Temel DEMİRER

“ADINI SİZ KOYUN”-TEMEL DEMİRER

Temel DEMİRER
  17-01-2021 20:00:00

TEMEL DEMİRER

 

"- Çocukluğunu sevdin mi?

- Sevdiğimde büyümüştüm."[2]

 

Kapsamlı 11 tane soru. Çoğu da beklemediğim yerden. Bunlara bir de "İnsanın kendisinden söz etmesini şık bulmam" tutumumu ekleyince, "zor" bir söyleşi olacağa benziyor bu.

Ama yine de bir yerden başlamalı; ancak kısa bir girizgâh ile...

Öncelikle Andrey Tarkovski'nin, "Dünyada ne kadar fazla kötülük varsa, güzellik yaratmak için de o kadar sebebimiz var demektir," vurgusuna büyük değer atfeden; Anatole France'ın, "Hayal kurmak her şeydir," dediği gibi düşünen iflah olmaz umutvarlardanım...

Hayır! Ne, "Çok umutsuzum. İnsanların birbirini yok etmek üzere git gide programlandığını düşünüyorum";[3] ne de, "Umut, zaman tanrısından medet umma duygusudur. İçinde yaşadığımız kötü koşulların zamanla iyileşeceğini beklemek. Beckett'in bir türlü gelmeyen Godot'su, bu duyguyu boşa çıkarmış ve gelmesini bekleyenleri minimalist, felaketimsi bir dekorla baş başa bırakmıştır,"[4] diyenlerdenim.

"Umut, cesur olduğunda, kuvvettir. Umut, kuşkulu olduğunda korkaklıktır. Umut, korkulu olduğunda zayıflıktır," diyen George Gurdjieff'in altını çizdiği çerçevede; 1939 yılının serin bir Haziran sabahında Madrid yakınlarında asılarak idam edilen 18 yaşındaki tarım işçisi Carlos gibi, "Gracias a La Vida/ Teşekkürler Hayat..." diyenlerin tarafındayım.

Hücresine giren papaz son isteğini sorduğunda; baş eğmeyen komünist Carlos'un ağzından çıkan tek cümleydi, "Gracias a la vida/ Teşekkürler Hayat..." Sonrasında başı dik idam sehpasına yürümüştü...

Carlos yoldaşa bu gücü veren şeyin ne olduğunu düşündüm hep. Çok sonraları yanıtı(mı): Nikos Kazancakis'in, "Bazen içimden, küçük bir ânı alıp karşılığında bütün hayatımı veresim gelir."[5] "Gerçeği söylüyorum size. İnsan, uçurumun kenarına varmadan, kanatlanamaz!" "Kendini kurtarmanın tek yolu başkalarını kurtarmak için çabalamaktı,"[6] sözlerinde buldum.

Evet, "Dünyayı bugünkü durumuna getiren nedir, bilir misin? Yarım işler, yarım konuşmalar, yarım günahlar, yarım iyiliklerdir. Sonuna kadar git be insan!"[7]

"Koyun olmak iyidir. Ama kurtlar tarafından kuşatıldığında aslan olmak daha iyidir."[8] "Her insanın kendi deliliği vardır; bana da öyle geliyor ki, en büyük delilik, bir deliliğe sahip olmamaktır."[9]

"Ne kadar aşağılara inersen, o kadar hızlı yükseğe çıkar"sın ve "Zamanın her şeye vakti vardı."[10] "Yaşam kısa, ölüm ise uzun"du.[11] "Dünyada çiçek, çocuk ve kuş olduğu sürece korkma; her şey yolunda demekti."[12]

Her şeyin yolunda olması hâli, -tarihin defaten kanıtladığı üzere- "Hayır" diyen itaatsizlik ile mümkündü ve "zordu" elbette.

"Güce karşı 'Hayır' diyebilmenin, itaatsiz davranmaya cesaret etmenin bu denli zor oluşunun bir başka nedeni de vardır. İnsanlık tarihi boyunca itaat bir erdem, itaatsizlik ise bir günah olarak tanımlanmışlardır. Bunun nedeni çok açıktır: Tarih boyunca çoğunluk, azınlık tarafından yönlendirilmiştir. Bu işleyiş, yaşamın sahip olduğu iyi şeylerin yalnızca küçük bir kesim için yeterli olmasından ve kırıntıların çoğunluğa kalmasından kaynaklanmaktadır. Eğer azınlık bu iyi şeylerle hoşça vakit geçirmek istiyorsa ve bunun da ötesinde kendileri adına çalışacak, kendilerine hizmet edecek çoğunluğa sahip olmak istiyorsa bunun tek bir koşulu vardır... Çoğunluk itaat etmeyi öğrenmeliydi."[13]

Çoğunluğa/ ezilenlere dayatılan o itaatledir ki; "Hayatta kalabilmek için nefret ettiğiniz işler yapacaksınız ve çalıştığınız her gün içinizdeki nefret biraz daha artacak. Gitgide sadece yaptığınız işten değil kendinizden de nefret edeceksiniz. Ama bir taraftan da nefret ettiğiniz kendinizin varlığını sürdürebilmek için daha da hayvanca çalışmak zorunda kalacaksınız. Ve pek çoğunuz bu boktan var oluşunuzu sonlandıracak cesarete sahip olamayacağınız için, bu lanet paradoksun dişlileri arasında öğütüleceksiniz."[14]

Hem de korkunun mengenesinde öğütülerek/ korkutularak!

İnsan(lık)a, korkuyu dayatıp, korkmayı öğreten "itaat"le, "Özneye verilen önemin azaldığı"nın altını çizen Frank Furedi, "Kendi çaresizliğiyle barışık hâle gelen toplum, bireyin kendini belirleme gücüne olan inancını yitirir," derken; korkunun kölelik olduğunu hatırlatır.[15]

İnsan(lık)ın korkuya, köleleş(tiril)meye karşı Anadolulu Aristonikos ve Trakyalı Spartaküs'le simgelenen özgürleşme mücadelesi ezen/ sömürenlere karşı ezilen/ sömürülenlerin yolunu açtı.

O gün bugündür José Martí gibi, "Yapabileceklerini yapmamak suçtur" ve Henrik Ibsen'in, "En kısa yol, sarp yollardır," deyişiyle yol(lar)dayız!

Martin Heidegger, "Felsefe yolda olmaktır," dememiş miydi?

Kolay mı? İtaatin dayattığı korku, şiddet ve yalanlarla egemenliğini sürdürürken; "İnsanların çoğu sevmekten korkuyor, kaybetmekten korktuğu için. Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için. Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için. Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğin değerini bilmediği için. Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için. Ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için" diyen William Shakespeare'in izah ettiği bugün; "Anlayış kıtlığı büyük bir güçtür. Bazen insanların dünyayı ele geçirmesini sağlar," formülündeki üzere Anatole France'ın!

Bilmem duydunuz mu; biliyor musunuz?

Araştırma şirketi 'Barem'in, Ekim 2020 araştırmasına göre, "Geçen 8 yılda mutluyum diyenlerle mutsuz olduğunu söyleyenlerin arasındaki fark, yani Net Mutluluk Endeksi (NME) ortalaması dünyada +51 iken Türkiye'de +32 oldu. 2019 yılı sonundaki bu endeks dünyada +48, Türkiye'de ise +38 idi. Dünyada gençler en mutlu grup ve yaş arttıkça mutluluk azalıyor. Türkiye'de ise en mutsuz yaş grubu gençler (18-34 yaş NME 30)."[16]

Mutsuzluğa, mutsuzluğu bize dayatan sürdürülemez kapitalist vahşete "Hayır" derken; "Başka bir dünya sadece mümkün değil, o da yolda. Sessiz bir günde nefesini duyabiliyorum," diyen Arundhati Roy'u gayet iyi anlıyorum.

 

- Görüş Genel Yayın Yönetmeni Turan Altuner (TA): Temel bey, bu röportajımızda sizinle karınca kararınca kuşaklar arası bir yolculuğa çıkmak istiyoruz. Sendika.org da yazdığı bir makalesinde Adil Okay sizin için tüm o yıllardaki mücadelenize atfen, "O bir 68'li, 78'li ve doksanlı" diye yazmıştı. Biz buna 2000'li yılları da ekleyelim Hrant Dink'in katledilişinden sonra 301'den yargılandınız, kısa bir süre önce de özellikle genç insanların kurduğu isimsizler harekâtı operasyonunda gözaltına alındınız, moda deyimiyle size "Z - Kuşağı da" diyebilir miyiz?

 

Öncelikle "Bey" değil; sadece Temel...

Sonrasında adım adım ilerlersek: Adil (Okay) şarab(ımız)ı, ekmek(imiz)i paylaştığımız yoldaşım, sürgündaşımdır. Onunla, "Oxoşk'va do Oropa Şeni/ Özgürlük ve Aşk İçin" başlıklı tarihten geliyoruz...

Eric J. Hobsbawm'ın, "Onlar kalıcı yapılar içerisinde asla değişmeyen bir tarihe inanıyorlardı, bense tarihin değiştiğine inanıyordum,"[17] notunu düştüğü "tarih" deyip geçmeyin sakın ola...

Yuval Noah Harari'nin, "Tarih çok asi insanın "yaptığı", geri kalanların da tarla sürdüğü veya su kovaları taşıdığı bir şeydir"; Jean-Jacques Rousseau'nun, "Tarih; okuyana, kendi gözünün görme derecesine göre, yol gösteren bir kılavuzdur"; Marc Bloch'un, "Tarih özünde değişimin bilimidir"; Victor Hugo'nun, "Tarih ile efsanenin amacı birdir: Geçici insanda ebedi insanı anlatmak"; Max Horkheimer'ın, "Tarihsel doğru, düşüncelerle gerçeğin çarpışmasından, sürtüşmesinden doğar," notunu düştüğü "Tarihten ya da başka bir şeyden ders çıkarmak için iki şey gerekir: Bir, bilgi aktarmak; iki, dinlemek..."[18]

Söz konusu tarihte bizler için umut her daim vardı; elbette İbn-i Sina'nın; "Güzel yaşamak için hayatın zehrini için. Diri kalmak için ölümü sevin. Uçun ve belirli bir yuva edinmekten kaçının," uyarısını unutmadan.

Onunla (ve hep birlikte) gündüz ördüğünü gece söken Penelope ya da kayayı bir türlü doruğa ulaştıramayan Sisyphos vari zor günler yaşadık.

"Çocukken suskun ve inatçı, gençken haddini bilmez ve asi, orta yaşta ise hevesli. Yaşlılıkta hoppa ve acaip! Senin mezar taşında şöyle yazacak: Tam bir insandı!"[19] ibaresindeki üzere "karla, boranla ve fırtına"yla sınanmış dostluğumuz o günlerden yadigar veya o günlerin kalıtıdır.

Galiba böylesine bir tarihin fart-ı hassasiyetiyle söyledi Adil. Ama itiraf etmeliyim ki, sadece ve sadece "insan olmak ve kalmak"tan yana olan "beni" abartmış.

Önüne herhangi bir sıfatı eklemeye gerek görmeden "İnsanım" demeye gayret edenlerdenim; Hikmet Kıvılcımlı'nın, "İnsanlığın ancak ve yalnız işçi sınıfı yanından gerçek insan olacağına inanıyoruz," vurgusunu önemseyerek...

Tarihin süreklilik içindeki kopuşlara tekabül eden bir kesintisiz ve gelgitli bir inşa olduğuna inandığım için "kuşak" kavramına itibar etmem...

Bugünden yarına, geç(me)miş(imiz)e sahip çıkıp, ona layık olduğumuz sürece hepimiz Aristonikos'uz, Spartaküs'üz, 68'liyiz, 78'liyiz...

Yeter ki ne olduğumuzun bilincinde, ne yapılması gerektiğine sırt dönmeden; malum, "... 'Dünya' insanın aynasıdır, çünkü onun eseridir; onun pratik, gündelik yaşamının eseridir"![20]

"İyi de nasıl" mı?

"En zoru budur. Kişinin kendi kendini yargılaması, başkalarını yargılamasından çok daha güçtür. Kendi kendini yargılamayı beceriyorsan, hakikâten bilge bir kişisin demektir..."[21]

Bu yolda "Derin düşünebilen insanlara ne mutlu! Ama bu derinlikte düşünmek bir lanettir. Bunu nasıl tarif etmeli? Dehşet üzerine dehşet..."[22]

Unutulmamalıdır ki, "Kendinden dışarı çıkıp kendine bakmadıkça kim olduğunu asla bilemezsin."[23]

Bunun için de "Ne olursa olsun kendinle yüzleş çünkü seni değiştirecek şey asıl kendindir."[24]

Kendi hesabıma, "Kimi köprüleri geçmem, kimilerini ise yıkmam gerektiğini yaşayarak öğrendim."[25]

Gelelim şu "Z" işine!

Öncelikle bir soru(n): Kuşakları, alfabedeki harflerle tanımlayacak olursak, Z'den sonrası ne olacak?

Z Kuşağı, özellikle yetişmekte olan yeni nesil için kullanılan tanımlayıcı adlandırma(ymış). Bilgiyi çok hızlı işleyebilmek gibi özelliklere sahip olduğu varsayılan Z Kuşağı, belirli yaş aralığını kapsıyor(muş).

1995 ve sonrasında doğan kişileri temsil eden Z'ler, "Google kuşağı" olarak sunulurken; "Yaratıcı ve işbirlikçi olmak"; "Çevresel, sosyal ve ekonomik sorunları çözmek"; "Kendi kendini yönlendirebilmek"; "Grup çalışmasını rahatlıkla yapabilmek"; "Bilgiyi çok hızlı işleyebilmek"; "Daha zeki olmak" ile müsemma olduğundan söz ediliyor(muş)!

Ayrıca Z kuşağı, iş yaşamında yaptığı işi çok sevmesine gerek yok(muş). İyi ve parlak fikirler ile paradan para kazanacağını biliyor(muş).[26] Vs, vs...

"Amerikan Sosyoloji"sinden mülhem lafolojinin "neden"lerine gelince, orası meçhul bir laf salatası!

Özetle Aristonikos'un, Spartaküs'ün, 68'in, 78'in takipçisi ve taşıyıcısı olarak, kuşaklar tanımının zaafı, evvelden ahire güzergâhında gerçek bütünün parçaları olduğumuza ilişkin sürekliliği inkıtaya uğratmasıdır...

Ve yargılanmalarım, göz altılarım, mahpusluğum: Hepsinde "Suçumuz insan olmak"tı!

İnsan olmak (ve kalmak) "suçu"nu işlemişlere dair Che Guevara'nın, "Düşmanın yoksa, hayatta hiç başarılı olamadın demektir," ibaresiyle birlikte; Danimarka Prensi genç Hamlet'in "Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu!/ Düşüncemizin katlanması mı güzel,/ Zalim kaderin yumruklarına, oklarına/ Yoksa diretip bela denizlerine karşı Dur, yeter! Demesi mi?"[27]

Kokuşmuş çok şeyin olduğu coğrafya(lar)da Hamlet'in sorusuna, yanıtı aramak belalara da talip/ taraf olmaktır. Hem de Sakarya Üniversitesi'nden tarih "profesörü" Ebubekir Sofuoğlu'nun, Türkiye için Nazi Almanya'sı örneğini verip, "Hitler nasıl Polonya'ya anında girdiyse biz Yunanistan'a adeta elimizi kolumuzu sallaya sallaya gireriz," dediği[28] bir tabloda...

İnsan olmak (ve kalmak) iddiası, bir meydan okumadır; Leo Huberman'ın, "Dünyayı kurtarıp, güzelleştirme umudumuz var," haykırışındaki üzere!

Kolay mı? Hiç bir gerçek, onu görmemeye çalışmaktan daha acı verici değilken; eğer gerçeği herkesin huzurunda tüm çıplaklığıyla dile getiremiyorsanız, ya gerçeğin ne olduğunu bilmiyorsunuz ya da gerçeğe ihanet ediyorsunuz demektir.

Şurası çok açık değil mi? Gerçeğin dağlarına umutsuzlukla çıkılmaz; direnme gücü, egemenler "Evet" sözcüğünü duymak istediğinde, "Hayır" diyebilme praksisidir.

Bu bağlamda aklın, dirayetin ak saçlı ama yüreğin masum çocuklar gibi olması gerekirken; her zaman taraf tutmalıyız. Tarafsızlık; baskıcı egemene yardım eder, ezilene değil.

"İşlerin iyi gitmediği"nden söz edilse de, hâlâ insan(lık)a inanıyorum; hayata güveniyorum.

Kimsenin kölesi olmamak için Bertolt Brecht'in, "Dünyayı değiştirmek için ne çok şey gerek:/ Öfke ve azim. Bilim ve infial,/ Hızlı inisiyatif, uzun düşünme,/ Taş gibi sabır ve sonsuz sebat,/ Tekil olayı anlamak, geneli anlamak:/ Ancak gerçeklikten aldığımız dersler öğretir bize/ gerçekliği değiştirmeyi," diye betimlediği, kendinin efendisi olma cüretine büyük değer veriyorum.

Bu güzergâhta kişilik kazanmanın, birey olabilmenin tek yolunun; sürdürülemez kapitalist vahşete başkaldırmaktan, "Hayır" demekten geçtiğinden kuşku duymuyorum.

Elbette kapitalist vahşette farklı olmak, farklı düşünmek; "olağan" denilen için makul ve makbul değilken; yalanın şiddetine maruz kalmayı da göze almaktır.

Ancak malumun ilamı üzere: "Yalancı, normal koşullarda gerçekliğe yenik düşer. Gerçekliğin ikamesi yoktur; deneyimli bir yalancının ortaya koyacağı yalan ne denli geniş çaplı olursa olsun, bilgisayarların yardımına başvurulmuş olunsa dahi olgusal gerçekliğin boyutlarına ulaşamayacaktır. Yalancı yalanlarının kaçından ayrı ayrı yakayı sıyırırsa sıyırsın, prensipte yalancılık etmiş olmaktan yakayı sıyıramadığını görecektir."[29]

Yalan ne denli "büyük" ve acımasız olursa olsun; hep vicdan, akıl, sağduyu, adalet, özgürlük, eşitlik baskın çıkmıştır (ve çıkacaktır da).

Elbette bu kolay (veya düz bir çizgi) değil!

Kolay mı? "Ambalaj kültürünün göbeğinde yaşıyoruz. Evlilik sözleşmesi aşktan daha önemli, cenaze ölümden, elbise bedenden, ayin tanrıdan daha önemli. Ambalaj kültürü içerikleri hor görüyor. Söylenen önemli, yapılan değil."

"Günümüzde insanlar hiçbir şeye saygı göstermiyor. Eskiden erdem, onur, gerçek ve yasalardan oluşan bir dayanağımız vardı. Günümüz Amerikan yaşamında çürüme günden güne yayılıyor. Başka yasalara itaat edilmeyen yerde çürüme tek yasa olur. Çürüme bu ülkenin altını oyuyor. Erdem, onur ve hukuk hayatımızdan buharlaşıp uçtu."

Bu tabloda "Politikacılar, konuşur ama hiçbir şey söylemezler. Seçmenler, oy kullanır ama seçemezler"ken; "Düşünürseniz, acı çekersiniz. Şüphe ederseniz, delirirsiniz. Hissederseniz, yalnız kalırsınız..."

Yani "Biz makinelerimizin makineleriyiz" ve "Bizim tek bilmek istediğimiz yoksulların neden yoksul oldukları. Sakın onların açlığı bizi doyuruyor ve çıplaklığı bizi giydiriyor olmasın."[30]

Bu Erich Fromm'un, "Geçmişin tehlikesi esir olmaktı; geleceğin tehlikesi ise, robot olmaktır," dediği hâldir!

"İnsanca olan nasıl bir gerçekse, insanlık dışı olan da bir gerçektir,"[31] biçiminde tarif edilendir!

Emil M. Cioran'ın, "Saatler boyunca başka saatleri bekleriz,"[32] biçiminde dalga geçtiğidir!

Yaşar Kemal'in, "Önce kendinize, sonra başka insanlara, sonra her şeye her şeye her şeye boyun eğdiniz. Ne buldunuz, ne öğrendinizse ne yarattınızsa hepsi boyun eğme üstüne oldu. Ve boyun eğdiniz ve boyun eğdiniz ve boyun eğdiniz ve boyun eğdiniz, boyun eğmeyenleri lanetlediniz, öldürdünüz, kustunuz ve boyun eğdiniz, boyun eğmeyi yemek yemek, su içmek, sevişmek gibi bir yaşama biçimi yaptınız. Ve de öldünüz. Ve de solucandan beter oldunuz. Daha da olacaksınız,"[33] haykırışıyla itiraz ettiğidir.

Jean Baudrillard'a şunları dedirtendir: "Yaşanan yabancılaşmanın en büyük ve en tehlikeli sonucu da gündelik hayatın ritminden kopan modern insanın pozisyonsuzluğudur. Köprüdeki intiharı seyreden otomobil sürücüsü ya da metrobüs yolcusu, camın ardından, televizyon monitörüne bakarcasına, 'Ne kadar yakın, o kadar uzak!' paradoksuna tutsak kalmaya başlar. Bir süre sonra bu tutsaklığı tercih de eder. Çünkü 'pasif tanıklık' hiç bir zaman yormayacaktır kendisini. Televizyon izleyicisinin hantallığı, gündelik hayatın öznesiyken de yapışmıştır bedenine. Böylece köprüdeki intihar, ellerinde patlamış mısır ve colalarla seyredilen bir 'sahne gösterisi'ne dönüşüvermiştir..."[34]

Veya Etienne de la Boétie'in isyandır: "Zavallı sefil insanlar, akılsız halklar, başlarına gelen kötülüklere karşı inatla duyarsız kalan, karşılarına çıkan iyilikleri göremeyecek kadar kör uluslar! Alın terinizin ürünü en değerli zenginliklerinizin göz göre göre elinizden alınmasına, tarlalarınızın yağmalanmasına, evlerinizden ata mirası değerli eşyaların soyulup çalınmasına seyirci kalırsınız! Artık hiçbir şey sizin malınız değilmiş gibi yaşarsınız. Mallarınızın, ailelerinizin, hayatlarınızın sadece yarısının size bırakılmış olmasından dolayı sanki büyük bir mutluluk duyuyor gibisiniz. Uğradığınız bütün bu zararların, bu felaketlerin, bu yıkımın sorumlusu yabancı düşmanlarınız değil, tam tersine tek bir düşman, kendi ellerinizle yarattığınız, uğruna cesaretle savaşa gittiğiniz, şanı için ölümü bile göze aldığınız kişi. Sorumlu o! Bu efendinin de sizin gibi iki gözü, iki eli, bir vücudu var ve sıradan bir hemşehrimizden fazla bir şeyi yok. Ancak sizden fazla bir şeyi var ki onu da ona siz sizi ezsin diye verdiniz. Eğer siz vermediyseniz sizi gözetlediği bunca gözü nereden buldu? Siz vermeseydiniz size vurduğu bunca eli nereden buldu? Kentlerinizin sokaklarını çiğnediği ayaklar sizin değilse kimin? Siz izin vermeseydiniz, üzerinizde iktidar sahibi olabilir miydi? Sizinle anlaşmamış olsa size nasıl saldırabilirdi? Sizi soyan bu hırsıza yataklık etmeseniz, sizi öldüren bu katilin işbirlikçisi olmasaydınız ve kendinize ihanet etmeseydiniz."[35]

Evet, "olağan" (denilen) çürümüşlüğün orta yerinde "insan olmak suç"ken; "İnsan, ancak insanca bir dünya yaratarak insanlaşır."[36]

Çünkü "İnsan düşüncesinin objektif gerçekliğe ulaşması ya da ulaşamaması sorunsalı kuramsal değil pratik bir sorundur. İnsan doğruyu, yani düşüncesinin gerçekliğini ve gücünü, bu dünyaya ait olduğunu pratikte kanıtlamalıdır. Pratikten soyutlanmış bir düşüncenin gerçekliği/gerçek dışılığı tart

  Bu yazı 10085 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

☁️
--°

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    # Takım O G B M A Y AV P
    1Galatasaray7511--516
    2Beşiktaş7502--815
    3Amed7421--814
    4Fenerbahçe7412--1313
    5Trabzonspor7412--1113
    6Alanyaspor7331--212
    7Kocaelispor7403--212
    8Çorum FK7313--410
    9Kasımpaşa7241--010
    10Rizespor7313---210
    11Başakşehir7223---18
    12Gaziantep FK7223---38
    13Gençlerbirliği S.K.7223---88
    14Erzurumspor FK7223---88
    15Göztepe7133--06
    16Konyaspor7124---45
    17Samsunspor7115---94
    18Eyüpspor7106---183
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    16 Ekim, CumaÇorum FK20:00Rizespor
    17 Ekim, CumartesiErzurumspor FK13:30Eyüpspor
    17 Ekim, CumartesiGençlerbirliği S.K.16:00Galatasaray
    17 Ekim, CumartesiAmed16:00Konyaspor
    17 Ekim, CumartesiFenerbahçe19:00Alanyaspor
    18 Ekim, PazarKasımpaşa13:30Samsunspor
    18 Ekim, PazarKocaelispor16:00Göztepe
    18 Ekim, PazarBaşakşehir19:00Gaziantep FK
    19 Ekim, PazartesiTrabzonspor20:00Beşiktaş
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Kayserispor10811--1725
    2Iğdır FK10622--620
    3Bursaspor9612--819
    4Batman Petrolspor10613--319
    5Keçiörengücü10451--917
    6Mardin 19699432--515
    7Sarıyer10433---115
    8Antalyaspor10505---215
    9Bandırmaspor10352--914
    10Fatih Karagümrük9342--113
    11Sivasspor10262--112
    12Muğlaspor9261--112
    13Bodrum FK10253--211
    14Pendikspor10244---710
    15Manisa F.K.9234---19
    16Esenler Erokspor9153---58
    17Ümraniyespor9144---37
    18Vanspor FK10235---107
    19İstanbulspor10127---155
    20Boluspor9018---181
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    13 Ekim, SalıBandırmaspor1-1Sivasspor
    13 Ekim, SalıSarıyer1-4Bodrum FK
    13 Ekim, SalıPendikspor1-2Vanspor FK
    DünBatman Petrolspor4-2İstanbulspor
    DünAntalyaspor0-4Kayserispor
    DünKeçiörengücü0-0Iğdır FK
    DünÜmraniyespor0-1Boluspor
    BugünMardin 196917:00Fatih Karagümrük
    BugünManisa F.K.20:00Esenler Erokspor
    BugünMuğlaspor20:00Bursaspor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Muş Sport Klübü6510--916
    2Aliağa FAŞ6501--415
    3Elazığspor6411--1113
    4Güzide Gebzespor6330--412
    5Çorluspor 19476312--510
    6İnegöl Kafkas Gençlik6312--310
    7Isparta 32 Spor6312--110
    8Şanlıurfaspor6231--19
    9Menemen FK6303---19
    10Erbaaspor6213--07
    11Somaspor5212---27
    1268 Aksaray Belediyespor6132--16
    13Ankaraspor6204---46
    14Kastamonuspor6204---103
    15Sebat Gençlikspor5023---42
    16Arnavutköy Belediyespor6006---100
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiElazığspor19:00Arnavutköy Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiMenemen FK19:00Güzide Gebzespor
    17 Ekim, CumartesiŞanlıurfaspor19:00Hatayspor
    18 Ekim, PazarKastamonuspor14:30Isparta 32 Spor
    68 Aksaray BelediyesporErbaaspor14:30Çorluspor 1947
    68 Aksaray Belediyesporİnegöl Kafkas Gençlik15:00Sebat Gençlikspor
    68 Aksaray BelediyesporMuş Sport Klübü19:00Ankaraspor
    68 Aksaray BelediyesporSomaspor19:00Aliağa FAŞ
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Yeşilyurt Belediyespor6600--2318
    2Talasgücü Belediyespor6510--1016
    3Bitlis Özgüzelderespor6501--1215
    4Niğde Belediyesispor6501--1015
    5Karaköprü Belediyespor6501--915
    6Mazıdağı Fosfatspor6420--914
    7Kırşehir Belediyespor6411--1513
    8Ağrı 19706222--08
    9Kırıkkale Büyük Anadolu6213---17
    10Silifke Belediyespor6213---37
    11Adana Adaletgucu6204---36
    12Osmaniyespor6204---56
    13Yeni Mersin Idmanyurdu6204---56
    14Karaman FK6204---96
    15Yozgat Bld Bozokspor6114---154
    16Diyarbekirspor6015---71
    17Yeni Malatyaspor6006---180
    18Adanaspor6006---220
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiYeni Malatyaspor14:00Mazıdağı Fosfatspor
    17 Ekim, CumartesiBitlis Özgüzelderespor14:00Yeşilyurt Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiAdanaspor14:30Yeni Mersin Idmanyurdu
    17 Ekim, CumartesiSilifke Belediyespor14:30Karaköprü Belediyespor
    18 Ekim, PazarAğrı 197014:00Kırıkkale Büyük Anadolu
    18 Ekim, PazarKırşehir Belediyespor14:30Niğde Belediyesispor
    18 Ekim, PazarKaraman FK14:30Adana Adaletgucu
    18 Ekim, PazarOsmaniyespor14:30Diyarbekirspor
    18 Ekim, PazarYozgat Bld Bozokspor19:00Talasgücü Belediyespor
    Son güncelleme: 15.10.2026 11:51:43