Sibel ÖZBUDUN

“LÜZUM” ÜZERE: BİR KEZ DAHA İSTANBUL SEÇİMİ[*]

Sibel ÖZBUDUN
  12-07-2019 18:44:00

SİBEL ÖZBUDUN - TEMEL DEMİRER

 

“Solcular yalan söylemez

Yalan söyleyenler

Solcu olduğunu söyler.”[1]

 

Öncelikle şu çerçeveden hareket ettiğimi(zi)n altını özenle çizelim.

 

Seçim kapışmasının arka planında, Türk(iye) sermayesinin polarizasyon (kutuplaşma) gerçeği yatıyor. Ayrıca Mustafa Kemal’in kurduğu Cumhuriyet’in yekpare yapısı da artık yok.

 

Parçalanmışlık siyasetten sermayeye, her alana damgasını vuruyor. Bu durumda Anadolu sermayesinin (İslâmcı/ yeşil/ Anadolu Kaplanları vb.) temsilcisi Erdoğan’ın icraatları 17 yıl sonra ekonomik kriz ve politik tıkanma ile sorunlu bir alana girdi. Bu hâl “deniz bitti” diye de tarif edilebilir. İktidardaki Erdoğan kliğinin yarattığı yıkım, ekonomiden politikaya her şeyi etkilerken; bundan seküler sermaye de (Koç, Sabancı, Alarko vb.) nasibini aldı.

 

“Denizin bittiği yer”de seküler sermaye (Marmara Baronları) Cumhuriyet’i yeniden ihya etmek için bir proje kotarmaya başladılar. Bu proje saf “Kemalist” değil. Ya da bildiğimiz (Aydınlanmacı/Laik) Cumhuriyet kavrayışı ile uzaktan yakından âlâkası yok.

 

Sunulan proje MHP’nin önünü kesmek için milliyetçi, AKP tabanından oy alabilmek için “Müslüman” (sürekli mevlut okutma, namaza durma, “Hayırlı cumalar” twiti atma vb.); solculardan oy almak için 1 Mayıs mitingine katılıp konuşan; Kürtlerden oy almak içim meselenin bir eşitlik sorunu olduğundan söz eden vb. yani “ne olursan ol, yine gel”ci bir kokteyl-aday çıkardı AKP’nin karşısına.

 

Bu post-modern kokteylin özgün bir programı yok. Sadece “her şey çok güzel olacak!” gibi muğlak ve boş bir sloganı var (hatırlayacak olursan Ecevit de “Ak günlere” gibi kof bir sloganla çıkmıştı sahneye.)

 

Buradan bir değişim ve demokrasi çıkmaz, tam tersine Marmara baronlarının Anadolu sermayesini geriletme ve terbiye etme manevrası çıkar. Kriz koşullarında devrimcilerin görevi herhangi bir sermaye grubunun peşine takılmak değil, “alayına isyan!” perspektifiyle tabandan halk hareketini, itirazı sokaklarda örgütlemektir.

 

Bu çerçeve(miz) en “olumsuz koşullar”da bile devrimin güncelliği fikrive ve zikrine, hiçbir “gerekçe”yle sırt dönmez.

 

Hem de, “İstanbul seçiminde AKP adayını ağır bir yenilgiye uğratan birikimin bir “proje mahsulü” olarak görülmesi doğru olmayacağı gibi pek ‘sağlıklı’ da değildir,” vurgusuyla Metin Çulhaoğlu:

 

“Yaşadığımız XXI. yüzyılda ise sermaye sınıfı içindeki belirli kesimler baş düşman olarak 1917’nin gerilerine gitmiş, 1789’la birlikte 1848-1850 dönemini de hedef seçmiştir. Anlamı şudur: Sermaye sınıfının ve siyasal iktidarlarının/temsilcilerinin geliştirdikleri projeler arasında klasik burjuva demokrasisinin reddini öngörenler olduğu gibi bu demokrasiyi en makul yönetme tarzı saymaya devam edenler de vardır… 

 

Bugün Türkiye dâhil dünyanın herhangi bir ülkesinde, uluslararası kapitalist merkezlerden sermaye sınıfına ve sınıfın siyasal iktidarına kadar uzanan genişçe bir kesimin üzerinde kesin mutabakata vardığı, özel olarak sınıf hareketinin ve sosyalizmin önünü kesmeye odaklanan herhangi bir ‘projeden’ söz etmek mümkün değildir,”[2] demiş olsa da!

O hâlde belirtelim: Biz “somut şartların somut tahlili”nden, duruma uyarlanan ilkesizliği anlamıyoruz.

 

* * * * *

Devamla…

Evet Franz Kafka’nın, “Seçim diye bir şey yoktur! Çünkü siz onları seçmiyorsunuz; onlar kendilerini size seçtiriyorlar!” uyarısına büyük değer atfediyoruz.

 

William Shakespeare’in, “Artık iyi olanların değil, iyi oynayanların dünyası burası...” betimlemesindeki tabloda, bu kadar da değil…

 

“O kadar çok iletişim var ki, direniş yok, yaratıcılık yok,” vurgusuyla, “İnsanların tek umudu devrimci bir oluşta yatmaktadır. Tek yol budur,” diye ekleyen Gilles Deleuze gibi düşünüyoruz…

 

Ve çözümleyici tutumun Komutan Yardımcısı Marcos’un, “İstediğimiz adalet, inat ve ısrarla gerçeğin aranmasıdır.” “İsyanı seçtik. Diğer bir deyişle, yaşamı seçtik.” “Biz bir hayalperest orduyuz ve bu yüzden yenilmeziz.”

 

* * * * *

Öyleyse şimdi, Selçuk Şahin Polat imzalı, “Tartışma/ Sibel Özbudun ve Temel Demirer’in Talihsiz Manifestosu”[3] başlıklı yazıya değinebiliriz.

 

Evvela çelişki(ler) hayatın özüdür. “Çelişkili olmak”, “hata yapmak” bizi korkutmaz! Bizim için en itici olan “hatasızlık dersi” vermeye kalkışan, “çelişki avcısı” konumundaki yüksek perdeden ve kullandığı uslûba dikkat etmeyen, “Hem de bunu ‘Boyun eğmiyorum ve eğmeyeceğim,’ diyen devrimci bir üslupla yaparlar. Siyaseten yapılan hataları, eksiklikleri devrimci lafazanlıklarla kapatmak sanırım,” benzeri hâldir. Kanımızca yazarın satırları, öncelikle böylesi bir hâlden madurdurdur.

 

Ayrıca denileni anlamama veya başkasının ağzına uygun gördüğü sözü koymak da şık bir tutum değildir; “Sosyalistlerin 100 yıllık CHP kuyrukçuluğu kronolojisini özetlerler. Katılmamak elde değil. Fakat burdan farklı bir sonuca varırlar. Kuyrukçuluk gerçektir, ne varki sosyalistlerin kendi sınıfsal-bağımsız hatlarını oluşturmak için ciddi hiçbir girişimde bulunmadıklarını da vurgulamalarına (‘mecburcular’) rağmen, iki yazar buradan kişisel boykot sonucunu çıkartır,” satırlarındaki üzere!

 

Biz kimseyi boykota çağırmadık! Bizimki bir tutum açıklamasıdır (“Manifesto” falan da değil)!

 

* * * * *

 

Toparlarsak: 23 Haziran’ın ertesinde, İstanbul seçimlerine ilişkin tutumumuzu ve gerekçelerini kaleme aldığımız yazı; “Manifesto” filan değildi; biz haddimizi biliriz… Kimseyi “taraf” olmaya ya da boykota çağırdığımız da yoktu. (Öyle bir niyetimiz olsaydı yazıyı seçim öncesinde yayınlardık…) Sadece bir “açıklama”, tutum ve eleştiri yazısıydı. Bu kadar.

 

Yapmak istediğimiz, yaşadığımız coğrafyada “dünyayı değiştirme”, ya da daha mütevazı bir deyişle “hayatı değiştirme” pratiğinin, ayrışmış, net, hedefleri belirli bir görü, bir hat gerektirdiğine dikkati çekmekti. İddiamız, İstanbul seçiminde CHP adayını desteklemek gibi bir pratiğin böyle bir görü ve hattan yoksun olduğu yolundaydı.

 

Bu açıklama, Selçuk Şahin Polat’ın hoşuna gitmemiş. “Uzun” bir eleştirisini kaleme almış. Yazımızın yayınlandığı siteye de bir “özet”ini göndermiş.

 

S. Ş. Polat bizim açıklamamıza yönelik eleştirilerinde özetin özetiyle diyor ki: “RTE iktidarı faşisttir; onun geriletilmesi için burjuvazinin farklı bir kesiminin projesi olan Ekrem İmamoğlu’nu desteklemek gerekir. Çünkü bizler güçsüzüz. Zaten V. İ. Lenin de örneğin KADET’lerle aynı kürsüde söz almakla ya da “karşınıza silahlı bir haydut çıkıp da cüzdanınızı istediğinde, cüzdanı verip hayatınızı kurtarın, sonra da haydudun hakkından gelmenin yollarına bakın” derken aynı taktiği izlemekteydi…”

 

Önce şu Kadet meselesini bir açığa çıkartalım. Yazımızdan V. İ. Lenin’in Kadet’lerle aynı kürsüden konuşmasını sakıncalı bulacağımız gibi bir sonuç çıkarmak için, fazlasıyla geniş ve başıboş bir muhayyele gerekiyor: V. İ. Lenin, Karl Marx, Mao Zedong, Fidel Castro, Deniz Gezmiş ya da Behice Boran, tabii ki bir Kadet’in konuştuğu kürsüye çıkıp konuşma yapar, yapmasında bir sakınca yoktur.

 

Ama gelin bir de V. İ. Lenin Lenin’in Kadet’lerle “ittifak” konusunda ne dediğini hatırlayalım: “Şunu unutmayın ki beyler,” diyordu O, “Kadet’lerle ittifak ya da müzakere onlara basınç uygulamanın en kötü yoludur. Pratikte, Sosyal Demokratların bağımsız mücadelelerinin dumura uğratılması anlamına gelecektir; Kadet’ler üzerine Sosyal demokrat baskı değil. Duma’yı devrimselleştirenler ve Kadet’ler üzerinde baskı uygulayanlar, yalnızca usanmaksızın Kadet’lerin her yanlış adımını teşhir edenlerdir.”[4]

 

Bir TÜSİAD “projesi” olduğunda hemfikir olduğumuz (“İmamoğlu doğru, sermayenin Atatürkçü bir projesidir. Onun bu derece rahat hareket etmesini sağlayan da, sermayenin, hatta üst bürokrasideki belli kesiminin açık desteğidir,” diyor kendisi de…) Ekrem İmamoğlu’nun desteklenmesi gerektiğine ilişkin Polat’ın gerekçesi ilginç: “Bu koşullar altında başka bir aday çıkartılamazdı ki…”

 

Ama bizim eleştirisini yaptığımız tam da bu değil miydi: Cumhuriyet tarihi boyunca sosyalistlerin, devrimcilerin, komünistlerin “koşulları değiştirmek için çaba göstermektense koşullara teslim olma”larındaki makus talih: (Üstelik kendisi daha da ileri gidip Şefik Hüsnü Değmer’i “emperyalistlere karşı kendi silahlı birliklerini kurmadığı için eleştiriyor!) 1930’lu 40’lı yılların Tek Parti rejimi altında ağır baskılar altında yaşayan bir avuç komünistten fazlasını beklemek belki uç bir voluntarizm olurdu; ama artık bu “makus talih”i kırmak için çaba göstermenin zamanı gelmedi mi? “Gerici/ faşist” iktidarlara karşı sermayenin şu ya da bu fraksiyonuna (genellikle “ilerici” güzellemeleri eşliğinde) yedeklenme alışkanlığımızı bir kenara bırakıp kendi bağımsız çizgimizi, hattımızı oluşturmayı, yani sosyalistler, devrimciler olarak “ne dediğimizi”, “ne istediğimizi” netleştirerek, kitlelerle BU eksende buluşmayı, bir başka deyişle emek-eksenli bir “taraf” olarak ortaya çıkmayı önermenin neresi “sakıncalı” ya da “sol lafazanlık” ola ki?

 

Bir de şu var: Selçuk Şahin Polat, çelişki dedektifliğine çıkmış. Yazımızda “seçim sonuçlarının AKP iktidarını gerilettiği” saptamamızın İmamoğlu’nun bir TÜSİAD projesi olduğu saptamasıyla çeliştiğini “yakalamış”, iştiyakla soruyor: “Gördüğümüz gibi seçimde İmamoğlu’nu destekleyenler, yazarlarımıza göre CHP kuyrukçuluğu yaparak, TÜSİAD projesini ve İlkesizliği benimseyerek, yine onların ifadesine göre ‘AKP’yi ağır bir yenilgiye, hezimete uğratmışlar, Recep Tayyip ve AKP sultasının kırılmasına’ sebep olmuşlar.” Bu bir çelişki değil mi?

 

Değil … Öncelikle, “seçimde İmamoğlu’nu destekleyenler”, size (ya da sola, solculara…) kulak verdikleri için İmamoğlu’na oy vermediler. KONDA’nın anketine göre, Mart 2019 seçiminde Ekrem İmamoğlu’na oy verdiğini belirten MHP’lilerin oranı yüzde 11’den, Haziran 2019’da yüzde 28’e çıkmış. Aynı oran kararsızlar için yüzde 28 ile yüzde 40, oy kullanmayanlar için yüzde 17 ve yüzde 30. Bu arada şunu belirtmeli, solun etkilemesine en açık kitle olan HDP seçmenlerinin İmamoğlu’na destekleri Mart ayında yüzde 89’dan Haziran seçimlerinde yüzde 91’e çıkmış, yani iki puan artmış![5] Bir başka deyişle, İmamoğlu, 800 bin oyluk farkın büyük bölümünü AKP ile sorunlu “sağ” seçmenden almış… Bunu “sol”un başarı hanesine yazmak, aşırı bir iyimserlik.

 

Peki, bu neye işaret eder? Kemalist laiklikten bagajını boşaltan CHP’nin BU seçmeni elinde tutmak için giderek sağcılaşmak zorunda kalacağına. Teşbih yerindeyse, ANAP’laşacağına. Bu durumda, sizce sol’un, sosyalistlerin ve/ veya HDP’nin böyle bir gidişatı engelleyecek, tersine çevirecek, hatta müdahale edecek bir gücü, ufku ya da stratejisi var mı?

 

Ya da bunlara dikkat çekmenin sakıncası ne?

* * * * *

Bunlarla birlikte, bizim üzerimizden başkalarına yönelik dolaylı bir tutum da siyasi etik açısından mahzurludur; “Yazarların tavırlarının gerekçeleri ve benim eleştirilerim bunlar. Bu aynı zamanda, A. Öcalan’ın zamansız ‘tarafsızlık’ çağrısının, TKP’nin ‘CHP’ye oy vermeme’ tavrının ve de SDP ile ESP’nin seçime ilgili çağrı yapmama tavırlarının da bir eleştirisidir,” satırlarındaki üzere!

 

Yeri gelmişken; belirtmeden geçmeyelim: “Lenin sonrası komünist (sosyalist) hareket belini bir türlü doğrultamadı,” gibi bir hayli büyük bir “iddia”yı dokuz (evet dokuz!) kelimeyele özetleyen Selçuk Şahin Polat’ın (“cüzdanını hep haydutlara veren” ısrarıyla) “Devrim sonrası Bolşevik Parti, boğulmak üzereyken, Alman emperyalistleriyle rezil Brest-Litovsk anlaşmasını yapmıştır,” formülasyonuyla İmamoğlu’nu desteğini açıklamaya kalkışması mugalata değil ise, traji-komiktir.

 

Tıpkı şu ifadelerindeki üzere:

 

“İki yazar, sosyalistleri, neden kuyrukçuluk yapıyorsunuz diye eleştiriyor. İyi güzel de siz onlara ne öneriyorsunuz? Yoksa üzeri çizilmiş boş oy pusulası atmayı mı? Bana göre sosyalistleri, kitlelerin içine girdikleri için değil, kitleleri bizim tarafa döndürmek için hiçbir çaba harcamadıkları için eleştirmeliyiz. Ne demiştik ‘hayduda cüzdanını verebilirsin ama daha sonra onun hakkından gelmek için’. Bunu yapabilmek için de organize olmak gerektiği açık değil mi?...

 

Yazarlarımız eleştiri hedefine HDP’yi de alarak, bu şartlar yerine getirilmeden girişilen desteklemeyi ilkesizlik ve kuyrukçuluk olarak özetlemektedirler…

 

Yani ‘en geniş kesimleri mücadeleye katacak…’ bir söylem onlara göre ‘Boyun eğmiyorum ve eğmeyeceğim,’ imiş. Yanılıyor muyum yoksa? Böyle bir söylem var da ben mi göremedim?”

 

Selçuk Şahin Polat’ın satırlarındaki tutum(suzluk), hem nalına hem de mıhına vuran reel-politikerlikten muzdariptir. Siyasi olarak da, bugünü kurtarmak için gelecekten vazgeçmektir.

 

Sonuç olarak bu da Eduard Bernstein’ın, “Hareket her şeydir, nihai hedef hiç bir şeydir” formülasyonundaki revizyonist vazgeçişten başka bir şey değildir ve insanlar Bernstein ya da Karl Kautsky’yi yeniden (“radikal demokrasi” söylenceleriyle!) güncelleştirmekte özgürler!

 

* * * * *

Bir şey daha: 11. Tez, bizim için dünyayı işçi sınıfının yolunda değiştirme tarihsel girişkenliğinden başka bir şey değildir!

 

Hayır biz, “Dünyayı değiştirme çabası yenik düştü şimdi bir kez daha anlamak gerekiyor”çulardan[6] değiliz.

 

Gelelim; “Özbudun ve Demirer, üç yanlışı yapmayarak seçimlerde sandığa boş oy pusulası atılması doğru tavrını bize gösterdiler. Fakat bu tavır, mevcut faşist iktidara karşı herhangi olumlu bir sonuç üretemedi. Veya yazarlarımız böylesi bir yararı bize aktarmayı unuttular,” denmesine…

 

Biz Emma Goldman’ın, “Artık hayal kuramadığımızda ölürüz,” saptamasındaki bir hayalden söz ediyoruz!

 

Bu elbette reel-politikerlere, parlamentaristlere, “sivil toplumcular”a vb’lerine bir şey ifade etmez; hatta “sol sekterlik”, “doğmatizm” falan da gelebilir!

 

Ancak bu malumun ilanı hezeyanlara rağmen, hâlâ, evet evet hâlâ…

 

Elias Canetti’nin, “Günlük yaşam, yalanlardan kurulu yüzeysel bir düzendir”…

 

Irvin David Yalom’un, “Daha az acı istiyorsanız gidin sürünün bir parçası olun!”…

 

Emma Goldman’ın, “Aramızda gerçeğin ve adaletin en büyük düşmanları, bir kitle hâlindeki çoğunluklardır, kahrolası kitle hâlindeki çoğunluklar”…

 

Jacques Derrida’nın, “Yok kurtuluş yeryüzünde cellatlar bağışlanabildiği sürece”…

 

Ernest Hemingway’in, “Özgürlükten daha önemli bir şey yoktur”…

 

Hermann Hesse’nin, “Bize yol gösterecek kimsemiz yok, tek kılavuzumuz yüreğimizdeki özlemdir,” uyarılarını -“Alayına isyan” vurgusuyla- kulağımıza küpe edip; bizi “Ölümü gösterip, sıtmaya razı etmek” isteyenlere de “Hayır” diyoruz!

 

Ayrıca da yeter artık! Bırakın şu, “Neyi geriletiyor veya kimleri ilerletiyorsunuz; düşündünüz mü?” sorusunu gölgeleyen; “Hedef AKP-MHP’yi geriletmek”[7] türünden ince hesaplı “strateji”ye!

 

Marmara baronlarını halk (ve demokrasi) saflarında tanımlayarak, demokrasi cephesinin ana unsurlarından biri kabul etmek fazla iyimserliktir; hem de Ekrem İmamoğlu şunları haykırırken: “Onların hepsini Allah’a havale ediyorum. Dün birisi Trabzon’da diyor ki, ‘Terörün kucağında’. Ben, bir tek anamın kucağını bilirim. Anacığım da aşağıda. Bir de milletimin değerlerini iyi bilirim. Ben, bir şehre, İstanbul’a hizmet ederken, o kentin çıkarlarını mutlaka düşünen projeler üreteceğim. Bir de bağlı olduğum değerler var. Türkiye’nin o güzelim Misak-ı Milli sınırlarına, komutanlarına, askerlerine, benim dedeme, sizlerin dedelerine, Topal Osman’a, bayrağına, havasına, suyuna, doğasına, bu ülkenin kuruluş değerlerine, Cumhuriyet’e, demokrasiye, çocuklarımızın dünden bugüne gelip, yarınlara ulaşmasının yolunu açan, bu ülkenin tek lideri Mustafa Kemal Atatürk’e bağlıyım.”[8]

 

* * * * *

İyi de şimdi “yığınlara ne önermiş” oluyoruz?

 

Ursula K. Le Guin’in, “Vermediğiniz şeyi alamazsınız, kendinizi vermeniz gerekir. Devrim’i satın alamazsınız. Devrim’i yapamazsınız. Devrim olabilirsiniz ancak. Devrim ya ruhunuzdadır, ya da hiçbir yerde değildir,” uyarısı doğrultusunda kanaatlerimizi ifade ettik; ve kanaatlerimize uygun tavır aldık, diyetini de ödedik; kimiler “yetersiz” bulsa da, bu ve bu kadar!

 

Ve nihayet, “Aslında Manifestonun eleştirisi oldukça uzundu. Burada bunun özetini okuyorsunuz,” notunu eklemeden edemeyen Selçuk Şahin Polat’a, “Gerçeğin büyüklüğünü tanıyıp da onunla dost olamayanlar, o kılığa bürünmüş yalanlarla oyalanırlar,” diyen Hüseyin R. Gürpınar’ın sözleri eşliğinde, “Bu “tartışma”(?) bizim için kapandı; herkes kendi yoluna” diyelim…

 

6 Temmuz 2019 21:25:21, İstanbul.

 

  Bu yazı 4743 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

☁️
--°

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    # Takım O G B M A Y AV P
    1Galatasaray7511--516
    2Beşiktaş7502--815
    3Amed7421--814
    4Fenerbahçe7412--1313
    5Trabzonspor7412--1113
    6Alanyaspor7331--212
    7Kocaelispor7403--212
    8Çorum FK7313--410
    9Kasımpaşa7241--010
    10Rizespor7313---210
    11Başakşehir7223---18
    12Gaziantep FK7223---38
    13Gençlerbirliği S.K.7223---88
    14Erzurumspor FK7223---88
    15Göztepe7133--06
    16Konyaspor7124---45
    17Samsunspor7115---94
    18Eyüpspor7106---183
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    16 Ekim, CumaÇorum FK20:00Rizespor
    17 Ekim, CumartesiErzurumspor FK13:30Eyüpspor
    17 Ekim, CumartesiGençlerbirliği S.K.16:00Galatasaray
    17 Ekim, CumartesiAmed16:00Konyaspor
    17 Ekim, CumartesiFenerbahçe19:00Alanyaspor
    18 Ekim, PazarKasımpaşa13:30Samsunspor
    18 Ekim, PazarKocaelispor16:00Göztepe
    18 Ekim, PazarBaşakşehir19:00Gaziantep FK
    19 Ekim, PazartesiTrabzonspor20:00Beşiktaş
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Kayserispor10811--1725
    2Iğdır FK10622--620
    3Bursaspor9612--819
    4Batman Petrolspor10613--319
    5Keçiörengücü10451--917
    6Mardin 19699432--515
    7Sarıyer10433---115
    8Antalyaspor10505---215
    9Bandırmaspor10352--914
    10Fatih Karagümrük9342--113
    11Sivasspor10262--112
    12Muğlaspor9261--112
    13Bodrum FK10253--211
    14Pendikspor10244---710
    15Manisa F.K.9234---19
    16Esenler Erokspor9153---58
    17Ümraniyespor9144---37
    18Vanspor FK10235---107
    19İstanbulspor10127---155
    20Boluspor9018---181
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    13 Ekim, SalıBandırmaspor1-1Sivasspor
    13 Ekim, SalıSarıyer1-4Bodrum FK
    13 Ekim, SalıPendikspor1-2Vanspor FK
    DünBatman Petrolspor4-2İstanbulspor
    DünAntalyaspor0-4Kayserispor
    DünKeçiörengücü0-0Iğdır FK
    DünÜmraniyespor0-1Boluspor
    BugünMardin 196917:00Fatih Karagümrük
    BugünManisa F.K.20:00Esenler Erokspor
    BugünMuğlaspor20:00Bursaspor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Muş Sport Klübü6510--916
    2Aliağa FAŞ6501--415
    3Elazığspor6411--1113
    4Güzide Gebzespor6330--412
    5Çorluspor 19476312--510
    6İnegöl Kafkas Gençlik6312--310
    7Isparta 32 Spor6312--110
    8Şanlıurfaspor6231--19
    9Menemen FK6303---19
    10Erbaaspor6213--07
    11Somaspor5212---27
    1268 Aksaray Belediyespor6132--16
    13Ankaraspor6204---46
    14Kastamonuspor6204---103
    15Sebat Gençlikspor5023---42
    16Arnavutköy Belediyespor6006---100
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiElazığspor19:00Arnavutköy Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiMenemen FK19:00Güzide Gebzespor
    17 Ekim, CumartesiŞanlıurfaspor19:00Hatayspor
    18 Ekim, PazarKastamonuspor14:30Isparta 32 Spor
    68 Aksaray BelediyesporErbaaspor14:30Çorluspor 1947
    68 Aksaray Belediyesporİnegöl Kafkas Gençlik15:00Sebat Gençlikspor
    68 Aksaray BelediyesporMuş Sport Klübü19:00Ankaraspor
    68 Aksaray BelediyesporSomaspor19:00Aliağa FAŞ
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Yeşilyurt Belediyespor6600--2318
    2Talasgücü Belediyespor6510--1016
    3Bitlis Özgüzelderespor6501--1215
    4Niğde Belediyesispor6501--1015
    5Karaköprü Belediyespor6501--915
    6Mazıdağı Fosfatspor6420--914
    7Kırşehir Belediyespor6411--1513
    8Ağrı 19706222--08
    9Kırıkkale Büyük Anadolu6213---17
    10Silifke Belediyespor6213---37
    11Adana Adaletgucu6204---36
    12Osmaniyespor6204---56
    13Yeni Mersin Idmanyurdu6204---56
    14Karaman FK6204---96
    15Yozgat Bld Bozokspor6114---154
    16Diyarbekirspor6015---71
    17Yeni Malatyaspor6006---180
    18Adanaspor6006---220
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiYeni Malatyaspor14:00Mazıdağı Fosfatspor
    17 Ekim, CumartesiBitlis Özgüzelderespor14:00Yeşilyurt Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiAdanaspor14:30Yeni Mersin Idmanyurdu
    17 Ekim, CumartesiSilifke Belediyespor14:30Karaköprü Belediyespor
    18 Ekim, PazarAğrı 197014:00Kırıkkale Büyük Anadolu
    18 Ekim, PazarKırşehir Belediyespor14:30Niğde Belediyesispor
    18 Ekim, PazarKaraman FK14:30Adana Adaletgucu
    18 Ekim, PazarOsmaniyespor14:30Diyarbekirspor
    18 Ekim, PazarYozgat Bld Bozokspor19:00Talasgücü Belediyespor
    Son güncelleme: 15.10.2026 05:51:35