Sibel ÖZBUDUN

ALMASINI BİLENE: COVID-19 DERSLERİ![*]

Sibel ÖZBUDUN
  06-05-2020 12:49:00

SİBEL ÖZBUDUN

 

“Her şey sonunda iyi olacaktır.

Eğer iyi değilse,

daha sonu gelmemiş demektir.”[1]

 

Görüntüler sosyal medyaya düşerken midemizi bulandırdı: Kendine polis süsü verip, “Amcacım yaş kaç, sokaklarda dolaşıyorsun; bak bu seferlik ceza yazmıyorum” talkınıyla yaşlı adamla kafa bulan ve bu “ince” espriyi (herhâlde TT olma beklentisiyle) sosyal medyada paylaşanlar… Bir başka yaşlı adama maske takıp başından aşağıya kolonya boca edenler… Sokakta dolaşan yaşlıların tepesine su dolu poşetler fırlatanlar… Hastane önünden otobüse binmek için yalvaran yaşlı kadının yere savrulmasına aldırmayıp gaza basan sürücü…

“Yeni” Türkiye’nin yeni “vasat”ının yeni linç eğlencesi koruma amacıyla sokağa çıkmaları yasaklanan yaşlılar. Kürtler, Suriyeliler, LGBTİ’ler, sokak hayvanlarından sonra, son “öteki”ler…

Yalnızca Türkiye’de ve yalnızca yaşlılar değil. Covid-19, kendisinden önce yaklaşık bir “pandemi” boyutuna varmış olan bir başka unsurun, ırkçı ve faşizan reaksiyonları küresel ölçekte tetikledi. Bizim coğrafyada ağırlıklı olarak yaşlıların başına patlayan, Batı Avrupa ülkelerinde ve ABD’de Asyatik kökenlilerin başında… Yolda yürürken bir grup gencin saldırısına uğrayıp “Ne seni ne de korona virüsünü burada istemiyoruz” diye tekme tokat dayak yiyen Singapurlular mı arasınız (Londra),[2] metroda diğer yolculardan ölüm tehditleri alan yüzü maskeli Hong Kong’lu genç kadınlar mı (New York),[3] kentte dolaşması yasaklanıp otel hapsine mahkûm kılınan Güney Koreli turistler mi (İsrail),[4] yağmalanan Çin dükkânları mı (İtalya)?[5] Ya da Covid-19’a ısrarla “Çin virüsü” diyen ABD başkanı Trump?[6] İş öyle bir boyuta ulaştı ki, Wikipedia dünya ölçeğinde corona virüsüyle bağlantılı ırkçı ve yabancı düşmanı olayları listeleyen bir başlık açtı![7]

Salgın hastalıkların korkuyu “öteki nefreti”ne dönüştürerek desteklemeleri olgusu yabancı değil. 14. yüzyılda Avrupa’yı kasıp kavuran Kara veba salgını boyunca, Yahudi cemaatleri “Hıristiyanlara göre daha düşük oranlarda öldükleri” için “kuyuları, suları zehirleyerek hastalığı kasten yaydıkları” gerekçesiyle katliamların hedefi oldular. 16. yüzyıl sonu ila 17. yüzyıl başlarındaki salgınlarda ise korku ve düşmanlığın hedefine bu kez tüm “yabancılar” yerleştirilmişti ve örneğin I. Elizabeth döneminde çıkartılan bir fermanla yabancıların Londra’ya yalnızca “özel bir belge” ile girebileceği duyurulmuştu. Yalnızca “çok zenginlere” verilen, “çok özel” bir belge![8]

Ve 20. yüzyıl başlarında da, “İspanyol gribi krizi, 1918-1919 yıllarında üç dalga hâlinde, ABD’den Avrupa’ya Çin’e, Afrika’dan Latin Amerika’ya kadar dünyayı kasıp kavurdu; özellikle, en yoksul, kurumsal yapıları zayıf ya da sömürge ülkeleri, gelişmiş ülkelerde de nüfus yoğunluğu yüksek kentleri, buralarda en yoksul kesimleri, göçmenleri vurdu; yaklaşık 50 milyon kişiyi öldürdü. İspanyol gribi, mikroplara/ virüslere karşı duyarlılığı, ‘türün/ ulusun kirlenmesi’ paranoyasıyla yakından ilişkili ırkçılığı, yabancı düşmanlığını, komplo teorilerini, milliyetçiliği körükledi.”[9]

Tabii felaketlerin faturasını yabancılara, şu ya da bu etnik-dinsel ya da cinsel gruba, bir azınlık ya da yaş grubuna kesme eğilimi halklara içkin, deyim yerindeyse “doğal” bir eğilim değil. İnsanlık tarihi tersine, dayanışma, diğerkamlık ve özveri örneklerine de sıkça tanık oldu: Yaşlılarını “kültürlerinin bekçisi” olarak görüp onlara büyük saygı gösteren, katılmadıkları av partisinde avın en “ballı” kısmını onlara sunan !Kung Ju/’hoansi’ler;[10] bedensel engelli bireylerin yıllar boyu topluluk tarafından desteklendiğini gösteren fosillerin tarihlendiği günümüzden 500 bin yıl öncesine tarihlenen paleolitik toplumlar;[11] yabancıları “evlat edinerek” topluluğun tam haklı bireyleri kılan kabile toplumları,[12] gemilerle topraklarına gelen ilk Avrupalıları yiyecek ve armağanlarla karşılayan Amerika yerlileri, 19. yüzyılda ABD’de ayaklanan kölelere destek vermek için İngiltere’de greve giden dokuma işçileri,[13] İspanya İç Savaşında Franko’ya karşı savaşmak için Cumhuriyetçilere katılan uluslararası tugaylar… ve Covid-19’e karşı mücadele için salgından kırılan İtalya’ya, İspanya’ya gönüllü giden Kübalı, Çinli doktorlar…

Örnekler çoğaltılabilir, ama gerek yok.

Bunlar neyi mi gösteriyor? Bencillik, yabancı düşmanlığı insana, insan doğasına içkin görüngüler değil, iktisadi-siyasal-tarihsel-toplumsal ürünlerdir. Eşitlikçi toplum yapıları, diğerkâm (altruist) eğilimleri beslerken, kaynakların eşitsiz dağılımına dayalı toplumsal örgütlenmeler, benmerkezciliği, yabancı korkusu/düşmanlığını vurgular.

Ve bu “ethos”un temelinde; insanların kaynakların eşitlikçi/adil dağıtılıp dağıtılmadığına ilişkin duydukları güven(/sizlik) yatmaktadır…

Kapitalizminin, hele günümüzdeki durağında yeryüzü kaynaklarının dağılımında muazzam bir eşitsizliğin yaratıcısı olduğunu görmek için, İngiliz yardım kuruluşu Oxfam’ın yıllık raporlarına bakmak dahi yeterli: Dünyanın en zengin 26 kişisinin servetinin dünya nüfusunun yarısının (3.8 milyar kişi) servetinin toplamından fazla olduğu bir dünya…

Bitmedi:

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) 2018’deki raporuna göre 820 milyondan fazla insanın açlık çektiği bir dünya...

UNESCO’nun 2019 ‘Dünya Su Raporu’na göre 2 milyardan fazla insanın temiz su kaynaklarına düzenli erişiminin olmadığı bir dünya[14]…

DSÖ’nün 2018’de hazırladığı rapora göre, 2 buçuk milyar insan tuvaletsiz bir yaşam sürdürdüğü bir dünya…

Dünya Kaynakları Enstitüsü’nün (WRI) 2017’de hazırladığı bir rapora göre sürdürülebilir/düzenli barınma koşullarına sahip olmayan insan sayısının 1 milyar 200 milyondan fazla olduğu bir dünya…[15]

Yani insana değil, bir avuç plütokratın kazanma, durmaksızın, sınır tanımayan, hayatı yok etme pahasına daha çok, daha fazla kazanma iştahına teslim olmuş bir dünya…

İnsana yönelik temel hizmetlerin (sağlık, eğitim, barınma, su, beslenme, ulaşım…) özelleştirme talanına açıldığı, cep telefonu, Coca Cola, kozmetik üretimine halk sağlığından, temiz sudan[16] fazla yatırım yapılan bir dünya: Nâzım’ın, “Bir öyle şaşılası dünya ki burası,/ balıklar kahve içerken/ çocuklar süt bulamıyor.
İnsanları sözle besliyorlar,/ domuzları patatesle...”
dizeleriyle betimlediği…

Böyle bir dünyanın ancak empati, paylaşım, diğerkâmlık, özveri vb. duyguların baskılanıp bencillik, narsizm, ben-merkezcilik, kayıtsızlık, “öteki” düşmanlığı, rekabetçilik vb. duyguların beslenmesiyle taşınabilir olacağı açıktır. Kapitalizm bu duyguları besleyip karşıtlarını bastırarak sürdürür kendini. Elinden kül tablası yapmak için gorili, dişini kesmek için fili, derisinden çanta yapmak için timsahı katleden açgözlülük, savaştan kaçıp ülkelerine sığınan el kadar çocukları emeği, cinselliği ya da organları için pazarlayan acımasızlık… Ya da yalnızca önceden satın aldığı paket tur programının her saniyesini değerlendirebilmek saikiyle sahile vurmuş kaçak göçmen cesetlerinin beş yüz metre ötesinde plaj topu oynamayı sürdüren umursamazlık…

Dönelim mi yaşlılara? Neoliberal kapitalizm sağlık sistemini bir talan alanına dönüştürdükten sonra (misal: Türkiye’de devlet hastanelerinin kapatılıp “Şehir hastaneleri” adı altında, “5 yıldızlı” kalite ve fiyatta hastanelerin devreye girmesi… Ya da ABD’de[17] Kovid-19 tedavisi gören bir hastaya 35 bin dolar fatura çıkartılması[18], veya Fransa’da Acil Servis çalışanları sendikası sözcüsü Christophe Prudhomme’un deyişiyle ülkede acil servis yatak kapasitesinde 20 yılda 100 binlik bir düşüş olması[19] gibi…) sağlık hizmetleri, nüfusun büyük bölümü için erişilmez hâle geldi; sağlık altyapısı, geriledi, kâr getirici sektörler öne çıkarken kamu sağlığına yönelik hizmetler çöktü.

Bu durumda, çok kısa sürede çok geniş bir nüfus içinde yayılıp bulaştıklarının önemli bölümünü hastanelik eden bir pandemi karşısında, gerek sağlık görevlileri, gerek yatak kapasitesi açısından bir yıkım tablosu sergilemekte.

Bu, “en kırılgan, en dezavantajlı grupların dışlanması”nı getirir: Covid-19 salgını söz konusu olduğunda, yaşlılar bu grupların başında geliyor. Nitekim, yaşlıların Covid-19’dan ölme olasılığının çocuk ve gençlere göre daha yüksek olması, “salgının yaşlıların ülkelerin sosyal güvenlik sisteminden ayıklanması yolunda bir fırsat sunduğu” yolundaki söylemlerin önünü açtı.[20] Üretkenlik çağını geride bırakmış “asalak” yaşlılar sistemden elimine olup sessiz sedasız hayattan çekildikçe, genç, dinamik, üretken nüfusun önü açılacak, bir yandan sırtlarında “yük” hâline gelmiş bir ayak bağından kurtulurken, bir yandan da hak ettikleri kaynaklardan (sağlık hizmetleri, sosyal haklar, istihdam…) daha bol yararlanma olanağına kavuşacaklardı. En çarpıcı örneğini İspanya’da terk edilmiş bir huzurevine giren askerlerin yataklarda yaşlıların cesetleriyle karşılaşmasında,[21] ya da yine aynı ülkede bir doktorun “solunum cihazlarının 65 yaş üstündekilerden alınıp gençlere verildiğini” açıkladığı görüntülerde[22] veya İtalya’nın Parma kentinde görev yapan İsrailli doktor Gai Peleg’in, “Emirler doğrultusunda İtalya’nın kuzeyinde 60 yaş üzeri hastaların solunum makinelerine erişmesine izin vermeyeceklerini” söylemesinde[23] bulan bu tutumun somut adımları, nasıl bir sistemde yaşamakta olduğumuza dair ipuçları sunuyor.

Yaşlıların toplum üzerinde bir “yük” olduğu zaman zaman, açık bir dille resmî ağızlardan da itiraf ediliyor. Örneğin Teksas vali yardımcısı Dan Patrick, “Yaşlıların Amerikan ekonomisinin selameti için kendilerini kurban etmeye, yani ölmeye hazır olduklarını söylüyor!”[24] Amerikan ekonomisinin selameti ne mi? Onu da ABD Ticaret Bakanı Wilburr Ross açıklıyor: “Bu salgın Amerikan ekonomisine yarayacak. İstihdam Kuzey Amerika’ya geri dönecek!”[25]

Corona Bilim Kurulu üyesi Mehmet Ceyhan da CNN’deki canlı yayında “İnsan ömrü belli süredir; siz bunu ilaçlarla uzatıyorsunuz, Allah da insanları öldürsün diye virüsleri yaratıp nüfus dengesini sağlıyor” mealinde sözlerle[26] bu akıl yürütmeye “uhrevî” dayanak sağlıyor.

Böylelikle “kriz” durumunda yaşlıların (ya da etnik-dinsel-cinsel azınlıkların[27]) gemiden ilk atılacak “safra” muamelesi görmesi, normalleştirilmekte.

Bu anlamda, kendine “polis” süsü verip (dikkat: polis! Yani devletin/iktidarın aramızdaki yumruğu) yaşlı adamın başından aşağıya kolonya boca ederek “kafa bulan” genç adamın “hâlet-i ruhiye”si, kapitalist tarz-ı siyasetle iki bakımdan uyarlı:

- Kapitalist toplumlarda kaynaklar daraldıkça “altta kalanın canı çıksın”cı, ölümüne yarış baş gösterir. Ve fakat hiçbir işe yaramayan bunak ihtiyarın sokaklarda dolaşarak kendi hayatını riske attığını sanan “kolonyacı” genç bilmez ki, bu yarış gerçekte, halka tahsis edilmesi gereken yaşamsal kaynakların daha büyük bir parçasının sermayeye aktarılmasına yöneliktir; sosyal güvenlik sistemi üzerindeki baskı, hafifletilmelidir: gerekirse nüfusun en kırılgan bölümü gözden çıkartılarak… Böylelikle 1) Nüfusun çalışabilir (yani “sömürülebilir”) kesiminin hayatta kalma şansı arttırılacak; 2) Sağlık sistemi üzerindeki basınç hafifletilerek kitlesel tepkinin önüne geçilecek; ve 3) Böylece gereksiz bir “kamuculuk” ısrarı olasılığı bertaraf edilerek kamusal kaynakların sermayeye aktarılması sürdürülebilecektir.

- Son dönemlerde peşpeşe yönetime gelen “yeni sağ” iktidarlar halkın derindeki kaygı ve korkularını manipüle ederek, krizi fırsata döndürmeye çalışmaktadır. Virüs yayan “Asyalı” paniğini, “pandemik” göçmen korkusuna dönüştürme konusundaki çabalar bunu gösteriyor. İtalya’nın aşırı sağcı lideri Matteo Salvini salgını Afrikalı göçmenlere bağlayarak sınırların göçmenlere kapatılmasını istemesi, Almanya, Fransa ve İspanya’daki aşırı sağcı politikacıların ilk günden itibaren Schengen sahasının kapatılması çağrılarını yükseltmeleri ve Donald Trump’ın salgının Meksika sınırına inşa edilen duvarın ne denli doğru bir karar olduğunu gösterdiği iddiası, bunun kanıtları…[28]

Bütün bunlar, olasıdır ki yükselişteki “aşırı sağ” (=neo faşist) kitlelerin korku ve tepkilerini manipüle ederek siyasetin rejimleri otoriterleştirme çabalarına altyapı oluşturmakta. Coronavirüs sonrası dünyanın farklı olacağı konusunda neredeyse eli kalem tutan herkes hemfikir. Yuval Noah Hariri, ‘The Financial Times’daki çok ses getiren makalesinde,[29] dünyanın önündeki iki tercihin “totaliter gözetim ile yurttaşların güçlendirilmesi” ve “milliyetçi izolasyon ile küresel dayanışma” arasında olacağını söylüyor.

Sorunun böyle konulmasının gerisinde insanları “neoliberal küreselleşme” ile “otoriter izolasyonizm” arasında bir tercihe zorlama itkisi sırıtıyor. Seçim gerçekten de bununla sınırlı kalırsa, korkarım yıllardır neoliberal elitlerin elinde yoksullaşmış, yoksunlaşmış, itilip-kakılmış, “küresellik”ten nasibi mülteci konumuna düşmek ya da kapıya yığılan mültecilerle baş etmek ve pandemiden ibaret olan panik içindeki geniş yığınların tercihi otoriter, milliyetçi bir izolasyon olacaktır: Nihayetinde otoriter-milliyetçi rejimler göçmen akınını engellemeye, sermayeyi “yurt içinde” tutarak en kırılganları elimine etme pahasına istihdam alanları yaratmaya, “hak etmeyenleri” (bekâr anneler, LGBTİ bireyler, yaşlılar, bedensel engelliler, azınlık mensupları vb…) sosyal güvenlik sistemi dışına sürerek “normal” yurttaşların koşullarını iyileştirmeye… muktedirdir. Ve popülist söylemleri, onları “en düşük ortak payda” (din-milliyetçilik-yabancı düşmanlığı, machism- anti entelektüalizm…) etrafında kümelenen yığınlar nezdinde daha muteber kılar.

Oysa seçim “milliyetçi izolasyon ile küresel dayanışma” arasında filan değil, kapitalizm ile sosyalizm arasındadır. Yeryüzünü bir avuç “süper zengin” adına yağmalarken giderek daha geniş kitleleri “artık nüfus”a dönüştüren, dünyayı soluk alınamaz bir gezegen hâline getiren, sömürü ve talanın sınırına gelmiş kapitalizm ne “liberal-küreselleşmeci” maskesiyle, ne de “otoriter-izolasyonist” maskesiyle sürdürülemez. Bu durum bir kez daha kolektivist, dayanışmacı bir ethos’u ve yeryüzü emekçilerinin her bakımdan selameti adına bir avuç plütokratın mülksüzleştirmesini, yani sosyalizmi tarih sahnesine çağırıyor.

Covid-19’un yol açtığı/açacağı yıkım bunun yığınların bilincine çıkmasına vesile olursa, kazanan, “Büyük İnsanlık” olacaktır.

 

 

28 Mart 2020 15:45:33, İstanbul.

  Bu yazı 7980 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

☁️
--°

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    # Takım O G B M A Y AV P
    1Galatasaray7511--516
    2Beşiktaş7502--815
    3Amed7421--814
    4Fenerbahçe7412--1313
    5Trabzonspor7412--1113
    6Alanyaspor7331--212
    7Kocaelispor7403--212
    8Çorum FK7313--410
    9Kasımpaşa7241--010
    10Rizespor7313---210
    11Başakşehir7223---18
    12Gaziantep FK7223---38
    13Gençlerbirliği S.K.7223---88
    14Erzurumspor FK7223---88
    15Göztepe7133--06
    16Konyaspor7124---45
    17Samsunspor7115---94
    18Eyüpspor7106---183
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    16 Ekim, CumaÇorum FK20:00Rizespor
    17 Ekim, CumartesiErzurumspor FK13:30Eyüpspor
    17 Ekim, CumartesiGençlerbirliği S.K.16:00Galatasaray
    17 Ekim, CumartesiAmed16:00Konyaspor
    17 Ekim, CumartesiFenerbahçe19:00Alanyaspor
    18 Ekim, PazarKasımpaşa13:30Samsunspor
    18 Ekim, PazarKocaelispor16:00Göztepe
    18 Ekim, PazarBaşakşehir19:00Gaziantep FK
    19 Ekim, PazartesiTrabzonspor20:00Beşiktaş
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Kayserispor10811--1725
    2Iğdır FK10622--620
    3Bursaspor9612--819
    4Batman Petrolspor10613--319
    5Keçiörengücü10451--917
    6Mardin 19699432--515
    7Sarıyer10433---115
    8Antalyaspor10505---215
    9Bandırmaspor10352--914
    10Fatih Karagümrük9342--113
    11Sivasspor10262--112
    12Muğlaspor9261--112
    13Bodrum FK10253--211
    14Pendikspor10244---710
    15Manisa F.K.9234---19
    16Esenler Erokspor9153---58
    17Ümraniyespor9144---37
    18Vanspor FK10235---107
    19İstanbulspor10127---155
    20Boluspor9018---181
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    13 Ekim, SalıBandırmaspor1-1Sivasspor
    13 Ekim, SalıSarıyer1-4Bodrum FK
    13 Ekim, SalıPendikspor1-2Vanspor FK
    DünBatman Petrolspor4-2İstanbulspor
    DünAntalyaspor0-4Kayserispor
    DünKeçiörengücü0-0Iğdır FK
    DünÜmraniyespor0-1Boluspor
    BugünMardin 196917:00Fatih Karagümrük
    BugünManisa F.K.20:00Esenler Erokspor
    BugünMuğlaspor20:00Bursaspor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Muş Sport Klübü6510--916
    2Aliağa FAŞ6501--415
    3Elazığspor6411--1113
    4Güzide Gebzespor6330--412
    5Çorluspor 19476312--510
    6İnegöl Kafkas Gençlik6312--310
    7Isparta 32 Spor6312--110
    8Şanlıurfaspor6231--19
    9Menemen FK6303---19
    10Erbaaspor6213--07
    11Somaspor5212---27
    1268 Aksaray Belediyespor6132--16
    13Ankaraspor6204---46
    14Kastamonuspor6204---103
    15Sebat Gençlikspor5023---42
    16Arnavutköy Belediyespor6006---100
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiElazığspor19:00Arnavutköy Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiMenemen FK19:00Güzide Gebzespor
    17 Ekim, CumartesiŞanlıurfaspor19:00Hatayspor
    18 Ekim, PazarKastamonuspor14:30Isparta 32 Spor
    68 Aksaray BelediyesporErbaaspor14:30Çorluspor 1947
    68 Aksaray Belediyesporİnegöl Kafkas Gençlik15:00Sebat Gençlikspor
    68 Aksaray BelediyesporMuş Sport Klübü19:00Ankaraspor
    68 Aksaray BelediyesporSomaspor19:00Aliağa FAŞ
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Yeşilyurt Belediyespor6600--2318
    2Talasgücü Belediyespor6510--1016
    3Bitlis Özgüzelderespor6501--1215
    4Niğde Belediyesispor6501--1015
    5Karaköprü Belediyespor6501--915
    6Mazıdağı Fosfatspor6420--914
    7Kırşehir Belediyespor6411--1513
    8Ağrı 19706222--08
    9Kırıkkale Büyük Anadolu6213---17
    10Silifke Belediyespor6213---37
    11Adana Adaletgucu6204---36
    12Osmaniyespor6204---56
    13Yeni Mersin Idmanyurdu6204---56
    14Karaman FK6204---96
    15Yozgat Bld Bozokspor6114---154
    16Diyarbekirspor6015---71
    17Yeni Malatyaspor6006---180
    18Adanaspor6006---220
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiYeni Malatyaspor14:00Mazıdağı Fosfatspor
    17 Ekim, CumartesiBitlis Özgüzelderespor14:00Yeşilyurt Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiAdanaspor14:30Yeni Mersin Idmanyurdu
    17 Ekim, CumartesiSilifke Belediyespor14:30Karaköprü Belediyespor
    18 Ekim, PazarAğrı 197014:00Kırıkkale Büyük Anadolu
    18 Ekim, PazarKırşehir Belediyespor14:30Niğde Belediyesispor
    18 Ekim, PazarKaraman FK14:30Adana Adaletgucu
    18 Ekim, PazarOsmaniyespor14:30Diyarbekirspor
    18 Ekim, PazarYozgat Bld Bozokspor19:00Talasgücü Belediyespor
    Son güncelleme: 15.10.2026 05:51:35