmekle/ Kanat takmış oluyorum kafana," derken kuşkusuz tiyatronun dinamik yapısına, eleştirel özüne vurgu yapar...

Edward Bond, "Adalet tiyatronun ana temasıdır," der...

Antik Yunan'dan başlayarak her dönem ortak bir zenginlik içeren tiyatro 'Antigone'daki üzere sistemi ve adaleti sorgular.

Tıpkı William Shakespeare'in oyunlarında aklın özgürleşmesi vurgulandığı ya da Anton Çehov'un insan hâllerini irdelediği üzere...

Evet, geçmişte olduğu gibi bugünde de çok önemlidir tiyatro. Çünkü o ufkumuzu genişletirken, insan olduğumuzu ve bunun gereklerini anımsatır bize...

Boşuna dememiş "Sahne sanatın yaşama döndüğü alandır" diye Oscar Wilde...

Nihayetinde -koşullar ne olursa olsun- üretmenin, çalışmanın; yaratmanın, yorumlamanın direngen mevzisidir tiyatro dramından,[5] komedisine...

* * * * *

Kabul edilmeli: Coğrafyamızda iktidarların tiyatroyla kurduğu ilişki son derece marazidir. Tiyatro, doğası gereği tutuculuk karşıtı bir pozisyon anlamında ilericiyken; verili kalıpları, değerleri, yaşayış biçimlerini sorgular, itiraz, deforme eder. Bu bağlamda da eleştirir, değiştirme talebini dillendirir.

Böyle olunca da Haldun Dormen'in, "Siyasetin bir baskı aracı olduğu muhakkak,"[6] ya da Altan Erkekli'nin, "Tiyatro, sanatın en köklü dallarından biri. Vazgeçilmez,"[7] ifadesindeki üzere hayatı kucaklayan tiyatronun egemenlerin baskısına maruz kalması malûmun ilanıdır! Bugün(ler)de yaşa(tıl)dıklarımız üzere...

i) Yıllardır Kürtçe oyunlar oynayan 'Teatra Jiyana Nû/ Yeni Yaşam Tiyatrosu' da Dario Fo'nun 'Yüzsüz' oyununu 'Beru' adıyla Kürtçe olarak Gaziosmanpaşa Sahnesi'nde oynayacaktı. Zaten 3 yıldır bu oyunu birçok yerde de oynamışlıkları vardı. Temsile 4 saat kala kaymakamlıktan yasaklama emri geldi. Gerekçede "kamu düzenini bozabileceği" ileri sürülüyordu. Ancak nasıl bozabileceğine açıklık getirilmiyordu.[8] Özetle Kürtçe tiyatro oyunu oynatmak suç oldu... Oyunun yönetmeni Nazmi Karaman ise "Kürtçe olduğu için yasaklandı" ifadelerini kullandı![9]

ii) Genco Erkal yönetimindeki Dostlar Tiyatrosu'nun İstanbul Kadıköy Lisesi bahçesindeki tarihi Mahmut Paşa Konağı'nda gerçekleştirdiği açık hava tiyatrosu, 15 Temmuz'daki darbe girişiminin ardından alınan "güvenlik tedbirleri" gerekçesiyle iptal edildi![10]

iii) 'Yolcu Tiyatro'dan oyuncu ve yönetmen Ersin Umut Güler'e, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlar gerekçe gösterilerek 1 yıl 3 ay hapis cezası verildi![11]

iv) Devlet Tiyatroları oyuncuları kadro beklerken işlerinden oldu. Cumhurbaşkanı Kararnamesi ve Bakan Mehmet Nuri Ersoy'un açıklamasıyla kadro umudu taşıyan yaklaşık 150 tiyatro emekçisi sarı zarfla mevcut işlerinden de oldu![12]

* * * * *

Bugün(ler)de -AKP iktidarında-, itibarsızlaştırılan alanların başında sanat/ tiyatro da geliyor. İktidar tarafından topluma empoze edilen, "Tiyatrocu olup, anarşist mi olacaksın?", "Bütün sanatçılar aç", "Yaşam tarzları bizim aile yapımıza uygun değil," yaygaralarındaki üzere yabancılaştırılıp, değersizleştiriliyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Devlet Tiyatroları'nın artık tek yetkilisi olup; tek adam rejimi için oluşturulan Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) Cumhurbaşkanlığı, Devlet Tiyatroları'nda tek yetkili hâline getirildi; 703 Sayılı KHK ile Devlet Tiyatroları Kanunu'nda yapılan değişiklikler, "Tek adam rejimi"nin pekiştirir nitelikte...

5441 sayılı Devlet Tiyatrosu Kanununun 1. maddesi "Devlet Tiyatroları bir Genel Müdür tarafından yönetilir" ifadesinin kaldırılması ile birlikte tüm yetkiler Erdoğan'a devredildi. Ayrıca "Devlet Tiyatroları Genel Müdürüne en yüksek sanatkâr memur ücretine ilave olarak Bakanlar Kurulu'nca tayin edilecek miktarda idare ve temsil ödeneği verilir" ifadesi, "Cumhurbaşkanınca tayin edilecek miktarda idare ve temsil ödeneği verilir" şeklinde değiştirildi...[13]

Bu kadar da değil!

58 ilde tiyatro sahnesinin olmadığı[14] AKP iktidarı döneminde Devlet Tiyatroları'nda görev yapan sanatçılar azaldı. 2002'de Türkiye genelinde 628 olan sanatçı sayısı 2018'de 534'e geriledi.[15]

Tiyatroyu yıpratan koşullara bir de salgın eklenince vaziyet içinden çıkılmaz bir hâl aldı. Özel tiyatroların durumu içler acısı. Turneler yapılabilecek mi, seyirci gelecek mi, belirsiz; AVM'ler açık ama tiyatro salonlarının tepesinde hep Demokles'in kılıcı...[16]

Özetin özeti: "Sanata ve sanatçıya saygı" sözcükleri hızla anlamını yitiriyor coğrafyamızda. Hâlbuki William Shakespeare oyuncular için "Çağın kısa ve özlü tarihçesidir onlar," demiş ve Bernard Shaw da, "Sanat var olmasaydı gerçeğin kabalığı katlanılmaz kılardı dünyayı" diye eklemişti..

Ancak bu coğrafyada Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, "sanatçı müsveddeleri" diyerek hakaret ettiği, yıllarını tiyatroya veren Metin Akpınar ve Müjdat Gezen için 4'er yıl 8'er ay hapisle yargılanma süreci başladı...[17]

Bu(nlar) işin bir yanıyken öteki yanı da egemen saldırının ehlileştirdikleridir...

Taner Barlas'ın, "80 öncesi ve sonrasındaki tiyatroyla günümüz tiyatrosu ve sanatı arasındaki en büyük farklardan biri sanatçıların muhalif duruşunun bir anlamda bölünmesi, parçalanması. Hiçbir zaman, yaşadığımız 12 Eylül'de de, sonrasında da, sanatçılar hiç bu kadar parçalanmamış ve karşı karşıya gelmemişti. Düzenin adamı olmamıştı sanatçı, daima muhalif duruşunu göstermişti, göstermek durumundaydı ama bugün sanatçıların bir kısmının biat ettiğini, maddi çıkarları veya korkuları nedeniyle Büyük Birader'e teslim olduklarını görüyoruz," biçiminde tarif ettiği hâle ilişkin ekliyor Rutkay Aziz de:

"Daha açık ve net söylemek gerekirse 12 Mart'ı yaşadık, 12 Eylül'ü de yaşadık, koalisyon dönemlerini de yaşadık, şimdiyi de yaşıyoruz... Sol kendi içinde bugünkü kadar dönek çıkarmadı. Ben tanık olmadım, ama Ruhi Su'yu anmak isterim, ona sormuştum 12 Eylül'den sonra döneklerin gündeme gelmesini, Ruhi Bey ışıklar içinde yatsın 'Evladım, bazı insanlar aslında rücû etmek için bazı tarihleri beklerler,' derdi."[18]

* * * * *

Böylesine bir "ehlileş(tir)me", döneklik ortamında yoğun saldırıya maruz kalan tiyatro yüzünü tarihine dönmelidir.

Mesela kurulacak yeni hayatın, geleceğin vurgusuyla bugüne ayna tutup, zamanın ruhunu yansıtan Anton Çehov'un, insanı insan kılan bakış açısını anımsamalıdır.

Ya da geriye büyülü sözcüklerinin ruhunu bırakıp giden, "Tiyatronun beyefendisi"ydi Haldun Taner'i...

Bilinir: İlk yazdığı oyun 'Günün Adamı', İstanbul Şehir Tiyatroları'nda sahnelenmeden kaldırmıştı. O da, "Daha oynanmadan yasaklanması beni meşhur etti. Yere bırakılsa tenis topu kadar sıçrayacak oyun, hızla yere atılınca, tavana kadar sıçradı. Piyesim daha sahne görmeden yasaklayanlara minnettarım," demişti...

1960'ların başında Brecht'in adının yeni yeni duyulmaya başladığı coğrafyamızda, İstanbul Üniversitesi'ndeki derslerde ayrıntılı bir biçimde işleyen O idi...

Beklan Algan tarafından sahneye konulan 'Sezuan'ın İyi İnsanı'nın faşistlerce basılması üzerine oyunun sahnelenmesi için yapılan imza kampanyasında yer alan da Haldun Taner'di...

Epik tiyatroya ilgisini yerel olanla birleştirirken; 'Keşanlı Ali Destanı' çıkar ortaya. Sonra da tarihimizde gerçekleşen toplumsal değişimleri 'Vicdani' ve 'Efruz' adlı iki karakter aracılığıyla anlattığı 'Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım' oyunuyla çıkar seyircinin karşısına...

Oyunlarını insanların barış içinde, kardeşçe yaşadığı bir dünya oyunlarını yoğuranlardandır O...

Bir de 30 Eylül 2008'de yitirdiğimiz; antropoloji, halkbilimi, tarih, estetik, sanat tarihi alanlarını kucaklayan usta Metin And...

Onun yapıtlarındaki tiyatro yolculukları sizi dünyanın her yerine, ama yoğunlukla Anadolu'ya, Ortadoğu'ya, Asya'ya, Uzakdoğu'ya götürürdü; sadece tiyatro bilgini değil, aynı zamanda tiyatro gezginiydi...

Sonra Özdemir Nutku...

O, tiyatroyu bilimsel olarak ele alan çalışkan bir karıncaydı! Zeynep Oral'ın, "Kurucuydu, yapıcıydı, emekçiydi, neferdi... Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Tiyatro Kürsüsü... İzmir 9 Eylül Üniversitesi Sahne Sanatları Bölümü... Araştırma kitapları... Kuramsal tiyatro kitapları... Çeviriler... Makaleler... Bir deryaydı..."[19]

Ayşe Emel Mesci'nin, "İnanılmaz çalışkan ve üretken bir tiyatro insanıydı... Gerçek bir tiyatro eğitimcisiydi; sayısız öğrenci yetiştirmişti"...[20]

Genco Erkal'ın, "Tiyatromuz yaşayan temel direklerinden biri,"[21] diye tanımladıkları "Hocaların Hocası" olarak bilinen; 37'si tiyatro, 22'si çeviri, 4'ü şiir, 12'si oyun ve uyarlama, 2'si senaryo, 1'i çocuk olmak üzere 78 kitap yazıp, yayımlayan sanatçıydı.

Hakkında Murat Tuncay'ın, "Türk Tiyatrosu'ndan onun yazdığı ve çevirdiği eserleri çıkarınca geriye ne kalır?"[22] sorusuyla öneminin altını çizdiği O; "Hiç durmadan çalıştı, çalıştı... Zaten Özdemir Hoca'yı başka türlü düşünmek olanaksız"dı.[23] Çünkü O, "Tiyatro biliminin 'üç büyükleri'nden"di...[24]

Ve "Biz bu ülkenin politik tiyatrosunun ilk kuşağıyız. İki büyük ozan bize yol göstermiştir. Biri Brecht, biri Nâzım. Karanlıkta yol alırken ne zaman boşlukta kalsak bu iki büyük yol göstericiye başvururuz. Benim için özellikle Nâzım. Onunla aramızda kolay tarif edilemeyecek bir tutku, bir sevda ilişkisi vardır,"[25] diyen Genco Erkal...

Önemli (ve çalkantılı) bir tarihten gelenlerden olması yanında; "Genco Erkal'ı besleyen o iki eşsiz damar: Brecht ve Nâzım"dı[26] deyişindeki üzere...

"Beni sahneye ilk çeken şey beğenilme isteğiydi. Herkes beni alkışlayacak, bana hayran olacak. Sonradan tiyatronun aslında çıkıp kendini göstermek olmadığını anladım. Başladığım yıllarda her şey yasaktı, 50'li yıllar. Nâzım'ın adı bile geçmiyor. Kitapları yok ortada, bir tek dizesini bile bulamazsınız. Marx'tan, Brecht'ten söz edemezdiniz. Yasaklıydı hepsi, kapalıydı bütün kapılar...

Nâzım ve Brecht'tir benim en çok ufkumu açan, bana doğru yolu gösteren. İnsan bir kere doğru yolu gördükten sonra öyle gidiyor eğer ona inanmışsa ve niçin bağlandığını anlamışsa. Doğru olduğunu da sınamışsan artık o senin yolun oluyor ve seni oradan kimse döndüremez...

Tiyatrocu olarak bir şey anlatmaya çalışıyorum yıllardır. Ve hiçbir şeye etkisinin olmadığını düşünüyordum ama şimdi diyorum ki bugün etkisi olmasa da yavaş yavaş insanların içlerinde bir birikim oluşuyor. İnsanlar yavaş yavaş aydınlanmaya, o ışığı görmeye başlayacaklar."[27]

* * * * *

Evet, gelecek yolunda, bugün ile hesaplaşıp, onu aşmak için geleneğin gücüne muhtaç olan tiyatro; elbette "Zor oyunlarda zorlu yorumlar"ıyla müsemma Çetin Tekindor'u; tiyatroda fenomenleşmiş pek çok oyunda unutulmaz karakterler çizen Nevra Serezli'yi ve Yıldız Kenter'i unutamaz...

Kolay mı? Oyuncu Ayça Bingöl'ün, "Tiyatroya bir armağandır,"[28] diye betimlediği "Yıldız Kenter "Bir 'diva'ydı... Tiyatroyu bir yaşam biçimi olarak benimsemenin en dolaysız ifadesiydi,"[29] Ayşe Emel Mesci'ye göre...

Gelenekten söz ederken İsmail Dümbüllü'nün keşfettiği güldürü ustası Nejat Uygur'un, hayatı da sahnesi gibi yaşayan bir rol model olduğu; 'Hanedan', 'Cibali Karakolu', 'Kaynanatör', 'Alo Orası Tımarhane mi?', 'Benim Annem Evden Neden Kaçtı?' gibi 100'den fazla oyunla tulûat tiyatrosunun son temsilcilerinden olduğunu ve aktüelliğini yitirmediği unutulabilir mi?

Onu ve onun gibileri unutulmaz kılan; "Gülmece arayarak bakar. Uyumsuzluğu yakalayarak mizahı çıkarır. Mizah bir anlamda aynı olaya başka açılardan bakmaktır. Tınısı vardır onun. Onu başarırsanız gerçek bir tiyatro oyuncusu olursunuz,"[30] diyen Deve Kuşu Kabare Tiyatrosu'nun Metin Akpınar'ının altını çizdikleridir.

Söz açılmışken, Metin Akpınar'ın Müjdat Gezen'le birlikte yargılandığı herkesin malumudur...

Tiyatro sahnesinde 67 yılını dolduran; "Cumhurbaşkanına hakaret" suçundan yargılanan Müjdat Gezen, "18 yıldır içinden geçmekte olduğumuz sistemin bir bedeli bu. Biz bu ülkede tabii ki çok sıkıntılar çektik. Cezaevlerinde yattık ama demokrasinin bu kadar çiğnendiği bir dönem olmadı hiç,"[31] diyen; "Varını yoğunu bir hayat boyunca sanatın öğrencilerini yetiştirmeye adamış bir hoca"dır O![32]

İstanbul Kadıköy'deki sanat merkezi kundaklanan[33] Müjdat Gezen, "Bu ülke aydın olmayı hiçbir zaman sevmedi. Belli değil mi? Televizyon programlarına bir bakın, evlilik programlarına bir bakın. Survivor izliyor musunuz? Türkiye'nin profili Survivor'da yatıyor; zannedersiniz ki, kadınlar dedikodu yapıyor. En büyük dedikoduyu erkekler yapıyor. AKP bütün milletin kimyasını bozdu,"[34] diyebilen eleştirel bir itirazın sanatçısıdır.

O, 60'lı yıllardan bu yana, cefalı bir iş olsa da politik tiyatro yapmaktan vazgeçmezken; "Halk, dilinin ucuna gelip söylemek isteyip söyleyemediğini sizden duyarsa gülüyor,"[35] diyen korkusuz cürettir...

* * * * *

Yalanın egemenliğinde de "ehlileştirilemeyen" tiyatro(cu)ya duyulan gereksinim, tam da böylesi korkusuz cüreti "olmazsa olmaz" kılar.

Kolay mı?

Gezi sürecindeki açıklamaları "gerekçe" gösterilerek 2015'te Şehir Tiyatroları'ndan ihraç edilen oyuncu Levent Üzümcü'nün işaret ettiği gibi, "Çağın en büyük sorunu yalan"dır.[36]

Tiyatro(cu)nun görevi yalanın karşısına dikilmektir, aksi takdir de Bertolt Brecht'in, "Sizler şu an batmakta olan geminin duvarlarına çiçek resimleri yapıyorsunuz ve bunun adına sanat diyorsunuz," eleştirisinin muhatabı olmaktan kaçınamayacaktır.

O hâlde Jacques Ranciere'in, "Sanat ancak sanat olduğu sürece siyasaldır. Ve yalnızca duyulur dokuları ve alımlanma tarzlarıyla, tüketim nesnelerinin statüsünden radikal biçimde farklılaşan nesneler ürettikçe sanatsaldır," tanımını unutmadan, Süreyya Karacabey'in '27 Mart Dünya Tiyatro Günü Bildirisi'nde dediklerine kulak verilmelidir:

"Hep çağırdılar sizi, onlar sahnedeydi.

Görün diye, parçalanmış bir dünyanın yaralı imgesini. İnsanın insana hiç yardım etmediğini, koşarak savaşa gidenlerin geri dönmediğini.

Hep çağırdılar sizi, onlar sahnedeydi.

Gösterdiler size binlerce yıldır dönen zulüm değirmenini. İntikam tanrıçalarından beri tekrar ediyordu, kanın kanla temizlenişi ve hep kanlıydı bir ülke kurmak Romus Romulus'tan beri, kardeş kardeşi hep öldürüyordu Habil ve Kabil'den beri.

Hep çağırdılar sizi, onlar sahnedeydi.

Duydunuz dillerinden çivilenmiş halkların sessizliğini, evlerin içinde büyüyen cesetleri, adalet istedikçe kafası ezilen ötekileri. Şarkısını söylediler size dönecek ormanı kalmamış yağmur kuşlarının, betonla büyüyen kentlerinizden kovulan hayvanların, şarkısını söylediler hep kendi yok oluşuna çalışan bir uygarlığın.

Hep çağırdılar sizi, onlar sahnedeydi.

Ateşle kuşatılmıştı hayatlar, yasakla kuşatılmıştı, kardeşlerin birbirini boğdurmasıyla başlıyordu saltanat hikâyeleri. Çok başındaydı hikâyenin Kassandra'nın kehaneti, çok başındaydı acı çeken hayvanların dilsizliği. Ateşten kaçarken suda boğulan insanların gölgeleri bütün sınır hikâyelerinin başındaydı. Kokuşmuş şeyler vardı kentlerde Hamlet'ten beri, söz cesetleri büyüyordu ağızlarda Brecht'ten beri, kanlıydı ülkeler Romus Romulus'tan beri ve bu zulüm döngüsüne tarih diyordu kitaplar başından beri.

Hep çağırdılar sizi, onlar sahnedeydi.

Yıkımını seyrettiğiniz dünya evinizdi. Sahnede asılı kalmış sesler çağırıyor şimdi sizi, dünya herkesin eviydi. Güneş, ay ve sular herkesindir diyen sesler çağırıyor sizi, acı çekenleri işiten ve karşı çıkan sesler çağırıyor sizi: Gelin birlikte yazalım bu korkunç masalın son sahnesini!"[37]

 

28 Şubat 2021 19:40:54, İstanbul.

 

N O T L A R

[*] Newroz, Mart 2021...

[1] Antonin Artaud.

[2] Öznur Oğraş Çolak, "Tiyatro Yaşasın Diye Sahnedeler...", Cumhuriyet, 19 Temmuz 2020, s.13.

[3] Maksim Gorki, Mujik, çev: Mehmet Özgül, Can Yay., 2014, s.66.

[4] Anton Pavloviç Çehov, Martı, çev: T. Yılmaz Öğüt, Mitos Boyut Yay., 2017.

[5] "Trajik dram bize akıl, düzen ve adaletin sınırlarının müthiş bir şekilde kısıtlanmış olduğunu ve bilim ya da teknik kaynaklarımızdaki hiçbir gelişmenin bu durumu değiştiremeyeceğini anlatır. İnsan içte ve dışta dünyanın bir 'ötekiliği'dir." (George Steiner, Tragedyanın Ölümü, çev: Burç İdem Dinçel, Türkiye İş Bankası Kültür Yay., 2011.)

[6] Adnan Bilen, "Haldun Dormen: Siyaset Sanat Üzerinde Bir Baskı Aracı", Yeni Yaşam, 18 Mayıs 2019, s.11.

[7] Elif Tokbay, "Altan Erkekli: Yalnızlık Hücreleri Yeniler", Cumhuriyet, 16 Ocak 2021, s.3.

[8] Zeynep Oral, "Dario Fo, PKK'li Olabilir mi?", Cumhuriyet, 15 Ekim 2020, s.13.

[9] Işıl Çalışkan, "Kürtçe Tiyatro Oyunu Oynatmak Suç Oldu", Birgün, 15 Ekim 2020, s.7.

[10] "Genco Erkal'ın 'Nâzım ile Brecht' Oyununa OHAL Engeli", Cumhuriyet, 8 Ağustos 2016, s.3.

[11]<

  Bu yazı 9176 defa okunmuştur. Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

☁️
--°

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    # Takım O G B M A Y AV P
    1Galatasaray7511--516
    2Beşiktaş7502--815
    3Amed7421--814
    4Fenerbahçe7412--1313
    5Trabzonspor7412--1113
    6Alanyaspor7331--212
    7Kocaelispor7403--212
    8Çorum FK7313--410
    9Kasımpaşa7241--010
    10Rizespor7313---210
    11Başakşehir7223---18
    12Gaziantep FK7223---38
    13Gençlerbirliği S.K.7223---88
    14Erzurumspor FK7223---88
    15Göztepe7133--06
    16Konyaspor7124---45
    17Samsunspor7115---94
    18Eyüpspor7106---183
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    16 Ekim, CumaÇorum FK20:00Rizespor
    17 Ekim, CumartesiErzurumspor FK13:30Eyüpspor
    17 Ekim, CumartesiGençlerbirliği S.K.16:00Galatasaray
    17 Ekim, CumartesiAmed16:00Konyaspor
    17 Ekim, CumartesiFenerbahçe19:00Alanyaspor
    18 Ekim, PazarKasımpaşa13:30Samsunspor
    18 Ekim, PazarKocaelispor16:00Göztepe
    18 Ekim, PazarBaşakşehir19:00Gaziantep FK
    19 Ekim, PazartesiTrabzonspor20:00Beşiktaş
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Kayserispor10811--1725
    2Iğdır FK10622--620
    3Bursaspor9612--819
    4Batman Petrolspor10613--319
    5Keçiörengücü10451--917
    6Mardin 19699432--515
    7Sarıyer10433---115
    8Antalyaspor10505---215
    9Bandırmaspor10352--914
    10Fatih Karagümrük9342--113
    11Sivasspor10262--112
    12Muğlaspor9261--112
    13Bodrum FK10253--211
    14Pendikspor10244---710
    15Manisa F.K.9234---19
    16Esenler Erokspor9153---58
    17Ümraniyespor9144---37
    18Vanspor FK10235---107
    19İstanbulspor10127---155
    20Boluspor9018---181
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    13 Ekim, SalıBandırmaspor1-1Sivasspor
    13 Ekim, SalıSarıyer1-4Bodrum FK
    13 Ekim, SalıPendikspor1-2Vanspor FK
    DünBatman Petrolspor4-2İstanbulspor
    DünAntalyaspor0-4Kayserispor
    DünKeçiörengücü0-0Iğdır FK
    DünÜmraniyespor0-1Boluspor
    BugünMardin 196917:00Fatih Karagümrük
    BugünManisa F.K.20:00Esenler Erokspor
    BugünMuğlaspor20:00Bursaspor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Muş Sport Klübü6510--916
    2Aliağa FAŞ6501--415
    3Elazığspor6411--1113
    4Güzide Gebzespor6330--412
    5Çorluspor 19476312--510
    6İnegöl Kafkas Gençlik6312--310
    7Isparta 32 Spor6312--110
    8Şanlıurfaspor6231--19
    9Menemen FK6303---19
    10Erbaaspor6213--07
    11Somaspor5212---27
    1268 Aksaray Belediyespor6132--16
    13Ankaraspor6204---46
    14Kastamonuspor6204---103
    15Sebat Gençlikspor5023---42
    16Arnavutköy Belediyespor6006---100
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiElazığspor19:00Arnavutköy Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiMenemen FK19:00Güzide Gebzespor
    17 Ekim, CumartesiŞanlıurfaspor19:00Hatayspor
    18 Ekim, PazarKastamonuspor14:30Isparta 32 Spor
    68 Aksaray BelediyesporErbaaspor14:30Çorluspor 1947
    68 Aksaray Belediyesporİnegöl Kafkas Gençlik15:00Sebat Gençlikspor
    68 Aksaray BelediyesporMuş Sport Klübü19:00Ankaraspor
    68 Aksaray BelediyesporSomaspor19:00Aliağa FAŞ
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Yeşilyurt Belediyespor6600--2318
    2Talasgücü Belediyespor6510--1016
    3Bitlis Özgüzelderespor6501--1215
    4Niğde Belediyesispor6501--1015
    5Karaköprü Belediyespor6501--915
    6Mazıdağı Fosfatspor6420--914
    7Kırşehir Belediyespor6411--1513
    8Ağrı 19706222--08
    9Kırıkkale Büyük Anadolu6213---17
    10Silifke Belediyespor6213---37
    11Adana Adaletgucu6204---36
    12Osmaniyespor6204---56
    13Yeni Mersin Idmanyurdu6204---56
    14Karaman FK6204---96
    15Yozgat Bld Bozokspor6114---154
    16Diyarbekirspor6015---71
    17Yeni Malatyaspor6006---180
    18Adanaspor6006---220
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiYeni Malatyaspor14:00Mazıdağı Fosfatspor
    17 Ekim, CumartesiBitlis Özgüzelderespor14:00Yeşilyurt Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiAdanaspor14:30Yeni Mersin Idmanyurdu
    17 Ekim, CumartesiSilifke Belediyespor14:30Karaköprü Belediyespor
    18 Ekim, PazarAğrı 197014:00Kırıkkale Büyük Anadolu
    18 Ekim, PazarKırşehir Belediyespor14:30Niğde Belediyesispor
    18 Ekim, PazarKaraman FK14:30Adana Adaletgucu
    18 Ekim, PazarOsmaniyespor14:30Diyarbekirspor
    18 Ekim, PazarYozgat Bld Bozokspor19:00Talasgücü Belediyespor
    Son güncelleme: 15.10.2026 11:51:43