Temel DEMİRER

BİR "İZMİRKOLİK"İN SERÜVENİ[*]

Temel DEMİRER
  05-09-2020 09:18:00

TEMEL DEMİRER

 

"Bardaktan boşanırcasına

Bir yağmurdur bizim için yaşamak."[1]

 

"Geride kaldı" denilen "eski(meyen)" iç savaş günleriydi: Grev çadırlarından, namluya sürülmüş mermi gibi soluk soluğa koşuşturmalardan, civanmert fedakârlıklardan, İzmir'den (ya da Eşrafpaşa'sından) anımsıyorum 'Baterist'i...

12 Eylül karanlıklarından sonra da, el kapılarının gri gökleri altındaki Paris'teydik; 'Camcı Hikmet'ti lakabı...

İster 'Baterist', ister 'Camcı Hikmet'... Değişen bir şey yoktu: O hâlâ "Böyledir bizim sevdamız" diyerek nefes alıp vererek, biriktirip, yazıyordu.

Yorgun hafızam beni aldatmıyorsa; Onu İzmir sonrasında ya rue de l'Échiquier ya da rue de Paradis'de (75010 Paris) gördüm yıllar sonra. Tarihi anımsamıyorum. Ancak sürgün günleriydi...

Geriye dönüp baktığımda, İzmir'den Paris sürgünlüğüne Onu tanımış ve müteaddit defalar sımsıkı kucaklamış olmak beni hep bahtiyar etti.

Kolay mı? İç savaş günlerini ve Ahmet Telli'nin, "Zulüm varsa mahpusluk varsa,/ Ayrılıklar yakıyorsa içimizi./ Gurbet mutlaka olacaktır," dizelerindeki hikâyeyi eşzamanlı yaşamıştık; filinta endam günlerden ihtiyar yüreğimin hâlâ, ısrarla umutlarımız için atmaya devam ettiği şimdilere.

Düşünüyorum da Rıfat Ilgaz'ın, "Tek suçunuz hür insanlar gibi konuşmak,/ kitaplar suç ortağınız!" dizelerini andıran serüvenimizde "suçumuz", dik durup, diklenen onurlu insanlar olmaktı.

Nâzım'ca, "Bir gün daha/ fazla yaşayacaksın," yaşatacaksın vazgeçmeyişinin ilk gençliğimizden bugünlere tarihimizin özeti Edip Cansever gibi, "Gülemiyorsun ya, gülmek/ Bir halk gülüyorsa gülmektir," dizelerindeki üzere yaşayıp, yazmaktı...

Yaşadık, biriktirdik ve yazdık.

Yaşayıp, biriktirerek yazdıklarımız hayatımız pahasına, bir çocuk cüretiyle yarattıklarımızdı.

Onun içindir Mustafa Çakar'ın,  'İzmir Sokakları'ndaki[2] üslûp ve yaratıcılığı ile Samed Behrengi'nin, 'Küçük Kara Balık'ı[3] ya da Antoine de Saint-Exupéry'nin 'Küçük Prens'i[4] arasında bir "ortaklık" görüyorum.

* * * * *

Antoine de Saint-Exupéry'nin, "İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez," notunu düştüğü eski(meyen) zamanlardaki çoklar azaldı; "asrî zamanlar"da da azlar tükenmeye yüz tuttu.

Tam da bunun için bir tarihin bedeli olan anılar, özlemler kayda geçirilerek diri tutulmalı.

Mustafa Çakar,  'İzmir Sokakları'nda hiç yaşlanmayan içten, cüretkâr çocuksuluğuyla bunu yapıyor; usta bir hikâyeciliği ile...

Onu hakikâte, sahiciliğe yaslanmış hikâyeciliği bir yerde eski(meyen) günlerin mukayyidi sanki.

Çünkü "Tarihin en yaratıcı dönemleri en fırtınalı dönemleri olmuştur ve hâlâ da öyledir."[5] Bu bir...

İkincisi, "Olasının tüm alanını kavrayabilmek için olanaksızı düşünmek gerekir."[6]

Üçüncüsü, "Dünya, durmadan başlar ve biter; her an başlangıcında ve sonundadır."[7]

Ve nihayet, "İnsanca olan nasıl bir gerçekse insanlık dışı olan da bir gerçektir... İnsan, ancak insanca bir dünya yaratarak insanlaşır,"[8] saptamalarıyla müsemma hakikâte, sahiciliğe yaslanmış hikâyeciliğin tüm özelliklerini Onun satırlarındaki izlekte bulabilirsiniz.

"Nasıl" mı?

Örneğin, "Babam, ben daha dokuz yaşımdayken bizden izinsiz ayrılmıştı hayattan. Benim babam yoktu. Ben yaşıtlarımdan önce, onların tanımadığı çok şeyi gönüllü olmasam da öğrenmek zorunda kaldım. Benden büyük olanlar sadece yaş olarak ileriydi. O kadar." (s.5)

Ya da "İzmir Emniyet Müdürlüğü'nün bodrum odalarında ağır sorgulamalar..." (s.59.)

Veya "Benim İzmirli Kareninam sensin. Ben seni devrim kavgamızın kucağında tanıdım. Kavgaların en haklısını yaşadığımızdan, aşklarında en güzelini yaşıyoruz. Seni seviyorum Nurcan." (s.190.)

Sonra da "Ölünce Körfezin kucağında yatacağım. Bir daha ayrılmayacağım İzmir. Paris alamaz yerini. Sen benden hiç eksilmedin ki. Işıklı Paris geceleri ve şarapları kapamadı sırayı. Kırk yıl sonra yabancı kalınır mı yahu devrimler kentine. Bende böyle işte, elimden gelmiyor. Fransızlaşamadım. Fransız dilinden okusam da romanlarını, Türkçemizin verdiği tadı alamıyorum," (s.309.) betimlemeleriyle müsemma (ve de 'Anadili insanın yurdudur,' dedirten) bir tarih...

Sözünü ettiğim Antoine de Saint-Exupéry'nin, "İnsan acılarıyla da zenginleşir... İyice içine kapanmadıkça anlamayız yaşadığımız dünyayı," saptamasını anımsatan bir tarihin hikâyeciliğidir...

* * * * *

Burada Dan Püriç'in, "Öyküsü olmayan insanlar ölü insanlardır," sözünü anımsatarak; hikâyecilik babında bir parantez açmalıyım.

Sabahattin Ali'den Sait Faik Abasıyanık'a hikâyeciliğin sırrı çok "basit"tir aslında: Bedelini ödeyerek yaşayıp, yüreğiyle görebilir; anlamlandırıp, yazabilir insan.

Yazanlar için yaşam büyük öğretmendir. Çünkü insan yaşadığı derinlikler kadar tanır hayatı ve derin anlam katmanlarını...

Yazarsan, emek harcadığın şeyden sonsuza dek sorumlu olursun; vazgeçemezsin... Yani varlık hâline gelmek için yokluk olma riskini göz alan var oluşun koşulu bu kadar nettir.

Hayal etmekten yoksun insan(lar)ı ile çoğunluk beton bir duvarın ardında yaşadığını zannederken; yazar için gerçek, kendisini insan yapan sahiciliği anlatmaktır. Çünkü yazını bunca önemli kılan, uğrunda harcadığın zamandır; yaşanmışlığındır.

Bu eğer böyleyse dokunduğunuz her şeyde bir hikâye bulabilirsiniz. Ancak bu hikâye(ler), bir kazıda ortaya çıka(rıla)n vazo parçaları gibidir. Her parça kırıktır ve birleştirilmeyi beklemektedir.

Kolay mı? Her şey bir hikâyedir. Ve nereye kadar gerçek olduğunu bilmemize imkânı yokken; nerede başlayıp, nerede bittiği meçhul hikâyelerin hükmü sonsuz, sınırsızdır.

Bunun içindir ki insan(lık) hâlleri sadece hikâyelerde yaşayabilir. Ve insan(lık)ın tükenmeyeceği gibi, hikâye(ler) de sona ermez, tükenmez.

Siz, siz olun, "hikâye" deyip geçmeyin: Arno Gruen, "İçsel değişimler ancak insanın kendi hikâyesini anlamasıyla mümkün olabilir," derken ekler Hans Christian Andersen de: "Hikâyeler çocuklar uyusun ve büyükler uyansın diye yazılır."

Frank Zappa'nın, "Bilgisayar size duyguların hikâyesini anlatamaz. Size kesin matematiksel tasarımı verebilir fakat eksik olan, o kaslardır," notunu düştüğü tabloda gizemleri çözen hikâye(ler), gerçeğin idrakinde kaldıraç rolü oynar çoğunluk...

Bir düşünceyi tasarlama, konuşma ve bunu doğru yapmak için hikâyecilik cesareti "olmazsa olmaz" kılarken; her hikâye biter ve sonunda herkes yangınının külüne döner. Başka türlüsü mümkün olabilir mi?

Hikâye(ler), doğası gereği hayaletlerinin istilası altındayken; insan(lar) yaşamadığı bir hikâyenin anlatıcısı olamaz ve de "Mutlu insanların hikâyesi olmaz," diyen Umberto Eco da pek haksız sayılmaz hani...

Özetin özeti: İnsanlar, insanları biçimlendiren hikâyeler yaratırlar. Onu yaratıp insanları biçimlendiren yaşadıkları hakikâttir. Nihayetinde insan(lar)dan geriye sadece hikâyeleri kalır.

* * * * *

Tıpkı Mustafa Çakar'ın İzmir'i gibi! "Nasıl" mı?

"Son bir defa İzmir'e bakıyormuşum hissine kapıldım." (s.13.)

"An gelir soğuk İzmir akşamlarında sobanın karşısında, odun ateşine bakarak, yanan odunların yerinede olmak isterdim," (s.23.) teşbihindeki daüssıla ile tanımlanması mümkün olan ruh hâli ve pratiğinin ürünü olan hikâyelerin hülasası belki de şu satırlarda gizlidir:

"İzmirkolik alışkanlıklar aykırı, ender insanda görülen, pek yeni olan Bizmirimzi beyin sol yukarı virüs türlerindendir. Narsizmirolojinin ihtiyatlı davranmasıyla yurdumlayarak alınacak haplardan sonra konformizmir sağlanabilir.// Tadı incirizimir/ Sesi sezenizmir/ Kızları şirinizmir/ Dil dile dokunur/ Dili şiirizmir." (s.319.)

"İzmir, lodosa binmiş uçarken dalgalarla boğuşan balıkçı motorlarına ve Karşıyaka vapurlarına bakardım. Martı çığlıkları, İzmir balıkhanesinde balıkçıların yan yana dizili tezgâhları, argo konuşmaları içinde kaybolurdum." (s.51)

Sokağın dört köşesinde bir esnaf vardı. Her köşe ve esnaf, yaptığı işle çağrılırdı. Mehmet Bakkal, Seyit Bakkal, Yoğurtçu, Manav Osman başlıca esnaftı. Kalaycı Cemal, Arap Fırını, Gevrekçi Lütfi, Deli Metin gibi sokağımızın unutulmazları az değildi. Amerikan taksileriyle biz çocukların, rüyalarına girmeyi hak etmiş taksici amcalarımızı saymamak olmaz. Onlar İzmir'in ünlü Eşrefpaşalılarıydı. Orhan Abi (Kadir İnanır gibi yakışıklıydı), Kemal Abi, Tahsin Abi, daha adını anımsayamadıklarım var. (s.91.)

İzmir Körfezi çocukluğumun masalıydı. İzmir geceleri, Körfez'de ışıklarını yakmış yük gemilerinin görkemli görüntüsü, cumbamızın arkasında büyülerdi beni. Onların büyük denizlerde, fırtınalı havalarda, hele gece karanlıklarında yolunu nasıl bulduklarını ben bulamazdım. Yerlerinde kıpırdamadan, ay ışığına mı yoksa Kadifekale'ye mi baktıkları, öyle başları dik neyi izlediklerini sorardım kendime (s.50.)

Ve ardından Paris'e uzanan sonraları!

"Seni kaybettiğimde İzmir, kaybetmemizi isteyenler itti beni. Dünyaya çarptım. Düştüm bir çukura. Uçuk kurbağalar kenti Paris kuyusu. Asansörle inmedim oraya. Merdivenden çıkamam. Sürgün kuyusundayım. Üstelik yaşlanmaktayım. Varsa bildiğin yaşlanmayan bir zaman, siparişimi alır mısın o zaman. Geçmişin şimdisi yoktur. Şimdiyi hemen yaşamalısın. Şu anı kaçırdığında, anıları da kaçırıyorsun. Bakmaya resmim yok deme// Ressamın elinden fırçasını koparıp almaya benzer, benden İzmir resimlerini koparıp almak. Ben başka resimlerde var olamam. Hayatı okumayı İzmir'de öğrendim. Alfabemi değiştiremezler. Beyrut, Paris, Havana, Londra, Berlin, Şam, Atina, Colorado, çok yerde yaşadım, alamadı yerini. Bir kadeh rakıya, bir damla resmini atarım, beni sarhoş eder." (s.298.)

Mustafa Çakar'ın İzmir hassasiyetini "anlıyorum".

Deli-kanlı günlerimin İzmir'i: Kordonboyu'nda Ömer Ağa ile Kantar Polis Karakolu, Varyant'ın oralarda Gülistan, Agora'da Yorgo'nun Yeri, Hatay'daki 322 Sokak, İncir Altı Öğrenci Yurdu vb'leri...

Kolay mı? Victor Hugo'nun şiirine konuk olmuş kenttir İzmir. Hem de yaklaşık iki yüzyıl önce, 1829'da: "İzmir, bir prensestir çok güzel küçük şapkasıyla/ Mutlu ilkbaharlar durmaksızın onun çağrısına yanıt verir. Nasıl vazo içindeki çiçekler gülümserse, O da denizler arasından ışıldar..."[9]

Ne hoş bir güzelliği vardır Pasaport'un, Kordon'un, Alsancak'ın...

* * * * *

Ve Nâzım Hikmet'e, "Hangi şehir şaraba benzer?/ Paris./ İlk bardağı içersin/ buruktur,/ ikincide dumanı vurur başına,/ üçüncüde mümkünü yok masadan kalkmanın/ Garson bir şişe daha getir!/ Ve artık nerde olsan, nereye gitsen/ Paris'in ayyaşısın iki gözüm/ Hangi şehir/ kırk yağmurlarda bile güzeldir?/ Paris..." dedirten sürgün(lük) sayfası...

Sürgün, sevdiklerinizden ayrı kalmakla sınırlı değildir sadece; o, zamanın çarkı döndükçe bedelini ödeten bir yoksunluk azabıdır; kökünden koparılmaktır; derin bir yaranın ömrü kanatmasıdır.

Zaman akıp giderken sürgün(lük)ün hikâyesini anlatmak hiç de kolay değildir; "Sürgünden söz etmek, hep zordur. Söz gırtlakta kalır çünkü," diyen Mehmet Uzun'un formülü uzun lafın kısasıdır!

Ama Mustafa Çakar "sürgün(lük)ü bize ustaca anlatırken; Samuel Beckett'in, "Yeryüzünün gözyaşları sonsuzdur. Biri ağlamaya başladığında, bir başka yerde, bir başkasının gözyaşları diner," saptamasını anımsamamak mümkün mü?

"Sürgün yaşamı, şiddetli yaşanan bir tür savaştır." (s.319.)

"Sürgün, öylesine marifetlidir ki, uzaklaşmanın yakınlaştırıcılığını kaynatmada onun eline kimse su dökemez. Yeme de yanında yat! Uzaklaşmış, ülkeyle ilişkin kopmuştur ama ülkeni alıp konduracağın, tel örgüleri, duvarları, sınırları, yüksek bayrak direkleri, gözleme kuleleri, radarları, başkanları, komutanları, eli silahlıları olmayan sonsuz gezegenlere, yeni dünyalara kavuşmuşsundur artık. Para verseler de gelemezler oraya, seni yerinden edenler." (s.316.)

"Teyzemin oğlu Mustafa aramıştı Alanya'dan. Cenazeye çağırıyordu beni. Katılamadın annemin toprağa verilişine. O gün benim hayatımın, sürgün yıllarımın en ağır geçtiği bir gün oldu. İnsanın ana dili, anavatanı ve annesi seçtiği şey olmadığından, inanıyorum ki unutmayı da asla başaramayacağı bir şey olarak kalıyor. Altı satırda yazdıklarım, annemin ölüm haberini aldığım gece hissettiklerimdir. Şimdi bir anadilim kaldı bana. Onu da benden almaya kalkmazlar sanıyorum." (s.301.)

"Yalnızlıkta tanır kendini insan. Yalnızlıktır sürgünün hayatı. Sürgünlüğün arasında en zor olanı, uzun sürgünlüktür. Zaman kabuklaştırmaz, yaranın kapanmayanıdır. Öğretici olan kendi iç sokaklarını keşfeder insan. Kendimize gireriz çoklukla. Bildik dış sokaklara benzemez iç sokaklarımız. Farklı taşlardan döşelidir yolları." (s.304.)

"Kimi anları vardır sürgünlüğümün. Bir an gelir nefret ederim hayatımdan, İzmir rüyalarımdan ve Lodoslarından. Büyük öfke duyarım, itmediği için beni Körfez rüzgârı, üst katların iskelesinden; ya da Karşıyaka vapurundan. Üçyol, İnönü Caddesi binalarında alın terim var. Ölümlerin en güzeli, her seferinde ıskaladı beni. Her seferinde sıyrıklarla atlattım ölümü." (s.305.)

"Dolaşırız sokaklarında/ Devrimler kenti Paris'in/ Tek tutkum yurdum İzmir/ Bir de anadilim." (s.309.)

* * * * *

"Bunlardan neden mi?" söz ettim...

Yunan mitolojisindeki Mnemosyne'i (Bellek), Hermes'i (Belagat), Sentinus'u (Duygu) anımsatan satırlarıyla hepimize "Dilexit veritatem/ Hakikâte değer verirdi," dedirten Mustafa Çakar'ın yapıtını okuyunca anlayacaksınız dediklerimi; Karl Marx'ın, "De te fabula narratur/ Anlatılan senin hikâyendir," uyarısındaki üzere...

Son "söz"(üm) mü?

Ernest Hemingway, "Hayat hakkında yazabilmek için önce onu yaşaman gerek," derken ekler Rahmi Öğdül de, "Hikâyeniz yoksa bir hiçsiniz"![10]

Unutmayın sakın...

 

  Bu yazı 10327 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

☁️
--°

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    # Takım O G B M A Y AV P
    1Galatasaray7511--516
    2Beşiktaş7502--815
    3Amed7421--814
    4Fenerbahçe7412--1313
    5Trabzonspor7412--1113
    6Alanyaspor7331--212
    7Kocaelispor7403--212
    8Çorum FK7313--410
    9Kasımpaşa7241--010
    10Rizespor7313---210
    11Başakşehir7223---18
    12Gaziantep FK7223---38
    13Gençlerbirliği S.K.7223---88
    14Erzurumspor FK7223---88
    15Göztepe7133--06
    16Konyaspor7124---45
    17Samsunspor7115---94
    18Eyüpspor7106---183
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    16 Ekim, CumaÇorum FK20:00Rizespor
    17 Ekim, CumartesiErzurumspor FK13:30Eyüpspor
    17 Ekim, CumartesiGençlerbirliği S.K.16:00Galatasaray
    17 Ekim, CumartesiAmed16:00Konyaspor
    17 Ekim, CumartesiFenerbahçe19:00Alanyaspor
    18 Ekim, PazarKasımpaşa13:30Samsunspor
    18 Ekim, PazarKocaelispor16:00Göztepe
    18 Ekim, PazarBaşakşehir19:00Gaziantep FK
    19 Ekim, PazartesiTrabzonspor20:00Beşiktaş
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Kayserispor10811--1725
    2Iğdır FK10622--620
    3Bursaspor9612--819
    4Batman Petrolspor10613--319
    5Keçiörengücü10451--917
    6Mardin 19699432--515
    7Sarıyer10433---115
    8Antalyaspor10505---215
    9Bandırmaspor10352--914
    10Fatih Karagümrük9342--113
    11Sivasspor10262--112
    12Muğlaspor9261--112
    13Bodrum FK10253--211
    14Pendikspor10244---710
    15Manisa F.K.9234---19
    16Esenler Erokspor9153---58
    17Ümraniyespor9144---37
    18Vanspor FK10235---107
    19İstanbulspor10127---155
    20Boluspor9018---181
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    13 Ekim, SalıBandırmaspor1-1Sivasspor
    13 Ekim, SalıSarıyer1-4Bodrum FK
    13 Ekim, SalıPendikspor1-2Vanspor FK
    DünBatman Petrolspor4-2İstanbulspor
    DünAntalyaspor0-4Kayserispor
    DünKeçiörengücü0-0Iğdır FK
    DünÜmraniyespor0-1Boluspor
    BugünMardin 196917:00Fatih Karagümrük
    BugünManisa F.K.20:00Esenler Erokspor
    BugünMuğlaspor20:00Bursaspor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Muş Sport Klübü6510--916
    2Aliağa FAŞ6501--415
    3Elazığspor6411--1113
    4Güzide Gebzespor6330--412
    5Çorluspor 19476312--510
    6İnegöl Kafkas Gençlik6312--310
    7Isparta 32 Spor6312--110
    8Şanlıurfaspor6231--19
    9Menemen FK6303---19
    10Erbaaspor6213--07
    11Somaspor5212---27
    1268 Aksaray Belediyespor6132--16
    13Ankaraspor6204---46
    14Kastamonuspor6204---103
    15Sebat Gençlikspor5023---42
    16Arnavutköy Belediyespor6006---100
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiElazığspor19:00Arnavutköy Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiMenemen FK19:00Güzide Gebzespor
    17 Ekim, CumartesiŞanlıurfaspor19:00Hatayspor
    18 Ekim, PazarKastamonuspor14:30Isparta 32 Spor
    68 Aksaray BelediyesporErbaaspor14:30Çorluspor 1947
    68 Aksaray Belediyesporİnegöl Kafkas Gençlik15:00Sebat Gençlikspor
    68 Aksaray BelediyesporMuş Sport Klübü19:00Ankaraspor
    68 Aksaray BelediyesporSomaspor19:00Aliağa FAŞ
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Yeşilyurt Belediyespor6600--2318
    2Talasgücü Belediyespor6510--1016
    3Bitlis Özgüzelderespor6501--1215
    4Niğde Belediyesispor6501--1015
    5Karaköprü Belediyespor6501--915
    6Mazıdağı Fosfatspor6420--914
    7Kırşehir Belediyespor6411--1513
    8Ağrı 19706222--08
    9Kırıkkale Büyük Anadolu6213---17
    10Silifke Belediyespor6213---37
    11Adana Adaletgucu6204---36
    12Osmaniyespor6204---56
    13Yeni Mersin Idmanyurdu6204---56
    14Karaman FK6204---96
    15Yozgat Bld Bozokspor6114---154
    16Diyarbekirspor6015---71
    17Yeni Malatyaspor6006---180
    18Adanaspor6006---220
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiYeni Malatyaspor14:00Mazıdağı Fosfatspor
    17 Ekim, CumartesiBitlis Özgüzelderespor14:00Yeşilyurt Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiAdanaspor14:30Yeni Mersin Idmanyurdu
    17 Ekim, CumartesiSilifke Belediyespor14:30Karaköprü Belediyespor
    18 Ekim, PazarAğrı 197014:00Kırıkkale Büyük Anadolu
    18 Ekim, PazarKırşehir Belediyespor14:30Niğde Belediyesispor
    18 Ekim, PazarKaraman FK14:30Adana Adaletgucu
    18 Ekim, PazarOsmaniyespor14:30Diyarbekirspor
    18 Ekim, PazarYozgat Bld Bozokspor19:00Talasgücü Belediyespor
    Son güncelleme: 15.10.2026 11:51:43