Sibel ÖZBUDUN

“UYGARLIK KRİZİ”NDE -BİZE- YOL GÖSTERENLER/ SİBEL ÖZBUDUN-TEMEL DEMİRER

Sibel ÖZBUDUN
  30-08-2026 10:59:00

SİBEL ÖZBUDUN-TEMEL DEMİRER

 

"Sesini değil, sözünü yükseltmeli insan.

Çünkü gök gürültüleri değil,

yağmurlardır yaprakları yaşatan."[1]

 

Karl Marx'ın, "Özel mülkiyet bizi o kadar aptal ve taraflı yaptı ki, bir nesne ancak ona sahip olduğumuzda, bizim için sermaye olarak var olduğunda bizimdir... Böylece tüm fiziksel ve entelektüel duyuların yerini... sahip olma duygusu almıştır," biçiminde tanımladığı "Kapitalist -Yabancılaşma- Uygarlık"ının genetik şifresi kriz+yıkım+çürüme=geleceksizlik ile müsemmadır.

Toplumsal dokusu eninde sonunda çözülmeye mahkûm düzen(sizlik), insan(lık) ile doğanın yanısıra, tüm sanat disiplinlerine düşmandır; "gölgesini satamadığı ağacı keser"  deyişinde dile getirildiği gibi...

Bu kapsamda, "İnsanların vakit öldürmek için çırpındığı zamanlar bitti. Artık vaktin ölü doğduğu, bir gelecek ufkunun yerini 'hemen şimdi'nin aldığı çağda yaşıyoruz,"[2] betimlemesiyle tanımlanması mümkün "Uygarlık Krizi"yle sarsılan sürdürülemez kapitalizm; insanları güvensiz, çaresiz hissettiren genel bir toplumsal duruma denk düşmekte.

Belirsizlik/ tekinsizlik hâlini yaygınlaştırıp, çürümeyi derinleştiren durumu toplumsallaştırır.

Çürümenin" geleceğini, bugünden tahmin etmek zor değil. O, egemen ideolojiyle çevrelenmiş sınırlı bir düşünme biçimi olarak, düşünceyi epistemik (bilginin kendisiyle ilgili/ bilgiye ve öğrenmeye dayalı) olmaktan çıkarıp, kapitalist düzen(sizliğ)inin yeniden üretilmesinin hizmetine koşar.

Bu hâliyle kapitalizm, insan(lık)ın değiştirme iradesini kırmak anlamında bir ideolojik hiçleştirme aygıtıyken; "Uygarlık Krizi" bir ideolojik mücadele konusu, alanıdır.

Durum buyken ezilenlerin feryadının duyulması ve sanat disiplinleriyle duyurulması büyük önem taşıyor ve de "olması gereken" görevler yüklüyor yazarlara, sanatçılara.

* * * * *

"Olması gereken" görevler meselesinde "Yazar, başkalarından daha zor yaşayan kişidir," diyen Thomas Mann haklıdır. Tam da bu nedenle direngen üretkenliğiyle, "Güçlü ne demek; kendi var oluşunu, içini doldurabilen bir varlık"[3] tespitini her adımda doğrulayandır o; Sait Faik'in, "Yazı yazmam için bana çiçek, kuş hürriyeti değil, içimdeki aşkın, deliliğin, oturmaz düşüncenin hürriyeti lazım," vurgusundaki üzere.

Ya edebiyat mı?

Maksim Gorki, 'Sanat İşçiliği Üzerine Söyleşi'de, "Edebiyatın görevi, ayaklanmış olan emek dünyasına omuz vermektir. Bu destek, ne kadar güçlü olursa, sendeleyeni düşürmek onca çabuk olacaktır," deyip, ekler: 'Edebiyatta asıl aradığım, her şeyden önce ve her şeyden önemli olarak, güçlü, eleştirel zekâya sahip bir kişiliği olan bir kahramandı."[4]

Yazarın "kahraman" seçiminden, dünyaya bakışına dek, "Edebiyatın sınıfsal olması demek, onun, toplumdaki sınıflardan birine bağlanması demektir. Ne var ki, bağlanma her zaman belirgin ve kesin değildir, çoğunlukla örtülü ve dolaylıdır, ama her zaman geçerlidir.

Bu da, ister istemez, edebiyatı belli bir sınıfın ekonomik, ideolojik ve politik eğilimlerine yaslandıracaktır. Söz konusu eğilimler edebiyatta açık ya da örtük biçimde yansıyacaktır. Giderek, edebiyat sınıflar arası ilişkiler ile toplumsal dönüşümlerde etkin bir işlev yüklenecektir.

Başka türlü söylersek: Edebiyat, gerçekliği belirli bir sınıfın dünya görüşüne bağlı/ uygun olarak dile getirecektir. Dolayısıyla, o görüşün öğrenilmesine, yayılmasına, benimsenmesine yardım edecektir."[5]

Bu bağlamda Luis Buñuel'in, "Bir yazar veya ressam dünyayı değiştiremez. Ancak önemli bir uyumsuzluk payını canlı tutabilirler. Onlar sayesinde, güçlüler asla herkesin kendi eylemlerini onayladığını iddia edemez. Bu küçük fark çok önemlidir. İktidar kendini tamamen haklı ve onaylanmış hissettiğinde, sahip olduğumuz tüm özgürlükleri anında yok eder ve bu da faşizmdir. Fikirlerim 20 yaşımdan beri değişmedi. Temelde Engels'e katılıyorum. Bir sanatçı, gerçek toplumsal ilişkileri, bu ilişkiler hakkındaki geleneksel fikirleri yıkmak, burjuva iyimserliğini baltalamak ve halkı yerleşik düzenin ilkelerinden şüphe etmeye zorlamak amacıyla betimler" ifadesi, altı çizilmesi gereken bir "olmazsa olmaz"lıktır.

Elbette söz konusu bütünlükte Vladimir Nabokov'un, "Bir yazar, bir şairin hassasiyetine ve bir bilim insanının hayal gücüne sahip olmalıdır"; Orhan Kemal'in, "Ne olursa olsun 'roman', kendi kendini rahatça okutabilmeli. Ben, aydınlık, umut dolu, okuduğum zaman bana yaşama sevinci, kötülüklerle savaşabilme gücü veren romanları seviyorum"; Emil Mihai Cioran'ın, "Okuru okumadan evvelki hâlinde bırakan bir kitap, başarısız bir kitaptır,"[6] uyarıları da "es" geçilmemelidir.

* * * * *

"Denemeler"iyle hepimize "Alışkanlıklar köleliğin farklı bir biçimidir."

"Bir devleti hiçbir şey yenilik kadar rahatsız etmez."

"Konuşulacak yerde susmak kendini hiç etmektir."

"Neden kimse kusurlarını itiraf etmez? Çünkü kendisi hâlâ onların içindedir. Ancak uyanmış olan bir kişi rüyasını anlatabilir," gerçeğini hatırlatan Michel de Montaigne'in eleştirel yazarlığı bir çelik keskinliğindedir.

Albert Einstein'ın, "Dostoyevski bana bütün bilim insanlarından daha fazlasını verdi"; Albert Camus'nün, "Suç ve Cezayı okuduktan sonra ilk kez, yeteneğim hakkında kesin bir kuşku duydum. Ciddi olarak, bu işten vazgeçme olasılığını ölçüp tarttım"; Cemal Süreya'nın, "Dostoyevski'yi okudum o günden beri huzurum yok"; Stefan Zweig'ın, "Bütün insanlığın son sınırı Dostoyevski değilse hiç kimsedir," sözleriyle betimlediği Fyodor Mihailoviç Dostoyevski'nin yazdıkları, "İnsanlık Durumu"nu kavramakta önemli yapıtlardır elbet; "Öylesine güzel bir gökyüzünün altında bu kadar kötü insan nasıl yaşayabiliyordu?" sorusunun yanıtını aratır bizlere; "Şimdi tüm dürüst insanlar çıldırmış durumda. Yalnızca, vasat ve yeteneksizler yaşamdan keyif alıyor," vurgusuyla...

"Yaşamın en önemli özelliği insanlar konusunda sürekli yanılmaktır," diyen O; "İnsana en çok acı veren şey, söyledikleriyle söylemek istedikleri arasındaki uçurumdur,"[7] hakikâtin altını çizip, haykırır:

"Param olduğunda, benim de son derece orijinal biri olduğumu göreceksiniz. Paranın en bayağı, en iğrenç yanı insana yetenek bile verebilmesidir"![8]

"Namuslu olmak sizi diğer insanlardan üstün yapmaz, övünme hakkını vermez, zaten herkes yaşadığı sürece namuslu olmak zorundadır"![9]

Durmadan okunması gereken Fyodor Mihailoviç Dostoyevski kadar, "Gerçek ruh hastaları, kendindeki belirtilerin farkında olmayıp başka insanlarda delilik alâmetleri gören kimselerdir,"[10] diyen Lev Tolstoy'a da ihtiyacımız büyüktür, "İnsan(lık) Krizi"nin bugünlerinde...

"Varlığı bir şey kazandırmayan insanların, yokluğu hiçbir şey kaybettirmez," sözlerindeki netlikle ekler O: "Hayat bizi resmen dört işlemle sınar: Gerçeklerle çarpar, ayrılıklarla böler, insanlıktan çıkarır ve sonunda topla kendini der."[11]

"Sadece derin sevgisi olanlar, derin acıları hissedebilirler."

"Her şey o kadar iyi olabilecekken neden hepimiz acı çekiyoruz?"

"Düşünmeyi öğrenebilmiş hiç kimse, bir şeye körü körüne inanmaz."

"İnsanların çoğu onu yapıyor diye yanlış, yanlış olmaktan çıkmaz."

"İnsanın iradesi kendisine sınırlanmış görünür; çünkü onun bilincine ancak özgürse varabilir."[12]

"Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür ama hiç kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez."

"Ya yaşaman gerekenleri zamanında yaşayacaksın, ya da yaşamadım diye ağlamayacaksın."

"Hayat, ne gideni geri getirir; ne de kaybedilen zamanı geri çevirir. Bu nedenle yaşanması gerekenleri zamanında yaşamak; yaşanmayan şeyler için de ağlamamak gerekir."

"Hayatta unutamayacağın en büyük pişmanlık, pişman olurum diye yapmadıklarındır."

"Öyle horozlar vardır ki, öttükleri için güneşin doğduğunu sanırlar."

"Kibir ve inat, bir kişinin kendisini önce mükemmel görmesini sağlar, sonra da sonunu getirir."

"Kimse, kimseyi küçümseyecek kadar büyük değildir, bilmelisin."

"Her zaman vicdanımızdan gelen ve doğru bulduğumuz sese uymalıyız, çünkü o ses hiçbir zaman yalan söylemez."

"Beşeri Dekadans"ın yaşandığı bu günlerde Lev Tolstoy'un ışığına muhtaç değil miyiz?

* * * * *

"Pek çok şeyin bambaşka olmasını isterdim," umuduyla XX. yüzyılda insanlığın temel kaygılarını, bunaltılarını ve dehşetlerini yansıtan yazarlardan Franz Kafka'nın 'Dönüşüm', 'Dava', 'Şato', 'Ceza Sömürgesi'  yaşa(tıl)dıklarımıza hâlâ ışık tutuyor.

Sürdürülemez kapitalist bunalımı betimlemek için kullanılan "Kafkaesk" vurgusuyla müsemma yabancılaşmayı, yani İnsan(lık)ın kapitalist iktidar mekanizmasının, o akıl almaz ölçekli saçma sistemin çarkları arasındaki zavallılığını, çaresizliğini sergiler ve eklerdi O:

"Herkes beraberinde taşıdığı bir parmaklığın ardında yaşıyor."

"Bir engel aramak için zamanınızı boşa harcamayın - belki de yoktur."

"Nasıl yaşanırsa, öyle olunur."

"Belli bir noktadan sonra artık geri dönüş yoktur. Ulaşılması gereken nokta budur."

"İnsanlık adına, adalet adına olamayacak nice şey hep halk adına olup bitmiştir," derken, "Eleştiri ilerlemenin ve aydınlanmanın özünü oluşturur." "Zaman sakinleşir ve netleşir. Hiçbir öz hâli zamanla değişmeden kalamaz," gerçeğini "es" geçmeyen Thomas Mann da "olan"la birlikte, kaçınılmazı anlatır bize; John Steinbeck gibi...

"Günümüzün kralları pek ilham verici değil, tanrılar tatilde ve geriye kalan tek kahramanlar bilim insanları ve fakirler," deyip eklerdi yaşadıklarımızı betimlercesine: "Bir insana dengesini kaybettirip, sonra da normal davranmasını bekleyemezsiniz."

"Gerçeğin acısı çabuk diner, ama yalanın o ağır, insanı yiyip bitiren acısı hiç bitmez."

"Ve bana öyle geliyor ki, kötülük ölür ölür dirilir, iyilik ise ölümsüzdür."

"İnsan çaresiz kalınca ister istemez cesur olur."

"Tarihin her sayfasından avaz avaz haykıran bir gerçek: Baskı ancak baskı altındakilerin güçlenmesine ve birleşmesine yarar."[13]

Sonra da hepimize "Kör"lüğümüzle, "Görmek" zorunda olduğumuzu "Sıradan kelimeler sempatiktir, aldatmayı bilmezler." "Neler görmek zorunda kaldığımı bir bilebilseydin, gözlerinin görmemesini isterdin." "Kendinden dışarı çıkıp kendine bakmadıkça kim olduğunu asla bilemezsin." "Kim olduğunu bilmiyorsan kendin olabilmen mümkün değildir."[14] "Adayı görmek için adadan dışarı çıkmak gerektiğini, kendimizden çıkmadıkça kendimizi görmemizin mümkün olmadığını düşünüyorum," diyen José Saramago "Gören(ler)"i de uyarmadan geçmez:

"Körler ülkesinde tek gözlüler baş olur."

"Her zaman olduğu gibi yine doğrular günahkârların, namuslular namussuzların yaptıklarının bedelini ödeyecek."[15]

"Asıl körlük, umudun tükendiği bu dünyada yaşamaktı."

"Kimi insanlar gözlerin gördüğü için senden nefret edecektir."

"Kötülük daima en kolay yapılan şeydir."

"Vicdanlar olması gerekenden daha fazla susar, o yüzden yasalar yaratılmıştır."

 "Sessiz kalma en kuvvetli alkışlamadır."[16]

Ancak "Yoksulların hayal gücü geniş olur,"[17] diyen ona göre "İnsan gibi yaşamıyorsak, en azından tam anlamıyla hayvan gibi yaşamamak için elimizden geleni yapalım."

"Zorunluluklar insana mucizeler yarattırır."

"Çöktüklerinde bile yürümeye devam eden insanlar var."

"Hiçbir mutluluk sonsuza kadar sürmediği gibi, mutsuzluk da geçicidir."[18]

Nihayetinde "Umut tuz gibidir, insanı doyurmaz ama ekmeğe tat verir,"[19] insan(lık) krizinde insan olmak ve kalmakta ısrar edenler için bu böyle değil mi?

'Ana', 'Ekmeğimi Kazanırken', 'Çocukluğum', 'Muhbir', 'Artamonov Ailesi', 'Soytarı', 'Bosiyaklar', 'Serçecik', 'Arkadaş', 'İnsanlarımız', 'Benim Üniversitelerim', 'Ekmek İşçileri', 'Danko'nun Yüreği', 'Özgürlük', 'Dede ile Torunu', 'Hainin Anası', 'Zulüm', 'Küçük Burjuva İdeolojisinin Eleştirisi', 'Üçler', 'Edebiyat Yaşamım', 'Artamonovlar', 'Yaşanmış Hikâyeler', 'Foma', 'Yararsız Bir Adam (Halk Düşmanı)'ndan,  ya da yeni yazı yazmaya başlayan genç yazarlara özellikle Anton Çehov'u, Guy de Maupassant'ı, Luigi Pirandello'yu dikkatle okumalarını öğütlemesinden (ki bu adların en başına Onu koymak hiç de yanlış bir davranış olmazdı) tanırsınız -V. İ. Lenin'in yoldaşı- Maksim Gorki'yi...

İğne batırılsa kan damlayacak kadar gerçekçidir. Rus sosyalist gerçekçi akımın öncülerinden; politik eylemci ve önemli yazarlardandır. Yazdıklarıyla çağlar ötesi olarak nitelenebilecek bir edebiyat ustasıdır.

O; "Size bu ölü yaşamı hazırlayan sermaye sahibi egemen sınıftır. Bu acımasız oyunun varlığı siz izin verdiğiniz sürece sürecektir," vurgusuyla şunları hatırlatır hepimize:

"Herkesi öldürüyoruz, sevgili dostum, kimini kurşunlarla, kimi sözlerle, kimini yaptıklarımızla. İnsanları hiç fark etmeden, hiçbir şey hissetmeden mezara yolluyoruz."

"Başka türlü bir yaşamın olasılığı inatçı hayaliyle heyecanlandırıyordu beni."[20]

"Başımıza ne geliyorsa, korktuğumuz için geliyor. Bizi yönetenler korkumuzdan yararlanıyorlar, bu daha da çok korkutuyor bizi."

"Dünyanın gösterişli hâlleri, yapmacık çıkarcı insanları çekmiyor dikkatimi. Bana bir yüreği güzel, samimi insan lazım."

"Ne kadar az bilirsen, o kadar iyi uyursun."

"İnsan her şeyi kendisi denemeli, kendisi yaşamalı, her şeyi kendi kendine öğrenmeli. Sen kendin öğrenmedin mi, kimse bir şey öğretmez."[21]

"Kararı halk verir. Onunla birlikte her şey başarılabilir. Yalnız, onu bilinçlendirmek gerek, çünkü bilincini geliştirecek özgürlüğe sahip değildir."

"Bütün insanları kendin gibi sev."

"Namuslu insanlar, yürekli oluşlarıyla belli olur, onlar cesurdur. Ve gerçek yoluna hazırdılar."[22]

 "Aklının zincirlerini koparan kimseler gerçek insanlardır."

* * * * *

Gabriel García Márquez'in, "Tüm dünya için sadece bir kişi olabilirsin, fakat bazıları için sen bir dünyasın," vurgusuyla; "Bu tarzı büyük annesinden aldığı"nı söyleyen O, büyülü gerçekçiliğin önemli isimiydi. Özellikle de 'Yüzyıllık Yalnızlık'la.

Büyülü gerçekçilik sanatın her alanında ama en çok edebiyatta rastlanılan bir tarzdır; öncüsü Gabriel García Márquez olmakla birlikte Boris Vian, Paul Auster, Jorge Amado'dan da söz edilmelidir.

O yazarlar, gerçeğin ötesinde, farklı, kurmaca bir dünya yaratırlar. Bunu yaparken de farklı anlatım teknikleri ve türlerden yararlanırlar. Halk hikâyeleri, destanlar, efsaneler, büyülü gerçekçiliği besleyen önemli unsurlardır.

Örneğin "Kötülük dünyada değil, kişinin yüreğindedir."[23] "Düşüncelerini kabullenecek olursanız, hiçbir deli, deli değildir."[24] "Yüz yaşıma geldim; her şeyin, evrendeki yıldızların bile yerlerinin değiştiğini gördüm, ama bu ülkede hiçbir şeyin değiştiğini görmedim daha,"[25] der ve net biçimde eklerdi Marquez:

"Ölmek sanıldığından çok daha zor."[26] Ancak "İnsanlık bir bedel ödemeden ilerleyemiyor."[27]

Gabriel García Márquez'in altını çizdiği gerçekten söz ederken; Amin Maalouf'un, "En tehlikeli insanlar davaları için bir ahlâka ihtiyaçları olmadığına inananlardır," uyarısını da unutmayıp; yazdıklarımızı Halil Cibran'la noktalayalım:

"Hüzün hiçle doludur." "Arzu hayatın yarısıdır, kayıtsızlıksa ölümün"!

 

N O T L A R

[*] Kaldıraç Dergisi, No:296, Mart 2026...

[1] William Shakespeare.

[2] Byung-Chul Han, Yorgunluk Toplumu, çev: Samet Yalçın, Açılım Kitap, 2019.

[3] Ulus Baker, Sanat ve Arzu, İletişim Yay., 2018

[4] Ahmet Oktay, Toplumcu Gerçekçiliğin Kaynakları, B/F/S Yayınları, 1986, s.105-106.

[5] Asım Bezirci, Halk ve Sosyalizm İçin Kültür ve Edebiyat, Yön Yay., 1992.

[6] Emil Mihai Cioran, Ezeli Mağlup-Söyleşiler, çev: Haldun Bayrı, Metis Yay., 2007, s.18.

[7] Fyodor Mihailoviç Dostoyevski, Yeraltından Notlar, çev: Mehmet Özgül, İletişim Yay., 2016.

[8] Fyodor Mihailoviç Dostoyevski, Budala, çev: Nihal Yalaza Taluy, Cem Yay., 1972.

[9] Fyodor Mihailoviç Dostoyevski, Suç ve Ceza, çev: Mazlum Beyhan, Sosyal Yay., 1986.

[10] Lev Tolstoy, İçimizdeki Şeytan, çev: Serkan Özburun-S. Neval Şimşek, Kaknüs Yay., 2016.

[11] Lev Tolstoy, Bütün Mutluluklar Birbirine Benzer, Ceren Alay, Aylak Adam Yay., 2015.

[12] Lev Tolstoy, Savaş ve Barış, çev: Leyla Soykut, İletişim Yay., 2013.

[13] John Steinbeck, Gazap Üzümleri, çev: Ergün İlgin, Halk Yay., 1974.

[14] José Saramago, Körlük, çev: Işık Ergüden, Kırmızı Kedi Yay., 2022.

[15] José Saramago, Görmek, çev: Aykut Derman, Can Yay., 2008.

[16] José Saramago, Körlük, çev: Işık Ergüden, Kırmızı Kedi Yay., 2022.

[17] José Saramago, Kabil, çev: Işık Ergüden, Kırmızı Kedi Yay., 2011.

[18] José Saramago, Körlük, çev: Işık Ergüden, Kırmızı Kedi Yay., 2022.

[19] José Saramago, Görmek, çev: Aykut Derman, Can Yay., 2008.

[20] Maksim Gorki, İnsanlar Arasında, çev; Ergin Altay, Can Yay., 2014.

[21] Maksim Gorki, Ekmeğimi Kazanırken, çev: Süleyman Nebioğlu, May Yay., 1974.

[22] Maksim Gorki, Ana, çev: Reha Pınar, Ararat Yay., 1973.

[23] Gabriel García Márquez, Yüzyıllık Yalnızlık, çev: Seçkin Selvi, Can Yay., 1988.

[24] Gabriel García Márquez, Aşk ve Öbür Cinler, çev: İnci Kut, Can Yay., 1994, s.47.

[25] Gabriel García Márquez, Kolera Günlerinde Aşk, çev: Şadan Karadeniz, Can Yay., 1985, s.339.

[26] Gabriel García Márquez, Yüzyıllık Yalnızlık, çev: Seçkin Selvi, Can Yay., 1988, s.195.

[27] Gabriel García Márquez, Albaya Mektup Yok, çev: Handan Saraç, Can Yay., 2022, s.28.

 

 
  Bu yazı 489 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

☁️
--°

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    # Takım O G B M A Y AV P
    1Galatasaray7511--516
    2Beşiktaş7502--815
    3Amed7421--814
    4Fenerbahçe7412--1313
    5Trabzonspor7412--1113
    6Alanyaspor7331--212
    7Kocaelispor7403--212
    8Çorum FK7313--410
    9Kasımpaşa7241--010
    10Rizespor7313---210
    11Başakşehir7223---18
    12Gaziantep FK7223---38
    13Gençlerbirliği S.K.7223---88
    14Erzurumspor FK7223---88
    15Göztepe7133--06
    16Konyaspor7124---45
    17Samsunspor7115---94
    18Eyüpspor7106---183
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    16 Ekim, CumaÇorum FK20:00Rizespor
    17 Ekim, CumartesiErzurumspor FK13:30Eyüpspor
    17 Ekim, CumartesiGençlerbirliği S.K.16:00Galatasaray
    17 Ekim, CumartesiAmed16:00Konyaspor
    17 Ekim, CumartesiFenerbahçe19:00Alanyaspor
    18 Ekim, PazarKasımpaşa13:30Samsunspor
    18 Ekim, PazarKocaelispor16:00Göztepe
    18 Ekim, PazarBaşakşehir19:00Gaziantep FK
    19 Ekim, PazartesiTrabzonspor20:00Beşiktaş
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Kayserispor10811--1725
    2Iğdır FK10622--620
    3Bursaspor9612--819
    4Batman Petrolspor10613--319
    5Keçiörengücü10451--917
    6Mardin 19699432--515
    7Sarıyer10433---115
    8Antalyaspor10505---215
    9Bandırmaspor10352--914
    10Fatih Karagümrük9342--113
    11Sivasspor10262--112
    12Muğlaspor9261--112
    13Bodrum FK10253--211
    14Pendikspor10244---710
    15Manisa F.K.9234---19
    16Esenler Erokspor9153---58
    17Ümraniyespor9144---37
    18Vanspor FK10235---107
    19İstanbulspor10127---155
    20Boluspor9018---181
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    13 Ekim, SalıBandırmaspor1-1Sivasspor
    13 Ekim, SalıSarıyer1-4Bodrum FK
    13 Ekim, SalıPendikspor1-2Vanspor FK
    DünBatman Petrolspor4-2İstanbulspor
    DünAntalyaspor0-4Kayserispor
    DünKeçiörengücü0-0Iğdır FK
    DünÜmraniyespor0-1Boluspor
    BugünMardin 196917:00Fatih Karagümrük
    BugünManisa F.K.20:00Esenler Erokspor
    BugünMuğlaspor20:00Bursaspor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Muş Sport Klübü6510--916
    2Aliağa FAŞ6501--415
    3Elazığspor6411--1113
    4Güzide Gebzespor6330--412
    5Çorluspor 19476312--510
    6İnegöl Kafkas Gençlik6312--310
    7Isparta 32 Spor6312--110
    8Şanlıurfaspor6231--19
    9Menemen FK6303---19
    10Erbaaspor6213--07
    11Somaspor5212---27
    1268 Aksaray Belediyespor6132--16
    13Ankaraspor6204---46
    14Kastamonuspor6204---103
    15Sebat Gençlikspor5023---42
    16Arnavutköy Belediyespor6006---100
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiElazığspor19:00Arnavutköy Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiMenemen FK19:00Güzide Gebzespor
    17 Ekim, CumartesiŞanlıurfaspor19:00Hatayspor
    18 Ekim, PazarKastamonuspor14:30Isparta 32 Spor
    68 Aksaray BelediyesporErbaaspor14:30Çorluspor 1947
    68 Aksaray Belediyesporİnegöl Kafkas Gençlik15:00Sebat Gençlikspor
    68 Aksaray BelediyesporMuş Sport Klübü19:00Ankaraspor
    68 Aksaray BelediyesporSomaspor19:00Aliağa FAŞ
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Yeşilyurt Belediyespor6600--2318
    2Talasgücü Belediyespor6510--1016
    3Bitlis Özgüzelderespor6501--1215
    4Niğde Belediyesispor6501--1015
    5Karaköprü Belediyespor6501--915
    6Mazıdağı Fosfatspor6420--914
    7Kırşehir Belediyespor6411--1513
    8Ağrı 19706222--08
    9Kırıkkale Büyük Anadolu6213---17
    10Silifke Belediyespor6213---37
    11Adana Adaletgucu6204---36
    12Osmaniyespor6204---56
    13Yeni Mersin Idmanyurdu6204---56
    14Karaman FK6204---96
    15Yozgat Bld Bozokspor6114---154
    16Diyarbekirspor6015---71
    17Yeni Malatyaspor6006---180
    18Adanaspor6006---220
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiYeni Malatyaspor14:00Mazıdağı Fosfatspor
    17 Ekim, CumartesiBitlis Özgüzelderespor14:00Yeşilyurt Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiAdanaspor14:30Yeni Mersin Idmanyurdu
    17 Ekim, CumartesiSilifke Belediyespor14:30Karaköprü Belediyespor
    18 Ekim, PazarAğrı 197014:00Kırıkkale Büyük Anadolu
    18 Ekim, PazarKırşehir Belediyespor14:30Niğde Belediyesispor
    18 Ekim, PazarKaraman FK14:30Adana Adaletgucu
    18 Ekim, PazarOsmaniyespor14:30Diyarbekirspor
    18 Ekim, PazarYozgat Bld Bozokspor19:00Talasgücü Belediyespor
    Son güncelleme: 15.10.2026 11:51:43