Sibel ÖZBUDUN
  21-08-2022 15:32:00

İDAMI GERİ GETİRMEK! (Mİ?)[*]

 

SİBEL ÖZBUDUN-TEMEL DEMİRER

 

"Yalnızca despotlar

otoriteyi sağlamak için

ölüm cezasını gerekli görürler."[1]

 

Coğrafyamızın her kriz momentinde, temcit pilavı gibi ısıtılarak tekrar tekrar devreye sokulan "idam cezası" popülizmi yeniden ve bir kez daha gündemde...

En son idam cezası 25 Ekim 1984 tarihinde infaz edilmiş olsa da Cumhurbaşkanı'nın idam cezasını geri getirme söylemi, -olası?- 2023 seçimleri öncesi popülist bir manevrayken; dört bir yandan da, "İdam isteriz!" haykırışları yüksel(til)iyor.

Bu eski(tilemeyen) bir hikâyedir! Örneğin önceleri Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, "Hain ve katiller için idam cezasının geri getirilmesi gerekiyor,"[2] demiş ve bir hayli de ilgi görmüştü!

Oysa idam, telafisi olmayan ceza infaz yöntemken; 1960'dan, idam cezasının kaldırıldığı 2004'e kadar tam 390 kişi hakkında idam cezası verilen coğrafyamızda; idama çarptırılanlardan 129'unun cezasının infazı için yasa çıkarılmıştı.

1960'dan sonra idam cezasına çarptırılanlardan 261'inin idam dosyası TBMM'den geçmediği için infazları da yapılamadı. Ancak çoğu siyasi hükümlülerden 129'u o kadar şanslı olmadı. TBMM kayıtlarında yıllara göre idam edilenlerin sayısı şöyle: 1960 (13), 1961 (18), 1962 (22), 1963 (10), 1964 (2), 1967 (2), 1968 (3), 1970 (6), 1972 (3), 1975 (2), 1976 (2), 1977 (2), 1978 (4), 1979 (3), 1980 (6), 1981 (10), 1982 (10), 1983 (9), 1984 (2)...

Bugünlerde idam tartış(tırıl)malarına ilişkin olarak, "Önüme gelirse imzalarım," diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Başbakanlığı döneminde, miting meydanlarında, idam edilen Mustafa Pehlivanoğlu'nun son mektubunu okuyup ağladığı ve Erdal Eren'in yaşının büyütülüp idam edilmesini eleştirdiği herkesin bilgisi dahilindedir.

Anayasanın, Kişinin Dokunulmazlığı; maddi ve manevi varlığı başlıklı 17. maddesinin 4. fıkrasındaki "Mahkemelerce verilen ölüm cezalarının yerine getirilmesi hâli ile..." ibaresi 07.05.2004 tarih ve 5170 sayılı kanunun 3. ve 15. maddenin 2. fıkrasındaki "ölüm cezalarının infazı" ibaresi de aynı kanunun 2. maddesi ile madde metinlerinden çıkarılmışken; idam popülizmi gündemleştirilip, kalabalıklar "idam" diye bağırdığında "muhalif" geçinen burjuva akımlar "Hayır bu yanlış olur" diyemiyorlar.

Oysa iktidarın siyasal manipülasyonları yanında, toplumun tepkisini çeken suçlar nedeniyle ölüm cezasının yeniden gündeme geldiği tabloda, toplumsal öfkeye karşın soğukkanlılıkla düşünülmesinde yarar vardır.

Kaldı ki Türkiye, idam durup dururken kaldırmadı, kaldırmak zorunda kaldı. Türkiye'nin kurucuları arasında yer aldığı Avrupa Konseyi, 1983'de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ek 6 No'lu protokolü kabul etti. Bu protokole göre, savaş ve yakın savaş hâlleri dışında, idam cezası yasaklanıyordu. Arkasından 2002'in Şubat'ında AİHS'ye ek 13 No'lu protokolü kabul ederek, ölüm cezasının her koşulda kaldırılmasını düzenledi.

Bu çerçevede Türkiye, 6 No'lu protokolü 2003'de, 13 No'lu protokolü ise 2005'de imzalamıştır. 13 No'lu protokolün 3. maddesi ile taraf devletlere "Çekince koyma yasağı" getirilmiştir. Anayasanın 38. maddesindeki idam yasağı ve 90. maddesindeki "Uluslararası sözleşmelerin yasalardan üstünlüğü" ilkesi nedeniyle de idamın yeniden mevzuata konulması mümkün olamaz.

Öte yandan idam cezasını kaldıran protokol, Avrupa Konseyi'nin 47 üyesinden 44 devletçe imzalanmış ve hakları tanımıştır. Türkiye de bu 44 devletten biriyken; ölüm cezasını geri getirmesi için, TBMM'den kanun geçirmesi yetmez. TC Anayasası'na göre kanun niteliğinde sayılan bu protokolden çekilmesi gerekir. Böyle bir çekilme ise bugünkü koşullarda Avrupa Konseyi üyeliğine veda etmek demektir.

 

İDAM CEZASI NEDİR?

 

İdamın bir cezalandırma yöntemi olarak çağdaş hukuktan kovulması ise insanlığın bir kazanımıdır.

XXI. yüzyılda idamı hâlâ caydırıcı bir ceza olarak gören zihniyet, "Sallandıracaksın iki üç kişiyi, bak bakalım bir daha yapabilecekler mi!" ilkelliğinin günümüzdeki kalıntısıdır. Kan kültürüdür bu!

İdamın artık tartışılması bile ayıp çağdaş bir tanımı var: İdam, devlet eliyle işlenen cinayettir...

Hem de tasarlanarak, yani taammüden işlenen bir cinayet.

Yıllardır coğrafyamızda hukukçular, üniversite çevreleri, eğitimciler, ölüm cezasının hiç ama hiçbir caydırıcı niteliği olmadığını; ölüm cezasının, Albert Camus'nün ifadesiyle, "Devlet eliyle işlenmiş cinayet" olduğunu ortaya koydular ve hep amansız bir direnişle karşılandılar...

Örneğin Aydınlanma düşünürleriyle tanışmış olan Cesare Beccaria, ölüm cezasının tek sebebinin, tanrıların öfkelerinin kanla bastırıldığı pagan dönemlerinde insanların kurban edilmeleri olduğunu belirtirken; "Bütün cezalar içinde en faydasızı ve iğrenci ölüm cezasıdır. Ölüm cezası, insanlara verdiği canavarlık örneği nedeniyle de yararlı olmamaktadır," der.

Albert Camus'ye göre "Ölüm cezası kanun dışı bırakılmadıkça ne kişilerin vicdanları ne de toplumun töreleri huzura kavuşabilir."[3]

İdamın suçu engelleme konusunda hiçbir değer taşımadığı unutulmamalı; kısasa kısas mantığıyla şekillenen bir hukuk insanı ıslah etmez, aksine daha vahşi kılar.

İdamın faydalarından yararlananlar sadece politikacılardır; intikam duygusunu parlatıp onaylar ve toplumun hassasiyetlerini suiistimal ederler.

Diğer yandan da egemen oldukları politik arenada muhaliflerine karşı çok güçlü bir hukuki kozu ellerinde tutarlar.

Bülent Tanör, 'Türkiye'de İnsan Hakları Sorunu' başlıklı yapıtında coğrafyamızda sivil yılların infaz ortalamasının yaklaşık olarak 2, askeri yılların ortalamasının ise 13.5 olduğuna işaret etmesi[4] bile hukuku ve iktidarı böylesine sorunlu bir ülkede, idamın yeniden ağıza alınmasına karşı çıkılması için yeterli bir gerekçedir.

"Nasıl" mı?

27 Mayıs 1960 askeri darbesinden sonra Başbakan Adnan Menderes ile bakanları Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan'ın idam edilmesi sonrası pişmanlık ve trajediydi.

12 Mart 1971 askeri muhtırasından sonra Meclis'te "Üç bizden üç sizden" bağırışları arasında Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan idam edilmesi de rezalet ve trajediydi.

12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra biri daha 17 yaşında olan 50 insan idam edilmesi ise utanç ve trajediden başka bir anlam taşımıyordu.

Konuya ilişkin olarak Karl Kraus, "İdam belki caydırıcı olabilir; ama yargıçlar için caydırıcı olduğu hiç görülmemiştir," derken Thomas More de meselenin aslî çerçevesini şöyle çizer:

"Ölüm cezası böyle durumlarda hem haksız, hem yararsızdır. Öldürmek hırsızlığı cezalandırmak için çok ağır, hırsızlığı önlemek içinse çok hafif bir cezadır. Her çalan ölümü hak etmedikten başka, açlıktan ölmemek için çalan adama en korkunç işkenceleri de yapsanız yine çalar...

"Hırsızlara en ağır cezaları verecek yerde, toplumun bütün üyelerine yaşama olanaklarını sağlasanız ve kimse kellesi pahasına çalmak zorunda kalmasa daha iyi olmaz mı?"[5]

 

BİRAZ TARİH!

 

Tarihi Sümerler'e kadar giden ve M.Ö. VII. yüzyılda Antik Yunan'da Drakon Kanunları'na göre elma çalmaktan adam öldürmeye kadar her suçun tek cezası olarak kabul edilen idam, Avrupa'da da kanlı bir geçmişe sahiptir.

Avrupa, XI. yüzyıldaki I. William dönemi hariç çok sayıda idama şahit oldu. XV. yüzyılda VIII. Henry İngilteresi ve XVIII. yüzyıl Fransa'sında ağaç kesmek, tavşan çalmak gibi küçük suçlar dahi ölümle cezalandırıldı.

Fransız İhtilali sonrası, 1789-1799 kesitinde özellikle siyasi sebeplerden ötürü idam edilenlerin sayısı 40 bini buldu. 1793-1794 döneminde Fransa'da 16 bin kişinin giyotine gönderildiğinden söz edilir.

İdamın sorgulanması XVII. yüzyılda Montesquieu, Voltaire, Bentham gibi düşünürlerle başlar. Düşünürlerin etkisiyle cezası idam olan suçların kapsamı pek çok Avrupa ülkesinde daraltıldı. Bu konudaki en önemli etkiyi ise "Devletin can alması hiçbir şekilde meşrulaştırılamaz" diyen İtalyan hukukçu Cesare Beccaria'nın 1767'de kaleme aldığı 'Suçlar ve Cezalar Hakkında' başlıklı eseri yaptı.

Bunun etkisiyle 1786'da Toskana'da ilk kez kalıcı olarak idam cezası kaldırıldı. İdam sorgulamaları ve karşıt örgütlenmelerin çoğalmasıyla 1867'de Portekiz'de, ardından Hollanda'da; I. Dünya Savaşı sonrası İsveç ve Danimarka'da; II. Dünya Savaşı sonrası da İtalya, Finlandiya ve Avusturya'da idam cezası resmi olarak kaldırıldı.

İngiltere, İspanya, Lüksemburg, Fransa, İrlanda, Yunanistan ve Belçika gibi ülkelerde ancak XX. yüzyılın ikinci yarısında kaldırılmasına rağmen idam, bu tarihin öncesinde de ya çok nadir uygulanmakta ya da fiilen bulunmamaktaydı.

Avrupa'da idamın kaldırılma sürecinde dikkat çeken nokta ise cezanın referandumla değil daha çok mecliste yapılan tartışmalarla kaldırılmış olması. İdamın kaldırılma sürecindeki tartışmaların baş konusu ölüm cezasının "İnsanlık onurunun pekiştirilmesi ve insan haklarına saygı" prensibiyle çelişen bir ceza olduğuydu.

 

HAKLAR PARANTEZİ

 

Tarih boyunca sınıflı sömürücü toplumlarda Max Horkheimer'ın ifade ettiği üzere, "Çoğunluk her zaman ve istisnasız olarak azınlığın haklarını çiğnemiştir."

Gerçekten de yeryüzü ve gökyüzü egemenliklerine karşı borçlu bırakılmış, biat etmediğinde ise suçlu kılınmış insanı ve hakları nasıl yazmalı?[6]

İnsanı, onurunu ve haklarının ayaklar altına alındığı bu rezil kapitalist dünya da hakikât nasıl dile gelmeli?

Sürdürülemez kapitalizm şahsında insan(lık)ı, onurunu ve haklarını unutmaya başladığımız yerküredeyiz.

Ve de insan(lık) hakları mezarlığına dönüşmüş yerkürede, insan(lık)ın tek var oluş imkânı geleceğini kazanma mücadelesidir.

Kaldı ki bu doğrultuda insan(lık)ın kazandığı tüm haklar, iktidara karşı başkaldırının eseri olmuştu; 26 Ağustos 1789'da yayımlanan 'Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi'nde olduğu gibi...

Fransız halkının hükümet karşısındaki haklarını sıralayıp, 17 maddeden oluşan bu bildirge dikkat çekerek, öne çıkan noktalar şunlardı:

• İnsanlar haklar yönünden özgür ve eşit doğar ve yaşarlar.

• Özgürlük, başkasına zarar vermeyecek her şeyi yapabilmektir.

• Her insan suçlu olduğuna karar verilinceye kadar masum sayılır.

Burada durup yaşam hakkına veya ihlâli kapsamındaki idam cezasına ilişkin olarak şunun da altını özenle çizerek hatırlatalım:

"Mafên kesane ne girêdayê (referandûm) dengdanê gel e; piranî nikare mafên hindikayiyê bi dengên xwe tune bike. Peywira mafan a polîtîk, hindikayî li hemberî zordestiya piraniyê parastin e. Û em ji bîr nekin ku hindikayiya herî biçûk takekes bi xwe ye./ Bireysel haklar halk oylamasına tabi değildir; çoğunluk, bir azınlığın haklarını oylarıyla yok edemez. Hakların politik fonksiyonu azınlığı çoğunluğun baskısından korumaktır. Ve unutmayalım ki en küçük azınlık bireyin ta kendisidir," der Ayn Rand...

 

BİR KAÇ ŞEY

 

Bilinmeli, görülmeli, unutulmamalı, hatırlatılmalı: "İnsan hakları yasası insanın elinden düşeli çok olmuştur," diyen Georges Politzer sonuna dek haklıdır!

Kaldı ki sınıflı sömürücü toplumların tarihi boyunca "Kısıtlı olmayan tek şey, her tür yasaklama, engel ve müdahaleydi,"[7] geçmişinden kapitalist bugününe dek insan(lık)ın...

O hâlde insan hak(sızlık)ları meselesi, onu var eden ekonomi-politik denklem çözülmeden hâlledilemez!

Öyleyse, "Kalkın ayağa/ Kırın zincirlerinizi/ siz çoksunuz, onlar az!/ Cahil, duygusuz ve sağır yöneticiler,/ Yapışmışlar sülük gibi ülkenin üzerine./ Aç ve çıplak, ezilen ezilen ve ezilen bir halk,/ Kim baştaysa onun uşağı, onun kulu kölesi bir ordu./ Ölümsüz bir ışık doğacak yarın bütün bu mezarlardan,/ Boğacak aydınlıklara kasırgalı günlerini çağımızın," dizelerini telaffuz etme zamanıdır Percy Bysshe Shelley'in; ısrarla ve cesaretle!

 

 

N O T L A R

[*] Kaldıraç Dergisi, No:253, Ağustos 2022...

[1] Anatole France.

[2] Alican Uludağ, "Topluma İdam Tehdidi", Cumhuriyet, 6 Ağustos 2018, s.4.

[3] Albert Camus-Arthur Koestler, Ölüm Cezası Üstüne Düşünceler, çev: Ali Sirmen, Alan Yay., 1986, s.71.

[4] Bülent Tanör, Türkiye'de İnsan Hakları Sorunu, BDS Yay., 1991.

[5] Thomas More, Ütopya, çev: Sabahattin Eyyüpoğlu-Vedat Günyol-Mina Urgan, İş Bankası Kültür Yay., 2006, s.11.

[6] "Hayvan haklarını da insan hakları kadar destekliyorum. Tam bir insan olmanın yolu budur." (Abraham Lincoln.)

[7] Eduardo Galeano, Latin Amerika'nın Kesik Damarları, çev: Attila Tokatlı-Roza Hamken, Sel Yay., 2015.

 

  Bu yazı 4490 defa okunmuştur.
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
1 Galatasaray 31 27 1 3 69 20 84 +49
2 Fenerbahçe 31 26 1 4 83 27 82 +56
3 Trabzonspor 31 16 11 4 54 41 52 +13
4 Beşiktaş 31 14 12 5 41 37 47 +4
5 Kasımpaşa 31 13 11 7 55 55 46 0
6 Çaykur Rizespor 31 13 12 6 40 47 45 -7
7 Başakşehir FK 31 12 12 7 39 36 43 +3
8 Antalyaspor 31 10 9 12 36 34 42 +2
9 Alanyaspor 31 10 9 12 41 42 42 -1
10 Sivasspor 31 10 10 11 37 43 41 -6
11 Adana Demirspor 31 9 10 12 48 43 39 +5
12 Samsunspor 31 10 14 7 35 41 37 -6
13 Kayserispor 31 10 12 9 36 45 36 -9
14 MKE Ankaragücü 31 7 11 13 37 40 34 -3
15 Hatayspor 31 7 12 12 36 41 33 -5
16 Konyaspor 31 7 12 12 32 45 33 -13
17 Gaziantep FK 31 8 16 7 34 47 31 -13
18 Fatih Karagümrük 31 7 15 9 34 39 30 -5
19 Pendikspor 31 7 15 9 34 61 30 -27
20 İstanbulspor 31 3 21 7 22 59 13 -37
Takım O G M B A Y P AV
1 Eyüpspor 29 22 6 1 68 25 67 +43
2 Göztepe 29 18 6 5 50 18 59 +32
3 Sakaryaspor 29 14 7 8 43 30 50 +13
4 Çorum FK 29 14 8 7 47 30 49 +17
5 Kocaelispor 29 14 8 7 43 34 49 +9
6 Bodrumspor 29 13 7 9 36 19 48 +17
7 Bandırmaspor 29 12 8 9 44 25 45 +19
8 Gençlerbirliği 29 11 7 11 34 28 44 +6
9 Boluspor 29 12 10 7 27 32 43 -5
10 Erzurumspor FK 29 11 8 10 28 25 40 +3
11 Ümraniyespor 29 9 13 7 33 41 34 -8
12 Şanlıurfaspor 29 8 12 9 26 30 33 -4
13 Keçiörengücü 29 8 12 9 25 35 33 -10
14 Manisa FK 29 7 11 11 34 35 32 -1
15 Tuzlaspor 29 8 14 7 30 44 31 -14
16 Adanaspor 29 9 16 4 23 41 31 -18
17 Altay 29 5 21 3 13 65 15 -52
18 Giresunspor 29 2 23 4 13 60 7 -47
Takım O G M B A Y P AV
1 Esenler Erokspor 32 22 5 5 69 27 71 +42
2 Bucaspor 1928 32 20 3 9 50 19 69 +31
3 Van Spor FK 31 20 5 6 51 31 66 +20
4 1461 Trabzon FK 32 18 6 8 59 33 62 +26
5 Ankaraspor 32 15 6 11 40 26 56 +14
6 Yeni Mersin İdman Yurdu 32 15 7 10 43 27 55 +16
7 Beyoğlu Yeniçarşıspor 32 13 13 6 40 32 45 +8
8 Karacabey Belediye Spor 32 11 10 11 33 30 44 +3
9 Ankara Demirspor 32 13 14 5 35 34 44 +1
10 Diyarbekir Spor 32 11 13 8 33 33 41 0
11 Kırklarelispor 33 10 13 10 26 35 40 -9
12 Altınordu 32 9 12 11 37 32 38 +5
13 Nazilli Belediyespor 33 11 14 8 37 50 38 -13
14 Serik Belediyespor 32 9 13 10 28 34 37 -6
15 Hes İlaç Afyonspor 32 8 13 11 18 34 35 -16
16 Zonguldak Kömürspor 32 8 16 8 31 52 29 -21
17 Kırşehir Futbol SK 33 5 21 7 29 65 22 -36
18 Bursaspor 32 5 19 8 23 54 20 -31
19 Adıyaman FK 32 3 23 6 21 55 15 -34
Takım O G M B A Y P AV
1 Kepezspor FAŞ 25 20 1 4 60 13 64 +47
2 Aliağa Futbol A.Ş. 26 18 0 8 53 14 62 +39
3 52 Orduspor FK 26 13 7 6 36 25 45 +11
4 Ayvalıkgücü Belediyespor 25 12 6 7 32 22 43 +10
5 İnegöl Kafkas GK 25 11 6 8 27 24 41 +3
6 Edirnespor 25 12 9 4 39 24 40 +15
7 Mardin 1969 Spor 25 11 10 4 35 30 37 +5
8 K.Çekmece Sinopspor 26 10 10 6 36 26 36 +10
9 Artvin Hopaspor 25 9 9 7 32 24 34 +8
10 Karabük İdmanyurdu Spor 25 9 12 4 22 38 31 -16
11 Talasgücü Belediyespor 25 8 14 3 26 39 27 -13
12 Kırıkkalegücü FK 25 7 13 5 24 31 26 -7
13 Gümüşhanespor 25 4 12 9 21 41 21 -20
14 Malatya Arguvanspor 25 2 19 4 12 46 10 -34
15 Tarsus İdman Yurdu 25 2 20 3 16 74 9 -58
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 12/04/2024 Trabzonspor vs Sivasspor
 13/04/2024 Kasımpaşa vs Konyaspor
 13/04/2024 MKE Ankaragücü vs Gaziantep FK
 13/04/2024 Adana Demirspor vs Kayserispor
 13/04/2024 Beşiktaş vs Samsunspor
 14/04/2024 Pendikspor vs Başakşehir FK
 14/04/2024 Çaykur Rizespor vs Antalyaspor
 14/04/2024 Hatayspor vs İstanbulspor
 14/04/2024 Fatih Karagümrük vs Fenerbahçe
 15/04/2024 Alanyaspor vs Galatasaray
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 12/04/2024 Manisa FK vs Eyüpspor
 13/04/2024 Keçiörengücü vs Gençlerbirliği
 13/04/2024 Boluspor vs Ümraniyespor
 13/04/2024 Altay vs Çorum FK
 14/04/2024 Tuzlaspor vs Göztepe
 14/04/2024 Şanlıurfaspor vs Bandırmaspor
 14/04/2024 Kocaelispor vs Giresunspor
 15/04/2024 Erzurumspor FK vs Sakaryaspor
 15/04/2024 Adanaspor vs Bodrum FK
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 13/04/2024 Esenler Erokspor vs Bursaspor
 13/04/2024 Karacabey Belediye Spor vs Ankaraspor
 13/04/2024 Yeni Mersin İdman Yurdu vs Nazilli Belediyespor
 14/04/2024 1461 Trabzon FK vs Bucaspor 1928
 14/04/2024 Diyarbekir Spor vs Beyoğlu Yeniçarşıspor
 14/04/2024 Hes İlaç Afyonspor vs Ankara Demirspor
 14/04/2024 Kırklarelispor vs Serik Belediyespor
 14/04/2024 Van Spor FK vs Altınordu
 14/04/2024 Zonguldak Kömürspor vs Adıyaman FK
 14/04/2024 Diyarbekir Spor - Beyoğlu Yeniçarşıspor Diyarbekir Spor ligdeki son 7 maçında hiç kazanamadı  Beyoğlu Yeniçarşıspor yenilmez
 14/04/2024 Hes İlaç Afyonspor - Ankara Demirspor Ankara Demirspor ligde deplasmandaki son 6 maçında hiç kazanamadı  Hes İlaç Afyonspor yenilmez
 17/04/2024 Van Spor FK - Ankaraspor Ankaraspor ligde deplasmandaki son 6 maçında hiç kazanamadı  Van Spor FK yenilmez
 17/04/2024 Van Spor FK - Ankaraspor Van Spor FK ligde evindeki son 7 maçını kazandı  Van Spor FK kazanır
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 14/04/2024 Artvin Hopaspor vs Karabük İdmanyurdu Spor
 14/04/2024 Ayvalıkgücü Belediyespor vs Kırıkkalegücü FK
 14/04/2024 Gümüşhanespor vs Aliağa Futbol A.Ş.
 14/04/2024 K.Çekmece Sinopspor vs Talasgücü Belediyespor
 14/04/2024 Malatya Arguvanspor vs İnegöl Kafkas GK
 14/04/2024 Mardin 1969 Spor vs Kepezspor FAŞ
 14/04/2024 Tarsus İdman Yurdu vs Edirnespor
 14/04/2024 Artvin Hopaspor - Karabük İdmanyurdu Spor Karabük İdmanyurdu Spor ligde deplasmandaki son 5 maçında hiç kazanamadı  Artvin Hopaspor yenilmez
 14/04/2024 Artvin Hopaspor - Karabük İdmanyurdu Spor Artvin Hopaspor ligde evindeki son 7 maçında hiç kaybetmedi  Artvin Hopaspor yenilmez
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ
Tüm Anketler
Web sitemize nasıl ulaştınız?
ŞANS OYUNLARI
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI