Sibel ÖZBUDUN

KİMİNİN DÜŞÜ, ÖTEKİNİN KARABASANIDIR...[1]

Sibel ÖZBUDUN
  19-08-2020 17:01:00
 

SİBEL ÖZBUDUN

 

"Gelecek; güçsüzler için ulaşılmaz,

korkaklar için bilinmezlik,

cesurlar için ise şanstır."[2]

 

"Özel bir şirket uzaya adam yolladı diye heyecanlanıp insanlık ve gelecek adına umutlanmayı anlamıyorum. O uzay, o gelecek bizim değil. Sen ben, hepimiz o şirketler yaşasın diye salgın sırası işe yollanan kalabalıklarız. Sokakta gırtlağına basılanlarız. Cop, kurşun yiyenleriz."

Ümit Ünal'ın 31 Mayıs (2020) tarihli twit'i böyleydi...

Herkes için eşit, türdeş, tekil bir "gelecek" olmadığının çarpıcı bir ifadesi...

Evet, gelecek, tek değil. Tahayyülü de öyle. Farklı konumlar, farklı çıkarlar, farklı sınıflar için farklı biçimlere bürünüyor. Birilerinin ütopyası, ötekilerin distopyası olabiliyor pekâlâ... Nazileri düşünün, örneğin. Irkların birbirine karışmaksızın bir hiyerarşi içinde dizildiği, Aryen "ırk"ın dünyaya hâkim olduğu, zengin, çalışkan, saf bir "Büyük Almanya" tahayyülü... Peki, bu "kurgu"nun Yahudiler için ne anlama geldiğini düşünebiliyor musunuz?

Corona pandemisi pek çok tartışmanın yanı sıra, bir de "gelecek" projeksiyonlarına ilişkin tartışmaları tetikledi. "Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak" söylemleri eşliğinde...

Çin'in Wuhan eyaletinde bir yabanıl hayvan pazarında ortaya çıkıp birkaç ay içerisinde yeryüzüne yayılan bir virüs, sınırların kapatılmasına, milyonlarca insanın aylar boyu eve kapanmasına, küresel ticaretin durma noktasına gelmesine, gıda krizine, üretimin büyük ölçüde duraklamasına, milyonlarca kişinin işsiz kalmasına, dünya çapında iflaslara... "yol açtı" demeyeceğim; vesile oldu. Daha doğru bir deyişle, dünyanın "bu hâli"nin olanca konforlu, teknolojik, mamur-müreffeh, yüksek-teknolojik, güvenli "görüntü"sünün nasıl bir anda dökülebilecek bir cila olduğunu gözler önüne serdi... Kapitalizmin nasıl kendi suretinde bir cehennem yarattığını... Yaban doğayla arasındaki "mesafe"yi durmaksızın ihlâl eden, talancı, fetihçi bir uygarlığın, eninde sonunda, çökmemek için nasıl mensupları arasında "sosyal mesafe" va'zetmek zorunda kaldığını yaşadık, gördük...[3]

Kapitalizmin her şeyi piyasalaştırma, alınır-satılır hâle getirme, yeryüzünün en ücra köşelerine dek yayılma yolundaki önüne geçilemez dürtüsünün, insanlığa ne denli pahalıya patladığını da... "Artık dünya küresel bir köy hâline geldi; mesafeler kısaldı, mallar, fikirler, sermayeler, insanlar, imgeler, yeryüzü ölçeğinde misli görülmemiş bir hızla deviniyor" devinmesine, ama bu "bitişiklik ve sürat" hâli felaketlerin de (virüsler, nükleer serpinti, kirlilik, savaşlar, uyuşturucu, iktisadi krizler, insan ticareti, pornografi...) misli görülmemiş bir hızla devinmesini getirmekte beraberinde... Tüketim tutkusu, bir cep telefonu, bir otomobil, bir bilgisayar programı, bir ayakkabı modelinin, bir markanın nerdeyse gün yüzü görmeden eskiyip yenisiyle değiştirildiği, sanal ya da gerçek nesnelerin insan ihtiyaçlarıyla bağlantısını tümüyle yitirip var olmanın sahip olmaya eşitlendiği bir toplumun, dayanışma, kolektivite, belalarla birlikte baş edebilme yerine, paranoyak, tekbenci, empati yoksunu, atomize bir bireyler topluluğuna dönüşmesini izledik son yüz yılda...

Ve insanlar arasındaki eşitsizliğin hem ulusal, hem bölgesel hem de küresel düzlemlerde dudak uçuklatıcı boyutlara vardığını, Oxfam verilerine göre dünyanın en zengin 2.153 kişisinin servetlerinin toplamının dünya nüfusunun yüzde 60'ının (4.6 milyar kişi) toplam servetinden daha fazla olduğu[4] küresel kapitalizm dünyasında kronik mali krizler daralan fazlarla emekçiler, yoksullar üzerindeki cendereyi daha da daraltıyor.

Böyle bir sistemin sürdürülemezliği, bugün alttakiler için de açıkça ortaya çıktı, üsttekiler için de. Pandemi, buna vesile, belki de katalizör oldu. Hemen herkesin ağzındaki "Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak" retoriği, bunun tanığı. Herkes, farklı bakımlardan "yeni normal"i tanımlama peşinde.

Şunun altı çizilmeli: Kapitalizm yarattığı bir sorunu çözerken (ya da şöyle demeli: çözer-"miş gibi" yaparken) durmaksızın yeni sorunlar yığar insanlığın önünde. Örneğin yarattığı "otomobil uygarlığı"nın yol açtığı sorunlar yığını (hava kirliliği, petrol rezervlerinin tükenmesi...) karşısında bulduğu yanıt, toplu taşımacılığa ağırlık verilmesi, kentlerin yeniden düzenlenmesi, yaşamın yavaşlatılması vb. değil, biyoyakıtla çalışan araçların geliştirilmesidir.

Böylelikle devasa tarım alanları, giderek kıtalar (Latin Amerika, Afrika) biyoyakıt üretiminde kullanılan bitkilerin (mısır, kanola vb.) monokültürüne tahsis edilirken, milyonlarca çiftçinin geçim temelleri yok edilmekte, açlık tehlikesi tetiklenmektedir... Geçim temellerini yitiren, açlık tehdidiyle karşı karşıya kalan kırsal nüfusun kentlere yığılması ya da gelişmiş kapitalist ülkelere kitlesel göçü ise, çarpık kentleşmeden yoksulluğa, sınırların militarizasyonundan ırkçılığın yükselişine yeni sorun yumaklarını yaratacaktır. Her birini çözme girişiminin, sistemi daha da sürdürülemez kılacağı iltihaplı sorunlar! Sistem, ilk evrelerindeki "yapıcı yıkıcılığını" çok gerilere bırakmış, kendini kurtarma yönündeki her hamlesi insanlığa büyük zarar veren kusursuz bir "yıkıcı yıkıcılığa" dönüşmüştür.

Bugünün "hiçbir şey eskisi gibi olmayacak" retoriği, aslında, sistemin bütün hızıyla kayalara tosladığının alameti... Kapitalistler ve ideologları, su aldığını artık hiç kimseden gizleyemedikleri gemiyi yeniden yüzdürebilmek için çeşitli projeksiyonlar sürüyorlar piyasaya...

Denendi, bir ölçüde "yürüdüğü" de görüldü: Beyaz yakalıların çoğunun evden çalıştığı, hayatın on-line'a geçtiği, alışverişin dijital ortama aktarıldığı, milyonlarca öğrencinin "uzaktan eğitim"e geçtiği "yeni" bir çalışma ve yaşam modeli... Daha fazla teknoloji (ölü emek), daha az işçi (canlı emek). Ofislerin, ardiyelerin, fabrikaların, okulların, sokakların boşaldığı, insan faaliyetlerinin büyük bölümünün sanal ortama aktarıldığı "yeni hayat"... Patronların iştahını kabartıyor:

"Japonya'da bir üniversite Robot Avatlarla mezuniyet töreni gerçekleştirdi. Dünya üzerinde milyonlarca insan bir anda uzaktan çalışmaya geçip, normalde fiziksel olarak gerçekleşen toplantıları online olarak gerçekleştirmeye başladı. California merkezli girişim Nuro, sürücüsüz alışveriş teslimat araçları için rekor hızda DMV'den izin aldı ve test sürüşlerine başladı.

Belki farkında değiliz ama teknolojik bir devrim gerçekleşiyor. Pandemi sonrası da hiçbir şey eskisi gibi olmayacak."[5]

"İnovasyon", "dijital ekonomi", "e-ticaret", "akıllı kentler", "yapay zekâ"... toplumun "tuzu kuru" kesimlerini, ama özellikle de bu yolla işyeri kirası, elektrik, ısınma, bakım, servis, yemek vb. masraflardan kurtulmanın yanı sıra, çalışanların araya gelip patronların "sakıncalı" fikirleri paylaşması, "tehlikeli" eylemlere girişmesi riskini de bertaraf eden, patronları heyecanlandıran kavramlar.[6] Üretimin "ölü emeğe" yıkılarak "canlı emeğin" değersizleştirilmesi projesi...

Bir süre önce New York valisi Andrew Cuomo, Silicon Vadisi şirketleriyle birlikte New York'la ilgili yeni proje geliştirdiğini açıkladı. Apple'ıne eski CEO'su Eric Schmidt, eski vali Michel Bloomberg ve Melinda ve Bill Gates çifti tarafından desteklenen "proje"yi, Zizek, Naomi Klein'dan naklen şöyle betimliyor:

"Cuomo ve Schmidt 'COVID sonrası New York eyaletini şöyle hayal edin: teknoloji, sivil yaşamın her alanına kalıcı bir şekilde entegre edilecek" sözleriyle planı lanse ediyor. Naomi Klein bu ifadeyi "kalıcı olarak devam ettirilebilen ve son derece kârlı, kimsenin kimseyle fiziksel temas kurmadığı bir gelecek" olarak tercüme ediyor. Örneğin evden dışarı çıkarak harcamak isteyeceğiniz nakit para olmayacak. Her türlü mal ve hizmet internet üzerinden sipariş edilecek ve siparişleriniz evinize drone ile gönderilecek, "sonra bu teslimatın bilgisi ortak merkezi platformun ekranına düşecek' ve sistem uzaklarda bir yerde 'depolarda, veri merkezlerinde, içerik düzenleyici merkezlerde, montaj fabrikalarında, lityum madenlerinde, sanayi merkezlerinde, et işleyen fabrikalarda ve hapishanelerde çalışanları tetikleyecek.'"

Ve Zizek ekliyor: "Dilin ve konuşmanın olmadığı silikon bir dünyada yalıtılmış korunaklı kapsüllerin içine tıkılmış insanlar... Biz bu kapsüllerin içinde otururken sistemi işleten derebeylerimiz kazanmaya devam edecek. Bize görünmeyen daha başka milyonlarca insan da kan-ter içinde harıl harıl çalışmaya devam edecekler - nasıl karabasan ama?"[7]

"Olay"ın yalnızca New York'ta geçtiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz! Örneğin MÜSİAD, yaklaşık 4500 kişinin (1000 aile) yaşayabileceği, ülkenin hayati sektörlerini barındıran, her türlü olağanüstü durumda üretimi devam ettirebilecek, kapılarını kapattığında kendine yeterli olabilecek, depolama ve sanitasyon olanaklarının yanı sıra, işçi konutları, eğitim kurumları, marketleri, PTT'si, tiyatro-sineması bulunan "izole üretim üsleri"ni devreye sokmaya başladı bile.[8] Kapalı devre işleyecek bu "izole üretim üsleri"nin kapısından hiçbir "idlal ve ifsad" (yoldan saptırma ve fesada yol açma) teşebbüsünün girmesine izin verilmeyeceğini kestirmek için kahin olmaya gerek yok. Toplumun bütününden izole edilmiş işçiler, sonsuza dek pürüzsüz döneceği tasavvuruyla kurulmuş bir düzenek içinde itaatkâr ve verimli, üretimi sürdüreceklerdir. Boş zamanlarını nasıl dolduracakları, çocuklarının okulda neler öğreneceği, hangi filmleri izleyecekleri, ne düşünecekleri MÜSİAD tarafından dikte edilerek...

Dediğim gibi, sömürü ve tahakküm düzenlerinde birilerinin "düş"ü, ötekilerin "karabasan"ıdır.

Patronların bu olabildiğince "emekçisizleştirilmiş" (daha doğru bir deyişle emekçiler gözlerden silinmiş), "arındırılmış/strelize" izolasyon dünyasından devşirecekleri tek kazanç, maliyetleri düşürmek değil, kuşkusuz. Aynı zamanda her bir bireyin dijital bir "büyük gözaltı"nda yaşayacağı bir gözetim toplumu kurmak.

Bunu fütürolog Yuval Noah Harari, Financial Times'da yayınlandığında çok tartışma yaratan yazısında betimliyor:

"Düşünce deneyi olarak şöyle bir şey hayal edin: 24 saat boyunca vatandaşlarının kalp atışlarını ve vücut ısılarını ölçmek isteyen bir hükümet bütün vatandaşlarına bu işe yarayacak bir bileklik takıyor. Sonuçlar da yine hükümetin oluşturduğu algoritmalar tarafından analiz ediliyor. Siz bile bilmeden bu veriler sizin hasta olup olmadığınızı bilirken aynı zamanda ne zaman, nerede olduğunuzu, kimlerle görüştüğünüzü de tespit edebilecek. Böyle bir sistem salgını birkaç gün içinde durdurabilir. Ne kadar muhteşem değil mi?

Olumsuz tarafı ise tabii ki inanılmaz bir gözetim mekanizmasına meşruiyet kazandıracak olması. Mesela CNN yerine FOX News bağlantısına tıklarsam siyasî düşüncemin yanı sıra kişiliğim ile ilgili de ne çıkarımlar yapılacaktır, kimbilir. Eğer kalp atış hızımı ve kan akışımı takip ederseniz aynı zamanda beni neyin sinirlendirdiğini ve güldürdüğünü de göreceksiniz.

Şunu hatırlamamız gerekir ki sinirlenme, eğlenme, âşık olma veya sıkılma gibi durumlar da tıpkı öksürme ve hasta olma gibi biyolojik olgulardır. Eğer bu gözetim mekanizmaları devam ederse hükümetler bizi bizden daha iyi tanıyacaklar. Duygularımızı tahmin edip onları manipüle ederek bize istedikleri malları ve siyasetçileri satabilecekler. Kuzey Kore'de bu sistemin 2030 yılında geçerli olduğunu varsayalım. Eğer "Büyük Lider"in konuşmasını dinlerken sinirlenirseniz, akıbetiniz malûm.

Elbette ki biyometrik gözetlemeyi yalnızca acil durum zamanlarında kullanılan bir önlem olarak da kurgulayabilirsiniz. Ancak ya her zaman bir acil durum olma riski ile yaşamaya başlarsak ne olacak?"[9]

Harari'nin "otoriter/totaliter toplumlar için kurguladığı (meşhur "Çin modeli") ama "demokratik" toplumlara da sirayet etmesinden kaygılandığı bu distopyanın, artık kadükleşmiş "otoriter/ totaliter-demokratik" ikileminin ötesinde, tüm bir kapitalist dünya için yeni bir "cennet" projeksiyonu olduğuna kuşku yok. "İşçisizleştirilmiş üretim / gözetim altındaki toplum..." Meraklısı, "MÜSİAD Davos"u olarak niteleyebileceğimiz MÜSİAD-Vizyoner zirvelerinin tartışma başlıklarına bir göz atabilir.[10]

Emek cephesi, muhalifler arasındaysa, pandeminin kapitalizmin sürdürülemezliğini, başta sağlık sistemi olmak üzere kâra dayalı mantığının insan yaşamını nasıl hiçe saydığını açığa çıkardığını öne sürüp, "hiçbirşey eskisi gibi olmayacak"ı kapitalist olmayan ya da "sürdürülebilir" (deyim yerindeyse "light") bir kapitalizme dayalı, doğayla barışık, dayanışmacı bir toplum modelini mümkün kıldığı şeklinde yorumlamayı yeğleyenler var.

Kapitalizmin herhangi bir kisveyle sürdürülebileceği varsayımı, hiç kuşku yok ki, müflis bir yaklaşımdır. Yeryüzünü "izole üretim birimlerine hapsedilmiş işçiler/ üreticiler" ile "evlerinde tecrit edilmiş dijital tüketiciler" olarak örgütlemeye heves eden bir tasarımın dağarcığında, "insan" diye bir kaygının bulunmadığı, açıktır. "Üretim"i dijitalize etme, emekçi sayısını asgarileştirme, her şeyi "akıllı"laştırarak üretim ve dağıtım süreçlerinde insan müdahalesini olabildiğince sınırlandırma, devasa bir perakende sektörünü (bakkal, manav, kırtasiyeci, tuhafiyeci, berber, nalbur, tesisatçı, terzi...) yok etmeye yönelik Endüstri 4.0 güzellemeleri, kapitalistlerin elinde, nüfusun büyük kesimlerinin marjinalleşmesi ve "a(r)tık nüfus"a dönüşmesinden öte bir anlam taşımaz. Bu tasarımın, milyonlarca, milyarlarca işsizleşmiş işçinin, esnafın, köylünün, küçük tüccarın geçimini nasıl sağlayabileceğine dair bir tasarımı, bir yanıtı ya da bir yanıt verme iradesi/niyeti yoktur.

Bereket, artık söylenecek yalan kalmadığını, "evde kal/hayat eve sığar/ sosyal mesafeyi koruyalım" talkınının sisi pusu dağılmaya yüz tuttuğunda, "sosyal-mesafeyi-koruma-şansı-olmayanlar" sokaklara dökülerek aşikar etti. Varoşlara sıkıştırılmış yaşamlara mahkûm kılınmışlardı, işsizdiler ya da sefalet ücretli, kırılgan işlerde çalışıyorlardı, yoksuldular, dışlanmışlardı, kriminalize edilmişlerdi, cezaevlerini dolduruyor, sokak ortasında polis vahşetinin hedefi oluyor, nefes alamıyorlardı. Bir kez daha başkaldırdılar. "Biz varız!" diye haykırıyorlar, Minneapolis, New York, Londra, Paris, Brüksel, Beyrut sokaklarında...

Onlar sistemin efendilerinin hayallerini süsleyen "kapsül-içi" on-line yaşama, kredi kartlarının limiti kadar prestij sahibi olmaya, biyometrik kayıtlarının devlet ya da şirketlerin eli altında olmasına, "akıllı kentler"de 7/24 gözetim altında tutulmaya, kısacası "Endüstri 4.0" bir yaşama razı değiller.

Nasıl bir yaşam düşledikleri, kavgalarında şekillenecek. Tıpkı geleceğin onların elinde şekilleneceği gibi...

 

10 Haziran 2020 18:20:49, İstanbul.

  Bu yazı 9190 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

☁️
--°

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    # Takım O G B M A Y AV P
    1Galatasaray7511--516
    2Beşiktaş7502--815
    3Amed7421--814
    4Fenerbahçe7412--1313
    5Trabzonspor7412--1113
    6Alanyaspor7331--212
    7Kocaelispor7403--212
    8Çorum FK7313--410
    9Kasımpaşa7241--010
    10Rizespor7313---210
    11Başakşehir7223---18
    12Gaziantep FK7223---38
    13Gençlerbirliği S.K.7223---88
    14Erzurumspor FK7223---88
    15Göztepe7133--06
    16Konyaspor7124---45
    17Samsunspor7115---94
    18Eyüpspor7106---183
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    16 Ekim, CumaÇorum FK20:00Rizespor
    17 Ekim, CumartesiErzurumspor FK13:30Eyüpspor
    17 Ekim, CumartesiGençlerbirliği S.K.16:00Galatasaray
    17 Ekim, CumartesiAmed16:00Konyaspor
    17 Ekim, CumartesiFenerbahçe19:00Alanyaspor
    18 Ekim, PazarKasımpaşa13:30Samsunspor
    18 Ekim, PazarKocaelispor16:00Göztepe
    18 Ekim, PazarBaşakşehir19:00Gaziantep FK
    19 Ekim, PazartesiTrabzonspor20:00Beşiktaş
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Kayserispor10811--1725
    2Iğdır FK10622--620
    3Bursaspor9612--819
    4Batman Petrolspor10613--319
    5Keçiörengücü10451--917
    6Mardin 19699432--515
    7Sarıyer10433---115
    8Antalyaspor10505---215
    9Bandırmaspor10352--914
    10Fatih Karagümrük9342--113
    11Sivasspor10262--112
    12Muğlaspor9261--112
    13Bodrum FK10253--211
    14Pendikspor10244---710
    15Manisa F.K.9234---19
    16Esenler Erokspor9153---58
    17Ümraniyespor9144---37
    18Vanspor FK10235---107
    19İstanbulspor10127---155
    20Boluspor9018---181
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    13 Ekim, SalıBandırmaspor1-1Sivasspor
    13 Ekim, SalıSarıyer1-4Bodrum FK
    13 Ekim, SalıPendikspor1-2Vanspor FK
    DünBatman Petrolspor4-2İstanbulspor
    DünAntalyaspor0-4Kayserispor
    DünKeçiörengücü0-0Iğdır FK
    DünÜmraniyespor0-1Boluspor
    BugünMardin 196917:00Fatih Karagümrük
    BugünManisa F.K.20:00Esenler Erokspor
    BugünMuğlaspor20:00Bursaspor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Muş Sport Klübü6510--916
    2Aliağa FAŞ6501--415
    3Elazığspor6411--1113
    4Güzide Gebzespor6330--412
    5Çorluspor 19476312--510
    6İnegöl Kafkas Gençlik6312--310
    7Isparta 32 Spor6312--110
    8Şanlıurfaspor6231--19
    9Menemen FK6303---19
    10Erbaaspor6213--07
    11Somaspor5212---27
    1268 Aksaray Belediyespor6132--16
    13Ankaraspor6204---46
    14Kastamonuspor6204---103
    15Sebat Gençlikspor5023---42
    16Arnavutköy Belediyespor6006---100
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiElazığspor19:00Arnavutköy Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiMenemen FK19:00Güzide Gebzespor
    17 Ekim, CumartesiŞanlıurfaspor19:00Hatayspor
    18 Ekim, PazarKastamonuspor14:30Isparta 32 Spor
    68 Aksaray BelediyesporErbaaspor14:30Çorluspor 1947
    68 Aksaray Belediyesporİnegöl Kafkas Gençlik15:00Sebat Gençlikspor
    68 Aksaray BelediyesporMuş Sport Klübü19:00Ankaraspor
    68 Aksaray BelediyesporSomaspor19:00Aliağa FAŞ
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Yeşilyurt Belediyespor6600--2318
    2Talasgücü Belediyespor6510--1016
    3Bitlis Özgüzelderespor6501--1215
    4Niğde Belediyesispor6501--1015
    5Karaköprü Belediyespor6501--915
    6Mazıdağı Fosfatspor6420--914
    7Kırşehir Belediyespor6411--1513
    8Ağrı 19706222--08
    9Kırıkkale Büyük Anadolu6213---17
    10Silifke Belediyespor6213---37
    11Adana Adaletgucu6204---36
    12Osmaniyespor6204---56
    13Yeni Mersin Idmanyurdu6204---56
    14Karaman FK6204---96
    15Yozgat Bld Bozokspor6114---154
    16Diyarbekirspor6015---71
    17Yeni Malatyaspor6006---180
    18Adanaspor6006---220
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiYeni Malatyaspor14:00Mazıdağı Fosfatspor
    17 Ekim, CumartesiBitlis Özgüzelderespor14:00Yeşilyurt Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiAdanaspor14:30Yeni Mersin Idmanyurdu
    17 Ekim, CumartesiSilifke Belediyespor14:30Karaköprü Belediyespor
    18 Ekim, PazarAğrı 197014:00Kırıkkale Büyük Anadolu
    18 Ekim, PazarKırşehir Belediyespor14:30Niğde Belediyesispor
    18 Ekim, PazarKaraman FK14:30Adana Adaletgucu
    18 Ekim, PazarOsmaniyespor14:30Diyarbekirspor
    18 Ekim, PazarYozgat Bld Bozokspor19:00Talasgücü Belediyespor
    Son güncelleme: 15.10.2026 05:51:35