Temel DEMİRER

ÇİN DEYİNCE![*]

Temel DEMİRER
  22-03-2021 13:42:00

TEMEL DEMİRER

 

"Bütün renkler hızla kirleniyordu.

Birinciliği beyaza verdiler."[1]

 

Çin'e -ya da sektörel sosyalist ülkeler topluluğu'nun SSCB likidasyonu sonrasına- dair söz etmek, hiç de kolay değildir; ancak söz konusu karmaşık soru(n)[2] üzerine, bir kez daha eğilmek "olmazsa olmaz"...

Napoleon Bonapart'ın, "Bırakın Çin uyusun. Uyanırsa yer yerinden oynar," dediği o uçsuz bucaksız coğrafya artık uluslararası ilişkiler düzleminde Orhan Bursalı'nın, "Çin Yüzyılı: Her şey Çinli olacak... Çin yüzyılı ayrıca ABD'ninkinden çok çok uzun sürecek,"[3] notunu düştüğü yerkürenin başat gündem maddesi...

"Çin'de sosyalizm gerilemektedir; ama henüz yenik düşmemiştir,"[4] vurgusuyla "Çin'deki gelişmeler sosyalizmin, dolayısıyla insanlığın geleceğini yakından ilgilendiriyor; belirliyor,"[5] diyen Korkut Boratav'a katılmak asla mümkün olmasa da; Çin gerçeğini tartışmak, kavramak zorundayız.

Hayır meseleyi; 16 Ekim 1990'de SSCB'de Cumhurbaşkanı Mihail Gorbaçov'un, "Serbest piyasa ekonomisi"ne geçileceğini açıklaması; veya 12 Ekim 1992'de de Çin Komünist Partisi'nin (ÇKP) XIV. Kongresi'nde Genel Sekreter Jiang Zemin'in, "Pazar Ekonomisi'ne geçileceği"ni resmen ilanıyla "açıklayan"lardan(!?) değilim. Her şey bir anda olup bitmedi; bunun bir evveliyatı var elbette.

Söze doğru yerden başlayabilmek için öncelikle bir "Yeni solcu" (aslında ortadoks Maocu) Çinli akademisyenin şu değerlendirmesini aktarmak gerek: "Adı komünist olsa da, devlet güdümlü eş-dost (ahbap-çavuş) kapitalizmini benimsemiş ve bu noktadan uzaklaşmak gibi bir ideolojik kaygısı olmayan bir partiyi, çoğu retorik düzeyinde olan bazı Marksist esintilere bakarak, Marksist veya Maoist bir parti gibi değerlendirmek ve bu noktadan hareketle eleştirmek gereksiz bir uğraştır."[6]

Evet, "Çin'e komünizm ideallerinin somut karşılık bulduğu bir 'işçi devleti' gözüyle bakmak isteyenler için hayal kırıklığına uğramak kaçınılmaz."[7]

"Çin tipi sosyalizmden değil de uluslararası kapitalizme eklemlenmiş bir devlet kapitalizminin, egemen sınıflarının küresel hegemonya adaylığından söz etmek gerekiyor."[8]

Bunlar böyleyken; malumun ilamına eleştirel düzlemde zaman ayırmak -"gereksiz" bulunsa da!- mecburiyetimizin bir parçasıdır!

Emperyalist cephenin Çin Halk Cumhuriyeti'ne (ÇHC) yönelik saldırgan tutumu ve komünistleri Çin'i eleştirel değerlendirmeye tabi tutmalarını engellememelidir. Çünkü böylesine eleştirel bir değerlendirme emperyalist-kapitalist dünya düzenini anlamamıza ve uluslararası arenadaki güncel gelişmelerin arka planını görmemize ve Çin'deki likidasyonu kavramamıza yardımcı olacaktır.

Bunun için öncelikle ÇHC'nin "sosyalist bir ülke" olduğu ve "devlet mülkiyeti=sosyalizm" iddiaları, yanılsamalarıyla aramıza mesafe koymak gereklidir.

Sosyalizm ve kapitalizm özünde belirli bir üretim tarzının ifadesiyken; kapitalizmin ne olduğunu en iyi Karl Marx öğretir: Kısaca, kapitalizmin merkezinde iş gücü, yani emek sömürüsü ile üretimin toplumsal örgütlenmesini gerçekleştiren ve üretilen zenginliği gasp ederek biriktiren sermaye durmaktadır. Sermaye ise, üretim araçlarına sahip olan burjuvazinin mülkiyetindedir ve kapitalizmde burjuvazi egemen sınıftır. Anladığımız biçimde ve tarihsel örneklerinde gördüğümüz gibi, sosyalizmde de üretim toplumsal olarak örgütlenir. Ancak üretim araçları üzerindeki mülkiyet toplumsaldır ve özel sermaye birikimi ile emek sömürüsüne yarayan bir istihdam piyasası yoktur.

Çin'i bu eksende değerlendirmek zorundayız.

Kaldı ki 1970'li yılların sonunda gerçekleştirilen "reformlar" sayesinde, kamu teşekküllerinden çok daha hızlı biçimde birikim gerçekleştiren özel sermaye büyümekteyken; ÇHC'nde gelişmiş bir burjuvazinin, hatta büyük burjuvazinin varlığından söz edebiliriz (Henüz iktidarı tam kontrolünde tutamasa da).

ÇHC'nde şirketler, hisse senetleri ve kredi ticaretinin gerçekleştirildiği ve sürekli ivme kazanan bir malî piyasa bulunmaktadır. İş gücünün sömürüsüne açık olan istihdam piyasası büyümekte, yurt dışı ürün ticareti giderek daha fazla liberalleştirilmektedir. Sermaye trafiğinin devlet kontrolünde olmasına ve Merkez Bankasının para politikalarını belirlemesine rağmen, önümüzdeki yıllarda sermaye ithali ve ihracının daha da liberalleştirilmesi beklenmektedir.

Her ne kadar ÇKP'ne 1.4 milyarlık nüfusu için açlık ve yoksulluğa karşı verilen mücadelede müthiş bir başarı kazandığını ve yaklaşık 500 milyonluk bir nüfusa ortalama orta katman satın alma gücü kazandırdığını teslim etsek de üretim ilişkilerinin bütününe ve üretim tarzına bakarak ÇHC'nin bir kapitalist ülke olduğunu tespit etmek durumundayız. Üretim araçları üzerinde özel mülkiyetin olmaması, bankaların ve sermaye ithali-ihracının belirli bir kontrole tabi olmaları, tek başına ÇHC'ni sosyalist yapmamaktadır.[9]

 

KISA TARİH TURU

 

1912: Sun Yat-Sen[10] liderliğinde Çin Cumhuriyeti kuruldu.

1916: On yıl sürecek iç savaş başladı.

1917: Çin Birinci Dünya Savaşı'na katıldı.

1919: Pekin'de barış antlaşması imzalanması aleyhinde gösteriler düzenlendi. Göstericiler Çin'den yabancı imtiyazların kaldırılmasını istedi.

1925: Sun Yat-Sen öldü. Yerine Çan Kay Şek geçti. Çin, komünistlerinin yardımıyla savaş ağalarını yendi.

1927: Çan Kay Şek komünistlerin çok güçlendiğini düşündü ve karşı harekât başlattı. Çin'in büyük bölümüne hâkim oldu.

1928: Mao, Kızıl Ordu'yu kurdu. İç savaş başladı.

1931: Japonya, Çin'i işgal etti.

1945: İkinci Dünya Savaşı bitti; Japonya yenilerek Çin'den çekildi. Çin'de tekrar iç savaş başladı.

1949: Mao zafer kazanarak ÇHC'ni kurdu.

1949 Çin için "makus talihin sonu"ydu...

1949 Devrimi'nin başarısını daha iyi kavrayabilmek için biraz daha gerilere gitmek gerekir. Çin 4 bin yılı aşkın bir süredir aynı coğrafyada ve aynı etnik yapıda istikrarlı bir imparatorluk konumunda. Başta barut ve pusula olmak üzere teknolojik buluşlarda da hep insanlığa öncülük yapmışlar. Çinliler tarih boyunca kendilerini dünyanın merkezi görmüşler, zaten Çin ismi de "merkezi krallık" anlamına geliyor. Böyle bir algı içerisindeyken Büyük Britanya'ya karşı Afyon Savaşları'nda alınan yenilgi ruh dünyalarında derin psikolojik yaralar açıyor. Hele 1945'e kadar süren Japon işgalini hiç içlerine sindiremiyorlar. Tüm emperyalistler ülkede cirit atıyor, gümrük daireleri limanlarda onlar adına vergi topluyor...

Aslında Çin'de cumhuriyet 1912'de ilan ediliyor ama gerçek ulusal birliğin yaratıldığı, ülkenin 150 yıllık makus talihine nokta konulduğu tarih 1949'dur. Bu sosyalist bir devrimden öte anti-emperyalist ve anti-feodal bir devrimdir. Aradan geçen 70 yılda tüm çalkantılara karşın ülke kayıtsız şartsız bağımsızlığını korumuşsa, feodalizm bir daha başını kaldıramamışsa son tahlilde amaca ulaşılmıştır.

1949-1979 kesiti çok eşliliğin, cariyeliğin yaygın olduğu bir toplumda kadınların en azından resmi anlamda eşit bireyler kabul edildiği bir dönemdir. Ekonomisi 90'larda kalkışa geçen Çin'de modernleşme altyapısı hazırlanmış; yüzde 20 olan okuryazarlık oranı yüzde 67'ye yükseltilmiş, ortalama yaşam süresi 41'den 64'e çekilmiş, 80 bin civarında gezinen hastane yatağı sayısı 1.6 milyona çıkarılmıştır. İnsanların gelirleri düşük de olsa işsiz kalmıyorlar, açlık çekmiyorlar, sosyal hizmetlerden yararlanıyorlardı. Bu eşitlikçi model "demir pirinç kasesi" olarak adlandırılıyor. Fazla sözü edilmese de Çin kapitalistleşme hamlesi bu dönemin kazanımlarının üzerine inşa ediliyor.

"İyi de Mao kimdir" mi?

Kore Savaşı sırasında biricik oğlu Mao Anying'i halk çocuklarının yanında cepheye gönderen, genç subay bir Amerikan hava saldırısında yaşamını kaybediyor...

Mao gerçekten kabına sığamayan bir devrimci... Uzun vadede sonuç verecek toplumsal reformlara pek sabrı yok. Merkezi planlamaya pek gönlü olmasa da, 50'lerde Sovyetler Birliği'nin etkisiyle bu mecraya giriliyor. 1956'da halisane niyetlerle "Yüz Çiçek Açsın Yüz Fikir Yarışsın" kampanyasını başlatıyor.

"İleri Doğru Büyük Atılım" adıyla sanayileşme hamlesi start alıyor...

Mao'nun parti yöneticileriyle arasında sorun çıktığı zaman halka başvurmak gibi bir adeti var. 1966'da kapitalizme dönme tehlikesi olduğu gerekçesiyle yine sahneye çıkıyor.

Mao partide "solu cesaretlendirmek, sağı ortadan kaldırmadan etkisizleştirmek, merkez soldan yönetmek" gibi bir stratejisi izliyor. 1966'da "Karargâhı bombalayın" komutuyla "Kültür Devrimi"nin düğmesine basıyor.

Konfüçyüsçü, hiyerarşi ve itaate dayalı bir kültüre sahip bir ülkede sade halkı, özellikle gençleri siyasallaştırmak, teknokrat-bürokratların fikri hegemonyasını sorgulamak, kırla kent arasındaki uçurumları mercek altına almak aslında çok anlamlı.

Devamla 21 Şubat 1972, ÇKP lideri Mao Tse-Tung ve ABD Başkanı Richard Nixon'ın tarihi buluşmasıydı... Şubat 1972'de ABD Başkanı Richard Nixon, Çin'i ziyaret etti. Çin ile ABD arasında "Şanghay Bildirisi" imzalandı. ABD'nin Çin'e yönelik bu politika değişikliğinin mimarı ise Henry Kissinger idi.

Mao'nun 1976'da ölümünden sonraki sürece, karısı Çiang Çing'in de aralarında bulunduğu "dörtlü çete" dönemi bir yana bırakılırsa, "Cüce Deng" damga vurur. Deng Xiaoping "nehri geçerken taşları hissetmek" metaforuyla sembolize ettiği ılımlı ve sabırlı bir insan tipidir. Mao'nun kendisi için kullandığı formülü sabık lidere uygular: "Mao'nun yaptıklarının yüzde 70'i doğru yüzde 30'u yanlıştı" söylemiyle yatıştırıcı bir üslup kullanarak ülkeyi serbest piyasa düzenine sokar. Köylülere ellerindeki toprakları işleme hakkı tanınır.

Aralık 1978'de ÇKP'de iktidar ele geçiren Deng Xiaoping kendi "dönemi"ni başlatıyordu.

1 Ocak 1979'da Çin ile ABD arasında diplomatik ilişkiler kuruldu. ABD, Tayvan'daki askerlerini geri çekti. "Ortak Savunma Anlaşması" da iptal edildi. Aynı ay içinde Çin lideri Deng Xiaoping, ABD'yi ziyaret etti.

Aralık 1978'de ÇHC'nin liderliğine yükselen Deng Xiaoping Çin'de bir süre uygulanan "bilimsel sosyalizm"e karşı bayrak açmıştı. Sistem, her yerde verimsizliğe, rüşvete, genel moral bozukluğuna, kıtlığa neden olmuştu. Çin, bürokratik ekonomi yönetiminden kurtulmalıydı.

1979'dan itibaren Çin ekonomisi rekabetçi bir yola girmeye başladı. Xiaoping'in sisteminin ana hatları şöyleydi: i) Önce ekonomik kalkınma. Onun için "özel sektöre" öncelik verilmesi. Bunun yanında devletin ekonomide merkezi planlamayı elinde tutması. ii) Siyasal reformları daha sonraki safhaya bırakma...

Devamla Deng Xiaoping, 1992'deki "Güney Turu" ile Hong Kong ve Tayvan diasporasıyla işbirliği içerisinde dünya piyasalarına açılma mesajı verir.

Çin'in 2001'de DTÖ'ye kabul edilmesi, kapitalist küreselleşmenin yeni coğrafyalara yayılması, kapitalist olmayan coğrafyalara da nüfuz etmesi için fırsat olarak kabul edildi. Bu noktada, Soğuk Savaş döneminde her ikisi de Sovyetler Birliği ile sorunlu ABD ve Çin'in Richard Nixon ve Mao kişiliğinde ilişkilerini "normalleştirdiklerini" hatırlamakta yarar var.

Zaman içerisinde Çin düşük ücretler marifetiyle küresel tedarik zincirlerine "imalat" aşamasında eklemlenen "ikincil bir güçten", ABD'nin başını çektiği Batı emperyalizmini farklı cephelerde tehdit eden küresel bir rakip hâline gelir.

Çin'in başta ABD, metropol kapitalist ülkelerde korku yaratan asıl özelliği, teknolojide büyük bir sıçrama gerçekleştirmiş olması. Havacılık, robotik, yapay zekâ ve bilgi teknolojilerini kapsayan stratejik atılım, 2025'te Pekin'i imalat sanayinin süper gücü hâline getirmeyi amaçlıyor.

Özellikle Huawei firmasının 5G ve akıllı telefon konusunda lider konumuna geçmesi, Washington'da panik havası estirmiş görünüyor. ABD açısından Çin'in teknolojik ilerlemesinin sadece ekonomik değil askeri boyutlarını da düşünmek endişe yaratıyor.

'The Financial Times'ın itirafındaki üzere, "Yeni Çağda Çin ve Dünya" başlıklı raporda, "gelişmiş ülkelerin birkaç yüzyılda aldığı mesafeyi kendilerinin on yıllara sığdırdığı" dile getirilerek, dönüşüm şöyle özetlendi: Ülkenin 1952 ve 2018 arasında GSMH'si yılda ortalama yüzde 8.1 arttı; 1978'den bu yana kırsal Çin'de yaşayan 770 milyon kişi yoksulluktan kurtuldu; ortalama yaşam süresi 1949'da 35'ten bugünkü 77'ye yükseldi. Son 40 yılda ülkeye 2 trilyon dolardan fazla doğrudan yabancı sermaye yatırımı girdi.

Çin'e komünizm ideallerinin karşılık bulduğu bir proletarya devleti gözüyle bakmak tabii ki doğru olmaz. Neresinden bakarsak otoriter bir devlet kapitalizmiyle karşı karşıyayız.[11] Ne var ki Çin'in ekonomide ciddi bir sıçramaya imza atıp, ABD'yle her konuda boy ölçüşebilen başarılı bir ulusal kalkınma örneği sergilediği de ortada...[12]

Artık, dünyanın en büyük ihracatçısı... En büyük yabancı sermayeyi kendine çeken ülkesi... En büyük döviz rezervine sahip devleti... En büyük lüks mallar pazarı... En büyük elektronik ticaret hacmine sahip olan ve en büyük demir-çelik, otomobil, televizyon, cep telefonu üreticisidir Çin... (Yarı iletkenlere, tahıllara, bakıra, alüminyuma vd. girmeyeyim...)[13]

 

DURUMA DAİR

 

Ekonomide ciddi bir sıçramaya imza atıp, ABD'yle her konuda boy ölçüşebilen başarılı bir "kalkınma örneği" sergileyen Çin bir yandan Hong Kong'da yükselen protestolar,[14] ABD'yle ticaret savaşları, Şincan Uygur bölgesindeki huzursuzluk, komşularla Güney Çin Denizi'ndeki kıta sahanlığı gerginlikleri gibi çok yönlü soru(n)larla da yüzleşiyor.

Ayrıca ekonomik büyümesiyle artan gelir ve servet eşitsizlikleri derinleşip; yapay zekâ ve 5G teknolojisindeki atılımları Atlantik İttifakı tarafından kaygıyla izleniyorken; 'The Foreign Affairs'in Temmuz/Ağustos 2019 nüshasında Fareed Zakaria, "Diplomasiniz ne kadar hünerli de olsa Çin'in yükselişi uluslararası yaşamdaki tektonik kaymalardan biriydi ve kaçınılmaz biçimde hegemonun rakipsiz gücünü erozyona uğratacaktı,"[15] demeden edemiyor.

Lale Kemal'in, "ÇKP yönetiminde piyasa ekonomisini başarıyla yürüten bir ülke"[16] diye betimlediği Çin yükselen devasa bir güç...

2010 sayımına göre 1.37 milyarlık nüfusuyla dünyanın en kalabalık ülkesiyken, dünyanın en geniş üçüncü ülkesi.

'Chinadaily'e göre, Pekin, askerî ve sivil teknoloji alanındaki hamleleriyle Batılı ülkelere en fazla ileri teknoloji ürünü satan ülkeler arasında. Çin, 2012 itibariyle Hollanda'ya en fazla ileri teknoloji ürünü satan ülkeler kategorisinde ABD ve Almanya'yı sollamıştı.

Dünyanın en hızla büyüyen ekonomisine sahip olan Çin, 8 trilyon dolarlık GSMH ile yaklaşık 16 trilyon dolar GSMH'lı ABD'den sonra dünyanın ikinci büyük ekonomisi. Dünya Bankası ile IMF verilerine göre, ABD'nin, 15 trilyon dolar ile makro ekonomik dengeler açısından vahim olan dış borcuna karşılık Çin'in dış borcu 780 milyar dolar.

Çin'in, yaklaşık 3.3 trilyon olan rezervinin 1.6 trilyonluk kısmı Amerikan hazine bonosu. Dolayısıyla Çin, doların değerini de belirliyorken; satın alma gücü paritesine göre 12.4 trilyon dolarlık ekonomisi ile Çin, dünya GSMH'sinin sadece yüzde 5'ini kontrol ediyor. Kişi başına gelirde 118'inci sırada.[17]

Çin aynı zamanda dışarıya en fazla sermaye ihraç eden ülkeler sıralamasında da ön sıralarda. 30.000'in üzerinde Çinli firma (çoğu KİT), dış pazarlara yılda -resmi rakamlara göre- 20 milyar doların üzerinde yatırım yapıyor. Resmi yollar dışında dışarıya yatırılan sermayenin çok daha fazla olduğuna inanılıyor. 1995'te 'The Fortune'ün '500 Büyük Firma' listesinde 3 Çinli firma varken, bu sayı 1999'da 5'e, 2003'te 11'e, 2013'de ise 15'e yükseldi.[18]

2012 yılındaki 'Pew Araştırma Merkezi' araştırmasına göre, Çinlilerin yüzde 82'si, gelecekleri hakkında "iyimser"ken;[19] Çin bir yıkımla yüz yüze!

Örneğin 'Çin Milli Kanser Kayıt Merkezi'nin 'Çin'de Kanser Kayıtları Faaliyet Yıllık Raporu'nda, her dakikada 6 kişiye kanser tanısı konulduğu kaydedildi. Her yıl 2.7 milyon kişinin kanser hastalığı nedeniyle hayatını kaybettiği Çin'de ölümlerin yüzde 13'ü kanser sebebiyle oluyor. Çin'de, akciğer kanseri birinci sırada yer alırken, onu mide ve bağırsak kanserleri izliyor. Ölümle sonuçlanan kanser çeşitlerinin başında ise yine akciğer kanseri geliyor.[20]

Bununla bağıntılı olarak Çin, nüfusunu doyuramayacak durumda. Çin Tarım Bakanlığı'na göre, topraklarının yüzde 40'ı ya toksik atıklar nedeniyle çok kirli ya da ekilemez durumda.[21] Bu nedenle, Çin'in sürekli sanayi ürünleri üretmesi ve dünyaya satması, hızlı büyümesi gerekiyor. Hızlı büyüme olmazsa, kaçınılmaz olarak, işsizlik süratle artacak ve ülke içinde başkaldırmalar başlayacak.[22]

Yani "Çin büyüyor," benzeri güzellemeler yanında, soru(n)lar da yok değil; mesela...

√ Çin'de tek nüfus politikasının kadın-erkek dağılımında eşitsizlik yarattığı ileri sürülürken Çinli erkekler, insan kaçakçıları tarafından Vietnam'dan kaçırılan kız çocuklarını 3 bin dolara satın alıyor.[23]

√ Çin'in Guangxi eyaletinde 51 yaşındaki bir erkek, hamile üç kadını para karşılığı cariye edindikten sonra bebeklerini satmaya kalkıştı. Yang'ın ifadesine göre, 2013 yılında sırasıyla 50, 120 ve 1300 dolar civarında paralar ödeyerek cariye edindiği üç hamile kadın ardı ardına doğum yaptı. Yang, bebeklerden birini Mayıs ayında yaklaşık 10 bin dolara sattı. İkinci bebek içinde müşteri bulan adam, bu kez karşısında bebeğin annesini buldu. Bebeğini sattırmak istemeyen annenin, Yang tarafından dövüldükten sonra polise gizlice yaptığı ihbar ise olayı açığa çıkarttı.[24]

√ Çin'de bazı ortaöğretim kurumlarında erkek ve kız öğrencilerin birbirlerine yaklaşması yasaklandı. Hangzhou ve Wenzhou kentlerindeki okullarda, kız ve erkek öğrenciler birbirlerine yaklaşamayacaklar.[25]

√ ÇKP'nin resmi yayın organlarından 'Gençlik Günlüğü, Çin'de her yıl "iş stresine bağlı aşırı yorgunluktan 600 bin kişinin öldüğü" açıkladı.[26]

√ Andy Warhol'ün '15 Minutes Eternal/ 15 Dakikalık Sonsuzluk' sergisi, Mao'yu çizdiği tablolarının Çin kültürüne uygun olmadığı için ülkede sergilenemeyeceği açıklamasıyla sansüre uğradı.[27]

 

EKONOMİK GÜÇ

 

Tekrarlamak pahasına sıralayalım: ÇHC yaklaşık 9.6 milyon km2 yüzölçümü ile Rusya ve Kanada'dan sonra dünyanın en büyük üçüncü ülkesi (Türkiye'nin 12 katından daha büyük) ve Asya'da ise en büyük yüzölçümüne sahip. Kuzey-Güney uç noktaları arasındaki uzaklık yaklaşık 5500 km, Doğu-Batı uç noktaları arasındaki mesafe yaklaşık 5000 km'dir. 1.4 milyara yaklaşan nüfusu ile dünyanın en kalabalık ülkesidir. (1.339.724.852). Çin Halk Cumhuriyetinde bulunan 56 farklı etnik gruptan "Han" etnik grubu ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 92'sinin (1.1 milyar) kalan 55 etnik grupda yüzde 8'ini (200 milyon) oluşturmaktayken;

√ 1.3 milyarlık dev nüfusu,

√ 300 milyondan fazla zengini,

√ Haftada 1 milyar dolar dış yatırım alması,

√ Toplamda 60 milyar doların üzerinde dış yatırım barındırması,

√ Son 25 yılın en çok büyüyen ülkesi olması (Uyanan dev/ejderha denmesi bundan)

√ 870 milyar dolar ticaret hacmi ile dünyadaki üretimin üçte birini gerçekleştirmesi,

√ Yabancı yatırımcılara kolay arazi tahsis etmesi,

√ Enerji, işçi ücretlerinin düşük olması,

√ Vergi avantajının yüksekliği,

√ Yüzlerce farklı dini ve etnik unsuru barındırmasıyla[28] dikkat çekicidir.

"Mevcut durum Batı'nın Çin'in imalat ürünlerine bağımlılığını göstermiş"ken;[29] Çin'de devletin kamusal siyasi figürünün, Xi Jinping'in Kasım 2012'de Çin Komünist Parti Genel Sekreterliği ve Mart 2013'te devlet başkanlığı makamına ulaşması ile büyük bir dönüşüm dönemine girdiğine şüphe yoktur. Xi Jinping Çin'i hızlı bir biçimde tek adam rejimine taşıdı. 2018'de başkanın görev süresini sınırlayan yasaları iptal ederek adeta belirsiz bir süreye kadar yönetimde kalacağını deklare etti.[30]

Bu tabloda Singapurlu diplomat, akademisyen Kishore Mahbubani, 'The National Interest'e demecinde "Çin ekonomisi bir numara olacak, bunun gerçekleşmesini engellemek için yapabileceğiniz hiçbir şey yok," diyordu.

Ekonomi tarihçisi Angus Maddison'un hesaplamalarına göre Çin, 1870'de dünyanın en büyük ekonomisiydi. Bu yılın başında yayımlanan, satın alma gücü paritesi üzerinden yapılmış bir hesaplama, Çin'in ABD'yi, kıl payı da olsa geçerek en büyük ekonomi konumuna geri döndüğünü gösteriyordu.

Çin bu noktaya, 1980-2013 arası dönemde, yılda ortalama yüzde 9.8 büyüme hızıyla ulaştı. Aynı dönemde, ABD ekonomisinin ortalama büyüme hızı yüzde 2.7 düzeyinde gerçekleşti.

Söz konusu verilerde Çin'in 1970'lerin sonunda başlayan devlet kapitalizmine geçme sürecinde de görmek olanaklıyken; Çin, ülke içinde belirginleşen talep yetersizliği, aşırı yatırım (birikim) sorunlarını daha çok hissederek ihracata, dış yatırıma (sermaye ihracına), özellikle de finansallaşmaya daha çok önem veriyor. Ne ki Çin'in finansallaşma eğilimi, ABD ve Avrupa merkezli finansallaşmaya, bu finansallaşmanın IMF, Dünya Bankası gibi kurumlarının kurallarına takılıyor.

AFP'de, bir yorumda, ABD'nin dış piyasalarda Çin'le rekabet etmekte zorlanmaya başladığı anlatılıyordu. Özetle "Çin kapitalizmi kendi kriz eğilimlerini yönetmeye çalışırken uluslararası düzeni de değişmeye zorluyor."[31]

  Bu yazı 11623 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

☁️
--°

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    # Takım O G B M A Y AV P
    1Galatasaray7511--516
    2Beşiktaş7502--815
    3Amed7421--814
    4Fenerbahçe7412--1313
    5Trabzonspor7412--1113
    6Alanyaspor7331--212
    7Kocaelispor7403--212
    8Çorum FK7313--410
    9Kasımpaşa7241--010
    10Rizespor7313---210
    11Başakşehir7223---18
    12Gaziantep FK7223---38
    13Gençlerbirliği S.K.7223---88
    14Erzurumspor FK7223---88
    15Göztepe7133--06
    16Konyaspor7124---45
    17Samsunspor7115---94
    18Eyüpspor7106---183
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    16 Ekim, CumaÇorum FK20:00Rizespor
    17 Ekim, CumartesiErzurumspor FK13:30Eyüpspor
    17 Ekim, CumartesiGençlerbirliği S.K.16:00Galatasaray
    17 Ekim, CumartesiAmed16:00Konyaspor
    17 Ekim, CumartesiFenerbahçe19:00Alanyaspor
    18 Ekim, PazarKasımpaşa13:30Samsunspor
    18 Ekim, PazarKocaelispor16:00Göztepe
    18 Ekim, PazarBaşakşehir19:00Gaziantep FK
    19 Ekim, PazartesiTrabzonspor20:00Beşiktaş
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Kayserispor10811--1725
    2Iğdır FK10622--620
    3Bursaspor9612--819
    4Batman Petrolspor10613--319
    5Keçiörengücü10451--917
    6Mardin 19699432--515
    7Sarıyer10433---115
    8Antalyaspor10505---215
    9Bandırmaspor10352--914
    10Fatih Karagümrük9342--113
    11Sivasspor10262--112
    12Muğlaspor9261--112
    13Bodrum FK10253--211
    14Pendikspor10244---710
    15Manisa F.K.9234---19
    16Esenler Erokspor9153---58
    17Ümraniyespor9144---37
    18Vanspor FK10235---107
    19İstanbulspor10127---155
    20Boluspor9018---181
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    13 Ekim, SalıBandırmaspor1-1Sivasspor
    13 Ekim, SalıSarıyer1-4Bodrum FK
    13 Ekim, SalıPendikspor1-2Vanspor FK
    DünBatman Petrolspor4-2İstanbulspor
    DünAntalyaspor0-4Kayserispor
    DünKeçiörengücü0-0Iğdır FK
    DünÜmraniyespor0-1Boluspor
    BugünMardin 196917:00Fatih Karagümrük
    BugünManisa F.K.20:00Esenler Erokspor
    BugünMuğlaspor20:00Bursaspor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Muş Sport Klübü6510--916
    2Aliağa FAŞ6501--415
    3Elazığspor6411--1113
    4Güzide Gebzespor6330--412
    5Çorluspor 19476312--510
    6İnegöl Kafkas Gençlik6312--310
    7Isparta 32 Spor6312--110
    8Şanlıurfaspor6231--19
    9Menemen FK6303---19
    10Erbaaspor6213--07
    11Somaspor5212---27
    1268 Aksaray Belediyespor6132--16
    13Ankaraspor6204---46
    14Kastamonuspor6204---103
    15Sebat Gençlikspor5023---42
    16Arnavutköy Belediyespor6006---100
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiElazığspor19:00Arnavutköy Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiMenemen FK19:00Güzide Gebzespor
    17 Ekim, CumartesiŞanlıurfaspor19:00Hatayspor
    18 Ekim, PazarKastamonuspor14:30Isparta 32 Spor
    68 Aksaray BelediyesporErbaaspor14:30Çorluspor 1947
    68 Aksaray Belediyesporİnegöl Kafkas Gençlik15:00Sebat Gençlikspor
    68 Aksaray BelediyesporMuş Sport Klübü19:00Ankaraspor
    68 Aksaray BelediyesporSomaspor19:00Aliağa FAŞ
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Yeşilyurt Belediyespor6600--2318
    2Talasgücü Belediyespor6510--1016
    3Bitlis Özgüzelderespor6501--1215
    4Niğde Belediyesispor6501--1015
    5Karaköprü Belediyespor6501--915
    6Mazıdağı Fosfatspor6420--914
    7Kırşehir Belediyespor6411--1513
    8Ağrı 19706222--08
    9Kırıkkale Büyük Anadolu6213---17
    10Silifke Belediyespor6213---37
    11Adana Adaletgucu6204---36
    12Osmaniyespor6204---56
    13Yeni Mersin Idmanyurdu6204---56
    14Karaman FK6204---96
    15Yozgat Bld Bozokspor6114---154
    16Diyarbekirspor6015---71
    17Yeni Malatyaspor6006---180
    18Adanaspor6006---220
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiYeni Malatyaspor14:00Mazıdağı Fosfatspor
    17 Ekim, CumartesiBitlis Özgüzelderespor14:00Yeşilyurt Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiAdanaspor14:30Yeni Mersin Idmanyurdu
    17 Ekim, CumartesiSilifke Belediyespor14:30Karaköprü Belediyespor
    18 Ekim, PazarAğrı 197014:00Kırıkkale Büyük Anadolu
    18 Ekim, PazarKırşehir Belediyespor14:30Niğde Belediyesispor
    18 Ekim, PazarKaraman FK14:30Adana Adaletgucu
    18 Ekim, PazarOsmaniyespor14:30Diyarbekirspor
    18 Ekim, PazarYozgat Bld Bozokspor19:00Talasgücü Belediyespor
    Son güncelleme: 15.10.2026 11:51:43