Sibel ÖZBUDUN

"HİÇKİMSENİN CUMHURİYETİ"... Mİ? YA DA 100. YIL VESİLESİYLE KADİR CANGIZBAY'I DÜŞÜNMEK[*]

Sibel ÖZBUDUN
  16-12-2023 14:09:00

SİBEL ÖZBUDUN

 

"Herkesin suskun olduğu

bir cumhuriyette,

özgürlüğün varlığı tartışılır."[1]

 

Cumhuriyet'in 100. Yılı'nı eda ettik. 10. Yıl, 50. Yıl gibi onlu sayı sisteminde "dönüm noktası" anlamı atfedilen yıldönümlerine göre, 100. yıl "resmî" törenleri, "katılım"dan çok, "temaşa"ya yönelikti.

Oysa örneğin, "kurucu baba"ların hemen tümünün hayatta olduğu 10. Yıl'ı kutlama faaliyetlerine bakıldığında, her bir yurttaşın şu ya da bu biçimde törenselliğe katılmasının esas alındığı görülür. Hazırlıklar aylar önce başlamış, kutlamalar için özel bir yasa çıkartılmış, tüm ülkede tüm kent ve kasabalarda, mümkün olduğunca çok yurttaşı kutlamalara katacak yöntem ve araçlar en ince ayrıntısına dek saptanmıştır: Konferanslar, halk kürsüleri, konserler, afişler, bildiriler, geçitler... Evet, oldukça "denetimli" bir katılımdır bu; "Cumhuriyet Bayramı"nın nasıl kutlanacağı irili ufaklı bürokratlarca, tören giysilerinin renginden resmigeçitlerin hangi sıralamaya göre yapılacağına, hangi şiirlerin okunup hangi türküleri söyleneceğine dek ayrıntılarıyla tespit edilmiştir.[2]

100. Yıl "resmî" kutlamaları ise, adeta "katılımsızlık" üzerine kurulmuştu. Cumhuriyet Devleti"ni kendine özgü bir "başkanlık sistemi"yle büyük ölçüde kontrolü altına almış olan AKP iktidarı, olayı -İstanbul Boğazı'nda gerçekleştirilen ve Tayyip Erdoğan'ın "Vahideddin Köşü"nden izlediği "technofest" (TOGG'lar geçidi, savaş uçakları, TCG Anadolu başta, 100 gemilik geçit, Solotürk...) ile halkın pasif izleyiciler konumunda tutulduğu bir "temaşa" düzeyinde tutmaya özen gösterdi. Dahası, iktidarın 100. Yıl'ı kutlamaya dönük her girişiminde vurgusu, 20 yılda, 80 yılda yapılandan daha fazlasını gerçekleştirdikleri söylemi üzerineydi. Bir yüzyıl kapanmış, Türkiye ikinci yüzyıla girmişti: AKP'nin yüzyılı... "Cumhuriyetimiz, hiç olmadığı kadar güvendedir, emin ve ehil ellerdedir," diye yazıyordu RTE Anıtkabir defterine...

Muhalefet, özellikle CHP ise 100. Yıl kutlamalarını, elinde bulunan yerel yönetimler aracılığıyla (hele ki yaklaşan yerel seçimler göz önünde bulundurulduğunda) AKP iktidarına karşı bir gövde gösterisine dönüştürme çabasına girdi: AKP cenahının Mustafa Kemal'i olabildiğince ikinci plana itip RTE'yi öne çıkarma girişimlerine karşı şedid bir Atatürk vurgusu, halkın en kitlesel biçimde katılması için tüm olanakların seferber edildiği bayraklı yürüyüşler, evlere bayrak asma çağrıları, halk miting/ konserleri... Ana muhalefet partisi her bir yurttaşı kutlamalara gövdesi ve ruhuyla katılmaya, Atatürk'e, devrimlerine, Cumhuriyet değerlerine, özellikle de Laikliğe bağlılığını sergilemeye çağırdı. AKP'nin iktidar öncesinde eleştirip durduğu "elitizm" pozisyonuna bu kez protokolleri, resepsiyonları, resmigeçitleri, CSO konserleri ile iktidar partisi düşmüş, yılların "elitist"i CHP ise "halkla kaynaşmıştı"...

Ama, 100. Yıl kutlamalarının "şampiyon"u hiç kuşku yok ki 29 Ekim'den önce haftalar boyu TV reklam kuşaklarını işgal eden özel sektör/şirketler idi. Haftalar boyunca, Cumhuriyet'in kendileriyle anlam kazandığını, kendileri olmasaydı Cumhuriyet ideallerini gerçekleştirmenin imkânsız olacağını, bugün yurttaşlar mutlu, neşeli, gururlu, mamur-müreffeh bir yaşam sürüyorsa -en azından ekranda boy gösterenler öyle gözüküyordu- bunun Cumhuriyet'in, ama en çok da Cumhuriyet rejiminin kendilerine açtığı olanaklar ve bu olanakları kullanmayı bilmeleri sayesinde olduğunu belletip durdular.

Ve "alternatif": sosyalist solun bir kesimi, özellikle TKP kökenli partiler (TKP, TKH, TİP, ama aynı zamanda Sol Parti), kendini akıntıdan uzak tutamadı. Kimi daha kayıtsız-şartsız, kimi daha rezervli, 100. Yıl'ı sahiplendiler, "laiklik" vurgusu yaptılar, AKP iktidarının Cumhuriyet rejimini ortadan kaldırma girişimlerini lanetlediler... "Demokrasi" vurgusuyla Türk bayraklı yürüyüşler düzenlediler

Bir başka deyişle, farklı kesimler, 100. yılı kendi meşreplerince yorumlayıp temellük etti, vurguladı ya da silikleştirdi... Öyle ya, cumhuriyet nihayetinde bir "Res publica" idi: kamusal (herkese ait) "şey"...

Bu noktada gel de 22 Temmuz 2023'de yitirdiğimiz sosyolog Kadir Cangızbay'ı anımsama... Türkiye Cumhuriyeti'nin "ne'liği" üzerine son derece dikkate değer yazılarında, Cumhuriyet'in klasik anlamıyla "sınıf" özelliği sergilemeyen Osmanlı'nın bürokratları tarafından kurulduğunu belirtir: "Osmanlı'da ne aristokrasi vardır, ne de burjuvazi. Ayrıca Osmanlı'da kiliseler ve milletler vardır; ama bir Osmanlı Kilisesi, bir Osmanlı milleti ve de bir Osmanlı metropolü, yani bir ana/çekirdek-vatan yoktur. Bürokrat ise, devşirme-kapıkulu geleneği doğrultusunda yer alır: devşirme-kapıkulu, yani devlet tarafından özel olarak ailesizleştirilmiş, kavimsizleştirilmiş, vatansızlaştırılmış, işte o yüzden de her şeyi devlet, kendisi de ancak bu devletle/devlette bir şey ve bu devletin dayandığı tek şey aslında kendisi"[3] diye betimlediği bürokrasi...

Devşirme'nin yerini geç Osmanlı'da muhacirler alacaktır; İttihat Terakki (sonra da Kemalist) kadroları dolduran Balkan ve Kafkas kökenli asker-sivil bürokratlar... Bu "memur"lar, olmadık bir işe kalkışarak "amir"lerini, yani Halife/Sultan'ı devirdiklerinde, bürokrasi kendi kendisinin (ya da daha doğru bir deyişle iktidarın) tek meşru biçimi/meşruiyet kaynağı hâline gelecektir. Artık iş, bu iktidarın üzerine yerleşeceği "ulus"u biçimlendirmeye kalmıştır: "Ancak söz konusu teşkilâtlanma biçimi (ulus-devlet - b.n.) Cumhuriyet'i kuran bürokratlar tarafından, kendi egemenliklerini üzerinde kurup meşrulaştıracakları ve kalıcı kılacakları zemin olarak görülür ki, bu durumda artık toplum, tesviye edilecek ham zemin/engebeli arazi, toplumsal olan da tasfiye edilecek arıza/çıkıntı/engel/münasebetsizliktir: kendi kontrolü dışındaki her türlü toplumsal düzenleme mekanizması etkisiz kılınacak, bunun için de ya doğrudan ve tümden yok/ edilecek/ sayılacak, yok eğer yok/ edilecek/ sayılacak gibi değilse kontrol altına alınmak üzere devletleştirilecek, devlete bağlanacaktır."[4]

Bu hâliyle Türkiye Cumhuriyeti, yersiz-yurtsuzlaşmış/köksüzleşmiş bir (muhacir) bürokrasi eliyle dil, din, etnisite, aşiret, hemşehrilik vb. vb. her türlü primordiyal bağ(lılığ)ından arındırılarak "hiçkimseleştirilmiş" bir toplum üzerinde şekillenmiştir: Hiçkimsenin Cumhuriyeti... Cangızbay bu tip bir "aidiyetsizleştirme"nin, diyelim ki (idealize ettiği) Fransız Cumhuriyeti'nin her türlü (etnik, yerel, dinsel, sınıfsal...) aidiyete karşı kayıtsız ve eşit mesafeli olup bunu "eşit yurttaşlık" temelinde tezahür ettiren "res publica"sından farklı olduğunu ima eder. Bu vak'ada devlet yurttaşların kimlik/aidiyetleri karşısında kayıtsız, bunlara eşit mesafede değildir: tersine devleti elinde tutan bürokrasi, yurttaşları tümüyle kendi denetimi altında, tek-tip ve ideal bir kalıba dökme çabası içindedir: bir "devlet dini" olarak kurgulandığı ölçüde Sünni-Müslüman, kurgulanmış hâliyle Türk (çünkü bu göçler coğrafyasında "Türk", bir kurguydu), dış görünüşü, yaşam tarzı, teknolojisi ile Batılı/medeni, duygu dünyasında milliyetçi... (Kayserili "milli şair" Behçet Kemal Çağlar, otobiyografik şiiri "Hâl Tercemesi'nde bu "kombine etkilenim"i şu dizelerle anlatır: "Büyük anam 'Yasin', babam 'Türküm ben'/ Ezberletirlerdi kışın her gece./ Anam başucuma gelir, gizlice, Keloğlan masalı söyler giderdi./ Nutuk söyletmekti hocamın derdi./ Amcamın yanında askerdim dimdik./ Yazın köylü, kışın şehirli idik."[5])

Cangızbay anlatısını burada keser. Oysa öykünün devamı var...

Kurucu bürokrasinin bu "imtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış kitle" tahayyülü, umduklarının tersine, hiç de "ebedi" olmayacaktı... Aslında bu "hiçkimsenin Cumhuriyeti"nin kimlere ait olacağı, daha İttihat Terakki'den itibaren kendini belli etmeye başlamıştı: İzmir İktisat Kongresi'yle birlikte, adı konuldu: Türkiye Cumhuriyeti "kapitalist kalkınma" yolunu seçmişti...

Kapitalist ilişkiler, "imtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış kitle" tahayyülünü tedricen kemirecekti tabii. Yine de bu tahayyül devletin kollayıcı kanatları altında palazlanan yeniyetme burjuvazinin toprağına gübre olmayı uzun süre sürdürdü; öyle ya, madem ki "imtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış kitle"ydik, o zaman işçilerin grev, iş yavaşlatma, işgal gibi "bozguncu" yollara tevessül etmesi, abesti. "İmtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış kitle"de kimse kimseyi sömürmezdi ki!

Türkiye burjuvazisi, himayesinde serpilip geliştiği, önüne yeni "lebensraum"lar seren (yalnızca teşvikler, kamu ihaleleri, vergi muafiyetleri değil, aynı zamanda Ermeni soykırımı, mübadele, Aşkale sürgünü, 6-7 Eylül gibi "muhteşem Özel Harp operasyonları" aracılığıyla sermaye transferi) devletin uzun süre gölgesinde seyretti. Ancak 1980'li yıllarda, neoliberal modelin küresel ölçekte galebe çalmasıyla birlikte, Turgut Özal şahsında rüştünü ilan kararı aldı. Oğul, babanın vesayetinden kurtulacaktı!... Üzerinde robdöşambr, ayağında şıpıdık terlikler, Cumhurbaşkanlığı muhafız alayını teftiş eden bir cumhurbaşkanı, kişisel bir "laubalilik"in göstergesi değil, dümeni ele geçirmekte olan, özgüveni zirvede bir burjuvazinin "vesayet rejimi"nden sıyrılma yolundaki gövde gösterisiydi...

Neoliberalizm, sermaye sınıfı içinde de çatallaşmalara yol açmıştı. "Marmara baronları"nın alışılageldik rotalarından çıkarak o güne dek akla gelmedik limanlara dümen kıran gözükara korsan burjuvalar (karapara oyunları, uyuşturucu ticareti dahil) yeni "sermaye birikim modelleri" geliştirerek, kliyantel ilişkilerin de desteğiyle sermaye sınıfına eklendiler. Mafya ayakçılığından oteller zinciri sahipliğine, medya patronluğuna, müteahhitliğe giden yol, kestirmeydi...

Bu katara son katılanlar ise AKP iktidarı ile birlikte önü açılan dindar-muhafazakâr taşra burjuvazisi (Anadolu Kaplanları) oldu... 15-20 yıl öncesine dek Anadolu kasabalarında bezirgânlık yapanlar, Türkiye'nin en zenginleri" listesinde ilk sıraları zorlar hâle geldi... Baş döndürücü bir hızla yükselmişlerdi... Kendileriyle birlikte, hayalleri de büyüdü, "ecdad"ın Viyana kapılarını zorladığı çağların nostaljisi, küreselleşme dalgasından nasiplendikleri ölçüde ete kemiğe büründü... O güne dek kendilerine "kapıcı" muamelesi yapmış Cumhuriyet elitlerinden rövanş vakti gelmişti... Onların "yurtta sulh/ cihanda sulh" şiarına sığan misak-ı milli'lerinin sınırları yıkılmalı, Türkiye ellerinde bir bölgesel, bölgesel de yetmez, bir küresel güce dönüşmeliydi! "Türkiye Yüzyılı" başlamıştı!

Başkanlık sisteminin "tek adam"cılığının tahkim edilen bu fütuhat fantazmalarının gerçekliğe uyarlığı sorunu bir yana, "iç pazar"da bol miktarda alıcısı olduğu belliydi. Kurucu kadronun "imtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış" laik, Batılı(laşmış), vatan sevgisiyle dolu, diğerkâm, faziletli "ulus"u farklı farklı hırslar, özlemler, öfkeler, tutkular temelinde parçalanmış, "iyilik yap, denize at, balık bilmezse Hâlik bilir"den, "Gemisini kurtaran kaptan"lığa¸" "Mal sahibi mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi"nden "Yağma Hasan'ın böreği"ne hızlı bir geçiş yapmıştı. "Hiçkimsenin Cumhuriyeti" kapanın elinde kalıyordu!

Peki hâl böyle iken, 100. Yıl coşkusuyla bayrağı kapıp sokaklara dökülen bir kısım sosyalistlerin umduğu üzre, CHP'nin bizi çağırdığı "Retro Cumhuriyet"e, dönmek mümkün mü? Ya da başka türlü sorayım: AKP'de tecessüm eden laiklik husumeti, Cumhuriyet'in "fabrika ayarlarına" dönmesiyle mi aşılır?

Bu iki sorunun yanıtı da, "Hayır"dır... Köprünün altından çok sular aktı. "Bu" cumhuriyetin yer yer birbiriyle çekişen, yer yer uzlaşan, birbirini kâh hırpalayıp kâh arkalayan, birden çok sahibi var artık: Marmara Baronları, Anadolu Kaplanları, "Teşkilât-ı mahsusa"nın evrildiği "vatanın (mafyavarî) delileri", ülkücüler, tarikatlar...

Ve de pek çok suçu: Mustafa Suphi ve 15'ler (1921), Zilan Deresi Katliamı (1930), Trakya pogromu (1934), Dersim Tertelesi (1937-38), Aşkale sürgünü (1943), 6-7 Eylül (1955), 12 Mart darbesi (1971), 1 Mayıs Katliamı (1977),16 Mart İstanbul Üniversitesi katliamı (1978), Balgat, Bahçelievler (1978), Maraş (1978), Çorum (1979) katliamları, 12 Eylül darbesi (1980), Sivas (1993) katliamı, Kürt bölgelerinde yürütülen "özel harp", Hrant Dink cinayeti (2007), Roboski (2011), Suruç (2015), Ankara Garı (2015) katliamları...

Bir başka deyişle, Cumhuriyet'in, 100 yıllık ömrüne gayrimüslim, Kürt, Alevi, solcu ve emekçilere karşı işlenmiş pek çok "suç" sığdı... "Laikliği savunmak" adına bunları görmezden gelmek, en hafif terimiyle, aymazlıktır...

"Peki, ya o zaman" mı?

Biz sosyalistlerin, devrimcilerin "yeni bir cumhuriyet"ten söz etmemiz gerekiyor. Tıpkı Avrupa'yı kasıp kavuran 1848 kalkışmasında "burjuvazinin burjuva cumhuriyeti, küçük burjuvazinin demokratik cumhuriyet, işçi sınıfının ise sosyal cumhuriyet istediğini" söyleyip "burjuva cumhuriyet"i "sermayenin egemenliği, emeğin köleliği" olarak mahkûm eden, ya da Paris Komünü'nü "Cumhuriyetin pozitif biçimi", "Sosyal Cumhuriyet" veya "Kızıl Cumhuriyet" olarak selamlayan[6] Karl Marx gibi:

 "(...) Cumhuriyet Fransa ve Avrupa'da yalnızca 'sosyal bir Cumhuriyet" olarak, yani sermaye ve toprak sahibi sınıfı devlet mekanizmasından dışlayarak onu Komün'le aşan, "toplumsal kurtuluş"u Komün'ün büyük hedefi olarak açıkça ilan eden ve böylelikle de Komün örgütlenmesi aracılığıyla toplumsal dönüşümü garanti altına alan bir Cumhuriyet olarak mümkündür."[7]

Kuşku yok, "Cumhuriyet" diyen sosyalistler, ikinci cümlede kasıtlarını bürokratların, sermayenin laik ya da İslamcı kanadının, ya da mafya babalarının, "serdengeçtilerin, gökbörülerin cumhuriyeti"nden ayrıştırarak, emekçilerin, ezilenlerin elinde, özgürlük, eşitlik ve kardeşliği gerçek anlamda güvence alacak bir "Sosyal(ist) Cumhuriyet" vurgusuyla açıklığa kavuşturmalıdırlar...

 

30 Ekim 2023 20:25:33, İstanbul.

 

N O T L A R

[*] Kaldıraç Dergisi, No: 269, Aralık 2023...

[1] Montesquieu.

[2] Bkz. Sibel Özbudun, "Cumhuriyet'in Törenleri," Kaldıraç, sayı 267, Ekim 2023, özellikle ss.59-64.

[3] Kadir Cangızbay, Hiçkimsenin Cumhuriyeti, Ütopya Yayınları, Ankara, 2000, s.26.

[4] A.y. s. 36.

[5] Behçet Kemal Çağlar, Benden İçeri, Ajans Türk Matbaası, 1960.

[6] Bruno Leipold, "Social Republic", 2018, sayı 2.

[7] Karl Marx, 1986b [1871]. First Draft of the Civil War in France. Marx Engels Collected Works, cilt 22, 437-514. Londra: Lawrence & Wishart.

 

  Bu yazı 11423 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

☁️
--°

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    # Takım O G B M A Y AV P
    1Galatasaray7511--516
    2Beşiktaş7502--815
    3Amed7421--814
    4Fenerbahçe7412--1313
    5Trabzonspor7412--1113
    6Alanyaspor7331--212
    7Kocaelispor7403--212
    8Çorum FK7313--410
    9Kasımpaşa7241--010
    10Rizespor7313---210
    11Başakşehir7223---18
    12Gaziantep FK7223---38
    13Gençlerbirliği S.K.7223---88
    14Erzurumspor FK7223---88
    15Göztepe7133--06
    16Konyaspor7124---45
    17Samsunspor7115---94
    18Eyüpspor7106---183
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    16 Ekim, CumaÇorum FK20:00Rizespor
    17 Ekim, CumartesiErzurumspor FK13:30Eyüpspor
    17 Ekim, CumartesiGençlerbirliği S.K.16:00Galatasaray
    17 Ekim, CumartesiAmed16:00Konyaspor
    17 Ekim, CumartesiFenerbahçe19:00Alanyaspor
    18 Ekim, PazarKasımpaşa13:30Samsunspor
    18 Ekim, PazarKocaelispor16:00Göztepe
    18 Ekim, PazarBaşakşehir19:00Gaziantep FK
    19 Ekim, PazartesiTrabzonspor20:00Beşiktaş
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Kayserispor10811--1725
    2Iğdır FK10622--620
    3Bursaspor9612--819
    4Batman Petrolspor10613--319
    5Keçiörengücü10451--917
    6Mardin 19699432--515
    7Sarıyer10433---115
    8Antalyaspor10505---215
    9Bandırmaspor10352--914
    10Fatih Karagümrük9342--113
    11Sivasspor10262--112
    12Muğlaspor9261--112
    13Bodrum FK10253--211
    14Pendikspor10244---710
    15Manisa F.K.9234---19
    16Esenler Erokspor9153---58
    17Ümraniyespor9144---37
    18Vanspor FK10235---107
    19İstanbulspor10127---155
    20Boluspor9018---181
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    13 Ekim, SalıBandırmaspor1-1Sivasspor
    13 Ekim, SalıSarıyer1-4Bodrum FK
    13 Ekim, SalıPendikspor1-2Vanspor FK
    DünBatman Petrolspor4-2İstanbulspor
    DünAntalyaspor0-4Kayserispor
    DünKeçiörengücü0-0Iğdır FK
    DünÜmraniyespor0-1Boluspor
    BugünMardin 196917:00Fatih Karagümrük
    BugünManisa F.K.20:00Esenler Erokspor
    BugünMuğlaspor20:00Bursaspor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Muş Sport Klübü6510--916
    2Aliağa FAŞ6501--415
    3Elazığspor6411--1113
    4Güzide Gebzespor6330--412
    5Çorluspor 19476312--510
    6İnegöl Kafkas Gençlik6312--310
    7Isparta 32 Spor6312--110
    8Şanlıurfaspor6231--19
    9Menemen FK6303---19
    10Erbaaspor6213--07
    11Somaspor5212---27
    1268 Aksaray Belediyespor6132--16
    13Ankaraspor6204---46
    14Kastamonuspor6204---103
    15Sebat Gençlikspor5023---42
    16Arnavutköy Belediyespor6006---100
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiElazığspor19:00Arnavutköy Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiMenemen FK19:00Güzide Gebzespor
    17 Ekim, CumartesiŞanlıurfaspor19:00Hatayspor
    18 Ekim, PazarKastamonuspor14:30Isparta 32 Spor
    68 Aksaray BelediyesporErbaaspor14:30Çorluspor 1947
    68 Aksaray Belediyesporİnegöl Kafkas Gençlik15:00Sebat Gençlikspor
    68 Aksaray BelediyesporMuş Sport Klübü19:00Ankaraspor
    68 Aksaray BelediyesporSomaspor19:00Aliağa FAŞ
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Yeşilyurt Belediyespor6600--2318
    2Talasgücü Belediyespor6510--1016
    3Bitlis Özgüzelderespor6501--1215
    4Niğde Belediyesispor6501--1015
    5Karaköprü Belediyespor6501--915
    6Mazıdağı Fosfatspor6420--914
    7Kırşehir Belediyespor6411--1513
    8Ağrı 19706222--08
    9Kırıkkale Büyük Anadolu6213---17
    10Silifke Belediyespor6213---37
    11Adana Adaletgucu6204---36
    12Osmaniyespor6204---56
    13Yeni Mersin Idmanyurdu6204---56
    14Karaman FK6204---96
    15Yozgat Bld Bozokspor6114---154
    16Diyarbekirspor6015---71
    17Yeni Malatyaspor6006---180
    18Adanaspor6006---220
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiYeni Malatyaspor14:00Mazıdağı Fosfatspor
    17 Ekim, CumartesiBitlis Özgüzelderespor14:00Yeşilyurt Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiAdanaspor14:30Yeni Mersin Idmanyurdu
    17 Ekim, CumartesiSilifke Belediyespor14:30Karaköprü Belediyespor
    18 Ekim, PazarAğrı 197014:00Kırıkkale Büyük Anadolu
    18 Ekim, PazarKırşehir Belediyespor14:30Niğde Belediyesispor
    18 Ekim, PazarKaraman FK14:30Adana Adaletgucu
    18 Ekim, PazarOsmaniyespor14:30Diyarbekirspor
    18 Ekim, PazarYozgat Bld Bozokspor19:00Talasgücü Belediyespor
    Son güncelleme: 15.10.2026 05:51:35