Sibel ÖZBUDUN

İDAMI GERİ GETİRMEK! (Mİ?)[*]

Sibel ÖZBUDUN
  21-08-2022 15:32:00

 

SİBEL ÖZBUDUN-TEMEL DEMİRER

 

"Yalnızca despotlar

otoriteyi sağlamak için

ölüm cezasını gerekli görürler."[1]

 

Coğrafyamızın her kriz momentinde, temcit pilavı gibi ısıtılarak tekrar tekrar devreye sokulan "idam cezası" popülizmi yeniden ve bir kez daha gündemde...

En son idam cezası 25 Ekim 1984 tarihinde infaz edilmiş olsa da Cumhurbaşkanı'nın idam cezasını geri getirme söylemi, -olası?- 2023 seçimleri öncesi popülist bir manevrayken; dört bir yandan da, "İdam isteriz!" haykırışları yüksel(til)iyor.

Bu eski(tilemeyen) bir hikâyedir! Örneğin önceleri Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, "Hain ve katiller için idam cezasının geri getirilmesi gerekiyor,"[2] demiş ve bir hayli de ilgi görmüştü!

Oysa idam, telafisi olmayan ceza infaz yöntemken; 1960'dan, idam cezasının kaldırıldığı 2004'e kadar tam 390 kişi hakkında idam cezası verilen coğrafyamızda; idama çarptırılanlardan 129'unun cezasının infazı için yasa çıkarılmıştı.

1960'dan sonra idam cezasına çarptırılanlardan 261'inin idam dosyası TBMM'den geçmediği için infazları da yapılamadı. Ancak çoğu siyasi hükümlülerden 129'u o kadar şanslı olmadı. TBMM kayıtlarında yıllara göre idam edilenlerin sayısı şöyle: 1960 (13), 1961 (18), 1962 (22), 1963 (10), 1964 (2), 1967 (2), 1968 (3), 1970 (6), 1972 (3), 1975 (2), 1976 (2), 1977 (2), 1978 (4), 1979 (3), 1980 (6), 1981 (10), 1982 (10), 1983 (9), 1984 (2)...

Bugünlerde idam tartış(tırıl)malarına ilişkin olarak, "Önüme gelirse imzalarım," diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Başbakanlığı döneminde, miting meydanlarında, idam edilen Mustafa Pehlivanoğlu'nun son mektubunu okuyup ağladığı ve Erdal Eren'in yaşının büyütülüp idam edilmesini eleştirdiği herkesin bilgisi dahilindedir.

Anayasanın, Kişinin Dokunulmazlığı; maddi ve manevi varlığı başlıklı 17. maddesinin 4. fıkrasındaki "Mahkemelerce verilen ölüm cezalarının yerine getirilmesi hâli ile..." ibaresi 07.05.2004 tarih ve 5170 sayılı kanunun 3. ve 15. maddenin 2. fıkrasındaki "ölüm cezalarının infazı" ibaresi de aynı kanunun 2. maddesi ile madde metinlerinden çıkarılmışken; idam popülizmi gündemleştirilip, kalabalıklar "idam" diye bağırdığında "muhalif" geçinen burjuva akımlar "Hayır bu yanlış olur" diyemiyorlar.

Oysa iktidarın siyasal manipülasyonları yanında, toplumun tepkisini çeken suçlar nedeniyle ölüm cezasının yeniden gündeme geldiği tabloda, toplumsal öfkeye karşın soğukkanlılıkla düşünülmesinde yarar vardır.

Kaldı ki Türkiye, idam durup dururken kaldırmadı, kaldırmak zorunda kaldı. Türkiye'nin kurucuları arasında yer aldığı Avrupa Konseyi, 1983'de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ek 6 No'lu protokolü kabul etti. Bu protokole göre, savaş ve yakın savaş hâlleri dışında, idam cezası yasaklanıyordu. Arkasından 2002'in Şubat'ında AİHS'ye ek 13 No'lu protokolü kabul ederek, ölüm cezasının her koşulda kaldırılmasını düzenledi.

Bu çerçevede Türkiye, 6 No'lu protokolü 2003'de, 13 No'lu protokolü ise 2005'de imzalamıştır. 13 No'lu protokolün 3. maddesi ile taraf devletlere "Çekince koyma yasağı" getirilmiştir. Anayasanın 38. maddesindeki idam yasağı ve 90. maddesindeki "Uluslararası sözleşmelerin yasalardan üstünlüğü" ilkesi nedeniyle de idamın yeniden mevzuata konulması mümkün olamaz.

Öte yandan idam cezasını kaldıran protokol, Avrupa Konseyi'nin 47 üyesinden 44 devletçe imzalanmış ve hakları tanımıştır. Türkiye de bu 44 devletten biriyken; ölüm cezasını geri getirmesi için, TBMM'den kanun geçirmesi yetmez. TC Anayasası'na göre kanun niteliğinde sayılan bu protokolden çekilmesi gerekir. Böyle bir çekilme ise bugünkü koşullarda Avrupa Konseyi üyeliğine veda etmek demektir.

 

İDAM CEZASI NEDİR?

 

İdamın bir cezalandırma yöntemi olarak çağdaş hukuktan kovulması ise insanlığın bir kazanımıdır.

XXI. yüzyılda idamı hâlâ caydırıcı bir ceza olarak gören zihniyet, "Sallandıracaksın iki üç kişiyi, bak bakalım bir daha yapabilecekler mi!" ilkelliğinin günümüzdeki kalıntısıdır. Kan kültürüdür bu!

İdamın artık tartışılması bile ayıp çağdaş bir tanımı var: İdam, devlet eliyle işlenen cinayettir...

Hem de tasarlanarak, yani taammüden işlenen bir cinayet.

Yıllardır coğrafyamızda hukukçular, üniversite çevreleri, eğitimciler, ölüm cezasının hiç ama hiçbir caydırıcı niteliği olmadığını; ölüm cezasının, Albert Camus'nün ifadesiyle, "Devlet eliyle işlenmiş cinayet" olduğunu ortaya koydular ve hep amansız bir direnişle karşılandılar...

Örneğin Aydınlanma düşünürleriyle tanışmış olan Cesare Beccaria, ölüm cezasının tek sebebinin, tanrıların öfkelerinin kanla bastırıldığı pagan dönemlerinde insanların kurban edilmeleri olduğunu belirtirken; "Bütün cezalar içinde en faydasızı ve iğrenci ölüm cezasıdır. Ölüm cezası, insanlara verdiği canavarlık örneği nedeniyle de yararlı olmamaktadır," der.

Albert Camus'ye göre "Ölüm cezası kanun dışı bırakılmadıkça ne kişilerin vicdanları ne de toplumun töreleri huzura kavuşabilir."[3]

İdamın suçu engelleme konusunda hiçbir değer taşımadığı unutulmamalı; kısasa kısas mantığıyla şekillenen bir hukuk insanı ıslah etmez, aksine daha vahşi kılar.

İdamın faydalarından yararlananlar sadece politikacılardır; intikam duygusunu parlatıp onaylar ve toplumun hassasiyetlerini suiistimal ederler.

Diğer yandan da egemen oldukları politik arenada muhaliflerine karşı çok güçlü bir hukuki kozu ellerinde tutarlar.

Bülent Tanör, 'Türkiye'de İnsan Hakları Sorunu' başlıklı yapıtında coğrafyamızda sivil yılların infaz ortalamasının yaklaşık olarak 2, askeri yılların ortalamasının ise 13.5 olduğuna işaret etmesi[4] bile hukuku ve iktidarı böylesine sorunlu bir ülkede, idamın yeniden ağıza alınmasına karşı çıkılması için yeterli bir gerekçedir.

"Nasıl" mı?

27 Mayıs 1960 askeri darbesinden sonra Başbakan Adnan Menderes ile bakanları Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan'ın idam edilmesi sonrası pişmanlık ve trajediydi.

12 Mart 1971 askeri muhtırasından sonra Meclis'te "Üç bizden üç sizden" bağırışları arasında Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan idam edilmesi de rezalet ve trajediydi.

12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra biri daha 17 yaşında olan 50 insan idam edilmesi ise utanç ve trajediden başka bir anlam taşımıyordu.

Konuya ilişkin olarak Karl Kraus, "İdam belki caydırıcı olabilir; ama yargıçlar için caydırıcı olduğu hiç görülmemiştir," derken Thomas More de meselenin aslî çerçevesini şöyle çizer:

"Ölüm cezası böyle durumlarda hem haksız, hem yararsızdır. Öldürmek hırsızlığı cezalandırmak için çok ağır, hırsızlığı önlemek içinse çok hafif bir cezadır. Her çalan ölümü hak etmedikten başka, açlıktan ölmemek için çalan adama en korkunç işkenceleri de yapsanız yine çalar...

"Hırsızlara en ağır cezaları verecek yerde, toplumun bütün üyelerine yaşama olanaklarını sağlasanız ve kimse kellesi pahasına çalmak zorunda kalmasa daha iyi olmaz mı?"[5]

 

BİRAZ TARİH!

 

Tarihi Sümerler'e kadar giden ve M.Ö. VII. yüzyılda Antik Yunan'da Drakon Kanunları'na göre elma çalmaktan adam öldürmeye kadar her suçun tek cezası olarak kabul edilen idam, Avrupa'da da kanlı bir geçmişe sahiptir.

Avrupa, XI. yüzyıldaki I. William dönemi hariç çok sayıda idama şahit oldu. XV. yüzyılda VIII. Henry İngilteresi ve XVIII. yüzyıl Fransa'sında ağaç kesmek, tavşan çalmak gibi küçük suçlar dahi ölümle cezalandırıldı.

Fransız İhtilali sonrası, 1789-1799 kesitinde özellikle siyasi sebeplerden ötürü idam edilenlerin sayısı 40 bini buldu. 1793-1794 döneminde Fransa'da 16 bin kişinin giyotine gönderildiğinden söz edilir.

İdamın sorgulanması XVII. yüzyılda Montesquieu, Voltaire, Bentham gibi düşünürlerle başlar. Düşünürlerin etkisiyle cezası idam olan suçların kapsamı pek çok Avrupa ülkesinde daraltıldı. Bu konudaki en önemli etkiyi ise "Devletin can alması hiçbir şekilde meşrulaştırılamaz" diyen İtalyan hukukçu Cesare Beccaria'nın 1767'de kaleme aldığı 'Suçlar ve Cezalar Hakkında' başlıklı eseri yaptı.

Bunun etkisiyle 1786'da Toskana'da ilk kez kalıcı olarak idam cezası kaldırıldı. İdam sorgulamaları ve karşıt örgütlenmelerin çoğalmasıyla 1867'de Portekiz'de, ardından Hollanda'da; I. Dünya Savaşı sonrası İsveç ve Danimarka'da; II. Dünya Savaşı sonrası da İtalya, Finlandiya ve Avusturya'da idam cezası resmi olarak kaldırıldı.

İngiltere, İspanya, Lüksemburg, Fransa, İrlanda, Yunanistan ve Belçika gibi ülkelerde ancak XX. yüzyılın ikinci yarısında kaldırılmasına rağmen idam, bu tarihin öncesinde de ya çok nadir uygulanmakta ya da fiilen bulunmamaktaydı.

Avrupa'da idamın kaldırılma sürecinde dikkat çeken nokta ise cezanın referandumla değil daha çok mecliste yapılan tartışmalarla kaldırılmış olması. İdamın kaldırılma sürecindeki tartışmaların baş konusu ölüm cezasının "İnsanlık onurunun pekiştirilmesi ve insan haklarına saygı" prensibiyle çelişen bir ceza olduğuydu.

 

HAKLAR PARANTEZİ

 

Tarih boyunca sınıflı sömürücü toplumlarda Max Horkheimer'ın ifade ettiği üzere, "Çoğunluk her zaman ve istisnasız olarak azınlığın haklarını çiğnemiştir."

Gerçekten de yeryüzü ve gökyüzü egemenliklerine karşı borçlu bırakılmış, biat etmediğinde ise suçlu kılınmış insanı ve hakları nasıl yazmalı?[6]

İnsanı, onurunu ve haklarının ayaklar altına alındığı bu rezil kapitalist dünya da hakikât nasıl dile gelmeli?

Sürdürülemez kapitalizm şahsında insan(lık)ı, onurunu ve haklarını unutmaya başladığımız yerküredeyiz.

Ve de insan(lık) hakları mezarlığına dönüşmüş yerkürede, insan(lık)ın tek var oluş imkânı geleceğini kazanma mücadelesidir.

Kaldı ki bu doğrultuda insan(lık)ın kazandığı tüm haklar, iktidara karşı başkaldırının eseri olmuştu; 26 Ağustos 1789'da yayımlanan 'Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi'nde olduğu gibi...

Fransız halkının hükümet karşısındaki haklarını sıralayıp, 17 maddeden oluşan bu bildirge dikkat çekerek, öne çıkan noktalar şunlardı:

• İnsanlar haklar yönünden özgür ve eşit doğar ve yaşarlar.

• Özgürlük, başkasına zarar vermeyecek her şeyi yapabilmektir.

• Her insan suçlu olduğuna karar verilinceye kadar masum sayılır.

Burada durup yaşam hakkına veya ihlâli kapsamındaki idam cezasına ilişkin olarak şunun da altını özenle çizerek hatırlatalım:

"Mafên kesane ne girêdayê (referandûm) dengdanê gel e; piranî nikare mafên hindikayiyê bi dengên xwe tune bike. Peywira mafan a polîtîk, hindikayî li hemberî zordestiya piraniyê parastin e. Û em ji bîr nekin ku hindikayiya herî biçûk takekes bi xwe ye./ Bireysel haklar halk oylamasına tabi değildir; çoğunluk, bir azınlığın haklarını oylarıyla yok edemez. Hakların politik fonksiyonu azınlığı çoğunluğun baskısından korumaktır. Ve unutmayalım ki en küçük azınlık bireyin ta kendisidir," der Ayn Rand...

 

BİR KAÇ ŞEY

 

Bilinmeli, görülmeli, unutulmamalı, hatırlatılmalı: "İnsan hakları yasası insanın elinden düşeli çok olmuştur," diyen Georges Politzer sonuna dek haklıdır!

Kaldı ki sınıflı sömürücü toplumların tarihi boyunca "Kısıtlı olmayan tek şey, her tür yasaklama, engel ve müdahaleydi,"[7] geçmişinden kapitalist bugününe dek insan(lık)ın...

O hâlde insan hak(sızlık)ları meselesi, onu var eden ekonomi-politik denklem çözülmeden hâlledilemez!

Öyleyse, "Kalkın ayağa/ Kırın zincirlerinizi/ siz çoksunuz, onlar az!/ Cahil, duygusuz ve sağır yöneticiler,/ Yapışmışlar sülük gibi ülkenin üzerine./ Aç ve çıplak, ezilen ezilen ve ezilen bir halk,/ Kim baştaysa onun uşağı, onun kulu kölesi bir ordu./ Ölümsüz bir ışık doğacak yarın bütün bu mezarlardan,/ Boğacak aydınlıklara kasırgalı günlerini çağımızın," dizelerini telaffuz etme zamanıdır Percy Bysshe Shelley'in; ısrarla ve cesaretle!

 

 

N O T L A R

[*] Kaldıraç Dergisi, No:253, Ağustos 2022...

[1] Anatole France.

[2] Alican Uludağ, "Topluma İdam Tehdidi", Cumhuriyet, 6 Ağustos 2018, s.4.

[3] Albert Camus-Arthur Koestler, Ölüm Cezası Üstüne Düşünceler, çev: Ali Sirmen, Alan Yay., 1986, s.71.

[4] Bülent Tanör, Türkiye'de İnsan Hakları Sorunu, BDS Yay., 1991.

[5] Thomas More, Ütopya, çev: Sabahattin Eyyüpoğlu-Vedat Günyol-Mina Urgan, İş Bankası Kültür Yay., 2006, s.11.

[6] "Hayvan haklarını da insan hakları kadar destekliyorum. Tam bir insan olmanın yolu budur." (Abraham Lincoln.)

[7] Eduardo Galeano, Latin Amerika'nın Kesik Damarları, çev: Attila Tokatlı-Roza Hamken, Sel Yay., 2015.

 

  Bu yazı 7888 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

☁️
--°

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    # Takım O G B M A Y AV P
    1Galatasaray7511--516
    2Beşiktaş7502--815
    3Amed7421--814
    4Fenerbahçe7412--1313
    5Trabzonspor7412--1113
    6Alanyaspor7331--212
    7Kocaelispor7403--212
    8Çorum FK7313--410
    9Kasımpaşa7241--010
    10Rizespor7313---210
    11Başakşehir7223---18
    12Gaziantep FK7223---38
    13Gençlerbirliği S.K.7223---88
    14Erzurumspor FK7223---88
    15Göztepe7133--06
    16Konyaspor7124---45
    17Samsunspor7115---94
    18Eyüpspor7106---183
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    16 Ekim, CumaÇorum FK20:00Rizespor
    17 Ekim, CumartesiErzurumspor FK13:30Eyüpspor
    17 Ekim, CumartesiGençlerbirliği S.K.16:00Galatasaray
    17 Ekim, CumartesiAmed16:00Konyaspor
    17 Ekim, CumartesiFenerbahçe19:00Alanyaspor
    18 Ekim, PazarKasımpaşa13:30Samsunspor
    18 Ekim, PazarKocaelispor16:00Göztepe
    18 Ekim, PazarBaşakşehir19:00Gaziantep FK
    19 Ekim, PazartesiTrabzonspor20:00Beşiktaş
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Kayserispor10811--1725
    2Iğdır FK10622--620
    3Bursaspor9612--819
    4Batman Petrolspor10613--319
    5Keçiörengücü10451--917
    6Mardin 19699432--515
    7Sarıyer10433---115
    8Antalyaspor10505---215
    9Bandırmaspor10352--914
    10Fatih Karagümrük9342--113
    11Sivasspor10262--112
    12Muğlaspor9261--112
    13Bodrum FK10253--211
    14Pendikspor10244---710
    15Manisa F.K.9234---19
    16Esenler Erokspor9153---58
    17Ümraniyespor9144---37
    18Vanspor FK10235---107
    19İstanbulspor10127---155
    20Boluspor9018---181
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    13 Ekim, SalıBandırmaspor1-1Sivasspor
    13 Ekim, SalıSarıyer1-4Bodrum FK
    13 Ekim, SalıPendikspor1-2Vanspor FK
    DünBatman Petrolspor4-2İstanbulspor
    DünAntalyaspor0-4Kayserispor
    DünKeçiörengücü0-0Iğdır FK
    DünÜmraniyespor0-1Boluspor
    BugünMardin 196917:00Fatih Karagümrük
    BugünManisa F.K.20:00Esenler Erokspor
    BugünMuğlaspor20:00Bursaspor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Muş Sport Klübü6510--916
    2Aliağa FAŞ6501--415
    3Elazığspor6411--1113
    4Güzide Gebzespor6330--412
    5Çorluspor 19476312--510
    6İnegöl Kafkas Gençlik6312--310
    7Isparta 32 Spor6312--110
    8Şanlıurfaspor6231--19
    9Menemen FK6303---19
    10Erbaaspor6213--07
    11Somaspor5212---27
    1268 Aksaray Belediyespor6132--16
    13Ankaraspor6204---46
    14Kastamonuspor6204---103
    15Sebat Gençlikspor5023---42
    16Arnavutköy Belediyespor6006---100
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiElazığspor19:00Arnavutköy Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiMenemen FK19:00Güzide Gebzespor
    17 Ekim, CumartesiŞanlıurfaspor19:00Hatayspor
    18 Ekim, PazarKastamonuspor14:30Isparta 32 Spor
    68 Aksaray BelediyesporErbaaspor14:30Çorluspor 1947
    68 Aksaray Belediyesporİnegöl Kafkas Gençlik15:00Sebat Gençlikspor
    68 Aksaray BelediyesporMuş Sport Klübü19:00Ankaraspor
    68 Aksaray BelediyesporSomaspor19:00Aliağa FAŞ
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Yeşilyurt Belediyespor6600--2318
    2Talasgücü Belediyespor6510--1016
    3Bitlis Özgüzelderespor6501--1215
    4Niğde Belediyesispor6501--1015
    5Karaköprü Belediyespor6501--915
    6Mazıdağı Fosfatspor6420--914
    7Kırşehir Belediyespor6411--1513
    8Ağrı 19706222--08
    9Kırıkkale Büyük Anadolu6213---17
    10Silifke Belediyespor6213---37
    11Adana Adaletgucu6204---36
    12Osmaniyespor6204---56
    13Yeni Mersin Idmanyurdu6204---56
    14Karaman FK6204---96
    15Yozgat Bld Bozokspor6114---154
    16Diyarbekirspor6015---71
    17Yeni Malatyaspor6006---180
    18Adanaspor6006---220
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiYeni Malatyaspor14:00Mazıdağı Fosfatspor
    17 Ekim, CumartesiBitlis Özgüzelderespor14:00Yeşilyurt Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiAdanaspor14:30Yeni Mersin Idmanyurdu
    17 Ekim, CumartesiSilifke Belediyespor14:30Karaköprü Belediyespor
    18 Ekim, PazarAğrı 197014:00Kırıkkale Büyük Anadolu
    18 Ekim, PazarKırşehir Belediyespor14:30Niğde Belediyesispor
    18 Ekim, PazarKaraman FK14:30Adana Adaletgucu
    18 Ekim, PazarOsmaniyespor14:30Diyarbekirspor
    18 Ekim, PazarYozgat Bld Bozokspor19:00Talasgücü Belediyespor
    Son güncelleme: 15.10.2026 05:51:35