Sibel ÖZBUDUN

ÜÇÜNCÜ BÜYÜK PAYLAŞIM EŞİĞİ[1]

Sibel ÖZBUDUN
  17-10-2022 12:54:00

SİBEL ÖZBUDUN-TEMEL DEMİRER

 

"Durun! Kan dökmeyin!"[2]

 

'Torino Atı'nda Béla Tarr, "Bu çağ, yaşadığımız bu günler, hiç şüphesiz bugüne kadar yaşanılanların en kötüsü değil; ama tarihten bugüne en şarlatan ve en budala bir çağ seçilecek olsaydı, o çağ hiç şüphesiz yaşadığımız çağ olurdu," der...

Çok önceleri de farklı zamanlarda Stendhal'ın, "Bu yüzyıl her şeyi altüst etmeye adanmış. Kaosa doğru gidiyoruz!";[3] Arthur Schopenhauer'ın, "Ne kadar üzücü, bu kadar dibe batmış bir çağda yaşamak,"[4] ifadeleri de aynı kaygıları dile getirir...

Çözülme/ çürüme/ çöküş kesitleri tarihi üreten kötü yanının öne çıktığı kesitlerdir. Ama bunun yanında "Herkesin her şeyden haberdar olup hiçbir şey yapmadığı, her şeyle dayanışma içinde görünüp yerinden bile kıpırdamadığı bir dünya"dır da aynı zamanda...[5]

Böylesine bir geçiş sürecinde (yani imkân + tehdit) "İki anlamda uyanık olalım: Auschwitz'den bu yana insanın ne yapabileceğini biliyoruz. Hiroşima'dan bu yana da neyin tehlikede olduğunu biliyoruz."[6]

Çok şey yolunda gitmiyor; bunu görmek, kavramak için âlim olmak gerekmiyor. Ancak Karl Marx'ın da ifade ettiği üzere, "Tarihte öyle anlar vardır ki, kitlelerin o andaki mücadelesi, umutsuz bir dava uğruna da olsa, o kitlelerin gelecekti eğitimi ve bir dahaki mücadele deneyimleri için gereklidir."

İçinden geçtiğimiz koordinatlar da "İnsan türünün maruz kaldığı tehlikeler, eksiklikten kaynaklanan tehlikeler olmaktan çok aşırılıktan kaynaklanan tehlikelerdir,"[7] vurgusundaki gibi tam böyle bir noktaya işaret ediyorken; "Şimdi hayal edemeyeceğimiz koşullar altında direnmeyi sürdüreceğiz. Dayanışma içinde beklemeyi öğreneceğiz."[8]

Kimilerine "abartı" gibi gelmesi muhtemel "Üçüncü Büyük Paylaşım Eşiği"ne dair bir kaç söz ederken; pozisyonumuzu açıklayan girizgâhın çıkış noktasını Latince "Solvitur Ambulando" yani "Yürüdükçe çözülür" deyimindeki kararlılık oluşturuyor...

* * * * *

Evet "Üçüncü Büyük Paylaşım Eşiği"ndeyiz!

Kolay mı? Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Başkanı Şi Cinping, ABD Başkanı Joe Biden'a "Ateşle oynayan kendisini yakar,"[9] uyarısını dillendirirken; Biden'ın, Çin'in olası bir saldırısına karşı Tayvan'ı ABD ordusunun koruyacağını açıkladığı[10] ve 21 Eylül 2022'de Putin'in kısmi seferberlik emrini imzaladığını duyurup, "Batı ülkemizi yok etmek istiyor," vurgusuyla "Bazı NATO ülkeleri bize karşı nükleer şantaj yapıyor. Batıya söylüyorum: 'Yanıt vermek için çok silahımız var, bu bir blöf değil.' Bize nükleer şantaj yapmaya kalkan herkes, rüzgârgülünün kendisine dönebileceğini bilmelidir. Halkımızı korumak için tüm kaynaklarımızı kullanmak zorundayız," diyerek yeni bir dönemin başlayacağını söylediği[11] ve ayrıca Almanya Başbakanı Olaf Scholz'un, Ukrayna'nın Rusya'nın saldırısını püskürtmesi gerektiğinden söz edip, Rusya'yı "saf emperyalist" olarak niteleyerek, emperyalizmin sadece Avrupa için değil, küresel barış için büyük bir felaket olacağının altını çizerek, "Ukrayna'yı tüm gücümüzle destekliyoruz,"[12] dedi tablo hepimize ister istemez Ernest Hemingway'in, "Nasıl iflas ettin? Önce yavaş yavaş sonra birdenbire..."[13] ifadesini anımsatıyor!

Nereye gidiyoruz? Yaşananlar, bundan sonra yaşanacak daha ağır koşulların habercisi gibi...

Sürdürülemez kapitalizm adım adım çözülüp çürüyor.

Yakın gelecekten durumun düzeleceğine ilişkin hiçbir emare yok; aksine şartlar ağırlaşıyor; küresel güç dengelerinde değişim yaşanıyor. Pozisyonunu korumak isteyen ABD ve Batı bir yanda, mevcut duruma itiraz eden geniş bir çoğunluk diğer yanda...

Çoğunluk mevcut durumdan şikâyetçi; Çin ile Rusya, mevcut durumu değiştirme gayretindeler...

ABD, küresel boyutta pozisyonunu korumaya gayret ederken; ekonomik gücü (kişi başına 65 bin dolar civarında, 1945'te dünya GSMH'sinin yüzde 50'sini üretirken günümüzde yüzde 20'lerde) küresel ölçekte geriliyor.[14]

Askeri açıdan üstünlüğünü sürdüren; ancak zayıfladığının bilincinde NATO'yu kullanan ABD'nin bastırmasıyla, Çin ve Rusya, NATO strateji belgesine "düşman" olarak girdi. Ayrıca Pasifik'te AUKUS'u, İngiltere ve Avustralya ile birlikte kurdu. Hindistan ve Japonya ile QUAD ruhunu canlandırdı.

Bu arada uzatmalı Ukrayna Savaşı sürmekteyken; "Savaşın domino etkisi"[15] de yerküreyi sarsmaya başladı.

Örneğin, ABD ve NATO'nun yeni rotası "Avrupa'nın barut fıçısı"na[16] dönüş(türül) en Balkanlar...

NATO açıklamasında, Kosova'nın kuzeyindeki güvenlik durumunun gergin olduğu belirtilerek, "KFOR, durumu yakından takip ediyor ve istikrarın tehlikeye girmesi durumunda müdahale etmeye hazır,"[17] denilirken; Kosova ve Sırbistan arasındaki gerilimi kışkırtan NATO'nun "müdahale" açıklamasına Kremlin, "Gerilimi körüklemeyin" yanıtını verdi; Belgrad da uyardı: "Teslim olmayacağız"!

Verili tabloda kapitalist "dünya sistemi" siyasi ekonomik istikrar ve hegemonya düzenine muhtaç; ama bu kolay değil!

Çünkü uluslararası ilişkiler düzleminde küresel hegemonya boşluğuyla, dolayısıyla değişim olasılıklarıyla karşı karşıyayız.

Kapitalizmin sürekli genişleme eğilimi, tarih boyunca, her değişimde hegemonya ölçeğinin daha da büyümesini gerektirdi. ABD hegemonyası, ekonomik, askeri, teknolojik ve mekân denetimi açılarından İngiltere hegemonyasından daha yaygın ve derindi. Bugün, "ölçek", tedarik zincirleri, siber uzay, "büyük veri", yapay zekâ, kuantum teknolojileri, uzay, olgularını da içeriyor. Bu bağlamda, "oluşmaya başlayan hegemonya boşluğuna" karşılık, yalnızca bir ülkenin ÇHC'nin, gereken yeni ölçeği sunabilecek potansiyele sahip olduğunu görüyoruz.

ABD hegemonyası geriliyor. ÇHC tam aksi yönde hegemonya inşa sürecinde ilerliyor. Durum aynı hatta karşılıklı ilerleyen iki treni anımsatıyor. Tayvan bu iki trenin çarpışacağı ya da yavaşlayarak buluşacağı istasyon konumunda...[18]

* * * * *

Dünya Ukrayna'daki savaşa kilitlenmişken, Tayvan ile Balkanlar dünya gündeminde yer almaya başladı. ABD'nin bölgesel varlığını büyütmesi ve Ukrayna sonrası olası yeni "vekil(ler) arayışı", Tayvan krizi ile Balkanlar sorununun gidişatını biçimlendirecekken; "Savaş düşünmek için ise biraz erken,"[19] demenin doğru olduğunu düşünmüyoruz; hele ki tarih bu denli hızlanmışken...

"Nasıl" mı?

Şöyle: "Batı ve NATO, Rusya'ya karşı bir blok oluşturdular ama esas hedef Çin. Ancak Çin oldukça karmaşık ilişkilere sahip bir ülke; doğrudan hedef almak zor, bir ara aşama gerekiyor."

ABD yönetiminin, "11 Eylül"den sonra, küresel üstünlüğünü, müttefiklerinden rıza almaya değil, "rakipsiz askeri gücüne" dayanarak koruma projesini birçok kez tartışmıştık. Bu proje başarılı olmadı; aksine ABD'nin ekonomik, siyasi, kültürel etki yapma kapasitesi daha da zayıfladı; giderek elinde yalnızca "ekolojik üstünlüğünü" (başkalarının ABD'yi etkileme gücünden daha yüksek bir etkileme gücünü) koruma seçeneği kaldı. Bunun için, geleneksel Batı blokunu ve de "beyni ölmüş" NATO'yu yalnızca Atlantik değil Pasifik kanadını da kapsayacak biçimde canlandırmak gerekecekti.

Bu bağlamda, Biden döneminde ABD dış politikası, Çin'e ve Rusya'ya karşı, "demokrasiler ittifakı" adı altında, bir askeri siyasi blok oluşturma çabası olarak şekillendi. Ancak Tayvan dışında hiçbir ülkeye doğrudan tehdit oluşturmayan Çin'e karşı askeri-siyasi bir blok inşa etmek (Çin'e karşı bir ekonomik blok bu aşamada olanaksızdı), Çin'in AB ve Asya ülkeleriyle, hatta gelişmekte olan ülkelerle, güçlü ekonomik bağlantılarından, ev sahipliği yaptığı "girift küresel tedarik zincirlerinden" dolayı çok zor, finansal açıdan da riskliydi.

Hâlbuki Çin'in en yakını ve müttefiki Rusya, Avrupa'da hem tarihsel mirasının hem de 2013'ten bu yana geliştirilmekte olan Ukrayna "krizinin" üzerinden, bir bloklaşma projesi için çok uygun bir hedef oluşturuyordu. Rusya'ya karşı, başarılı bir siyasi, askeri hatta ekonomik blok, ikinci aşamada, Çin'i de karşısına alabilir, bunu dünyaya anlatmayı deneyebilir, NATO'yu Japonya, Güney Kore, Avustralya gibi Asya Pasifik ülkelerine de bir güvenlik seçeneği olarak sunabilirdi.

Tam bu noktada, Afganistan'da SSCB'ye karşı başarılı bir biçimde denenmiş bir modelin yeniden gündeme geldiğini görüyoruz. AB ile Rusya arasında bir paylaşım alanına dönüştürülen Ukrayna, NATO'nun genişleme sürecine dâhil edildi. Rusya'nın bu durumu, bir güvenlik tehdidi olarak algılamaktan başka bir seçeneği yoktu... ABD ve Avrupa Rusya'nın tüm uyarılarına, taleplerine kulaklarını kapatarak onu Ukrayna'ya girmeye zorladılar.

Rusya Ukrayna'ya girince üçlü bir süreç başladı. 1) ABD ve AB'nin kültür endüstrileri, vatandaşlarını bu "saldırgan", totaliter devlete karşı kışkırtmaya başladı; Rusya ile yakın ilişkileri olan AB karşıtı, "yeni-faşist" siyasetçileri de susturdular; birliği güçlendirdiler. 2) ABD, AB ülkeleri ve NATO Ukrayna'ya yaptıkları askeri, mali yardımlarla, Rusya'ya yönelik ekonomik yaptırımlarla, Ukrayna vatandaşlarını ateşe atma pahasına Rusya'yı çok boyutlu bir vekâlet savaşı içine çekerek, askeri, ekonomik gücünü aşındırmaya başladılar. 3) Yeni şekillenen askeri siyasi, "blok", "bağımsız" bir ülkeye saldıran Rusya'ya karşı Çin'i AB vatandaşlarının, dünya kamuoyunun önünde, Ukrayna'dan yana tutum almaya çağırdı. Çin yönetimi hem oynanan oyuna alet olmak istemiyordu hem de "Batı" karşındaki uzun dönemli stratejisi bağlamından en önemli müttefikini terk edemezdi.

NATO zirvesinde Rusya birinci düşman, Çin stratejik rakip olarak saptandı. NATO ordusunu yedi kat büyüteceğini, G7 grubu da Çin'in uluslararası etkilerini sınırlamaya yönelik 600 milyar dolarlık bir fon yaratacağını açıkladı. Japonya, Güney Kore ve Avustralya'nın NATO toplantısına katılmasından, ABD'nin bloklaşma projesinin işlemeye başladığını anlıyoruz. Sonu belirsiz, bir "Terörizme karşı küresel savaş"ın yerini, şimdi yine sonu belirsiz bir "uzun savaş" kavramı aldı![20]

Bu da Halikarnas Balıkçısı'nın, "Bu yaşamak değil, uzun ölüm..." ifadesiyle müsemma "Kuşatma" saldırganlığını devreye soktu!

* * * * *

ABD, hasım ilan ettiği Çin ve Rusya'ya karşı çifte kuşatma stratejisini adım adım hayata geçirirken; Rusya'ya karşı 20 ülkenin daha Ukrayna'ya silah göndermesini sağlayıp; Hint-Pasifik'te de Çin'e karşı topyekûn bir seferberliği devreye soktu.

Göreve geldiğinden beri ilk Asya ziyareti kapsamında Güney Kore ve Japonya'ya giden ABD Başkanı Joe Biden, Çin'e meydan okurken; Çin'e karşı Hint-Pasifik Ekonomik Çerçevesi'ni (IPEF) hayata geçirdi. Bu da yetmezmiş gibi Biden, 24 Mayıs 2022'de ABD, Japonya, Avustralya ve Hindistan'ın yer aldığı Dörtlü Güvenlik Diyaloğu (QUAD) liderleriyle (Japonya Başbakanı Kişida Fumio, Avustralya Başbakanı Anthony Albanese ile Hindistan Başbakanı Narendra Modi) bir araya gelip ortak açıklama yayınlandı.

Yayılmayı hızlandıran ABD kuklası Kuzey Atlantik İttifakı (NATO) Pasifik ülkesi Japonya ile de yakın işbirliğine giderken; savunma harcamalarını iki katına çıkaran Tokyo, Washington ile peş peşe askeri anlaşmalara imza attı.

ABD'nin küresel jandarmalığını yapan NATO, Rusya'yı Baltıklar'dan Karadeniz'e kuzey batı hattından çevrelerken; Pasifik'e de yığınak yapmayı sürdürdü.

ABD'nin, Hint-Pasifik bölgesini kendisine ana hedef seçmesinin ardından NATO da bu bölgeye yerleşme arayışındayken; NATO, Asya-Pasifik genişlemesini 2030 Strateji Planı'na da ekleyip; Güney Kore ve Japonya ile ilişkileri her geçen gün derinleştirdi.

Tokyo'daki toplantı Japonya Genelkurmay Başkanı General Yamazaki Koj ile NATO Askeri Komite Başkanı Amiral Rob Bauer arasında gerçekleşti. NATO ile Japonya ikili ilişkilerin güçlendirilmesi konusunda anlaştı.

Rusya'nın Ukrayna'daki saldırılarının, Hint-Pasifik'e olası yansımaları konusunun ele alındığı görüşmede ikili, küresel güvenliğin desteklenmesi için karşılıklı ilişkilerin güçlendirilmesi konusunda mutabakata vardı. Japonya'nın, 30 üyeli askeri ittifakın, "Avro-Atlantik bölgesi dışında en uzun süreli partneri" olduğuna dikkati çeken Bauer, Tokyo hükümetinin ittifaka katkılarını "hayati" olarak niteledi. Görüşmede "Avrupa ve Hint-Pasifik güvenliği ayrılmaz" diyen General Yamazaki de ülkesi ile NATO'nun "güçlendirilmiş iş birliğinin dünya barışı ve istikrarı için vazgeçilmez olduğunu" dile getirdi.

NATO ile yakınlaşan Japonya'nın bahanesi Çin ve Kuzey Kore. ABD'nin dünya genelinde en fazla askerini barındıran Japonya, uzun bir süredir militarist politikalara yönelmiş durumda. İkinci Dünya Savaşı'ndan kalma pasifist anayasayı değiştiren Japonlar, ülke dışına asker de göndermeye başladılar. Japon milliyetçi liderler yayılmacı, militarist özlemlerini saklamıyorlar.

Savunma Çalışmaları Ulusal Enstitüsü'nün 3 Haziran'daki raporunda Japonya'nın yaklaşık 6 trilyon yenlik yıllık ulusal savunma bütçesinin 10 trilyon yene (80 milyar dolar) yükseltilmesi gerektiği belirtiliyor. Gerekçe, Çin'e karşı caydırıcılığın yetersiz gelmesi...[21]

Nihayetinde "Pasifik hiçbir şey eskisi gibi olmayacak"ken;[22] "Hint-Pasifik'te hegemonyasını artırmak için hamle üstüne hamle yapan ABD, 'Beşli Grup' kurdu. PBP (Partners in the Blue Pacific) olarak adlandırılan grup, Quad İttifakı'ndan 'farklı olarak' Pekin'e karşı bölge ada ülkeleriyle ilişkileri güçlendirmeye çalışıyor.

Bunun son örneği de ABD'nin Çin' karşı Tayvan oyunudur!

Jeopolitik açıdan, ABD'nin Çin'i yakın çevresinden kuşatmaya, çevrelemeye yönelik hamlelerinin yeni bir halkası, ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi provokasyonu oldu.

Malum: ABD, her ne kadar Tayvan'ı devlet olarak tanımasa da bu konuyu sürekli kaşıyor. Adaya 2020'de de sağlık bakanını yollamıştı. Çin'le imzaladığı anlaşmalara uymayarak bu adımları atan ABD'nin niyetlerinden biri de bu gerilimi gerekçe göstererek Pasifik'teki askeri yığınağını artırmak, Çin'e ve dünyaya gözdağı vermek. ABD emperyalizmi dünyayı karıştırmadan, ülkeleri, ulusları birbirine kırdırmadan, sorun yaratmadan, silah satmadan, başkalarının topraklarını işgal ve talan etmeden ayakta kalamaz çünkü.

Güvenlik açısından bakıldığında, ABD'nin Çin'e karşı, bölgedeki ittifak ilişkilerini geliştirmeye, ittifak sayısını artırmaya, müttefiklerini çeşitlendirmeye çalıştığı dikkat çekiyor. Kısaca ANZUS olarak bilinen, Avustralya, Yeni Zelanda ve ABD'den oluşan ittifakın işlevsiz kalması nedeniyle, ABD önce QUAD ittifakına (ABD, Avustralya, Japonya, Hindistan), ardından da AUKUS ittifakına (Avustralya, Birleşik Krallık, ABD) öncülük etti.

Ekonomik açıdan bakıldığında, ABD'nin önceki başkanı Donald Trump döneminde Çin'e karşı aldığı önlemlerin umulanı vermediği, başlattığı ticaret savaşlarının ters teptiği hafızalarda. Çin, yükselişini sürdürüyor, ABD'nin ise gerileyişi devam ediyorken; Biden hem kamuoyunun dikkatini içeriden dışarıya çevirmek, hem de bir dış politika başarısı elde etmek için acele ediyor. Afganistan, Irak ve Ukrayna'da ABD'nin umduğunu bulamadığı dikkate alındığında, Tayvan konusunu[23] ABD'nin aynı zamanda iç siyasetine yönelik bir hamle olarak da yorumlamak mümkün.

Kısacası, ABD, gerilimden besleniyor; Tayvan'ı, Çin'i kuşatmak ve kışkırtmak için öne sürüyorken; "Kadınların beyinleri değil sırf cinsiyetlerinden hareketle barış söylemine konu edilmelerinin manasızlığını ispatlayan vaka Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi, ABD devletinin Joe Biden ve Kamala Harris'ten sonra üç numaralı koltuğuna sahip isim olarak Çin'le çatışmayı tetikleme hamlesinin 'markası' olup çıktı."[24]

Çin Devlet Konseyi üyesi ve Dışişleri Bakanı Wang Yi, ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi'nin gezisini "tam bir komedi" olarak nitelendirip, ABD'nin sözde "demokrasi" kisvesi altında Çin'in egemenliğini ihlâl eden adımlar attığını ifade etti. "Tek Çin" politikasının uluslararası bir kabul olduğunu ve "Tayvan'ın anavatana geri dönmesinin de tarihsel bir eğilim olarak kaçınılmaz olduğunu" belirten Wang, ateşle oynayanların sonunun iyi olmayacağını, Çin'in egemenliğini ihlâl edenlerin kesinlikle cezalandırılacağını sözlerine ekledi.[25]

Tayvan gerilimi tırmanırken ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin'in "Hint-Pasifik'te tehditler artıyor" sözleri Pekin'i öfkelendirdi. Çin Savunma Bakanı Wei Fenghe, ABD'yi Pasifik'te cepheleşme yaratmakla suçladı, "Savaşmaktan kaçınmayız,"[26] dedi.

Tayvan'ı silahlandırmasına tepki gösteren Pekin "Savaş başlatmaktan çekinmeyiz" derken Washington da, "Çin bölgede istikrarı zedeliyor,"[27] diye aba altından sopa gösteriyordu.

Kolay mı?

"ABD'nin El Kaide lideri Zevahiri'yi öldürmesinden yalnızca 48 saat sonra Pelosi Tayvan'ı ziyaret etti. ABD-Çin ilişkilerinde tarihsel bir kırılma yaratacak... Bu provokasyon Rusya-Çin stratejik ortaklığının karmaşık mekanizmasını hızlandırmak için son eksik dişliyi farkında olmadan sağlamış olabilir"ken;[28] Pelosi'nin Tayvan'ı ziyareti, ABD'nin Çin'le imzaladığı "Üç Ortak Bildiri"deki taahhütlerinin ihlâli anlamına geliyor. ABD yönetimi, "ziyaret resmi değil" deme kurnazlığıyla, ihlâli perdelemeye çalışıyor.

ABD neden "Tayvan kartı" ile oynuyor? Emperyalist ABD'nin stratejik ve taktik düzlemde dört hedefi var: i) ABD, baş rakip gördüğü Çin'i çevrelemek istiyor. ii) ABD, Çin'e çok yakın bir bölgede asker bulundurmak istiyor. iii) ABD, krizli zemin üzerinden varlık bulundurma gerekçesi üretiyor. iv) ABD, bu kartı, Çin'le farklı konulardaki müzakerelerinde koz kartı olarak elde tutmaya çalışıyor.

Tabii ABD tüm bu hedeflere ulaşabilmeyi de kendi "tek kutuplu dünya düzenini" sürdürebilmek için yapıyor. ABD'nin Ukrayna'yı Rusya'ya karşı kullanması da, Tayvan'ı Çin'e karşı bir "koz kartı" yapmaya çalışması da, Balkanlar'ı karıştırması da, Gürcistan üzerinden Rusya'ya karşı yeni bir cephe açmayı planlaması da bundan!

Elbette Rusya'nın da! "Nasıl" mı?

ABD'nin Doğu Avrupa, Baltıklar ve Karadeniz'deki çevreleme hamlesine Rusya'dan yanıt Güney Amerika'dan geldi. Ortega, Rus ordusunun Nikaragua'da bulunmasına izin verdi. Kremlin'in "rutin" dediği bu adımın sembolik önemi büyük.

ABD ile Rusya arasında Ukrayna savaşı nedeniyle yaşanan ekonomik, siyasi ve askeri gerginliğin bir ayağı da Güney Amerika. ABD, NATO ve Ukrayna savaşı üzerinden Rusya'yı çevrelerken Moskova ilk yanıtı Washington'ın "arka bahçesi"nden verdi. Moskova yönetimi Washington'un Kuzey ve Doğu Avrupa, Baltıklar, Kafkasya ve Karadeniz'deki kuşatmasına karşı Güney Amerika'da atağa geçti.

Başta Venezüella, Nikaragua, Bolivya ve Küba olmak üzere bölgedeki ekonomik, siyasi ve askeri ilişkilerini geliştiren Rusya, Güney Amerika ülkeleri üzerinden kıtadaki etkinliğini artırmaya çalışıyor. 24 Şubat 2022'de başlayan savaşta Moskova'dan yana tavır alan Orta ve Güney Amerika ülkeleri Venezüella ve Küba ile ilişkiler güçlendirilirken Rusya, Nikaragua üzerinden bölgeye askeri adımını atacak.[29]

* * * * *

Pelosi'nin çıkışı aslında ABD'nin (ve Batı'nın) bölgedeki küresel kavgasının bir sonucudur. Ukrayna-Rusya kavgası (savaşı) da bu büyük resmin bir parçası olarak sahnedeki yerini almışken; 'Kamikaze büyükanne' ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi, göstere göstere 'Tek Çin' politikasını ayaklarının altında ezme girişimi, III. Dünya Savaşı başlatma ihtimalini dahi göze alma anlamı taşıyordu.

Pelosi'nin Tayvan'ı ziyarete "kendi inisiyatifi"yle giriştiği gibi saçmalıklar ve Amerikan iç siyasetini hedeflediği gibi tali izahatların önemi yok.

"Bir kez daha ABD emperyalizminin mali, siyasi ve askeri hegemonyasıyla 'barışçı bir arada yaşama' formüllerinin karşılığının olmadığı anlaşılıyor. Belki de 'eşyanın tabiatına aykırı' demeli."[30]

Kolay mı? "Ötesine geçilmesine izin verilmeyen sınırlar vardır,"[31] söylemiyle ABD kuklası Pelosi'nin provokatif Tayvan ziyaretinin ardından 5 vekil daha Tayvan'ı ziyaret etti.

Tayvan Başbakanı Su Tseng-chang ise, "Yanı başımızda kötü bir komşu var diye hiçbir şey yapmadan duramayız ve ziyaretçilerin ya da dostlarımızın gelmesini engelleyemeyiz,"[32] derken; Beyaz Saray Hint-Pasifik Koordinatörü Kurt Campbell, "Pekin'e karşı, Tayvan'a destek için sakin ve kararlı adımlar atmaya devam edeceğiz,"[33] diye ekledi ve Tayvan'ın ABD ile 83.39 milyon dolarlık silah anlaşması imzalaması karşısında Çin'in Moskova Büyükelçisi Zhang Hanhui, "Ukrayna krizinin kışkırtıcısı ABD, Tayvan'da da aynı taktiği uyguluyor,"[34] uyarısını dillendirdi.

Çin artık büyük bir küresel güç; bu nedenle ABD, 10 yılı aşkın zamandır Çin'i baş düşman ilan etti. Trump milliyetçi ekonomi ve bilim-teknoloji politikalarıyla Çin'in önünü kesmeye çalıştı. Şirketlerini geri çağırdı, ABD'deki Çinli bilim insanlarını Çin'e bilgi aktaran casuslar olarak tanımladı, davalar açtı, mesela Çin'in en büyük küresel teknoloji yazılım şirketi Huawei'nin önünü kesmek için önlemler aldı.

Biden ise küresel askeri cephe politikası ile Çin'i durdurmaya ve dünya ile ilişkilerini daraltmaya çalışıyor. Bir yandan Ortadoğu NATO'su, arkasından Uzakdoğu NATO'su fikriyle Çin'i küresel-askeri kuşatmaya çalışıyor. Avrupa NATO'suna da küresel görevler veriyor!

Bu durumda "Savaş çıkar mı? Eğer ABD hegemonyayı kaybetmeyi kabul ederse, çıkmaz. Barışçı, evrimsel bir güç değişimi gerçekleşir. Biden, Pelosi, açık savaş taraftarlarıdır. Sözde "demokrasi" adına savaş stratejilerini inşa ediyorlar..."[35]

Tam da bunun için muhtemel "Üçüncü Büyük Paylaşım Eşiği"nden söz ediyoruz.

Ve bu öylesine bir gerilim ki, her hâliyle Julius Fuçik'in, "Zaaf gösterenlerin hâli acıklıdır," uyarısını anımsatıyor!

* * * * *

Tüm bunlara ek olarak NATO'nun rolüne gelince; Vijay Prashad'ın ifadesiyle, "Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü NATO'nun Rusya sınırlarına doğru genişlemesi birçok bakımdan gerginlik kaynağı oluyor ve Ukrayna savaşına sebep olan gerekçelerden bir tanesi. Fakat NATO'nun genişleme çabaları Rusya çevresi ile sınırlı kalmıyor. NATO, 2001 yılında 'sınır ötesi' bir operasyonla Afganistan'a dâhil oldu ve savaş 20 yıl sürdü. Fransa'nın ısrarları üzerine Libya'yı bombaladı ve hükümeti devirdi. Afganistan ve Libya'daki NATO varlığı, 'küresel NATO' tartışmalarının çıkış noktası oldu ve Güney Çin Denizi'nden Karayiplere, NATO'nun maksadını aşmasına hizmet edecek projelere zemin oluşturdu."[36]

Bu doğrultuda Madrid'de toplanan Kuzey Atlantik İttifakı (NATO) Zirvesi'nde 2030'a kadar izlenecek 'Stratejik Konsept' belirlendi. Yeni yol haritasıyla "beyin ölümü" teşhisi konan savaş örgütünün Atlantik'ten Pasifik'e kadar genişlemesi ve yeni 'Stratejik Konsept'iyle saldırganlığını tırmandırması konuşuldu.

Açıkça ortaya çıktığı üzere NATO paradigmatik ve radikal bir dönüşüme gidiyor. Rusya, Soğuk Savaş'ın bitiminde stratejik bir ortak iken artık bir tehdit unsuru...

Yani Henry Kissinger'ın ifadesiyle "400 yıldır Avrupa kültürünün bir parçası olan Rusya'nın, yeni Avrupa güvenlik mimarisinin de bir unsuru olması beklenmelidir" çıkarımı gerilerde kaldı; yeni stratejik konseptte Rusya artık hedefte...

Madrid Zirvesi'nde, NATO üyesi olmayan Güney Kore, Avustralya, Yeni Zelanda ve Japonya'nın da bulunması ve bu dört ülke ile ayrı toplantılar yapılması, çekişme ve muhtemel çatışmaların sadece Karadeniz, Kafkasya ve Rusya'nın İskandinav sınırlarıyla kalmayacağının da tipik ve trajik göstergesiyken; asla unutulmamalıdır ki, yeni küresel çöküş ve ardından gelen yeni düzenler, çatışmasız ve savaşsız gerçekleşemiyordu!

NATO'nun Madrid Zirvesi de buna hazırlık mahiyetindeydi sanki!

NATO'nun yeni söyleminde, "Çin'in hırslı ve zorlayıcı iddia ve politikalarının, NATO üyelerinin değerlerine, çıkarlarına ve güvenliğine meydan okuduğu" öne sürülürken; Çin'den gelen tehdidin, kötü niyetli siber operasyonlar, dezenformasyon, temel teknolojilerin ve sanayi sektörlerinin kontrolü ve Rusya ile gelişen işbirliği vb. öğeler içerdiği iddia ediliyordu.

NATO'nun yeni stratejik kavramı, bölgedeki gelişmelerin Avrupa-Atlantik hattının güvenliğini de doğrudan etkileyebileceği düşüncesiyle, Hindistan Pasifik bölgesindeki müttefikleri olan ve liderleri ile Zirve'ye katılan Avustralya, Yeni Zelanda, Japonya ve Güney Kore ile diyalog ve işbirliğinin geliştirilmesini de kapsıyor. Bu planlar, ABD'nin Rusya Federasyonu (RF) ve Çin'i çevreleme ve zayıflatma politikasını yoğun bir şekilde sürdürmeye karar verdiğini ve soğuk savaş döneminin geri döndüğüne dair yorumları da beraberinde getiriyordu.

NATO, böylece bir kez daha kendini tekrarlıyor, varlık nedenini her seferinde saldırgan ötekiye, bugün RF, yarın ÇHC, sonra Brics vb. bağlamaya devam ediyordu.

Birçok AB ülkesi, Ukrayna'ya yüklü miktarda silah yardımının yanı sıra, büyük maddi destekler sağladı. Emperyalist odakların temposunu hızla yükselttikleri savaş tamtamları, militarist eğilimleri iyice açığa çıkardı. Birçok sözde "solcu", en has NATO savunucularına dönüştü. Barışçı, militarizm karşıtı diye tanıtılan ve hâlen Almanya'da iktidardaki koalisyonun ortağı olan Yeşillerin Genel Başkanı, Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, hırsla Rusya'yı mahvetmekten söz ediyordu.

7 Temmuz 2022 tarihli Foreign Relations'daki, Nan Tian, Diego Lopes da Silva, ve Alexandra Mark Steiner imzalı 'Büyük Küresel Yeniden Silahlanma' başlıklı incelemeye göre, "Savaşın başlamasından bugüne 29 AB üyesi ülke, askeri harcamalar için 209 milyar dolar kaynak ayırırken, AB Komisyonu, eksilen askeri ekipman stoklarının yenilenmesi gereğini işaret etmekteydi...

Kolay mı?! 1999'da dünyada kişi başına 118 dolar olan askeri harcamalar 2021'e gelindiğinde, iki kattan daha fazla artarak 268 dolara yükseldi. 2021'de dünya gayri safi hasılasının yüzde 2.2'si askeri harcamalar için kullanıldı. Bu rakamların RF'nin Ukrayna'yı işgali sonrasında, daha da artması bekleniyor. RF'nin Kırım'a 2014'te müdahalesi sonrasında NATO üyesi ülkeler GSMH'lerinin yüzde 2'sini askeri harcamalara ayırmayı taahhüt etmiştiler. 2022'de yüzde 2'lik bu eşiği geçen ülke sayısı ikiden sekize yükseldi.

Hâlen GSMH'sinin yüzde 1.4'ünü ayıran Danimarka yüzde 2'ye 2033'te ulaşmayı, Belçika ise hâlen 5.9 milyar dolar olan askeri harcamalarını ikiye katlamayı hedefliyor. Hâlen GSMH'sinin yüzde 1.4'ünü askeri harcamalara ayıran Hollanda, 2022 yılında 5.2 milyar dolar ilave harcama ile eşiği geçmeyi planlıyor. RF'nin askeri harcamaları, 2021'de 65.9 milyar dolarla ülke GSMH'sinin yüzde 4.1'ini oluşturdu. ÇHC'nin 27 yıl boyunca sürekli artan askeri harcamaları 293 milyar dolara ulaştı.

İktidarlar, artan askeri harcamalara yüklü miktarda kaynak ayırırken, iklim sorunları ve gıda arz güvenliği için kullanılabilecek kaynakları ise alabildiğine kısıyorlar. BM FAO, Tarımsal Gelişme İçin Uluslararası Fon ve Dünya Gıda Programına göre, dünyada açlık sorununu sona erdirmek için gerekli kaynak yılda 265 milyar dolar. Bu rakam gözünüze büyük görülmesin, çünkü 2021'de yapılan askeri harcamaların yalnız yüzde 12'si.

Alman Şansölye Olaf Scholz 2022 Şubat'ında savunma harcamalarına 100 milyar avroluk bir ekleme yapılacağını duyurup, "Özgürlüğümüzü ve demokrasimizi korumak için ülkemizin güvenliğine daha fazla yatırım yapmamız gerektiği açık. Bundan böyle her yıl gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde ikisinden fazlasını savunmamıza ayıracağız," dedi.

2014'teki NATO zirvesinde yüzde 2 hedefine Avrupa'da sadece Birleşik Krallık ve Yunanistan ulaşıyordu. NATO istatistiklerine göre bu oran 2018'de beşe, 2020'de ise 9 Avrupa ülkesine yükseldi.

NATO tahminlerine göre, Hırvatistan, Estonya, Yunanistan, Letonya, Litvanya, Polonya, Slovakya ve Birleşik Krallık 2022 yılında hedefe ulaşacak. Romanya ve Fransa ise yüzde 0,1'den daha az bir sapma gösterecek. Türkiye ise 2021'de 16 buçuk milyar dolarlık harcaması ile yüzde 2'lik hedefi yakalayamadı ve yüzde 1.6'da kaldı.

Haziran 2022'de Madrid'deki NATO zirvesinde "Yüzde iki giderek bir tavan değil, bir taban olarak görülüyor" diyen NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg 2024'e kadar 19 üyenin belirlenen oranı aşacağını tahmin ettiklerini dile getirdi.

Bu süreçte, GSMH'sinin yüzde 3.8'ini askeri harcamalara ayırarak, tüm NATO üyeleri içinde ilk sırada yer alan Yunanistan'ın Fransa'dan 24 adet Rafale savaş uçağı ve üç adet fırkateyn satın alarak hava ve deniz kuvvetlerini güçlendirdiği de gözlemleniyor. ABD ile yaptıkları yeni bir askeri anlaşma ile birçok üssü ABD'nin kullanımına tahsis etmeleri de ilginç ve anlamlı.

Ukrayna savaşı, ABD'nin Avrupa'daki askeri varlığı ve hareketliliğini arttıran gelişmeleri hızlandırdı. Basında yer alan haber ve değerlendirmelerde, Biden'ın 29 Haziran 2022 tarihli NATO zirvesinde, ABD'nin Almanya'daki birliklerinden, Polonya ve Romanya'ya kaydırmalar yapacaklarını; denizlerdeki gücü arttırmak için de, güney kanadına daha çok destroyer göndereceklerini söylediği belirtiliyor. ABD 5.Ordusunun, Polonya'da ileri kumanda merkezi ve ordu garnizonu olarak hizmet verecek yeni ve sürekli bir yapılanmaya gideceği, NATO'nun doğu kanadını güçlendirmek için Romanya'da ek birlikler bulunduracağı ve Avrupa'nın güvenliğini arttırma gerekçesi ile yeni özel operasyon birlikleri, zırhlı araçlar, hava savunma sistemleri temin edeceği bildiriliyor. Ayrıca İngiltere'de F-35 bombardıman uçaklarından iki filo ve İspanya'da Rota deniz üssünde iki destroyer daha konuşlandırılacak. Biden'ın, 2022 Şubat'ında onayladığı 20 bin Amerikan askerini daha Avrupa'ya gönderme kararı da uygulanacak.

NATO Hızlı Hazır Askeri Birliklerinin mevcudu 40.000'den 300.000'e yükseltilecek. Ukrayna'ya askeri yardım esas olarak anti-tank silahlar, zırhlı araçlar, topçu bataryaları vb. oluşurken artık güvenli haberleşme sistemleri, yakıt ikmal sistemleri ve drone savarlar da temin edilecek. Bu gelişme ve planlamalar, 1991'de SSCB ve Varşova Paktının dağılmasının ve izleyen yıllarda Polonya, Çek Cumhuriyeti ve Macaristan'ın NATO'ya üye olmasından sonra, ABD'nin Avrupa'daki asker sayısını, 60.000'e düşüren geri çekilme politikalarından vaz geçildiğini, tersine sayıca fazla, silah gücü ve hareket kabiliyeti yüksek yeni bir yapılanmaya yöneldiğini gösteriyor.[37]

Ve daha niceleri![38]

* * * * *

"Batı-Atlantik çağı kapanıyor, Asya-Pasifik çağı başlıyor. Çin ve Rusya başta pek çok ülke, ABD'nin tek kutuplu dünya düzeninin yerine, adım adım yeni bir dünya düzeni inşa ediyor. Putin'in ifadesiyle o düzen 1) uyumlu, 2) eşitlikçi, 3) sosyal ve 4) güvenli olacak. Bu dört özelliği ile yeni düzeni "demokratik dünya düzeni" diye isimlendirebiliriz,"[39] türünden halüsinasyonlara kulak asmayıp; Çin ve Rusya'dan beklenen "demokratik dünya düzeni"nin imkânsız olduğu unutulmadan; Paulo Coelho'nun, "Dalından şüphe ettiğin ağacın, gölgesinde soluklanmayacaksın," uyarısı anımsanmalı.

Öte yandan Wilhelm Reich'ın "Küçük Adam"ının[40] yanılgılarına düşmeden; "Gerçek yaşamı fethetmek için, önyargılara, basmakalıp düşüncelere, kör itaate, keyfi gelenek göreneklere ve sınırsız rekabete karşı mücadele etmek gerekir,"[41] saptamasından hareketle; "Toplumu, mülk sahibi sınıfların çılgın ve kudurmuş güçlerinin sürüklediği ekonomik yıkım ve barbarlık uçurumuna düşmekten yalnızca işçi sınıfı kurtarabilir. İşçi sınıfı bunu, kendisini yönetici sınıf olarak örgütleyerek, siyasal alanda kendi diktatörlüğünü zorla kabul ettirerek yapabilir,"[42] diyen Antonio Gramsci'ye kulak vermek gerek!

"Fazla umutluyuz" mu dediniz?

Georges Politzer'in, "Umutsuzluk değil güven, yazgıya boyun eğme değil savaşım taşıyan yeni fikirler edinmeye çalışmak gerekir," uyarısındaki üzere umut etmek, ümitli olmak bir duruştur. Zihinsel bir tasarımdır. Olmasını gerekeni dillendirmektir. Hedeflenenin olabilmesi için varoluşsal bir önkoşuldur. Ölüme inat yaşama bağlanmak gibi...

O hâlde umutlu olmak ve dik durup, diklenerek umutla silahlanmak "olmazsa olmaz"ımızdır.

Sürdürülemez kapitalizmin küreselleşmiş hâli emperyalizme karşı, hiçbir "ulusal solcu" reçeteye sarılmadan; kapitalizme karşı çıkılmadan emperyalizme karşı mücadelenin mümkün olmadığı göz ardı edilmemelidir.

Anti-emperyalist mücadele, "ulusal solcu" milliyetçilik/ yurtseverlik ile jeo-stratejik hesapları üzerinden yürütülemez.

Malum Oscar Wilde, "Vatanseverlik, acımasızların erdemidir," derken ekler Komutan Yardımcısı Marcos: "Onur; milliyeti olmayan ulustur"!

Evet, ulusu onur olanlar için "Özgürlük her şeyden yücedir, hatta hayatın kendisinden bile."[43]

Ve de "Özgürlüğün tehlikelerinden ve karanlık yönlerinden korkmamalıyız," Pyotr Kropotkin'in deyişindeki üzere!

Bunlar böyleyken Tami Hoag'ın, "Zengin olmak kimseyi açgözlü olmaktan asla alıkoymadı," vurgusu eşliğinde özetleyecek olursak: Hâl(imiz) "Dikkat bu bir türbülans değil; sert inişe geçiyoruz, çakılma ihtimali de var" ve de "Gerçeğin gücü öyledir; tıpkı iyilik gibi kendiliğinden yayılır,"[44] diye tarif ediyoruz mevcut tabloyu...

Son sözü ezilenlerin mücadelesi söyleyecek elbette...

 

22 Eylül 2022 17:18:29, Çeşme Köyü.

 

N O T L A R

[1] Kaldıraç, No:255, Ekim 2022...

[2] Cengiz Aytmatov.

[3] Stendhal, Kırmızı ve Siyah, çev: Necmettin Arıkan, Altın Kitaplar, 1969, s.540.

[4] Arthur Schopenhauer, Doğadaki İsteme Üzerine, çev: A. Onur Aktaş, DoğuBatı Yay., 2021, s.59.

[5] Jean Baudrillard, Çaresiz Stratejiler, çev: Oğuz Adanır, Boğaziçi Üniversitesi Yay., 2002, s.248.

[6] Viktor Emil Frankl, İnsanın Anlam Arayışı, çev: Selçuk Budak, Okuyan Us Yay., 2017, s.138.

[7] Jean Baudrillard, Kötülüğün Şeffaflığı, çev: Işık Ergüden, Ayrıntı Yay., 1995, s.107.

[8] John Berger, Hoşbeş, çev: Aslı Biçen-Beril Eyüpoğlu-Oğuz Tecimen, Metis Yay., 2017, s.104.

[9] Mehmet Ali Güller, "Ateşle Oynayan Kendisini Yakar", Cumhuriyet, 30 Temmuz 2022, s.12.

[10] "Biden: Çin Saldırırsa Tayvan'ı Koruruz", 19 Eylül 2022... https://www.dunya.com/dunya/biden-cin-saldirirsa-tayvani-koruruz-haberi-669320

[11] "Olaf Scholz: Ukrayna'ya Daha Fazla Silah Göndereceğiz", 21 Eylül 2022... http://odakdergisi2.com/almanya-basbakani-demokrat-olaf-scholz-rusya-saf-emperyalisttir-ukraynaya-daha-fazla-silah-gonderecegiz/

[12] "Putin 'Kısmi Seferberlik' İlan Etti", 21 Eylül 2022... https://www.milliyet.com.tr/dunya/son-dakika-putin-kismi-seferberlik-ilan-etti-6828352

[13] Ernest Hemingway, Güneş de Doğar, çev: Orhan Azizoğlu, Bilgi Yay., 1986.

[14] Ahmet Yavuz, "... 'Büyük Savaş' Kaçınılmaz mı?", Cumhuriyet, 8 Ağustos 2022, s.9.

[15] Violeta Stratan İlbasmış, "Savaşın Domino Etkisi", Cumhuriyet, 9 Ağustos 2022, s.2.

[16] Deniz Berktay, "Balkanlar: Avrupa'nın Barut Fıçısı", Cumhuriyet, 6 Ağustos 2022, s.7.

[17] "Balkanlarda Kriz", Birgün, 2 Ağustos 2022, s.11.

[18] Ergin Yıldızoğlu, "Dünyanın En Önemli Ülkesi", Cumhuriyet, 8 Ağustos 2022, s.11.

[19] Sarp Sinan Hacır, "Çin Tayvan'a Saldırı mı?", Cumhuriyet, 14 Temmuz 2022, s.2.

[20] Ergin Yıldızoğlu, "Aşamalı Bloklaşma Üzerine...", Cumhuriyet, 4 Temmuz 2022, s.11.

[21] "Korkutan İttifak", Birgün, 9 Haziran 2022, s.11.

  Bu yazı 7853 defa okunmuştur.

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

☁️
--°

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    # Takım O G B M A Y AV P
    1Galatasaray7511--516
    2Beşiktaş7502--815
    3Amed7421--814
    4Fenerbahçe7412--1313
    5Trabzonspor7412--1113
    6Alanyaspor7331--212
    7Kocaelispor7403--212
    8Çorum FK7313--410
    9Kasımpaşa7241--010
    10Rizespor7313---210
    11Başakşehir7223---18
    12Gaziantep FK7223---38
    13Gençlerbirliği S.K.7223---88
    14Erzurumspor FK7223---88
    15Göztepe7133--06
    16Konyaspor7124---45
    17Samsunspor7115---94
    18Eyüpspor7106---183
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    16 Ekim, CumaÇorum FK20:00Rizespor
    17 Ekim, CumartesiErzurumspor FK13:30Eyüpspor
    17 Ekim, CumartesiGençlerbirliği S.K.16:00Galatasaray
    17 Ekim, CumartesiAmed16:00Konyaspor
    17 Ekim, CumartesiFenerbahçe19:00Alanyaspor
    18 Ekim, PazarKasımpaşa13:30Samsunspor
    18 Ekim, PazarKocaelispor16:00Göztepe
    18 Ekim, PazarBaşakşehir19:00Gaziantep FK
    19 Ekim, PazartesiTrabzonspor20:00Beşiktaş
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Kayserispor10811--1725
    2Iğdır FK10622--620
    3Bursaspor9612--819
    4Batman Petrolspor10613--319
    5Keçiörengücü10451--917
    6Mardin 19699432--515
    7Sarıyer10433---115
    8Antalyaspor10505---215
    9Bandırmaspor10352--914
    10Fatih Karagümrük9342--113
    11Sivasspor10262--112
    12Muğlaspor9261--112
    13Bodrum FK10253--211
    14Pendikspor10244---710
    15Manisa F.K.9234---19
    16Esenler Erokspor9153---58
    17Ümraniyespor9144---37
    18Vanspor FK10235---107
    19İstanbulspor10127---155
    20Boluspor9018---181
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    13 Ekim, SalıBandırmaspor1-1Sivasspor
    13 Ekim, SalıSarıyer1-4Bodrum FK
    13 Ekim, SalıPendikspor1-2Vanspor FK
    DünBatman Petrolspor4-2İstanbulspor
    DünAntalyaspor0-4Kayserispor
    DünKeçiörengücü0-0Iğdır FK
    DünÜmraniyespor0-1Boluspor
    BugünMardin 196917:00Fatih Karagümrük
    BugünManisa F.K.20:00Esenler Erokspor
    BugünMuğlaspor20:00Bursaspor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Muş Sport Klübü6510--916
    2Aliağa FAŞ6501--415
    3Elazığspor6411--1113
    4Güzide Gebzespor6330--412
    5Çorluspor 19476312--510
    6İnegöl Kafkas Gençlik6312--310
    7Isparta 32 Spor6312--110
    8Şanlıurfaspor6231--19
    9Menemen FK6303---19
    10Erbaaspor6213--07
    11Somaspor5212---27
    1268 Aksaray Belediyespor6132--16
    13Ankaraspor6204---46
    14Kastamonuspor6204---103
    15Sebat Gençlikspor5023---42
    16Arnavutköy Belediyespor6006---100
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiElazığspor19:00Arnavutköy Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiMenemen FK19:00Güzide Gebzespor
    17 Ekim, CumartesiŞanlıurfaspor19:00Hatayspor
    18 Ekim, PazarKastamonuspor14:30Isparta 32 Spor
    68 Aksaray BelediyesporErbaaspor14:30Çorluspor 1947
    68 Aksaray Belediyesporİnegöl Kafkas Gençlik15:00Sebat Gençlikspor
    68 Aksaray BelediyesporMuş Sport Klübü19:00Ankaraspor
    68 Aksaray BelediyesporSomaspor19:00Aliağa FAŞ
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Yeşilyurt Belediyespor6600--2318
    2Talasgücü Belediyespor6510--1016
    3Bitlis Özgüzelderespor6501--1215
    4Niğde Belediyesispor6501--1015
    5Karaköprü Belediyespor6501--915
    6Mazıdağı Fosfatspor6420--914
    7Kırşehir Belediyespor6411--1513
    8Ağrı 19706222--08
    9Kırıkkale Büyük Anadolu6213---17
    10Silifke Belediyespor6213---37
    11Adana Adaletgucu6204---36
    12Osmaniyespor6204---56
    13Yeni Mersin Idmanyurdu6204---56
    14Karaman FK6204---96
    15Yozgat Bld Bozokspor6114---154
    16Diyarbekirspor6015---71
    17Yeni Malatyaspor6006---180
    18Adanaspor6006---220
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiYeni Malatyaspor14:00Mazıdağı Fosfatspor
    17 Ekim, CumartesiBitlis Özgüzelderespor14:00Yeşilyurt Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiAdanaspor14:30Yeni Mersin Idmanyurdu
    17 Ekim, CumartesiSilifke Belediyespor14:30Karaköprü Belediyespor
    18 Ekim, PazarAğrı 197014:00Kırıkkale Büyük Anadolu
    18 Ekim, PazarKırşehir Belediyespor14:30Niğde Belediyesispor
    18 Ekim, PazarKaraman FK14:30Adana Adaletgucu
    18 Ekim, PazarOsmaniyespor14:30Diyarbekirspor
    18 Ekim, PazarYozgat Bld Bozokspor19:00Talasgücü Belediyespor
    Son güncelleme: 15.10.2026 05:51:35