Tamer UYSAL

EĞİTİMİN AMACI NEDİR?

Tamer UYSAL
  11-02-2021 21:51:00

Eğitimde temel sorunlar çözümlenmedikçe eğitimin bileşenlerini aynı
sorunlar bekliyor…
Eğitim bir öğretme-öğrenme sürecidir. Eğitimde temel sorunlar
çözümlenmedikçe eğitimin yaşayan bileşenlerini aynı sorunlar bekliyordu...

Sizin değil çocuklarınız
Özlenen bir yaşamın oğulları, kızlarıdır onlar
Sizden geldiler, henüz sizinledirler;
Ama sizden ya da sizin değildirler
Sevginizi verebilirsiniz onlara,
Düşüncelerinizi değil

Bedenlerini barındırabilirsiniz ruhlarını değil.
Çünkü ruhları yarının evlerinde barınacak
O evler ki
Düşünüzde bile göremeyeceksiniz.
Onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz
Onları kendiniz gibi yapmaya değil.

Böyle diyordu, Kahlil Gibran. Nedir eğitim, neyi amaçlar? Eğitimle ilgili
söylenecek çok şey var. Eğitim deyince gençliğin yalnız bir bölümünün
sorunları geliyor akla. Oysa gençlik içinde çeşitli gruplar var. Örneğin
çalışan gençlik… Çocuklar; Çoğu okul-okuma çağına gelmiş çocuklar, yoksul
ve çalışan çocuklar, emekçi çocuklar… Okuyan çocuklar; İlköğretim,
ortaöğretimde okuyan çocuklar, liseliler ve üniversiteliler…

Gençliğin sorunları, eğitim sorunları ülkenin sorunlarından ayrı
düşünülemez. Çünkü onlar geleceğidir toplumun. Ne diyor şiirde; “Özlenen
bir yaşamın oğulları, kızlarıdır onlar.” Çünkü onlar yarınlarıdır toplumun
ve bu yüzden önemlidir, gençlik…

Osmanlılar ve Selçuklular döneminde eğitim dine dayalıydı, yani medrese
sistemiydi. Öğretmenler de dolayısıyla sadece din adamı ya da biraz
matematik ya da mantık bilgisi olan din adamıydı. 16.Yy’dan itibaren batılı
anlamda eğitim kurulları gelişince din eğitimi ve batılı eğitim kurulları
şeklinde ikiye ayrılmıştı. Sıbyan mektebi denilen ilkokul düzeyindeki
eğitim kurumları yanında medreseler yani üniversite düzeyinde verilen
eğitime batılı usullerin girmesiyle askeri teknik ve ihtisas okullarıyla
genel eğitim kuruluşları da katıldı.

Osmanlılar 17.Yy sonlarına kadar feodalitenin hâkim olduğu bir Avrupa ile
karşı karşıya idi. Bu yüzden Avrupa’nın içlerine kadar genişlemesi ve
askeri başarılar elde etmesi hiç zor olmamıştı. Ancak bu yüzyılın
sonlarından itibaren Avrupa’da yaşanan birtakım ekonomik ve politik olaylar
Avrupa’nın gelişmesine neden olmuş buna karşılık başarısızlıkları sadece
askeri temele dayayan Osmanlı gerileme içine girmiştir. 18.Yy’da Avrupa’da
buhar makinesinin bulunuşu, sanayinin gelişmesini sağlamış, bununla rekabet
edemeyen Osmanlı ekonomik düzeni dokuma sanayindeki üstünlüğünü de
Avrupa’ya kaptırmıştır. Rönesans ve reform gibi hareketler, yeni coğrafi
keşifler ve sonuçta ikinci Viyana kuşatması bu başarısızlığı Osmanlıya
çevirdi. Tanzimat-ı Hayriye (Gülhane Hatt-ı Hümayunu) gibi Osmanlı’nın
batıya uyumu konusunda gösterdiği çabalar yeterli olmayacak, eğitime
doğrudan katkısı olmayan bu gelişmelerle aksine zararlı da çıkılacaktır.
Osmanlının içinde barınan farklı kültürlere eşitlik getireceği ifade edilen
sözleşmelerle dünya görüşleri zıt hatta birbirlerine düşman kuşakların
yetişmesi sonucunu doğacaktı.

İkinci Abdülhamit’in devlet yönetiminde olduğu 1876 yılındaki Kanuni
Esasi’yle başlayan ve 1908’e kadar süren (birinci ve ikinci meşrutiyet
arası) dönemde eğitim nicelikçe gelişme göstermiş ancak nitelikte tersi
olmuştur. Teknik bakımdan batıya eğilen Abdülhamit siyasal ve sosyal
gelişmelere sırtını dönmüştü. Bu dönemde eğitimden sorumlu siyasetçiler
batıda bu alandaki gelişmelerden habersiz, burada yetişmemiş kimselerdi.
Batıda okuyan tek kişi olan ve kısaca adı Münif Paşa olarak da bilinen
Mehmet Tahir Münif Efendi ise bu dönemin hem çekingen hem tutucu biri
olarak eğitim hareketlerinde büyük rol oynamıştı. Bu dönemde eğitimin
modernleşmesini engelleyen en büyük nedenlerden birisi de kitap, gazete ve
dergi gibi yayınlara gösterilen baskıydı. Sansür kurumunun gelişmesi bu
dönemde olmuştur. Modern eğitim veren teknik okulların açılması için
İngiltere, Fransa, Almanya hatta ABD gibi sömürgeci devletlere tavizler
verilmiş, Osmanlının ileri gelenlerinin çocuklarının bu yabancı okullarda
yetiştirildiği görülmüştür. Abdülhamit’in tek adam ve devletin en etkili
kişisi oluşu gelişmelerin çok yönlü olmayışı sonucunu doğurmuştu.

İkinci Meşrutiyet’in 25 Temmuz 1908’deki ilanıyla birlikte eğitimde
tartışma ve bocalama yıllarına girilir. Önceleri ikinci Abdülhamit’in
baskılarından henüz kurtulmaya çalışan sosyal-siyasal hayat sonraları
olumlu gelişmeler gösterince Osmanlı devletinde o zamana kadar görülmeyen
esaslı bir fikir akımı meydana getirmişti. Böylece herkes imparatorluğun
geçmiş ve geleceği hakkında düşünmeye, konuşmaya ve yazmaya başladı. İkinci
Abdülhamit devrinde batıya gidenler geri döndüklerinde Fransa’da
gördüklerinin Osmanlı’da tatbik edilmesini talep ediyorlardı. Eğitimden
sorumlu bakanların sık sık değişmesi eğitimdeki gelişimi engellemiş yapılan
savaşlarla ortaya çıkan sıkıntıyla güçlükler de buna eklenmişti. Mehmet
Emin gibi kişiler Batılılığı savunurken Ziya Gökalp gibi zamanın bazı
mütefekkirleri ise çekingen davranınca farklı görüşler etkili olmaya
başlamıştır. Cumhuriyetin ilanına kadar süren bu dönemde üzerinde durulan
eğitimle ilgili konuların başında, mahalli dil ile öğretim, harflerin
değiştirilmesi, eğitim ve öğretimde uluslaşma, azınlık ve yabancı
okullarının Türkleştirilmesi, kızların yüksel tahsile alınması, din
derslerini çoğaltma arzuları ve Türk dilinin ıslahı teşebbüsleri vardı.
Tanzimatla birlikte gerçekleşen değişimle, eğitim kuruluşlarının bir kısmı
vakıf sistemi bir kısmı da Maarif Nezareti’ne bağlı olarak sürdürülmüştür.
Devletin olanaklarının yetersiz oluşu eğitim kurumlarında gerileye yol
açarken fakir halk çocukları için medreseler en uygun yerler olarak
görülmeye devam etmiştir. Ulusal savunma, sağlık, tarım, güvenlik gibi
temel hizmetlere dönük alanlarda eğitim kurumları birleştirilip devlete
bağlanmamış, medreseler de şeriat makamlarının etkisiyle bütün yeniliklere
karşı koymuştur. Bir yanda halktan kopuk mektepliler diğer yanda halka ait
medreseler olmak üzere birbiriyle çatışan iki farklı kesim ortaya çıkar.
Eğitim işe dönük değildir ve toplumla ilgisi yoktur. Yüksek öğrenim,
devletin gereksinme duyduğu insan gücüyle bilim adamlarını
yetiştiremiyordu. Yetenekli öğrencilerin yoksulluğu ve ortamları onların
gelişimini engelliyordu. Modernleşme hareketinin temelleri atılmakla
birlikte bazı çabalar bocalamaların ötesinde çözüm bekleyen sorunlar olarak
Osmanlı’dan TC’ye devredilmiştir…

Günümüze doğru gelirsek…

Özellikle 28 Şubat 1997 tarihindeki MGK toplantısının hemen ardından
gündeme taşınan bir konuydu, 8 yıllık zorunlu eğitim tartışması. Yeşil
sermayenin güçlenip de siyasal islamın yükselişiyle birlikte özellikle,
imam-hatiplerin orta kısmının kapatılmasına duyulan tepkiye bağlı olarak
liselerinin de kapatılacağının sanılması 8 yıla karşı bu kesimlerde büyük
bir tepki doğurmuştur.

Zorunlu eğitimdeki artış aslında bir sonun başlangıcıdır. Neyin? Oy ve
iktidar uğruna yıllarca verilenlerin… Neyin? İnançları sömürerek halkı
kandırma yanlışına düşmelerin…

Neden?

Hani irticanın sinyalleri geliyordu, hani laik cumhuriyet kavramına eğik
çizgiler çekmek kimsenin kanacağı bir yalan değildi artık ya!

Demokrasi inançların değil, fikirlerin çarpışmasıydı çünkü…

Sonra sanki yeni bir tartışma konusuymuş gibi sürülmüştü önüne halkın 8
yıl. Eğitim üzerine birçok tantana kopartılmıştı. Ardından belki 30 yılın
türban sorunu bugünün meselesi gibi sunulmaya çalışılmıştı. 8 yıl üzerine
birçok aritmetik hesaplar yapılmıştı. Toplandı, çıkarıldı, çarpıldı,
bölündü. Sonra dönüp dolaşıp yine aynı yere geldiler. 2 yıl artı 5 yıl artı
3 yıl artı 3 yıl artı 5 yıl artı 2 yıl gibi. Eklenen sadece beşin önüne iki
yıl ana eğitim ardına da fazladan üç yıl orta ilköğretimden eklemekten
ibaretti. Bunun için yani 5 yıla bir 5 yıl daha eklenmesi için koparılmıştı
bütün yaygara.

8 yıl ve türban gibi konular tartışılırken eğitimin temel sorunlarına
gençliğin saydığımız tüm kesimlerinin sorunlarına yine çözüm getirmekten
uzak kalınmıştı. Eğitim içeriğiyle şekillendirmeci iken konuşulan konular
açısından da aynı doğrultuda açmaza sürüklenmeye başladı. Soruna ideolojik
değil gerçekçi çözümler getirilmesini isteyenler eğitimin bir sorunlar
yumağı olduğunu ve çözümlenmesi gerekli birçok yönünün bulunduğunu
söylediler. 5 yıllık eğitim uygulayan devletin artık kalmadığı, zorunlu
eğitim süresinin dünyanın her tarafında anaokullarından başladığı, üstelik
8 yıllık eğitimle ilgili yasa TC tarafından çeyrek Yy önce kabul edilmişken
bu tartışmayı aşmamız gerektiği ve önemli olan sürenin değil eğitimin
kaliteli ve parasız olmasının ve nitelik tartışmasının yapılması gerektiği
de vurgulanmıştı.

Eğitim bir öğretme-öğrenme sürecidir. Eğitim bilimciler eğitimi bireyin
kendi yaşantısı yoluyla davranışları üzerinde istendik (hedeflediği)
değişiklikleri yaratma süreci olarak tanımlar. Eğitimin tarafları başta
öğreten ve öğrenendir. Yani öğretici (öğretmen), öğrenci…

Öte yandan Türkiye’de eğitim çağındaki nüfusun yapısal özellikleri göz
önüne alındığında tablo hiç de iç açıcı değildir. Sayılar genel nüfusa göre
ülkede her 5 kişiden birisinin okuma-yazma bilmediğini göstermekteydi. Okur
yazar nüfusun önemli bir kısmı sadece 5 yıllık eğitimi bitirmiş kimselerden
yani ilkokul mezunlarından oluşmaktaydı. Kadınlar arasında okur yazarlık
oranı ise çok düşüktü. Eğitimde gözlenen iki temel sorun ezbercilik ve içe
dönüklük, pratik alandan, sosyal yaşamdan kopukluk, toplumla bütünleşmemiş
olmaktı.

İşte zaten imam-hatipler de kanundaki boşluktan değil de eğitimdeki
zayıflıktan ortaya çıkmış kurumlar değil miydi? Ve bozuk eğitim sistemine
alternatif arayışlar içinden orta çıkartılmamışlar mıydı?..

Yoksul bir ülkede yaşıyoruz. Yoksulluk ebeveynlerden çocuklara geçen bir
miras gibidir. Çocuk işçiliğin nedeni de yoksulluktur. Ailesinin gelirine
muhtaç olması nedeniyle çalıştırdığı çocuk 3-5 yıl sonra vasıfsız bir işçi
olarak yeni bir yoksul ailenin ebeveynlerinden biri olmaya adaydı. 8 yıl
sayesinde erken iş hayatına atılmak yok, hiç olmazsa 7-15 yaş grubu
çocuklar iş yaşamından çekilecek deniyordu. Ama eğitimin parasız olduğu
belirtilen ülkemizde artan kayıt ve karne paraları, harçlar, zorunlu
tutulan bağışlar vs. unutulup ya da göz ardı edilerek… Bunlar temel eğitim
de bile paralı eğitimin somut göstergeleri olarak görünüyor ve çözüm
sunulmuyordu.

Eğitimde paralı bir kişiliksizleştirme düzeni hüküm sürüyor…

Ekonomik ve kültürel işlevi yanında fırsat eşitliği sağlaması gereken
eğitim kurumları toplumun alt gelir gruplarını ise dışlıyordu. Oysa eğitim
kurumlarının amacı sermayeye ucuz ve yedek işgücü ordusu yetiştirmek değil
özellikle kol ve kafa emeği arasındaki derin uçurumu nitelikli işgücüyle
dolduracak insanları yaratmak olmalıydı. Düzen yanlısı partilerin adeta
devrim yaptık edasıyla lanse ettikleri değişiklik akademik ve bilimsel
eğitime yönelik ciddi adımlar atılmadığı takdirde hiçbir işe yaramayacaktır.

Ancak 8 yıl, eskiye artı bir 3 yıl daha ilave etmekten başka hiçbir işe de
yaramadı. Sonuçta okuyan 3 yıl daha fazla okuyabilecekti. Sonra!..

Ekonomisi sürekli krizde olan bir ülkenin doğal olarak eğitimi de krizde
olacaktır. Okumayı sürdürebilenler bile parası olanlarla yarışa
sürüldükleri bir ortamda ya ucuz işgücü ya da kalifiye işsiz olacaklardır.
Sıradan üniversitelerin durumu ortadadır. Türkiye araştırma yoksulu bir
ülke. Eğitim harcamaları geri bir ülkede ne, nerede ve kimden
öğrenilecektir ki.

Dekanlar bile birbirleriyle anlaşamayıp YÖK denilen cenderenin altında
sürekli ezilirken öğrenciler derdini kime ve nasıl anlatacaktır.

Üstelik 15 yaşında çocukların DGM’lerde yargılandığı bir ülkede…

Oysa demokrasi çözüm üretebilen, esnek düşünebilen insanlara ihtiyaç
göstermiyor muydu? Yani aslında bu ülkede eğitimci de demokrasi istiyordu.

Sıkıştıkça başvurulan Batının çözümleriyse belliydi. Yoğun ders saatleri,
boş zaman değerlendirme merkezleri, kültürel ve sportif etkinliklere
katılım olanakları sağlayan sınırlı kurumlar, kurallar, yasalar vs…

Oysa ülkemizde millet mekteplerinden sonra “köy enstitüleri” ve “halk
evleri” gibi topluma çok uyan ve eğitimi burjuvazinin tekelinden kurtaran
bir açılım, önemli bir deneyim örneği de yaşanmışken… Önce çevreyle
bütünleşmiş, gereksinimleri karşılayan, ileri aşamada bölgelere göre
hazırlanan programlar, nihayet yüksek öğretime çağdaş, bilimsel ve teknik
gelişmelerin hızına ayak uydurabilecek demokratik, parasız bir eğitim
sistemi.

12 Eylül 1980 askeri darbesi, üzerinden geçen onca yılla ve kendiyle
birlikte birçok demokratik unsuru da üniversite içinden uzaklaştırmıştı.
Yüzlerce, binlerce öğretim üyesi, üniversite öğrencisi fişlendi,
mahkemelerde yargılandı. Sırf ilerici ve demokrat oldukları öyle bir
üniversite savundukları ve özlemleri için…

Eğitimde temel sorunlar çözümlenmedikçe eğitimin yaşayan bileşenlerini aynı
sorunlar bekliyordu. Üniversite sorunları hala çözülememiş, sorunlar çığ
gibi büyümüştü. Ayıklama yani, her yıl değişen üniversiteye seçme biçimi
açıkta kalan binlerce gence yenilerinin eklenmesini de önleyemiyordu. Ve
bugünkü eğitimdeki, kültürdeki yozlaşma, 12 Eylül’ün ürünü olan YÖK’ün en
büyük eseri idi.

Üniversitelerle ilgili sorunlar 6 Kasım 1981’de, YÖK’ün kurulmasıyla yeni
bir boyut kazanmıştı. YÖK, yani “Yüksek Öğretim Kurulu” kuruluşuyla
birlikte çıkartılan bir sürü kanun ve yönetmelikle alabildiğine otoriter,
müdahaleci, denetleyici bir yapıya dönüşmüştü. YÖK’ün kurulmasının altında
yatan neden de buydu zaten. Siyasal iktidarların ısrarla Üniversitelerarası
  Bu yazı 7172 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

☁️
--°

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    # Takım O G B M A Y AV P
    1Galatasaray7511--516
    2Beşiktaş7502--815
    3Amed7421--814
    4Fenerbahçe7412--1313
    5Trabzonspor7412--1113
    6Alanyaspor7331--212
    7Kocaelispor7403--212
    8Çorum FK7313--410
    9Kasımpaşa7241--010
    10Rizespor7313---210
    11Başakşehir7223---18
    12Gaziantep FK7223---38
    13Gençlerbirliği S.K.7223---88
    14Erzurumspor FK7223---88
    15Göztepe7133--06
    16Konyaspor7124---45
    17Samsunspor7115---94
    18Eyüpspor7106---183
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    16 Ekim, CumaÇorum FK20:00Rizespor
    17 Ekim, CumartesiErzurumspor FK13:30Eyüpspor
    17 Ekim, CumartesiGençlerbirliği S.K.16:00Galatasaray
    17 Ekim, CumartesiAmed16:00Konyaspor
    17 Ekim, CumartesiFenerbahçe19:00Alanyaspor
    18 Ekim, PazarKasımpaşa13:30Samsunspor
    18 Ekim, PazarKocaelispor16:00Göztepe
    18 Ekim, PazarBaşakşehir19:00Gaziantep FK
    19 Ekim, PazartesiTrabzonspor20:00Beşiktaş
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Kayserispor10811--1725
    2Iğdır FK10622--620
    3Bursaspor9612--819
    4Batman Petrolspor10613--319
    5Keçiörengücü10451--917
    6Mardin 19699432--515
    7Sarıyer10433---115
    8Antalyaspor10505---215
    9Bandırmaspor10352--914
    10Fatih Karagümrük9342--113
    11Sivasspor10262--112
    12Muğlaspor9261--112
    13Bodrum FK10253--211
    14Pendikspor10244---710
    15Manisa F.K.9234---19
    16Esenler Erokspor9153---58
    17Ümraniyespor9144---37
    18Vanspor FK10235---107
    19İstanbulspor10127---155
    20Boluspor9018---181
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    13 Ekim, SalıBandırmaspor1-1Sivasspor
    13 Ekim, SalıSarıyer1-4Bodrum FK
    13 Ekim, SalıPendikspor1-2Vanspor FK
    DünBatman Petrolspor4-2İstanbulspor
    DünAntalyaspor0-4Kayserispor
    DünKeçiörengücü0-0Iğdır FK
    DünÜmraniyespor0-1Boluspor
    BugünMardin 196917:00Fatih Karagümrük
    BugünManisa F.K.20:00Esenler Erokspor
    BugünMuğlaspor20:00Bursaspor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Muş Sport Klübü6510--916
    2Aliağa FAŞ6501--415
    3Elazığspor6411--1113
    4Güzide Gebzespor6330--412
    5Çorluspor 19476312--510
    6İnegöl Kafkas Gençlik6312--310
    7Isparta 32 Spor6312--110
    8Şanlıurfaspor6231--19
    9Menemen FK6303---19
    10Erbaaspor6213--07
    11Somaspor5212---27
    1268 Aksaray Belediyespor6132--16
    13Ankaraspor6204---46
    14Kastamonuspor6204---103
    15Sebat Gençlikspor5023---42
    16Arnavutköy Belediyespor6006---100
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiElazığspor19:00Arnavutköy Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiMenemen FK19:00Güzide Gebzespor
    17 Ekim, CumartesiŞanlıurfaspor19:00Hatayspor
    18 Ekim, PazarKastamonuspor14:30Isparta 32 Spor
    68 Aksaray BelediyesporErbaaspor14:30Çorluspor 1947
    68 Aksaray Belediyesporİnegöl Kafkas Gençlik15:00Sebat Gençlikspor
    68 Aksaray BelediyesporMuş Sport Klübü19:00Ankaraspor
    68 Aksaray BelediyesporSomaspor19:00Aliağa FAŞ
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Yeşilyurt Belediyespor6600--2318
    2Talasgücü Belediyespor6510--1016
    3Bitlis Özgüzelderespor6501--1215
    4Niğde Belediyesispor6501--1015
    5Karaköprü Belediyespor6501--915
    6Mazıdağı Fosfatspor6420--914
    7Kırşehir Belediyespor6411--1513
    8Ağrı 19706222--08
    9Kırıkkale Büyük Anadolu6213---17
    10Silifke Belediyespor6213---37
    11Adana Adaletgucu6204---36
    12Osmaniyespor6204---56
    13Yeni Mersin Idmanyurdu6204---56
    14Karaman FK6204---96
    15Yozgat Bld Bozokspor6114---154
    16Diyarbekirspor6015---71
    17Yeni Malatyaspor6006---180
    18Adanaspor6006---220
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiYeni Malatyaspor14:00Mazıdağı Fosfatspor
    17 Ekim, CumartesiBitlis Özgüzelderespor14:00Yeşilyurt Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiAdanaspor14:30Yeni Mersin Idmanyurdu
    17 Ekim, CumartesiSilifke Belediyespor14:30Karaköprü Belediyespor
    18 Ekim, PazarAğrı 197014:00Kırıkkale Büyük Anadolu
    18 Ekim, PazarKırşehir Belediyespor14:30Niğde Belediyesispor
    18 Ekim, PazarKaraman FK14:30Adana Adaletgucu
    18 Ekim, PazarOsmaniyespor14:30Diyarbekirspor
    18 Ekim, PazarYozgat Bld Bozokspor19:00Talasgücü Belediyespor
    Son güncelleme: 15.10.2026 05:51:35