Sibel ÖZBUDUN

KAPİTALİZMİN "SON" ÜRÜNÜ=EKOLOJİK YIKIM

Sibel ÖZBUDUN
  30-05-2021 22:03:00

SİBEL ÖZBUDUN- TEMEL DEMİRER

 

"Düşünülemez olanın

düşünülür hâle geldiği

ve imkânsız olanın

gerçekleştiği zamandı."[1]

 

Devasa boyutlu küresel bir ekolojik yıkım ile yüz yüzeyiz...

'Uluslararası Biyoçeşitlilik ve Ekosistem Hizmetleri Bilim-Politika Platformu'nun (IPBES) raporuna göre, "Doğanın büyük bir kısmı zaten kayboldu, kalanı ise gerilemekte... Karasal çevrenin yüzde 75'i, deniz çevresinin yüzde 40'ı ve akarsuların yüzde 50'si önemli bozulma işaretleri veriyor."

Evet yeryüzünün yüzde 40'ından fazlası artık tarımsal veya kentsel alanlara dönüştü.

Okyanusların sadece yüzde 13'ü ve karanın sadece yüzde 23'ü hâlen "doğal" olarak sınıflandırılabiliyor.

Topraktaki bozulma, yeryüzündeki tarımsal üretimi yüzde 20 oranında azaltarak, 3 milyarı aşkın kişiyi etkiledi. 1990 ile 2015 arasında küresel ormanlık alanlar yüzde 6 oranında azalarak, 4.28 milyar hektardan 3.99 milyar hektara geriledi.

Dünya nüfusunun yüzde 60'a yakınının kentlerde yaşadığı koşullarda, kentsel alanlar 1992'den beri ikiye katlandı. Kirlilik düzeyini belirlemek daha zor, ancak gübre kullanımı arttı.

Gezegende kullanılmış ve kirletilmiş suyun yüzde 80'i çevreye dökülüyor ve aynı zamanda 300 ila 400 milyon ton ağır metal, çözücü, kimyasal çamur ve diğer atıklar her yıl sulara bırakılıyor. Böylece, dünya nüfusunun yüzde 40'ından fazlası temiz suya erişemiyor.

Her yıl milyonlarca ton plastiğin döküldüğü okyanusların sağlığı da iyi durumda değil. Balık avı endüstrisine bağlı 70 bin gemi, denizlerin en az yüzde 55'ini kullanıyor. Temel balık stoklarının yüzde 75'ine yakını bugün tüketilmiş veya aşırı işlenmiş durumda.

Bilim insanları gezegende 8 milyon dolayında hayvan ve bitki türü olduğunu tahmin ediyor. Ancak bunların 1 milyonu tarım, balık avı veya küresel ısınmanın baskısı altında yok olma tehlikesi yaşıyor.

Uzmanlar, türlerin yok olma oranının her an ani bir hız kazanabileceği uyarısını yapıyor. 3 bin dolayında omurgalı ve 40 bini aşkın bitki, yaşam alanlarına verilen zararlardan dolayı daha şimdiden yok olmaya mahkûm edilmiş durumda.

Rapor her ne kadar omurgalılar üzerine yoğunlaşsa da, karada ve denizde hayvan nüfusunda genel bir azalmaya dikkat çekiliyor.[2]

'IPBES raporuna göre, dünyadaki bitki ve hayvan türlerinin yüzde 12'si tükenme tehlikesiyle karşı karşıya"yken[3] ve de 'Dünya Doğayı Koruma Vakfı' (WWF) ile 'Küresel Ayak İzi Ağı'nın 'Dünya İnliyor' raporuna göre de, "Avrupalılar, kıtanın doğal ekosisteminin sunduğundan iki kat daha fazla kaynağı tüketiyor"ken;[4] bu kadar da değil!

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün (FAO) açıkladığı rapora göre, dünya genelinde biyoçeşitliliğin azaldığına dair kanıtlar artmakta ve bu durum, gıda arzı ve çevre için "büyük bir tehdit" oluşturuyor.

"Gıdalarımız için kritik önemde olan bitki, hayvan ve mikroorganizmalar yok olduğunda, bunun geri dönüşü yok," denilen rapora göre, biyoçeşitliliğin azalma nedenleri ise çok fazla. Orman varlığının azalması, dağların ve yaylaların imar, maden ve enerji amaçlı yağmalanması, akarsuların, denizlerin ve yeraltı sularının hızla kirlenmesi, küresel iklim değişimi gibi birçok neden biyoçeşitlilik üzerinde adeta soykırıma yol açıyor.

Biyoçeşitlilik azalırken aynı zamanda tarımsal üretimde de ciddi düşüşler yaşanıyor. Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı, biyoçeşitliliği katleden tarım ilaçları, arazilerin sınaî ve kentsel atıklarla kirletilmesi vb. nedenler, gıda üretiminin tehlikeli biçimde azalmasına yol açıyor.

Durum o denli vahim ki doğa tahribatı ve iklim değişikliğinin türlerin yok oluş hızını arttırdığı ve altıncı büyük yok oluşa neden olabileceği belirtiliyor.

Galiba şimdilerde Sait Faik Abasıyanık'ın, "Kuşları boğdular, çimenleri söktüler, yollar çamur içinde kaldı.

Dünya değişiyor dostlarım. Günün birinde gökyüzünde, güz mevsiminde artık esmer lekeler göremeyeceksiniz.

Günün birinde yol kenarlarında, toprak anamızın koyu yeşil saçlarını da göremeyeceksiniz. Bizim için değil ama, çocuklar, sizin için kötü olacak. Biz kuşları ve yeşillikleri çok gördük.

Sizin için kötü olacak. Benden hikâyesi,"[5] denilen vahşet dengesi(zliği)yle yüz yüzeyiz...

Yine IPBES'in verilerine göre: 1700'de var olan sulak alanların yüzde 85'i 2000'de kaybedildi...

İnsansal faaliyetler dünyada bulunan kara parçalarının yüzde 75'ini etkiledi...

Ormanların yüzde 50'si tarımsal faaliyetlere açıldı...

İklim değişikliğinden ötürü karada yaşayan memeli hayvanlar yüzde 47 oranında zarara uğradı...

Amfibilerin nesli yüzde 40 oranında tükendi...

2015'ten bu yana balıklarda aşırı avlanmadan ötürü yüzde 33 azalma yaşandı. Deniz memelilerinin türleri yüzde 33 oranında azaldı...[6]

'Berlin Doğa Tarihi Müzesi' araştırmacılarından Emrah Çoraman, "Doğa tahribatı, türlerin yok oluş hızını arttırdı. Soyu tükenen türlerin sayısı o kadar hızlı artıyor ki, bilim insanları bunun altıncı büyük yok oluşa neden olacağını düşünüyor... Yakın gelecekte iklimin daha da ısınması, canlı türlerinin büyük kısmını ortadan kaldırabilir,"[7] diyor.

* * * * *

Sürdürülemez kapitalist yıkımın Max Horkheimer'ın, "İnsan, paranoyakça bir hırsla doğayı kendine ait kılmaya çalışmaktan vazgeçtiği anda doğanın dilinin çözülmeye başladığını görebilecek," saptamasını tekzip ettiği vahşetin orta yerinde; "Doğa insanın dışında yabancı bir nesne değildir, insan doğanın bir parçasıdır, insan doğayla bütünleşmiştir, insan doğa sayesinde var olmuştur ve doğa sayesinde varlığını sürdürmektedir,"[8] saptamasının artık bir anlamı kalmamıştır.

"Nasıl" mı?

İnsanların ormanları yok edip yerlerine yerleşim alanları açarak biyolojik çeşitliliği azaltmalarının Covid-19 ve benzeri pandemileri yaygınlaştırdığı artık biliniyor. Peki, bu nasıl oluyor? 6 kıtadan yaklaşık 6 bin 800 ekolojik topluluğun incelendiği yeni bir araştırma bunun nedenini açıklığa kavuşturdu:

Kimi canlı türleri yeryüzünden yok olurken, sıçanlar ve yarasalar gibi yaşamlarını sürdürmeyi becerebilen türler bir olasılıkla insanlara da sıçrayabilecek tehlikeli patojenlere ev sahipliği yapıyor. Londra University College'den Kate Jones tarafından yürütülüp; sonuçları 5 Ağustos 2020'de 'Nature' dergisinde yayımlanan araştırma; doğanın tahribatı ve biyoçeşitliliğin yitimi ile salgın hastalıklar arasında bağlantıya yeni kanıtlar ekledi.[9]

"Bir mekânın doğanın parçası olması, onun toplumsal üretim ilişkilerine girmesini engeller,"[10] gerçeğine sırt dönen sürdürülemez kapitalizmin doğal yaşamı adeta katleden varlığı son yıllarda büyük felaketleri ortaya çıkarmaya başladı. En son salgın hastalıklarla boğuşan halklar şimdi de çekirge istilaları ile yüz yüze. Tüm bu yaşananların ise iklim değişimlerinin bir sonucu olduğu belirtiliyor

Afrika'da kıtlığa yol açacak olan çekirge istilası Türkiye'nin sınırlarına da dayanmış durumda. İklim değişiminin önemli sonuçlarından biri olan çekirge istilası, sadece Kenya'da bir gün içinde 85 milyon kişiyi besleyebilecek tarımsal üretimi yok etti. İstilanın ana nedeni okyanus akıntılarına bağlı olarak değişen iklim koşulları olarak görünüyor. FAO'ya göre yaklaşık 800 milyon kişinin gıdaya ulaşımı tehdit altında.[11]

Bu tabloda Aristo'nun, "Kimi ister kimi verir, doğa ile insan bir bütündür," önermesindeki üzere, "natura nos ad majora quaedam genuit/ doğa bizim için daha çok şey yarattı," yaratmasına da; "lusus naturae/ tabiatın oyunları"nı unutmamak gerekiyor...

Jean-Jacques Rousseau'nun, "Doğa hiçbir zaman bizi aldatmaz, birbirlerini aldatan her zaman insanlardır... Ey, sürekli tabiattan yakınan akılsızlar! Biliniz ki başınıza ne geliyorsa yaptıklarınız yüzünden geliyor," ve Michel de Montaigne'ın, "Doğanın istediği gibi düşün ve yaşa... Doğanın yasaları bizim yaptıklarımızdan her zaman daha akıllıcadır," uyarılarındaki üzere...

* * * * *

Ancak bu, sürdürülemez kapitalizm koşullarında mümkün değil!

"Neden" mi?

Sanayi kapitalizminin 250 yıldan az bir geçmişi var ve bu kadarcık zamanda dünyayı yaşanamaz hâle getirmiş bulunuyor...

Neden böyle bir durum ortaya çıktı? Neden bir sürdürülemezlik tablosu ortaya çıktı? Bu "çöküş" hâlinin sebebi ne?

Bizim dilimizdeki karşılığı sermaye sistemi demek olan kapitalizm, insanlık ve uygarlık tarihinde bir sapmaydı...

Öküzün arabanın arkasına koşulmasıydı. Amaçlarla araçların ters-yüz olmasıydı...

Normal olarak bir üretim tarzında, bir uygarlıkta, üretim ihtiyaçları karşılamak için yapılır, yapılması gerekir. Bir kullanım değeri üretmek amacıyla yapılır... Üretimle tüketim arasında bir kopukluk olmaz. Oysa, kapitalizm dahilinde üretimin birincil amacı ihtiyaçları karşılamak değil, pazarda satmak üzere mal üretmek, kâr etmektir. Başka türlü söylersek, kullanım değeri değil, değişim değeri üretmektir...

Dolayısıyla, üretim etkinliğiyle ihtiyaçların karşılanması gereği arasındaki ilişki ters-yüz olmuş durumdadır...

Fakat bir şey daha var: Her bir kapitalist veya kapitalist işletme, her seferinde daha çok üretmek zorundadır...

Üretim çılgın bir rekabet ortamında gerçekleşiyor ve kapitalist işletmeler toplam artı değerden en büyük payı kapmak için kıyasıya bir yarışa giriyorlar...

Zira, büyümek veya yok olmak ikilemiyle karşı karşıyadırlar...

Başka türlü söylersek, kapitalist sistem, sınırsız büyümeye endeksli bir rotada yol alıyor. Oysa, bu dünyanın kaynakları sınırlı, sonlu...

Hem sınırsız büyüme dinamiği geçerli ve hem de kapitalist işletmeler üretimin insanî, toplumsal ve ekolojik sonuçlarını, insana ve doğaya verilen zararları dikkate almıyorlar... Alırlarsa kâr oranı düşer...

Oysa, bir şey üretmek demek, doğadan bir şeyler çekmek, azaltmak, eksiltmek demektir. Aynı şekilde üretirken de, tüketirken de kirletmek demektir. İşte şimdilerde güzel dünyamızın artık yaşanmaz bir yer hâline gelmesinin asıl nedeni bu...

Burjuva iktisatçılar kapitalist üretimin topluma ve doğaya verdiği zararlara "dışsal ekonomiler" diyorlar...

Oysa dışarıda kalan bir şey olmadığı şimdilerde bariz bir şekilde görülüyor ve sonuçlarına da katlanılıyor...

Aslında bu yaklaşım "kârdan başka hiçbir şey bizi ilgilendirmez," demektir...

Kapitalist gelişmenin her ileri aşaması daha çok üretim ve daha çok tüketim demek, ama aynı zamanda daha çok sosyal kötülük (işsizlik, açlık, yoksulluk, sefalet, şiddet, terör, savaş, vb.) ve daha çok doğa tahribatı veya aynı anlama gelmek üzere, daha çok ekolojik yıkım demektir...

Günümüzde kapitalizmin kör mantığı insanlığı ve uygarlığı kritik bir kavşağa taşımış durumda. Aslında kapitalizm ölümcül virüsü bünyesinde taşıyan tuhaf bir üretim tarzı...

Şimdilerde kapitalizm 'yeteri kadar' değer üretemez durumda. Dolayısıyla "iç sınırına" dayanmış bulunuyor... Sürdürülemezliğin birinci nedeni bu...

Ve ikincisi, doğal kaynaklar stokunun azalması ve doğal çevrenin kirlenmesi kapitalizmin ekolojik sorunla ilgili olarak "dış sınırına" da dayanması demek! Bugün sistemin patinaj yapmasının, "sürdürülemezlik" duvarına dayanmasının nedeni bu...

Kapitalist büyüme kaçınılmaz olarak, ekolojik yıkımı tetikliyor...

Nitekim son 25 yılda 50 bin hayvan türü yok oldu...

Biyolojik çeşitlilik hızlı bir tempoyla yok olmakta. Kapitalizm için vazgeçilmez olan madenler ve enerji kaynakları azalmakta, tükenmekte, tabii pahalılaşmakta...

Tatlı sular kirlendi ve azaldı. Dünya Sağlık Örgütü'nün verdiği rakamlara göre sanayileşmiş ülkelerde kanserin yüzde 62'si sanayi çıkışlı yiyeceklerin ve çevre kirlenmesinin sonucu...

Dünya Bankası'nın raporuna göre, dünyanın en büyük 500 özel şirketi, bankalar da dahil, dünya GSYH'sının (gelirinin) yüzde 52'sine el koyuyor ve bunlar hiçbir denetime tabii değiller. 2017 yılında en zengin 8 milyarderin serveti 3.6 milyar insanın geliri kadardı...

Geride kalan 5 yılda süper zenginlerin (10 milyar dolar ve üstü serveti olanlar) serveti yüzde 21 arttı...

İnsanlığın yoksul öteki yarısının geliri de yüzde 18 azıldı...

Zira, kapitalizm dahilinde yoksulluk yaratmadan zenginlik yaratmak mümkün değildir... Tabii durum böyle olunca her 5 saniyede 10 yaş altında 1 çocuk açlıktan ölüyor...

2 milyar insan uygun ve düzenli içme suyundan mahrum... Oysa, 'Dünya Gıda ve Tarım Örgütü', tarımın 12 milyar insanı doyurabilecek potansiyele sahip olduğunu ileri sürüyor. Şimdilerde Güney denilen yeni sömürge statüsündeki ülkelerde salgın hastalıklar almış başını gidiyor...

Bölgesel savaşlar tam bir çöküş tablosu ortaya çıkarmış durumda... Velhasıl kapitalizm öldürüyor... Eğer dünyamızın sınırlı kaynakları bu hızla yok edilmeye devam ederse, çok değil, otuz yıl sonra (2050'lerde), bugünkü gibi 4-5 gezegen gerekecek... Artık, insanların, özellikle de bu sefil süreçten zararlı çıkanların vakitlice ayağa kalkması ve gereğini yapması gerekiyor... Aksi hâlde geriye kurtarılacak bir şey kalmayabilir...[12]

Evet 'Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı'nın (UNCTAD) yıllık 'Ticaret ve Kalkınma Raporu'nda (TKR) vurgulandığı üzere, hiper-küreselleşmenin kuralları değiştirilmedi. Neo-liberalizmin gündemi sürekli olarak "yık, yak ve yok et" biçiminde sürdürülmekte. Sonuç ise eşitsizlik, borçluluk, istikrarsızlık, yetersiz yatırımlar ve sosyal şiddet oldu. Dolayısıyla, aslında finansal çöküşün hazırlayıcıları gezegenimizin ekolojisinin çöküşünün de sorumlusudur. "Finansal sistemin sağlığı" adına atılan adımlar, "çevrenin sağlığını" tehdit etmektedir.

Özel sermaye birikimine dayalı büyüme, kamusal malların üretimini ve sosyal faydanın korunmasını sağlayamamakta; eşitsizlik ve sürdürülmesi olanaksız tüketim kalıpları yaratmaktadır. Gezegenimizin doğal kaynaklarının mevcut kullanım düzeyi ve tüketim deseninin, çok yalın ifadeyle, sürdürülmesi mümkün değildir.[13]

Bunlara bir de "otomobil uygarlığı"nın "karbon ayak izleri"ni eklersek; karbondioksit emisyonunun kapitalizmin özgün bir üretim tarzı olarak şekillenerek, sanayi devrimiyle yaygınlaşmaya başlamasına kadar hiç değişmediğini görürüz. Karbondioksit (CO2) emisyonu kapitalizmle birlikte başlıyor, hızla, özellikle, Fordist, hidrokarbon kapitalizminin yayılmaya başlamasıyla birlikte tırmanıyor.

Küresel ısınmaya ilişkin (küresel ortalama sıcaklık) gözlemler bunu doğruluyor; dahası küresel ısınmanın 1980'lerden bu yana, malların ve insanların küresel dolaşımını, dolayısıyla taşımacılık ve turizm sektörlerinin gelişmesini teşvik eden neo-liberal küreselleşme döneminde hızlandığını gösteriyor.

Nüfus artışına ilişkin veriler de bu grafiklerle uyum içinde. Kapitalist üretim tarzı şekillenene kadar 1 milyarın altında kalan dünya nüfusu, 1800- 1900 arasında ikiye katlanmış. Ondan sonraki yüz yılda da dört kattan fazla artarak 9 milyara ulaşmış. Peki, bu insanların yaşam alanlarındaki gelişmelerle yukarıdaki veriler arasında bir ilişki var mı? Kentleşme hızını gösteren grafiklere baktığımızda kapitalist üretim tarzının gelişmesinin baş döndürücü bir kentleşme hızıyla atbaşı gittiğini görüyoruz.

Özetle, kapitalizmin özgün bir üretim tarzı olarak şekillenmeye başlamasını, sanayileşmeyle, kentleşmeyle, hızlı nüfus artışıyla, CO2 emisyonuyla canlı türlerinin tükenme eğilimini ilişkilendirdiğimizde şu sonuca varmak kaçınılmaz oluyor:

Bu tükenişten, on binlerce yıl, doğa üzerinde yıkıcı bir etki yapmadan yaşamayı başaran "insan" değil, son üç yüz yılda gelişen, kendi insanını yaratan kapitalist üretim tarzının yaşam biçimi sorumludur.[14]

* * * * *

Sürdürülemez kapitalizm yaşama kastediyor; kirletiyor; yıkıyor; yok ediyor!

Hızla sıralıyoruz...

i) 'Environmental Research' dergisindeki araştırmaya göre, dünya üzerinde 15 yaş ve üzeri insanlarda her beş ölümden birinin sebebi hava kirliliği.[15] Çalışma, fosil yakıtların yakılmasından kaynaklı ölümlerin 2 kat daha fazla olduğunu gösteriyor...[16]

ii) ABD 'Sağlık Etkileri Enstitüsü'nün 'Küresel Hava Durumu 2020' raporuna göre, 2019'da hava kirliliği yaklaşık yarım milyon bebeğin yaşamlarının ilk ayında ölümlerine yol açtı. Yine 2019'da, dünya genelindeki 6.7 milyon ölüm uzun süre hava kirliliğine maruz kalmaktan kaynaklandı...[17]

iii) Araştırmacılar her yıl dünyada yaklaşık 8.8 milyon, Avrupa'da yaklaşık 800 bin kişinin hava kirliliği yüzünden yaklaşık 2 yıl daha erken öldüğünü açıklandı. 'European Heart Journal' bilim dergisindeki araştırmaya göre, bu sayı dünyada tütün tüketiminden ölen insanların sayısından çok daha fazla...[18]

iv) Almanya Mainz Üniversitesi Tıp Merkezi'nden Profesör Thomas Münzel, hava kirliliğinin sigaradan daha fazla ölüme neden olduğunu, sigaradan kaçışın mümkün olduğunu ancak kirli havadan kaçılamadığını söyledi. WHO da hava kirliliğinin "yeni sigara" olduğu açıklamasını yaptı. Araştırmalar, Avrupa'da hava kirliliğinden kaynaklanan ölümlerin, sigaradan ölenlerden daha fazla olduğunu ve önceki tahminlerin iki kat üzerinde olduğunu ortaya çıkardı. 'The European Heart Journal/ Avrupa Kalp Gazetesi'ndeki haberde, kirli havanın önce akciğeri vurduğunu, bunun da kan dolaşımı ve kalp rahatsızlıklarını tetikleyerek solunum hastalıklarından ölenlerin sayısını ikiye katladığı anlatıldı.[19]

v) Dünya hava kalitesi indeksi verilerine göre her 10 kişiden 9'u her nefes alışında sağlığa zararlı hava soluyor. WHO'ya göre soluduğumuz havanın bir metreküpünde sınır partikül 20 MG iken, Türkiye'de kabul edilen bu sınır ise 4. 1 MG partikül.[20] 'Temiz Hava Hakkı Platformu'nun, 'Kara Rapor 2020: Hava Kirliliği ve Sağlık Etkileri' raporuna göre, 2019'da, Türkiye'de hava kirliliği (PM10) yeterli veri olan 51 ilin yüzde 98'inde Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)'nün sınır değerlerinin üzerinde gerçekleşti...[21]

vi) Birmingham, Leicester ve Harvard Üniversiteleri'nin ortak araştırmalarına göre 2018 yılında fosil yakıt kaynaklı hava kirliliği dünya çapında beş ölümden birine sebep oluyor.[22]

"Hava böyle de ya denizler" mi?

Greenpeace'in gemisi Rainbow Warrior, Filipinler'deki yolculuğunda plastik kirliliğini gözler önüne serdi. Kampanya Sorumlusu Abigail Aguilar "Bu görüntüler, hızlı tüketim ürünleri satan şirketlerin sorumsuz tek kullanımlık plastik üretiminin çevremizi nasıl tehdit ettiğinin inkâr edilemez bir kanıtı. Eğer Nestlé ve Unilever gibi büyük şirketler, tek kullanımlık plastik üretimlerini azaltmazsa Verde Adası Geçidi gibi 'cennet' yerler kaybolacak," derken;[23] 'İngiltere Ulusal Okyanus Bilimi Merkezi'nin, araştırmasına göre, 21 milyon ton atık okyanusu kaplamış[24] ve 'Avrupa Çevre Ajansı'nın raporunda, Batı Akdeniz'den alınan balıklardaki cıva yoğunluğu dikkat çekiliyor...[25]

* * * * *

Harvard Üniversitesi'ndeki 'Chan School of Public Health'ten Joel Schwartz, "CO2 emisyonları bağlamında fosil yakıtların yakılması ve iklim değişikliği tehlikesinden sık sık bahsediyoruz. Potansiyel sağlık etkileri göz ardı ediliyor," derken; 'Environmental Research' bilim dergisindeki araştırmaya göre, 2018'deki 8 milyonu aşkın erken ölümün nedeni kapitalist üretimin yol açtığı fosil enerji kirliliği...  Bu yazı 8519 defa okunmuştur.

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

☁️
--°

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    # Takım O G B M A Y AV P
    1Galatasaray7511--516
    2Beşiktaş7502--815
    3Amed7421--814
    4Fenerbahçe7412--1313
    5Trabzonspor7412--1113
    6Alanyaspor7331--212
    7Kocaelispor7403--212
    8Çorum FK7313--410
    9Kasımpaşa7241--010
    10Rizespor7313---210
    11Başakşehir7223---18
    12Gaziantep FK7223---38
    13Gençlerbirliği S.K.7223---88
    14Erzurumspor FK7223---88
    15Göztepe7133--06
    16Konyaspor7124---45
    17Samsunspor7115---94
    18Eyüpspor7106---183
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    16 Ekim, CumaÇorum FK20:00Rizespor
    17 Ekim, CumartesiErzurumspor FK13:30Eyüpspor
    17 Ekim, CumartesiGençlerbirliği S.K.16:00Galatasaray
    17 Ekim, CumartesiAmed16:00Konyaspor
    17 Ekim, CumartesiFenerbahçe19:00Alanyaspor
    18 Ekim, PazarKasımpaşa13:30Samsunspor
    18 Ekim, PazarKocaelispor16:00Göztepe
    18 Ekim, PazarBaşakşehir19:00Gaziantep FK
    19 Ekim, PazartesiTrabzonspor20:00Beşiktaş
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Kayserispor10811--1725
    2Iğdır FK10622--620
    3Bursaspor9612--819
    4Batman Petrolspor10613--319
    5Keçiörengücü10451--917
    6Mardin 19699432--515
    7Sarıyer10433---115
    8Antalyaspor10505---215
    9Bandırmaspor10352--914
    10Fatih Karagümrük9342--113
    11Sivasspor10262--112
    12Muğlaspor9261--112
    13Bodrum FK10253--211
    14Pendikspor10244---710
    15Manisa F.K.9234---19
    16Esenler Erokspor9153---58
    17Ümraniyespor9144---37
    18Vanspor FK10235---107
    19İstanbulspor10127---155
    20Boluspor9018---181
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    13 Ekim, SalıBandırmaspor1-1Sivasspor
    13 Ekim, SalıSarıyer1-4Bodrum FK
    13 Ekim, SalıPendikspor1-2Vanspor FK
    DünBatman Petrolspor4-2İstanbulspor
    DünAntalyaspor0-4Kayserispor
    DünKeçiörengücü0-0Iğdır FK
    DünÜmraniyespor0-1Boluspor
    BugünMardin 196917:00Fatih Karagümrük
    BugünManisa F.K.20:00Esenler Erokspor
    BugünMuğlaspor20:00Bursaspor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Muş Sport Klübü6510--916
    2Aliağa FAŞ6501--415
    3Elazığspor6411--1113
    4Güzide Gebzespor6330--412
    5Çorluspor 19476312--510
    6İnegöl Kafkas Gençlik6312--310
    7Isparta 32 Spor6312--110
    8Şanlıurfaspor6231--19
    9Menemen FK6303---19
    10Erbaaspor6213--07
    11Somaspor5212---27
    1268 Aksaray Belediyespor6132--16
    13Ankaraspor6204---46
    14Kastamonuspor6204---103
    15Sebat Gençlikspor5023---42
    16Arnavutköy Belediyespor6006---100
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiElazığspor19:00Arnavutköy Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiMenemen FK19:00Güzide Gebzespor
    17 Ekim, CumartesiŞanlıurfaspor19:00Hatayspor
    18 Ekim, PazarKastamonuspor14:30Isparta 32 Spor
    68 Aksaray BelediyesporErbaaspor14:30Çorluspor 1947
    68 Aksaray Belediyesporİnegöl Kafkas Gençlik15:00Sebat Gençlikspor
    68 Aksaray BelediyesporMuş Sport Klübü19:00Ankaraspor
    68 Aksaray BelediyesporSomaspor19:00Aliağa FAŞ
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Yeşilyurt Belediyespor6600--2318
    2Talasgücü Belediyespor6510--1016
    3Bitlis Özgüzelderespor6501--1215
    4Niğde Belediyesispor6501--1015
    5Karaköprü Belediyespor6501--915
    6Mazıdağı Fosfatspor6420--914
    7Kırşehir Belediyespor6411--1513
    8Ağrı 19706222--08
    9Kırıkkale Büyük Anadolu6213---17
    10Silifke Belediyespor6213---37
    11Adana Adaletgucu6204---36
    12Osmaniyespor6204---56
    13Yeni Mersin Idmanyurdu6204---56
    14Karaman FK6204---96
    15Yozgat Bld Bozokspor6114---154
    16Diyarbekirspor6015---71
    17Yeni Malatyaspor6006---180
    18Adanaspor6006---220
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiYeni Malatyaspor14:00Mazıdağı Fosfatspor
    17 Ekim, CumartesiBitlis Özgüzelderespor14:00Yeşilyurt Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiAdanaspor14:30Yeni Mersin Idmanyurdu
    17 Ekim, CumartesiSilifke Belediyespor14:30Karaköprü Belediyespor
    18 Ekim, PazarAğrı 197014:00Kırıkkale Büyük Anadolu
    18 Ekim, PazarKırşehir Belediyespor14:30Niğde Belediyesispor
    18 Ekim, PazarKaraman FK14:30Adana Adaletgucu
    18 Ekim, PazarOsmaniyespor14:30Diyarbekirspor
    18 Ekim, PazarYozgat Bld Bozokspor19:00Talasgücü Belediyespor
    Son güncelleme: 15.10.2026 05:51:35