Temel DEMİRER

AHMET KAYA VARDI, VARDIR, VAR OLACAKTIR[1]

Temel DEMİRER
  04-11-2019 09:42:00

 

TEMEL DEMİRER

 

“Biz de bir güneş sığdıralım ömrümüze.

Ve aldırmayalım hiç, gelen geceye.”[2]

 

‘Acılara Tutunmak, ‘An Gelir’, ‘İyimser Bir Gül’, ‘Sevgi Duvarı’, ‘Dokunma Yanarsın’, ‘Kendine İyi Bak’, ‘Mahur Beste’, ‘Suskun’, ‘Bahtiyar’, ‘Hoşçakalın Gözüm’ ve ‘Bir Veda Havası’ydı O; dillerden hiç düşmeyen...

 

“Benim başım hep beladaydı zaten. Son zamanlarda bunun nedenleri üzerine çok düşündüm; ben Türkiye’nin alışageldiği bir ‘sanatçı’ tipi çizmiyorum. Hayatın farkındayım, akıllıyım, beni içine almaya çalıştıkları normlara uymuyorum. Medya benden başka türlü malzeme çıkaramıyor; çünkü ‘kim nerede-kiminle’ programlarının aktörü olmuyorum. Düşünebiliyorum, ailemle ve inandığım geleneksel değerler üzerine inşa edilmiş bir yaşam sürdürüyorum, vergimi ödüyorum, namussuzluk yapmıyorum… Bütün bunların ötesinde bir de bütün haksızlıkların farkında olan ve buna karşı çıkan bir yanım var. Eh, bir de sistemi eleştiren ve her daim muhalif bir adamım. Benim başım nasıl belada olmasın?”[3] diyen O, isyanın adıydı...

 

“Barış diyorum savaş anlıyorlar, demokrasi diyorum faşizm gibi algılıyorlar, ülkemi sevdiğimi söylüyorum vatan haini diyorlar,” sözlerinin sahibi, iktidarı eleştiren Ahmet Kaya’ydı.

 

O, “bir rüya bütün çektiğimiz,/ rüya kahrım, rüyam zindan…/ nasıl da yılları buldu,/ bir mısra boyu maceram,” dizelerindeki üzere hüzündü, isyandı...

 

Böylelikle de, 12 Eylül’ün paralize ettiği ezilenlerin sesiydi, çığlığıydı.

* * * * *

Duymasını, dinlemesini, anlamasını bilenler içindir Onun sesi; tonlaması şırıngayla beyninize enjekte edilmiş hissi uyandırır.

 

O bağlamayı sert ve içten çalardı; “Bağlama böyle çalınır” dedirtircesine…

 

Söylediği bütün parçaları öyle bir yorumlamıştır ki, ondan başka yorumlamaya cesaret eden pek çık(a)mamıştı; çıkanlar da o tadı ver(e)memişti...

 

Öte yandan “çok uzakta öyle bir yer var,/ o yerlerde mutluluk var,/ paylaşılmaya hazır bir hayat var” sözleriyle (duruşuyla) egemenleri (işbirlikçileriyle) silkelemiş, sarsmış, rahatsız etmişti.

 

Cem Boyner’in 1994’de kurduğu ‘Yeni Demokrasi Hareketi’nin kurucu üyelerindendi. Takımın hırçın oyuncusu olduğu için uzaklaştırılması uzun sürmemişti ve Erdoğan’ı da cezaevine bizzat uğurlayan kişilerdendi. Din, dil, ırk farkını önemsemeden insanların acılarını dillendirdi; ezilenlerin safındaydı yani.

 

Ancak “O kocaman bir dünyadır. Erdoğan onu sadece kendisini Pınarhisar’a uğurlayan Ahmet Kaya’ya indirgemek istiyor. Egemenlerin geleneksel tavrıdır bu da. “Dünyaya sataşan” çocukları ehlileştirmek isterler. Ahmet Kaya önce bir devrimci, sonra bir halk devrimcisiydi. Ahmet Kaya’yı ehlileştirmeye ne Tayyip Erdoğan’ın ne de Kemal Kılıçdaroğlu’nun gücü yeter”ken;[4] coğrafyamızın isyancı değerlerindendi.

 

* * * * *

Celalettin Can’ın, “Bizim (78) kuşağın(ın) ‘80 sonrası duygu dünyasını yansıtan sesti. Kuşağımızın 5000 kaybı ve idamlarıyla, on binlerle yaralısı, milyon işkence görmüşü ve fişlenmişiyle büyük lincinin sesiydi. 80 öncesi solla, 80 sonrası sol arasında ilişkiyi yeniden kurmanın, yaşanmışlıkları gelecek kuşaklara anlatmanın dili olacaktı O,”[5] diye betimlediği Ahmet Kaya; eşi Gülten Kaya’nın, “Gezi’nin, itiraz ruhudur. Ahmet Kaya itiraz ruhunun içinde de olurdu, Diyarbakır’da da olurdu,”[6] tarifine uygun 43 yıllık sanat hayatına, büyük bir itirazın, başkaldırının hikâyesini sığdırandı…

 

Yaşar Kurt’un, “80’lerdeki ilk göz ağrımız, ilk aykırı sesimiz. Cezaevlerine dikkat çeken, oralarda neler olduğundan bahseden müthiş bir sanatçı,”[7] betimlemesindeki Ahmet Kaya, “…‘İyi çocuk’ olmamış gerçek bir insan”dı.[8]

 

“Müziğiyle, duruşuyla insan unsuru üzerinde kurulan ve kurulması tasarlanan iktidar biçimlerine karşıydı; bilincini özgürleştirmesi, onu bu ülkede ayrıksı kıldı, giderek yalnızlaştırdı ve dışladı.

 

Bir sanatçı, yaşarken, düşünürken ve üretirken sistemin ideolojik kodlarını sarsmalı, bilincin belirlenmiş sınırlarını aşmalıydı ki, Ahmet Kaya’nın yaptığı biraz da buydu… Ahmet Kaya da, ne müzik otoriteleri ne devlet eli ile hiç pazarlanmadı; ne sesini ne cebini ne de vicdanını devlete hiç teslim etmedi.

 

Bir sınıfa aitti ve bu yüzden o ‘biz’di, ‘bizim’di…”[9]

* * * * *

Sert, güçlü devrimci protest müzikti onunki…

 

“Protest müzik”, “sol arabesk” tarifleri ve tartışmaları arasında Hasan Hüseyin’den Yusuf Hayaloğlu’na, Osman İşmen’den Ahmet Koç’a sayısız isimle yaptığı çalışmalar, iyi ya da kötü (beğenin ya da beğenmeyin) sound’u, sözleri, düzenlemeleri ve yorumları açısından o yıllarda ülkenin popüler müziği ortamında gerçek bir reformdu. Zira bu ses sokak arasında yaşayan, mahalle kıraathanesindeki delikanlıyla, mahpustan yeni çıkmışların ta kendisiydi.[10]

 

O ana değin yapılan müzikal işlere göre, hem daha kuralsız hem de serbest bir yapıya sahipti. Hem Batı, hem de (halk müziği, folklor babından) Doğu seslerini içerirken şiir ve edebiyatla da iç içeydi.

 

Bir yandan bağlama, öte taraftan senfoni dinleyen kulakların dikkatini çekebilme özelliğine sahipti.

 

Kaya’nın çok özel bir ses rengi vardı: İyi şarkıcı, yorumcu ve besteciydi. Eski fotoğraflarının içine Ruhi Su, Rahmi Saltuk ve Zülfü Livaneli saklanmıştı. Solcuydu, devrimciydi. Şarkılarını dinleyecek yüreği olan tüm vicdan sahibi insanlar için söyledi.[11]

 

Murat Utkucu’nun ifadesiyle, “Herkesin başını dayayıp ağlayacağı bir Ahmet Kaya şarkısı vardı… Onun şarkıları hakkını alamayan kısa çöpün trajedisiydi. Ama kısa çöp olmayı onur bilenlerin trajedisi”![12]

 

“Ahmet Kaya dinlemek” deyince, 80’lerin hüznünde, 90’ların en acı yerlerinde ve daha binlerce ruh hâlinde sesi kulağımızda/ zihnimizdedir. Çünkü Onun şarkıları çoğunlukla halkın sıkıntılarını, dertlerini, sorunlarını seslendirirdi. Coğrafyanın siyasal koşulları Onun bestelediği şarkılara da yansıdı. Çoğu şarkısı “yasaklı” listesine girdi.[13]

 

Onu ses perdesi bas-bariton aralığında olması yanında; içten, duygulu bir havada okuması insanları derinden etkiledi. Her kasetinde farklı enstrümanlar, farklı sesler ve tınılar kullanmış ve kendini tekrar etmeyip, müziğini sürekli geliştirmişti. Müzikteki arayışları hep sürdü.

 

“Solcuların yüksek sesle, muhafazakârların kısık sesle, ülkücülerin de gizlice dinlediği”nden[14] söz edilen yapıtlarında, insancıl öfkesi, güzel günlere olan inancı, haksızlığa karşı duruşu ve başkaldırısıyla vardı.

 

* * * * *

Konserleri yasaklanıyor, gözaltına alınıyordu. Ama o, her fırsatta dinleyicilerinin karşısına geçiyordu elinde şazıyla.

 

Dobraydı, pervasızdı biraz, düşündüklerini ne pahasına olursa olsun ifade etmekten geri durmazdı. Bu nedenle Savaş Ay, onu kendi programlarından birine konuk ederken, daha program başlamadan pazarlığını yapma ihtiyacı duyuyordu. Söz konusu programda, Savaş Ay’ın konukları birbirini yiyip bitirirken, Ahmet Kaya onlardan biraz uzakta, yalnız başına oturuyordu. Bir ara, biraz da sinirli, “Yahu beni konuşturmayacaksan niye çağırdın,” diye çıkıştı Savaş Ay’a!

 

Ay, “Sen konuşursan kanal kapatılır” diye yanıtlamıştı Onu…

 

“Henüz 16 yaşındayken afiş astığı için daha sonraları hep kavgalı olduğu faşizm tarafından hapse atılır. Bu, ilham aldığı müzik ustasına dahi karşı çıkacak kadar asi olan Ahmet için daha fazla mücadele ve tabi ki daha sert bir sanatsal duruş anlamına gelmekteydi.

 

O artık müziği ile durumdan ve durumundan memnun olmayan herkesin duygularına hitap edip, üzerindeki ölü toprağını silkelemeye başlamıştı. Çok geniş kitlelere ulaşması zaman zaman müziğinin ideolojik içeriği konusunda eleştirilmiş olsa da ortada olan bir gerçek vardı ki, Ahmet Kaya müziği ile kitlelere dayatılmış olan sindirilmişlik, çaresizlik, yozluk ve kimliksizleştirmeyi kader belleyip boyun eğme seçeneğini değil; başkaldırıyı ve mücadeleyi ulaştırmaya çalışmıştır. Bu mesajlarının geniş kitlelere ulaşması; çoğu zaman baskı, tehdit, gözaltı, tutuklama, yasaklama ve benzeri zorba yöntemlerle engellenmeye çalışılsa da, yolundan dönmeyen bir Ahmet Kaya gerçekliğine dönüşmüştü.”[15]

* * * * *

Egemenler bu gerçeği içine sindiremedi, hazmedemedi; aksi de mümkün değildi zaten…

 

Evet, egemen ötekileştirmenin çarpıcı bir örneğiydi...

 

Nefret edeni çoktu; seveni daha çok… Sevmeyenlerin nedeni malum! Hayat akıp gitmekteyken, dillerdeydi eşitlik, özgürlük, kardeşlik, başkaldırı şarkıları…

 

Bir “Cadı Avı”nda aforoz edilmeye kalkışıldı!

 

“Ahmet Kaya isminde bir şerefsiz...”, “Arabanı soksaydın da bir yerine çıkarsaydın yurtdışına...”, “Kürt olduğunu iddia eden bir haymatlos...”[16]

 

“Ahmet Kaya malum o densizliği yapmış...”, “O gece tek çirkin adam vardı. O da ne yazık ki Ahmet Kaya idi...”[17]

 

“Yarın parasını verin, oğlunuzun sünnetinde söylesin, oğlunuzun erkekliğini över...”, “Yalancı haysiyetsizin biridir...”, “Siz paradan haber verin Ahmet’e...”[18]

 

“Bu yaratığın insan sevgisinden kardeşlikten dem vurmaya hakkı kalır mı?”, “Türkü söylemeseydi kötü bir bar fedaisi olurdu...”[19]

 

“Ahmet Kaya tam bir şerefsizdir...”, “Sanat diye yaptığı iş, homoseksüel aşk ilanı...”, “Ayağınıza dolaşan yaratığa ‘hoşt’ dersiniz ya, benim yaptığım da bu…”[20] yaygaraları eşliğinde Ona 1999’un Şubat’ında yapılanlar 28 Şubat sürecinin uzantısıydı; egemenlerin malum kudurgan haliydi!

 

12 Şubat 1999’da ‘Magazin Gazetecileri Derneği’nin ödül gecesinde bütün salon birden ayaklanmıştı. Çatallar ve bıçaklarla beraber küfürler de aynı yere yönelmişti. Bir tarafta garsonların kurduğu barikatı aşmak isteyen ve hep bir ağızdan 10. Yıl marşını okuyan onlarca kişi, bir tarafta ise olanlara oturduğu masadan bakan Ahmet Kaya, “Önümüzdeki kasette Kürt asıllı olduğum için Kürtçe bir şarkı yapıyorum,” demişti. Sadece Kürtçe şarkı söylemekten bahsetmişti…

 

Bu sözlerinden ötürü linç edilmek istenmişti. Daha sonrasında hakkında çıkan, doğrulanmayan iddialar yüzünden ülkesini terk etmek zorunda kalmıştı.

 

Perihan Maden’in, “Kötülüklerin dağından ansızın inenler tarafından, bağından tekme tokat kovulan adamın ifadesi. Yüreği, toprakları için sevgiden çatlayan adamın daha o saniye başlayan acısının, sıla hasretinin ifadesi aynen Hrant’ınki gibi. Amma çok bu toprakları sevdi bu iki adam. Birini öldürdük acısından, birini öldürttük,”[21] itirafındaki Ahmet Kaya’ya o gece küfür edenler unuttular; ama biz Reha Muhtar,[22] Şenay Düdek, Ertuğrul Özkök, Serdar Ortaç[23] vd’lerini unutmadık!

 

Bir de o kıyamete rağmen şu dediklerini: “Ben güzellikler ve dostluklar adına söyledim. Ama benim kimliğimi kimse elimden alamaz. Yıllarca bunu söyledim. Kürt ve Türk halkları kardeştir. Yıllarca bu ülkenin bölünmez bütünlüğünü savunduğumu söyledim. Binlerce yıl daha bölünmeyeceğini savunuyorum ama Kürt realitesini sahiplenmek ve kabul etmek zorundadır bu ülke. Bunu da söylüyorum…”

 

“Dünyanın bütün kültürlerine eşit mesafede duran, kendini hiçbir yere ait göremeyecek kadar dünya vatandaşı hisseden ama bir kimlik aidiyeti ifade etmek gerekirse Kürt asıllı bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım. Ben kendisine sadakat göstermemi isteyen tüm sistemleri reddedecek kadar özgür bir ruha sahibim. Benim mücadelem, yok sayılan bütün halkların varlığı kabul edilinceye kadar bitmeyecektir... Başta Kürt halkı olmak üzere bütün halkların yüzlerini dağlara dönüp ağlamasını istemiyorum…”[24]

 

 “Kimlik sorunu yalnızca insanın milliyeti ya da milleti ile ilgili değildir, yani kişilik sorunu ilk önce insanın ben var mıyım yok muyum diye başlar. Yani hayatın içinde varsanız hayat için bir şey yapıyorsanız bunun çok ağır bedelleri vardır, bu benim için de geçerli işte bu ülkenin yöneticileri için de geçerlidir, bakkalı için de geçerlidir yani eczacısı için de geçerlidir. Ama sanatçı halkın sesi halkın gözüdür yani çağın tanığıdır ve çağın bire bir tanığıdır, yani bütün cinayetlerin tanığıdır. Görür ve anlatır, halk görür anlatamaz, halk susar. Sanatçının işi gördüğünü anlatmaktır, korkmadan anlatmaktır, yiğitçe anlatmaktır.

 

Ben o zaman aslında önemli bir şeyler açıklamak adına değil yani bir Kürt asıllı bir insan olarak bir kaset yaptığımı ve bir tek Kürtçe kaset yaptığımı değil, bir kaset yaptığımı ve Kürtçe bir şarkı söylediğimi, çok iyi bir niyetle söyledim…

 

Ve, Kürtler ve Türkler 1500 senedir binlerce yıldan beri birlikte yaşayan bu halkın gerçekten kardeş olduğuna inanıyorum, yani bunu böyle istediğim için, Kürt asıllı olduğum için, böyle bir şarkıyı söylemek istediğim için yaptım. Yani işte madem sen işte Kürtçe bilmiyorsun bu Kürtçe’yi nasıl söyleyeceksin diye sordular? Yani bunun cevabı çok kolay, Türkiye’de bugün Portekizce, İspanyolca, İngilizce şarkıcılar nasıl söylüyorsa bende böyle söyleyeceğim yani…

 

Hiç bir zaman, sanat, şöhret, para, pul, ar, namus, her şey ama her şey insanın kültürel anlamdaki siyasal anlamdaki ulusal anlamdaki kişiliğinden çok daha önemli değildir.”

* * * * *

28 Ekim 1957’de Malatya’ da doğup; 16 Kasım 2000’de Paris sürgününde öldü(rüldü)ğünde henüz 43 yaşındaki Ona dair, buncasının ardından, “Tu di nava dilê gelan de yî hevalê hêja/ Sen halkların yüreğindesin değerli yoldaş” demekten başka elden ne gelir?

 

Eşi Gülten Kaya’nın, “Onsuz, acı ve şaşkınlıkla bakıyorum geçen zamana. Acı, içime çivilenmiş zaten ama şaşkınlık! Bir inkârın, bir yok saymanın/ ya da yok etmenin içinde yerimizde saymışız bugünden bakıldığında. Bu da bu ülke için ağır bir yük ve hepimiz bu yükün de altındayız. İki satır söyleyeyim dedim ama hiçbir şeyi sığdıramıyoruz işte iki satıra. “Hayat bizi deniyor” demişti eşim bana sürgündeyken. Üzerine söyleyecek bir sözüm yok... Yaşarken öldürdüler,”[25] diye haykırdığı Onun Paris’te Cimetière du Père-Lachaise’deki mezar taşındaki yazıda: “Tarifi imkânsız acılar içindeyim./ Gurbette akşam oldu/ yine rüzgâr peşindeyim./ Yurdumdan uzak yağmurlar içindeyim,/ akşam oldu, sürgün susuyor,” notuyla Ahmet Kaya hep vardı. Vardır. Var olacaktır da…

 

Paris’e yerleşti. İstanbul’u, ailesini, halkını özledi Paris’te. Dünyanın en güzel, en hareketli, en kozmopolit kentlerinden biri olan Paris, bir sıkıntı olup kalbini yoruyordu bu nedenle. Sonra o güzel atlara binip gidenlerden oldu.

 

“Diyorum ki,/ bir şeylerin varsa yarınlara,/ okunmamış bir kitap,/ söylenmemiş bir söz,/ yapılmamış bir resim gibi./ Sevgi üstüne, barış üstüne, kardeşlik üstüne/ Durma kardeşim./ Sakın durma,” diyen Johann Wolfgang von Goethe’nin, “İnandığı şeyi yapan insanların enerjileri asla tükenmez,” vurgusunu anımsatarak; 2000 yılında Paris’te biz(ler)i, “Hoşçakal iki gözüm” dercesine bırakıp gitse de sanatın kalıcılığı, güzelliğin evrenselliği ve devrimciliğiyle hepimizledir O…

 

Bir Anka Kuşu gibi, kendini külünden durmadan yaratan Ahmet Kaya’nın kimseye hiçbir borcu yoktur. Hepimizin ise ona yitmiş bir hayat borcu vardır.

 

Ve nihayet Cahit Irgat’ın, “Sevgiden sırılsıklam/ Yangınlanacak aşklar/ Çok yakında bir gün/ Çok yakında bir gün/ İnsanlar insan gibi yaşayacaklar,” dizelerindeki üzere seni unutmayacağız gözüm…

 

Son bir şey daha: İktidarla ilişkili hiç kimse biz(ler)e, “Ahmet Kaya ve Etik”[26] söylevleri çekmesin; Ahmet Kaya’nın başına getirilenler bazen Nâzım Hikmet, bazen Yılmaz Güney ya da benzerleridir!

 

15 Eylül 2019 22:43:19, Çeşme Köyü.

  Bu yazı 6270 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

☁️
--°

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    # Takım O G B M A Y AV P
    1Galatasaray7511--516
    2Beşiktaş7502--815
    3Amed7421--814
    4Fenerbahçe7412--1313
    5Trabzonspor7412--1113
    6Alanyaspor7331--212
    7Kocaelispor7403--212
    8Çorum FK7313--410
    9Kasımpaşa7241--010
    10Rizespor7313---210
    11Başakşehir7223---18
    12Gaziantep FK7223---38
    13Gençlerbirliği S.K.7223---88
    14Erzurumspor FK7223---88
    15Göztepe7133--06
    16Konyaspor7124---45
    17Samsunspor7115---94
    18Eyüpspor7106---183
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    16 Ekim, CumaÇorum FK20:00Rizespor
    17 Ekim, CumartesiErzurumspor FK13:30Eyüpspor
    17 Ekim, CumartesiGençlerbirliği S.K.16:00Galatasaray
    17 Ekim, CumartesiAmed16:00Konyaspor
    17 Ekim, CumartesiFenerbahçe19:00Alanyaspor
    18 Ekim, PazarKasımpaşa13:30Samsunspor
    18 Ekim, PazarKocaelispor16:00Göztepe
    18 Ekim, PazarBaşakşehir19:00Gaziantep FK
    19 Ekim, PazartesiTrabzonspor20:00Beşiktaş
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Kayserispor10811--1725
    2Iğdır FK10622--620
    3Bursaspor9612--819
    4Batman Petrolspor10613--319
    5Keçiörengücü10451--917
    6Mardin 19699432--515
    7Sarıyer10433---115
    8Antalyaspor10505---215
    9Bandırmaspor10352--914
    10Fatih Karagümrük9342--113
    11Sivasspor10262--112
    12Muğlaspor9261--112
    13Bodrum FK10253--211
    14Pendikspor10244---710
    15Manisa F.K.9234---19
    16Esenler Erokspor9153---58
    17Ümraniyespor9144---37
    18Vanspor FK10235---107
    19İstanbulspor10127---155
    20Boluspor9018---181
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    13 Ekim, SalıBandırmaspor1-1Sivasspor
    13 Ekim, SalıSarıyer1-4Bodrum FK
    13 Ekim, SalıPendikspor1-2Vanspor FK
    DünBatman Petrolspor4-2İstanbulspor
    DünAntalyaspor0-4Kayserispor
    DünKeçiörengücü0-0Iğdır FK
    DünÜmraniyespor0-1Boluspor
    BugünMardin 196917:00Fatih Karagümrük
    BugünManisa F.K.20:00Esenler Erokspor
    BugünMuğlaspor20:00Bursaspor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Muş Sport Klübü6510--916
    2Aliağa FAŞ6501--415
    3Elazığspor6411--1113
    4Güzide Gebzespor6330--412
    5Çorluspor 19476312--510
    6İnegöl Kafkas Gençlik6312--310
    7Isparta 32 Spor6312--110
    8Şanlıurfaspor6231--19
    9Menemen FK6303---19
    10Erbaaspor6213--07
    11Somaspor5212---27
    1268 Aksaray Belediyespor6132--16
    13Ankaraspor6204---46
    14Kastamonuspor6204---103
    15Sebat Gençlikspor5023---42
    16Arnavutköy Belediyespor6006---100
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiElazığspor19:00Arnavutköy Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiMenemen FK19:00Güzide Gebzespor
    17 Ekim, CumartesiŞanlıurfaspor19:00Hatayspor
    18 Ekim, PazarKastamonuspor14:30Isparta 32 Spor
    68 Aksaray BelediyesporErbaaspor14:30Çorluspor 1947
    68 Aksaray Belediyesporİnegöl Kafkas Gençlik15:00Sebat Gençlikspor
    68 Aksaray BelediyesporMuş Sport Klübü19:00Ankaraspor
    68 Aksaray BelediyesporSomaspor19:00Aliağa FAŞ
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Yeşilyurt Belediyespor6600--2318
    2Talasgücü Belediyespor6510--1016
    3Bitlis Özgüzelderespor6501--1215
    4Niğde Belediyesispor6501--1015
    5Karaköprü Belediyespor6501--915
    6Mazıdağı Fosfatspor6420--914
    7Kırşehir Belediyespor6411--1513
    8Ağrı 19706222--08
    9Kırıkkale Büyük Anadolu6213---17
    10Silifke Belediyespor6213---37
    11Adana Adaletgucu6204---36
    12Osmaniyespor6204---56
    13Yeni Mersin Idmanyurdu6204---56
    14Karaman FK6204---96
    15Yozgat Bld Bozokspor6114---154
    16Diyarbekirspor6015---71
    17Yeni Malatyaspor6006---180
    18Adanaspor6006---220
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiYeni Malatyaspor14:00Mazıdağı Fosfatspor
    17 Ekim, CumartesiBitlis Özgüzelderespor14:00Yeşilyurt Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiAdanaspor14:30Yeni Mersin Idmanyurdu
    17 Ekim, CumartesiSilifke Belediyespor14:30Karaköprü Belediyespor
    18 Ekim, PazarAğrı 197014:00Kırıkkale Büyük Anadolu
    18 Ekim, PazarKırşehir Belediyespor14:30Niğde Belediyesispor
    18 Ekim, PazarKaraman FK14:30Adana Adaletgucu
    18 Ekim, PazarOsmaniyespor14:30Diyarbekirspor
    18 Ekim, PazarYozgat Bld Bozokspor19:00Talasgücü Belediyespor
    Son güncelleme: 15.10.2026 11:51:43