Temel DEMİRER

DİK DURUP, DİKLENEN DİZELER[*]

Temel DEMİRER
  06-03-2022 18:27:00

TEMEL DEMİRER

 

"Anlamak aşmaktır."[1]

 

Dik durup diklenmek, sanattan siyasete yaşamın ve elbette insan olmanın/ kalmanın "olmazsa olmaz"ıdır. Özellikle de vazgeçişin, teslimiyetin, kaçışın öne çıktığı karanlık kesitlerde...

Yani "Kaç yol arkadaşı kaldı şimdi geriye/ gençliğin ilk acılarını birlikte keşfettiğimiz/ kaç yol arkadaşı/ sürüyerek götürdüğümüz dargın beraberlikleri saymazsak/ ne kalıyor elimizde/ ölenler/ terk edenler/ bir de telefonları, adresleri, kendileri değişenler," dizelerinde tarif ettiği üzere Murathan Mungan'ın...

Tam da böylesi koşullarda meydan okumak; dik durup diklenmek; baş eğmemektir insanı insan; sanatı sanat; siyaseti siyaset yapan...

* * * * *

Ivan Sergeyeviç Turgenyev, "Bir delikanlı edasıyla dimdik duruyordu. Yukarılara doğru yükselmek istercesine bir havası vardı. Oysa insan bu eğilimini yirmili yaşlardan sonra kaybeder,"[2] diye tanımlasa da; bütün bir yaşamda vazgeçilmesi mümkün olmayan bir "iddia"dır meydan okumak; dik durup diklenmek özgür insan(lık)ın iradesidir; başkaldırıdır; vazgeçişlerin, kayıtsızlıkların panzehiridir; kalbin "olması gereken" tempoda çarpmasıdır.

Mücadeleyle, baş eğmemekle mümkündür...

İnatla, inat etmekte ısrar ile umutların tükenmesine müsaade etmemektir...

Haksızlık, hukuksuzluk karşısında onurunu korumaktır...

Eğilip bükülmeden, uçurumun kıyısında bir ağaç gibi yalnız ve tek başına sessizce gülümseyerek kaçınılmaz fırtınanın kopacağından emin, vazgeçmeyen insan(lar)ın kararlı duruşudur...

Adnan Yücel'in "Saraylar saltanatlar çöker/ kan susar bir gün/ zulüm biter./ menekşeler de açılır/ üstümüzde leylaklar da güler./ bugünlerden geriye,/ bir yarına gidenler kalır/ bir de yarınlar için direnenler," dizelerindeki üzere, hayallerin gerçekleştirilmesi için göze almışların harcıdır; "Yeter Artık" diyebilmektir!

Yapılması gereken eylemdir; omurga gerektirir elbette...

Tıpkı "Her önermeyi sorgula, mevcut anlayışa meydan oku ve hiçbir şeyi, sırf başkaları kesin olarak nitelendirdiği için doğru olarak kabul etme," diyen Albert Einstein gibi...

Ya da "Kendi benliğinden vazgeçen ve bir robot hâline gelen kişi, çevresindeki milyonlarca diğer robota benzemeye başlar. Artık kendini yalnız hissetmez, kaygı duymaz. Ama ödediği bedel yüksektir; kendi benliğini yitirmiştir," uyarısındaki üzere Erich Fromm'un...

* * * * *

Şiir/ şair içinde geçerlidir ifade ettiklerim...

Mesela "Şiirimiz mor külhanidir ağabeyler," deyip alkışlananı değil, görmezlikten gelineni kurcalayan; şiirin kural dışı fotoğrafıdır Ece Ayhan'ın karadili... Ne biat eder ne de itaat!

Külliyen itiraz olarak geçilmiştir kütüklere... İcazet olmayınca da hem nalına hem mıhına vurmuştur olanca gücüyle...[3]

Ve gür sesiyle, "Olacak ne dedikse./ Olacak bütün bunlar./ Olacak güzel anam,/ Tatlı bacım, kardeşim./ Olacak bütün bunlar./ Kısa çöp uzun çöpten hakkını alacak!/ Bu dünya kalmayacak haramilere!"

Ya da "Nesini anlatayım ben özgürlüğün./ Gün olur zincire vurulmaktır özgürlük,/ Gün olur göğsünü gere gere ıslık çalmak caddelerde!"

Veya "ulan öldürdüler bizi bu pezevenkler/ bir tek günümüz geçmiyor ahsız ofsuz/ bir tek günümüz geçmiyor borçsuz harçsız/ bir tek günümüz be yahu, bir tek günümüz oh diyesi/ ulan öldürdüler bizi bu pezevenkler/ yahu kimin bu topraklar/ yahu kimin bu denizler/ bu ormanlar bu trenler bu gemiler uçaklar/ bu madenler kimin yahu?/ kıydılar alımıza morumuza bu pezevenkler/ kıydılar yazımıza baharımıza/ işimiz gücümüz mayın taramak/ işimiz gücümüz ölü taşımak/ işimiz gücümüz umuda yatmak/ ulan öldürdüler bizi bu pezevenkler," dizelerindeki üzere Hasan Hüseyin Korkmazgil'in...

* * * * *

Dik durup diklenmekten söz edince "Dolan göğümdeki hava/ Salın yanımdaki fakir/ Salın proletarya/ Geber başımdaki bit/ Kirtim kirt Kirtim de kirt/ Kirtim de kirtim/ Kirtim kirt," dizelerini haykıran Enver Gökçe unutulabilir mi?

"Tescilli komünist şair"imizdir O;[4] "Bilinciyle ve ruhuyla örnek bir insandır. Halkının ve yurdunun acılarını kendi acısı bilmesiyle örnektir. Zulmün ve zalimliğin her türüne hedef olduğu hâlde, zulme ve zalimliğe karşı dik duruşuyla örnektir. Boyun eğmeyişiyle örnektir. Devrimci aydın kimliğiyle örnektir. Sesini başta kendi yurdu/ halkı, insanlığın acılarından emzirmiştir. Başkaldırı ruhuyla ve direnme ruhuyla emzirmiştir... Her şeyden önce, Enver Gökçe'nin yüreği, has şiirin cevheridir."[5]

"Gel kardeşim, gel beri/ Hey kurt hey kuş hey börtü böcek/ Ah gidenler gelir mi geri/ Açar mı bugün dört bahardır kanayan çiçek/ Demek daha bizim yaşımızda/ İnsanlar ölecek," diyerek mahpuslar yatmış, işkence tezgâhlarından geçmiş, sürgünler yemiş, 'Fedailer Mangası' diye adlandırılan, 40 Kuşağı'nın şairlerindendi Enver Gökçe... Mazlum ve mahzun sözcüklerinin bir kimliğe bu derece uyduğu çok az sanatçı vardı.

Şiiri, sanatı bir yana; hayatı boyunca zalime ve zulme karşı durmuş, meşakkatle geçmiş bir ömür boyunca aydın kimliğine örnek bir duruş sergilemişti.

"Ben, bizden olan bütün insanların dostu;/ adı, haritalarda bile bulunmayan/ bir köyündenim Anadolu'nun./ güzel şeylere hasrettir memleketim,/ güzel şeylere hasret bu dünya./ yıllardır, kanda ve ateşte mısralarım// yanan şehirlerin,/ ağır tankların tekerlekleri arasında/ biliyorum, yaylım ateşlere girilmiştir gönlümüzce."

1940'da şiir yazmaya başladı. İlk şiiri Ankara'da çıkan Yurt ve Dünya Dergisi'nde yayımlandı. 1948'de Türkiye Gençlik Derneği'ne üye olduğu için tutuklandı. Üç aylık bu tutukluluğun ardından, 1951'deki Türkiye Komünist Partisi'ne yönelik büyük tevkifatta yeniden tutuklandı. İki yıl Sansaryan Han'da hücrede tutuldu ve ağır işkenceler gördü. Toplam yedi yıl hapis yattı, İki yıl da sürgünde yaşadı.

Sonrası geçici işler, düzeltmenlik, gördüğü işkencelerin eseri olan rahatsızlıklar, yoksulluk nedeniyle yılın belli aylarını köyünde geçirme zorunluluğu, işsizlik, acı dolu yıllar... Bulduğu bazı işlerden sakıncalı olduğu gerekçesiyle çıkarılması... 12 Eylül faşizminin getirdiği acılar daha da yıprattı onu. Ardından Ankara Seyranbağları Huzurevi'nde sona eren onurlu ama zorlu bir hayat...

Hücrede, tabutluklarda geçirdiği yıllarda yakalandığı hastalık, hayatının sonuna kadar yakasını bırakmayıp, ölümüne neden oldu. Muzaffer İlhan Erdost'un söylediği gibi, "Enver Gökçe'nin cezaevlerinden aldığı, cezaevlerinin ağır koşullarının bedenine sızdırdığı sayrılıklar, Onun gövdesini saran sayrılıklar, kuşkusuz bedeninin özünü, beynini de kuşatır. Bu nedenledir ki, destansı uzun şiirler, uzun dizeler, gövdesinde yürüyen hastalıklarla birlikte, boyundan ve eninden daralır. Yani giderek kısalır dizeler, tek sözcüklere dönüşür. Ama süt filizi ekinin taneleşmesi gibi, daha yoğunlaşır, daha sertleşir."[6]

 "Dünyanın/ Yarısı/ Kızıl/ Çağla/ Yansı/ Kan/ İrin/ Ve/ Çok/ Şükür/ Hayvanlar/ Gibi/ Sürüp/ Çıkarılır/ Faşizm/ Harlı/ Yangınında/ Devrimin," dizelerindeki üzere örneğin...

Özetle O; halk şiir geleneğini derinden kavramış, gelenekle bağlarını güçlendirdikçe, onu devrimci bir tarzda dönüştürmeyi başarmış özgün bir şairdi. Bu yanıyla, serbest nazımdan da Orhan Veli, Oktay Rıfat, Melih Cevdet'in temsilcisi olduğu "Garip" şiir akımından da çok uzak, kendine özgü bir şiir dünyası kurmuştu.

Yetiştiği çevrenin bu direngen tavrını, dilsel özelliklerini, mücadele azmini, Eğin türkülerinin can yakan ezgisini ve halk deyişlerinin gücünü sırtlanarak; toplumsal düzenin yozluğu, dönemin zalimliği üstünden acılı insanları anlatan şiirler yazdı;[7] Meğer/ Müşkil işmiş hürriyet/ Savunmayla yetmiyor/ Bir başka sevda!// Telden/ Demirden geçsen/ Mapusu delsen/ Ne fayda!" gibi...

Özetin özeti: "Kendini halkına, mücadelesini davasına adayan şair, susarak anmanın, anarak yaşamanın bileyi taşı oldu hep. Büyük yalnızlığın yaratıcılığında sayısı az da olsa büyük yapıtlar verdi. Mülkiyet hırsını çoktan yenmişti. Yunus'tan insancılığın Pir Sultan'dan başkaldırı geleneğinin bileşimi bir kişilik, insancı bir sosyalist, devrimci bir komünist olarak yaşadı. Hümanizmi insandaki en temel özellik belledi. Bu düşünceyi yalın yaşamının ışıklı öğesi yaptı hep. O, bir örümceğin hücre yalnızlığı... Dil Tarih'te Ruhi Su korosunda bir korist... Sürgünlü işsizliğinde hapis... Açlıkla ölüm sınavı... Köy günlerinin 9 yaşındaki Enver'i... Eğin Aşutkalı bir anı... Tabutluklar'ın işkenceli günleri... Susarak anmanın, anarak yaşamanın bileyi taşı"ydı![8]

* * * * *

Sonra da "Ben ömrümce muhalif yaşadım/ Devletçe de menfi bir TİP sayıldım/ Onun için kan grubum /RH NEGATİF," dizeleriyle müsemma Can (Yücel) Baba...

Hep menfi sayılmış, ömrü boyunca düzenle kan alıp vermemiş. Yaşamı boyunca gerçek bir muhalif duruş sergilemiş. Ne resmiyete, ne de resmi ideolojiye hiç yüz vermemiş bir şairdi O.

Sanatı ve şiiri, "Kişinin dış baskıların hışmı karşısında kendi özünü hırpalattırmamak için, hatta yitirmemek için kullandığı bir savunma mekanizması, baskının, acının üstüne gidiş" olarak nitelendirirken; düzene ve sisteme karşı racon kesen bir öfkeli, insana karşı ise sevgi doluydu.

Aşmıştı o duvarı: "Bir gece sevgi duvarını aştık/ düştüğüm yer öyle açık seçik ki/ başucumda bir sen varsın bir de evren/ saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi/ yalnızlığım benim çoğul türkülerim/ ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi," dizelerindeki üzere![9]

İşte birkaç örnek:

i) Can Yücel hakkında 12 Eylül darbe döneminde yazdığı 'Beşi Bir Yerde' şiiri nedeniyle Kenan Evren ile dört darbeciye hakaretten açılan davadaki savunması unutulacak gibi değildir: "Hâkim: 'Şiirinizde hep göt diyorsunuz. Daha kibar söylenemez mi?' Can Yücel: 'Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre bu memlekette göte göt denir'..."

ii) 18 Mart 1998'de ise bir konuşmada dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e hakaret ettiği gerekçesiyle bir yıl iki ay hapis cezasına çarptırılacaktır. Cezasını affetmesi için Demirel'e sayısız dilekçe gönderilir. Şairin yorumu ise şöyledir: "Ben kahraman değilim/ Demirel beni affedecekmişse/ Kolay gelsin!/ Benim endişem,/ Ya beni affetmeden önce/ Eceli gelip ölürse.../ Ama onu affetmeye benim/ Sıkletim yetmez/ Ne de cesedim..." 

iii) Şair Turgay Fişekçi gülümseten bir anıyı şöyle aktarır: "1990'ların başlarında şiirin sesini bir parça olsun basın yayın organlarında duyurabilmek için dokuz şair, altı ay süreyle şiir yayımlamama, yani şairler grevi yapma kararı vermiştik. Bu eylemimizi en iyi nasıl duyurabiliriz diye konuşurken, en gerçekçi öneri Can Yücel'den gelmişti: 'Dokuzumuz birden topluca donsuz fotoğraf çektirelim. O zaman her yerde basılırız'..."

iv) Bir diğer anı da Vecdi Sayar'dan: "Nasıl unuturum, Sinematek'in Nâzım anması yasaklandığında, polisleri ikna edişimizi: 'Tamam Nâzım gecesi yapmıyoruz ama seyirciyi kapıdan çevirmek olmaz, şiir gecesi yapacağız, Nâzım'dan söz etmeden'; sonra senin sahneye çıkıp 'Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkında/ Ne sen bunun farkındasın, ne de polis farkında' deyişini..."[10]

Evet şiirin hiç yaşlanmayan çocuğuydu; kahkaha çiçekleri üreten, sözcüklere takla attırtan, rengârenk dizeleri fır döndüren biriydi O...

Sokağın diliyle konuşan bir dil cambazı...

İmgelere pabucunu ters giydiren bir sihirbaz...

Kahkahayı dirence, direnci kahkahaya dönüştüren bir büyücü...

Eleştiriyi hiç ıskalamayan... İroniyi mızrak, kara mizahı miğfer kılan bir silahşör!

Bakmayın dizelere küfrü, sövgüyü kattığına, sağa sola sapanını doğrulttuğuna, hedef aldıkları bal gibi hak etmiştir o taşlamaları!

Yaşadığı gibi yazan, yazdığı gibi yaşayan... Bütün bunları engin kültür birikimiyle taçlandırandı...[11]

Örneğin Che Guevara'nın 'İnsan ve Sosyalizm' ve Mao Zedung ile ABD'li bir generalin günlüğünden oluşan 'Gerilla Harbi' kitaplarını Türkçeye çevirdiği için içeri düşmüştü. Generalin yazdığı bölümlerden mahkûm olmayı da "CIA'nın bana attığı kazık" diye nitelemişti!

"Yaşamım benim en güzel şiirim" derken; yaşamında ve şiirinde hep ironi vardı.

"Humor, bir sığınma, savunma mekanizmasıdır. Savunma ama, bir başkaldırıya, bir saldırıya dönüşür... Çok ağır geçen hayatımızın içinde, ironi, bütünselliği bozmayacak ana çaredir. Bir direnç kahkahasıdır," diyordu.

"Dönülmez Faşizmin ufkundayız/ Vakit çok geç" derken haklıydı!

"Tencere dibin kara/ Seninki benden kara" diye sesleniyordu "Şili'deki Tencereye".

"Kurtarıcılar kurtara kurtara/ Kurtardılar Memleketi memleket olmaktan" derken o günleri arar duruma gelineceği bilemezdi elbette.

"Shakespeare Üzre" şiirinde "Türkiye'nin Manimarkası'nda bir şeyler kokuyor/ Kimine göre tuz, kimine göre et,/ Hamlet! Hamleeet!" derken 12 Eylül faşist darbesini yaşıyorduk.

"Garson dedim, bana biraz sabır ver/ Allah'tan isteyeceğinizi benden istiyorsunuz paşam, dedi./ Öyleyse bir Allah ver dedim/ Gitti, bir daha da gelmedi," derken direnç kahkahalarını yeşerten yine oydu...

"Gücüme gidiyor bu Allah kurtarsın! Lafı/ Müdürü gelir: Allah kurtarsın!/ Savcısı gelir: Allah kurtarsın!/ Gardiyanı gelir: Allah kurtarsın!/ Bir hâl olduk, Allah bilir, günde kaç posta/ Allah tarafından kurtarıla kurtarıla./ Oysa biz, insanları kurtarma zahmetinden/ Kurtarmak için Allah'ı/ Düştük, değil mi, bu yola!"...

"Koyunlar keçiler ve koçlar için/ Ne kadar bayramsa Kurban Bayramı/ Bu barış var ya, bu barış/ Cephedekiler için o kadar barış"...

 "Şu göğüs kafesimi genişleten/ umudum var oldukça,/ güzel günlere olan inancım/ hiç bitmeyecek"...

"Bilmelisin ki,/ duvarda asılı duran diplomalar/ insanı insan yapmaya yetmez"..."

"Kendi kulağına küpe takan adamı taşlayıp,/ g.tümüze kazık sokan adamları/ alkışlayan bir toplumuz"...

"Çalmadık, çırpmadık.../ Yediysek cebimizden,/ harcadıysak ömrümüzden," dizeleri de kulaklara küpeyken; en önemlisi de;[12] "En uzun koşuysa elbet Türkiye'de de devrim/ O, onun en güzel yüz metresini koştu/ En sekmez lüverin namlusundan fırlayarak.../ En hızlısıydı hepimizin/ Acıyorsam sana anam avradım olsun/ Ama aşk olsun sana çocuk, aşk olsun!" diye haykıran 'Mare Nostrum/ Bizim Deniz'iydi...

Şair adamdı vesselam "Küfür burjuvazinin ağzında lağım çukurudur, işçi sınıfının ağzında açan çiçektir," vurgusuyla, "Bu memleketin jeopolitik konumu, küfürsüz yaşamaya uygun değil," diyen Can Baba "Şarabi Şair"di, şiirini hınzır, külhani raconlardan yararlanarak siyasal inançlarıyla yoğurdu.

Cemal Süreya'nın deyimiyle, dönemin "serşair"i Yücel'di. Taşlama ile toplumsal duyarlılığın ağır bastığı şiirlerinde, dobra dili ve özgünlüğüyle dikkat çekiyordu. Doğa, insanlar, olaylar, kavramlar ve heyecanları şiirlerine temel alırdı. 

Selahattin Hilav'ın, "Gerçek şairler, dili azat edenlerdir, diyebiliriz. Nitekim Can'da, tutsaklıktan kurtularak yaşamın iç yüzünü ortaya döken ve özündeki gizli hakikâtleri de gösteren bir dille karşı karşıyayız. Bu dil akıl öğretmez, efsaneleri pekiştirmez, kişilere tapınmanın, soyut hümanizma hayallerinin hizmetkârlığını yapmaz. Besinsel ve cinsel açlığı, idealler ve ilkeler ileri sürerek gözden kaybettirmez. Yaşamamışlığı ve hödüklüğü örten sulugözlülük ve yapmacık hassasiyet üretmez, bunları başkalarına bulaştırmaz; kısacası, yalana hayat hakkı tanımaz," diye tanımladığı Can Yücel; Cemal Süreya'ya göre de, ironisi, argo ve küfrüyle "zekânın iyi niyeti"dir: "Argo ve küfür bir arınma işlemidir Can Yücel'de. Kötülüğe, kötü düzene karşı aşılanmak için kutsal'ı delik deşik eder. Tabii eski kutsal'ı. Ve yeni kutsal adına. Bu yüzden sürekli olarak tarihsel olaylarla bugünkü olayları iç içe işler. Şiirsel eylemini kurmak, sürdürmek için en elverişli yolu seçmiştir: parodi. Gerçekten de parodi toplumsal eylemle şiirsel eylemi birleştiren bir yoldur. Tarihi, gazete güncelliğine getirir. Bunu yaparken halk kaynaklarına, halk ağzına, daha çok halk türkülerinin deyişlerine yaslanır."

Turgay Fişekçi'e göreyse, "Dilde bir yandan kendine özgü vurgu ve tonlamalar yaratırken bir yandan da konuşma dili, eski ve çağdaş şiir, geniş bir kültür ve dil bilgisine kattığı sevgi-alay-acı karışımı duygu yoğunluğuyla da aydınlık, insancıl, toplumcu, benzersiz bir şiir yarattı," O...

Refik Durbaş ise, "Kişisel ve toplumsal yaşamın acı bir dönemini dile getiren, öfkeli, alaycı, boyun eğmeyen, siyasal şiirlere ağırlık verilen bir kitap"tır; Selahattin Hilav ise, "Yalanı, aldatmacayı, çelişkiyi, kafasızlığı, toplumsal düzenin ürünü olması açısından ele alan, bunların farkına varmış gibi kimi zaman kendini de konu edinen, ama aldatanın ve aldananın gülünçlüğünü şiirin berraklığında yansıtan bir mizahtır," sözleriyle değerlendirir onu.

Şükran Kurdakul'un, "Sözünü budaktan esirgemeyen bir kabadayı"; Zeynep Oral'ın da, "İmgelere pabucunu ters giydiren sihirbazdı," diye betimlediği Can Yücel'in amacı sadece yazmak ve okutmak değildi, şiirin sesini de duyurmaktı; dizelerini halkının dilinden esinleyendi; muhalif, sözünü sakınmayan tok bir sesti. Can Baba'ya göre bütünselliğin dışında şiir yoktu. Hayat ve ölüm de bir bütündü ve şiir bu bütünden çıkan çılgınlıktı.[13]

Can Baba hayatının son döneminde "Mekânım Datça olsun" vurgusuyla; "Kuzum Datça'ya gömün// Beni Datça'ya gömün/ Şu deniz gören mezarlığın orda" deyip; William Shakespeare'in bir şiirini de, "Seni koyup gitmek var ya esas o koyuyor adama!" diye çevirmişti.

Vasiyetine uyularak üstüne Datça'da çok sevdiği günebakan çiçekleriyle son yolculuğuna uğurlandı. 2011'de mezarına saldırılır, mezar taşı kırılır. Mezarı yakınında bulunan "Can Evi" de bu olayın ardından kapatılır. Eşi Güler Yücel tepkisini, "Can, 'Mekânım Datça olsun' dedi, mekânını cehenneme çevirdiler," sözleriyle dile getirir. Can Yücel'in mezarını, içki içiliyor gerekçesiyle 2011'de balyozla parçaladıkları iddiasıyla 4 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanan iki kişi ise 2013'te beraat eder.

Tüm saldırılara, saldırganlara rağmen Can Baba'da, dik durup, diklenen gür ses hâlâ dimdik ayakta ve zulme karşı yeni bir dünya için karanlıklara meydan okumaya devam ediyor...

 

1 Nisan 2021 13:49:47, İstanbul.

 

N O T L A R

[*] Kaldıraç, No: 242, Eylül 2021...

[1] Fransız Atasözü.

[2] Ivan Sergeyeviç Turgenyev, Babalar ve Oğullar, çev: Ayşe Hacıhasanoğlu, Can Yay., 2010.

[3] Hicri İzgören, "Şiirin Sokak Çocuğu", Yeni Yaşam, 16 Temmuz 2020, s.11.

[4] Kamil Akdoğan, "Doğumun 100'üncü Yılında Enver Gökçe Armağan Kitabı", Cumhuriyet Kitap, No:1621, 11 Mart 2021, s.6.

[5] Oğuzcan Ünlü, "Yazar Nihat Behram: Enver Gökçe'nin Yüreği Has Şiirin Cevheridir", Birgün, 27 Ekim 2020, s.15.

[6] Hicri İzgören, "Zaman Geçer Zaman Zindan İçinde", Yeni Yaşam, 19 Kasım 2020, s.11.

[7] Tuğrul Keskin, "Bir Meri Keklik Gibi", Cumhuriyet, 20 Kasım 2020, s.2.

[8] Doğumunun Yüzüncü Yılında Enver Gökçe Kitabı, Derleyen: Ali Ekber Ataş, h2o Kitap, 2021.

[9] Hicri İzgören, "... 'Can'siperane... Asi ve Şarabi", Yeni Yaşam, 9 Ağustos 2018, s.11.

[10] Vecdi Sayar, "Nasıl Bir Yüzyıl Olduğunu Anlayıp Gittin", Birgün, 16 Ağustos 2020, s.15.

[11] Zeynep Oral, "Can Yücel: Kahkaha Çiçekleri", Cumhuriyet, 12 Ağustos 2018, s.14.

[12] Dijital dünyayı yine sahte Can Yücel şiirleri kapladı. Yıllardır bunları ortaya çıkaran Prof. Dr. Semih Çelenk, önemli bir görevi yerine getiriyor. Can Yücel'den sahte şiir sayısının 50'ye ulaştığını açıkladı. (Tüm listeyi görmek için bkz: https://www.gercekedebiyat.com/haber-detay/sahte-canyucel-siirlerinin-tam-listesi/1104)

[13] Gamze Akdemir, "Ölmek Dediğin Nedir ki?", Cumhuriyet, 22 Ağustos 2019, s.13.

 

 

  Bu yazı 9548 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

☁️
--°

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    # Takım O G B M A Y AV P
    1Galatasaray7511--516
    2Beşiktaş7502--815
    3Amed7421--814
    4Fenerbahçe7412--1313
    5Trabzonspor7412--1113
    6Alanyaspor7331--212
    7Kocaelispor7403--212
    8Çorum FK7313--410
    9Kasımpaşa7241--010
    10Rizespor7313---210
    11Başakşehir7223---18
    12Gaziantep FK7223---38
    13Gençlerbirliği S.K.7223---88
    14Erzurumspor FK7223---88
    15Göztepe7133--06
    16Konyaspor7124---45
    17Samsunspor7115---94
    18Eyüpspor7106---183
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    16 Ekim, CumaÇorum FK20:00Rizespor
    17 Ekim, CumartesiErzurumspor FK13:30Eyüpspor
    17 Ekim, CumartesiGençlerbirliği S.K.16:00Galatasaray
    17 Ekim, CumartesiAmed16:00Konyaspor
    17 Ekim, CumartesiFenerbahçe19:00Alanyaspor
    18 Ekim, PazarKasımpaşa13:30Samsunspor
    18 Ekim, PazarKocaelispor16:00Göztepe
    18 Ekim, PazarBaşakşehir19:00Gaziantep FK
    19 Ekim, PazartesiTrabzonspor20:00Beşiktaş
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Kayserispor10811--1725
    2Iğdır FK10622--620
    3Bursaspor9612--819
    4Batman Petrolspor10613--319
    5Keçiörengücü10451--917
    6Mardin 19699432--515
    7Sarıyer10433---115
    8Antalyaspor10505---215
    9Bandırmaspor10352--914
    10Fatih Karagümrük9342--113
    11Sivasspor10262--112
    12Muğlaspor9261--112
    13Bodrum FK10253--211
    14Pendikspor10244---710
    15Manisa F.K.9234---19
    16Esenler Erokspor9153---58
    17Ümraniyespor9144---37
    18Vanspor FK10235---107
    19İstanbulspor10127---155
    20Boluspor9018---181
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    13 Ekim, SalıBandırmaspor1-1Sivasspor
    13 Ekim, SalıSarıyer1-4Bodrum FK
    13 Ekim, SalıPendikspor1-2Vanspor FK
    DünBatman Petrolspor4-2İstanbulspor
    DünAntalyaspor0-4Kayserispor
    DünKeçiörengücü0-0Iğdır FK
    DünÜmraniyespor0-1Boluspor
    BugünMardin 196917:00Fatih Karagümrük
    BugünManisa F.K.20:00Esenler Erokspor
    BugünMuğlaspor20:00Bursaspor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Muş Sport Klübü6510--916
    2Aliağa FAŞ6501--415
    3Elazığspor6411--1113
    4Güzide Gebzespor6330--412
    5Çorluspor 19476312--510
    6İnegöl Kafkas Gençlik6312--310
    7Isparta 32 Spor6312--110
    8Şanlıurfaspor6231--19
    9Menemen FK6303---19
    10Erbaaspor6213--07
    11Somaspor5212---27
    1268 Aksaray Belediyespor6132--16
    13Ankaraspor6204---46
    14Kastamonuspor6204---103
    15Sebat Gençlikspor5023---42
    16Arnavutköy Belediyespor6006---100
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiElazığspor19:00Arnavutköy Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiMenemen FK19:00Güzide Gebzespor
    17 Ekim, CumartesiŞanlıurfaspor19:00Hatayspor
    18 Ekim, PazarKastamonuspor14:30Isparta 32 Spor
    68 Aksaray BelediyesporErbaaspor14:30Çorluspor 1947
    68 Aksaray Belediyesporİnegöl Kafkas Gençlik15:00Sebat Gençlikspor
    68 Aksaray BelediyesporMuş Sport Klübü19:00Ankaraspor
    68 Aksaray BelediyesporSomaspor19:00Aliağa FAŞ
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Yeşilyurt Belediyespor6600--2318
    2Talasgücü Belediyespor6510--1016
    3Bitlis Özgüzelderespor6501--1215
    4Niğde Belediyesispor6501--1015
    5Karaköprü Belediyespor6501--915
    6Mazıdağı Fosfatspor6420--914
    7Kırşehir Belediyespor6411--1513
    8Ağrı 19706222--08
    9Kırıkkale Büyük Anadolu6213---17
    10Silifke Belediyespor6213---37
    11Adana Adaletgucu6204---36
    12Osmaniyespor6204---56
    13Yeni Mersin Idmanyurdu6204---56
    14Karaman FK6204---96
    15Yozgat Bld Bozokspor6114---154
    16Diyarbekirspor6015---71
    17Yeni Malatyaspor6006---180
    18Adanaspor6006---220
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiYeni Malatyaspor14:00Mazıdağı Fosfatspor
    17 Ekim, CumartesiBitlis Özgüzelderespor14:00Yeşilyurt Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiAdanaspor14:30Yeni Mersin Idmanyurdu
    17 Ekim, CumartesiSilifke Belediyespor14:30Karaköprü Belediyespor
    18 Ekim, PazarAğrı 197014:00Kırıkkale Büyük Anadolu
    18 Ekim, PazarKırşehir Belediyespor14:30Niğde Belediyesispor
    18 Ekim, PazarKaraman FK14:30Adana Adaletgucu
    18 Ekim, PazarOsmaniyespor14:30Diyarbekirspor
    18 Ekim, PazarYozgat Bld Bozokspor19:00Talasgücü Belediyespor
    Son güncelleme: 15.10.2026 11:51:43