Sibel ÖZBUDUN

ÜÇLÜ KRİZ SARMALINDA İNSAN MANZARALARI[*]

Sibel ÖZBUDUN
  14-05-2020 07:40:00
 

SİBEL ÖZBUDUN

 

"- Ülkenizde faşist var mı?

- Faşist olduklarını bilmeyen ama

zamanı geldiğinde bunu öğrenecek

bir sürü insan var!"[1]

 

İbrahim öldü(rüldü)... Helin ve Mustafa da öyle... Biri adil yargılanabilmek, diğerleri ise türküleri üzerindeki yasakların kalkması için girdikleri ölüm orucunda sonuna dek yürüdüler... Geride acıları kaldı... Ve yüreklere gömülen öfkeleri...

Acı ve öfkeyi şimdilik bir yana bırakalım. Ama yitirdiklerini kavlince uğurlamak, onun yasını tutmak, bir insan(lık) hâlidir. Kimi cenazesini toprağa gömer, kimi yakıp küllerini savurur, kimi ağıt yakar, kimi mumyalar... Dedim ya, insanlık hâl(ler)i.

Peki ya İbrahim'in cenazesini uğurlamak üzere Gazi cemevinde toplananları biber gazına boğmak? Cemevi morgunun kapısını kırıp cenazeyi aileden kaçırmak? Kayseri "Ülkü" Ocakları başkanının İbrahim'in memleketi Kayseri'de gömüleceğinin açıklanması üzerine "Cenaze merasimi düzenlemek ülkücüler varken mümkün değildir; eğer böyle bir eyleme teşebbüs ederlerse başları da vücutlarında olmayacaktır," yollu twit'ler atması? Kentin sokaklarında (üstelik de sokağa çıkma yasağının yürürlükte olduğu saatlerde, polislerin "sevecen" bakışları altında) "Cenazeyi buraya gömdürtmeyiz, gömülürse çıkartıp yakarız" afra-tafrasıyla nümayiş yapan yeni yetmeler? Cenaze sonrası mezarlık önünde videoya çekilen "polis elbet buradan çekip gidecek, o zaman çıkartıp yakacağız" tehditleri? Ve sosyal medya âleminden yükselen "hain, terörist, leş" tezahüratı?

Şunu görmek gerek; ülkedeki iklim giderek zehirleniyor.

Uzaklara gitmeye gerek yok; Gazi Cemevi'nin güvenlik güçlerince basıldığı, İbrahim'in cenazesini memleketine uğurlamak isteyenlerin üzerine gaz bombaları salındığı sırada, ya da kendilerini "vatansever, milliyetçi vb." olarak niteleyen zorbalar Kayseri sokaklarında hezeyan gösterileri yaparken, iki kadın, Esra Elönü ve Sevda Noyan TV ekranında ellerindeki ölüm listelerinden söz edip kaç kişiyi öldüreceklerini yarıştırıyorlar. Birkaç gün önce, CHP'li Canan Kaftancıoğlu ve Özgür Özel'e "darbe çağrısı" yaptıkları asparagası üzerinden ölüm tehditleri yağdırılıyor. İnsan hakları savunucusu Ragıp Zarakolu'nun "böyle giderse sonunuz hayırlı olmaz" mealli yazısından dolayı Cumhurbaşkanı ve çevresi velveleye veriyor ortalığı. Aktroller bir kez daha sokaklara dökülmekten, vurup kırmaktan, asıp kesmekten dem vuruyorlar. Bu arada mafya işlerine bulaşmış, "Hanımağa" lakaplı eski polis, sabıkalı bir kadın, sosyal medyada bir başka mafya babasına tehditler savuruyor... "Yargı" görmüyor, duymuyor, susuyor...

Tüm bunlar, bir ABD dolarının 7 küsur lirayı bulduğu, işsiz sayısının 10 milyonu geçtiği,[2] milyonlarca esnafın Covid-19 salgını nedeniyle kapatmak zorunda kaldığı kepenklerini yeniden açıp açamayacaklarının belli olmadığı, insanlarda çarşıya-pazara çıkacak hâl kalmadığı, bir "gıda krizi"nin kapıda olduğunun sık sık dile getirildiği ve karantina sonrası "normalleşme"nin nasıl cehennemi bir sahneye açılacağını kestiremediğimiz bir ortamda gerçekleşiyor.

Cinnet kareleri eşliğinde... Menderes'te bir Mehmetcan'ın bir sokak köpeğini yakıp görüntüleri sosyal medyada paylaştığı... Denizli'de eşini bıçakladığı için girdiği cezaevinden infaz indirimiyle çıkan adamın çıkar çıkmaz oğlunu öldürdüğü... Gaziantep'te eşinin boğazını kesenin ise infaz indirimiyle cezaevinden çıkıp kızını işkenceyle öldürdüğü... Kadınların sokak ortasında boğazlandığı... Toplu intiharların baş gösterdiği ve intihar edenlerin "ateist" oldukları için intihar ettikleri haberlerinin gazetelerde yer alabildiği...[3] İmamların, Kur'an kursu hocalarının el kadar çocuklara tecavüz ettiği... Eskişehir'de bir kadının 14 yaşındaki kızını kendi erkek arkadaşıyla birlikte olmaya zorladığı, kızının çıplak resimlerini sevgilisiyle paylaştığı...[4] İstanbul Bahçelievler'deki Ermeni Kilisesi'nin kapısının yakılmak istendiği ve gözaltına alınan zanlının "Corona virüsünü bunlar başımıza getirdiği için yakmak istedim," dediği...

Örnekler sayfalar boyu uzar gider...

Şunu söylemekte beis yok, bu ülkede bugün üç kriz eğrisi kesişmiş durumda: ekonomik-siyasal ve sosyo-kültürel, giderek beşerî...

Bilinir, iktisadi krizler, genellikle siyasal krizleri tetikler - ve siyaset genellikle çözümleyici sonuçları üretir: Seçime gidilir, iktidar güven tazeler ya da değişir veya halk sokaklara dökülür, hükümeti istifaya zorlar vb... Nihayetinde radikal ya da reformist, yeni iktisadi politikalar devreye sokulur, halkı ferahlatacak önlemler alınır, güven tazelenir, ve... Yola devam edilir.

Ancak iktisadi (ve onun tetiklediği siyasal) krizin sosyo-kültürel (giderek beşerî) bir krizle kesişmesi, tehlikelidir. Yönünü yitirmişlik duygusunu yaşayan, bir arada yaşama iradelerinden soyunmuş, değerler sistemi dağılmış, yani eski sosyologların deyişiyle "toplumsal dayanışması (tesanüt)"nı yitirmiş bir toplum... Kuşkusuz esas olarak Durkheim'cı bir kavram olan "toplumsal dayanışma" ya da "ortak değerler sistem(ler)i" ilk formüle edildikleri yıllarda anlaşıldığı üzere "sınıflar arası dayanışma" ile "korporatif bir toplum" tahayyülü kast etmiyorum. Burada daha çok, Gramsci'ci anlamda, uç noktada bir "hegemonya krizi"nden söz ediyorum: Egemen blokların parçalandığı, egemen ideolojilerin ikna yetilerini yitirdiği, ancak alttakilerin alternatif bir hegemonya üretemediği bir hâl...

Bu ülke, 2002'den bu yana iktidarda olan AKP eliyle böyle bir "dağılma" hâline sürüklendi. İktidar partisinin, daha doğrusu temsilciliğini, sözcülüğünü üstlendiği kesimin farklı bir niyeti, daha doğrusu bir "projesi" olduğu açıkça ortada artık. İkili bir proje bu: Bir yandan sermayeyi temsilcisi olduğu toplumsal kesimlere transfer eder, bu sınıf(lar)ın iktisadi ve siyasal nüfuzunu arttırırken, bir yandan da toplumu (yeniden-?) "İslâmileştirme" hedefini güdüyor AKP.

Bu yönelim, de ülkeyi 200 yıla yakın bir süredir ( kolaylık olsun diye "Tanzimat'tan bu yana" diyelim mi?) izlemekte olduğu "Batı modelinde bir uygarlık" rotasından İslâmi ağırlıklı bir modernizasyona doğru çevirme stratejisi izliyor. Bunu gerçekleştirebilmek için, 20. Yüzyıl başının "Kemalist konsensüs"ünün kırılması gerektiğinin bilincinde.

Bu "kırdırma" işlemini ise Kemalizm'in "marjinalize ettiği"ni düşündüğü toplumsal kesimleri rejim aktörlerine dönüştürmek suretiyle, onların eliyle gerçekleştirmeye çalışıyor. Taşrada ya da büyük kentlerin varoşlarında sıkışıp kalmış, alt-orta sınıflar: Sünnî, milliyetçi, muhafazakâr, devletine-milletine bağlı... Esnaf, zanaatkâr, işçi, köylü, küçük ticaret erbabı, işsiz...

Rejime vergi, asker, şehit vermiş, okulda, medyada kendisine aktarılan tüm milliyetçi değerleri sorgusuz benimsemiş, ancak iş "kaymağını yemeğe" gelince hep bir köşeye itildiği, mağdur edildiği hissiyatına teslim. "Boğaza nazır yalılarda oturan," "viskinin su gibi aktığı eş değiştirme partileri yapan," "Bağdat Caddesi'nde, Nişantaşı'nda "cıbıl" dolaşan" vb. klişeler aracılığıyla tanıdığı "Cumhuriyet elitleri"ne aslen sınıfsal, ama kendilerinin "kültürel" olarak algıladığı, suyüzüne çıkmak için fırsat kollayan tepkiyi içten içe büyüten...

Ne dediğinden tek kelime anlamadığı ağzı kalabalık, "enteller"in medyadaki hâkimiyetinden bunalmış... Oğlunun kulağındaki küpeye, kızının sevgili edinmesine söz geçiremeyen...

Altlarında spor arabalar, ayaklarında ithal ayakkabılar, okulun en güzel kızını tavlayan "züppe" yaşıtları karşısında ezik...

Velhasıl, Cumhuriyet'in bu "itilmiş-kakılmışlar"ı, AKP'nin ülkeye yeni (ve İslâmi referanslı) bir rota çizme teşebbüsünün gövdesini oluşturacaktı. İmanlı ve milliyetçi nesiller: "Tarihin şanla yazacağı, çelikten hızarlarla küfrü ikiye bölecek, rükûda ve secdede Rabbine eğilen, satılmış paryaların safında olmayan, eşsiz dehasıyla tuzağı idrak eden, maskeli vicdanlara haddini bildiren, Garb'ın maskesini düşüren, vatanı soysuz palikaryaya çiğnetmeyen, kesesini doldurmayıp vatan için yaşayan..."[5] ve vatan uğruna şehadet şerbeti içmekten bir an tereddüt etmeyen "dindar ve kindar nesil": Asım'ın nesli... güzellemeleriyle gaz verilen, başörtülü teyze kızının daire başkanı, İmam-hatip'li amcaoğlunun bakanlıkta müsteşar, komşu oğlunun TV ekranlarında boy gösterip fikirlerini serdeden bir üniversite doçenti, dergâhta birlikte zikrettikleri cemaat arkadaşının milli eğitim müdürü olduğunu gördükçe özgüveni arttıkça artan...

Kitaplar devirerek, dirsek çürüterek, aklı zorlayarak güç bellenilen "bilimsel" kuramlardan, felsefi mülahazalardan, operalar, baleler, tiyatro oyunları izleyip şiirler, romanlar okuyarak edinilmiş estetik birikimdense, dükkânının önüne attığı badakta güneşlenirken, kahvehanede pişpirik oynarken paylaştığı menakıplar, mitoslar, inanması kolay ve hoş komplo teorilerinin karşılığının olduğunu görmek... Nasıl edindiğini kendisinin de kestiremediği pozisyonda eteklenmek... Birden bire nasıl harcayacağını bilemeyeceği kadar deli para sahibi olmak...

Tek kriteri "Reis"e yakınlık olan bir tırmanışın baş döndürücülüğü... Ya da en azından artık "devlet" katında iş gördürebilecek yakınları olmak. O güne dek soğuk ve saygıyla karışık bir ürküntüyle kapısını aşındırdığı "devlet"le ense-tokada yakın bir laubalilik ilişkisi kurabilmek... İktidarın hoyratça dağıttığı nimetlerden (para, şan-şöhret, mevki, yetke, nüfuz...) şu ya da ölçüde nemalanan, o güne dek önemsenmeyen, itilip kakılan kişiliğini birden merkezde bulan, kahvehane muhabbeti kıvamındaki fikriyatının, komplo teorilerinden beslenen dünya görüşünün en tepedekiler tarafından ekranlarda paylaşıldığını gören, velhasıl apansız "değer kazanan" Cumhuriyet'in "ezikler"inin bu apansız ve baş döndürücü, yükselişi, "vasat"ın, en alttaki ortak paydanın egemenliğinin yanısıra, kaçınılmaz olarak bir "rövanş"ı da getirecekti beraberinde...

Zengin, kolejli, Batıcı, "rafine" Cumhuriyet elitlerinden rövanş. Herşeyin tepetaklak olduğu bir momentti bu: Felsefeden, estetikten, etikten ya da ne bileyim, quantum'dan dem vuran profesörlere dudak bükülebilir, insan hakları savunucularına, hümanistlere hakaretler yağdırılabilir, hayvanseverlerle dalga geçilebilir, LGBTI'ler mahalleden kovalanabilir, feministler aşağılanabilirdi. Anaakım olmanın, çoğunlukta olmanın, kendini iktidarda hissetmenin dayanılmaz hafifliği. O güne dek karşısında kendini ezik, kifayetsiz hissettiğin her şey karşısında şişkin bir ego, hoyrat bir cürete dayanan sınır tanımaz bir saldırganlık...

Yüzyıllık bir ezilmişlik duygusunu tersyüz eden bu sıradanlık, bir başka deyişle, her burjuva iktidarının kendisini ayakta tutmak için yaslandığı, pohpohladığı, ama hiçbir zaman ipleri ele geçirmesine izin vermediği bir "güruh"un kendini dümende hissetmesi... Bu coğrafyada yaşanan tam da bu.

Ne ki AKP'nin hegemonyasını tahkim etmek üzere yol verdiği bu "başıbozukluk" tam da adıyla müsemma, bir "başıbozukluk" olarak kaldı. Örneğin 1980'lerin İran'ında olduğu üzere İslâm'ın toplumsal yaşamın tüm alanlarına egemen kılındığı bir "İslâm devrimi"ne, bir "mollarşi"ye dönüş(e)medi.[6] Bugün iktidarı payandalayan güruh, insicamlı bir referans çerçevesine sahip değil. İşlerine geldiği kadar ve de kulaktan dolma İslâmcı, TV dizisinden kaptığı kadar Osmanlıcı, hamaset milliyetçisi, marka giyinmeye, son model cep telefonuna sahip olmaya, 4 x4'lerde hava atmaya can atacak kadar serbest piyasacı...

Ancak burada önemli olan, kendini "iktidar"da gören bir güruhun, konumunu ya da çıkarlarını tehlikede hissettiği an neler yapabileceği, nelere kalkışabileceği. Hiçbir disipline edici değerler sistemiyle kendini bağlı hissetmeyen, kendini canı istediğinde sokak ortasında kadın pataklayabilecek, el kadar çocukları istismar edebilecek, sokak hayvanlarına işkence edecek kadar "serazat" gören, yaptıkları hiçbir cezai yaptırımla karşılaşmayıp aksine, yöneticiler tarafından sırtları sıvazlanan, övgüler düzülen bir güruhun kritik bir momentte kontrol edilemeyecek patlamaların, yıkımın faili olabileceğini St. Bartholomew katliamından Kristal Geceler'e, Ruanda'daki Tutsi katliamından Serebrenitsa'ya, tarih tanık. Ya da bu topraklardaki 6-7 Eylül'ler, Maraş'lar, Çorum'lar, Sivas'lar... Tarihin bu "kara delikler"inde kışkırtıcılar kadar, "kışkırtılmaya yatkın" olanların varlığı da önemlidir!

Bugün Türkiye'de ne yazık ki "kışkırtılmaya hazır" bir güruh var. Ucunu "Kürtçe konuştu" diye sokak ortasında linç edilen Kürtlerde, kapılarına çarpı işareti konan Alevi evlerinde, tahrip edilen devrimci mezarlarında, "kadınlara baktı" diye meydan dayağı çekilen, apar topar mahalleyi terk etmek zorunda bırakılan Suriyelilerde gösteren bir kara deliğin eşiğindeymişiz gibi gözüküyor.

Diyorum ya, bugün bu coğrafyada iktisadi-siyasal ve toplumsal/insani krizin kesişim noktasındayız. Bu kavşaktan nasıl, ne kadar hasarla çıkılabileceğini ve nereye yöneleceğimizi eşitlikçi, özgürlükçü bir yaşam uğruna emek eksenli bir mücadele yürütenlerin örgütlü, kararlı ve kitlesel müdahalesi belirleyecek.

 

  Bu yazı 7990 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

☁️
--°

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    # Takım O G B M A Y AV P
    1Galatasaray7511--516
    2Beşiktaş7502--815
    3Amed7421--814
    4Fenerbahçe7412--1313
    5Trabzonspor7412--1113
    6Alanyaspor7331--212
    7Kocaelispor7403--212
    8Çorum FK7313--410
    9Kasımpaşa7241--010
    10Rizespor7313---210
    11Başakşehir7223---18
    12Gaziantep FK7223---38
    13Gençlerbirliği S.K.7223---88
    14Erzurumspor FK7223---88
    15Göztepe7133--06
    16Konyaspor7124---45
    17Samsunspor7115---94
    18Eyüpspor7106---183
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    16 Ekim, CumaÇorum FK20:00Rizespor
    17 Ekim, CumartesiErzurumspor FK13:30Eyüpspor
    17 Ekim, CumartesiGençlerbirliği S.K.16:00Galatasaray
    17 Ekim, CumartesiAmed16:00Konyaspor
    17 Ekim, CumartesiFenerbahçe19:00Alanyaspor
    18 Ekim, PazarKasımpaşa13:30Samsunspor
    18 Ekim, PazarKocaelispor16:00Göztepe
    18 Ekim, PazarBaşakşehir19:00Gaziantep FK
    19 Ekim, PazartesiTrabzonspor20:00Beşiktaş
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Kayserispor10811--1725
    2Iğdır FK10622--620
    3Bursaspor9612--819
    4Batman Petrolspor10613--319
    5Keçiörengücü10451--917
    6Mardin 19699432--515
    7Sarıyer10433---115
    8Antalyaspor10505---215
    9Bandırmaspor10352--914
    10Fatih Karagümrük9342--113
    11Sivasspor10262--112
    12Muğlaspor9261--112
    13Bodrum FK10253--211
    14Pendikspor10244---710
    15Manisa F.K.9234---19
    16Esenler Erokspor9153---58
    17Ümraniyespor9144---37
    18Vanspor FK10235---107
    19İstanbulspor10127---155
    20Boluspor9018---181
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    13 Ekim, SalıBandırmaspor1-1Sivasspor
    13 Ekim, SalıSarıyer1-4Bodrum FK
    13 Ekim, SalıPendikspor1-2Vanspor FK
    DünBatman Petrolspor4-2İstanbulspor
    DünAntalyaspor0-4Kayserispor
    DünKeçiörengücü0-0Iğdır FK
    DünÜmraniyespor0-1Boluspor
    BugünMardin 196917:00Fatih Karagümrük
    BugünManisa F.K.20:00Esenler Erokspor
    BugünMuğlaspor20:00Bursaspor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Muş Sport Klübü6510--916
    2Aliağa FAŞ6501--415
    3Elazığspor6411--1113
    4Güzide Gebzespor6330--412
    5Çorluspor 19476312--510
    6İnegöl Kafkas Gençlik6312--310
    7Isparta 32 Spor6312--110
    8Şanlıurfaspor6231--19
    9Menemen FK6303---19
    10Erbaaspor6213--07
    11Somaspor5212---27
    1268 Aksaray Belediyespor6132--16
    13Ankaraspor6204---46
    14Kastamonuspor6204---103
    15Sebat Gençlikspor5023---42
    16Arnavutköy Belediyespor6006---100
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiElazığspor19:00Arnavutköy Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiMenemen FK19:00Güzide Gebzespor
    17 Ekim, CumartesiŞanlıurfaspor19:00Hatayspor
    18 Ekim, PazarKastamonuspor14:30Isparta 32 Spor
    68 Aksaray BelediyesporErbaaspor14:30Çorluspor 1947
    68 Aksaray Belediyesporİnegöl Kafkas Gençlik15:00Sebat Gençlikspor
    68 Aksaray BelediyesporMuş Sport Klübü19:00Ankaraspor
    68 Aksaray BelediyesporSomaspor19:00Aliağa FAŞ
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Yeşilyurt Belediyespor6600--2318
    2Talasgücü Belediyespor6510--1016
    3Bitlis Özgüzelderespor6501--1215
    4Niğde Belediyesispor6501--1015
    5Karaköprü Belediyespor6501--915
    6Mazıdağı Fosfatspor6420--914
    7Kırşehir Belediyespor6411--1513
    8Ağrı 19706222--08
    9Kırıkkale Büyük Anadolu6213---17
    10Silifke Belediyespor6213---37
    11Adana Adaletgucu6204---36
    12Osmaniyespor6204---56
    13Yeni Mersin Idmanyurdu6204---56
    14Karaman FK6204---96
    15Yozgat Bld Bozokspor6114---154
    16Diyarbekirspor6015---71
    17Yeni Malatyaspor6006---180
    18Adanaspor6006---220
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiYeni Malatyaspor14:00Mazıdağı Fosfatspor
    17 Ekim, CumartesiBitlis Özgüzelderespor14:00Yeşilyurt Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiAdanaspor14:30Yeni Mersin Idmanyurdu
    17 Ekim, CumartesiSilifke Belediyespor14:30Karaköprü Belediyespor
    18 Ekim, PazarAğrı 197014:00Kırıkkale Büyük Anadolu
    18 Ekim, PazarKırşehir Belediyespor14:30Niğde Belediyesispor
    18 Ekim, PazarKaraman FK14:30Adana Adaletgucu
    18 Ekim, PazarOsmaniyespor14:30Diyarbekirspor
    18 Ekim, PazarYozgat Bld Bozokspor19:00Talasgücü Belediyespor
    Son güncelleme: 15.10.2026 05:51:35