Temel DEMİRER

AÇLIK GREV(LER)İ MUKTEDİRİN GÜCÜNE YANITTIR

Temel DEMİRER
  17-05-2025 10:57:00

TEMEL DEMİRER

 

"Açlık grevi bir 'oyun' gibidir.

Önce kim pes edecek diye beklersiniz,

hapishane mi, mahkûm mu?"[1]

 

Direngen eylem biçimi olarak açlık grev(ler)i, başka çare ve aracı kalmamış insan(lar)ın, otoritenin dayatmasına karşı gövdesini siper eden protestosudur.

Tüm itiraz ve hak arayışı yollarının iktidar tarafından tıkanmış olmasıyla açıklanabilen açlık grevi, boyun eğmeyen bir itiraz çığlığı hâliyle "olağan"ın yargılarını altüst edip, toplumsal vicdanı harekete geçirmeye yöneliktir.

Çok şeyi bildiğini varsayıp ahkâm kesenler yok sayarlar bir eylem biçimi olarak açlık grev(ler)ini; oysa beden(ler)ini açlığa yatıranların irade savaşı veya insan(lık)a "düşmanlarımızın sözlerini değil, dostlarımızın sessizliğini hatırlayacağız" dedirten bir hâldir o.

Yani kendisine veya başkalarına yapılan bir haksızlığı protesto için kişinin açlığı göğüsleyerek gösterdiği tepkidir ve çoğunlukla fiziki özgürlükleri elinden alınan tutsaklar tarafından bir direniş yöntemi olarak kullanılır.

Açlık grevi eylemcisi, terazinin bir kefesine hayatını ve özgürlüğünü koyarak, diğer kefede taleplerine karşılık verilmesi için mücadele eder. Eylemcinin amacı ölmek değildir. Eylem sonucu ölümün gerçekleşebilmesi, bu eylemin ölüm amacı taşıdığı anlamına gelmez. Eylemci, uğruna açlık grevine girdiği haklarını almadığı takdirde ölüm riskini de göze aldığını ilan eder eylemiyle; gerisi taleplerin muhataplarına ve olaya tanık ve taraf olması beklenen kamuoyunun basıncına kalmıştır.

Bir direnme biçimi, bir sivil itaatsizlik eylemi olarak açlık grevine, tarihte çeşitli siyasal, toplumsal talepler için tekil veya toplu olarak başvurulagelmiştir.

İlk örneği Çarlık Rusya'sında görülmüş olup; Almanya'da ağır tecrit koşullarına ve yoldaşlarının katledilmesine karşı direnişe geçen RAF üyelerinin 1972-1975 kesitindeki üç açlık grevi, Holger Meins'ın yaşamını yitirmesiyle belleklere kazınmıştır.

Bu pratiğin uygulayıcıların biri de, İngiliz sömürgeciliğine karşı mücadelesini açlık greviyle yürüten Mahatma Gandhi'dir.

Onun "Gerçeğe tutunmak", "Gerçeğin gücü", "ruh gücü" olarak tanımladığı Satyagraha'yı oluşturan eylemler repertuarı içinde bir taktik olarak anlaşılan açlık grevlerine 1913-1948 yılları arasında birçok kez girdiği bilinmektedir.

"Gerçek savaşçı kimdir-ölümü her zaman yakın dostu olarak tutan mı, yoksa başkalarının ölümünü kontrol eden mi?" sorusunu dillendiren Mahatma Gandhi'nin terimleriyle açlık grevi nedir? Her şeyden önce, şiddet içermeyen bir eylem biçimidir. Kişinin kendisinin efendisi hâline geldiği münzevi disiplinin genel felsefesiyle karakterize edilir.

Bu eylemler, Mahatma Gandhi'ye göre asla tek başına güçle ayakta kalamayacak olan adaletsiz bir hükümetin temellerini aşındırması gereken bir tür kitlesel reddi veya kolektif rızanın geri çekilmesini düzenler.[2]

* * * * *

Pek çok ülke gibi coğrafyamızda da açlık grevlerinin en sık görüldüğü yerler, zindanların siyasi koğuşlarıdır.

Kimilerinin "Siyasi Şov" olarak niteleme hadsizliğine maruz bırakılan açlık grev(ler)i denince 1980'lerin Kemal Pir, ya da Diyarbakır Zindanı pratiği...

Karanlıklarda önemli bir gedik açan 1984 ölüm orucundaki Abdullah Meral, Haydar Başbağ, Fatih Öktülmüş, Hasan Telci...

1996 ölüm orucu...

Helin Bölek ile İbrahim Gökçek'in 260 günlük direnci...

5 Mayıs 1981'de Bobby Sands'ın 66 günlük ölüm orucu ile İrlanda'daki Long Kesh hapishanesinde siyasi mahkûm statüsünü elde etmek için açlıktan ölmeyi seçen on IRA'lının cüretkâr itiraz(lar)ı unutulmamalı![3]

"İşe yaramıyor" mu dediniz?...

Açlık grev(ler)i bir vicdan ve insanlık meselesidir; direniş gelenek imalinin parçasıdır.

Yasa koyucunun, koruyucu şiddet "adına" yarattığı güç eşitsizliğine yanıt olarak, mütehakkimin gücüne yanıt veremeyen ve tahakkümün odağı olanlar tarafından gerçekleştirilir.

Açlık grevinin "zorlayıcılığı", "baskısı" dikkate alınmalı.

Bu Bobby Sands açlık grevinde böyleydi, Suffragette üyeleri açlık grevi ile yasa çıkartmak zorunda bırakırken de!

Açlık grev(ler)i, güç eşitsizliğine karşı yanıt niteliği taşıyan zorlayıcı eylemdir.

Eylemcilerin bedenleri üzerinden gerçekleştirdiği eylem, kendine zarar vermenin ötesinde asimetrik güce karşı itirazın dillendirilmesidir.

Kendisine veya başkasına yapılan haksızlığa bedenini açlığa yatırarak yapılan bir başkaldırı, bir direniştir.

İnsanların istedikleri şey uğruna ölümden daha beter olan bir şeyi göze almasının adıdır. İnandığı şey uğruna mücadele etmenin adıdır; sembolik de olsa büyük bir insanlık adımıdır.

Açlık grev(ler)ine katılanlar "Kendimizi öldürelim," gibi bir motivasyondan hareket etmezler; savundukları yaşam hakkıdır. Bu, coğrafyamız gibi yerkürenin başka başka için de geçerlidir.

Bunun, "Bir eylem olma gücünü yitirdiği"nden falan söz edenlere gelince; insan(lık)ın onur ve ahlâkını hiçe sayanlara karşı yaşam hakkı her yerde her araçla savunulduğu gibi, her daim savunulacaktır.

Zorbalığa ve otoriteye başkaldırı sınıflar mücadelesinin vazgeçilmezidir.

Örneğin Filistinli tutsaklar için açlık grevi Siyonist hapishanelerin de vazgeçilmez bir parçasıdır. Açlık grevine başvurma sıklığı mahkûmların maruz kaldıkları zulmün bir kanıtı niteliğindeyken; onlar kötü muameleye, hücre cezalarına, çıplak aramalara, uykusuzluk cezalarına ve kaba dayağa katlanmaktansa ölümü göze alırlar.

* * * * *

Tekrar pahasına altını çizmeli: Açlık grev(ler)inin politik anlamını kazanması, XX. yüzyıl başlarında Çarlık Rusyası'nda hiçbir makul nedene dayanmaksızın tutuklanan 13 mahkûmun başlattığı eyleme dayandırılır.

Açlık grev(ler)inin en büyük kozu kamuoyu yaratmaktır. Mahatma Gandhi'nin, IRA militanı Boby Sands'ın, Kızıl Ordu Fraksiyonu militanlarının, İsrail hapishanelerindeki Filistinli gerillaların başvurdukları üzere.

Tıpkı Nâzım Hikmet'in, Bursa Hapishanesi'nde 8 Nisan 1950'de "Millete verdiğim açık istidaya canımı pul yerine kullanıyorum" diyerek ailesine yazdığı mektupta, "Başka türlü hareket etmek kabil olmadığı için bu kararı verdim. Sizden yalnız bir şeye kayıtsız şartsız inanmanızı istiyorum: Bu kararım, herhangi bir yeis, bir yılgınlık, bir korkaklık, bir sabırsızlık neticesi değildir. Sabırlı, şuurlu, ümitliyim. Fakat hakkın ve hakikâtin ortaya çıkması için meydana hayatımı atmaktan başka imkânım kalmadığına kaniim. Bundan dolayı bu son imkânımı şuurla, ümitle kullanıyorum," diyerek yaptığı gibi...

Ya da Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan idamlarından önce Mamak Askeri Zindanı'ndaki 12 günlük açlık grevindeki üzere...

Diyarbakır zindanında Kemal Pir, Mehmet Hayri Durmuş, Akif Yılmaz ve Ali Çiçek öncülüğündeki ölüm oruçlarındaki; 1987'de Sağmalcılar'da 50 politik tutsağın başlattığı açlık grevinin ülkenin birçok hapishanesine yayılmasındaki gibi...

1996'da "Mayıs Genelgesi"ni protesto etmek amacıyla 43 zindana yayılıp, 2174 tutsağın açlık grevine, 355'inin de ölüm orucuna başlaması, ve 10 tutsağın hayatını kaybetmesindeki üzere...

20 Ekim 2000'de 816 politik tutsağın "Terörle Mücadele Yasası"nın kaldırılması ve F tipi cezaevlerinin kapatılması talebiyle başlattığı açlık grevi, grevler ölüm orucuna dönüştükten sonra da "Hayata Dönüş Harekâtı"nın devreye sokulup, 30 tutsağın katledilmesindeki gibi...[4]

Ve Nuriye Gülmen ve Semih Özakça; HDP Hakkâri Milletvekili Leyla Güven; Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal; Helin Bölek ve İbrahim Gökçek ve Behiç Aşcı gibi niceleri...

Yalnız tutsaklar değil... Ankara'da TEKEL işçilerinin gerçekleştirdiği kitlesel açlık grevi eylemi, ulusal ve uluslararası basında yer almış, siyasi platformda tartışma yaratmıştı.

* * * * *

Tüm bunların ardından yine "Hak, hukuk imkânları" mı dediniz!

Sınıflı toplum ve özel mülkiyetin geçerli olduğu tarihsel süreçte yurttaşların "eşitlik ve adalet mücadelesi"nin kesintisiz bir şekilde devam ettiğini bilmekle birlikte, adalete ve eşitliğe ulaşma olanağının olmadığı görülmelidir.

Bunu en iyi anlatanlardan biri, "Bütün bu acıların kaynağı, özel mülkiyettir. Nerede ki özel bir mülkiyet vardır, nerede ki herşeyin ölçüsü paradır, devlet işlerinin adil ve yolunda gideceği pek az olasıdır. Özel mülkiyetin kökünden ortadan kaldırılmasıyladır ki, eşitlik ve adalet gerçekleşecektir,"[5] diyen Thomas More'dur.

Çünkü kapitalist hukuk, doğrudan doğruya sınıf tahakkümüne ve egemen sınıf çıkarlarına hizmet eden bir hukuk anlayışı olması nedeniyle adalet kavramına ulaşmak gerçekte mümkün değildir.

Monique Roland Weyl'in ifadesiyle, "Bireyciliği yüzünden burjuva demokrasisi, özgürlük ve eşitlik kavramlarına salt biçimsel ve soyut bir anlam verir: bu hukuk özgürlük ve eşitliği aslında birer icazet olduklarından, gerçekte, bu eşitsizliğin giderilmesine değil, aksine daha da ağırlaştırılmışına katkıda bulunurlar. Gerçekte burjuva hukukunda; eşitlik ve özgürlük kavramları sahte kavramlardır."[6]

Ayrıca Karl Marx ile Friedrich Engels de bu durumu şöyle açıklarlar:

"Proleterin gözünde, hukuk, ahlâk, din gerisinde kaynaşan bir o kadar burjuva çıkarı gizlenmiş burjuva ön yargılarıdır. Sizin bütün düşünleriniz burjuva üretim ve burjuva mülkiyet koşullarınızın sonucundan başka bir şey değildir. Tıpkı hukukunuz da sınıfınızın herkes için bir yasa durumuna getirilmiş iradesinden, temel niteliği ve yönü sınıfınızın ekonomik varlık koşullarınca belirlenmiş bir iradesinden başka bir şey olmağı gibi."[7]

O hâlde Eduardo Galeano'nun, "Açlıktan öldürüp hesap vermeyen bir dünya sistemini hapse gönderebilecek bir yargıç yok,"[8] uyarısı eşliğinde; özel mülkiyetin var olduğu koşullarda özgürlük, eşitlik ve adaletin mümkün olmadığı; adaletin, her şeyi göze alarak mücadele ile kazanılacağı göz ardı edilmeyip; Murathan Mungan'ın "Geçer devran, takvimler el değiştirir./ Gün gelir zulüm de göçer/ Zaman örter her şeyin üstünü/ Uzağı gören çocuklar bilir gelecek uzun sürer..." dizeleri terennüm edilerek ele alınmalıdır açlık grevleri...

* * * * *

İyi de bunlardan neden mi söz ettim?

Amerikan Yerlilerinin reislerinden John Fire Lame Deer'in, "Beyaz kardeşlerimiz bizi uygarlaştırmak için gelmeden önce, hiç hapishanemiz yoktu.

Bu yüzden aramızdan serseri de çıkmazdı.

Hapishane yoksa serseri de yoktur. Kapılarımızın kilidi de olmazdı bu yüzden, hırsızlar da bulunmazdı.

Eğer aramızdan biri; at, çadır ya da battaniye edinemeyecek kadar yoksul ise, bu durumda bütün ihtiyaçları kendisine hediye edilirdi.

Özel mülkiyete çok büyük önem verecek kadar uygarlaşmamıştık.

Para nedir bilmiyorduk. Bu yüzden bir insanın değeri serveti ile ölçülmezdi.

Yazılı hiç bir yasamız, dolayısı ile avukatlarımız ve politikacılarımız da yoktu.

Bu yüzden birbirimizi aldatmak ve kazıklamak durumunda da kalmazdık.

Demek ki Beyaz Adam gelmeden önce çok berbat durumdaymışız.

Bilmem ki, Beyaz Adamın uygar bir toplum için son derece gerekli olduğunu söylediği bu temel şeyler olmadan binlerce yıl hayatta kalmayı nasıl başarabildik?"  vurgusuyla ekleyeyim: Bu satırların kaleme alındığı 21 Şubat 2025 14:36:56 itibariyle gözaltındaki Pınar Aydınlar İstanbul'da ve muhtelif hapishanelerde Hasan Ali Akgül 3, Mithat Öztürk 8, Sercan Ahmet Arslan 124, Serkan Onur Yılmaz 103, Bakican Işık 63, Yurdagül Gümüş 51, Mulla Zincir Kuyu Tipi Hapishanelere karşı açlık grevi direnişini 95 gündür sürdüyorlardı...

 

N O T L A R

[*] Kaldıraç Dergisi, No:284, Mart 2025...

[1] Fuaf Kuffaş.

[2] Banu Bargu, "Mahatma Gandhi'nin Oruçları", 29 Kasım 2017... https://blogs.law.columbia.edu/uprising1313/banu-bargu-Mahatma Gandhis-fasts/

[3] 1972'de, 18 yaşındayken ailesiyle beraber Belfast'a taşındı. Aynı yıl IRA'ya (İrlanda Kurtuluş Ordusu) katıldı. Ve yine aynı yıl yasa dışı yollardan edindiği silahlardan ötürü tutuklandı. 1973'te 5 yıl hapis cezasına çarptırılıp 1976'da serbest bırakıldı.

Bırakıldıktan sonra Belfast'a dönerek IRA'daki görevini aktif bir şekilde yürütmeye devam etti. 1976'da Dunmurry'deki bir bombalama olayına adı karıştı. Defalarca yargılanmasına rağmen kanıt yetersizliğinden serbest bırakıldı. Kısa bir süre sonra, yine bir çatışmaya katıldığı gerekçesiyle tutuklandı. Yine kanıt yoktu. Yine serbest bırakıldı..

1977'de, gözaltına almak için hiçbir geçerli sebep bulamayan hükümet, bu sefer "terör örgütü üyeliği" ve "silah bulundurma" gerekçesiyle onu tutukladı. Mahkemesinden sonra Sands 14 yıla mahkûm edildi ve cezasını çekmek üzere Long Kesh'e gönderildi.

IRA'nın tutuklanıp Long Kesh'e hapsedilen mahkûmları, kötü hapishane koşulları ve muhtelif siyasal meseleleri protesto amacıyla gösteriler düzenlemeye başladılar.

Hapishanedeki açlık grevi Sands'in çağrısıyla 1981 senesinde başladı ve Sands 66. gün hayatını kaybetti... (Serdar Menge, "Bobby Sands ve Açlık Grevinin 66. Günü", Radikal, 17 Kasım 2012, s.17.)

[4] "Bazı ülkelerde kontr-gerilla eğitimi sırasında komandolara köpek yavruları verilir. Özel eğitimden geçirilmekte olan komando birkaç ay bu yavruyu besler, büyütür. Bir sabah içtimasında komando aldığı 'öldür' emri ile o ana kadar okşayıp sevdiği, belki birlikte hoş zamanlar geçirdiği yavru köpeği özel bıçağı ile keserek öldürür. Yavru köpeği öldüremeyen kontr-gerilla adayı bu sınavda başarısız sayılır, öldürebilen ise artık vicdanını komutanına teslim etmiş ve yeterince makineleştirilmiş sayılır.

Cezaevi katliamlarında siyasi tutuklu ve hükümlülere yapılanlara ilişkin çoğumuzun görmüş olduğu fotoğraflar bana hep bu eğitim yöntemini hatırlattı. Yıllar önce bir kurban bayramından birkaç gün önce karşımdaki evin yeşil otlarla kaplı bahçesinde bir koyun belirdi. Ailenin 11-13 yaşlarında olduklarını sandığım biri kız biri erkek iki çocuğu zaman zaman koyunun yanına gelip sevimli hayvanın başını okşayıp, etraftan topladıkları otları önüne koyduklarını, bazen de önünde dört ayakları üzerinde durup hayvanla şakalaştıklarını penceremden izledim.

Belli ki çocuklar hayvanın birkaç gün sonra öldürüleceği gerçeğini o anlarında hissetmek istemiyorlardı. Çocuklar koyunu sevimli bulmuş, onu sevmiş ve birlikte vakit geçirmekten hoşlanmışlardı. Koyun ile çocukların arkadaşlığı birkaç gün sürdü. Kurban bayramının birinci günü saat 10.00 civarında ailenin küçük erkek çocuğu önceki günlerde olduğu gibi koyunun yanına geldi. Gene önüne otlar koydu, hemen önüne oturup izlemeye başladı. Evin penceresinden baba göründü. Oğluna bir şeyler söyledi, biraz ilerde, evlerin arasındaki küçük bir boş alanı eliyle işaret ederek.

Çocuk, biraz isteksizce yavaş yavaş ayağa kalktı. Birkaç saniye koyuna baktı, sonra yaklaştı hayvana. Boynuna bağlanmış ipi tuttu ve o sabah artık kendisi için de 'kurban' hâline gelmiş olan hayvanı babasının işaret ettiği yere doğru götürmeye başladı. Koyun, birkaç metre yürüdükten sonra durdu. Çocuk ipi çekti, uyarmak amacıyla. Kıpırdamadı hayvan, ön ayaklarıyla direnmeye çalışıyordu. Çocuk, pencereden sarkmış babasına baktı. Babasının bir kol hareketiyle verdiği 'devam et' komutunu alınca ipi daha güçlü çekmeye başladı çocuk. Koyunu sürükleyerek o açıklığa ulaştırdığında babası yanında belirmişti. Biraz geriledi çocuk koyundan gözlerini ayırmadan. Tecrübeli olduğu anlaşılan baba 'kutsal' görevini yerine getirmeye başladı. Çocuk muhtemelen ilk kez görüyordu bu kadar iri bedenli bir canlının, birkaç gündür dokunduğunda sıcaklığını hissettiği, kendisine pek de anlamlı gelmeyen gözleriyle bakıp önüne koyduğu otları hemen yemeye başlayan o sevimli canlının gırtlaklanmasını... Çocuk, hayatının geri kalan kısmı için çok önemli bir şey öğrenmişti. Demek ki insan sevdiğini de öldürebilir!" (Oktay Etiman, 6 Ekim 2014)

[5] aktaran: Server Tanilli, Yüzyılların Gerçeği ve Mirası, Cilt: III, İş Bankası Yay., 2016, s.72.

[6] Monique Roland Weyl, Gerçekte ve Eylemde Hukukun Payı/ Marksist-Leninist Bir Yaklaşımla, çev: Şiar Yalçın, Konuk Yay., 1974, s.114.

[7] Karl Marx-Friedrich Engels, Komünist Manifesto ve Komünizmin İlkeleri, çev: Muzaffer Erdost, Sol Yay., 1976, s.54.

[8] Eduardo Galeano, Tepetaklak-Tersine Dünya Okulu, çev: Bülent Kale, Sel Yay., 2017, s.159.

 

  Bu yazı 18750 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

☁️
--°

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    # Takım O G B M A Y AV P
    1Galatasaray7511--516
    2Beşiktaş7502--815
    3Amed7421--814
    4Fenerbahçe7412--1313
    5Trabzonspor7412--1113
    6Alanyaspor7331--212
    7Kocaelispor7403--212
    8Çorum FK7313--410
    9Kasımpaşa7241--010
    10Rizespor7313---210
    11Başakşehir7223---18
    12Gaziantep FK7223---38
    13Gençlerbirliği S.K.7223---88
    14Erzurumspor FK7223---88
    15Göztepe7133--06
    16Konyaspor7124---45
    17Samsunspor7115---94
    18Eyüpspor7106---183
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    16 Ekim, CumaÇorum FK20:00Rizespor
    17 Ekim, CumartesiErzurumspor FK13:30Eyüpspor
    17 Ekim, CumartesiGençlerbirliği S.K.16:00Galatasaray
    17 Ekim, CumartesiAmed16:00Konyaspor
    17 Ekim, CumartesiFenerbahçe19:00Alanyaspor
    18 Ekim, PazarKasımpaşa13:30Samsunspor
    18 Ekim, PazarKocaelispor16:00Göztepe
    18 Ekim, PazarBaşakşehir19:00Gaziantep FK
    19 Ekim, PazartesiTrabzonspor20:00Beşiktaş
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Kayserispor10811--1725
    2Iğdır FK10622--620
    3Bursaspor9612--819
    4Batman Petrolspor10613--319
    5Keçiörengücü10451--917
    6Mardin 19699432--515
    7Sarıyer10433---115
    8Antalyaspor10505---215
    9Bandırmaspor10352--914
    10Fatih Karagümrük9342--113
    11Sivasspor10262--112
    12Muğlaspor9261--112
    13Bodrum FK10253--211
    14Pendikspor10244---710
    15Manisa F.K.9234---19
    16Esenler Erokspor9153---58
    17Ümraniyespor9144---37
    18Vanspor FK10235---107
    19İstanbulspor10127---155
    20Boluspor9018---181
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    13 Ekim, SalıBandırmaspor1-1Sivasspor
    13 Ekim, SalıSarıyer1-4Bodrum FK
    13 Ekim, SalıPendikspor1-2Vanspor FK
    DünBatman Petrolspor4-2İstanbulspor
    DünAntalyaspor0-4Kayserispor
    DünKeçiörengücü0-0Iğdır FK
    DünÜmraniyespor0-1Boluspor
    BugünMardin 196917:00Fatih Karagümrük
    BugünManisa F.K.20:00Esenler Erokspor
    BugünMuğlaspor20:00Bursaspor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Muş Sport Klübü6510--916
    2Aliağa FAŞ6501--415
    3Elazığspor6411--1113
    4Güzide Gebzespor6330--412
    5Çorluspor 19476312--510
    6İnegöl Kafkas Gençlik6312--310
    7Isparta 32 Spor6312--110
    8Şanlıurfaspor6231--19
    9Menemen FK6303---19
    10Erbaaspor6213--07
    11Somaspor5212---27
    1268 Aksaray Belediyespor6132--16
    13Ankaraspor6204---46
    14Kastamonuspor6204---103
    15Sebat Gençlikspor5023---42
    16Arnavutköy Belediyespor6006---100
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiElazığspor19:00Arnavutköy Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiMenemen FK19:00Güzide Gebzespor
    17 Ekim, CumartesiŞanlıurfaspor19:00Hatayspor
    18 Ekim, PazarKastamonuspor14:30Isparta 32 Spor
    68 Aksaray BelediyesporErbaaspor14:30Çorluspor 1947
    68 Aksaray Belediyesporİnegöl Kafkas Gençlik15:00Sebat Gençlikspor
    68 Aksaray BelediyesporMuş Sport Klübü19:00Ankaraspor
    68 Aksaray BelediyesporSomaspor19:00Aliağa FAŞ
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Yeşilyurt Belediyespor6600--2318
    2Talasgücü Belediyespor6510--1016
    3Bitlis Özgüzelderespor6501--1215
    4Niğde Belediyesispor6501--1015
    5Karaköprü Belediyespor6501--915
    6Mazıdağı Fosfatspor6420--914
    7Kırşehir Belediyespor6411--1513
    8Ağrı 19706222--08
    9Kırıkkale Büyük Anadolu6213---17
    10Silifke Belediyespor6213---37
    11Adana Adaletgucu6204---36
    12Osmaniyespor6204---56
    13Yeni Mersin Idmanyurdu6204---56
    14Karaman FK6204---96
    15Yozgat Bld Bozokspor6114---154
    16Diyarbekirspor6015---71
    17Yeni Malatyaspor6006---180
    18Adanaspor6006---220
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiYeni Malatyaspor14:00Mazıdağı Fosfatspor
    17 Ekim, CumartesiBitlis Özgüzelderespor14:00Yeşilyurt Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiAdanaspor14:30Yeni Mersin Idmanyurdu
    17 Ekim, CumartesiSilifke Belediyespor14:30Karaköprü Belediyespor
    18 Ekim, PazarAğrı 197014:00Kırıkkale Büyük Anadolu
    18 Ekim, PazarKırşehir Belediyespor14:30Niğde Belediyesispor
    18 Ekim, PazarKaraman FK14:30Adana Adaletgucu
    18 Ekim, PazarOsmaniyespor14:30Diyarbekirspor
    18 Ekim, PazarYozgat Bld Bozokspor19:00Talasgücü Belediyespor
    Son güncelleme: 15.10.2026 11:51:43